İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - kerem1249

Sayfa: [1] 2 3
1
Ben size gerçekçi ve güç bir başarım teklifinde bulunayım, yapana 1 ay Yarışma Kazanan rütbesi vereceğim.

Suudi Arabistan ile Mısır ve Pakistan milli sınırları dahil, tüm Orta-Doğuyu ele geçirin. İslam hilafetini ve "iki kutsal caminin hizmetkarı"nın hüküm sahasını böylece genişletin.
AHA AAR GELIYO GENCLIII... dur bir dakika pc bozuktu  >:( :thumbsdown:
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

2
EU4 - Hikaye ve AAR / Ynt: Avsturya İmparatorluğu Serisi
« : 06 Temmuz 2018, 16:07:55 »
Kraliçemiz Tahtında oturumuş savaşın başarısını düşünürken dışarıdaki bir haftadır  devam eden fırtınanın sesi gür gür  geliyordu bütün ülkede çoğu evin çatısı yıldırımdan ötürü yanmış ve askerlerin kılıçlarını yapan demirciler kapanmıştı.
Bu bir işaretmiydi yoksa bu ileriki savaşlar için bir uyarı yada bir zafername miydi.
Tıpkı o kanlı osmanlı savaşı öncesindeki devasa salgın ve toplu ölümler gibi miydi? Onlarda osmanlı savaşından 1 hafta önce olmuştu  ve bütün ekonomimiz iflas etmiş silah üretemez olmuştuk korkudan dışarı çıkan bir kişi bile yoktu maalesef. Bir hafta öncesinde oralarda çocuklar top oynuyor babalarını ve ağabeylerini osmanlı savaşına gönderiyordu hepsi bir amaç uğrunaydı Osmanlının ekonomisinin ele geçirilmesi. Geçen ay gelen Macaristan yardımı yetmemiş ve ordularımız ikmalsizlikten dolayı sıkıntı yaşıyordu Ve askerler eve sultanın ganimetleri ile gelince gördükleri tek şey yıkıntıya dönmüş şehirler ve sokaktaki çürük cesetlerdi
Bu seferki felaketin çok uzun sürmeyeceğini düşünerek orduları Zamanında Kutsal Romanın başkenti olan şanlı Romaya doğru yola gönderdim başlarında  ben ölünce başa geçecek Alberth komutasında.
Albrecht yetenekli bir savaşçı değildi ama çok iyi bir diplomatik düşüncesi ekonomik ruhu ve askerlerin ihtiyaçları konusunda bilgiliydi savaşı asıl komutan Karl von Schönburg Yönetecekti ve savaşı haber eden elçiler ordularımız Treviso ve venedek sınırındayken papaya gönderildi.
Gönderilen Mesaj:
Şanlı Papa Julious’a Avusturya Kraliçesi Marie’den:
Ordularımız Sizin sınırınızdadır geçen yıl ele geçirdiğiniz Ferrara bölgesi bize ve kutsal roma imparatorluğundaki tüm ülkelere aittir.
Hemen  Teslim etmez iseniz Ferrara dahil bütün topraklarınızı Şanlı Avusturya ve macaristanın ordularına ezdirecek yağmalattıracağım..
Bu elçilerin getirdiği mektupu gören Papa zaten fransızlar için çalışıyordu ve daha o yıl işe başlamıştı Zamanında Kastilyanın ileri sürdüğü papayı çok kolay bir şekil de altüst etmiş Fransa adına çalışıyordu.
Yani Fransızlar ile Papalığın arası çok sıcaktı. Bu haberi duyan papalığın lideri Julious hemen bu papayı hızlıca fransaya göndererek yardım istedi yoldada bir Kutsal Roma İmparatorluğu prensliğini kendi saflarına verona bölgesi karşılığında çekmesini istedi. Hem fransa Hemde lucca(zamanında ele geçirdiği bölgeyi saldırtmıştım :D)Kabul ederek savaşa hazır olduklarını bildirdiler.
Şu oyundaki yaşadığım en zorlu savaşlardan biri olmuş savaşı kısaca özetledim merakınız yatışsın ve gerçekten hikaye tadını almanızı istediğim için yazmış olduğum hikaye vari şeyi okudunuz bu kadar uzun anlatmamın sebebi hikayenin uzunluğundan ötürü koskoca Osmanlı savaşını 3 Fransa- papalık savaşını ise yalnızca 5 fotoğraf ile göstermiş olduğumdandır.
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

3
HOI4 - Hikaye ve AAR / Kısa Hikaye - ABD vs Dominik Savaşı
« : 06 Temmuz 2018, 00:13:06 »

1944'ü 1945'e bağlayan yılbaşı gecesi tüm ABD halkı için unutulmaz anlar yaşandı. Almanya, İtalya ve Japonya çoktan yenilmiş, savaş biteli 6 ay olmuştur. Birçok asker artık terhis edilmiş ve ana vatanlarına gönderilmiştir. Tamda bu noktada USS Hemsfire muhribide beraberinde 730 denizci ile New York rıhtımına doğru yol alarak evine dönüyordu, gemi noel gecesine yetişmek için fazladan motorin yakarak programın önünde romörksüz yanaşmaktaydı. Aylardır Zafer coşkusu yaşayan halk 1945 noelini ulusal bir gövde gösterisi ile kutladı. Saatler gece 23.47' yi gösteriyordu, geç saate rağmen noel coşkusu küçük çocukları bile uyanık tutmuştu. İnsanlar geri sayıma hazırlandılar, rakamlar birer birer azaldı, "yedi, altı, beş, dört,....". O gece 47 Amerikan savaş gazisi vatandaş asla "üç" diyemedi. İlk birkaç dakika Neol gösterisi sandıkları o koca alev dalgası, rıhtımı harap hale getirmişti. USS Hemsfire muhriibi korkunç bir patlama ile infilak etti . Patlama ve ardından gelen yangın bu muzaffer şehirde ki tüm heyecanı söndürdü. Hemsfire hadisesi olarak adlandırılan olayın etkisi ulusal kamuoyunda şok dalgası yarattı. Emniyet güçleri tüm efor ve enerjilerini hadisenin aydınlatılması için harcadı, bir kaza olamayacak ölçüde ki hadise kısa sürede aydınlatıldı. Günler süren sorgulama ve tutuklamaların ardından bu işin Dominikli devrimci teröristler tarafından tezgahlandığı gün ışığına çıktı.


USS Hemsfire kalıntıları ve enkaza dönen New York Rıhtımı / 1 Ocak 1945

     Soruşturma Kapsamın da aranan "Zazari" kod adlı terörist ele başı emniyet güçlerimizden sıvışır. Önce Küba' ya kaçar. ABD baskısı sonucu Küba Zazari' yi sınır dışı eder, Dominik sularına hücum bot ile kaçan Zazari Dominik Cumhuriyeti' ne sığınır. Amerikalıların iade talebini reddeden Dominik Cumhuriyeti, USSR ve onun koruyucu politikalarına güvenmektedir. Sadece 2 ay önce ABD'nin dibinde bir Sovyet Donanma üssünü açmayı kabul eden Dominik ile ilişkiler zaten kopma noktasındadır. Bir ultimatoma dahi ihtiyaç duyulmadan hükümet belinde ki kılıfa davranır. 19 Ocak 1945 günü hasta yatağındaki devlet başkanı Franklin J. Roosvelt ABD' nin teröre savaş ilan ettiğini tüm dünya kamu oyuna duyurur.


Yaşlı Kurt teröre savaş açıyor. 20 Ocak 1945

    Fakat Amerikan hükumetinin daha fazla insanı cepheye sürmek gibi bir niyeti yoktur. 2.Dünya savaşı zavallı 350 bin Amerikan hayatına mal olmuştur. Bu kutsal kandan bir miktar daha bu lanet ülke için dökmeye gerek yoktur. Roosevelt, 2.Dünya Savaşı hava bombardıman kahramanı ve Amerikan Karacı Hava Kuvvetleri Komutanı General Dolittle'a tam yetki ile göreve çağırır. "Rolling Beaches" Operasyonu kapsamın da 7 bin kadar B-17 Uçan Kale, B-24 Azad Eden ve B-29 Süper Kale stratejik bombardıman uçakları filolaları Florida'dan kalkarak Dominik'i vurur. 7 Hafta süren sistematik bombardımanlar dizisiyle Dominik Cumhuriyeti en ufak köyüne kadar yerle bir edilir.


7 bine yakın stratejik bombardıman uçağı Dominik topraklarını tam 7 hafta bombaladı.

       Bombardımanlar genelde sivil hedeflere yönelikti, 7 haftada 1.3 milyon kadar Dominikli hayatını kaybeder. Tamamen hazırlıksız olan Dominik için bu rakam sivil nüfusun % 78 ' ine tekabül eder. Bombardımanlardan hayatını kaybeden ve terörün kurbanı olan bu insanların suçlusu şüphesiz aşağılık köpek "Zazari" 'dir. Dominik Halkından geride kalanlar hükumete teslimiyet için baskı yapar fakat Dominik kara ordusunun hayatta kalan subayları için tek seçenek şerefleri ile son adama dek ülkeyi korumaktır. Dominik Kışlalarında kalan ordu kalıntıları Dominik hükumetine yada hayatta artık ne kadar bakan vs kaldııysa onları tutuklar ve darbe yapar. Cuntacı ve demokrasi düşmanı lanet Dominik Ordusu Genelkurmayı, ve gayrimeşru Dominik Başkanı "Qurquri" bir posta güvercini ile son damlalarına kadar savaşacaklarını tüm dünyaya ilan eder. Amerikalıların kayıpları ise sadece birkaç uçak ve bir gambottur. Hasta yatağında uzanan Roosvelt daha fazla amerikan askerinin ölümünü önlemek için gizli bir silahın kullanımına onay verir. Japonya'nın ve Almanya'nın erken teslim olması yüzünden kullanılamayan bu yeni silah Sam Amcanın 8 milyar dolarına mal olmuş yeni bir oyuncağıdır. Dünyanın Atom bombası olarak anıp hatırlayacağı bu bomba, barış ve demokrasi taleplerimizi haftalardır reddeden Dominiklilere karşı namluya yüklenir. Tarihte ilk ve belkide son defa Dominik başkenti Santa Domingo' ya o "atom bombası" atılır.


Adını bilmeye gerek duymadığımız başkentleri haritadan silinirken/ Mart 1945

       Fakat Dominik kara kuvvetleri kalıntıları adanın kuzeyinde sağ kalan ordu birimleri ile birlikte devleti ayakta ve savaşta tutmaya çalışır. Başkan Qurquri'nin 20 yaşında ki kızı "Kekiroya", ağır radyoaktif yaralarına yenik düşmeden önce bir posta güvercini ile beyaz saraya radyasyondan kararmış 1 domates gönderip protesto eder. Amerikan hükumeti bunu hakaret olarak kabul eder. Bu aşağılama üzerine hükumet bir tane daha atom bombasına onay verir. Adanın kuzeyindeki sanayi ve askeri bölge haritadan silinir, Kekiroya'nın ölümü böylece birkaç saat öne alınır.



15 gün sonra gelen 2. atom bombası Santiago de los Caballcros sanayi kentini vurur. 21 Mart 1945

         Dominik' in artık direnecek pozisyonu kalmamıştır. Adanın sahil savunma hatları çöker, ikmal bozulur, organizasyon yok olur. Halktan geriye sadece kırsalda yarı ölü hayatta kalmaya çalışıp siper yada kendi mezarını kazan guruplar kalmıştır. Roosevelt' e aktarılan Dominik atmosferi çok yıkıcıdır. Yaşlı kurt derhal amerikan ordusunu adaya çıkartır ve 55 ton insani yardım malzemesi adaya yollanır. Amerikan hükumeti, Dominik halkının yaralarının sarılması için kongreden 850 milyon$ lık yardım paketini geçirir.


Dominik Cumhuriyeti resmen 23 Nisan 1945 günü bir öğretmenin imzası ile ABD' ye teslim olur. 23 Nisan 1945

     Adaya çıkan Amerikan güçleri ciddi direniş ile karşılaşmasa da ada tehlikeli durumdadır. Sadece çıkartma günü yaşanan birkaç cılız çatışma ile Dominik ele geçirilir. Dominik halkından geriye kalanlar, demokrasiye kavuşmanın mutluluğu ile Küba' ya mülteci olmaya koşarlar. Böylece Amerika' nın teröre ve Dominik hükümetine açtığı savaş sona erer. Savaş suçları mahkemesinde yargılanmaya değecek bir şahısa rastlanmaz, tanrı zaten onların cezasını vermiştir. Bilirsiniz kaderi Amerikalılar işler, Tanrı yazar. Günün sonunda Amerika bir kez daha dünyayı bir terör belasından kurtarır. Zazari'nin izine ise rastlanmaz, muhtemelen bu dünyada ki kalıntıları birkaç kez kızarmıştır.


Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

4
EU4 - Hikaye ve AAR / Avusturya İmparatorluğu Serisi
« : 04 Temmuz 2018, 17:26:32 »
Avusturya imparatorluğu ile oynayacağım gayet diplomatik olarak Avusturya başlangıcını ve bitişini göstereceğim serinin bilgileri


Zorluk: normal
İronman :yok
Tarz: Öğretici
Dlcler ekranda gördüğünüz gibidir
Diğer serimde bir aksama olmadan çekmeye çalışacağım 1 gün avusturya bir gün sapık oğlu çekeceğim.
Yeni bölüm 3 saat sonra gelecektir.
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

5
Bölüm 10


(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

6
Bölüm 9

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

7
Bölüm 8

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

8
Bölüm 7

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

9
Bölüm 6

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

10
2.Sezon
2.SEZON PROMO



Bölüm 5

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

11

 Bu hikaye yaklaşık 18 ay evvel başka bir platformda yazılmış olup PXFAN'a port edilmiştir. Hikayemiz basit mizah ile Etiyopya'nın kurtuluş mücadelesi ve İtalya ile süregelen deniz aşırı savaşına odaklanmıştır.

 Vaktiyle hikayeye talebin ve ilginin çok az olmasından dolayı nihai hedeften sonra oyuna devam edilmemiştir. Nihai hedefin ne olduğunu okurken fark edeceksiniz. Toplamda 10 bölüm süren hikayeyi sürat ile siz okurlara aktaracağım.

 Baştan uyarmalıyım ki, hikaye de kullanılan dil de çeşitli imla hataları olabilir, o dönemler zaten ilgi az olduğundan sürat ile yazıyor ve yayınlıyordum. Şimdi ise düzeltmeye kalkacak bir vaktim yok. İyi okumalar dilerim.

Oyun Versiyonu: 1,2,1
Mod: Yok
DLC: O dönem sadece Together for Victory vardı.
Orjinal Yayınlanma Tarihi: 23/01/2017


1.Sezon
Bölüm 1
(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

12
Imperator: Rome / I:R 6.geliştiriçi günlüğü
« : 02 Temmuz 2018, 12:59:31 »
Hi everyone and welcome to another development diary for Imperator. Today we’ll talk about the economy and the buildings in a city.

First of all, we have Tax income. As mentioned in the chapter about pops, the tax income of a city is primarily based on how many slaves you have in that city. Then of course there are several modifiers that affect it, like access to trade-goods, stability, ministers, and some factions when in power may increase your tax income.

Secondly there is Commerce. This is only present if you either import or export trade-goods from a province. Each tradelink provides some income, and then the amount of citizens you have increase it, while marketplaces and other factors can increase it as well.

There are also various economic policies that affects your income and expenses on a country level, but we’ll go through these in a later development diary.

Finally, each city has a few building levels. Each city can have at least 1 building, and each additional 10 pops in that city allows another building level.

Currently these are the effects of the building types, but that may change during development.
Training Camps : Gives +10% Manpower, and +10% experience to units built in the city.
Fortress: Each gives +1 fort level.
Marketplace: Each gives +20% Commerce Income
Granary: -1 Unrest and +10% Population Growth

Each building type can be built multiple times, and if you have 4 slots in your city, you can fill them all with Granaries if you so desire. Of course you can order the building of multiple buildings in a city at once, and they will be built in a queue.

Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

13
Tarih / Ynt: Diktatörler
« : 29 Haziran 2018, 19:15:22 »
Kraliçe olduğu için tüm siyasi idari askeri yetkileri elinde tutuyor istediği gibi rahatça kullabilir.

Orası muz cumhuriyeti değil. Bir anayasası olmamasına rağmen monarşi-parlamento dengesi teamüller ile çok iyi ayarlanmıştır. Ayrıca kraliyet ailesi hiçbir yetkiye sahip değildir.
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

14
Erwin Bartmann, Mayıs 1941′de Hitler’in adını taşıyan en seçkin Waffen-SS Tümeni olan Leibstandarte Adolf Hitler’e katıldığında mazideki yıllarını fırıncılık yaparak geçiren 17 yaşındaki bir gençti. Bartmann ve arkadaşları 1941 sonbaharında Lichterfelde’deki Leibstandarte kışlasından alınarak Umman ve Kiev Muharebeleri’nde Leibstandarte Tümeni’nin verdiği 674 zaiyatın yerine gönderildi. 1942 yılına kadar Doğu Cephesi’nde çarpışan Bartmann, 1942 yılında yeniden tertiplenmek üzere Fransa’ya çekilen Leibstandarte Tümeni’yle 1943 senesinin ocak ayında yeniden Doğu Cephesi’ne döndü ve 1943 Temmuzu’nda ünlü Kursk Muharebesi’nde yaralanarak Berlin Muharebesi’ne kadar savaşın geri kalanını LSSAH’in Spreenhagen’daki kampında eğitim vererek geçirdi. 1945 senesinin nisan ve mayıs aylarını kapsayan Berlin Muharebesi esnasında Regiment Falke bünyesinde çarpışarak Amerikan hatlarına geçmeyi başaran Bartmann, Amerikalılara teslim olarak İskoçya’daki esir kampına gönderildi. Serbest bırakılmasının ardından evlenerek İskoçya’ya yerleşen Bartmann, 14 Ekim 2012′de hayatını kaybetti.


Seçkin Leibstandarte Adolf Hitler Tümeni gönüllüsü Erwin Bartmann’ın 2013 tarihinde yayınlanan hatıratı.


Bartmann’ın ölümünden bir sene sonra yayınlanan kitabı Für Volk and Führer, İkinci Dünya Savaşı üzerine çalışan çevrelerce en çarpıcı otobiyografilerden biri olarak kabul edilmektedir. Kendisinin değerli eserinden buraya alıntılayacağım kısım, Bartmann’ın 1941 yılında Ukrayna cephesine nakledilirkenki bir hatırasına dayanıyor. Sovyetler Birliği’nin çiftliklerinin kolektifleştirilmesine itiraz eden Ukraynalılara karşı Stalin’in emriyle bir ibreti alem harekâtı olarak gerçekleştirdiği açlık soykırımı Holodomor, 1932–33 yılları arasında milyonlarca Ukraynalının açlıktan ölmesine ve çocukların kaçırılarak yenmesine varacak bir yamyamlığa sebep oldu. Ukraynalıların Ruslara ve komunizme karşı bugün dahi dinmeyen öfkesinin ana sebeplerinden biri olan Holodomor’u daha sonra başta bu trajediye tanıklık etmiş Miron Dolot ile Vasili Grossmann’ın eserlerinden olmak üzere vakit bulduğumda kapsamlı bir şekilde aktaracağım. Lâkin şimdilik Bartmann’ın öncepheye nakledilen 17 yaşındaki bir gençken dört torununu Holodomor’da kaybeden yaşlı bir Ukraynalı çiftçiyle hatırasının tercümesini paylaşmakla yetineceğim.


***

Cehennem sıcaklığında geçen birkaç günün ardından ırak bir tren istasyonuna geldik. Şaşkınlık içerisinde uçsuz bucaksız araziye baktım — parlak ayçiçeklerinden oluşan bir deniz göz alabildiğince uzanıyordu. Trenden inerek, bizi kıvrımlı bir yoldan geceyi geçireceğimiz ahıra götürecek olan kamyonlara atladık. Tanık olduğum Yahudi gettosu hakkındaki kaygılarımı çoktan zihnimin derinliklerine atmıştım, ne de olsa “beni ilgilendirmez”di — ah, gençliğin o sonsuz naifliği!
Gecenin çökmesiyle yakındaki bir koruluktan odun toplayarak, etrafında öncesinde binlerce kez seslendirdiğimiz şarkıları söyleyeceğimiz ateşin başına toplandık. Yaşlı bir çiftçi ortaya çıkarak dikildi, mesafesini koruyarak müziğimizi dinliyordu. Askerlerimizin başındaki Unterscharführer (Uscha) ona el sallayarak gelmesini işaret etti. Adam tereddütle ateşimizin davetkâr sıcaklığına doğru yürüdü. Gülümsedik. Birkaç kelime Rusça bilen bir yoldaşımız onunla konuştu.
Yaşlı çiftçi kusursuz bir Almancayla yanıt verdi. “Dinlememde bir sakınca var mı?”
Ataları çok uzun zaman önce Ukrayna’ya yerleşmiş Ukraynalı bir Volksdeutsche’ydi. Hepimiz gülerek beklenti içinde Uscha’ya baktık. Başıyla onaylayarak Ukraynalıya işaret etti. “Gel — ateşin yanında bizimle otur.”
Sohbetimiz sürerken başka Ukraynalılar da bize katıldı; aralarında 25 yaşlarında bir kadın da vardı. “Sadece birkaç ay önce,” dedi, “üç erkek kardeşim vardı –hepsi gitti– komunistler onları götürdü. Bu domuzların hafızası kuvvetli. Beş yıl kadar önce kardeşlerim kolektif sistemin organizasyonundan şikayet etmişlerdi. Derhal Kulaklar, — halkın düşmanları olarak yaftalandılar. Şimdi nerede olduklarına dair hiçbir fikrim yok. Yetkililere yazdığım mektuplar yanıtsız kaldı. 60 yaşın altındaki neredeyse her adamı ajan diyerek tutukladılar. Nerede olduklarını Tanrı bilir.”
Yaşlı adam kolunu kendine eşlik eden ötekileri de kapsayacak şekilde uzatarak, “Sağ kaldığımız için hepimiz şanslıyız,” dedi. “Hepimizi neredeyse açlıktan öldürmelerinin üzerinden daha on yıl bile geçmedi. Çok kötüydü –yamyamlık vardı– insanlar yemek için çocukları kaçırıyordu. Dediklerine göre bunu yapan bazen de çocukların açlıktan aklını kaçıran akrabaları oluyordu.”
Bu kadar bereketli bir kırsal kesimde açlıktan kırılmanın mümkün olduğuna inanmakta olduğuna güçlük çekiyordum. “Bunların hiçbirine tanık oldunuz mu, yamyamlığa?”
“Şahsen görmedim. Yamyamlık komşularınızın önünde yapacağınız türden bir şey değildir,” dedi yaşlı adam bakışlarını indirerek. Ateşin yanındaki ince bir dalı yerden alıp sert iklimin yıprattığı yüzündeki üzgün ve zayıf bir ifadeyle tütmeye başlayana kadar ateşlerin içinde tuttu. “Bu açlığa dört torunumu kaybettim, biz o vahim zamanlara Golodomor deriz.” Nemli gözleri ışıl ışıl parlayan alevleri yansıtıyordu. “Komünist parti duvarlara ve telgraf direklerine çocukları yemenin barbarca olduğunu söyleyen posterler asmıştı.”




Ukrayna’nın ikinci büyük şehri olan Harkov’da açlıktan kırılmakta olan köylüler — 1933.


“Kıtlığa ne sebep oldu?”
“Ah, o bir kıtlık değildi,” dedi yaşlı çiftçi sesi tiksintiyle titreyerek. “Her şey açıktı. Bizi kendi mezarlarımızı kazmaya zorlayıp vurmalarına rağmen çiftliklerimizin kolektifleştirilmesine direndik. Tarım aletlerimizi ve mahsülümüzü çaldılar. Halkımızın bu şekilde açlıktan kırılmasını izlemek gerçekten içler acısıydı — açlıktan yüzleri kararmış anneler, incecik kemikleri sayılan çocuklar. Tanrım… Stalin’den nefret ediyorum.”
Artık kendimi fatihten ziyade kurtarıcı gibi hissederek dünyanın bu güzel köşesindeki varlığımızın tamamen meşru olduğuna kendimi inandırmıştım. Stalin’in gaddarlığını kurbanlarından bizzat kendi kulaklarımla duymam Hitler’in Bolşevizme dair tasvirinin abartı olmadığını teyit ediyordu — ya da o zaman için öyle görünmüştü.
Uscha neşeli sesiyle birden ortamdaki kederi dağıttı.
“Dostum, artık buradayız, o yüzden Stalin hakkında daha fazla endişe etmenize gerek yok.” Güçlü bir sesle şarkıya başladı, Auf der Heidi blüht ein kleines Blümelein…” (”Kırlarda küçük bir çiçek açar…”)
Müziğin gücüyle melankolik atmosfer bir anda dağılıverdi. Bir şarkıyı öteki izledi, Almanca ve Ukraynaca. Bir Untersturmführer gelip bize “ışıkları söndürme” vakti geldiğini hatırlatana kadar herkes dostluğun keyfini çıkarıyordu. Küçük partimize devam edebilmek adına izin istedik. “Untersturmführer, yerel halkı tanımaktan bir zarar gelmez,” dedi bizim Uscha.
Untersturmführer sesini yükseltti. “Bir emir verdiğim zaman ona tereddütsüz ve sualsiz itaat edilmesini beklerim. Anladınız mı? Siz Leibstandarte askerisiniz.”
Dostlarımızdan bir başkasının “Untersturmführer…” diye teşebbüs etmesine rağmen subay bu girişimi kısa kesti.
“Tek bir itiraz daha ve hepiniz kendinizi SS askeri mahkemesinin önünde bulursunuz,” diyen subay topuklarının üzerinde dönerek etrafı çevreleyen ağaçların gölgeleri arasında kayboldu.
Al suratlı bir çiftçi çocuğu olan Uscha’mız herkesin duyabileceği şekilde homurdandı. “Kural hastası, gerçek bir 100’de 100’lük — nasıl adam idare edileceği hakkında hiçbir fikri yok.”
Belki de Untersturmführer’in zayıf liderlik özelliklerinin bir nevi alışılmadık olduğunu belirtmem gerekir — altlarında hizmet ettiğimiz öteki liderler istisnaya mahal bırakmayacak şekilde iyi adamlardı. Untersturmführer’in partinin bitirilmesi yönündeki emrine rağmen Uscha’mız geceyarısını bir hayli geçene kadar devam etmemize izin verdi.
İyi bir gece istirahatinin ardından, başlarımızın üstündeki mükemmel derecede masmavi göğün üzerinde parlayan güneşin altında etrafımızdaki araziyi turistler gibi seyrederek öncepheye doğru yolculuğumuza devam ettik. Tarlalardaki ayçiçeklerinin boyu insanlarınkinden daha uzundu.
“Güzeller,” dedim Uscha’ya.
“Evet güzeller — ama piyade için bir ölüm tuzağı.”
Sonraki birkaç gün şiddetle yağmur yağdı. Toprak yollar araçlarımızın tekerlekleri altında hızla çamura döndü. Defalarca kez kamyonlardan atlayıp araçları itmek zorunda kaldık. Bir keresinde, yoldaki çamur çukuruna batan aracı çıkarmak imkânsız göründüğünde, bir esir kolundan, –gördüğüm ilk Rus askerleri– bir halat çekme oyununu andıracak şekilde araçları halatlarla kurtarmak adına yardım sağlandı. Ertesi gün güneş çamurlu zemini yeniden sertleştirdi.


***

Kaynak: Bartmann, Erwin, Für Volk and Führer, 4. Bölüm, “Auf Wiedersehen Lichterfelde, s.40–43
-
Çeviri: Selçuk Uygur
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

15
Tarih / Ynt: Diktatörler
« : 29 Haziran 2018, 15:08:06 »
Söylemek istediğimi söylesem TCK'ya göre suç. O yüzden boş verin ya.
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

16
Hearts Of Iron IV / Ynt: HOI4 - Devletinizi Yollayın!
« : 25 Haziran 2018, 23:49:55 »
5. kez sscb ile oynuyorum ve sonunda faşizmi yerle bir ettim. ıron mod

Kısaca anlatmam gerekirse;
(aç/kapa)


(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

17
-Deutsches Kolonialreich-

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

18
Selamlar!

 Bu geliştirici günlüğü biraz sürpriz oldu çünkü İsveç'te Yazortası kutlamaları var. Yarın salamura ringa balığı yemekle ve yağmur altında kalmakla meşgul olacağımızdan bugün sizlerle bu günlüğü paylaşmaya karar verdik.

 Holy Fury paketinin Katoliklik ve Paganizm üzerine olduğu malumunuz. İster kurallara uyarak veya uymayarak da olsa Katolik olarak oyunu oynamak oyunun özüdür. Pagan olarak oynamak ise tam tersine katı Hıristiyan inançlara göre daha dinamik olduğu için Katolik olarak oynamaya göre daha tatmin edicidir. Daha da fazla ilerlemeden belirtmeliyim ki Pagan inanç grupları artık Holy Fury paketi sayesinde oynanabilir olacak.

 Holy Fury paketi ile bir Pagan inancını reforme etmek artık tek tuş ile yapılabilecek bir iş değil. Yeni reform arayüzü ile artık kendi pagan inancınızı bir terzi gibi ilmik ilmik siz inşa edeceksiniz.  


Bu arayüzü reforme olmamışken görüntüleyebilirsiniz ki ileride seçeceğiniz özellikleri önceden planlayabilesiniz. Bu özelliği ayrıca Bön dinine de koyduk, böylece doğu Paganları da aynı fırsatlara sahip olacak.


Belirleyeceğiniz 3 slot olacak, Dininizin Doğası, Doktrini ve Liderliği. Dinin başta gelen özellikleri halihazırdaki dininizin özellikleri ile aynı olacak ama ileride birbirinden çok ayrı özellikleri seçebilirsiniz, mesela Cermen dini ile barışsever bir doğaya sahip olabilirsiniz (Çevirirken Vikingleri böyle düşündüm ve güldüm :) )

 Bu özellikler her pagan dini için geçerli olacak. Ancak hepsi sadece kendilerinin seçebileceği bir doktrine sahip olacak. Bunu dinler arasındaki ayrımı güçlendirmek için yaptık. Örneğin Cermen dini gemicilik ve denizötesi yağmaları diğerleri iki slot ile beraber seçerken tek slot ile seçme şansına sahip olacak.

 Reform olanakları neredeyse sınırsız olduğu için kendi dininizi kendi ihtiyaçlarınıza göre yaratabilirsiniz. Örneğin diğer dinler arasında mahsur kalmışsanız (Bön ve Zun dinini seçen ülkeler arasında yaygındır) Kozmopolit Doğa seçeneğini öneririz, çünkü bu seçenek ile dinler arası evlilik yapıp saldırmazlık paktı imzalayabilirsiniz. Eğer İbrahimi dinlerden ve bitmek bilmeyen haçlı seferlerinden bıktıysanız Savaş Kışkırtıcısı Doğası ve Kanasusamış Tanrılar doktrini ile onların dini ile ilgili neler düşündüğünüzü gösterebilirsiniz.

 Daha anlatacak çok özellik olduğu için onları gelecek bir Geliştirici Günlüğüne saklıyorum. Yine de şu özelliği aktarmadan geçmeyeceğim. Farklı doktrinler farklı eventler getirecek. Böylece tek bir pagan dini ile birden fazla oynama fırsatı bulacaksınız.

 Geliştirici günlüğü olarak en sevdiğimiz reform düzeninlerini ise aşağı bırakıyorum.  

Kendi tercihlerim ile başlıyorum. Kaos yaratmaktan hoşlanırım ve bunu yaratmanın en iyi yolu akraba evliliğini ve harem kurmayı insanlara aşılamaktır. Bir ekip multiplayer oyununda ekibin çoğunun dinini kendi dinime benzer bir hale getirdim ve çocukları birbirleri ile evlenmeye başladığında şaşırdılar.


-[member=13]Snow[/member] Crystal- Elimin herşeye yetişebilecek kadar uzun olmasını seviyorum. Bu yüzden kimin vasi olacağını ve popülerlik seviyesini ayarlayabilmeyi amaçlıyorum. Bana ne yapacağımı söyleyen bir dini lider istemiyorum. Bu nedenle başsız bir din oluşturuyorum. Dinimi kendi sınırlarım dışına yaymayı sevmiyorum ki kafirler ile çarpışmam daha zorlayıcı olsun!


-@Silfae- Genellikle reform ile birlikte hanedanım kafirlerin arasında yapayalnız kalıyor. Böyle bir durumda dinimi yaymak için en uygun yol savaşlar. Bu yüzden Savaş Kışkırtıcı doğasını seçiyorum. Astroloji Doktrini bana çeşitli özellikler veriyorken Haruspicy Doktrini ise ordumun moralini daha iyi veya kötü olarak değiştiren etkiler veriyor. Dahası Astroloji ve Haruspicy doktrinleri uyum içinde oldukları için normalde alamayacağım ek özellikler alıyorum.


-@Tuscany- En sevdiğim reform kombinasyonlarından birisi de Kanasusamış Tanrılar ve Haruspicy doktrini. Tanrılara insan kurman etmek ve bundan eğlenmekle kalmayıp Haruspicy doktrini sayesinde bu insanların iç organlarına bakarak gelecekte ne olduğunu görebileceksiniz. Bu kombinasyon ile kendi tutsaklarınızı keserek eşikteki savaşta şansın yanınızda olup olmadığını öğrenebileceksiniz. Temporal Liderliği seçerek kendimi Tanrı ve İnsanlar arasındaki bağ olarak seçiyorum. Ayrıca sakinliğin en iyi strateji olduğunu bildiğim için Barışçıl Doğayı seçiyorum.  
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

19
-"Du siehst den Wald vor lauter Bäumen nicht"-

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

20
-Giriş-

(aç/kapa)
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249

Sayfa: [1] 2 3