Gönderen Konu: Osman Gazi’nin Beylk Kurma Yolundaki Siyasi ve Askeri Faaliyetleri  (Okunma sayısı 577 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Erich von Manstein

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 298
    • Profili Görüntüle
          1281 yılında babası Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra amcası Dündar’ın da desteği ile aşiretinin liderliğini geçen Osman bu dönemde müdara siyaseti izleyerek varlığını sürdürmek, göç yollarının güvenliğini sağlamak ve Germiyan saldırılarına karşı müttefik bulundurmak için Bilecik tekfuru ile iyi ilişkiler kurmuş ve İlhanlı-Selçuklu egemenliğini tanımış bununla birlikte Memlüklerle de iyi ilişkiler kurmaya özen gösterilmiştir. Osman özellikle göç yolu üzerinde olan İnegol tekfuru ile arasının bozulması sebebiyle Bilecik tekfuru ile daha yakın ilişkilere girmiştir. Osman ilk olarak İnegol yolu üzerindeki göç yollarını koruyan Ermenibeli geçidi bölgesinde İnegol tekfuru ile çatışmaya girer. Bu çatışmanın ardından Şeyh Edebalı tarafından gaza kılıcını kuşanarak 1285 yılında İnegöl Rumlarına gece baskını yapmış ve küçük Kulaca Hisarı’nı yağmalayıp ateşe verdi. Kulaca’nın yakılması ile telaşlanan Rumlar Karacahisar tekfuru ile anlaşır ve tekfurun Flanoz adlı adamının komuta ettiği ordusuyla birleşerek 1286 yılında Osman’a karşı harekete geçer. Osman da bunun üzerine gazileri toplar ve İkizce yakınlarında Domanic’in geçildiği sırada savaşa katılır. Bu mücadelede Osman’ın kardeşi Saru Yatı vefat etmiştir. 1288 yılında Osman bölgenin ikinci büyük tekfuru olan Karacahisar tekfurunu mağlup edip hisarını elinden alarak burayı beylik merkezi yapar. Buraya Müslüman halkı iskan ettirip mescid ve pazar yeri kurdurur. Anadolu, İznik-İstanbul yollarının kesiştiği Karacahisar gibi müstahkem bir kalenin ele geçirilmesi ile Osman bu fetihle Selçuklu İlhanlığı naibliği görevini üstlenmiş bir sancak beyi seviyesine ulaşarak Eskişehir’i tehdit eder konuma gelmiştir.
          Osman Bey’in ilk başlarda uyguladığı müdara siyasetinden aktif mücadeleye geçmesinde 1277’de Sultan Baybars’ın Anadolu seferinin ardından Kırım’dan İzzeddin Keykavus’un oğlu Alâeddin Keyumers olduğunu iddia eden Cimri’nin Karaman Türkmenlerinin desteğinde Konya’da Selçuklu tahtına çıkması ile İlhanlı egemenliğinin bölgede kırılması sonucu uc beylerinin özgürce hareket etme fırsatı bulması etkili olmuştur. Karacahisar’ın fethinin ardından Bilecik tekfuruna başkaldıran Köprühisar tekfurunu amcası Dündar ile birlikte itaat altına aldılar. Karacahisar’ın yeni hakimi sıfatıyla otorite kurmak için Osman Gazi Karacahisar’dan hareket etmeden önce İslam’a davet ettiği nokeri Köse Mihal ile birlikte Orta Sakarya kısmından İznik’e giden ipek kervanı yollarını, Göynük suyu üzerindeki Mudurnu-Göynük ve Taraklı-Yenicesi kasabalarını ve Samsa Çavuş aracılığıyla Sorkun Rumlarını kontrol altına aldı. Cimri vakasından sonra Anadolu beylerinin özgürce hareket etmesinden faydalanarak Selçuklu sultanına bağlı Göynük, Gölpazarı, Bilecik, Yenişehir, İnegol ve Yarhisar tekfurlarını ortadan kaldırdı. Bu fetihlerle Osman Gazi Karacahisar’dan Bilecik-Yenişehir’e kadar egemenliği ve kontrolü altına alan ve bir çok kale ve şehire komuta eden bir hükümdar bey konumuna ulaştı.
          Bizans’a karşı akınları kuvvetlendirmek isteyen Osman Gazi beyliğin merkezini Bileciğe akın merkezini de Yenişehir’e taşıdı. Osman Gazi bu siyasetine hoş bakmayan amcası ve aynı zamanda kethüdası olan Dündar Beyi okla vurarak öldürmüştür. Gaza akınlarına giderek önem veren Osman Gaziyi Bizans tarihçisi Pachymeres ilk zamanlarda Kastamonu’da hüküm süren Çobanoğullarının uc beyi olarak adlandırmıştır. Fakat Osman Gazi Çobanoğullarının Kastamonu emiri Umur Bey ile müttefiktir. 1291 yılında Sultan II. Mesud ile Rükneddin Kılıcarslan mücadelesinde Mesud taraftarı olan uc emiri Yavlak Arslan’ı öldüren Kılıçarslan Mesud tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra Çobanoğlu Ali Kılıçarslan’ı öldürmüş ve gaza faaliyetlerine başlamış fakat bir süre sonra akınlarını durdurmuştur. Gaza akınlarının durması ile Türkmenler Osman Gazi’nin gaza faaliyetlerini desteklemeye başlamıştır.
          Osman Gazi akın merkezini Yenişehir’e taşımış 1302 yılında İznik’i kuşatmış uzun abluka için havale kuleleri yaptırmıştır. İznik’i kurtarmak için Bizans 2.000 kişilik bir kuvvet hazırlayarak Yalakova üzerinden İznik’e göndermiştir. Osman Gazi’nin öncü kuvvetleri ilk olarak Bizans’ın bu kuvveti ile çarpışmış ve bu kuvvetin güçsüzlüğü karşısında cesaret sağlamışlardır. Osman Bey gazileri ve nökerleri toplayıp bölgeye hareket ederken Karahisar/Afyon bölgesinden ve Bizans’la yaptığı anlaşmayı çiğneyerek Emir Ali’nin önderliğinde bir asker gücü de Osman Bey’e katılmıştır. Bu yeni katılımlar sayıları 5.000’i bulan Osman Bey’in kuvvetleri Bapheus savaşında Rum kuvvetlerini rahat bir şekilde yenilgiye uğratmıştır. Bu zaferin ardından Edremit’e kadar Türkler’ce yağma edilmiştir. Bapheus zaferinin kazanıldığı 27 Temmuz 1302 Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılı kabul edilmiştir.
          Bapheus zaferiyle Türk akıncıları 1303 yılında Kocaeli, 1304 yılında İstanbul Boğazına kadar akınlara başlamışlardır. Bu akınların ardından Bursa ovasındaki Adranos, Bidnos Kestel ve Kite tekfurları Osmangazi’ye karşı birleşerek Yenişehir üzerine harekete geçtiler. Osman Gazi düşmanı Yenişehir yakınlarındaki Koyunhisar’da karşılayıp savaşa savaşa düşmanı dar Dimbos geçidine kadar çekti. Dimbos geçidinde yapılan son savaşta zafer Osman Gazi’nin oldu. Savaşta Kestel tekfuru öldü, Bursa ve Adranos tekfurları ise hisarlarına kaçtı. Kite tekfuru ise Ulubat kalesine sığındı. Osman Gazi Ulubat tekfuru ile anlaşarak Kite tekfurunu esir aldı ve kalesinin önünde onu idam etti. Tekfurun ölümü ile Kite kalesini ele geçirdi. Dimbos savaşının ardından Ulubat’a kadar olan Bursa ovası ve Uludağ Türkmen yerleşmesine açıldı. Bursa diğer şehirler ile tecrit edilip havale kuleleri ile kuşatma altına alındı. Bapheus ve Dimbos zaferleri ile güçlenen Osman Bey Yahşi Fakih’in tavsiyesi ile  Sakarya bölgesine sefere çıktı. İlk olarak Leblebicühisarı tekfurunu ardından Lefke, Çadırlu ve Mekece tekfurlarını itaat altına alıp onları nökeri yaptı. Akhisar tekfurunu yenip boş bulduğu Geyve’yi ve Tekfurpınarını ele geçirdi. Ertesi yıl Osman Bey Orhan’ı bölgeye gönderip Akhisar tekfurunun sığındığı Karacepüş kalesini ele geçirdi.
« Son Düzenleme: 13 Temmuz 2016, 17:28:18 Gönderen: Erich von Manstein »
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1245
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Yazılarını bir düzene sokarsan okunabilir.

Çevrimdışı Erich von Manstein

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 298
    • Profili Görüntüle
Kendi notlarımdan kopyaladım da biraz düzensiz çıkmış.
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart