İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - SteppeWarrior

Sayfa: [1]
1
Tarih / Anadolu Türkmenleri Üzerine
« : 26 Kasım 2017, 02:32:20 »
Anadolu Türkmenleri Üzerine


Bu konuda Anadolu Türkmenlerinin yerleşimleri, yaşam tarzları gibi alanlarda ( Farklı kaynaklardan toplanmış boy ve oymak listeleri, haritalar, resimler vb.) yaptığım toplamaları paylaşacağım.

Türkmen Boyları ve Yerleşim Yerlerinin Haritası

 Bu harita Yusuf Halaçoğlu'nun haritalarından yola çıkarak hazırlanmıştır. Orjinal haritalar mümkün olduğunca sadeleştirilmeye çalışmıştır. Boyu bulmakta zorlananlar veya daha ayrıntılı incelemek isteyenler için Yusuf Halaçoğlu'nun haritaları da verilmiştir.

(aç/kapa)
(aç/kapa)

-)Felix von Luschan'ın Likya'da Yörükler, Türkmenler ve Tahtacılar Üzerine Araştırması
-)19. Yüzyıl Yörük Türkmenleri ve Osmanlı dönemi Mezopotamya'dan Fotoğraflar

2
Tarih / Slav Kazakları
« : 02 Ekim 2017, 19:22:34 »
Ön Bilgi


 Don Kazakları günümüz Ukraynalıların atalarıdır. Rus ordusunda askerlik yapmaları ve Osmanlı’nın başına bel olmalarıyla bilinirler.
 Don Kazakları genellikle Doğu Slav kökenli ve Rusça’nın neredeyse aynısı denilebilecek bir dil konuşurlardı. Ancak her ne kadar konuştukları Slavca’nın bir şivesi olsa da, Kazak Hetmanı*1 Pylyp Orlyk’in yazdığı Pylyp Orlyk’in Bildirgesi’nde*2 Don Kazakları’nın*3 Hazar kökenli olduğu belirtilmiştir.[1] Aslında Slav bir ulus için bu iddia mantıksız değildir.*4 Bunun yanında Kazakların, Kuman kökenli olduğu da öne sürülmektedir. Bunun en büyük sebebi Eski Doğu Slavları’nın (Ruslar değil, Rusya’nın yerli Slavları’nın) dilinde Kosak*5 kelimesinin Kuman manasına gelmesidir.

 Aslında Don veya Zaporojya Kazakları dediğimiz halka Ruslar Kozak (Kozaky) diyorlardı. Kozaklar Azov, Karadeniz, Buh, Kafkas, Danube, Don, Kuban, Terek, Volga, Ural, Hacıtarhan, Orenburg, Sibir, Amur, Baikal, Semirechye, Zaporojya ve Ussuri gibi bölgelerde de yaygın bir şekilde bulunuyorlardı.
 
Zaporojya Kazak Tarihi

Erken Tarih

 Zaporojya Kazakları’nın ilk atalarının Slav kökenli olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Hatta bazı kesimler onların gerçek Slavların soyundan geldiğini öne sürerler.*6 Pylyp Orlyk’in yazdığı bildirge ise kesin olarak Zaporojya Kazakları’nın tam manasıyla Hazar kökenli olduğunu belirtmiş hatta Kazakların tarihini anlattığı bölümde gelişimlerini de aktarmıştır. Akademisyen Zabelin ise Kazakların kökenini farklı halklara bağlamıştır hatta onun gibi çoğu Kazak tarihçisi de Kazakların kökenini İskitlere, Hazarlara, Kumanlara, Gotlara ve bazıları da eski Slavlara bağlamıştır.[2] Bunun yanında bazı tarihçiler Türk (Tatar ve Türkmen), Slav, Kafkas kavimlerinin karışması sonucu oluştukları, bazı Türkologların ise Kırım ve Rusya’nın yerli Kıpçakları olduğu yönünde görüşleri vardır. Burada asıl dikkat çeken konu ise Kazakların, Slavlığa çok önem vermemesi hatta genel olarak kabul etmediklerini belirtebileceğimiz bir şekilde kökenlerini farklı uluslara bağlamalarıdır.
 Aslında bir dönem Hazar teorisi Kazaklar arasında çok tutmuş hatta Hazarların Slavlaştığı tarihi 10. Yüzyıl olarak belirleyip kendilerine bir tarihi başlangıç bile oluşturmalarına sebep olmuştur. [Elbette elde tam veri olmasa da bu düşüncelerin sağlam bir kökü olması gerektiğini düşünmekteyim.]

Polonya-Litvanya Hâkimiyeti

 Kazakların, Polony-Litvanya’ya bağlı olarak seferler düzenledikleri bu dönem Kazakların isimlerini duyurdukları zamandır. Polonya-Litvanya Birliği adına Osmanlı ve derebeylerine (Tatarlar vb.) seferler düzenlemeleriyle bilinen Kazaklar, Türklerin ve Katoliklerin en büyük düşmanı olmuşlardır. Katolik mezhebiyle aralarındaki çatışmalar sebebiyle zaman zaman Polonya-Litvanya ile ters düşmüşlerdir.
 Ruslara zaman zaman saldırılar düzenleyen Kazaklardan rahatsız olan Ruslar, Osmanlı padişahına mektup yollayarak Kazakları geri çekmesini istediler ancak padişah, Kazakların kendisi için savaşmadığını belirtti. Aslında Kazaklar bu dönemlerde Polonya-Litvanya’ya da sadık kalmamış hatta Leh köylerini bile zaman zaman yağmalamışlardır.
 1624 yılında Osmanlı’nın giderek güçlendiğini gören Hristiyan devletlerin yanında Türklere karşı akınlarda bulunmuşlar ve Osmanlı’yla, Tatarlara büyük zararlar vermişlerdir. Hatta bir dönem İstanbul’un dışlarını yağmalamışlardır.
 17. Yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Kazaklar yavaş yavaş nüfus kaybedip akın yapmamaya başlasalar da Polonya ve Litvanya taraflarından getirilen başka kazaklar Zaporojye Kazaklarına eklenerek tekrar eski kuvvetlerine erişmeleri sağlandı.
 Ancak Polonya-Litvanya birliğinde asil sınıfın gözüne daha çok batmaya başlayan Kazaklarla, Lehistan’ın arası en sonunda açıldı ve Lehlerin 2 milletli*7 birliği yıkıp 3 milletli*8 bir birlik kurma fikri boşa çıktı.

Bağımsızlık Çağları ve Rus Himayesi
Kazaklar, Lehistan’dan ayrıldıktan sonra Rus hâkimiyeti altına girdiler. Rus hâkimiyeti altındaki Kazaklar iki ayrı grup olarak yaşamaktaydı; bu gruplardan biri Zaporojye’nin daha kuzeyindeki topraklarda, tamamen Rusya’ya bağlı bir grup, diğeri ise Zaporojye çevresinde otonom bir şekilde diğer gruba göre daha bağımsız bir şekilde yaşıyordu. 18. Yüzyılda bu otonom bölge Rusya tarafından ilhak edildi ve Kazaklar tamamen Rus İmparatorluğu’na bağlandılar.
 Rusların kendilerini tamamen paralı asker haline getirdiğini görerek eski yaşamlarını isteyen Kazakların bir kısmı Tuna’ya bir kısmı ise Kuban’a göç etti.
 2. Dünya savaşına kadar Rusların hakimiyeti altında savaşan Kazak birliklerinin gerek Sovyet Rusya’ya, Gerek İmparatorluk Rusyası’na pek çok faydası bulunmuştur.

Kazak Halkları

Kazaklar

 Bunlar Kazakların temelini oluşturuyorlardı. Yukarıda tarihçesi verilen Kazak halkı bunlardır. Temel olarak Rusya ve Lehistan taraflarında bulunuyorlardı. Ana merkezleri Zaporojya’ydı fakat pek çok yerde bu Kazakların yerleşimlerine rastlamak da mümkündü.

Tuna Kazakları

 Tuna Kazakları, Zaporojya Kazakları’nın daha batıya göç etmiş bir koluydu. Osmanlı İmparatorluğu tarafından Tuna civarına yerleştirilen bu Kazak boyu özellikle Rus bağımsızlık savaşında Osmanlı adına savaşmıştır.

Nekrasov Kazakları

 Bulav İsyanı’nın başarısız olmasından sonra kaçan Kazakların oluşturduğu gruba verilen addır. Kuban bölgesine göç eden bu Kazakların, Osmanlı ve Tatarlara defalarca yardımları dokunmuştur. Bu Kazaklar, Eski Ritüeller olarak bilinen bir dini hareket mensuptular ve Ortodoks kilisesinin reform yapmadan önceki haline inanıyorlardı. Bu sebeple bölgedeki Rus Ortodokslar tarafından çok zulüm görmüşlerdi. Bu Kazakların bir kısmı Anadolu’ya yerleşmiştir. Hatta torunları Türkiye’de yaşamaktadır.

Nuğaybaklar

 Ortodox Nogayların soyundan gelen Noğaybekler, Türk kökenli Kazaklardır. Kazakların kültürel özelliklerine adapte olmaya başlamış olan bu Kazak grubu günümüzde 10.000’e yakın bir nüfusa sahiptir.

Bunların yanında İran ve Çin’de bir takım Kazak grupları oluştursa da bu gruplar ismini asla duyuramamıştır. Aynı zamanda Kazakların içinde Yahudi kökenliler (millet olarak değil din olarak Yahudi) bulunması Kazakların gerçekten Hazar kökenden gelebileceği düşüncesini destekler niteliktedir.[3][4]



Kazak Kültürü

 Kazaklar başlarında Ataman (sonraki dönemlerde Hetman) adı verilen yöneticilere sahiplerdi. Bu yöneticiler kendi kabilelerinde (gruplarında) söz sahibiydiler ve tüm kazaklar tarafından saygı görürlerdi.
 Kazaklar eğitime çok önem verirlerdi hatta çocuklarını, okuması için düşman topraklarına yolladıkları bile bilinmektedir.
 Kazaklarda aile gelenekleri çok sıkıydı. Her Kazak ailesi koyu Ortodoks Hristiyan mezhebine mensuptu ve neredeyse her Kazak mezhebine büyük bir aşk ve bağlılık içerisindeydi.[5]
 
Kazak İsyanları

 Tarih pek çok Kazak isyanı görmüştür. Bu isyanlardan en ünlü olan Hmelnitsky Ayaklanmasıdır. Tarihsel sırayla Kazak isyanları şu şekildedir;
1-Kosiński Ayaklanması (1591-1593)
2-Nalyvaiko Ayaklanması (1594-1596)
3-Hmelnitsky Ayaklanması (1648-1657)
4-Bulav İsyanı (1707-1708)
5-Pugaçev İsyanı (1773-1775)

İlgi gelirse isyanlarla ilgili bir yazı da yayınlayabilirim. İsyanları ve kişileri tanıtırım.
 



*1 Kazaklarda Hakan’a verilen unvan.
*2 Zaporojya Kazakları’nın haklarını belirten bir bildirge.
*3 Sadece Don Kazakları değil günümüz Ukrayna ulusunu oluşturan tüm Kazak boyları.
*4 Bulgarlar ve Makedonlar Türk (Bulgar), Ruslar, İskandinav (istek gelirse daha sonra bir yazıda Rusları uzun uzun anlatabilirim. Rus kelimesinin eski İskandinavca kürekçi manasına geldiğini ve dönemin İskandinavlarının, Rusya’ya kayıklarla kürek çekerek geldiği bilinmektedir.)
*5 Cosac
*6 4’te belirttiğimiz gibi çoğu Slav ulusu ya sonradan Slavlaşmış ya da iki halkın karışması sonucu taraflardan biri olan Slavların dilini temel almış uluslardır.
*7 Lehler ve Litvanlar
*8 Lehler, Litvanlar ve Kazaklar


[1]Pylyp Orlyk'in bildirgesinden.
[2]Ivan Zabelin. Rus Hayatı ve Tarihi (The history of Russian life)
[3][4]Heritage of Cossacks-Nekrasovites, В. Н. Вите век и и. Сказки, загадки и песни нагайбаков
[5]Steven Eke, Rus Kazakları Tekrar Yükseliyor (Russia's Cossacks rise again)

3
Tarih / Roma Mirası; Regnum Romanum'dan, Devlet-i Aliyye'ye
« : 18 Eylül 2017, 00:10:34 »


Roma İmparatorluğu İ.Ö 753 yılında Romulus Rex isimli bir hükümdar tarafından kurulmuştur. Bu Etrüsk kökenli hükümdar diğer Roma Rexleri gibi efsaneleşmiş ve yüceltilmiştir. Romulus ve kardeşi Remus’un, Roma’yı kurmasını anlatan efsane şu şekildedir;
 “Efsaneye göre ırmağa bırakılmış Romulus ve Remus adlı iki kardeş bir dişi kurt tarafından ırmaktan çıkarılmış ve büyütülmüştür. Romulus ve Remus büyüdüklerinde kurt tarafından yetiştirildikleri yeri Roma şehrini kurmak için seçmişler, ancak aralarında çıkan bir kavga sonucu Romulus, Remus’u öldürmüş ve Roma’yı tek başına kurmuştur.”

 Bu efsane büyük ihtimalle Romulus’a kutsal bir kişilik yüklemek için oluşturulmuştur. Bunun yanında bazı tarihi kaynaklar bunun bir tür ritüel olduğunu ve akraba kanı dökerek bu toprakları kutsadığını öne sürmektedir. (Aynı iddiayı tarihçiler Attila’nın, Bleda’yı öldürmesini açıklamak için de kullanırlar. Zira Bleda’nın öldürüldüğü şehir Bleda isminin Germen dillerindeki karşılığı olan Buda adıyla kurulacaktır)

 Regnum Romanum bir tür cumhuriyetle yönetiliyordu. Kralı senato seçiyor ve kralın haklarını istediği gibi kısıp, arttırabiliyordu.

 Regnum Romanum kurulduğu İ.Ö 753 yılından İ.Ö 509 yılına kadar İtalya’da küçük bir devlet olarak siyasi varlığını sürdürmüştür. Ancak İ.Ö 509 yılında Latinler, Roma Krallığı’na başkaldırıp “Senatus Populus Que Romanus (SPQR)” olarak geçen Roma Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır. Bu yeni Roma devleti tamamen Senato ve senatonun seçtiği iki konsül tarafından yönetilmiştir. (Konsülün gücü senatonun gücünü hiçbir zaman geçemezdi.)

 Roma Cumhuriyeti 500 küsur yıl hüküm sürmüş, Latinler bu dönemde Akdeniz kıyılarını kısmen hâkimiyetleri altına almışlardır. İ.Ö 27 yılına kadar konsüllük yapan Julius Ceaser’in darbesi sonucu Roma Cumhuriyeti yıkılmış ve yerine Imperium Romanum yani Roma İmparatorluğu kurulmuştur.

 Roma İmparatorluğu, cumhuriyet veya krallık döneminin aksine tamamen babadan oğula geçen bir monarşi sistemiyle yönetilmiştir. Bu dönemde Senato’nun ülke içerisindeki otoritesi kısıtlı ve İmparatora bağlı kalmıştır.

 İmparatorluk dönemi Roma tarihi için çok önemlidir. Çünkü devlet İmparatorluk döneminde Kafkasya’dan Britanya’ya, İberya’dan, Suriye’ye uzanan büyük topraklara ulaşmıştır. Roma İmparatorluğu’nun kudreti bu büyük topraklardan sağladığı insan ve köle gücüdür. Aynı zamanda Roma, dönemin diğer uluslarına göre teknolojik olarak her zaman bir adım ötede durmuştur. Ancak Hristiyanlığın yayılması beraberinde bazı felaketleri getirmiştir. Doğu ve Batı Roma olarak ikiye bölünen devletin batı kısmı Got ve Hun istilaları sonucu yok olmuş ve yerine Frank Krallığı, Lombard Krallığı gibi farklı ulus devletleri kurulmuştur. Doğu Roma ise sadece Roma adını alarak siyasi hayatına başladı.

 Roma ilk başlarda sınırlarını Mısır’a kadar genişletse de İslam’ın doğuşu ve Fars saldırılarıyla büyük darbeler yiyerek Anadolu ve Balkanlara sıkışıp kaldı.

 Selçuklu İstilası sonucu Anadolu’nun doğu ve iç kesimlerini kaybeden Roma İmparatorluğu çöküşe doğru ilerliyordu. Selçuklu’nun, Moğol İstilalarına dayanamaması sonucunda yıkılması ve 1299 yılında bölgesel bir hâkimiyet kazanan, 1302 yılında resmen kurulan Osmanlı İmparatorluğu Anadolu’nun yeni süpergücü olmaya adaydı.   

 Osmanlı, Fatih dönemine kadar sıradan bir Türk-İslam devleti olarak görünürken Fatih dönemi büyük bir Roma hayranlığı başladı.

 Fatih’in, Roma Tarihi’ni okuduğu yabancı ve yerli tarihçiler tarafından ispatlanmıştır. Hatta Fatih, Atam-Babam* Kanunu adıyla bir kanunname bile çıkartmıştır.*
 Fatih'in, Nova Rome*2 şehrini fethetmesi sonucunda , 2. Roma İmparatorluğu yok oldu. Artık doğudan yeni bir güneş yükseliyordu bu yepyeni bir romaydı.

 Fatih’in Otranto Seferi, kendini Roma İmparatoru olarak gördüğünün en büyük kanıtı olmuştur. Çünkü 2. Roma’nın sınırları Güney İtalya, Balkanlar ve Anadolu’ydu. Fatih dönemi Osmanlı Güney İtalya hariç Anadolu ve Balkanlarda hüküm sürüyordu.

 Fatih, Papa’ya yazdığı mektuplarda kendisini açık açık Kayser-i Rum (Ceaser’in Almanca söyleminden gelen bir kelimedir.) ilan etmiş ve Roma Mirasının koruyucusu olarak tanıtmıştır. Dönemin piskoposları Fatih’e Hristiyan olursa Roma mirasında daha sağlam hak ilan edebileceği söylenmesi üzerine bir piskopostan Hristiyanlık hakkında bilgi almak istemiş ve piskopos Fatih’e yazdığı mektuplarla Padişah’a Hristiyanlığı öğretmiştir. Fatih Hristiyanlıktan etkilenmeyip İslam dinine bağlı kalsa da Roma iddiasını sürdürmüştür.

 Fatih sonrası dönemler Osmanlı’nın Roma iddiası sürdürülmemiş ve çoğu padişah bu mirasa sahip çıkmamıştır. Hatta bu dönemlerde Rus İmparatorluğu’da, kendini Roma olarak görmüş ancak bu iddiayı Fatih gibi kadar sağlam bir şekilde savunamamıştır.

 İ.S 1922 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla, Roma iddiasını savunan son devlet yok olmuştur. Yani aslında Roma İ.Ö 753 yılında Romulus tarafından kurulup, İ.S 1922 yılında Mehmed Vahdettin tarafından yıkılmıştır. Etrüsk Romulus’un kurduğu devlet, Türk Vahdettin dönemi yıkılmıştır.

 Roma'nın mirasını bu gün sürdüren devlet ABD'dir. Amerika her ne kadar açık açık kendini Roma ilan etmese de halk ve yöneticiler tarafından Roma'ya benzetildiği aşikardır. Özellikle yabancılar bu konu üzerinde çokça durmaktadırlar. Çünkü Amerika yeni bir ulus yaratmak için harika bir ülkedir. Amerika'da halk İngiliz, Fransız, İtalyan şeklinde ayrılmaz. Geçmiş dönemlerde hatta bu gün bile bir Ruslara karşı bir ayrım olsa da Amerika'da yaşayan halkın çoğu etnik kökenini bilmez ve insanları etnik kökenine göre diğer uluslara nazaran daha az yargılar. Bu yeni bir milli kültür yaratmak için ideal bir ortamdır. Amerika ileride Roma'nın mirasını sahiplenebilir. Hatta bu gün bile kısmen sahiplenmiş sayılmaktadır.




* Atam-Babam kanunu devlet içerisindeki bazı belli başlı kurumları Roma İmparatorluğu'nun kurumlarına benzer hale getirmiştir.
*2 Konstantiniyye bazı kaynaklarda Nova Rome olarak geçer.

4
Tarih / Yazı Dizisi Türk Mitolojisi
« : 11 Eylül 2017, 13:49:22 »
Türk Tarihi ve Kültürü yazısının, alt yazısı diyebiliriz. Türk mitolojisinde yer alan imgeler ve semboller burada yer alacak.

Konular

1)------> İtbaraklar
2)------> Svastika-Öz Tamgası
3)------> Balballar ve Eski Türklerde Cenaze Töreni
4)------> Tengrizm'de Kam
5)------> Tuğrul ve Konrul Kuşu

5
Tarih / Göktürkçe
« : 01 Eylül 2017, 11:58:51 »


Türk tarihinin yazılı eserlere sahip ilk dili. Kimi tarihçilerce Soğd kökenli bir alfabe olduğu düşünülse de çoğu tarihçi bunun kendine özgü bir alfabe olduğu konusunda hemfikirdirler.

Vokaller genellikle Gök Türk anıtlarında sonraki harfin kalınlık, incelik durumunu belirler.

(aç/kapa)


Harfler Göktürk alfabesinde kendisinden önceki sesin kalınlık incelik durumuna göre değişir. Aslında harflerin kullanımıyla ilgili şöyle bir şema çıkartabiliriz;

Kendilerinden önce vokal gelen sesler: Önceki vokalin durumuna göre kalın veya ince olur.

Kendilerinden önce vokal gelmeyen, kendilerinden sonra vokal gelen sesler: Sonraki vokalin durumuna göre kalın veya ince olur


Göktürk alfabesinde sözcükler sağdan sola okunur.
Harfler aşağıdaki gibidir;

(aç/kapa)
(aç/kapa)
(aç/kapa)

Örnekler;

(aç/kapa)
(aç/kapa)


7
Crusader Kings II / Zamanı Hızlandırınca Kasma Sorunu...
« : 19 Haziran 2016, 10:19:12 »
Arkadaşlar oyunda zamanı hızlandırınca çok kasmaya başlıyor. Her şeyi düşürdüm denizleri bile kapattım ama nafile. 800x600 de de aynı sorun 1366 da da.
Sistemden kaynaklı olduğunu sanmıyorum:

Windows 10
AMD E1-6016 APU
AMD Radeon R2 Graphics
4096 MB Ram (4 GB)
Directx 12


Bunun bir çözümü varmı ?

8
Crusader Kings II / Sultan Baybars
« : 09 Mayıs 2016, 19:04:33 »
Baybars'ın arap olarak yapılması sizcede çok kötü değil mi ? Halbuki kendisi öz be öz Kıpçak Türküdür.

9
Europa Universalis IV / Çok Oyunculu
« : 22 Aralık 2015, 13:49:42 »
Arkadaşlar oyunu çok oyunculu oynamak istiyorum. Benimle beraber oynayacak varmı ?

Sayfa: [1]