İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Loki

Sayfa: [1] 2 3 4 5 ... 8
2
EU4 - Hikaye ve AAR / Panslavizm / Ironman
« : 18 Kasım 2014, 11:12:06 »
Россійская Имперія

3
Hasting Savaşı, 1066





Kudüs kuşatmasındaki atlı şövalyeler, 1244





Agincourt Savaşındaki okçular, 1415





Bosworth savaşındaki Yorkist Er ordusu, 1485





Tilbury silahlı birlikleri, 1588





Naseby Savaşındaki silahşörler, 1645





Malplaquet Savaşındaki özel koruyucular, 1709





Waterloo Savaşındaki özel askerler, 1815





Alma Savaşında tüfekçi tugayındaki özel askerler, 1854





Somme Savaşındaki özel askerler, 1916





Arnhem Savaşındaki paraşüt tugayı '' onbaşı '', 1944





Falkland Çatışması, kraliyet deniz komandoları, 1982





Helmand Eyaleti Kraliyet İstihkamı, yakın destek istihkam erleri, 2014





4
Volk en Vaderland (People & Fatherland)



Milli Ülkü : Batı Cermenleri Birliği

Stratejik Ortaklar : Fransa

Müttefikler : Avusturya

Koruması Altında Bulunan Devletler : Prusya

Diplomatik Kriz Yaşadığı Devletler : İngiltere - Hansa

-Milli Marş-


Führer :  Burgundiarum Maximilian Zelevas


5
EU4 - Hikaye ve AAR / İslam'ın Yükselişi
« : 18 Ağustos 2013, 23:03:34 »


Sezon 1 ; Mısırdan çıkış.
(aç/kapa)

(aç/kapa)

(aç/kapa)

(aç/kapa)

(aç/kapa)

Sezon 2 ; Aşina Ana ve Yavudinin Rüyası.

(aç/kapa)

6
Europa Universalis IV / Diplomatic Relations
« : 16 Ağustos 2013, 23:55:55 »
Evet gördüğünüz gibi 6/6 olması gerekiyorken 11/6 bu yüzden diplomasi teknolojim adam gibi gelişemiyor ınsult atmama rağmen ilişkimin iyi olduğu devletlerle bir türlü aram bozulmuyor  &)


7
Europa Universalis IV / Poland can into space
« : 15 Ağustos 2013, 18:07:05 »
Bu eşimıntı illa Polonya ile mi yapmak zorundayız ? Mesela Litvanya'yı seçerek başladım Polish–Lithuanian Commonwealth kurdum sonra teknolojiyi eşıvmıntın istediği düzeye getirdim kabul edilir mi ? veya Polonya ile başladım Polish–Lithuanian Commonwealth'a dönüştüm sonrasında teknolojileri hallettim. Yani demek istediğim illa Polonya ile mi yapmak lazım Polish–Lithuanian Commonwealth dönüşmeden ?


8
Europa Universalis IV / Ironman save dosyası
« : 15 Ağustos 2013, 13:45:30 »
Ironman moduyla girdim Rusya olarak başladım her neyse Golden Horde ve Kazan'ı indirdim autosave alıyordu kendi kendine ama şimdi save log kısmında ulaşamıyorum saveye  rlywrd* Nereye kaydediliyor bu Ironman saveleri.

9
Özel Alman Kolejleri Marşı


HRE'ye göre Bilim Evrenseldir ve herkes yararlanmalıdır , medeniyet kuşağına henüz geçmemiş uygun toplumları medenileştirmek misyonumuzdur kimse bilimin aydınlığından mahrum kalmamalıdır. HRE olarak yabancı ülkelere Özel Alman Kolejleri açmayı planlıyoruz böylece insanlık daha ileri bir çağa taşınacaktır , amacımız yıkım ve kaos değildir biz HRE toprakları dışında bir yeri kimseden talep etmiyoruz , amacımızı bütün dünyaya teknolojiyi yaymaktır.

Kolej Açmayı Düşündüğümüz Devletler

-MISIR SULTANLIĞI-
-MİNG İMPARATORLUĞU-
-FAS SULTANLIĞI-

İran'ı henüz düşünmemekteyiz Atom bombası yapabilirler.


Ayrıca kolej projemizden sonra Kuran Kursları açmayı hedeflemekteyiz.

10
HRE'nin genel meseleleri , yaşanan krizler ve HRE'yi ilgilendiren teklifler buradan yapılmalıdır.

HRE MARŞI





Prens Kafiryon

Şansölye Loki


Müttefiklerimiz

RUSYA

Korumamız Altında Olan Devletler


İsviçre Cumhuriyeti
Danimarka Krallığı
Macaristan Krallığı

Kriz ve Savaş Halinde Olduğumuz Devletler




12

GOETHE'NIN GILIYIK






Diplomasi burada yapılır ;

Hollanda ve Burgonya müttefikimizdir , bu iki ülke dışında hiçbir ülke ile müttefiklik düşünmüyoruz ve tarafsız politikamızı koruyoruz. Bize dostluk çıbığı uzatmak isteyenler burası aracılığı ile uzatabilir.

14
1453-1836 / Kelle Kulesi
« : 07 Haziran 2013, 20:46:59 »
Kelle Kulesi, Niş yakınlarında bulunan 19. yüzyıldaki Sırp isyancıların kesilmiş başlarından oluşan 952 kafatasından inşa edilmiş bir kule. Kule, Osmanlıdan ayrılmak isteyen Sırplara ibret vermek için yaptırılmış daha sonra anıta çevrilmiştir.

31 Mayıs 1809 tarihinde Sırp asiler Niş'in birkaç kilometre kuzeydoğusundaki Çegar tepesinde yapılan savaşta Osmanlı ordusuna karşı 1804'deki ayaklanmalarından beri en büyük yenilgiyi aldılar. İsyancı Sırp ordusunun imha edilmesinden sonra o zaman Osmanlılar'ın Niş ordu komutanı Hurşid Ahmed Paşa diğer Sırp asilerine gözdağı vermek için öldürülen asilerin başlarının kesilerek kafataslarından bir kule yapılması emrini verdi. İhtilalcilerin lideri Sindzeliç'in başının da bulunduğu kule 952 kafatasından oluşmaktaydı. Kafataslarından ayrılan kafaderileri içleri samanla doldurularak kanıt olsun diye İstanbul'a II. Mahmut'a yollandı.

1878 yılına kadar yani Sırbistan'ın Osmanlı eğemenliğinden kurtuluşuna kadar açık havada ve korunaksız bir şekilde bırakılmış olan kulenin içerisinde gerek hava koşullarından ve gerekse de defin için asilerin akrabaları tarafından götürülmesinden dolayı bugün sadece 58 kafatası kalmıştır. 1892 yılında Sırbistan'ın her tarafından toplanan yardımlarla Belgradlı mimar Dimitrije T. Leko tarafından kulenin her tarafını kaplayacak ve örtecek şekilde bir kilise yapılmıştır.

Sırp ihtilalcilere ait kafataslarından yapılmış Sırpça Ćele Kula yani Kafatası Kulesi (Niş, Sırbistan)


Stevan Sinđelić'e ait olduğu söylenen kafatası


Kuleyi çevreleyen şapel


Kelle Kulesi Şapeli


Kuleden detay



Jean-Leon Gerome çizdiği resim.



15
Tarih Ansiklopedisi / MOĞOL İMPARATORLUĞU
« : 18 Mayıs 2013, 16:53:27 »

Moğollar

Türklerin genellikle Tunguz adını verdiği Moğollar , güneyde Çin Seddi'nden kuzeyde Baykal Gölü'ne kadar olan sahada , siyasi birlikten yoksun olarak kabile hayatı yaşıyorlardı. Avcılık ve hayvancılıkla geçinen bu kabileler , uzun yıllar Hun , Göktürk ve Uygur Türklerinin egemenlikleri altında yaşamışlardır. XII. yüzyılın sonlarında Moğolistan ve civarındaki bölgelerde yaşayan ve birbirleriyle mücadele halinde olan en güçlü boylar Keraitler, Naymanlar , Merkitler ,Oyratlar ve Moğollardo. Moğollar , ilk zamanlarda diğer boylar arasında güçlü ve tanınmış bir boy olmakla birlikte , bu kabileler Cengiz Han tarafından bir yönetim altına alındıktan sonra , genel bir milli isim olarak Moğol ismi kabul edilmiştir.


Cengiz Han ve Moğol İmparatorluğu'nun Kuruluşu

Asıl adı Temuçin olan Cengiz , 1155 yılında Moğolistan'da doğmuştur. Moğol kabile reislerinden Yesügey'in oğlu olan Temuçin , babası öldüğünde henüz 12 yaşında idi. Babasından hiç bir şey kalmayan Temuçin, annesi Ulunike ve kardeşleriyle çok zor günler yaşamıştır. Devletinin temelini çok geç atabilen Temuçin , bu yüzden fetihlere e geç başlayabilmiştir. Boylar arasındaki savaşlarda başarılı olan Temuçin , daha sonra Merkitleri , Keraitleri ve Noymanları yenmiştir. Çeşitli Moğol kabilelerinin birleşerek , Temuçin'e karşı hükümdar olarak seçtikleri Camuka'yı 1204 yılında etkisiz hale getirerek Moğolistan'ın tamamına hakim olmuştur. 1206 yılında Moğol reislerinin bir araya geldiği kurultayda Temuçin , Çingiz ( Cengiz ) ismini ve han unvanını alarak Moğol Devleti'ni kurmuş , kendisine de Karakurum şehrini merkez yapmıştır


Cengiz Han'ın Fetihleri

Cengiz Han, düzenli ve disiplinli ordusu ile kısa zamanda ,Moğolistan'daki hakimiyetini güçlendirdikten sonra, Kırgızları itaat altına aldı ve 1209 yılında da Doğu Türkistan'daki Turfan Uygur Devleti'ne son verdi. Karluklar ise savaşmadan Cengiz Han'ın hakimiyetini tanımışlardır. 1211 yılında Merkit ve Nayman adlı iki Moğol kabilesini de hakimiyeti altına alan Cengiz Han , böylece Harzemşahlar Devleti ile komşu olmuştur

Cengiz Han , 1211-1216 yılları arasında Çin'e karşı birçok sefer düzenlemiştir. Kuzey Çin'deki Hitay ve Tangurları yenerek başkentleri Pekin(Hanbalık)'i 1211 yılında fethetmiştir. Cengiz Han başkenti Karakurum'a dönerken Çin'in zenginliklerini ve bilim adamlarını da yanında götürmüştür. 1218 yılında Cengiz Han , Harzemşahlar Devleti'nin hükümdarı Muhammed Harzemşah döneminde bir Moğol ticaret kervanını , ticaret yapmak düşüncesi ile Harzemşahlara göndermiştir. Ancak Harzemşahların Otrar valisi İnalcık , kervandakilerin casusluk yaptıkları düşüncesiyle hepsini öldürtmüş ve mallarına da el koydurmuştur. Bu olayı haber alan Cengiz Han , Harzemşahların hükümdarı Muhammed Harzemşah'tan , Otrar valisini cezalandırmak için kendisine verilmesini ve zararın da tazmin edilmesini istemiştir. Ancak bu teklif Harzemşahlarca reddedilmişti. Bunun üzerine Cengiz Han'da 1219-1220 yıllarında Harzem Seferi'ne çıktı. Bu seferde Otrar , Buhara , Semerkant ve Gürgenç gibi şehirler alınarak tahrip edildi. Yoluna devam eden Cengiz Han Maveraünnehir'i geçerek Hazar Denizi'nin güney ve kuzeyinden iki kol halinde Doğu Avrupa'ya kadar gitmiştir. Burada da Alanları ve Kıpçakları yenen Cengiz Han , daha sonra da Horasan ve Gazne üzerinden İndus kıyılarına inerek Pençap'ı ( Kuzey Hindistan ) istila etmiştir. Güney Çin'deki karışıklıklar üzerine Moğolistan'a dönen Cengiz Han , 1227 yılında ölmüştür. Cengiz Han öldüğünde , kurduğu devletin sınırları doğuda Çin Denizinden batıda Almanya sınırlarına , kuzeyde Sibirya'nın orta bölgelerinden güneyde Himalaya dağlarına kadar uzanıyordu.


Moğol İmparatorluğu'nun Parçalanması

Cengiz Han , ölmeden önce ülkesini dört oğlu arasında paylaştırmıştı. Moğol töresine göre en büyük oğlu ülkenin en uzak kısmını , en küçük oğul da ata ocağını alırdı. Cengiz , büyük oğlu Cuci'ye Ukrayna'dan Aral gölüne kadar uzanan Doğu Avrupa ve Kuzey Türkistan topraklarını , Çağatay'a Doğu Türkistan ve Maveraünnehir'i , Ögeday'a ülkenin doğu toprakları olan Çungarya'yı , Tuluy'a da baba ocağı yani Moğolistan ve Kuzey Çin'i ,  mindless zombiye ise üçün birini vermişti.

Cengiz Han ölünce yerine vasiyeti gereği oğlu Ögeday geçti. Ögeday döneminde Kore alındı. Kuzey Çin tamamen İmparatorluğa bağlandı. Rusya ve bütün Doğu Avrupa istila edildi. 1241 yılında Ögeday'ın ölümüyle ülkeyi 1246 yılındaki Kurultay toplantısına kadar karısı Töregene yönetmiştir. Daha sonra Moğol İmparatorluğu'nun başına , kağan seçilen Tuluy'un oğlu Mengü geçmiştir. Mengü , kardeşleri Kubiley ve Hülagü ile Çin ve Orta Doğunun fethine devam etmiştir. 1258 yılında Cengiz Han'ın torunu Hülagü , İran ve Irak'a sefer düzenleyerek Abbasi halifeliğini ortadan kaldırmıştır.

Cengiz'in torunu Kubilay'ın devlet merkezini Karakurum'dan Pekin'e taşıması ve merkezi otoritenin de giderek zayıflamasıyla Moğol İmparatorluğu toprakları üzerinde dört büyük devlet ortaya çıkmıştır. Cengiz Han'ın oğulları ve torunları tarafından kurulan bu devletler; Kubilay Hanlığı , Çağatay Hanlığı , Altın Orda Devleti ve İhlanlı Devletidir.


Kubilay Hanlığı

Cengiz Han , ülkenin doğu topraklarını Ögeday'a bırakmıştı. Ögeday'ın ölümünden sonra oğlu Kiyuk kağan seçildi. Kiyuk'un ani ölümü üzerine 1251'de toplanan kurultayda Tuluy'un oğulları olan Mengü ve Kubilay başa geçtiler. Büyük Kağan Mengü'nün 1259'da ölümüyle yerine geçebilecek olan kardeşleri Kubilay , Hülagü ve Arık Buğa arasında taht kavgası çıkmış ve bu mücadeleyi Kubilay kazanmıştır.

Çin'e yerleşen Kubilay , Çin adetlerini benimsedi. Devlet merkezini Karakurum'dan Pekin'e taşıdı. Cava ve Malay yarımadasını ele geçirdi. Güney Çin'e sefeler düzenledi ve hakimiyeti altına aldı. Kubilay , büyük kağan olduğundan dolayı, diğer Moğol topraklarını da kendisine bağlı kabul ediyordu. Ancak onun Çin'den dışarı hiç çıkmaması , diğer Moğol hanlarının hoşuna gitmiyordu. Bu yüzden Kubilay'a karşı başlatılan savaşlar , Kubilay'ın 1294 yılında ölümünden sonra da devam etmiştir. Sonunda Kubilay Hanlığı; Altınorda , İlhanlı ve Çağatay Hanlığıyla olan bağlarını kopararak tamamen bağımsız hareket etmeye başlamıştır.

Kubilay Hanlığı , Çin'de kurulduğu için Türkleşmeyen ve İslamiyeti kabul etmeyen tek Cengiz koludur. Buna karşılık Kubilay Hanlığında Budizm , Hristiyanlığın Nasturi ve Katolik mezheplerine inananlar çoğunlukta idi.

Venedikli gezgin Marko Polo , Papanın mektubunu Kubilay Han'a getiren babası ve amcası ile birlikte Çin'e gelmiş ve uzun süre Moğolların diplomatı ve elçiliklerinde üye olarka çalışmıştır. 20 yıla yakın bir süre Çin'de kalan Marko Polo Çin'i gezme imkanı da bulmuş ve 1295 yılında Venedik'e döndükten sonra yazdığı ünlü seyahatnamesinde gezdiği yerleri anlatmıştır.

1368'de ülkücü Çinliler, Moğollara karşı başlattıkları mücadele sonunda , Çin'deki Moğolları ülkelerinden çıkararak Kubilay Hanlığı'na son vermişlerdir.


Çağatay Hanlığı

Cengiz Hanın paylaştırdığı topraklardan olan Doğu ve Batı Türkistan oğlu Çağatay'ın payına düşmüştü. Bu toprakların içerisinde Maveraünnehir, Balkaş Gölü ve çevresi ile Uygurların ülkesi olan Beşbalık'ın batı kısımları yer alıyordu. Çağatay ve ailesi ilk zamanlarda yönetimde söz sahibi değildi. Bu dönemde Çağatay'ın payına düşen topraklar büyük kağan adına emirler ve komutanlar tarafından yönetilmiştir. Moğol Kağanı Mengü'nün ölümünden sonra , Çağatay'ın çocukları 1264 yılından itibaren Maveraünnehir'e yerleşerek , Horasan'dan Moğolistan'a kadar uzanan topraklarda büyük bir devlet kurmuşlardır. Cengiz'in oğullarından sadece Çağatay'ın adı devlete isim olmuştur.

Çağatay tahtına geçen Tarma Şirin döneminde İslamiyet kabul edilerek, Çağatay Hanlığının resmi dini olmuştur. İslamiyetin kabulü ile birlikte Çağatay Hanlığı hızlı bir şekilde Türk Devleti haline gelmiş , XIV. yüzyıldan itibaren de Moğolcayı bırakarak Türkçeyi benimsemişlerdir.

1346 yılından sonra hanlar ile komutanlar arasında başlayan mücadeleler , merkezi otoritenin zayıflamasına neden olmuştur. Devletin başında her ne kadar Cengiz ailesine mensup bir han bulunmasına rağmen yönetim emirlerin ve komutanların elinde olmuştur. Çağatay Hanlarından İlyas Hoca zamanında Timur , devletin içinde bulunduğu karışıklığı fırsat bilerek , devleti egemenliği altına almıştır. 1369 yılında Timur , Belh şehrinde düzenlediği bir törenle kendisini tüm Çağatay topraklarının emiri ilan etmiştir. Fakat Timur , Cengiz soyundan olmadığı için Çağatay soyundan gelen Suyurgutmuş'u tahta çıkarmış ve ona şeklen bağlı kalmıştır Suyurgutmuş'un ölümünden sonra tahta çıkan oğlu Mahmut'ta her ne kadar Timur tarafından han ilan edilmişse de , Timur'un bir komutanı olmaktan ileri gidememiştir.


Altın Orda Devleti

Cengiz Han , büyük oğlu Cuci'ye İrtiş Nehri'nin batısında kalan bölgeyi vermişti. Cuci'nin babasından önce ölmesi nedeniyle Cengiz Han'da bu bölgenin yönetimini torunu Batu'ya vermiştir. Batu Han ve kardeşleri bu bölgeleri kendi aralarında paylaşmışlardır. Böylece ülkenin doğu kısmı Ak Orda'nın , Kıpçak Türklerinin toprakları Batu Han'ın , İtil Nehri'nin orta ve kuzey kesimleri Toktamış ( Türk Temur )'ın ve Ural dağlarından Güney Sibirya'ya kadar oaln bölge de Şıban Han'ın payına düşmüştü. Batu Han, Hazar Denizi'nin kuzeydeki Saray Şehrini başkent yaparak Altın Orda Devleti'ni kurmuş , kardeşleri de Batu Han'ın hakimiyetini tanımışlardır.

Cengiz Han'ın ölümünden sonra 1235 yılında toplanan kurultay, Doğu Avrupa topraklarının fethedilmesi kararını almış, bu amaçla hazırlanan ordunun başına da Cuci'nin oğlu Batu Han getirilmişti. Bulgarları , Kumanları , Rusları ve Almanları yenilgiye uğratan Batu Han , İtil Bulgar Devleti'ni ortadan kaldırarak Moskova , Don ve Dinyeper bölgelerini ele geçirmiştir. Ayrıca 1240 yılında Kiev'i ele geçiren Batu Han Polonya , Macaristan ve Dalmaçya kıyılarına kadar uzanan bir sefer düzenleyerek batı seferini tamamlamıştır.

Batu Han'dan sonra yerine Berke Han geçmiştir. Berke Han döneminde devlet en parlak dönemini yaşamıştır. Ayrıca Berke Han'ın İslamiyeti kabul etmesiyle Altın Orda Devleti Müslüman bir devlet olmuştur. Altın Orda Devleti İslamiyeti kabul eden ilk Cengiz koludur. Türkistan ile kurulan ticari ilişkiler sonucunda , ülkenin gelir seviyesi artarak devletin ekonomik durumu güçlenmiştir. Bu dönemde Moğol İmparatorluğu ile olan ilişkilerin zayıflamış olmasını fırsat bilen Berke Han , Altın Orda Devletinin bağımsızlığını ilan etmiştir.

1312 yılında başa geçen Özbek Han ve ondan sonra tahta çıkan kardeşi Canibek Han dönemlerinde devlet mevcut gücünü korumuştur. Özbek Han zamanında tüm Altın Orda halkı Müslüman olmuştur. Canibek Han'da İlhanlılarla yaptığı başarılı savaşlar sonucunda ünlenmiştir. Canibek Han'dan sonra ülkede çıkan iç karışıklıklar Altın Orda Devleti'nin zayıflatmıştır

1380 yılında Toktamış Han , Timur'un yardımlarıyla tahta çıkmıştır. Ülkenin birliğini yeniden sağlayan Toktamış Han , Rusları ve Litvanyalıları yenilgiye uğratarak , devletini eski güçlü dönemlerdeki durumuna getirmeye çalışmıştır. Ancak Timur ile anlaşmazlığa düşen Toktamış , Timur'la yaptığı Terek Savaşı'nda yenilerek Litvanya'ya kaçmıştır. Timur'un Altın Orda Devletine yaptığı saldırılar sonucunda devlet zayıflamış , bu da Rusların zaman içinde güçlenerek ilerlemelerini kolaylaştırmıştır. Yoğun iç karışıklıklara rağmen Altın Orda Devleti birdenbire yıkılmamış , zaman zaman kendini toparlamaya çalışmışsa da , toprakları üzerinde Kırım ve Kazan hanlıklarının kurulmasıyla parçalanmaktan kurtulamamıştır. Altın Orda Devletinin parçalanması sonucunda topraklarında ortaya çıkan diğer hanlıklar ise Sabir, Astarhan , Özbek , Buhara , Nogay , Hive , Hokand ve Kasımdır. En sonunda 1502'de Kırım Hanı Mengli Giray'a yenilen Şeyh Ahmet'in ölümüyle Altın Orda Devleti yıkılmıştır.


İlhanlı Devleti

Merkezi Tebriz olan İlhanlılar Devleti , Cengiz'in torunu Hülagü tarafından İran'da kurulmuştur. Devlet kısa zamanda İran , Irak , Azerbaycan ve Anadolu'ya hakim olmuştur. Hülagü Han, büyük hana bağlı olduğu için İl-Han unvanını almış , bu nedenle kurduğu devlete de İlhanlılar denmiştir.

İlhanlılar topraklını genişletmek amacıyla Azerbaycan topraklarını elde etmek için Altın Orda Devletiyle , Türkistan toprakları için de Çağatay Hanlığı ile savaşmışlardır. İlhanlılar 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşıyla Anadolu Selçuklularını yenerek hakimiyetleri altına almışlardır. Daha sonra Suriye ve Filistin'e yönelerek buralardaki beylikleri de ele geçirmişlerdir. Bundan sonra Orta Doğu'da Memlük-Moğol mücadelesi başlamıştır. 1260 yılında Ayn Calud Savaşında Memlükler , İlhanlıları yenilgiye uğratarak , onların batıya doğru ilerleyişlerini durdurmayı başarmışlardır. Hülagü , 1258 yılında bağdat'ı ele geçirerek Abbasi halifeliğine son vermiştir. Bağdat'ta büyük tahribat yapan Moğollar , binlerce kişiyi öldürerek kütüphaneleri ve camileri de yıkmışlardır. Bağdat'ın Moğollarca istilası bütün İslam dünyasını üzmüştür. Bağdat'ın ele geçirilmesinden sonra Suriye'deki beylikler de İlhanlıların egemenliklerini tanımışlardır. İslam dünyasına büyük zarar veren Hülagü'nün Müslümanlara en büyük yararı , Alamut Kalesi'ni ele geçirip Hasan Sabbah'ı öldürerek Batınileri dağıtması olmuştur.

İlhanlılar , Ahmet Teküdar döneminden itibaren İslamiyeti kabul etmeye başlamışlar , Gazan Mahmut Han zamanında da İslamiyeti tamamen kabul ederek Müslüman bir devlet olmuşlardır. Ebu Said Bahadır Han zamanında başlayan iç çatışmalar nedeniyle devlet güç kaybetmeye başlamış , Ebu Said Bahadır'ın ölümüyle de devlet yıkılmıştır.


Moğol İmparatorluğunun Dünya tarihindeki başlıca etkileri şunlardır

- İslam dünyasında ve Doğu Avrupadaki karışıklıklara son vererek siyasi birlik ve istikrarı sağlamışlardır.
- Moğol hakimiyetinin sağlanması sırasında pek çok şehir ve ülkeyi tahrip etmişler , fakat daha sonra ise yakılıp yıkılan şehirleri yeniden inşa etmişlerdir.
- Ticaretin gelişmesi için çalışmışlardır. İstila ve savaşlar nedeniyle kapanan İpek Yolunu eski canlılığına kavuşturmuşlardır.
- Doğu ve Batı arasındaki ticaret karşılıklı kültür alış verişine neden olmuş, Avrupalı tüccarlar ve misyonerler , İran limanlarından Hindistan limanlarına ve Çin'e giden deniz yolundan yararlanmışlardır.
- Maveraünnehir ve Horasan halkını Çin sınırlarına yerleştiren Moğollar, İslamiyetin Orta Asya ve Uzak Doğu'da yayılmasını sağlamıştır.
- Moğol istilası ile Asya'dan Anadolu'ya yoğun bir Türk göçü başlamış bunun sonucunda da Oğuz Türkleri ile Anadoludaki Türk nüfusu çoğalmıştır.
- Moğollar devlet yönetimi konusunda da çeşitli milletlere örnek olmuşlardır.
- Moğollar, bilim ve sanatın gelişmesi için çalışmılardır. Özellikle İlhanlılar ve Çağatay Hanlığı döneminde İslam kültür ve medeniyeti çok gelişmiştir.




Moğol İmparatorluğunda Kültür ve Uygarlık

Devlet Yönetimi

Moğollarda devlet yönetimi İslamiyetten önce kurulan Türk devletlerinde uygulanan ilkelere göre düzenlenmişti. Kağan veya Han diye isimlendirilen Moğol hükümdarları kurultay tarafından seçilirdi. Moğol İmparatorluğunun kısa zamanda gelişip büyümesinde , Cengiz Han tarafından hazırlanan Cengiz Yasası'nın önemli rolü olmuştur. Bu yasanın esasını katı bir disiplin ve ahlak anlayışı oluşturmaktaydı.

Moğollarda ve daha sonra kurulan Türk-Moğol devletlerinde hükümdarlık babadan oğluna geçerdi. Bu tanrının hükümdar olan kimseye bahşettiği kut anlayışından , kutun da kan yolu ile erkek çocuklarına geçtiğinin kabul edilmesi inancından kaynaklanan eski Türk anlayışına dayanmaktadır. Hükümdarın oğullarından hangisi güçlü ise tahta o geçerdi. Türklerde olduğu gibi Moğollarda da kurultay önemli bir devlet organı idi. Kurultayın başkanı hükümdardı. Kurultayda savaş ve barış konuları halktan toplanacak vergiler ve hükümdar seçimleri görüşülürdü. Kağanın ölümüyle yeni kağanın seçilerek tahta çıkarılması törenin yapıldığı kurultay toplantısı arasındaki süre bazen çok uzun olabilirdi. Bu sürede devleti ölen kağanın karısı yönetirdi. Hakanın yardımcısına vezir denilirdi.

Moğollar aileye yasun derlerdi. Yasunların birleşmesiyle aymag ve oboglar(obalar) , obogların birleşmesiyle irgen denilen aşiretler(boyları) , aşiretlerin birleşmesiyle de millet(el) oluşuyor, millet de devleti meydana getiriyordu. Yasun ve obogları noyanlar idare ederdi. Noyan , genellikle komutan anlamında kullanılmıştır. Noyan önceleri hem sivil hem askeri yöneticileri ifade ederken daha sonraları sadece komutan anlamında kullanılmıştır. Noyanların yardımcılarına da nöker denirdi.

Moğol İmparatorluğunda köleler de bulunurdu. Köleler genelde savaş esirleri idi ve bunlar kendi boylarının özelliklerini korurlardı. Yararlılık gösteren köleler serbest bırakılabilirdi.

Moğol toplumunda kadına gereken saygı gösterilmiştir. Baba öldüğünde anne aileyi malı ve mülkü idare ederdi.Koca ölünce kadın onun hukukundan istifade edebilirdi. Hanedana mensup kadınlar törenlere ziyafetlere hatta bazen kurultaya da katılabiliyorlardı. Törenlerde kadınlar , hanedan içerisindeki konumlarına göre hükümdarın ve tahtın yanında yer alırlardı.

Moğollarda devlet , hanedanın ortak malı sayıldığından topraklar , kağan tarafından hanedanın erkek üyelerine köbegün(prens) paylaştırılırdı. Hanedan üyeleri de emirleri altındaki noyanlara büyük hana bağlı olarak bu toprakları yönetirlerdi. Moğollarda komuta zinciri kağan-köbegün-noyan-nöker şeklinde idi. Köbegünler , kendilerine verilen toprakların sahibi olmakla birlikte vergiyi toplayamazlardı. Toprakların vergilerini kağan tarafından görevlendirilen darugaçin adlı memurlar toplardı. DArugaçinler topladıkları verginin belli bir miktarını köbegüne verirlerdi.

Moğollarda adalet işlerine yargucı denilen hakimler bakardı. Cinayet , hırsızlık , büyü , zina , kötülük yapmak ve çalınmış mal saklamanın cezası idamdı.

Ordu

Moğol ordu sistemi , Büyüh Hun İmparatoru Mete Han tarafından bulunan onlu sisteme dayanıyordu. En büyük askeri birlik olan tümen , on bin kişiden meydana geliyordu. Tümenlerde bin , yüz ve on kişilik gruplardan oluşuyordu. Bu birliklerin başında da tümenbaşı-binbaşı-yüzbaşı ve onbaşı denilen komutanlar bulunurdu. En bbüyük askeri birlik olan tümenlerin başında genellikle hanedan ailesinden biri veya boy ve kabile beylerinden biri olan deneyimli bir komutan bulunurdu. Moğol ordusunun çoğunluğunu atlı birlikler oluşturmakta ve ordu komutanlarına da noyan adı verilmekte idi. Moğol ordusu değişik iklim şartlarında ve arazide görev yapabilme yeteneğine sahipti. Moğol askerinin en çok kullandığı silahlar ise kılıç , balta , demir gürz , kancalı mızrak , ok ve yaydı.

Çok disiplinli ve eğitimli olan Moğol ordusu, savaşlarda Türklerin Turan taktiğini başarılı bir şekilde uygularlardı. Kuşatma sırasında direnen şehirler ele geçirilince , günlerce yağmalanır ve halkı da kılıçtan geçirilirdi. Barış dönemlerinde ordunun savaşçılık yeteneklerini koruması için üç aya kadar süren sürek avları düzenlenirdi.


Dil ve Edebiyat

Moğollar ilk dönemlerde resmi dil olarak Moğolcayı kullanmışlardır. Moğolların hakim olduğu topraklardaki halkın çoğunluğunun Türk olması , kısa zamanda Türkçenin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ayrıca Cengiz'in oğlu Çağatay'ın topraklarında gelişen Türkçeye Çağatay Lehçesi denilmiştir. Çağatay Lehçesi , Orta Asya Türkçesinin kısmen Moğolcayla birleşmesiyle ortaya çıkmış bir lehçedir.

Moğollar Cengiz Han döneminden başlayarak en çok Uygur alfabesini kullanmışlardır. İslamiyetin kabulünden sonra da Arap alfabesi , Uygur alfabesi ile birlikte uzun süre kullanılmıştır. Özellikle İlhanlı Moğollarında Türk dili , Türk tarihi ve genel olarak Türk kültürü açısından önemli eserler ortaya konmuştur. İlhanlılar , İslamiyete girdikten sonra Müslüman-Hint hikayeleri olan kelile ve dimne'yi Moğolcaya tercüme etmişlerdir.

Çağatay Hanlığı döneminde yaşayan Rabguzi , Orta Asya Türkçesinin Harzem bölgesindeki önemli yazarı idi. O , Kısasü'I-Enbiya adlı eserinde peygamberlerin hayat hikayelerini anlatmıştır. Altın Orda Devleti döneminde yazılan Husrev'ü Şirin Mesnevisi'ni Kutup mahlasını kullanan bir şair yazmıştır. Moğol devri edebiyatının güzel bir örneği olan Husrev'ü Şirin Mesnevisi , Altın Orda hanı Tinibek Han ve karısı adına yazılmıştır. Bu eserde din dışı duygu ve düşünceler ile diğer konular işlenmiştir.

Moğollar zamanında tarih bilimi ve tarih yazıcılığı da gelişmiş ve önemli eserler meydana getirilmiştir. Türk ve Moğolların genel tarihi olan ve İlhanlı vezirlerinden Reşidüddin tarafından yazılan Cami-üt Tevarih ile Cüveyni'nin üç cilt halinde Farsça yazdığı Tarih-i Cihanguşa bu dönemin ünlü eserlerindendir.

Reşidüddin eseri Cami-üt-Tevarih'te Türk,Moğol,Çin,Hint ve batı Avrupa kavimlerinin tarihlerini yazmıştır. Moğol diliyle yazılan bu eserde ayrıca Oğuz Kağan Destanı'ndan da bahsedilmiştir. Daha sonra bu eserin Farsça ve Arapça nüshaları da yazılmıştır. Cüveyni ise eserlerini Moğolca Farsça ve Arapça yazmıştır. Cüveyni Hülagü Han döneminin devlet adamlarından birisidir. Üç cilt halinde yazdığı eseri Tarih-i Cihanguşa'nın birinci cildinde Moğolları , ikinci cildinde Harzemşahlar tarihini ve onlarla Karahitaylar arasında yapılan savaşları , üçüncü cildinde de Hülagü'nün İran'a gelişini ve Batınilerle olan ilişkilerini yazmıştır. Moğolların Gizli Tarihi adlı eser ise son zamanlarda ortaya çıkarılmıştır. Ögeday Kağan zamanında yazılan bu eserde Cengiz Han'ın hayatı anlatılmaktadır.

Moğol devrinde yaşayan bir başka tarihçi de Vassaf'tır Vassaf , Moğolların hizmetinde çalışmış ve Tecziyet el-Emsar ve Tecziyet el-a'sar adlı eserini İlhanlı hükümdarlarına sunmuştur. İlhanlıların hizmetinde bulunmuş olan bir başka tarihçi de Hamdullah Müstevfi'dir. Onun yazdığı eserler arasında Tarih-i Güzide manzum olarak kaleme aldığı Zafer-name ve coğrafya ile ilgili Nüzhet el-Kulub sayılabilir


Toprak Yönetimi

Moğollar askeri ikta toprakalrı ile mülk olarak verilen topraklara suyurgal adını vermişlerdir. Ayrıca boyların kendi mülkleri olan toprakları da vardı, bunlara da nutuk(yurd) derlerdi. Yeni fethedilen topraklar kağanın mülkü sayılırdı. Kağanın hanedan üyelerine verdiği topraklara ise inçü ( inci ) deniliyordu. İkta olarak verilen bu inçü denilen toprakların vergilerini hanedan üyeleri toplayamazdı. Vergileri kağan tarafından görevlendirilen darugaçin denilen görevliler toplardı. Kağanlar, komutanlar ve başarılı kişilere mükafat olarka toprak verebilirdi. Bu tür verilen araziye de kopı denirdi.

Moğollar askeri ikta sistemini uygulamışlardır. Askeri iktalara çerig yurdu adını veren Moğollar, bu toprakların gelirleriyle askeri birlikler at , cephane , silah , yiyecek çadır gibi ihtiyaçlarını karşılarlardı. Askeri iktaların gelirini toplamaya sivil yönetim karışmazdı. Askeri iktalar üzerinde yaşayan köylüler , ürettikleri ürüne göre vergi verirlerdi. Askerler , belirlenen vergi dışında fazla vergi toplayamazlar , üretilen mallara da el koyamazlardı. Askeri iktalardaki düzeni bitikçi denilen görevliler kontrol ederdi. Halktan alınan vergilerin başında arazi ve emlak vergileri gelirdi. Halk önceleri vergisini nakdi değil , hububat veya kumaş gibi şeylerle öderdi. Bu sistem Cengiz Han'ın ölümünden sonra da uzun süre uygulanmıştır. Çiftçilerden ürettikleri ürünün onda biri olarak alınan vergiye kalan , göçebe halktan ise kopçur vergisi alınırdı. Tamga vergisi ise tüccarlardan ve pazara getirilen mallardan alınırdı.


Ekonomik Hayat

XI. ve XIII. yüzyıllarda Moğollar göçebe olarak yaşamışlar çobanlık ve avcılıkla geçinmişlerdir. Göçebeler genelde sığır koyun keçi ve at beslerlerdi. Moğolların başlıca serveti at sürüleri idi. Moğollar atı ulaşımda savaşta ve avda kullanırlardı. Keçe , kayış i urgan , araba , kap kacap gibi bazı eşyaları kendileri yapan Moğollar eyer koşum takımları ok yay kılıç zırh süngü gibi savaş araç ve gereçlerini de hazırlarlardı.

Moğol İmparatorluğunun kurulmasından sonra Moğolistan'ın ekonomisi de değişmiştir. Moğolalr geniş topraklar üzerinde siyasi birliği sağladıktan sonra uzun yıllar savaş ve istilalar nedeniyle kapanan İpek Yolunu yeniden canlandırmışlardır. Ticaret yolları üzerinde güvenlik önlemlerini artıran Moğollar yollara da kervansarayla ve köprüler inşa etmişlerdir.

Altın Orda Devleti zamanında özellikle Asya ile Güney Doğu Avrupa ve Batı Avrupa arasında yapılan ticaret gelişmiştir. Kubilay Han , Cava ve Malay yarımdasını ele geçirdikten sonra İran , Uzak Doğu ve Hindistan arasındaki deniz ticaretinin gelişmesi için de çalışmıştır. Moğollar ticaretin yanı sıra sanayi ve tarıma da önem vermişlerdir. İlhanlılar , tarımın gelişmesi için sulama kanalları açmışlar köylüye tohumluk vererek onları teşvik etmişlerdir.

Uygurlardan kağıt para ve çek kullanmasını öğrenen Moğollar , alışverişte gümüş külçeler de kullanmışlardır. Özellikle göçebeler arasındaki alım satımlarda kumaş parçaları para yerine kullanılmıştır. Ayrıca Moğollar devlet sermayesine dayalı ortak adı verilen ticaret şirketleri kurmuşlardır. Devlet hazinesinden kredi alan bu ortaklara büyük ticari kolaylıklar gösterilmiş ve onların ağır vergiler altında ezilmemeleri için gerekli olan önlemler almışlardır.


Din ve İnanış

Moğollar , Cengiz Han'dan önce ve Cengiz Han döneminde Şamanizm, Budizm , Hristiyanlık ve Putperestlik inançlarına sahiptiler. Cengiz Han'ın ölümünden sonra kurulan devletler , yavaş yavaş İslamiyetin etkisine girmişlerdir. XIII. yüzyılda Altın Orda ve Çağataylılar , XIV. yüzyılda da İlhanlılar Müslüman olmuşlardır. Moğolların büyük bir kısmı Müslüman olduktan sonra zamanla Türkleşmişlerdir.


Bilim ve Sanat

Cengiz Han dönemine ait sanat ve bilim adına herhangi bir eserden söz etmek oldukça zordur.Ancak Moğol Devletinin parçalanması sonucunda ortaya çıkan Türk-Moğol devletlerinde , sanat ve bilim ile ilgili önemli eserler ortaya konmuştur. Moğollarda , Müslüman olmaya başladıktan sonra tıp , matematik , astronomi gibi bilim dallarında gelişmeler görülmüştür. İlhanlı hükümdarı Hülagü Han , Azerbaycan'ın Meraga şehrinde zamanın en modern aletleri ile donatılmış bir rasathane yaptırmıştır. Nasırüddin Tusi ve diğer bilim adamları burada çalışmışlardır.

Moğollar , batıya doğru yaptıkları seferler sırasında birçok ülke ve şehiri tahrip etmişlerse de, daha sonraları tahrip olan bu şehirlerin yerlerine yenilerini kurmuşlardır. Tebriz , Rey ve Semerkant gibi yakılıp yıkılan şehirleri onarmışlar , Tebriz ve Tarhan arasında Sultaniye adında yeni bir şehir kurmuşlardır.

XIV. yüzyılda Moğollar , İslam mimari tarzını kendilerinin ufak katkılarıyla devam ettirmeye çalışmışlardır.Moğollar türbeler , Budist mabetleri kervansaraylar sulama kanlları köprüler ve medreseler inşa etmişlerdir. Sultaniye şehrinde Olcaytu Han Türbesi , Tebriz'de Vezir Ali Şah Mescidi , Meraga yakınlarında Serçem Kervansarayı Moğol dönemi mimari eserlerinden en önemlileridir.

İlhanlılar mimarinin yanında resim sanatının gelişmesine de katkıda bulunmuşlardır. Bu dönemde yapılan resimler , Çin ve Uygur etkisinde kalmıştır. Ayrıca bu dönemde yapılan çinilerde de Uygur ve Karahanlı etkilerinin ağır bastığı görülmektedir.





Kaynaklar:

SÜMER Faruk ; Oğuzlar
GÜRÜN Kamuran ; Türkler ve Türk Devletleri Tarihi
AKŞİT Niyazi ; A'dan Z'ye Tarih Ansiklopedisi
KAŞIKÇI Nihat , YILMAZ Hasan ; Tanrı Dağlarından Malazgirt'e
MERÇİL Erdoğan ; Müslüman Türk Devletleri Tarihi
RASONYI Laszlo ; Tarihte Türklük

16
1453-1836 / Meluncanlar
« : 13 Mayıs 2013, 04:19:08 »
Gurbetteki Osmanlılar Belgeseli. TRT'de yayımlanan Meluncanlar Belgeseli, Preveze Deniz Savaşı'nda esir düşen Osmanlı leventlerinin Amerika'ya uzanan macerası.

Abstract (Meluncan People)
In the United States, there is a group called Meluncans, for which that is believed to have the roots
from Turks. It is estimated that the ancestors of these Turks are the Ottoman soldiers. Meluncans, who
were externalized from the schools due to their dark skin by Anglo- Saxons and who have fought on
the side of white people since the civil wars in America, were able to attain their rights in the courts
through only the jurisdictional wars. It is stated that there are couple of famous people such as
Abraham Lincoln and Elvis Presley who are thought to have roots from Meluncans.

Keywords: Ottoman soldiers, Meluncan People, USA.

Meluncanlar hakkında kısa bir yazı(Türkçe):
https://docs.google.com/gview?url=http://journal.mufad.org.tr/attachments/article/538/14.pdf&chrome=true

Belgesel:

http://www.youtube.com/v/SY7FjhnSpaI?wmode=transparent


17
Ücretsiz anti virüs programı önerebilecek var mı ? Şöyle PC'yi temizleyecek bir şey ? nereden indireceğimi gösterirseniz ayrıca sevinirim.  rlywrd*

18
Operasyonların ve yeni taktik ile kazanılan başarıların görüntülerini ve bölümlerini burada paylaşacağım. 21.yüzyılın önemli olayları arasında gördüğüm bu iç savaş bence çağımızın tarihi olayları içine giriyor ve bu yüzden burada paylaşmayı uygun gördüm.



Suriye ordusu geliştirmiş olduğu yeni taktiklerle geri çekildiği, yahut kaybetmiş olduğu toprakları bir bir ele geçiriyor. El Alem Televizyon kanalı, Suriye temsilcisi Hüseyin Mürtaza'nın hazırlayıp sunduğu 'İş bitirme muharebesi" belgeseli Suriye ordusunun temizlik operasyonunu ve bölgelerin yeniden ele geçirilişini anlatmakta. Belgesel, vatanlarına ihanet etmiş Suriyelilerle dünyanın çeşitli yerlerinden gelerek Suriye halkına kan kusturan Amerikan işbirlikçisi teröristlerin nasıl kullanıldıkları ve canlarını boş yere nasıl verdiklerini güzel bir şekilde yansıtmakta. Orijinal Arapça dilinde olan belgeselin Türkçe altyazılı birinci bölümünü yayınlıyoruz.

1. bölüm 17 dakikadır yeni bölümler eklendikçe paylaşacağım bölümler orjinal Arapça olup tr altyazılı versiyonlarıyla paylaşılacaktır şimdiden iyi seyirler. Güç sizinle olsun.

http://www.youtube.com/v/0T4MWjtzpWU?wmode=transparent

19
Sona Ermiş Oyunlar / Osmanlı İmparatorluğu
« : 02 Mart 2013, 16:34:12 »

<a href="http://www.youtube.com/v/Q4OwvOvPfmk?version=3&amp;border=0&amp;autohide=1&amp;showinfo=0&amp;rel=0&amp;theme=light&amp;color=white" target="_blank" class="new_win">http://www.youtube.com/v/Q4OwvOvPfmk?version=3&amp;border=0&amp;autohide=1&amp;showinfo=0&amp;rel=0&amp;theme=light&amp;color=white</a>

BİRGÜN TÜM TÜRK DEVLETLERİ İLE
ÇİN SEDDİNDE BULUŞACAĞIZ


20
Risk II [Bitti] / Burgonya-HRE toplantısı.
« : 22 Şubat 2013, 19:08:31 »
Toplantının hitap ettiği ülkeler :

Avusturya
Bohemya
Burgonya

Arabulucu ülkeler :

Kastilya


Burgonya HRE'ye her genişleme çabasında savaş ile karşı karşıya geliyor bu krizi aşmak adına tarafları görüş bildirmeye davet ediyorum burada amaç herkesin işine gelecek bir kararı onaylamak. Taraflar taleplerini yazabilir ayrıca taraflar arasında açıklanması sakıncalı ve gizli antlaşmalar var ise bunu özelden tartışabilirler.

Kastilyanın bu ortamda ki misyonu. HRE'yi Osmanlı tehdidine karşı korumaktır. Burgonya saldırgan tavrı ile HRE'ye tehdit oluşturuyor buna bir hal çare bulmak gerekli yoksa taraflar çok zararlı çıkabilir.

Sayfa: [1] 2 3 4 5 ... 8