İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Hynkel

Sayfa: [1] 2
1
Konu Dışı / Saklı Milliyetiniz (Test)
« : 11 Temmuz 2018, 02:07:49 »
Arkadaşlar BBC'nin bir uygulaması. Kişiliğinizi seçerek en yakın ve en uzak milliyetinizi öğreniyorsunuz. Sonuçları aşağıya yazmayı unutmayın.

http://www.bbc.com/future/story/20180409-whats-your-secret-nationality

En yakın olduğum Kore en uzak olduğum ise Kongo çıktı.

2
1919-1947 / Teçhizat T-55
« : 09 Temmuz 2018, 16:20:30 »

Silueti nispeten ufaktır ve hedef alınmasını zorlaştırmaktadır. Ancak bu da iç tasarımda alanın cok dar, konforun da sıfır olması anlamına gelmektedir. 1967 ve 73’de İsrail suriye’den ele geçirdiği T-55’leri Sina çölünde hizmete sürdüğünde mürettebat en çok içeride dönmenin veya hareketin imkansız olduğundan yakınmıştır. Hatta tüm T-54 ve ilk iki T-55 serisi kuleyle beraber dönmeyen alt platformla beraber gelmiştir ki kendi jenerasyonu icinde bile zamanının çok gerisinde bir tasarımdır. Diğer taraftan ilk jenerasyon mbt olan T-54/55’lerde mühimmat depo alanı sonraki tank jenerasyonlarında standart olduğu şekilde ekstra zırhlı degildir, bu da yakın isabetlerde katastrofik ikinci patlama riskini oldukça artırmaktadır. Bu tank neslinin en kötü özelliği de ikinci dünya savaşı tank imalat adetlerine göre ön tarafın daha kalın, arka ve yanlarin yarı ve üçte bire kadar daha ince zırhlandırılmış olmasıdır. Vietnamda NVA T-55’leri bu yüzden Amerikan LAW silahlarına yandan oldukça kolay hedef olmuşlardır. T-54 bunun da üzerine NBC korumasından yoksun, optik yakınlastırıcılardan muaf falan üretilmiştir ki modern herhangi bir özelliği artık kalmamıştır.

İyi özelliklerine gelirsek bu tank oldukça basit olması icin tasarlanmıştır. Mürettebat batılı akranlarının üçte biri oranında bir eğitimle savaşa gidebilmekte, iş de görebilmektedir. Ana silahı günümüzde hala iş görebilir durumdadır. O kadar yüksek miktarlarda üretilmiştir ki, afrika ülkeleri kendi aralarındaki hesaplaşmalarda bol bol bu tanklardan harcamasına, 1960’lardan beri de hiç T-55 üretilmemesine rağmen her nasılsa ortada hala zibilyon adet T-54/55 dolaşmaktadır.


Polonya ve Çek Cumhuriyeti bu tanklara sattığı modernizasyon programlarıyla 3. dünya ülkelerinden parayı gırla götürmüştür. Nitekim geçtiğimiz yıllarda Rusya da paranın kokusunu almakta gecikmemiş, misal Suriye’nin T-54/55’lerine uygun fiyata jenerasyon atlatacak upgradeler satmıştır.


Nitekim hiçbir ülkenin upgrade edemediği mürettebat alanının darlığı konusu tankın başına Rusya dışında hep bela olmaktadır. Bu tankın Sovyet ordusunda hizmette olduğu senelerde ise SSCB’de konfor zırhlı tümenlerin başına o kadar da bela değildi. Sovyetlerin alçak siluet, ufak tank yapma merakından ötürü tank alaylarında boyu en uzun tankçının 1.55m olmasi rastlantı değildir. Askere girerken ufak adamları secip tankçı ayırmışlar, sorunu Rus usulü çözmüşler işte.


Kaynak: http://lobotomi.com/index.php/2018/06/14/t-55/

3
1919-1947 / Kişi Kurt Meyer
« : 09 Temmuz 2018, 16:18:18 »

Çok başarılı sayılabilecek 12. Waffen-SS Panzer Tümeni Hitlerjugend komutanı tuğgeneraldir. Panzer Meyer olarak da bilinir. Lakabının Panzer Meyer oluşu blitzkrieg veya savaş konusuyla alakasından veya yetkinliğinden değil okulda başından geçen bir kaza ile ilgilidir.

1929’da genç Kurt Meyer, Schwerin kasabasında polis okulunda eğitim görmekteyken alt sınıflarından bir çocuğa şaka yapmak için elinde bir kova suyla iki katlı bir binanın kiremit çatısına çıkmış. O sırada ayağı kayınca da o yükseklikten ayaküstü düşüp yirmi kırıkla hastaneye kaldırılmış. Doktorlar ailesini çağırıp çocuğun durumunun umutsuz olduğunu, ölmesinin an meselesi olduğunu söylemişler. Herşeye rağmen Meyer tehlikeyi atlatıp sınıfına bir şekilde dönmeyi başarmış. Birinci dünya savaşı gazisi olan hocası da bir gün sınıfa girip ölmesini beklediği öğrencisini kanlı canlı karşısında görünce “oha panzer gibisin lan oğlum” tarzında birşeyler diyince hayatı boyunca üstüne yapışacak lakabını da kendisine kazandırmıştır.

Anschluss’tan Normandiya’ya 1938-1944 arasında hiç oturmamış, Almanya’nın en genç generali olmuş (33 yaşında), 6-7-8 haziran 1944’te komuta ettiği birliğe atfedilen kırk sekiz savaş esirinin üniformalarıyla idam edilmesi yüzünden savaş suçları gerekçesiyle ölüm cezasıyla Nürnberg’de yargılanmış, rusların tüm çabalarına rağmen idam almayarak ömür boyu hapis ile cezalandırılmıştır. Yargılanmasında ilginç olan bir konu da Nazi savaş suçları holokost falan söz konusu olduğunda mahkeme heyetine girmek için genelde çok kastırmayan, bitse de gitsek tadında bekleşen Kanadalıların, olay kahramanı Kurt Meyer olduğunda ortalığı velveleye vermeleri ve nihayetinde savcısından mübaşirine mahkemeyi Kanadalı çoğunluktan oluşturmalarıdır. Bu davranışın altında yatan ana motivasyon da herhalde Panzermeyer’in kendilerine Falaise cebinde (Bkz: Falaise Cebi) çektirdiği çileler olsa gerektir. Diğer taraftan Polonya’nın işgali, Kharkov’un geri alınması gibi harekatlarda da esir vurma hesabı oldukça kabarık olan Alman tümeni Leibstandarte Adolf Hitler sözkonusu olaylar yüzünden nedense pek münferit ceza almamıştır. Kanadalılar tarihi galipler yazar düsturu uyarınca Falaise cebinde olan bitenin intikamını mahkemede gayet güzel almışlardır. Nürnberg mahkemelerinin de Malmedy, Caen, Falaise gibi münferit esir vurma olaylarına yoğunlaşıp oder nehrinin batı kıyısında sayısı yüzbinleri bulan Kızıl ordu kaynaklı tecavüz vakalarından hiç bahsetmemesi de bugün tarihi galiplerin yazdığı konusunda zihinlerde her daim bir şüphe oluşmasının ana müsebbibidir.

Ha sonradan sinirleri geçince Kanadalılar 1951’de kendisini birdenbire serbest bırakmışlardır. Ruslar ve Doğu Almanlar bundan memnun olmuş mudur? Pek olmamıştır. Zira yıllar sonra Panzer Meyer öldüğünde Hagen şehrindeki cenazesine durduk yerde 15 bin kişi gelmiş, Meyer’in şövalye haçı nişanı kırmızı bir yastık üzerinde sokaklardan törenle geçmiştir. Savaşta bulunmuş, emrinde çarpışmış ya da o sırada rastgele sokakta olan herkes kendisine haricen son bir bir asker selamı çaktığında, demir perdenin öte yakasından da epey yankı gelmiştir. Ertesi bir hafta boyunca manşetlerde ortada fol yok yumurta yokken Malmedy dosyası, Auschwitz dosyası, Katyn dosyası gibi haberler belirir olmuştur.

Tipsiz de değildir ama çok kanlı manzaralarla dolu bir 6 yıl geçirdiğinden yüzündeki nur gitmiştir sanki. Aynı jenerasyonun iki başarılı Waffen-SS subayı olan Joachim Peiper ile karşılaştırıldığında Kurt Meyer’de kavgaya çağrılacak adam tipi varken, Joachim Peiper’le harici elbiseyi giyip operaya gidersiniz.


Joachim Peiper


Kaynak: http://lobotomi.com/index.php/2018/07/02/kurt-meyer/

4
Erwin Bartmann, Mayıs 1941′de Hitler’in adını taşıyan en seçkin Waffen-SS Tümeni olan Leibstandarte Adolf Hitler’e katıldığında mazideki yıllarını fırıncılık yaparak geçiren 17 yaşındaki bir gençti. Bartmann ve arkadaşları 1941 sonbaharında Lichterfelde’deki Leibstandarte kışlasından alınarak Umman ve Kiev Muharebeleri’nde Leibstandarte Tümeni’nin verdiği 674 zaiyatın yerine gönderildi. 1942 yılına kadar Doğu Cephesi’nde çarpışan Bartmann, 1942 yılında yeniden tertiplenmek üzere Fransa’ya çekilen Leibstandarte Tümeni’yle 1943 senesinin ocak ayında yeniden Doğu Cephesi’ne döndü ve 1943 Temmuzu’nda ünlü Kursk Muharebesi’nde yaralanarak Berlin Muharebesi’ne kadar savaşın geri kalanını LSSAH’in Spreenhagen’daki kampında eğitim vererek geçirdi. 1945 senesinin nisan ve mayıs aylarını kapsayan Berlin Muharebesi esnasında Regiment Falke bünyesinde çarpışarak Amerikan hatlarına geçmeyi başaran Bartmann, Amerikalılara teslim olarak İskoçya’daki esir kampına gönderildi. Serbest bırakılmasının ardından evlenerek İskoçya’ya yerleşen Bartmann, 14 Ekim 2012′de hayatını kaybetti.


Seçkin Leibstandarte Adolf Hitler Tümeni gönüllüsü Erwin Bartmann’ın 2013 tarihinde yayınlanan hatıratı.


Bartmann’ın ölümünden bir sene sonra yayınlanan kitabı Für Volk and Führer, İkinci Dünya Savaşı üzerine çalışan çevrelerce en çarpıcı otobiyografilerden biri olarak kabul edilmektedir. Kendisinin değerli eserinden buraya alıntılayacağım kısım, Bartmann’ın 1941 yılında Ukrayna cephesine nakledilirkenki bir hatırasına dayanıyor. Sovyetler Birliği’nin çiftliklerinin kolektifleştirilmesine itiraz eden Ukraynalılara karşı Stalin’in emriyle bir ibreti alem harekâtı olarak gerçekleştirdiği açlık soykırımı Holodomor, 1932–33 yılları arasında milyonlarca Ukraynalının açlıktan ölmesine ve çocukların kaçırılarak yenmesine varacak bir yamyamlığa sebep oldu. Ukraynalıların Ruslara ve komunizme karşı bugün dahi dinmeyen öfkesinin ana sebeplerinden biri olan Holodomor’u daha sonra başta bu trajediye tanıklık etmiş Miron Dolot ile Vasili Grossmann’ın eserlerinden olmak üzere vakit bulduğumda kapsamlı bir şekilde aktaracağım. Lâkin şimdilik Bartmann’ın öncepheye nakledilen 17 yaşındaki bir gençken dört torununu Holodomor’da kaybeden yaşlı bir Ukraynalı çiftçiyle hatırasının tercümesini paylaşmakla yetineceğim.


***

Cehennem sıcaklığında geçen birkaç günün ardından ırak bir tren istasyonuna geldik. Şaşkınlık içerisinde uçsuz bucaksız araziye baktım — parlak ayçiçeklerinden oluşan bir deniz göz alabildiğince uzanıyordu. Trenden inerek, bizi kıvrımlı bir yoldan geceyi geçireceğimiz ahıra götürecek olan kamyonlara atladık. Tanık olduğum Yahudi gettosu hakkındaki kaygılarımı çoktan zihnimin derinliklerine atmıştım, ne de olsa “beni ilgilendirmez”di — ah, gençliğin o sonsuz naifliği!
Gecenin çökmesiyle yakındaki bir koruluktan odun toplayarak, etrafında öncesinde binlerce kez seslendirdiğimiz şarkıları söyleyeceğimiz ateşin başına toplandık. Yaşlı bir çiftçi ortaya çıkarak dikildi, mesafesini koruyarak müziğimizi dinliyordu. Askerlerimizin başındaki Unterscharführer (Uscha) ona el sallayarak gelmesini işaret etti. Adam tereddütle ateşimizin davetkâr sıcaklığına doğru yürüdü. Gülümsedik. Birkaç kelime Rusça bilen bir yoldaşımız onunla konuştu.
Yaşlı çiftçi kusursuz bir Almancayla yanıt verdi. “Dinlememde bir sakınca var mı?”
Ataları çok uzun zaman önce Ukrayna’ya yerleşmiş Ukraynalı bir Volksdeutsche’ydi. Hepimiz gülerek beklenti içinde Uscha’ya baktık. Başıyla onaylayarak Ukraynalıya işaret etti. “Gel — ateşin yanında bizimle otur.”
Sohbetimiz sürerken başka Ukraynalılar da bize katıldı; aralarında 25 yaşlarında bir kadın da vardı. “Sadece birkaç ay önce,” dedi, “üç erkek kardeşim vardı –hepsi gitti– komunistler onları götürdü. Bu domuzların hafızası kuvvetli. Beş yıl kadar önce kardeşlerim kolektif sistemin organizasyonundan şikayet etmişlerdi. Derhal Kulaklar, — halkın düşmanları olarak yaftalandılar. Şimdi nerede olduklarına dair hiçbir fikrim yok. Yetkililere yazdığım mektuplar yanıtsız kaldı. 60 yaşın altındaki neredeyse her adamı ajan diyerek tutukladılar. Nerede olduklarını Tanrı bilir.”
Yaşlı adam kolunu kendine eşlik eden ötekileri de kapsayacak şekilde uzatarak, “Sağ kaldığımız için hepimiz şanslıyız,” dedi. “Hepimizi neredeyse açlıktan öldürmelerinin üzerinden daha on yıl bile geçmedi. Çok kötüydü –yamyamlık vardı– insanlar yemek için çocukları kaçırıyordu. Dediklerine göre bunu yapan bazen de çocukların açlıktan aklını kaçıran akrabaları oluyordu.”
Bu kadar bereketli bir kırsal kesimde açlıktan kırılmanın mümkün olduğuna inanmakta olduğuna güçlük çekiyordum. “Bunların hiçbirine tanık oldunuz mu, yamyamlığa?”
“Şahsen görmedim. Yamyamlık komşularınızın önünde yapacağınız türden bir şey değildir,” dedi yaşlı adam bakışlarını indirerek. Ateşin yanındaki ince bir dalı yerden alıp sert iklimin yıprattığı yüzündeki üzgün ve zayıf bir ifadeyle tütmeye başlayana kadar ateşlerin içinde tuttu. “Bu açlığa dört torunumu kaybettim, biz o vahim zamanlara Golodomor deriz.” Nemli gözleri ışıl ışıl parlayan alevleri yansıtıyordu. “Komünist parti duvarlara ve telgraf direklerine çocukları yemenin barbarca olduğunu söyleyen posterler asmıştı.”




Ukrayna’nın ikinci büyük şehri olan Harkov’da açlıktan kırılmakta olan köylüler — 1933.


“Kıtlığa ne sebep oldu?”
“Ah, o bir kıtlık değildi,” dedi yaşlı çiftçi sesi tiksintiyle titreyerek. “Her şey açıktı. Bizi kendi mezarlarımızı kazmaya zorlayıp vurmalarına rağmen çiftliklerimizin kolektifleştirilmesine direndik. Tarım aletlerimizi ve mahsülümüzü çaldılar. Halkımızın bu şekilde açlıktan kırılmasını izlemek gerçekten içler acısıydı — açlıktan yüzleri kararmış anneler, incecik kemikleri sayılan çocuklar. Tanrım… Stalin’den nefret ediyorum.”
Artık kendimi fatihten ziyade kurtarıcı gibi hissederek dünyanın bu güzel köşesindeki varlığımızın tamamen meşru olduğuna kendimi inandırmıştım. Stalin’in gaddarlığını kurbanlarından bizzat kendi kulaklarımla duymam Hitler’in Bolşevizme dair tasvirinin abartı olmadığını teyit ediyordu — ya da o zaman için öyle görünmüştü.
Uscha neşeli sesiyle birden ortamdaki kederi dağıttı.
“Dostum, artık buradayız, o yüzden Stalin hakkında daha fazla endişe etmenize gerek yok.” Güçlü bir sesle şarkıya başladı, Auf der Heidi blüht ein kleines Blümelein…” (”Kırlarda küçük bir çiçek açar…”)
Müziğin gücüyle melankolik atmosfer bir anda dağılıverdi. Bir şarkıyı öteki izledi, Almanca ve Ukraynaca. Bir Untersturmführer gelip bize “ışıkları söndürme” vakti geldiğini hatırlatana kadar herkes dostluğun keyfini çıkarıyordu. Küçük partimize devam edebilmek adına izin istedik. “Untersturmführer, yerel halkı tanımaktan bir zarar gelmez,” dedi bizim Uscha.
Untersturmführer sesini yükseltti. “Bir emir verdiğim zaman ona tereddütsüz ve sualsiz itaat edilmesini beklerim. Anladınız mı? Siz Leibstandarte askerisiniz.”
Dostlarımızdan bir başkasının “Untersturmführer…” diye teşebbüs etmesine rağmen subay bu girişimi kısa kesti.
“Tek bir itiraz daha ve hepiniz kendinizi SS askeri mahkemesinin önünde bulursunuz,” diyen subay topuklarının üzerinde dönerek etrafı çevreleyen ağaçların gölgeleri arasında kayboldu.
Al suratlı bir çiftçi çocuğu olan Uscha’mız herkesin duyabileceği şekilde homurdandı. “Kural hastası, gerçek bir 100’de 100’lük — nasıl adam idare edileceği hakkında hiçbir fikri yok.”
Belki de Untersturmführer’in zayıf liderlik özelliklerinin bir nevi alışılmadık olduğunu belirtmem gerekir — altlarında hizmet ettiğimiz öteki liderler istisnaya mahal bırakmayacak şekilde iyi adamlardı. Untersturmführer’in partinin bitirilmesi yönündeki emrine rağmen Uscha’mız geceyarısını bir hayli geçene kadar devam etmemize izin verdi.
İyi bir gece istirahatinin ardından, başlarımızın üstündeki mükemmel derecede masmavi göğün üzerinde parlayan güneşin altında etrafımızdaki araziyi turistler gibi seyrederek öncepheye doğru yolculuğumuza devam ettik. Tarlalardaki ayçiçeklerinin boyu insanlarınkinden daha uzundu.
“Güzeller,” dedim Uscha’ya.
“Evet güzeller — ama piyade için bir ölüm tuzağı.”
Sonraki birkaç gün şiddetle yağmur yağdı. Toprak yollar araçlarımızın tekerlekleri altında hızla çamura döndü. Defalarca kez kamyonlardan atlayıp araçları itmek zorunda kaldık. Bir keresinde, yoldaki çamur çukuruna batan aracı çıkarmak imkânsız göründüğünde, bir esir kolundan, –gördüğüm ilk Rus askerleri– bir halat çekme oyununu andıracak şekilde araçları halatlarla kurtarmak adına yardım sağlandı. Ertesi gün güneş çamurlu zemini yeniden sertleştirdi.


***

Kaynak: Bartmann, Erwin, Für Volk and Führer, 4. Bölüm, “Auf Wiedersehen Lichterfelde, s.40–43
-
Çeviri: Selçuk Uygur

5
Crusader Kings II / Günlük CK2 Geliştirici Günlüğü #88 - Kendi İnancım
« : 24 Haziran 2018, 01:14:41 »
Selamlar!

 Bu geliştirici günlüğü biraz sürpriz oldu çünkü İsveç'te Yazortası kutlamaları var. Yarın salamura ringa balığı yemekle ve yağmur altında kalmakla meşgul olacağımızdan bugün sizlerle bu günlüğü paylaşmaya karar verdik.

 Holy Fury paketinin Katoliklik ve Paganizm üzerine olduğu malumunuz. İster kurallara uyarak veya uymayarak da olsa Katolik olarak oyunu oynamak oyunun özüdür. Pagan olarak oynamak ise tam tersine katı Hıristiyan inançlara göre daha dinamik olduğu için Katolik olarak oynamaya göre daha tatmin edicidir. Daha da fazla ilerlemeden belirtmeliyim ki Pagan inanç grupları artık Holy Fury paketi sayesinde oynanabilir olacak.

 Holy Fury paketi ile bir Pagan inancını reforme etmek artık tek tuş ile yapılabilecek bir iş değil. Yeni reform arayüzü ile artık kendi pagan inancınızı bir terzi gibi ilmik ilmik siz inşa edeceksiniz.  


Bu arayüzü reforme olmamışken görüntüleyebilirsiniz ki ileride seçeceğiniz özellikleri önceden planlayabilesiniz. Bu özelliği ayrıca Bön dinine de koyduk, böylece doğu Paganları da aynı fırsatlara sahip olacak.


Belirleyeceğiniz 3 slot olacak, Dininizin Doğası, Doktrini ve Liderliği. Dinin başta gelen özellikleri halihazırdaki dininizin özellikleri ile aynı olacak ama ileride birbirinden çok ayrı özellikleri seçebilirsiniz, mesela Cermen dini ile barışsever bir doğaya sahip olabilirsiniz (Çevirirken Vikingleri böyle düşündüm ve güldüm :) )

 Bu özellikler her pagan dini için geçerli olacak. Ancak hepsi sadece kendilerinin seçebileceği bir doktrine sahip olacak. Bunu dinler arasındaki ayrımı güçlendirmek için yaptık. Örneğin Cermen dini gemicilik ve denizötesi yağmaları diğerleri iki slot ile beraber seçerken tek slot ile seçme şansına sahip olacak.

 Reform olanakları neredeyse sınırsız olduğu için kendi dininizi kendi ihtiyaçlarınıza göre yaratabilirsiniz. Örneğin diğer dinler arasında mahsur kalmışsanız (Bön ve Zun dinini seçen ülkeler arasında yaygındır) Kozmopolit Doğa seçeneğini öneririz, çünkü bu seçenek ile dinler arası evlilik yapıp saldırmazlık paktı imzalayabilirsiniz. Eğer İbrahimi dinlerden ve bitmek bilmeyen haçlı seferlerinden bıktıysanız Savaş Kışkırtıcısı Doğası ve Kanasusamış Tanrılar doktrini ile onların dini ile ilgili neler düşündüğünüzü gösterebilirsiniz.

 Daha anlatacak çok özellik olduğu için onları gelecek bir Geliştirici Günlüğüne saklıyorum. Yine de şu özelliği aktarmadan geçmeyeceğim. Farklı doktrinler farklı eventler getirecek. Böylece tek bir pagan dini ile birden fazla oynama fırsatı bulacaksınız.

 Geliştirici günlüğü olarak en sevdiğimiz reform düzeninlerini ise aşağı bırakıyorum.  

Kendi tercihlerim ile başlıyorum. Kaos yaratmaktan hoşlanırım ve bunu yaratmanın en iyi yolu akraba evliliğini ve harem kurmayı insanlara aşılamaktır. Bir ekip multiplayer oyununda ekibin çoğunun dinini kendi dinime benzer bir hale getirdim ve çocukları birbirleri ile evlenmeye başladığında şaşırdılar.


-[member=13]Snow[/member] Crystal- Elimin herşeye yetişebilecek kadar uzun olmasını seviyorum. Bu yüzden kimin vasi olacağını ve popülerlik seviyesini ayarlayabilmeyi amaçlıyorum. Bana ne yapacağımı söyleyen bir dini lider istemiyorum. Bu nedenle başsız bir din oluşturuyorum. Dinimi kendi sınırlarım dışına yaymayı sevmiyorum ki kafirler ile çarpışmam daha zorlayıcı olsun!


-@Silfae- Genellikle reform ile birlikte hanedanım kafirlerin arasında yapayalnız kalıyor. Böyle bir durumda dinimi yaymak için en uygun yol savaşlar. Bu yüzden Savaş Kışkırtıcı doğasını seçiyorum. Astroloji Doktrini bana çeşitli özellikler veriyorken Haruspicy Doktrini ise ordumun moralini daha iyi veya kötü olarak değiştiren etkiler veriyor. Dahası Astroloji ve Haruspicy doktrinleri uyum içinde oldukları için normalde alamayacağım ek özellikler alıyorum.


-@Tuscany- En sevdiğim reform kombinasyonlarından birisi de Kanasusamış Tanrılar ve Haruspicy doktrini. Tanrılara insan kurman etmek ve bundan eğlenmekle kalmayıp Haruspicy doktrini sayesinde bu insanların iç organlarına bakarak gelecekte ne olduğunu görebileceksiniz. Bu kombinasyon ile kendi tutsaklarınızı keserek eşikteki savaşta şansın yanınızda olup olmadığını öğrenebileceksiniz. Temporal Liderliği seçerek kendimi Tanrı ve İnsanlar arasındaki bağ olarak seçiyorum. Ayrıca sakinliğin en iyi strateji olduğunu bildiğim için Barışçıl Doğayı seçiyorum.  

6
1919-1947 / Kişi Kayzer’in Ordusu’ndan Auschwitz’e — Willi Ermann
« : 17 Haziran 2018, 14:28:21 »
Birinci Dünya Savaşı esnasında vatanları için hayatlarını tehlikeye atan, 12.000'i bu uğurda hayatlarını kaybeden ve 35.000'i madalya almaya hak kazanan 100.000'in üzerinde Alman Yahudisinden bazılarının hayatlarını Auschwitz gibi toplama kamplarında trajik bir şekilde noktaladıklarını biliyor muydunuz?


Willi Ermann 1897 yılında Almanya’nın Saarbrücken kentinde Gustav ve Henriette Ermann’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Gustav, katılma kriterleri için uzun boy, iyi görünüm ve iyi bir at satın alabilecek durumda olmayı gerektiren Alman hafif süvari birliği “Ulan”lardan (Almanlar arasında yer etmiş bir iddiaya göre kelime, Türkçede “genç adam” anlamına gelen “oğlan” kelimesinden gelmektedir) yüksek rütbeyle emekli olmuştu. Kardeşleriyle birlikte at ve büyükbaş hayvan ticareti yapan Gustav’ın bunun yanı sıra bir örgü fabrikası ve tekstil ürünlerinin satıldığı bir işyeri bulunuyordu. Willi ve kardeşi Leo ise aileye gezici satış temsilcisi olarak katkı sağlamaktaydı.

Birinci Dünya Savaşı çıktığında Alman ordusunda silah altına alınan Willi savaş boyunca Batı Cephesi’ndeki bir piyade alayında çarpıştı ve harbi onbaşı rütbesiyle tamamladı.


Willi Ermann’ı I. Dünya Savaşı’nda Alman Kara Kuvvetleri mensubuyken üniformasıyla gösteren bir fotoğraf.

Willi savaşın ardından Else Mayer ile evlendi ve çiftin 1926 yılında Gustav ve Henriette Ermann’ın ilk torunları olan kızları Liselotte (Lilo) doğdu. O vakit ailenin neşe kaynağı olmuş olan Lilo’nun yüzlerce fotoğrafı ailenin mirasçıları tarafından saklanmakta, günlüğü ise Yad Vaşem’deki Holokost Müzesi’nde muhafaza edilmektedir.
Willi ve ailesi 1938 yılında, Kristallnacht’tan kısa bir süre önce Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin Yahudilere karşı uyguladığı baskıların artmasıyla Almanya’yı terk edip, Willi’nin 20 yıl önce Alman bayrağı altında savaştığı, şimdi ise kendilerine mülteci olarak ev sahipliği yapacak olan Fransa’ya kaçıp Paris yakınlarındaki Chatenay Malabry’ye yerleşti.
Almanya’nın 1940 yılında Fransa’yı mağlup ve işgal etmesi üzerine Willi bir döşek fabrikasına çalışmaya gönderilirken, Else ise zorunlu işçiliğe tabi tutulan bir Yahudi kadın grubunun başına getirildi. Böylelikle “Nutzjuden”, yani “geçici olarak gereksinim duyulan Yahudiler” kategorisine alınan çift bir süreliğine toplama kamplarına nakledilmekten kurtulmuş oldu.
Fransız polisinin de katkılarıyla 1942 Temmuz’undan 1944′e kadar Fransa’daki 75.000 Yahudi Alman toplama kamplarına nakledildi. Bunlardan 23.000′i içlerinde birçok Alman Yahudisinin de bulunduğu, Avrupa’nın işgal altındaki çeşitli bölgelerinden Fransa’ya sığınan Yahudilerdi. Willi de 1943 Mart’ında tutuklanarak Drancy’ye, oradan ise öldürüleceği Auschwitz’e nakledildi.


Willi Ermann’ın Drancy’den Birkenau’ya naklini gösteren 53 No’lu konvoyun kaydı.

1000 kadar Yahudiyi Birkenau’ya taşıyan 23 Haziran 1943 tarihli konvoyun içinde 40 yaşındaki Else ve 17 yaşındaki Liselote Ermann da mevcuttu. Tren 25 Haziran’da Birkenau’ya vardı. Konvoydaki 418 Yahudi direkt gaz odalarına gönderilirken, 383 erkek 125858 ile 126240, 217 kadın ise 46753 ile 46537 rakamları arasında numarandırılarak kampın kışlasına yerleştirildi. Else ve Lilo, kamptaki ağır koşullar sebebiyle ya da gaz odalarında hayatlarını kaybetmiştir.
Willi’nin kardeşi Leo soykırımdan sağ kurtularak İsrail’e göç etmiş, aileye ait fotoğraflar Leo’nun kızları Mirjam Manojlowic, Shulamit Lindemann ve Hanna Finkelstein tarafından tedarik edilmiştir.
-
Kaynak: http://www.yadvashem.org/yv/de/exhibitions/our_collections/ermann.asp
-
Çeviri: Selçuk Uygur

7
Crusader Kings II / Günlük CK2 Geliştirici Günlüğü #87 - Ölüm Listesi
« : 17 Haziran 2018, 14:19:09 »
Selamlar!

Bugün Holy Fury ile gelecek küçük bir özelliği tanıtacağım; Ölüm Listesi.
Ölüm Listesi basitçe kimleri öldürdüğünüzü ve nasıl öldürdüğünüzü gösteren bir liste. Listeye karakter arayüzünden bir buton ile ulaşılabiliyor. Örnek göstermek için Cengiz Han'ı seçtik.

*1

Bu butona yaşayan/ölmüş tüm karakterlerde ulaşılabilir, tabi ki bir başkasının öldürdüğü kişilere bakarken o kişilerin görünmesi için cinayetin açık bir şekilde olmuş olması veya ifşa edilmesi gerekir. Liste sağa doğru ayrı bir sekme olarak açılıyor ve böyle görünüyor:

*2

Birkaç event dışında bu özelliğin fazla bir getirisi, oyun içi etkisi yok, ama bu özellik içinizdeki cani tiranı ortaya çıkartabilir :). Eğer 5 kişiden fazlasını öldürdüyseniz kendinizi diğer katillerle maktul sayısında yarışan bir listede bulacaksınız. Kanasusamış tanrılar doktrinini kullanan Pagan'lar listede üst sıralara oynuyorken işiniz zor.. Daha fazlası gelecek geliştirici günlüğünde!


*1


*2

8
Büyük Savaşın İntikamı / Demokrasi İttifakı
« : 12 Haziran 2018, 23:59:37 »

İttifak Adı: Demokrasi İttifakı
Katılımcı Ülkeler: İngiliz İmparatorluğu, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa Cumhuriyeti, Delhi Dominyonu, Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika Yüksek Komiserliği,
Slogan: Etkin, Caydırıcı, Saygın
Amaç: Dünya çapındaki artan totaliterliğe karşı demokrasiyi ana ilke edinen ülkelerin kendini savunması, insanlarının refah seviyesini artırması yönünde işbirliği çalışmalarını arttırma ve kutuplara ayrılan dünyada bir arabulucu rolünü üstlenmesi amacı ile kurulmuştur.
Askeri Kanat: Kuzey Atlantik Askeri İşbirliği Örgütü [NAMCO]
Ekonomik Kanat Uluslararası Para Fonu [IMF]
Yönetim: İttifakın her türlü meselesi ortak uzlaşı yöntemiyle çözülür.
Vasallar oy kullanamaz.
Oylamada Salt Çoğunluk Gerekir.
Üye ülkeler vassallar hariç birbirleri ile ticaret anlaşması yapmış kabul edilir ve miktarını üye sayısına göre gelir hanesine ülke başı +20.000k olarak yazar.


Üye Ülkelerin:
 Toplam Asker Sayıları:
400k Acemi Er
495k Nitelikli Er
145k Özel Kuvvetler
40k Motorize Er
10k Milis
6.5k Topçu Bataryası
2k Hafif Tank
72 Denizaltı
108 Muhrip
30 Hafif Kruvazör
21 Ağır Kruvazör
18 Savaş Kruvazörü
13 Savaş Gemisi
6 Uçak Gemisi
60 Zeplin
60 Stratejik Bombardıman
245 YHD I
515 Avcı I
 Komutanları:
Douglas Mcarthur: 18M,14D,12S,13H,3T
Dwight Eisenhower: 14M,5D,8S,15H,7T
George S. Patton: 9M,10D,14S,11H,5T
Edward VIII: 5M,13D,4S,9H,7T
Bernard Montgomery: 12M,17D,14S,9H,11T
Harold Alexander: 7M,14D,8S,11H,10T
Claude Auchinleck: 8M,10D,9S,9H,14T
Charles de Gaulle: 19M,4D,7S,14H,6T
Philippe Pétain: 10M,12D,2S,8H,1T

9
Amerika Birleşik Devletleri olarak, DHD üyeleri ülkelerin özel kuvvetler, terörle mücadele ve amfibi harekatlar konusundaki deneyimini geliştirmek için tüm ülkelerin silahlı kuvvetleriyle birlikte katılacağı bir kanunname çıkartmak istiyoruz. Ayrıntılar kanunname onaylanınca DHD yönetim kademesi tarafından ayarlanır.

Amerika Birleşik Devletleri olarak onaylıyoruz.

3 Onay
0 Ret

10
Twitter’da paylaştığım, Waffen-SS’in Türk Lejyonu Osttürkishcher Waffen-Verband Der SS imamı Yüzbaşı Nurettin’in, birliğin o dönemde başında bulunan Alman albaya namaz kıldırdığı görülen film kaydı çokça ilgi ve soruya vesile oldu. Bu sebepten bu yazıda iki konuya değineceğim. Birincisi Osttürkischer Waffen-Verband Der SS’in tarihçesine eğileceğiz. İkincisi ise, kayıtta namaz kılarken görülen, Harun-el-Reşit Bey adıyla da bilinen ve Birinci Dünya Savaşı’nda Enver Paşa’nın emir subaylığını yapmasını müteakiben Müslüman olan kayıttaki Albay Wilhelm Hintersatz’ın hayatına göz atacağız.

https://www.youtube.com/v/u8wR0qXpygU&fs=1&wmode=transparent

Osttürkischer Waffen-Verband der SS, yani, Doğu Türkleri Birliği, 1944 yılında 1. Ostmuselmanisches SS-Regiment yani Doğu Müslümanları SS Alayı adı altında, daha sonra bir tümene dönüştürülme maksadıyla (Muselmanischen SS-Division Neu Türkistan – Doğu Türkistan Müslüman SS Tümeni), Kudüs Müftüsü Emin El Hüseyni’nin desteğiyle kuruldu. Birliğin unsurları, Alman Kara Kuvvetleri Heer’e bağlı olan 450. 480 ve I/94 Türk taburlarından, Kızıl Ordu’dayken ele geçirilen savaş esirlerinden ve Almanya’ya çalışmaya gönderilen kişilerden oluşuyordu.

Birlik 1944 Şubat’ında Belarus’a nakledildi ve anti-partizan harekâtlarında kullanılmak üzere eğitim gördü. Birlikteki bazı sorunlu unsurların isyana karışması üzerine SS-Hauptsturmführer (Yüzbaşı) Billig’in meseleyi 78 şüpheliyi infaz ederek çözmeye çalışmasını müteakiben görevden alındı. Bunun ardından Polonya’ya gönderilen birlik, İngilizlerin “notorious” kelimesiyle tanımlayabileceği türden, acımasızlığıyla ünlü SS alayı SS-Regiment Dirlewanger’in emrine verilerek Polonyalı direnişçilerden oluşan Armia Krajowa’yla mücadele etti.

1944 sonbaharındaki isyanı bastırmaya yardımcı olmak üzere Slovakya’ya gönderildi ve orada Osstürkischen Waffen-Verbande der SS adıyla yeniden organize edildi. Alman ordusunun bütün cephelerde çökmesi ve savaşın sonuna yaklaşılması üzerine 1944 Aralık’ında 450-500 kadar firara sahne olduysa da, bu firarilerden 300 kadarı daha sonra birliğe geri döndü.

Birliğin unsurları arasında bulunan Azerbaycan alayı 30 Aralık 1944’te Kaukasischer Waffen-Verband der SS, yani Kafkaslar Waffen-SS Birliği’ne transfer edildi. Azerbaycan askerlerinin birlikten alınması sonucu oluşan adam açığının kapatılması için tasfiye edilen Waffen-Gebirgs-Brigade der SS (Tatar Nr. 1) yani Tatar Waffen-SS Dağcı Alayı’nın bazı askerleri de Osstürkischen Waffen-Verbande der SS’e transfer oldu. Birlik daha sonra savaşın sonuna kadar ikâmet edeceği Avusturya’ya gönderildi (Waffen-Gruppe Kırım ile Waffen-Gruppe Idel-Iral’ın bazı unsurları Kuzey İtalya’ya nakledilmiş ve savaşı orada tamamlamıştır).

Birliğin Komutanları

SS-Obersturmbannführer Andreas Meyer-Mader (? Ocak 1944 – ? Mart 1944)
SS-Hauptsturmführer Billig (29 Mart 1944 – 5 Nisan 1944)
SS-Hauptsturmführer Hermann (27 Nisan 1944 – 2 Mayıs 1944)
SS-Sturmbannführer der Reserve Franz Liebermann (? Haziran 1944 – 11 Temmuz 1944)
SS-Sturmbannführer der Reserve Franz Liebermann (29 Temmuz 1944 – 30 Ağustos 1944)
SS-Haupsturmführer Reiner Olzscha (? Eylül 1944 - ? Ekim 1944)
SS-Standartenführer Harun-El-Reşit Bey (? Ekim 1944 - ? Mayıs 1945)
SS-Hauptsturmführer Fürst (? Ocak 1945 - ? Mayıs 1945 [Slovakya’daki unsurların CO’su])

İnsan Gücü

Ocak – Şubat 1944: 3.000
Mart – Mayıs 1944: 3.500
Haziran – Eylül 1944: 4.000
Ekim 1944 – Ocak 1945: 5.000
Şubat – Mayıs 1945: 8.500

Muharebe Düzeni

Waffen-Gruppe Türkistan
Waffen-Gruppe Idel-Ural
Waffen-Gruppe Azerbaycan
Waffen-Gruppe Kırım

Birliğin Kol Bandı



Waffen-SS Birliklerine has bir uygulama olan gereği birlik mensuplarının kullandığı kol bandı.

Birliğin Yaka Sembolü



Birliğin yaka sembolünün Türklerin milli simgesi olan “Kurt” olması onaylanmışsa da, savaş sürerken hizmete girip girmediği teyit edilememiştir.

Albay Wilhelm Hintersatz - Harun El Reşit Bey


(1933-34 yılları arasında çekilen fotoğrafında Hintersatz, Osmanlı “Miralay” üniformasıyla, yakasında Osmanlı’nın 2. Sınıf Mecidi ve Fin Beyaz Gül nişanlarıyla, göğsünde ise I. Dünya Savaşı’nda kazandığı madalyalarla görülüyor. Osmanlı’da yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış olan Hintersatz’ın “Miralay” üniformasıyla fotoğraf çektirmesi gösteriş sebebiyle değilse, o tarihlerde Alman hükümeti tarafından Türk ordusuna danışman olarak gönderilme ihtimalini akla getirmektedir.)

26 Mayıs 1886’da Avusturya’da Katolik bir ailede doğdu. Piyade subayı oldu ve Kaiserliche und Königliche Army yani Avusturya-Macaristan Ordusu’nun 48. Piyade Alayı’nda hizmet verdi. 15 Şubat 1905’te teğmen, 17 Şubat 1914’te üsteğmen ve 18 Haziran 1915’te yüzbaşı oldu. I. Dünya Savaşı’nda son derece aktif bir şekilde görev yaptı. Kısa bir havacılık eğitiminin ardından 1916-17 arasında III. Kolordu’ya atandı ve Finlandiya’nın Rusya’dan bağımsızlığına kavuşmasıyla sonuçlanan askeri sürece katkı sağladı. 1917’de Osmanlı İmparatorluğu’na gönderilen bir Alman heyetinde yer aldı ve Enver Paşa’nın emir subayı oldu. 1919 yılında Müslüman olup ismini “Harun El Reşit Hintersatz” olarak değiştirdi. Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesi üzerine Almanya ve Ober Ost’un elinde bulunan Doğu Avrupa topraklarında komünistlerle çarpışan gönüllülerden müştekkil bağımsız birlikler olan Freikorps’a katıldı.

İkinci Dünya Savaşı’nın 1939-44 yılları arasında Wehrmacht’ta görev yaptı ve 30 Haziran 1944’te S 496.147 no’yla SS’e katıldı (Hintersatz hiçbir vakit NSDAP üyesi olmadı). Aralık ayının sonlarında ise Obersturmführer Gulam Alimowem’in başlarında olduğu 300 kadar askerin firar etmesi üzerine Slovakya’da geri hizmete alındı.

Fotoğrafta Görülen ve Hintersatz’ın Kariyeri Boyunca Ödüllendirildiği Madalyalar

II. Sınıf Demir Haç Nişanı (1914)
I. Sınıf Demir Haç Nişanı (1915)
Fin Beyaz Gül Nişanı
III. Sınıf Avusturya Liyakat Madalyası
Lippe-Detmold Liyakat Madalyası
Hamburg Hanseatik Madalyası
Gürcü Kraliçe Tamara Nişanı
Saxe-Ernestine Nişanı
Osmanlı Harp Madalyası (Eiserner Halbmond - Demir Hilal)
Kılıçlı Mecidi Nişanı
Gümüş Yaralı Nişanı

Hintersatz’ın Kaleme Aldığı Eserler

Marschall Liman von Sanders Pascha und sein Werk. R. Eisenschmidt. Berlin. 1932.
Schwarz oder Weiß? Joh. Kasper & Co. Berlin. 1940. 289 S.
Achtung! Erdstrahlen sind Gefahr für Mensch, Tier und Pflanzenhaltung! Die Wünschelrute warnt! Eisenschmidt. Wiesbaden. Berlin. 1952.
Aus Orient und Occident – Ein Mosaik aus buntem Erleben. Deutscher Heimat-Verlag. Bielefeld. 1954



Kaynak: Selçuk Uygur - http://lechantdudiable.blogspot.com/2016/09/turkistan-ss-lejyonu-ve-musluman.html

11
Merhabalar!

Bugün sizlere yeni karakter görünümünü tanıtmak istiyorum. Eski karakter arayüzü pek çok kez gözden geçirilmesine rağmen hala yeterli yer kapasitesi yoktu (Traitler için vs.). Ayrıca arayüzün her tarafına dağılmış rastgele butonlar vardı. İlk amacımız boş alanlar açmak ve yeni butonlar eklemekti. İşte sonuç:



İşte kendi karakterinizin arayüzü böyle görünecek. Gördüğünüz gibi birçok şeyin yerleri daha çok boş alan yaratmak için değiştirildi. Alışkanlıkların yıkılması zordur, bu yüzden yaygın olarak kullanılan şeylere pek ellemedik. Bazı yazıların ikonlar ile değiştirdik ve bu ikonların Tooltip'leri olacak. Artık Traitler ve Modifierler karışmayacak.

Hanedan Ağacı gibi bazı butonlar kaldırıldı. Artık "Hanedan Kalkanı" aynı işlevi görecek.

Eski "Combat Modifier" (Çarpraz Kılıçlar) ikonu turuncu zemin üzerine kılıç ve piyondan oluşan bir ikonla yenilendi. Ayrıca benzer bir buton Artifact'ler için ekledik. Bu buton (sarı zemin üzerine kadeh ve kask) sizlere sahip olduğunuz Artifact'ler ve etkilerini gösterecek. Ayrıca bu buton diğer karakterlerin Artifact'lerini de gösterebilecek.

Ek olarak, Kişisel Muharebe Özelliği kişisel özelliklerin altında yer alacak. Bununla ilgili daha fazla bilgi gelecekteki Geliştirici Günlüklerinde yer alacaktır.  Ama şunu size temin edebilirim ki. Bu özellik sizin oyun deneyiminizi kat kat artıracak.

Bazı özelliklerin sır kalması için bazı butonları kafası karışık ördekler ile değiştirdim. Butonların ne hakkında olacağı sonraki Geliştirici Günlüklerinde yer alacak.

İşte başka karakterlerin arayüzünün nasıl görüneceği:


Gördüğünüz gibi diğer ekrandan tek farkı daha fazlı sansürlü buton olması. Fark etmesi zor olsa da ana değişiklik Plot butonunun yerinin değişmesi.

Bu ekranda bilgi kısmını olabildiğince sağ tarafa almaya çalıştık ki ilk bakışta bilgi alabilesiniz (Diplomasi, Levy sayısı ve istatistikler hizalandı ve görünümü kolaylaştırıldı.)

Tabi ki bu yeni görünümün herkesi memnun etmeyeceğini biliyoruz, bu değişiklikleri sadece gereklilikten dolayı yaptık ki boşluklardan en efektif şekilde yararlanalım. Bu yeni görünümü aylardır kullandıktan sonra söyleyebilirim ki geliştirici takımımızdan kimse geri dönüp eski arayüzü kullanmak istemeyecek. :D

12
1919-1947 / Olay Hitler'in Barbarossa Harekatı Hakkında Düşünceleri
« : 07 Haziran 2018, 16:46:36 »
1942 yılında gizlice alınan ses kaydı, Adolf Hitler’in Fin Mareşal Carl Gustaf Emil Mannerheim’la, Mannerheim’ın 75. doğumgünü vesilesiyle yaptığı görüşmesinin ilk 11 dakikasını barındırıyor. Hitler, söz konusu görüşme boyunca hiçbir zaman sesini yükseltmeyerek, Sovyetler Birliği’nin beklenmeyen ve ezici orandaki cephaneliği, Ruslarla savaşa sürüklendiği süreci ve harbin ilk iki yılına dair görüşlerini anlatıyor.

Fin radyo şirketi YLE’de görev yapan bir mühendis olan Thor Damen, Hitler ve Mannerheim’ın özel görüşmesinin ilk 11 dakikasını kayda almayı başarmıştı. Damen’in bunu gizlilikle icra etmesi gerekmişti, zira Hitler bizzat emir vermediği sürece görüşme ve konuşmalarının kayda alınması yasaktı. Damen, Mannerheim’ın doğumgününe istinaden yapılan resmi konuşmalar ile Mannerheim’ın teşekkürlerini kaydetmekle görevlendirilmiş, ve bu görev sebebiyle belirlenen vagonlara mikrofonlar yerleştirmişti.

Mannerheim ve misafirlerinin içinde mikrofon bulunmayan bir vagonu tercih etmeleri üzerine Damen hızla davranarak vagonun tam da Hitler ve Mannerheim’ın oturduğu tarafındaki camlarından birinin üzerinden bir mikrofon sarkıttı. Hitler’in korumalığını yapayan SS’lerin 11 dakika sonra camdan sarkan kabloları fark etmeleri üzerine Fin mühendisten kaydı derhal durdurması ve imha etmesi istendi. Fakat YLE’nin mühürlü bir kutuda tutmaya söz vermesi üzerine Finlerin kaydı tutmasına müsaade edildi. O vakit Fin devlet sansür ofisi Kustaa Vilkuna’ya teslim edilen kayıt, 1957 yılında yeniden YLE’ye iade edildi ve birkaç yıl sonra kamuyla paylaşıldı. Söz konusu kayıt, Hitler’in resmi olmayan bir üslupla konuştuğu tek ses kaydıdır. Aşağıda metin Türkçeye Almanca diyalogdan dinlenerek çevrilmiştir.

https://www.youtube.com/v/XXMdabAxOsY&fs=1&wmode=transparent


Hitler: … çok ciddi bir tehdit, belki de en ciddisi — tam boyutlarını ancak şimdi idrak edebiliyoruz. Bu devletin (SSCB) ne denli canavarca silahlandığını anlamamıştık.

Mannerheim: Hayır, bu kadarını düşünmemiştik.

Hitler: Hayır, ben de, hayır.

Mannerheim: Kış Savaşı esnasında — Kış Savaşı esnasında bunu aklımıza bile getirmemiştik. Elbette iyi silahlandıklarını biliyorduk…

Hitler: (Araya giriyor) Evet.

Mannerheim: Fakat, nasıl –aslında– ve şimdi bunca zamandır neler planladıklarına dair şüphe yok!

Hitler: Kesinlikle, ellerindeki silahlar insanın tahayyül edebileceğinden edilebileceğinden daha uçsuz bucaksız.
Eğer biri bana daha önce…
(Hitler’in konuşması kapının açılıp kapanma sesiyle kesiliyor.)
Eğer biri bana daha önce bir ulusun 35.000 tankla savaşa başlayabileceğini söylemiş olsa ona şöyle derdim: “Sen çıldırmışsın!”

Mannerheim: Otuz beş bin?

Hitler: Otuz beş bin panzer.

Arkadaki bir başka ses: Evet! Otuz beş bin!

Hitler: Şu ana kadar 34.000’den fazla fazla tank imha ettik. Eğer generallerimden birisi bana herhangi bir ulusun 35.000 tankı olduğunu söylemiş olsaydı ona şöyle derdim: “Siz, sevgili bayım (Mein Herr), her şeyi iki ya da on kez fazla görüyorsunuz. Bu çılgınlık; hayaletler görüyorsunuz.”
Bunun gerçek olabileceğine imkân vermezdim. Size daha önce elimize geçen fabrikalardan bahsettim, örneğin bunlardan biri Kramatorskaja’da. İki yıl önce sadece inşa halindeydi. Hiçbir şey bilmiyorduk. Ve söz konusu tesis bugün, ilk vardiyada 30.000’den, gün boyunca da 60.000’den fazla işçinin çalışabildiği bir tesis — tek bir tesis! Onu işgal ettik. Dev bir fabrika! İşçi sürüleri burada hayvanlar gibi yaşamış ve…

Arkadaki bir başka ses: Donetsk bölgesinde mi?

Hitler: Donetsk bölgesinde.
(Arkadan tabak ve bardakların şangırtısı geliyor.)

Mannerheim: Eğer silahlanmak için ellerinde neredeyse 20, 25 yıl bulunmuş olduğu göz önüne alınırsa…

Hitler: (Sessizce araya giriyor) İnanılmaz.

Mannerheim: Ve her şeyi, her şeyi silahlanmaya harcamışlar.

Hitler:
Sadece silahlanmaya.

Mannerheim: Sadece silahlanmaya!

Hitler: (İçini çekiyor) Daha önce başkanınıza (Ryti) söylediğim gibi, bununla ilgili bir fikrim yoktu. Eğer olsaydı, her şey benim için daha zor olurdu, fakat yine de her şekilde istila kararını almak zorunda kalırdım, çünkü başka bir seçenek yoktu. Daha 1939/40 kışında savaşın başlamak zorunda olduğu kesinleşmişti. Fakat üzerimde Batı’nın kabus gibi (Alpdruck) baskısı vardı. Çünkü iki cepheli bir savaş çöküşümüz olur, belimizi kırardı. Aslında batı seferini 1939 sonbaharında gerçekleştirmek istemiştim, fakat tecrübe ettiğimiz kötü havalar bize engel oldu. Bütün teçhizatımız, biliyorsunuz, tamamen iyi havalarda kullanılabilecek teçhizat. Oldukça iyi olsalar da, maalesef sadece iyi havalar için tasarlanmışlar. Bunu harpte gördük. Silahlarımız batı için yapılmıştı (zugeschnitten), ve hepimiz şöyle düşünmüştük, ki bu o zamana kadar doğruydu, tarihin ilk zamanlarından beri görüş şuydu: Kış vakti savaş icra edemezsin.

Elimizde kendi tanklarımız vardı, fakat örneğin onları kış savaşına hazırlayacak testlerden geçmemişlerdi. Aksine, kış vakti savaşın imkânsız olduğunu kanıtlamak için denemeler yaptık. Bu (Sovyetler’inkine nazaran) farklı bir başlangıç noktasıydı. 1939 sonbaharında soruyla yüz yüze geldik. Taarruz etmeyi çok istiyor ve Fransa’yı altı haftada bozguna uğratabileceğimize kesinlikle inanıyordum. Lâkin harekete geçip geçemeyeceğimiz sorusuyla yüz yüzeydik — sürekli yağmur yağıyordu. Fransız arazisini bizzat oldukça iyi biliyordum ve pek çok generalimin görüşlerini de göz ardı edemezdim, eğer o vakit taarruz etseydik muhtemelen sahip olduğumuz tank (Panzerwaffe) ve hava kuvvetleri yağmur sebebiyle asıl taarruzda oldukları kadar etkili olamazlardı.

Kuzey Fransa’yı bizzat bilirim. Biliyorsunuz, I. Dünya Savaşı’nda dört yıl görev yaptım. Ve böylece erteleme gerçekleşti. Fransa’yı 1939 yılında saf dışı etmiş olsaydım dünya tarihi değişirdi. Fakat 1940’a kadar beklemek zorundaydım ve maalesef taarruza geçmek mayıstan önce mümkün olmadı. 10 Mayıs havaların düzeldiği ilk gündü ve 10 Mayıs’ta derhal taarruza geçtim. 8 Mayıs’ta 10 Mayıs’ta taarruza geçilmesine dair emir verdim. Ve ardından tümenlerimizin batıdan doğuya nakledileceği dev transferi icra etmek durumundaydık. (İlk işgaller?..) — ardından da Norveç’teki görevimiz vardı — aynı zamanda –bugün açıkça söyleyebilirim ki– feci bir talihsizlikle, yani İtalya’nın zayıflığıyla yüz yüzeydik. İlki sebebiyle, Kuzey Afrika’daki durum, ardından, ikinci olarak Arnavutluk ve Yunanistan’daki durum — çok büyük bir talihsizlik. Yardım etmek durumundaydık. Bu bizim için bir kalemde hava kuvvetlerimizi ve tank kuvvetlerimizi bölmek anlamına geliyordu ki, o vakit aynı zamanda doğudaki tank kolumuzu tertipliyorduk. Tek bir kalemde iki tümen, iki tam tümeni vermek durumunda kaldık ki, daha sonra buna üçüncüsü de eklendi. Ve sürekli, oldukça ağır kayıpların yerine yenilerini koymamız gerekiyordu. Çöldeki çarpışmalar kanlıydı. Doğal olarak bu kuvvetlere doğuda ihtiyacımız vardı. Görüyorsunuz, bunların hepsinden kaçınılabilirdi.

O zamanlar Molotov’la (Sovyet Dışişleri Bakanı) bir görüşmem oldu, ve Molotov’un o görüşmeden savaş kararıyla ayrıldığı mütemadiyen kesindi. Ve Molotov’u, eğer mümkünse, ondan önce davranma kararıyla gönderdim. Çünkü o adamın talepleri sonunda Avrupa’ya hükmetme gayesi taşıyordu. (Burada fısıldıyor.) Daha 1940 sonbaharında tekrar tekrar şu soruyla karşı karşıya kaldık, Sovyetlerle kopmayı göz önüne almalı mıyız? O zamanlar, Fin hükümetine müzakere etmesini, zaman kazanmasını ve bu hususta ağır davranmasını salık verdim — çünkü her zaman Rusya’nın sonbaharın ilerleyen zamanlarında aniden Romanya’ya saldırarak petrol kuyularını ele geçireceğinden ve bizim de 1940 sonbaharının o dönemlerinde hazır olmayacağımızdan korkuyordum. Rusya eğer Romen petrollerini almış olsaydı Almanya’nın işi biterdi. Bu meseleyi halletmek için 60 Rus tümeni kâfi olurdu.

Elbette o zamanlar Romanya’da kayda değer bir görev gücümüz yoktu. Romen hükümeti yalnızca son zamanlarda yüzünü bize döndü ve o vakit orada bulundurduğumuz kuvvet ciddiye alınabilecek gibi değildi. Rusların sadece petrol kuyularını işgal etmeleri yeterli olurdu. Elbette, elimizdeki silahlarla eylül ya da ekimde bir savaş başlatamazdım. Bu söz konusu olamazdı. Doğal olarak birliklerimizin doğuya nakil süreci henüz yeterince ilerlememişti. Batıdaki birliklerin öncelikle tertiplenmeleri gerekiyordu.

İlk önce silahlarla ilgilenmek durumundaydık, çünkü batıdaki seferde bizim de kayıplarımız olmuştu. 1941 baharından önce taarruza geçmemiz imkânsızdı. Ve eğer Ruslar o vakit, 1940 sonbaharında Romanya’yı işgal ederek petrol kuyularını almış olsalardı, 1941 yılında durumumuz umutsuz olurdu.

Arkadaki bir başka ses: Petrol olmadan…

Hitler: (Araya giriyor) Üretimimiz muazzamdı: Lâkin, hava kuvvetleri ve Panzer tümenlerinin ihtiyaçları gerçekten devasa. Yaptıkları tüketim tahayyülün ötesinde. 4.5 milyon tonluk ilave Romen petrolü olmadan savaşı icra edemezdik ve bu benim en büyük korkumdu. Dolayısıyla, Moskova’nın bu taleplerine karşı çıkabileceğimiz kadar güçlenene dek müzakereleri uzatmaya çabaladım. Talepleri düpedüz şantajdı, Ruslar çaresiz olduğumuzu, ellerimizin batıda bağlı olduğunu biliyorlardı ve bizden her şeyi gasp edebilirlerdi. Ancak Berlin’e geldiğinde, Molotov’a taleplerinin, ardı arkası kesilmeyen taleplerinin bizim açımızdan kabul edilemez olduğunu söyleyebildim. Bununla beraber o sabah müzakereler aniden sona erdi.

Müzakere edilen dört husus vardı, bunlardan biri Finlandiya’yı kapsıyordu, “Kendilerini Fin tehdidinden koruma özgürlüğü,” demişti. Ben de ona, “Bana gerçekten Finlandiya’nın sizi tehdit ettiğini mi söylüyorsunuz!” dedim. Fakat o, Finlandiya’da Sovyetler Birliği’nin dostlarına karşı hareket edildiğini, onlara devamlı olarak zulmedildiğini ve bir Büyük Güç’ün varlığının küçük bir devlet tarafından tehdit edilmesini kabul edemeyeceğini söyledi. Ben de ona, “Varlığınız Finlandiya tarafından tehdit ediliyor, öyle mi?” dedim.

Mannerheim: (Araya giriyor) Gülünç!

Hitler: “Varlığınız Finlandiya tarafından mı tehdit ediliyor?” Dediğine göre ayrıca bir büyük güce karşı ahlaki tehdit söz konusuydu ve Finlandiya’nın yaptığı, onların ahlaki varlığına karşı bir tehditti. Ardından ona Baltık bölgesinde çıkacak bir başka savaşa seyirci kalmayı kabul edemeyeceğimizi söyledim. Yanıt olarak bana Romanya’daki pozisyonumuzu nasıl gördüğümüzü sordu.
Biliyorsunuz, onlara (Romanya) bir garanti vermiştik. Bu garantinin Rusya söz konusu olduğunda da geçerli olup olmadığını sordu. Ve o vakit ona: “Size karşı olduğunu düşünmüyorum, çünkü Romanya’ya saldırma eğiliminiz olduğunu düşünmüyorum. Beserabya’nın sizin olduğunu her zaman vurguladınız, fakat hiçbir zaman Romanya’ya saldırmak istediğinizi söylemediniz!” dedim.
“Evet,” dedi, fakat daha açık bir şekilde bu garantinin… (Kapı açılıyor ve kayıt sona eriyor.)


Çeviri: Selçuk Uygur
Kaynak: http://lechantdudiable.blogspot.com/2016/09/hitlerin-gayr-resmi-bir-konusmadaki-tek.html

13
1919-1947 / Olay Eisenhower'ın Müttefik Sefer Kuvvetlerine Emri
« : 06 Haziran 2018, 20:31:07 »


Müttefik Sefer Kuvvetleri'nin Askerleri, Denizcileri ve Havacıları!
Aylardır çabaladığımız Büyük Haçlı Seferine başlamak üzeresiniz. Dünyanın gözleri üstünüzde. Özgürlük aşığı insanların umutları ve duaları sizinle birliktedir. Müttefiklerimiz ve diğer cephelerdeki silah arkadaşlarınızla birlikte Alman savaş makinesinin yıkacak, Avrupa'daki insanların üzerindeki Nazi baskısını bitirecek ve daha özgür bir dünyanın güvenliğini sağlayacaksınız.

Göreviniz kolay olmayacak. Düşmanınız iyi eğitimli, tam teçhizatlı ve savaş deneyimli. Sizinle gaddarca savaşacak.

Ama sene 1944! 1940-1941 Nazi zaferlerinden beri çok şey yaşandı. Birleşmiş Milletler sahada göğüs göğüse savaşarak Almanlara en büyük hezimetlerini yaşattı. Hava saldırılarımız düşmanın havadaki güçlerini ve yerdeki güçlerini ciddi şekilde yıprattı. Anavatanlarımız bize silah ve cephane konusunda ezici bir güç verdi. Ve bu güç yok etmek için eğittiğimiz askerler ile birleşti. Devran döndü! Bütün dünyanın özgür insanları Zafere doğru birlikte yürüyor!

Cesaretinizden, göreve adanmışlığınızdan ve er meydanındaki yeteneklerinizden şüphem yok. Zaferden aşağısını asla kabul etmeyeceğiz!

İyi şanslar! Hepimiz Yüce Tanrı'ya bu büyük ve asil savaşı kutsaması için dua edelim.

-Dwight D. Eisenhower

Kaynak: Amerikan Arşivi www.archives.gov

14
Europa Universalis IV / Günlük EU4 - Geliştirme Günlüğü - 5 Haziran
« : 05 Haziran 2018, 22:41:23 »
Merhaba! Bugün Dharma'da yeniden yapılandırılan bir sistem ve dünyanın geri kalanındaki Avrupa etkisini daha ilgi çekici hale getiren bir özellik üzerine konuşacağız. Yeni özellik ile başlayalım.

Özel Ticaret Şirketi özelliğinden bahsettiğimizde sizden bir kesim neden bir Hint ülkesi olan Shiva batılılara bir servet karşılığında toprak veriyor merak etti. Bugün bunu cevaplamak için buradayım.

Özel bölgelerde ticaret şirketi kurma özelliği Wealth of Nations'dan beri mevcut. Çalışma sistemi benim için çok sinir bozucuydu ve her zaman daha fazlasını yapmak istedim. Şirket bölgeleri asla bölgedeki yöneticiler ve şirketler arasındaki ilişkiyi yansıtmıyordu. Avrupalılar ve Hintliler arasındaki ilk ilişki ticaretti (Portekiz hariç). Biz de en azından en başlarda Avrupalılar ve Hintlilerin birbirlerinin varlığından kazanç sağlamalarını hedefledik.

Şimdi bir Avrupalı ticaret şirketi kurduğunda o şirketini geliştirerek yatırımlarını artırabilecek. Şirketinizin bulunduğu bölge başına 10, özel bölgelere de 5 adet yatırım yapabilirsiniz. Bu yatırımlar pek ucuz değil. En aşağı yatırım 300 altın, bu yatırımın yükseltmesi 600 altın ve özel bölgelerde 1000 altın. Yani eğer birisi Uzak Doğu'un zenginliklerini sömürmek istiyorsa kaynaklarının büyük çoğunluğunu yatırmak zorunda.



Bu yatırımların faydaları çoktur fakat bazıları yakın veya uzak bölgelere bonii(?) verir. Ve bu yatırımların başka ülkelerin yatırımlarından da etkilenmediğinini söyleyelim. Aşağıdaki listede bu yatırımlar aksi belirtilmedikçe sadece yapıldıkları alana etkilerini gösterir.

  • Local Quarter - 300 Ducats
    +15% Defensiveness, 25% Supply Limit for your TC Provinces
  • ermanent Quarters - 600 Ducats
    Upgrades from Local Quarters
    30% Defensiveness, 50% Supply Limit to your TC Provinces
  • Officers’ Mess - 1000 Ducats
    1 Per Trade Company Charter
    +5 Land Force Limit for TC Owner
  • Company Warehouse - 300 Ducats
    +2 Local Trade Power to your TC Provinces
    25% Production Efficiency in entire Area
  • Company Depot - 600 Ducats
    Upgrades from Company Warehouse
    +4 Local Trade Power to your TC Provinces
    50% Production Efficiency in entire Area
  • Admiralty - 1000 Ducats
    1 Per Trade Company Charter
    +5 Naval Force Limit for TC Owner
  • Brokers Office - 300 Ducats
    +25% Production Efficiency to your TC Provinces
    0.15 Goods Produced in entire Area
  • Brokers Exchange - 600 Ducats
    Upgrades from Brokers Office
    50% Production Efficiency to your TC Provinces
    0.30 Goods Produced in entire Area
  • Property Appraiser - 1000 Ducats
    1 Per Trade Company Charter
    50% Trade Steering in Trade Node of Charter for TC Owner.
  • <Adjective> Settlements - 300 Ducats
    25% Tax Modifier in your TC Provinces
    -7.5 Development Cost in Area
  • <Adjective> District - 600 Ducats
    Upgrades from Settlements
    50% Tax Modifier in your TC Provinces
    -15 Development Cost in Area
  • <Adjective> Township - 1000 Ducats
    1 Per Trade Company Charter
    10% Trade Value on entire Trade Company Charter.
  • Company Administration - 300 Ducats
    +25% Local Manpower, +25% Local Sailors in your TC Provinces.
  • Military Administration - 600 Ducats
    Upgrades from Company Administration
    +50% Local Manpower, +50% Local Sailors in your TC Provinces
  • Governor General’s Mansion - 1000 Ducats
    1 Per Trade Company Charter
    -2% Ship Cost for TC Owner.

Bu rakamlar yapım aşamasındaki rakamlardır ve bir denge sağlanana kadar değişebilir.

Ticaret Şirketi Yatırımları için söylenebilecekler bu kadar. Şimdi sıra "Dev Clash" yayınımızdan ipucunu verdiğimiz yeniden düzenlemeye geçiyoruz.

120 tane politika var ama bunlardan sadece favori olan birkaçı seçiliyor diğerlerine gerek kalmıyor. Bunlardan bir çoğunun nasıl aktif hale getirileceğini ve etkilerini değiştirdik. Artık Quality Standard politikası artık size %5 disiplin vermiyor, Administration politikası ve %50 Transport Combat Ability politikasını kaldırdık. Ama bunlara daha sonra geleceğiz.

Şimdi ilk olarak yaptığımız mekanik değişikliklere bir bakalım. Artık 5 politika yerine her MP kategorisi başına 3 yani toplam 9 politika seçiyorsunuz. Artı uzun dönem kullanımının teşvik edilmesi için kategori başına 1 politika bedavaya veriliyor. Bu sayılar stabil değil, hükumet reformları ve ulusal fikirler bu sayılarda değişiklik yapabilir. Örneğin Deccan fikirleri fazladan 1 administration politikası bedavaya veriyor. Ama bütün bunlar Dharma gerektiriyor.



Bunları nasıl yaptığımızı, nasıl dengelediğimizi ve eski kötü politikaları nasıl kaldırdığımızı anlatmayacağım. Bunun yerine yaptığımız her şeyi görmemi sağlayan bu belgeyi sizlerle paylaşacağım.



Tekrar söylemeliyim ki bu sayılar kesin değildir.

Umarım bu günlükten zevk almışsınızdır. Önümüzdeki günlükte en sevdiğiniz İskoç olan Jake yaşam kalitesi özelliklerinden bahsedecek.

15
Ülke Bilgileri / Amerika Birleşik Devletleri
« : 01 Haziran 2018, 21:34:33 »
Devletin Niteliği
Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri
Hükümet: Cumhuriyet
Din: Yok (Seküler)
İnanç Hürriyeti: Var
Dil: Yok
Birincil ırk: Yok
Kabul edilen ırklar: Amerikan, İngiliz, İspanyol

Hazine
Net: 675,000
Borç Verme Faizi: %9
Borç: 661,500 DHD %5 Faiz ile
Gelir: 1.570.000
Gider: 355.000
Aidat: 40.000

Mülkler
Kışla (×4)
Kaymakamlık
Valilik
Tersane (×3)
Havaalanı (×4)
Mahalle Temsilciliği
İstihbarat Dairesi
Küçük Fabrika
Çarşı
İşhanı

Birimler
Acemi Er: 100.000 (30k New York, 30k Washington, 30k California, 10k Miami)
Nitelikli Er: 170.000 (70k Washington, 45k Boston, 15k Miami)
Özel Kuvvetler: 70.000 (30k Washington, 20k New York, 20k California)
Motorize Er: 40.000 (20k Washington, 10k Miami, 10k California)
Milis: 10.000 (5k New York, 5k Washington)
Topçu Bataryası: 4.000 (3k New York, 1k Miami)
Hafif Tank: 900 (300 Washington , 300 New York, 200 Boston, 100 California)
Denizaltı: 27(New York)
Muhrip: 47 (New York)
Hafif Kruvazör: 10 (New York)
Ağır Kruvazör: 11 (New York)
Savaş Krüvazörü: 8 (New York)
Savaş Gemisi: 6(New York)
Uçak Gemisi:3(New York)
35 Zeplin (California)
60 Stratejik Bombardıman I (California)
85 YHD (California)
115 Avcı I (California)

Ordu
Moral: 76/100
Disiplin: 64/100
Savunma: 71/100
Hücum: 65/100
Taktik: 57/100
Komuta Gücü: 260
Seviye: B [3500]
Huzursuzluk: 13/100

Komutanlar
Douglas Mcarthur: 18M,14D,12S,13H,3T
Dwight Eisenhower: 14M,5D,8S,15H,7T
George S. Patton: 9M,10D,14S,11H,5T

Rejim
İdeoloji: Demokrasi
Alt-ideoloji: Sosyal Demokrat
Parti: Demokrat Parti
PP: 280
PP Artış: 70
Rejime Destek: 85/100
Güvenlik: 67/100
İstikrar: 86/100

İlişkiler
Japon Cumhuriyeti (Saldırmazlık Paktı 8 tur)
JSHC ile Ticaret Anlaşması
BUB ile Ticaret Anlaşması
Avusturya-Macaristan ile Ticaret Anlaşması
Demokrasi İttifakı
-NAMCO (Askeri Kanat)
-IMF (Ekonomik Kanat)

16
Alıntı yapılan: Paradox Plaza
Selamlar!

Bugün sonsuz steplerin önünde yatan Volga'nın aktığı devasa ve Rusların gururu olan toprakları gözlemlemek için kartografın ofisindeyiz. Rus toprakları boyutlarına karşın CK2'de hep az gelişmiş olarak nitelendirildi. Hatta Kiev veya Novgorod gibi çok önemli şehirler bile büyük düklükler tarafından istila edilebildi. Avrupa feodal beylerinin önünde yer almasıyla, Bizans'ta yer alan Roma kalıntılarıyla ve merhametsiz step kabilelerinin Ruslara etkilerini göz ardı edemediğimiz için Rusya'nın bu kadar gözardı kalmasına göz yumamadık ve geliştirmeye karar verdik.

Rusya çok büyük olduğu için resimleri üç parçaya böldük. Bu resimlerin hepsi 769 yılına ait, yani ismi o olmaması gereken bir şey gördüğünüzde bu yüzdendir (Örneğin Novgorod'un isminin Ilmen olması gibi.).

Kuzey ile başlayalım:

Gördüğünüz gibi keskinleştirme önemli bir derecede arttı. Tarihsellik de arttığı gibi bütün sınırlar 600 ve 1300 yılları arasında yer alan kaynaklardan esinlenerek düzeltildi. (Bu tarih Ön-Slavların Kiev bölgesine göçmesiyle başlar ve iç karışıklıklar ile Moğol İstilalarına kadar gider.)

Şimdi Güneydeyiz:

Gördüğünüz gibi Kiev şimdi bölündü ve eskisi gibi tek, devasa bir kontluk değil. Elf gözlerinizin göreceği gibi Radimichia ve Severia'nın altında Türki bir klan olan Burtas klanı var.

Ve bonus olarak, Wallachia.

Beserabya'nın Kiev ve Kırım toprakları ile çok içli dışlı olmasından dolayı Wallachia krallığına bir düzeltme yapmaya karar verdik.

Ve şimdi de diğer bütün günlüklerde istendiği gibi De Jure haritalar.

Düklükler:


Krallıklar:


Farkettiğiniz gibi Rus Krallığı Galicia-Volhynia ve Chernigov gibi daha tarihsel olan Novgorod ve Vladimir krallığına dönüştü. Bu krallıkların oynadığınız kabile çağı ve feodal çağlara göre çeşitli artı ve eksileri var.

İmparatorluklar:


Tatar İmparatorluğunun çok büyük olduğuna şüphe yoktu. Bu yüzden biraz parçalamamız gerektiğini hissettik. Güneyde gördüğünüz gibi Pontus Bozkır İmparatorluğu var, bu imparatorluk boyutlarından gördüğünüz gibi bölgedeki Hazar varlığını temsil ediyor. Ayrıca Perm krallığı artık Rus İmparatorluğu'na değil Tatar İmparatorluğu topraklarına bağlı.

İşte 867 yılı başlangıç haritası:


Ve 1066:


Bu tarihte bildiğiniz gibi Bilge Yaroslav'ın ölümü ile Kiev Rus toprakları 5 oğlu arasında bölüştürüldü. Oğullar arasında ve diğer akrabalarla birlikte (Polotsk Prensi gibi) ülke bir iç karışıklığa sürüklendi ve ülkenin stabilitesi zarar gördü.

Bu yüzden Kiev Rusları en azından bir süreliğine(!) Büyük Kiev Prensine bağlı olmasına rağmen ülkede bir birlik vardı diyemeyiz. Bu yüzden çeşitli düklükleri bağımsız ama Kiev'e Tributary yaptık. Ta ki kardeşler, oğullar ve kuzenler arasında veraset savaşları başlayana dek...

(aç/kapa)

17

Millennium Dawn modu için yapılmış bir sub-mod'dur. Faşist parti lideri olarak Adolf Hitler'i ekler.

Linkler:

18
HOI4 - Modlar / MOD Dynamic Country Colours
« : 01 Eylül 2017, 23:17:53 »


Merhaba arkadaşlar. Benim gibi devlet ideolojisi değişince ülke renginin aynı kalmasından şikayetçiyseniz bu modu kullanabilirsiniz.
Ülkeler:
(aç/kapa)

Link: http://uploadfiles.eu/b3twq9lz46fu/1121387897_Dynamic_country_colours.zip.html


 

19
Konu Dışı / Forumda Avatar nasıl eklenir?
« : 01 Eylül 2017, 22:24:03 »
Merhaba avatarları galeriden değil de kendimiz nasıl ayarlayabiliyoruz çözemedim. Yardımcı olabilir misiniz?

20
1919-1947 / Tartışma Normandiya'nın Kaderini Hitler Mi Belirledi?
« : 09 Ağustos 2017, 00:30:13 »
Erwin Rommel batıya atandığında bir çıkartmayı öngördüğünü ve birliklerin sahile yakın yerlere konuşlandırılması gerektiğini düşündüğünü biliyoruz. Rundstedt ise Fransa içlerine konuşlandırıp birlikler çıktıktan sonra kuşatmayı öneriyordu. Hitler ise bu iki öneri öne sürüldüğünde olağanüstü(!) askeri dehasıyla birlikleri kıyı şeridi ve Paris arasına yerleştirmeye karar vermişti. Bana göre Rundstedt haklıydı çünkü aynı taktiği Ardenler taaruzu öncesinde görebiliyoruz. Alman ordusu, müttefik kuvvetlerini kuşatma ve yok etme imkanına sahipti ama ordusundan bihaber olan Hitler Paris'e yürüme emrini vererek kuşatma şansını yok etmiştir. Sizin bu konu ile ilgili düşünceleriniz neler? Sivil kökenlilerin komutanlık yetkisi alması böyle zaaflara yol açabilir mi?

Sayfa: [1] 2