Gönderen Konu: Anadolu Türkmenleri Üzerine  (Okunma sayısı 1289 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Anadolu Türkmenleri Üzerine
« : 26 Kasım 2017, 02:32:20 »
Anadolu Türkmenleri Üzerine


Bu konuda Anadolu Türkmenlerinin yerleşimleri, yaşam tarzları gibi alanlarda ( Farklı kaynaklardan toplanmış boy ve oymak listeleri, haritalar, resimler vb.) yaptığım toplamaları paylaşacağım.

Türkmen Boyları ve Yerleşim Yerlerinin Haritası

 Bu harita Yusuf Halaçoğlu'nun haritalarından yola çıkarak hazırlanmıştır. Orjinal haritalar mümkün olduğunca sadeleştirilmeye çalışmıştır. Boyu bulmakta zorlananlar veya daha ayrıntılı incelemek isteyenler için Yusuf Halaçoğlu'nun haritaları da verilmiştir.

(aç/kapa)
(aç/kapa)

-)Felix von Luschan'ın Likya'da Yörükler, Türkmenler ve Tahtacılar Üzerine Araştırması
-)19. Yüzyıl Yörük Türkmenleri ve Osmanlı dönemi Mezopotamya'dan Fotoğraflar
« Son Düzenleme: 28 Kasım 2017, 00:58:27 Gönderen: SteppeWarrior »
 

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Felix von Luschan'ın Araştırmalarında Likya Bölgesi Türkleri
« Yanıtla #1 : 26 Kasım 2017, 12:51:32 »
19.Yüzyılda özellikle yabancılar arasındaki Anadolu Türklerine yerel bir kimlik (Rum ve Ermeni bir kök) teorisi yavaş yavaş ortaya çıkmıştı. Günümüzde hala az çok sürdürülen bu teori ne yazık ki bu düşünceleri paylaşan insanları üzecek şekilde doğru değildir. Bu yazıda Anadolu’ya 19. Yüzyılda gelen ve yerel kültürleri inceleyen Antropolog Felix von Luschan’ın çektiği fotoğrafları derledim. Öncelikle Felix von Luschen’in yazılarını parantez içerisinde paylaşıp ardından kendi incelemelerimi yazacağım. Öyleyse yavaşça başlayalım. (Felix von Luschan’ın yazılarının orjinalini görmek için Buraya tıklayın.)

 “Likya civarında yaşayan insanların büyük bölümü, kendilerinin Türk olduğuna inanırlar. Ancak bu yaygın görüşe inanmayıp, onları sadece Türkçe konuşan yerel Müslümanlar olarak görmekteyseniz büyük bir yanlış içerisine düşersiniz. Elbette insanları etnografik olarak sınıflandırmayıp, millet anlayışını etnik bir köke göre değerlendiriyor, dil ve din açısından değerlendirmiyorsanız o zaman bu yaygın görüş yavaş yavaş doğru olmaya başlıyor.
 Likya Türkleri gibi Bosna’da yaşayan Müslümanları da Türk olarak görebilirsiniz. Zaten ikisini de incelediğimizde ikisinin de aynı dinsel özellikleri paylaştığını görürüz, aralarında büyük bir fark yoktur. Ancak Boşnaklar, Güney Slav halklarının bir parçasıdırlar. 1463 yılından sonra zorla Müslümanlaştırılan Boşnaklar günümüzde hem Slav köklü dillerini konuşmakta hem de İslam dinini sürdürmektedirler.
 Kosova’da etnik açıdan Türk yoktur, ancak Bosna’da bu insanlardan iz bile yoktur. Fakat bu sadece Bosna ve Kosova’da değil, Likya ve Güneybatı Anadolu’nun genelinde yerel insanları incelediğimizde ortaya çıkan bir görüştür. Güneybatı Anadolu’da yapacağımız incelemelerde bu yörenin insanlarının kök olarak yerel Anadoluluların torunları olduğunu görebiliriz. Türklerin bölgeye gelmesiyle onların dil ve dinini kabul etmiş, ancak fiziki özelliklerini ve kültürlerini korumuşlardır. İleride bu yerel Anadolululardan bahsedeceğim. Ancak Likya’da yaşayan Tahtacıların bu insanlardan farklarını Antropolog olmayan birisi bile kolayca anlayabilir.
 Tahtacıların nüfusları çok az, sayılarının toplam bin aile ve 5 bin kişi kadar nüfuslarıyla Antalya’ya yayılmış ve adeta gizlenmiş bir şekilde yaşamaktadırlar. Anadolu’da tahtacılara Alevi derler, fakat bu insanlar kendilerine Tahtacı derler. Tahtacılar, Antalya’nın dağlarında yaşayıp adları gibi kereste işleriyle geçinirler. Ancak bu insanlar sadece Antalya’da değil, Güneybatı Anadolu’da dağlık ve yüksek bölgelerde yaşarlar.
 Tahtacılar, köy ve şehirlere kereste satmak için giderler. Pazarlara Avrupa’dan gelen eşyalara bakmak ve beğendiklerini almak için uğrarlar. Geri kalan her şeyi kendi elleriyle üretirler. Genelde askerden kaçmak için şehirlerden uzak dururlar. Diğer Türklerle ilişkilerinde hep çekingen davranırlar, Ramazan’da oruç tutuyor taklidi yaparlar ancak şarap içip domuz eti yerler. Diğer insanların yanında Tahtacılara “Kutsal kitabınız var mı?” diye sorduğumuzda evet cevabını alırız. Ancak Türkler “Tahtacının kitabı yoktur” derler. Ali, Hasan ve Mehmed isimlerini severler, Osman, Ömer ve Bekir gibi isimleri hiç sevmezler, bu isimlere sahip olan kişilerle ilişki kurmazlar. Tavşan eti yemezler, bunun yanında hindi etini de yemezler ve tavus kuşunu itibarı olan bir sembol olarak görürler ve şeytanın tavus kuşu şeklinde olduğuna inanırlar.
 Tahtacılar ruhların beden değiştirdiğine inanırlar. Cinlerden çok korkarlar ve onları kızdıracak sözlerden ve düşüncelerden sakınırlar. Şeytan kelimesinin kullanılması onları çok rahatsız eder. Tahtacılar ölümden sonra ruhlarının hayvan bedenine gireceğine inanılar, bunun yanında iyi işler yapan insanlar tekrar insan olarak dünyaya gelirler, önceki yaşamlarında yaptıkları iyi ve kötü işlere göre yüksek veya alçak bir pozisyonda doğarlar. Örneğin tahtacılara göre Musa, Davud, İsa ve Ali nefislerini terbiye ederek, farklı vücutta tekrar doğan kişilerdir. Müslümanlar, Tahtacıların bu reenkarnasyon inancına karşı gelirler ve alay ederler.”
[1]

Şimdi kısaca Muğla ve Antalya civarında yaşayan insanların Felix von Luschen tarafından çekilmiş fotoğraflarına bakalım

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf iki Tahtacı Türkmeni’nin 1889 yılında çekilmiş olan fotoğraflarıdır. Moğol ve diğer Asya Türkleri gibi saçlarının etrafını kazıtıp sadece arkadan bir perçem uzattıklarını görüyoruz. Asyalı dedelerinin aksine sakallarını uzun bırakmış durumdalar. İlginç bir şekilde kaş yayları düşük ve kafa tipleri sanılanın aksine günümüz romantik milliyetçilerin verdiği kafa tiplerine muhalefet olacak bir biçimde düz.

Yukarıda ise Likya’da yaşayan sıradan iki Türk görüyorsunuz. Üstteki kişi günümüzde dahi görebileceğimiz bir tipe sahipken, alttaki kişi tam tersi bir Asya tipi taşımakta. Yine kafasının arkasından saldığı perçemi ve Asyalı dedelerine muhalif bir şekilde uzun sakallarıyla Türkmen kökünü gösteriyor.

Yukarıdaki arkadaş ise bir tahtacı değil yerel bir Türk ve her haliyle bir Orta Asyalı, sakalları kesilmiş veya direk köse, elmacık kemikleri çıkık, burun beklenmeyen bir biçimde iri, yine perçem bırakılmış ve kafanın geri kalanı kesilmiş. Bu kişinin Türkmen köklü olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak yine günümüzde Türklerde görülmeyen bir fiziksel özelliğe sahip, kaş yayı düşük ve kafası tahtacıların aksine yuvarlar ve sivri. Bu arkadaş İran’da hafif Farslarla karışmış Selçuklu Türkmenlerinin tüm fiziksel özelliklerine sahip, çıkık alnıyla her ne kadar hafif bir İrani özellik gösterse de Türkmen fiziksel özelliklerini korumuş.

Yukarıda ise Muğla’nın farklı yerlerinde çekilmiş Yörük kadını fotoğraflarını görmektesiniz. Hafif çekik gözleri, geniş ve yuvarlak yüzleri hafif basık burunlarıyla Anadolu Türkmen kadınının tam temsilcileri olma potansiyeli taşıyorlar. Ancak kıyafet konusuna gelince İslamiyet sonrası bir tesettür anlayışının az da olsa yerleşmiş olduğunu görmekteyiz.

Yukarıda ise Likya Çingenelerini görmekteyiz. Çingeneler Hindistanlı akrabalarına gerçekten büyük bir şekilde benziyorlar. Her ne kadar yerel ahaliyle karışsalar da hala eski fiziksel özelliklerini taşımaktadırlar.

Yukarıda ise Muğla Ermenilerini görmekteyiz, Saç, sakal ve bıyıkları gayet düzenli bir şekilde kesilmiş, burunları uzun ve büyük, kafa tipleri tam Avrupai bir görünüş teşkil ediyor.


Muğla'da bulunan kafatasları
Likya’da yerel halklar üzerine yaptığım toplamanın sonuna geldik resimler ve yazılar Felix von Luschan’in kitabından alınmış ve farklı kaynaklardan alınan ekler içermektedir. Sonraki yazıda görüşmek üzere.



[1] http://ilhamiyazgan.blogspot.com.tr/2013/06/yyyy.html adresinde yer alan yazıdan derlemedir. Geri kalan kendi gözlemlerim ve incelemelerimdir.


EDİT: İmla (Yörük kadınları kısmında "Geniş ve yuvarlak yüzleri" yazmam gerekirken "Geniş ve yuvarlak gözleri" yazmışım.)
« Son Düzenleme: 26 Kasım 2017, 15:00:32 Gönderen: SteppeWarrior »
 

Çevrimdışı HaylHitler

Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #2 : 26 Kasım 2017, 13:48:31 »
Muhteşem bir yazı olmuş, Tahtacıların heterodoks olduğunu düşünmeye başladım. 19. yy. sonlarında hala saçlarını kazıtıp arkadan perçem bıraktıklarını görünce cidden şaşırdım. Ve hala elmacık kemikleri belirgin ve Moğol fenotipli insanların Anadolu'da kaldığını görünce.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #3 : 26 Kasım 2017, 14:06:52 »
Muhteşem bir yazı olmuş, Tahtacıların heterodoks olduğunu düşünmeye başladım. 19. yy. sonlarında hala saçlarını kazıtıp arkadan perçem bıraktıklarını görünce cidden şaşırdım. Ve hala elmacık kemikleri belirgin ve Moğol fenotipli insanların Anadolu'da kaldığını görünce.

 Teşekkürler. Bu Alman bir antropoloğun yazısı, günümüzde Tahtacılar hala bu kültürü ve dini özellikleri taşıyorlar mı bilemeyiz. Moğol fenotipe gelince, Anadolu'da hala bu insanlar var, ancak çoğunluğu köylerinde, gözlerden uzakta yaşıyorlar.
 

Çevrimdışı Noman Man

Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #4 : 26 Kasım 2017, 14:17:50 »
Kaliteli.   tbrk*
Hardcore denemesi mi grup denemesi mi yoksa zenci gücü mü bu fikir nedir açıkla bize :)
Paradoxfan gelişiyor..
 

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #5 : 26 Kasım 2017, 14:20:42 »
 

Çevrimdışı HaylHitler

Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #6 : 26 Kasım 2017, 14:36:41 »
Teşekkürler. Bu Alman bir antropoloğun yazısı, günümüzde Tahtacılar hala bu kültürü ve dini özellikleri taşıyorlar mı bilemeyiz. Moğol fenotipe gelince, Anadolu'da hala bu insanlar var, ancak çoğunluğu köylerinde, gözlerden uzakta yaşıyorlar.
Hala dağ köylerinde yaşıyorlardır büyük ihtimal. Mersin yörükleri de böyle, Orta Asya tipinden hiçbir şey kaybetmemişler. Şuan Anadolu'da baskın olarak İranid var, çoğu kişiye göre. Selçuklu'nun Farsilerle karışmasından mütevellit.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #7 : 26 Kasım 2017, 14:47:29 »
Hala dağ köylerinde yaşıyorlardır büyük ihtimal. Mersin yörükleri de böyle, Orta Asya tipinden hiçbir şey kaybetmemişler. Şuan Anadolu'da baskın olarak İranid var, çoğu kişiye göre. Selçuklu'nun Farsilerle karışmasından mütevellit.

Doğru hala yaşıyorlar. Anadolu'da insan fenotiplerine gelince çok karışık. Ancak evet en yaygın İranid.
 

Çevrimdışı fakeswift

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 470
    • Profili Görüntüle
Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #8 : 27 Kasım 2017, 01:52:52 »
Babam Sivaslı, fotoğraftaki Ermenilerden kafatasına kadar hiçbir farkı yok, hafif çekik gözlü olması dışında. Köklerimiz hakkında ipucu veren bir çalışma.

Türkiye'de fenotip çok geniş bir aralık temsil ediyor. Fotoğraflardaki her tarz insan birbirine yakın oranda Türkiye'de görülebilir. Hangisi daha fazla vardır diye tahmin yürütmek cidden zor çünkü farklı genetikten insanların karışmasının önünde bir engel olmadığı için çok ilginç karışımlar var ülkemizde. En çoğun İranid olduğuna ben emin olamıyorum, eskiden ben de böyle düşünürdüm fakat çok insanla tanıştıktan sonra emin olamıyorum dediğim gibi. Tabi baskın gen kuralları dikkate alınırsa bu genetik çeşitlilikte özelliklerini koruması en muhtemel olan grup İranid dediğimiz fenotipte kişiler olacaktır.
« Son Düzenleme: 27 Kasım 2017, 01:54:10 Gönderen: fakeswift »
 

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #9 : 27 Kasım 2017, 07:11:33 »
Babam Sivaslı, fotoğraftaki Ermenilerden kafatasına kadar hiçbir farkı yok, hafif çekik gözlü olması dışında. Köklerimiz hakkında ipucu veren bir çalışma.

Türkiye'de fenotip çok geniş bir aralık temsil ediyor. Fotoğraflardaki her tarz insan birbirine yakın oranda Türkiye'de görülebilir. Hangisi daha fazla vardır diye tahmin yürütmek cidden zor çünkü farklı genetikten insanların karışmasının önünde bir engel olmadığı için çok ilginç karışımlar var ülkemizde. En çoğun İranid olduğuna ben emin olamıyorum, eskiden ben de böyle düşünürdüm fakat çok insanla tanıştıktan sonra emin olamıyorum dediğim gibi. Tabi baskın gen kuralları dikkate alınırsa bu genetik çeşitlilikte özelliklerini koruması en muhtemel olan grup İranid dediğimiz fenotipte kişiler olacaktır.

 Elbette Türkiye'de Armenoid fenotipinin de yaygın olarak bulunduğunu söyleyebiliriz,  özellikle ermenilerin en çok yaşadığı iç Anadolu bölgesinde. Mesela ben bir egeli olarak 3. Fotoğraftaki adama çok benziyorum tabii burun ve sima farkı var,. Ancak şu asla unutulmamalıdır fenotip sizin etnik kökünüzü tam belirlemez,  sadece fenotipinizi belirleyen ırklara dair bir tahminde bulunur. Bu ermenilerin de Türklerle bir nebze de olsa karıştığını unutmamalıyız.
 

Çevrimiçi kerem1249

Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #10 : 27 Kasım 2017, 09:23:29 »
Hiçbirine benzemiyormuşum ailemiz zaten Egeli değil diyordu dedemler, haklılarmış.
Geldikleri gibi giderler...

Başkomutan Mareşal Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk

1881~
 

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
Ynt: Anadolu Türkmenleri Üzerine
« Yanıtla #11 : 27 Kasım 2017, 13:09:30 »
Hiçbirine benzemiyormuşum ailemiz zaten Egeli değil diyordu dedemler, haklılarmış.
Aslında bunlar tam egeli değil Akdeniz bölgesinde bulunan insanlar. Ama evet Ege'ye benzer, Akdeniz.

EDİT; İMLA
« Son Düzenleme: 28 Kasım 2017, 01:05:04 Gönderen: SteppeWarrior »
 

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 177
    • Profili Görüntüle
19. Yüzyıl Yörük Türkmenleri ve Osmanlı dönemi Mezopotamya'dan Fotoğraflar
Anadolu’nun Türklüğü hakkında günümüzde pek çok farklı görüş ortaya atılmaktadır. Özellikle Anadolu’yu mümkün olduğunca Gayri Türki göstermeye çalışan pek çok kişinin olduğunu da göz önünde bulundurmalıyız. Bu yazımız Yörük Türkmenleri ve Osmanlı Mezopotamya’sı üzerine kısa incelemeler ve toplamalar şeklinde olacak.
Öncelikle yazımıza “Yörük Nedir?” diye sorarak başlayalım, Yörük bizim genel tabirimizle göç eden Türkmen’dir. Şahsen bu yazıyı yazan kişi olarak ve Yörük kültürüne aşina olan birisi olarak, bizim Yörüklerin, bu Yörüklük tanımını nasıl yaptığından bahsetmek istiyorum. Bizim oralarda, Yörükler kendilerini Türkmen’den saymazlar, onlara göre Türkmen ve Yörük her ne kadar Türk olsa da, aynı boy kesinlikle değildir. Halk arasında aradaki farklılıklara bakarak varılan bu yargı elbette yanlıştır. Ancak Yörükler (en azından bizim Yörükler) bu Türkmen-Yörük ayrımını, “Yörükler Müslüman, Türkmenler alevidir.” Diyerek yaparlar. Tahtacı örneğinde gördük aslında, yerel Sünni halk her daim bu Alevi Türk halkı dışlamıştır. Bizde iş bu duruma gelmese de arada bir ayrım olduğu düşünülür. Ancak elbette bu yargı yanlıştır. Karadeniz ve İç Anadolu Türkmenleri büyük oranda Sünni’dir. Türkistan Türkmenleri Sünni’dir. Şimdi Yörük ve Türkmen ayrımına kısaca değinelim. Aslında Osmanlı dönemi bu ayrım gerçekten de halk arasında düşünüldüğü gibi Sünni-Şii ayrımına dönmüştür. Osmanlı dönemi, Safevilerin etrafında toplanan Türkmen taifeyi gören Osmanlı, zaten halk arasında Yörük olarak adlandırılan göçebe Türkmenlerin, Yörük kimliğini öne çıkartarak bir nevi Anadolu’da Türkmenler arasında huzursuzluk çıkartmaya çalışan Şii Türkmen taifesine karşı bir cephe olacak Sünni Türkmen cephesi oluşturmaya çalışmıştır[1]. Peki, günümüzde bu ayrım nasıl yapılabilir, aslında günümüz için bu ayrım yapılamaz diyebiliriz, göçebe Yörük aşırı az sayıda kaldığı için, böyle bir ayrım neredeyse imkânsızdır, şu an için sadece daha erken yerleşik yaşama geçenlere “Türkmen”, daha geç yerleşik yaşama geçenlere “Yörük” denir şeklinde bir ayrım yapabiliriz. (Not; yazımızda Yörük kültürüne değinilmeyecektir. Bu konuya daha sonraki bir yazıda değinilecektir.)
 Birazdan Anadolu’da yine Felix von Luschan tarafından 1889 tarihlerinde çekilmiş olan Yörük fotoğrafları paylaşacağız.

Fotoğrafta iki Anadolu Yörüğü görmekteyiz, yine Antalya, Muğla civarı çekilen fotoğraflarda, Tahtacılarda görülen bir ayrıntı göze hemen çarpmakta, tek perçem bırakılmış saç. Akraba olduğu belli olan bu iki Yörüğün üsttekine baktığımızda ise saçların ön ve yanının kazıtılıp arka ve orta kısmının bırakıldığını görüyoruz. Elbette fotoğrafın çekildiği zamanı düşünürsek saçını henüz kesmeye vakit bulamadığını da düşünebiliriz, ancak bunun dışında arkada bırakılan saçların yine uzun olmasını, aynı geleneğin farklı bir tarzı olarak yorumlayabiliriz. Monolid göze az çalan Almond (Badem) göz tipi göze çarpmakta, ne Ermeniler gibi çekik göze çalan bir limon-badem göz tipi var, ne de Rumlar gibi geniş ve yuvarlak gözler. Elmacık kemikleri hemen belli oluyor ve bu çok önemli bir ayrıntı, yüzün yan tarafları düz değil, elmacık kemikleri yüzünden girintili çıkıntılı duruyor. Tek örnekte bu kadar takılmak istemiyor ve sonraki örneğe geçiyorum.
Bu iki Yörüğü incelersek yukarıdaki iki Yörüğe benzerliklerini şaşırtıcı bir biçimde fark ederiz. Ancak alttaki Yörüğün, üsttekine göre daha farklı ve daha Asyatik bir özelliği var, kuyruklu gözü hemen belli olmakta. Yine İranid tipinden birkaç özellik almış olan Türki (Batı Mongoloid) tip göze çarpmakta. Üstteki Yörük yine başının arkasında uzunca saç bırakırken, alttaki Yörük saçını sadece birkaç tutam uzun olacak şekil bırakmış. (belki de kasten yapmamıştır.)
Bu iki Yörük ise diğer Yörüklere göre biraz daha fazla Armenoid tipine sahip. İranid tip ise daha az göze çarpmakta. Saç olarak üstteki Yörük tamamen salmış ve alttaki ise tamamen kesmiş durumda. Kafasının ön kısmında sanki darbe almış gibi gözüken bir çöküklük var. Ancak başka Yörüklerin de bu tarz çöküklüğe sahip olması darbe dışında başka şeylerin de buna sebep olmuş olabileceği ihtimalini aklımıza getiriyor.
Bu Yörük’te saçlarını tamamen kazıtmış. Gözler çekik, elmacık kemikleri hafiften çıkık, Türk tipine sahip olduğu su götürmez bir gerçek.
Muğlalı Yörük çocuklar. İlk gözüme çarpan şey soldaki çocuğun saç şekli oldu. Çocuğun sadece yandan görüntüsü bile bende bu çocuğun atalarının Orta Asya’da at koşturan Türkler olduğu düşüncesini uyandırıyor, nitekim bu düşüncem gerçek. Bu iki çocuk her halleriyle  eski Türkmen çocuklarını yansıtıyorlar.
Burada bir Yörük baba ve çocuğunu görmekteyiz. Her ne kadar gülümsediği için kısılmış olsa da ilk göze çarpan şey gözleri. Hafif kısık, çekik gözleri zaten bir Yörük olduğu kanaatine varmamıza sebep oluyor. Bunun dışında benim dikkatimi çeken bir diğer şey bıyıkları, sakallarını uzun bırakmayıp bıyıklarını uzatması bize Orta Asya Türk geleneklerinin, Antalya’da hala yaşatıldığını gösteriyor ve bu üstteki ihtiyar Yörüklerin 60 yaşını geçmiş olabilecekleri fikrini veriyor, çünkü eskiden Türkler 60 yaşını geçenlere sakal konusunda karışmazlar ve uzatmasına izin verirlerdi.

Peki, Anadolu’da Yörükler nerelerde yaşar. İşte bu güzel soruyu Anadolu haritası üzerinde göstermeden önce kısaca bölge bölge verelim (Sadece geniş ve genel aşiretlerin ismi geçecektir, başka bölgelerden gelip yerleşmiş veya bölgede az sayıda bulunan Yörükler yazılmayacaktır.).
Marmara; Söğüt Yörükleri, Karası Yörükleri
Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi; Karakoyunlu Yörükleri, Teke Yörükleri, Menteşe Yörükleri, İçel Yörükleri, Atçekenler, Bozdoğan Yörükleri, Sarıkeçili Yörükleri, Karakeçili Yörükleri
İç Anadolu; Yurtun Yörükleri, Bozok Yörükleri, Ankara Yörükleri, Atçeken Yörükleri, Danişmendlü Yörükleri, Akkoyunlu Yörükleri, Yurtun Yörükleri, Ulu Yörük Yörükleri, Bozulus Yörükleri
Karadeniz; Taşköprü Yörükleri, Çepniler, Yüzdeciyan Yörükleri, Kubalı Yörükleri
Doğu ve Güneydoğu Anadolu; Halep Türkmenleri, Milli Yörükleri, Dülkadirli Yörükleri, Karakeçililer, Bozulus Yörükleri, Kara Ulus Yörükleri

Daha kapsamlı merak edenler için aşağıya Yusuf Halaçoğlu’nun haritasını bırakıyorum.

Evet şimdi küçük bir bölümde konuyla fazla alakası olmasa da Osmanlı Dönemi’nde Anadolu’nun doğusunda yaşayan halklardan birkaç fotoğraf koyalım, böylece Yörüklerle bu insanlar arasında karşılaştırma yapabiliriz.

Nemrud Dağı civarında yaşayan İbo ve Bako adlı iki Kürt. Elmacık kemikleri her zamanki gibi yine belirleyici bir şekilde hafif çıkık ancak Yörüklerin sahip olduğu geniş ve çıkık yüze sahip değiller. Özellikle üstteki Kürtün yüzü tam bir İrani tip barındırıyor. Sasaniler döneminden fırlamış gibi gözüküyor. İrani tiplerde çok görülen (bu özellik bazen Türkmen ve Yörüklerde yani İran civarından gelen boylarda da görülüyor.)  çıkık alın çok belli, öyle ki gözler çok karanlıkta kalıyor. Kafa tipi ise Yörüklerden çok farklı Yörüklerin kafaları daha çok yukarıya doğru sivrilirken, Kürtlerin kafası arkadan sivriliyor.
Bu ikisi ise Lübnanlı Araplar, tipleri bin Anadolu insanını hafiften andırıyor. Daha doğrusu üstteki için bunu söyleyebiliriz. Alttaki Arap tam bir Semit ırkının temsilcisi.
İki Mezopotamya Bedevisi, tipleri yine hafiften bir Anadoluluyu çağrıştırıyor, özellikle üstteki Bedevinin arkadan toplanmış saç şekli tam Yörük-Tahtacı-Türkmen üçlüsünün saç şekillerini andırıyor.
Sol üstteki çocuk annesi Ermeni köklü, yarı Ermeni yarı Kürt birisi ve sağındaki (Sağ üstteki adam) sıradan bir Antep Ermenisi, fiziksel özelliklerinin ne kadar benzediğine bakın. Özellikle büyük ve çengelli burunları (Çengelli burun Türkmenlerde de çok görülmekte ancak bu kadar büyüğüyle henüz karşılaşmadım.) Altta yer alan adam ise bir Şammar Arabı. Yine Semit ırkın tüm özelliklerini taşıyor.

İki Anadolulu Müslüman, kökenleri hakkında kesin bir şey verilmemiş ancak kafa ve yüz tiplerinden yöre halkıyla karışmış olduklarını görmekteyiz, zira dış görünüşleri tam bir Türk tipini andırmamakta.
 
Bu günlük bu kadar, bir sonraki yazıda görüşmek üzere.



[1] "Safevilerin etrafında toplanan Türkmen taifeyi gören Osmanlı, zaten halk arasında Yörük olarak adlandırılan göçebe Türkmenlerin, Yörük kimliğini öne çıkartarak bir nevi Anadolu’da Türkmenler arasında huzursuzluk çıkartmaya çalışan Şii Türkmen taifesine karşı bir cephe olacak Sünni Türkmen cephesi oluşturmaya çalışmıştır" kısmı Halil İnalcık’ın bir yazısından. Tam kaynağı internetten bulabilirsem atarım, bulamazsam kitaplıklarımı karıştıramam.