İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - The Last Kaiser

Sayfa: [1]
1
Keremin itirazlarına rağmen ben de paylaşayım. Forumdaki rol yapma sayısının artması, oyunların kaliteli geçmesi ve bir oyuncu platformu için bir dernek kurmayı tasarladım. Diğer derneklerden farkımız ise oynandığı zaman aktifliği oldukça arttıran bu oyunlarda etkili olan insanları bir araya toplayıp, daha kaliteli geliştirmeler yapabileceğimiz. Derneğe teminat olarak Siyasi RP'mi gösteriyorum. Forumda ender olarak kavgayla bitmeyen oyunlardandı. Kısa vadede dernek uygulanmaya konarsa halihazırda bulunan iki oyunu iyileştirmeye çalışacağız.

Hedefler:
Forum Oyunu yöneticileri arasında anlaşmalar ve fikir alış verişleri kurup oyunları güçlendirmek.
Forum Oyunlarının işleyişi için Aktif Rolyapma Oyuncuları Platformunu kurmak. Platform sayesinde hızlı ve keyifli rolyapmalar organize edebilmek.
Yeni oyun sistemleri geliştirmek.
Diğer forumlardaki küçük oyunları denemek.
İnaktif olan oyunları aktifleştirmek.

Davet Edilen Üyeler:
@Agnostik
@koki
@kerem1249
@pistoltr
@Bourreau
@Malt
@vakanüvis
@Furkan 65
@Hynkel
@Fernweh
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: The Last Kaiser

2
evet beyler uzun uğrasların sonunda sıfırdan map yapmayı öğrendim, ama photoshop yeteneklerim kötü olduğu için beceremiyorum ben de dedim ki bari foruma anlatayım isteyen yapsın.
hem @kerem1249 kurtuluş savaşı mapını yapacak daha çok cengaver ortaya çıkar ayrıca bu rehberi soranlar arasında @TitanBey™ de vardı onu taglayalım.

simdi beyler, map için bilmeniz gereken 4 önemli şey var
(aç/kapa)

simdi eğer sıfırdan map yapacaksınız en çok cebelleseceğiniz dosyaları söylüyorum:
(aç/kapa)

Kısa anlatım:
(aç/kapa)

ÖNEMLİ SON SÖZ:
EĞER İSTEYEN OLURSA VANILLA İÇİN TERRAIN KODLARINI ATABİLİRİM, AMA BÖLGESEL HARİTAYI KENDİNİZ YAPMAK ZORUNDASINIZ
YAPAMAYANLAR İÇİN YENİ AÇTIĞIM YOUTUBE KANALINDAN VİDEOLU REHBER YAPABİLİRİM. (sıfırdan map değilde "mu" kıtası ekleyeceğiz)
HALEN DAHA ANLAMAYAN OLURSA HOI4-WİKİ'DE İNGİLİZCE REHBER VAR ONA BAKABİLİRSİNİZ
İYİ FORUMLAR! İYİ MODCULUKLAR! VAKANÜVİS KAÇAR ;)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: The Last Kaiser

3
Erwin Bartmann, Mayıs 1941′de Hitler’in adını taşıyan en seçkin Waffen-SS Tümeni olan Leibstandarte Adolf Hitler’e katıldığında mazideki yıllarını fırıncılık yaparak geçiren 17 yaşındaki bir gençti. Bartmann ve arkadaşları 1941 sonbaharında Lichterfelde’deki Leibstandarte kışlasından alınarak Umman ve Kiev Muharebeleri’nde Leibstandarte Tümeni’nin verdiği 674 zaiyatın yerine gönderildi. 1942 yılına kadar Doğu Cephesi’nde çarpışan Bartmann, 1942 yılında yeniden tertiplenmek üzere Fransa’ya çekilen Leibstandarte Tümeni’yle 1943 senesinin ocak ayında yeniden Doğu Cephesi’ne döndü ve 1943 Temmuzu’nda ünlü Kursk Muharebesi’nde yaralanarak Berlin Muharebesi’ne kadar savaşın geri kalanını LSSAH’in Spreenhagen’daki kampında eğitim vererek geçirdi. 1945 senesinin nisan ve mayıs aylarını kapsayan Berlin Muharebesi esnasında Regiment Falke bünyesinde çarpışarak Amerikan hatlarına geçmeyi başaran Bartmann, Amerikalılara teslim olarak İskoçya’daki esir kampına gönderildi. Serbest bırakılmasının ardından evlenerek İskoçya’ya yerleşen Bartmann, 14 Ekim 2012′de hayatını kaybetti.


Seçkin Leibstandarte Adolf Hitler Tümeni gönüllüsü Erwin Bartmann’ın 2013 tarihinde yayınlanan hatıratı.


Bartmann’ın ölümünden bir sene sonra yayınlanan kitabı Für Volk and Führer, İkinci Dünya Savaşı üzerine çalışan çevrelerce en çarpıcı otobiyografilerden biri olarak kabul edilmektedir. Kendisinin değerli eserinden buraya alıntılayacağım kısım, Bartmann’ın 1941 yılında Ukrayna cephesine nakledilirkenki bir hatırasına dayanıyor. Sovyetler Birliği’nin çiftliklerinin kolektifleştirilmesine itiraz eden Ukraynalılara karşı Stalin’in emriyle bir ibreti alem harekâtı olarak gerçekleştirdiği açlık soykırımı Holodomor, 1932–33 yılları arasında milyonlarca Ukraynalının açlıktan ölmesine ve çocukların kaçırılarak yenmesine varacak bir yamyamlığa sebep oldu. Ukraynalıların Ruslara ve komunizme karşı bugün dahi dinmeyen öfkesinin ana sebeplerinden biri olan Holodomor’u daha sonra başta bu trajediye tanıklık etmiş Miron Dolot ile Vasili Grossmann’ın eserlerinden olmak üzere vakit bulduğumda kapsamlı bir şekilde aktaracağım. Lâkin şimdilik Bartmann’ın öncepheye nakledilen 17 yaşındaki bir gençken dört torununu Holodomor’da kaybeden yaşlı bir Ukraynalı çiftçiyle hatırasının tercümesini paylaşmakla yetineceğim.


***

Cehennem sıcaklığında geçen birkaç günün ardından ırak bir tren istasyonuna geldik. Şaşkınlık içerisinde uçsuz bucaksız araziye baktım — parlak ayçiçeklerinden oluşan bir deniz göz alabildiğince uzanıyordu. Trenden inerek, bizi kıvrımlı bir yoldan geceyi geçireceğimiz ahıra götürecek olan kamyonlara atladık. Tanık olduğum Yahudi gettosu hakkındaki kaygılarımı çoktan zihnimin derinliklerine atmıştım, ne de olsa “beni ilgilendirmez”di — ah, gençliğin o sonsuz naifliği!
Gecenin çökmesiyle yakındaki bir koruluktan odun toplayarak, etrafında öncesinde binlerce kez seslendirdiğimiz şarkıları söyleyeceğimiz ateşin başına toplandık. Yaşlı bir çiftçi ortaya çıkarak dikildi, mesafesini koruyarak müziğimizi dinliyordu. Askerlerimizin başındaki Unterscharführer (Uscha) ona el sallayarak gelmesini işaret etti. Adam tereddütle ateşimizin davetkâr sıcaklığına doğru yürüdü. Gülümsedik. Birkaç kelime Rusça bilen bir yoldaşımız onunla konuştu.
Yaşlı çiftçi kusursuz bir Almancayla yanıt verdi. “Dinlememde bir sakınca var mı?”
Ataları çok uzun zaman önce Ukrayna’ya yerleşmiş Ukraynalı bir Volksdeutsche’ydi. Hepimiz gülerek beklenti içinde Uscha’ya baktık. Başıyla onaylayarak Ukraynalıya işaret etti. “Gel — ateşin yanında bizimle otur.”
Sohbetimiz sürerken başka Ukraynalılar da bize katıldı; aralarında 25 yaşlarında bir kadın da vardı. “Sadece birkaç ay önce,” dedi, “üç erkek kardeşim vardı –hepsi gitti– komunistler onları götürdü. Bu domuzların hafızası kuvvetli. Beş yıl kadar önce kardeşlerim kolektif sistemin organizasyonundan şikayet etmişlerdi. Derhal Kulaklar, — halkın düşmanları olarak yaftalandılar. Şimdi nerede olduklarına dair hiçbir fikrim yok. Yetkililere yazdığım mektuplar yanıtsız kaldı. 60 yaşın altındaki neredeyse her adamı ajan diyerek tutukladılar. Nerede olduklarını Tanrı bilir.”
Yaşlı adam kolunu kendine eşlik eden ötekileri de kapsayacak şekilde uzatarak, “Sağ kaldığımız için hepimiz şanslıyız,” dedi. “Hepimizi neredeyse açlıktan öldürmelerinin üzerinden daha on yıl bile geçmedi. Çok kötüydü –yamyamlık vardı– insanlar yemek için çocukları kaçırıyordu. Dediklerine göre bunu yapan bazen de çocukların açlıktan aklını kaçıran akrabaları oluyordu.”
Bu kadar bereketli bir kırsal kesimde açlıktan kırılmanın mümkün olduğuna inanmakta olduğuna güçlük çekiyordum. “Bunların hiçbirine tanık oldunuz mu, yamyamlığa?”
“Şahsen görmedim. Yamyamlık komşularınızın önünde yapacağınız türden bir şey değildir,” dedi yaşlı adam bakışlarını indirerek. Ateşin yanındaki ince bir dalı yerden alıp sert iklimin yıprattığı yüzündeki üzgün ve zayıf bir ifadeyle tütmeye başlayana kadar ateşlerin içinde tuttu. “Bu açlığa dört torunumu kaybettim, biz o vahim zamanlara Golodomor deriz.” Nemli gözleri ışıl ışıl parlayan alevleri yansıtıyordu. “Komünist parti duvarlara ve telgraf direklerine çocukları yemenin barbarca olduğunu söyleyen posterler asmıştı.”




Ukrayna’nın ikinci büyük şehri olan Harkov’da açlıktan kırılmakta olan köylüler — 1933.


“Kıtlığa ne sebep oldu?”
“Ah, o bir kıtlık değildi,” dedi yaşlı çiftçi sesi tiksintiyle titreyerek. “Her şey açıktı. Bizi kendi mezarlarımızı kazmaya zorlayıp vurmalarına rağmen çiftliklerimizin kolektifleştirilmesine direndik. Tarım aletlerimizi ve mahsülümüzü çaldılar. Halkımızın bu şekilde açlıktan kırılmasını izlemek gerçekten içler acısıydı — açlıktan yüzleri kararmış anneler, incecik kemikleri sayılan çocuklar. Tanrım… Stalin’den nefret ediyorum.”
Artık kendimi fatihten ziyade kurtarıcı gibi hissederek dünyanın bu güzel köşesindeki varlığımızın tamamen meşru olduğuna kendimi inandırmıştım. Stalin’in gaddarlığını kurbanlarından bizzat kendi kulaklarımla duymam Hitler’in Bolşevizme dair tasvirinin abartı olmadığını teyit ediyordu — ya da o zaman için öyle görünmüştü.
Uscha neşeli sesiyle birden ortamdaki kederi dağıttı.
“Dostum, artık buradayız, o yüzden Stalin hakkında daha fazla endişe etmenize gerek yok.” Güçlü bir sesle şarkıya başladı, Auf der Heidi blüht ein kleines Blümelein…” (”Kırlarda küçük bir çiçek açar…”)
Müziğin gücüyle melankolik atmosfer bir anda dağılıverdi. Bir şarkıyı öteki izledi, Almanca ve Ukraynaca. Bir Untersturmführer gelip bize “ışıkları söndürme” vakti geldiğini hatırlatana kadar herkes dostluğun keyfini çıkarıyordu. Küçük partimize devam edebilmek adına izin istedik. “Untersturmführer, yerel halkı tanımaktan bir zarar gelmez,” dedi bizim Uscha.
Untersturmführer sesini yükseltti. “Bir emir verdiğim zaman ona tereddütsüz ve sualsiz itaat edilmesini beklerim. Anladınız mı? Siz Leibstandarte askerisiniz.”
Dostlarımızdan bir başkasının “Untersturmführer…” diye teşebbüs etmesine rağmen subay bu girişimi kısa kesti.
“Tek bir itiraz daha ve hepiniz kendinizi SS askeri mahkemesinin önünde bulursunuz,” diyen subay topuklarının üzerinde dönerek etrafı çevreleyen ağaçların gölgeleri arasında kayboldu.
Al suratlı bir çiftçi çocuğu olan Uscha’mız herkesin duyabileceği şekilde homurdandı. “Kural hastası, gerçek bir 100’de 100’lük — nasıl adam idare edileceği hakkında hiçbir fikri yok.”
Belki de Untersturmführer’in zayıf liderlik özelliklerinin bir nevi alışılmadık olduğunu belirtmem gerekir — altlarında hizmet ettiğimiz öteki liderler istisnaya mahal bırakmayacak şekilde iyi adamlardı. Untersturmführer’in partinin bitirilmesi yönündeki emrine rağmen Uscha’mız geceyarısını bir hayli geçene kadar devam etmemize izin verdi.
İyi bir gece istirahatinin ardından, başlarımızın üstündeki mükemmel derecede masmavi göğün üzerinde parlayan güneşin altında etrafımızdaki araziyi turistler gibi seyrederek öncepheye doğru yolculuğumuza devam ettik. Tarlalardaki ayçiçeklerinin boyu insanlarınkinden daha uzundu.
“Güzeller,” dedim Uscha’ya.
“Evet güzeller — ama piyade için bir ölüm tuzağı.”
Sonraki birkaç gün şiddetle yağmur yağdı. Toprak yollar araçlarımızın tekerlekleri altında hızla çamura döndü. Defalarca kez kamyonlardan atlayıp araçları itmek zorunda kaldık. Bir keresinde, yoldaki çamur çukuruna batan aracı çıkarmak imkânsız göründüğünde, bir esir kolundan, –gördüğüm ilk Rus askerleri– bir halat çekme oyununu andıracak şekilde araçları halatlarla kurtarmak adına yardım sağlandı. Ertesi gün güneş çamurlu zemini yeniden sertleştirdi.


***

Kaynak: Bartmann, Erwin, Für Volk and Führer, 4. Bölüm, “Auf Wiedersehen Lichterfelde, s.40–43
-
Çeviri: Selçuk Uygur
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: The Last Kaiser

4
Tarih / Ynt: Diktatörler
« : 29 Haziran 2018, 15:15:19 »
Daha henüz o seviyede değiliz. Ama yakındır @Hynkel
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: The Last Kaiser

5
Birinci Dünya Savaşı esnasında vatanları için hayatlarını tehlikeye atan, 12.000'i bu uğurda hayatlarını kaybeden ve 35.000'i madalya almaya hak kazanan 100.000'in üzerinde Alman Yahudisinden bazılarının hayatlarını Auschwitz gibi toplama kamplarında trajik bir şekilde noktaladıklarını biliyor muydunuz?


Willi Ermann 1897 yılında Almanya’nın Saarbrücken kentinde Gustav ve Henriette Ermann’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Gustav, katılma kriterleri için uzun boy, iyi görünüm ve iyi bir at satın alabilecek durumda olmayı gerektiren Alman hafif süvari birliği “Ulan”lardan (Almanlar arasında yer etmiş bir iddiaya göre kelime, Türkçede “genç adam” anlamına gelen “oğlan” kelimesinden gelmektedir) yüksek rütbeyle emekli olmuştu. Kardeşleriyle birlikte at ve büyükbaş hayvan ticareti yapan Gustav’ın bunun yanı sıra bir örgü fabrikası ve tekstil ürünlerinin satıldığı bir işyeri bulunuyordu. Willi ve kardeşi Leo ise aileye gezici satış temsilcisi olarak katkı sağlamaktaydı.

Birinci Dünya Savaşı çıktığında Alman ordusunda silah altına alınan Willi savaş boyunca Batı Cephesi’ndeki bir piyade alayında çarpıştı ve harbi onbaşı rütbesiyle tamamladı.


Willi Ermann’ı I. Dünya Savaşı’nda Alman Kara Kuvvetleri mensubuyken üniformasıyla gösteren bir fotoğraf.

Willi savaşın ardından Else Mayer ile evlendi ve çiftin 1926 yılında Gustav ve Henriette Ermann’ın ilk torunları olan kızları Liselotte (Lilo) doğdu. O vakit ailenin neşe kaynağı olmuş olan Lilo’nun yüzlerce fotoğrafı ailenin mirasçıları tarafından saklanmakta, günlüğü ise Yad Vaşem’deki Holokost Müzesi’nde muhafaza edilmektedir.
Willi ve ailesi 1938 yılında, Kristallnacht’tan kısa bir süre önce Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin Yahudilere karşı uyguladığı baskıların artmasıyla Almanya’yı terk edip, Willi’nin 20 yıl önce Alman bayrağı altında savaştığı, şimdi ise kendilerine mülteci olarak ev sahipliği yapacak olan Fransa’ya kaçıp Paris yakınlarındaki Chatenay Malabry’ye yerleşti.
Almanya’nın 1940 yılında Fransa’yı mağlup ve işgal etmesi üzerine Willi bir döşek fabrikasına çalışmaya gönderilirken, Else ise zorunlu işçiliğe tabi tutulan bir Yahudi kadın grubunun başına getirildi. Böylelikle “Nutzjuden”, yani “geçici olarak gereksinim duyulan Yahudiler” kategorisine alınan çift bir süreliğine toplama kamplarına nakledilmekten kurtulmuş oldu.
Fransız polisinin de katkılarıyla 1942 Temmuz’undan 1944′e kadar Fransa’daki 75.000 Yahudi Alman toplama kamplarına nakledildi. Bunlardan 23.000′i içlerinde birçok Alman Yahudisinin de bulunduğu, Avrupa’nın işgal altındaki çeşitli bölgelerinden Fransa’ya sığınan Yahudilerdi. Willi de 1943 Mart’ında tutuklanarak Drancy’ye, oradan ise öldürüleceği Auschwitz’e nakledildi.


Willi Ermann’ın Drancy’den Birkenau’ya naklini gösteren 53 No’lu konvoyun kaydı.

1000 kadar Yahudiyi Birkenau’ya taşıyan 23 Haziran 1943 tarihli konvoyun içinde 40 yaşındaki Else ve 17 yaşındaki Liselote Ermann da mevcuttu. Tren 25 Haziran’da Birkenau’ya vardı. Konvoydaki 418 Yahudi direkt gaz odalarına gönderilirken, 383 erkek 125858 ile 126240, 217 kadın ise 46753 ile 46537 rakamları arasında numarandırılarak kampın kışlasına yerleştirildi. Else ve Lilo, kamptaki ağır koşullar sebebiyle ya da gaz odalarında hayatlarını kaybetmiştir.
Willi’nin kardeşi Leo soykırımdan sağ kurtularak İsrail’e göç etmiş, aileye ait fotoğraflar Leo’nun kızları Mirjam Manojlowic, Shulamit Lindemann ve Hanna Finkelstein tarafından tedarik edilmiştir.
-
Kaynak: http://www.yadvashem.org/yv/de/exhibitions/our_collections/ermann.asp
-
Çeviri: Selçuk Uygur
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: The Last Kaiser

Sayfa: [1]