Gönderen Konu: Napoleon Dönemi Fransası  (Okunma sayısı 7061 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Napoleon Dönemi Fransası
« : 26 Ağustos 2013, 03:07:40 »
Birinci Fransaİmparatorluğu

Birinci İmparatorluk, Fransa'da Napoléon Bonaparte'ın imparatorluk dönemidir. 2 Aralık 1804'te Bonaparte kendisini imparator ilan etti. Takip eden süreçte Fransa Koalisyon Savaşları sonucu Avrupa'nın önemli bir kısmını kontrolü altına aldı.

Napoléon Bonaparte

2 Aralık 1805'te Rusya ve Avusturya'yı Austerlitz Muharebesi'nde yenen Napoléon 1806 Ekim ayında Jena ve Auerstedt'teki savaşlarda Prusya ordusunu yok etti. Fransız birlikleri Berlin'e girdi. Napoléon Polonya'ya girdi ve Rus Çarı I. Alexander ile Avrupa'yı paylaşan bir antlaşma yaptı. Ayrıca İngiltere'ye karşı Avrupa çapında bir ticaret boykotu getirdi. İspanya'da tahta yeni bir kral çıkarttıysa da, çıkan isyanı bastıramadı.
1809'da yeniden Avusturya'ya karşı savaş başladı. Viyana'ya kadar yürüyen Napoléon Aspern'deki savaşta durduruldu. Ancak iki gün sonra Wagram'daki savaşta Napoléon galip geldi ve Viyana'ya girdi.
Aynı yıl Napoléon kendisine çocuk veremiyen Joséphine'den ayrıldı. 1810'da Marie-Louise von Habsburg ile evlendi. 1812'de Rusya'ya karşı alınan başarısızlıkla birlikte imparatorluk sallanmaya başladı. 1813'teki Leipzig savaşında Fransa mutlak olarak yenildi. Yenilginin üzerine Napoléon Elba Adasına sürgüne gitti. XVIII. Louis tahta çıktı ve Restorasyon'un ilk dönemi başladı. Ancak Napoléon Yüz Gün olarak bilinen dönemde yeniden Fransa'ya döndü, ordunun desteğiyle Paris'i ve iktidarı ele geçirdi.Ancak Brüksel yakınlarında Waterloo Savaşı'da kesin olarak yenildi. Fransa ele geçirdiği toprakları bırakmak zorunda kaldı. XVIII. Louis yeniden tahta çıktı ve Restorasyon dönemi yüz günlük kesintiden sonra devam etti.




1812 yılında Fransız İmparatorluğu (koyu mavi) ve bağlı devletler (açık mavi).


Napoleon Bonapart

Napolyon Bonapart (Fransızca Napoléon Bonaparte) (15 Ağustos 1769-5 Mayıs 1821), Fransa'ya bağlı Korsika Adası'nda doğmuş olan ünlü Fransız Devrimi'nin generali, 11 Kasım 1799'dan 18 Mayıs 1804'e kadar Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti'nin ilk başkanı, sonrasında da 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.

Hayatı

15 Ağustos 1769'da Korsika'nın Ajaccio kentinde doğdu. 1779 yılında Brienne'de öğrenim gördü, 1784'te Parisien École Royale Militaire (Paris Kraliyet Askeri Okulu) adlı askeri akademiye girdi.1785 yılının Nisan ayında Valence'daki topçu alayına üsteğmen rütbesiyle katıldı.
Aynı yılın Eylül ayında izinli olarak gittiği Korsika'da askeri ve politik açıdan etkin bir rol başladığında bağışlanarak yüzbaşı rütbesiyle göreve çağırıldı. Yine Korsika'da kalarak Fransa'ya karşı bağımsızlık mücadelesine başlayan Korsikalı milliyetçilere karşı Jakoben örgütlenmesinde çalıştı. Ancak ailesiyle birlikte Fransa'ya kaçmak zorunda kaldı.
Paris'teki siyasi faaliyetleri nedeniyle bir dönem 'vatana ihanet'ten tutuklandı. Ancak onu koruyan siyasilerin de desteğiyle serbest kaldı. Bu arada Fransa'da yeni bir anayasa ve direktuvarlık doğdu. Aralık 1793'te Toulon'da, kralcılar ve İngiliz ittifak kuvvetlerine karşı bir topçu komutanı olarak başarılı bir mücadele vermesiyle dikkat çekerek tuğgeneral rütbesine terfi etti.
5 Ekim 1795'te yine kralcıların ayaklanmasını bastırmadaki başarısıyla İç Güvenlik Kuvvetleri'nin komutanlığına getirilen Napolyon, kısa bir sürede ülkenin en saygın askeri otoritelerinden biri haline geldi.
1796'da İtalya'daki ordunun başkomutanı oldu. 10 Nisan 1796'da General de Beauharnais'in dul karısı Josephine ile evlendi. İki gün sonra Kuzey İtalya'ya saldırıya geçti. Avusturya ordularını art arda yenilgiye uğrattıktan sonra Ocak 1797'de İtalya'daki Avusturya askeri varlığını püskürterek Viyana üzerine yürüdü. Avusturya'nın ateşkes istemesi üzerine barış görüşmelerine başlandı. Ancak görüşmeler uzayınca, antlaşma 17 Ekim 1797 tarihinde imzalandı.
Fransız yönetimi (Direktörler), 1798 yılı başlarında Napolyon'u İngiltere anakarasının istilasıyla görevlendirdiler. Ancak Napolyon, denizlerde etkili bir üstünlük sağlanmadan böyle bir operasyonun başarı şansı taşımadığını, İngiltere'ye karşı dolaylı bir strateji izlemenin en mantıklısı olduğunu savunmuştur. Bunun için de, Mısır'ın işgal edilerek İngiltere'nin Uzakdoğu ticaret yolunun kesilmesini önermiştir.1798'de Mısır seferine çıktı ve İngiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Malta'yı aldı. Haziran 1798 de İskenderiye’yi ele geçiren Napolyon, Nil vadisi boyunca içerlere ilerledi. İngiliz Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Abukir körfezindeki Fransız donanmasını imha etmesi üzerine ikmal bağlantısı kesildi. Şubat 1799'da Suriye üzerine yürüdü fakat Akka’da Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki sert Osmanlı direnişi karşısında bozguna uğradı. Bu yenilgi karşısında Mısır'a geri dönmek zorunda kaldı.

Cezzar Ahmed Paşa’nın karşısında ilk yenilgisini yaşayan Napolyon 'un "Akka’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim."
sözü kaydedilmiştir.


Büyük Gize Sfenksi önünde Napolyon Bonapart

Ordusunu Mısır'da bıraktı ve Fransa'ya döndü. 9 Kasım 1799'daki hükümet darbesiyle Fransa tarihinde yeni bir dönem başladı. Kısa bir süre içinde anayasada değişiklikler yapıldı ve yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon en önemli görev olan 'birinci konsül'lüğe getirildi. Ekonomi ve yasal alanda reform çabaları içine girdi. Napolyon I. Konsül olarak çok geniş yetkilere sahipti. Bu yetkilerden yararlanarak devlet mekanizmasının işleyiş etkinliğini artıracak yönde geniş düzenlemeler yaptı. Fransız Merkez Bankası’nın kurulması, devlet okullarının açılarak eğitimin bir kamu hizmetine dönüştürülmesi, 'Code Napoleon'u (Napolyon Kanunları) olarak da bilinen Fransız Medeni Kanunu’nun hazırlanması çalışmalarına başlanması, subay okulları açılması, onun dönemindeki gelişmelerdendir. Reform ve yasa çalışmaları halk tarafından da desteklendi.

Devrim Cumhuriyeti'nin sonu: İmparatorluk

1801 yılında Napolyon İtalya'yı fethetti. 1804 yılında Notre Dame Katedrali'nde Napolyon Bonapart Fransa Cumhurbaşkanı, İtalya Kralı ve General ünvanlarıyla İmparatorluk tacını giydi. Tacı Papa giydirecekti ama Napolyon Papa'nın elinden tacı alarak önce kendi sonra eşi Josephine giydi. Büyük Şarlman (Charlemagne, Karl der Große) İmparatorluğu'ndan esinlenerek bir Fransa İmparatorluğu kuruldu. Ama Napolyon'a tepki büyüktü, annesi onunla irtibatını kesti, Beethoven bestelerinden onun adını sildi ve daha birçok diplomat, bürokrat, devlet adamı ve asker onunla irtibatını kesti.En çok tepki gösterenler devrimciler, ihtilalciler ve askerlerdi.


"Le Sacre de Napoléon", Notre Dame Katedrali'nde düzenlenen törende eşi Joséphine de Beauharnais'ye taç giydiren Napolyon (1808, Jacques-Louis David, Louvre Müzesi)

Ancak bu barış dönemi uzun sürmedi. Fransa’nın Avrupa’daki ekonomik ve politik gücünün giderek artması İngiltere açısından giderek genişleyen bir tehdit oluşturmaktaydı. Sonunda İngiltere 1803 yılının Mayıs ayında Fransa’ya savaş ilan etti.
1804 yılının Mayıs ayında, kralcıların bir komplosunu bahane eden Napolyon kendisini imparator ilan etti. Kendi eliyle taç giydi ama, Paris'teki Notre Dame Katedrali'ndeki törende Papa VII. Pius'un da bulunmasını sağladı. Mart 1805te ise İtalya’da kendi kurduğu cumhuriyeti lağvederek ve kendini İtalya kralı ilan etti.
İzleyen dönemde İngiltere’nin çabalarıyla Avusturya, Rusya ve Napoli ve İsveç’in katıldığı Fransa'ya karşı bir ittifak olan III. Koalisyon oluşturuldu.
1805 yılının Ekim ayında Fransız-İspanyol birleşik donanmasının Trafalgar Deniz Savaşı’nda İngiliz donanması karşısında yenilmesi üzerine Napolyon, İngiltere yerine onun müttefiklerini dize getirme yolunu seçti. Fransız ordusunu Manş kıyılarından Orta Avrupa’ya yürüten Napolyon, Ulm ve Austerlitz Muharebesi zaferleriyle Avusturya’yı ve Napoli’yi savaş dışı bıraktı.
Eylül 1806 da Prusya ordusunu Jena Muharebesi'nde, hemen ardından da Rus ordularını Friedland savaşında bozguna uğrattı. Temmuz 1807 de Rus çarı I. Aleksandr’la Tilsit Antlaşması imzalandı ve Rusya savaştan çekilmek zorunda kaldı.

Düşüş Dönemi


İmparatorluğu dönemindeki olumsuz unsurlar İngiliz donanmasının gücü, İspanya ve İtalya'da akrabalarını tahta geçirmesi, halkın bu kişileri istememesi ve Fransa'ya bağlı devletlerdeki milliyetçilik akımları oldu.
1810 yılının Mart ayında Habsburg hanedanından ikinci eşi Marie-Louise ile evlendi, yasal varisi Napolyon II, 1811'de doğdu

I. Aleksandr’la yapılan antlaşma, Rusya’ya İngiltere’ye karşı askeri harekata kadar varacak yaptırımlar uygulama yükümlülüğünü getirmektedir ama I. Aleksandr, bu tür politikalardan kaçınmıştır. Bunun üzerine Napolyon, 1812 yılı ortasında 800 bin kişilik ordusuyla Rusya Seferi'ne girişmiştir. Borodino Muharebesi’nde General Kutuzov komutasındaki Rus ordusunu yenilgiye uğratan Fransız ordusu Moskova’ya girmiştir. Ancak Rusların bu yenilgiden sonra Rusya içlerine çekilmeleri, giderken de Moskova'yı yakmaları ve kışın da bastırması neticesinde Napolyon, ordusunu barındıracağı bir yer olmadığını anlamış ve Çar'ı antlaşma yapmaya davet etmiştir. Ancak I. Aleksandr bu teklifi reddeder. Napolyon ise tek çareyi orduyu Fransa'ya geri götürmekte bulur. Fakat sert kış koşulları geri dönüşü neredeyse imkânsız hale getirir ve Fransız ordusunun yaklaşık olarak dörtte üçünün telef olmasına sebep olur.Ordusunun büyük bir bölümünü Rusya Seferi sırasında kaybeden Fransa, yeni bir ordu oluşturmanın zorluklarına katlanmaya mecbur olmuştur. Üretimden çekilen işgücü ve artırılan vergiler, halkı da Napolyon’a karşı bir tutuma itmiştir.
Napolyon, bu dönemde kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdı ve yeni bir ordu kurdu. Ancak 1813 ve 1814'te baskılar arttı ve halk desteği düştü.Rusya yenilgisi ve içteki karışıklıklar Koalisyon güçlerini cesaretlendirdi. 1813 yılının Ekim ayında Napolyon’un Leipzig Savaşı'nda uğradığı yenilgi, onu iktidarının sonuna iyice yaklaştırdı.1814'te düşman orduları Paris kapılarına dayandı. Napolyon imparatorluk tahtını bırakarak Elba Adasına sürgüne gönderildi.


Napolyon'un Elba Adasına sürgüne gönderilişini anlatan Modern kahramanın yolculuğu başlıklı resim, Elba ile Fontainebleau istikametlerini gösteren yön tabelasının önünde eşeğin sırtında oturan I. Napolyon, bir elinde kırık kılıçı ve diğeriyle eşeğin kuyruğunu tutmaktadır. Marş çalan iki davulcu onu takip etmektedir (J. Phhilips, Londra, Mayıs 1814)

Yüz Gün

Elba Adasından kaçtı ve gizlice Paris'e döndü. Halk desteği tekrar yükseldi. 7 Mart 1815'te ise tahtına geri döndü. Böylece Napolyon ikinci kez tahta çıktı.
Bir ordu topladı ve Belçika'ya saldırdı. Ancak Haziran ayında İngiliz ve Prusya kuvvetleri tarafından Waterloo'da büyük bir yenilgiye uğradı. Paris'e dönünce tahtına ikinci kez veda etmek zorunda kaldı.
Amerika'ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramadı ve İngilizlere teslim oldu. İngilizler onu Atlantik'teki Saint Helena'na götürdü. Son yıllarını bu küçük adada geçiren Napolyon, 5 Mayıs 1821'de 51 yaşındayken öldü.Külleri 1840'ta Paris'e getirilebildi ve Les Invalides'e gömüldü.Napolyon, bir epileptikti (sara hastası).


Napoleon I, Jacques-Louis David'in resmi (1812)

Napoleon Bonapartın Maraşelleri

Louis-Alexandre Berthier


Mareşal Berthier, Jacques Augustin Catherine Pajou'nun yapıtı (1808).

Louis-Alexandre Berthier, Neuchâtel Prensi, Valengin Dükü, Wagram Prensi (d. 20 Kasım 1753, Versailles, Fransa - ö. 1 Haziran 1815, Bamberg, Bavyera, Almanya), Napoléon'un ilk mareşali. Seçkin bir komutan olmamakla birlikte, 1805'te sonra Büyük Ordu'nun kurmay başkanı olarak Napoléon'un büyük takdirini kazanmıştır. Napoléon, ordularının harekat sorumlusu olan Berthier için, "bana en uzun süre ve hiç terk etmeden hizmet eden adam" derdi.

Saray inşaatlarının denetçisi olan babasına, sonradan soyluluk unvanı verilmişti. On yedi yaşında kurmay heyetine girdi; Berthier, askerlik deneyimini Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda Lafayette'in emrinde, daha sonra Fransız Devrimi'nde araştırma ve personel subayı, 1791-92'de de kurmay başkanı görevlerinde bulunarak elde etti. Mart 1793'te kralcılarla çarpışmak üzere Fransa'nın batısına gönderildi. Dört ay süren, tehlikelerle dolu bir hizmet döneminden ve Terör Dönemi'nde yeraltına geçmek zorunda kaldıktan sonra soylu olduğu için geri çağrıldı. Ardından, Alpler ve İtalya ordusunda tümen komutanı ve kurmay başkanı olarak yeniden kendini gösteren Berthier, 1796'da Napoléon'un kurmay başkanı oldu. İtalya'da komutan olduğu sırada, Şubat 1798'de Roma'yı işgal etti, sonra da Mısır'da Napoléon'a katıldı.
Büyük Ordu'nun kurmay başkanı olarak altı general ve sekiz albayın başında bulunuyordu. Görevleri arasında Napoléon'un emirlerinin mareşallerine iletilmesi de vardı. Napoléon'un emirlerini yerine getirirken kendi kişiliğini araya sokmaktan kaçındığını açıkça söylemesine karşın, kurmay başkanlığı yetkileri arttıkça Berthier ile mareşaller arasında bir sürtüşme belirdi. Napoléon, Berthier'in kendisine olan bağlılığını ödüllendirerek onu 1806'da Neuchâtel bağımsız prensi yaptı. 1809'da da Wagram prensi unvanı verildi.
Berthier, 1812'de, hezimetle sonuçlanan Rusya Seferi'nde geri çekilme harekatının sonuna değin Rusya'daki Napoléon'un yanında kaldı. İmparatorun Fransa'ya dönüşünden sonra da ordunun düzenini korumak için var gücüyle uğraştı. Napoléon tahttan çekildikten sonra Berthier XVIII. Louis'nin emrine girdi. Napoléon Elbe Adasınından geri döndüğünde yurt dışına çıkarılan krala eşlik eden muhafız kıtasının komutanıydı. Daha sonra çekildiği Bavyera'da bir pencereden düşerek öldü. Ölüm nedeninin intihar ya da cinayet olabileceğine ilişkin söylentiler çıktıysa da kaza büyük olasılıkla hastalık yüzünden olmuştu.
Oğlu Napoléon Louis Joseph (1810-1888), Fransa Yüksek Meclis üyesi ve senatör oldu.



Michel Ney


Michel Ney, Elchingen Dükü, Moskova Prensi, Fransa Mareşali, Chambre des pairs üyesi (d. 10 Ocak 1769, Sarrelouis - ö. 7 Aralık 1815, Paris, Fransa), Napoléon'un önde gelen mareşallerinden.
Sarrelouis şehrinde bir fıçı ustasının oğlu olarak dünyaya geldi. Bir süre bir avukatın yanında çalıştıktan sonra, 1788'de ailesinin yanından kaçarak bir hafif süvari alayına katıldı. 1792-1800 arasında Fransız Devrim Savaşları'nın büyük bölümüne katılarak kendini gösterdi. Kuzey, Sambre ve Meuse ve Mainz ordularında hizmet gördükten sonra, İsviçre'deki Fransız ordusunun komutanlığına getirildi (1812). Napoléon'un kendini imparator ilan etmesinden (Mayıs 1804) sonra mareşallik kurumu yeniden canlandırılınca, ülkenin 14 imparatorluk mareşalinden biri oldu.
Ekim 1805'te Elchingen'de kazandığı zaferin onuruna 1808'de Elchingen dükü yapıldı. Tirol'ü ele ele geçirdi. 1806'da Jena'da, 1807'de de Eylau ve Friedland'da kazanılan zaferlerde önemli rol oynadı. Friedland Çarpışması'nda "Yiğitler Yiğiti" unvanını kazandı.
1808-11 arasında İspanya'da görev yaptı; Elchingen Dükü olarak İspanya ordusunda, ardından Portekiz ordusunda hizmet gördü. 1812'de Rusya seferine katıldı ve Borodino Çarpışması'nın ertesi günü Napoléon tarafından Moskova prensi yapıldı. 1813'te Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde çarpıştı, Lützen, Bautzen ve Dresden'de galip geldi, Leipzig'de yaralandı.
Napoléon'un imparatorluktan çekilip Elbe Adasına sürgüne gönderilmesinden (Mart 1814) sonra, Bourbon Hanedanı'na bağlılık yemini ederek rütbesini ve unvanlarını korudu. XVIII Louis'e katılması üzerine kral onu Chambre des pairs üyeliğine atadı (Haziran 1914). Ama bir süre sonra Bourbon yönetimine tepki duymaya başladı ve Napoléon'un yeniden iktidara gelmesiyle sonuçlanan karışıklıklar sırasında imparatoru desteklediğini ilan etti. Waterloo Çarpışması'ndan (Haziran 1815) birkaç gün önce Napoléon tarafından ordunun sol kanadına komuta etmekle görevlendirildi. Quatre-Bras'ta İngilizlere karşı çarpıştıktan sonra, Waterloo'da muhafız alayına komuta etti.
Bourbon Hanedanı'nın yeniden iktidara gelmesinden sonra ülkeden kaçmak için bir girişimde bulunduysa da yakalandı. Cour des pairs üyeleri tarafından ölüm cezasına çarptırıldı (6 Aralık 1815) ve ertesi gün kurşuna dizildi.
Bazı tarihçilere göre, Michel Ney'e mason olmasından ötürü özel bir yakınlık duyan, o sırada Fransa'da bulunan işgal kuvvetleri komutanı ve Waterloo Savaşı'ndaki düşmanı İngiliz generali Wellington tarafından idam edilmeden önce kurtarılıp Amerika'ya kaçırıldı.

Étienne Jacques Joseph Macdonald


Étienne Jacques Joseph Alexandre Macdonald, Tarente dükü, (17 Kasım 1765, Sedan-25 Eylül 1840, Courcelles, Fransa), Napoléon Bonaparte yönetiminde imparatorluk mareşalliği yapan Fransız komutan.
Sürgündeki İngiliz Stuart Hanedanı'nın yandaşı olan ve Fransa'da bir İskoç alayında görev yapan babasının mesleğini seçerek Fransız ordusuna katıldı. Fransız Devrimi'ni izleyen savaşların başında albay olarak görev yapmaktaydı. 1793'te generalliğe, 1796'da tümen komutanlığına yükseldi. Mayıs 1798'de İtalya'ya gönderildi. Orada Roma valisi oldu ve Mart 1799'da Napoli'yi işgal etti. Cenova'da kuşatma altındaki General Victor Moreau'ya yardım etmek amacıyla kuzeye doğru ilerlerken Trebbia'da (İtalya) Rus generali A.V. Suvorov karşısında ağır bir yenilgiye uğradı (17-19 Haziran 1799). Napoléon'un birinci konsül olduğu 18 Brumaire Darbesi'nden (9 Kasım 1799) sonra, Ren Ordusu'nun sağ kanadının komutanlığını üstlendi. 1800'de İsviçre'yle Lombardiya arasındaki Splügen (Spluga) Geçidini kış aylarında geçmeyi başararak Napoléon'un hayranlığını ve övgüsünü kazandı. Napoléon'un San Bernardino Geçidi'ni aşmasına benzetilen bu harekat, Avusturya'ya Lunéville Antlaşması'nın (1801) kabul ettirilmesinde önemli rol oynadı.
General Moreau'nun Napoléon'a karşı giriştiği entrikalara karıştığı için 1804'te görevden uzaklaştırıldı. Ama askeri yeteneklerine büyük önem veren Napoléon'un kararıyla 1809'da yeniden orduya döndü. Temmuzda Wagram'da Avusturyalıları yenilgiye uğratmasının ardından imparatorluk mareşali ve Tarente dükü yapıldı. Avusturya ve Katalonya'daki çeşitli harekatlarda görev aldı (1809-11). Rusya seferi sırasında Kurland'da (Letonya) görevlendirildiğinden etkin bir rol oynamadı. Silezya'daki Katzbach Çarpışması'nda (1813) Prusyalı mareşal Blücher'e yenildi. Leipzig'de Fransızların uğradığı büyük yenilgide (Ekim 1813) ölümden son anda kurtuldu.
Napoléon'un düşürülmesini desteklememekle birlikte, XVIII. Louis'ye bağlı kalarak Yüz Gün sırasında yeniden Napoléon'a katılmadı. Bourbonların İkinci Restorasyonu'ndan (1815) sonra, Kraliyet Muhafız Birliği'nin komutanlığına getirildi ve Legion d'Honneur nişanıyla ödüllendirildi.


Joachim Murat


Joachim-Napoléon Murat (Myura diye okunur), (İtalyanca: Gioacchino Napoleone Murat) (d. 25 Mart 1767 - ö. 13 Ekim 1815) Fransız mareşal, Grandük ve Napoli kralı (1808-1815).

Hancının Oğlundan Krala


-Murat, Napolyon dönemini yansıtan sosyal değişimin büyük bir örneğidir. Hancının oğlu iken Napoli Krallığına yükseltilmiştir. Bir süre baba işini yaptı. Sonra, sıradan bir asker olarak orduya yazıldı (Şubat 1787). Monarşinin düşüşüyle devrim ordusuna girdi ve hızla yükseldi. 1795'te Paris'te Napolyon'u destekledi. İtalya ve Mısır seferlerinde onu takip etti.

-Napolyon'un kız kardeşi Carolina Bonaparte ile evlendi (iki kız iki erkek çocuğu oldu).

-1800 yılında vekil olarak seçildi. Fransa meclisi onu, Birinci Tümen Kumandanı ve Paris Valisi olarak atadı. 1804'te İmparatorluk Mareşali ve iki yıl sonra Grandük oldu. 1808'de Napoli Kralı ilan edildi.


Asker Murat

-Asker ve süvari kumandanı olarak, bütün savaşlarda Napolyon ile beraber oldu.


Murat Napoli'de

-1808'de Napolyon, tarafından Napoli Kralı olarak atandı.

Düşüş

Yeni görevi, Murat'a, kumandanlığa devam etmesine engel olmadı. Rusya seferine ve Lipsia savaşına katıldı. Bu bozgun sonrası, Avusturya ile ayrı bir barış yaparak tahtını korumaya çalıştı. Yüz Gün olarak bilinen süreçte yeniden iktidara geçen Napolyon'un yanında yeraldı. 1815'te Avusturya İmparatorluğu ile yapılan Tolentino savaşında yenildi. 20 Mayıs 1815'te yapılan antlaşma düşüşünün onaylanması oldu.
Napolyon'un ikinci düşüşü sonrası, Murat, nüfuzunu yükseltmek için Korsika'dan Napoli'ye kaçtı. Yakalandı, yargılandı ve bizzat istediği kanuna göre ölümle cezalandırıldı. Calabro'da kurşuna dizildi (13 Ekim 1815).

Jean Lannes


Jean Lannes, Montebello Dükü (d. 10 Nisan 1769, Lectoure, Fransa - ö. 31 Mayıs 1809, Viyana), Fransız general. Yoksul bir aileden gelmesine karşın Birinci İmparatorluk döneminde mareşalliğe yükselmeyi başarmıştır.

Bir seyis yamağının oğluydu. Köy papazından okuma ve yazma öğrendi. 1792'de Gers'deki gönüllüler birliğine katıldı ve Pyrénées-Orientales Ordusu'nda İspanyollara karşı başçavuş rütbesiyle çarpıştı. Haziran 1792'de teğmen oldu. 1796'da İtalya seferindeki Dego Çarpışması'nda gösterdiği cesaretle Napoléon'un dikkatini çekti ve aynı yıl generalliğe yükseltildi. Napoléon'un Mısır Seferine katıldı; Kahire'nin işgalinde görev aldı (1798-99); tümen komutanı olarak görev aldığı Suriye seferinde Gazze ve Akkâ kuşatmalarını yönetti. Abukir Muharebesi'nde (1799) ciddi biçimde yaralanarak Fransa'ya döndü.
Fransa'ya döndükten sonra 9. ve 10. tümenlerin komutanlığını üstlendi. Napoléon'u iktidara getiren 18 Brumaire Darbesi'ne (9 Kasım 1799) katıldı ve Konsüllük Muhafız Birliği komutanlığına getirildi. Mayıs 1800'de Alpler'i aşarak İtalya'ya giren öncü müfrezenin komutanı olarak 9 Haziran'da Montebello'da Avusturyalıları yenilgiye uğrattı. Böylece Napoléon'un beş gün sonra Marengo'da kazanacağı zafere büyük katkıda bulunmuş oldu.
1801'de Portekiz olağanüstü büyükelçiliğine atandı. Mayıs 1804'te imparatorluğun 18 mareşalinden biri oldu. Ulm (Ekim 1805), Austerlitz (Aralık 1806) ve Jena (Ekim 1806) çarpışmalarında görev aldı. 26 Aralık 1806'da Polonya'daki Pultusk'nda kendisinden çok üstün durumdaki Rus kuvvetlerini yenilgiye uğratarak Haziran 1807'de Friedland'da Ruslara karşı ikinci bir zaferin elde edilmesini sağladı. Bu başarı karşılığında 1808'de Montebello dükü yapıldı.
Ocak 1809'da Napoléon İspanya'dan dönünce kanlı gerilla eylemleri başladı. İspanya'daki Zaragoza kuşatmasını yönetti ve 20 Şubat 1809'da kenti ele geçirdi.
Aspern-Esseling'nda bacaklarından yaralandı ve dokuz gün sonra iki bacağının da kesilmesinin ardından öldü. Panthéon'a gömüldü.


Napolyon Savaşları

Napolyon Savaşları, Fransız Devrim Savaşları'nın ardından Napolyon önderliğindeki Fransa ile Avrupa'nın diğer güçlü devletlerinin oluşturduğu koalisyon arasında gerçekleşen savaş dönemi. Başlangıç tarihinin hangi yıl olduğuna dair tarihçiler ve araştırmacılar arasında fikir birliği yoktur. 1800-1815 yılları arasında,yaklaşık 15 sene sürmüştür.
Napolyon Savaşları, Fransız Devrimi’nin ardından, monarşiye karşı fikirlerin ve siyasal etkinliklerin Avrupa’nın bütününe yayılmasını engellemeye çalışan Fransa dışındaki devletlerin oluşturduğu Koalisyon güçleriyle Fransız Devrim Orduları arasında Napolyon’un siyasi ve askeri liderliği altında sürmüş çatışmalardır.


Devrim sonrası Fransız Ordusunun yapısal özellikleri

Fransız Devrimi’nin hemen ardından yeniden şekillenen Fransız ordusunun yapısal özellikleri, 18. yüzyılın diğer Avrupa ordularının yapısal özelliklerinden çok belirgin farklılıklar göstermiştir. Bu yapısal farklılıklar özellikle Napolyon Savaşları sırasında Fransız ordularının elde ettikleri başarılarda büyük ölçüde pay sahibidir. Kuşkusuz ki Napolyon’un parlak askeri becerisinin de etkisi büyük olmuştur.
Bu farklı yapısal özellikleri şu başlıklar altından irdelemek olanaklıdır.
18. yüzyıl ordularını oluşturan askerler, serflerden oluşan, zorla silah altına alınmış, ölmemek için öldürmek zorunda kalan insanlardır. Bir sorumluluk, bir ideal uğruna değil, zorunlu oldukları için savaşırlar. Bu askerlerden oluşan birlikler, dağılma eğilimi gösterirler. Yanaşık düzen savaşa sürülmeleri ve sıkı bir disiplin altında tutulmaları gerekir. Bu ise, birliklerin hareket yeteneğini ciddi biçimde sınırlayacaktır.
Oysa Fransız ordusundaki askerler, her ne kadar “zorunlu askerlik” dolayısıyla silah altına alınmış olsalar da, özgür yurttaşlardır. Bu insanlar, ulus devletinin yurttaşlarıdır, yurttaş-ordunun askerleridir. Bir ulus devletin yurttaşı olmanın sorumluluğuyla, bir ideal uğruna savaşırlar. Sıkı bir disiplin altına rahatlıkla girebilirler, eğilimleri bu yöndedir.
Askerlerin bu eğilimleri, komutanların birliklerini sevk ve idare tarzını kökten değiştirmektedir. Onlara çok daha geniş bir alanda inisiyatif kullanma olanağı vermektedir. Napolyon ordularının başarılarının nedenlerinden biri de Napolyon'un generallerinin geniş inisiyatifleri olmasıdır.
Fransız Devrimi öncesinde, tüm Avrupa monarşilerinde olduğu gibi Fransız Ordusu’ndaki subaylar da aristokrat ailelerin tekelindeydi. Ancak ihtilal sırasında aristokrasi tasfiye edildiği için halktan insanların subay atanması zorunlu olmuştur. Bunun sonucunda Fransız Devrim Ordusu’nun subay kadrosu, genç, yeteneğe göre terfi eden, dinamik unsurlardan oluşmuştur.
Fransız Devrimi Ordusu’ndaki düzenlemelerle tümenler halinde yapılandırılmıştır. Tüm askeri sınıfları bünyesinde barındıran, bağımsız, herhangi bir operasyonu ya da manevrayı bağımsız olarak gerçekleştirebilecek birimler olan tümenler, kolordular düzeyinde birleştirilmişti.
Özellikle Napolyon orduları, Napolyon’un izlediği yöntem gereği, ağırlıklı olarak “yerinde ikmal” ilkesiyle hareket eden ordulardır. Napolyon, ordularının ikmal meselesini, uzun ikmal kollarına değil, istila edilen topraklardaki kaynaklara dayandırmıştır. Bu tutum, orduların manevralarını, ikmal olanaklarının sınırlayıcı baskısından kurtarmış, daha hızlı manevra yapabilir hale getirmiştir.
Lakin bu durum ancak, Avrupa’nın verimli ve yoğun nüfus barındıran bölgelerinde başarılı olmuştur. Yerinde ikmal olanaklarının son derece kısıtlı olduğu Mısır, İspanya ve Rusya’da ise geri tepmiştir. Özellikle Rusya’da durum daha da vahim bir hal almıştır. Rus ordusu, II. Dünya Savaşı’nda da uygulanan “yanmış toprak” taktiğini uygulamış, çekilirken Napolyon ordularının kullanabileceği her şeyi ya beraberinde götürmüş ya da yerinde imha etmiştir.
Napolyon ordularında hızlı manevra ve yürüyüş hızı konusunda etkin olan bir başka unsur da subay kadrosunun asillerden oluşmamasıdır. Asiller, kendilerine son derece rahat bir ortam sağlayacak tüm ağırlıklarıyla birlikte hareket ederler. Ağırlıklarını taşıyan atlı arabalar, ordunun hızını düşürür. Özellikle zor arazi ve yol koşullarında bu durum daha da belirgin bir etki yaratır. Askerler yol kenarında bekler, öncelik tanınan aristokrat subayların ağırlıklarıyla yüklü arabalar yolu kullanır. Oysa Fransız ordularında öncelik piyadenindir, asker yoldan yürür, subay yolun dışından atının üstünde yolculuk eder.
Sonuç olarak 18. yüzyıl Avrupa ordularında standart yürüyüş hızı dakikada 70 adımken, Fransız Devrimi ordularında dakikada 120 adımdır.
1776 yılında Topçu Genel Müfettişi olan Gribeauval, Fransız Devrimi Ordusu’nun topçu unsurlarında önemli düzenlemeler yapmıştır. Orduda kullanılan top çapları standartlaştırılmış, ilave olarak havanların kullanılmasına geçilmiş ve top arabalarında yapılan geliştirmelerle topçu bataryalarına hareketlilik kazandırılmıştır. Bu düzenlemelerle Fransız Devrimi Ordusu, yüksek atış gücüne sahip ve hareketli topçu bataryalarıyla savaş alanına hakim olabilmiştir.


Napolyon'un stratejik ve taktik özgünlüğü


Hemen hemen bütün tarihçiler ve araştırmacılar, Napolyon’un askeri alanda belirgin bir teorisi olmadığı görüşünde birleşirler. Napolyon’un askeri başarıları, sağlam bir askeri teorik yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış planlara değil, savaş alanındaki hareket tarzına bağlanır.
Her şeyden önce Napolyon hep saldırı savaşları vermiştir. Teorik olarak bir saldırı için, bir temel plan ve alternatif planlar hazırlanması gerekir. Ancak, Napolyon’un savaş planları yoktur. Napolyon, kolordularını birbirleriyle bağlantıları kopmayacak ölçüde araziye yayarak ilerler. Böylece rakibini, onu karşılayabilmek için yayılmaya zorlar. Bu yayılma, önceden planlanmış savaş düzeninin o anda değiştirilmesini gerektirdiği için düzensiz olmak zorundadır. Napolyon, savaş alanını rahatlıkla gözleyebileceği bir noktadadır ve düşmanının yayılmasını izler. Belirli bir anda, belirli bir bölge civarındaki birliklerini hızla, belirli bir bölgeye yönelik olarak taarruza kaldırır. Bu nokta, düşmanın kritik “bağlantı noktası”dır. Eğer bu bağlantı noktasına yönelen taarruz başarılı olursa, düşman cephesi yarılmış olur. Eğer başarısız olursa, zaten yaygın durumdaki kolorduları ona, alternatif bir plan için esneklik sağlar.
Bütün bunlar, birliklerini zaafa uğratmayacak biçimde yaymasına ve savaş alanını çok iyi izlemesine bağlıdır. O anın koşullarına uygun olarak birliklerini toplayıp bir “siklet merkezi” oluşturması bu sayede olur.

NapolyonSavaşları öncesi gelişmeler (Fransız Devrim Savaşları)

I. Koalisyon Savaşı

I. Koalisyon, 1792 yılında 1. Fransa Cumhuriyeti’ne karşı Büyük Britanya, Avusturya Arşidüklüğü, Prusya Krallığı, Sicilya ve Piemonte tarafından oluşturulan ilk koalisyondur.
1796 yılında, Alpler Ordusu'nun başkomutanlığına atanan Napolyon, yetersiz donatılmış ve her türlü ikmal malzemesi açısından ihmal edilmiş olan bu orduyu kısa süre içinde savaşabilecek bir duruma getirdi. Aslında Napolyon’un İtalya Seferi için emrine verilmiş olan ordu, bu çapta bir harekat için yetersiz bir askeri güçtür. Emrindeki üst rütbeli subaylar, kendisi gibi Fransız Devrimi sonrasında hızla terfi etmiş, ama deneyimsiz subaylardır. Hızlı terfi etmelerinde, savaş alanlarında gösterdikleri beceri ve yeteneğin payı büyüktür, ama bu çapta birliklere komuta etmeleri yeni bir deneyim olacaktır. İtalya Seferi’nde Napolyon’un kurmayları, daha sonraki muharebelerde de birlikte çarpışacağı subayları olacaktı.
Öte yandan İtalya Seferi için Napolyon’un emrine verilen ordu, 30 bin askerli bir orduydu. Oysa karşısında 70 bin askerli Piemonte ve 50 bin askerli Avusturya ordusu vardı.
Napolyon, 12 Nisan 1796 tarihinde Alpler'i aşarak Kuzey İtalya'ya saldırıya geçti. Avusturya ve Piemonte ordularını ard arda yenilgiye uğrattıktan sonra Ocak 1797'de İtalya'daki Avusturya askeri varlığını püskürterek Viyana üzerine yürüdü. Napolyon, Kuzey İtalya’da, ikmal merkezlerine aşırı derecede bağımlı, hızlı hareket yeteneği gösteremeyen, dağınık Koalisyon kuvvetleri karşısında, hızlı manevralarıyla, “yerinde ikmal” prensibiyle, topçu bataryalarıyla savaş alanına hakim olabilmesiyle parlak başarılar sağladı.
Avusturya'nın ateşkes istemesi üzerine Campo Formio’da barış görüşmelerine başlanmıştır. Ancak görüşmeler uzamış, antlaşma 17 Ekim 1797 tarihinde imzalanmıştır. Bu antlaşma, 1. Koalisyon’un da sonu olmuştur. Fransa’ya ise sadece Kuzey İtalya’da değil, antlaşma koşulları gereği Hollanda’da da toprak sağlamıştır. Özellikle Kuzey İtalya’daki kazanımlar önemlidir. Venedik kontrolündeki Ege adaları ve Venedik donanması Napolyon’a geçti.
Napolyon, İtalya Seferi’nde, “yerinde ikmal” prensibini izleyerek Direktuvar yönetimine fazlaca bir yük olmadığı gibi, bölgeden topladığı ağır vergilerle de önemli ölçüde bir mali kaynak yaratmıştır. Böylece hem askeri hem de politik olarak sivrilmesini sağlamıştır.

Mısır Seferi

1 Temmuz 1798’de, İskenderiye limanında Mısır topraklarına çıkan Fransız Ordusu, Piramitler Muharebesi'nde Murad Ney komutasındaki Osmanlı Ordusu'nu yenilgiye uğrattı.
Nelson komutasındaki İngiliz donanması, 1 Ağustos 1798 tarihinde Fransız donanmasını Nil'nin Abukir koyuna vardı. Aynı tarihte gerçekleşen Nil Muharebesi’nde İngiliz donanması parlak bir zafer kazanmış, Fransız donanmasını imha etmiştir.
Napolyon, Nil Muharebesi'nin ardından Kahire’ye ilerledi. Napolyon’un Fransa ile tek bağlantısı olan donanmanın bu şekilde imha edilmesi, onu zor duruma düşürmüştü. Ordusunu Filistin yönünde yürütürek, Akka Kalesi doğru yürümeye başladı. 18 Mart 1799 tarihinde buraya gelen Fransız Ordusu, Cezzar Ahmed Paşa karşında ağır bir yenilgi aldı. 21 Mayıs tarihinde kuşatmayı kaldırıp Kahire’ye çekildi (Akka Savunması). Kısa bir süre sonra da ordusunu Mısır'da bırakarak Fransa'ya döndü.

II. Koalisyon Savaşı


II. Koalisyon, Büyük Britanya, Rusya İmparatorluğu, Osmanlı, Napoli, Portekiz ve Avusturya Arşidüklüğü ittifakıyla oluşturulmuştur. Başlarda başarılı sonuçlar elde ettilerse de ortak bir strateji izleyemediler ve koalisyon başarılı olamadı.
9 Kasım 1799 tarihinde Birinci Konsül olan Napolyon, Kuzey İtalya’daki Fransız varlığını tehdit eden Avusturya ve Rus ordularına karşı harekata geçmiştir. II. Koalisyon’un bu bölgedeki kuvvetlerinin ikmal hatlarını kesmek için Milano yönünde ilerlemiş ancak ondan önce Cenova’yı ele geçirerek bu bölgede yığınak yapan Koalisyon güçleriyle 14 Haziran 1800 tarihinde çatışmak zorunda kalmıştır. Napolyon, Marengo Muharebesi olarak tarihe geçen bu muharebede, gün içinde savaşı kaybetmiştir ama, generallerinden Desaix komutasındaki bir kolordunun tam zamanında yetişmesiyle günü zaferle kapatmıştır.
Napolyon bu savaşın ardından Rus birliklerini kuşatma altında tutarak Avusturya ordusuna saldırmıştır.
Alexandr Suvorov komutasındaki Rus birlikler, kuşatmayı yarıp Alplerdeki sarp geçitleri kullanarak geri çekilmişlerdir. Bu başarılı çekilme Suvorov’u tarihin en başarılı komutanlarından biri haline getirecektir.
Hohenlinden Muharebesi’nde, Avusturya Ordusu'nun uğradığı yenilgi ardından, 9 Şubat 1801 tarihinde imzalanan Luneville Antlaşmasıyla Avusturya, İtalya, Hollanda ve İsveç, Fransız hegemonyasını kabul etmişlerdir. Bu antlaşma II. Koalisyonun sonu olmuş ve Büyük Britanya'yı savaşta yalnız bırakmıştır.

Napolyon Savaşları

III. Koalisyon Savaşı

1804 yılında imparator olan Napolyon, bütün bu koalisyonlarda asıl dinamonun Büyük Britanya'yı olduğunu gayet iyi bilmektedir. Büyük bir donanma ve güçlü bir ordu oluşturarak Büyük Britanya’yı istila etmek ve sorunu çözmeyi planlamaktadır.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır. Çünkü, 1805 yılında Fransa’ya karşı bir ittifak daha kurulmuştur. III. Koalisyon, Büyük Britanya, Avusturya İmparatorluğu, İsveç, Rusya İmparatorluğu ve Sicilya Krallığı arasında okurulmuştur.
Ancak Fransız donanması, Lord Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanması karşısında Trafalgar Muharebesi’nde ağır bir yenilgiye uğramıştır. Bu sırada Napolyon’un 180 bin kişilik ordusu, Manş kıyılarında toplamış, İngiltere’nin istilası için hazırlık yapmaktadır. Donanmanın yenilgiye uğraması, Büyük Britanya'yı istila planlarını da suya düşürmüştür. Napolyon, III. Koalisyon’u, kıta Avrupası’nda yenmek zorundadır artık.
Koalisyon, Avusturya ve Rus ordularının birlikte Fransa’ya saldırması yönünde bir plan yapmıştır, ancak Avusturya komutanı Rus ordularını beklemeden saldırıya geçmiştir. Manş kıyılarındaki ordusunu toplayan Napolyon, çok hızlı bir şekilde Bavyera’ya ilerlemiş ve Avusturya ordusunun geri bağlantısını kesecek bir manevra yapmıştır. 22 Ekim 1805 tarihinde Avusturya ordusu 60 bin asker ve 120 topla teslim olmak zorunda kalmıştır. Napolyon’un bu manevrası, düşmanın doğrudan cephesine bir saldırıya girişmek yerine, geri bağlantısını kesmeye dayanan, tam anlamıyla bir Dolaylı tutum stratejisidir. Sonuçta, büyük çaplı bir çatışmaya girmeden ve önemli bir kayba uğramadan Avusturya ordusunun savaşma azim ve gücünü kırmıştır.
Ulm Muharebesi parlak bir zaferle sonuçlanmıştır ama Napolyon açısından durum halen kritiktir. Avusturya’nın diğer ordusuyla Rus ordusu batıya doğru ilerlemektedir ve bir İtalyan ordusu da güneyden yaklaşmaktadır. Napolyon, iki kuvvetin birleşmesine fırsat vermeyecek bir şekilde hızla doğuya ilerler ve Avusturya – Rus kuvvetlerinin karşısına Austerlitz’de çıkmıştır. “Üç İmparator Muharebesi” olarak da bilinen 2 Aralık 1805 tarihli Austerlitz Muharebesi de Napolyon’un zaferiyle sonuçlanmıştır. Rus ve Avusturya kayıpları ölü, yaralı ve kaçak olarak toplam 27 bin iken Fransız kayıpları 9 bindir. Ayrıca Fransız ordusu 180 top ele geçirmiştir.
Her iki savaşta iki ordusunu kaybeden Avusturya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır. 22 Aralık 1805 de Avusturya ile Fransa arasında Pressburg Barış Antlaşması imzalanmıştır. Çar 1. Aleksandr ve General Mihail Kutuzov yönetimindeki Rus ordusu ise geri çekilmiştir.

IV. Koalisyon Savaşı

IV. Koalisyon Prusya Krallığı, Rusya İmparatorluğu, Saksonya, İsveç ve Büyük Britanya arasında oluşturulmuştur.
1806 yılının ortalarında, İngiltere, Prusya, İsveç, Rusya ve Saksonya arasında yeni bir koalisyon, IV. Koalisyon oluşturulmuştur. Napolyon, Rus orduları ulaşmadan Prusya ordularına taarruza geçmiştir. 14 Ekim 1806 tarihinde Jena’da bir Prusya ordusunu bozguna uğratmıştır. aynı gün Mareşal Davout komutasındaki bir başka Fransız ordusu da diğer bir Prusya ordusunu yenilgiye uğratmıştır. Her iki Fransız ordusu da Napolyon’un komutasında dağılan Prusya birliklerini Berlin’e kadar izleyerek yeniden toparlanmalarına fırsat vermemiştir. Fransız ordularının kayıpları 8 bin iken Prusya kayıpları 25 bin kadardır.
Daha sonra ilerleyen Rus ordularını karşılayan Napolyon, 7-8 Şubat 1807 tarihinde Eylau Savaşı’nda, 14 Haziran 1807 tarihinde de Friedland Muharebesi’nde de yenilgiye uğrattı. Bu savaşların ardından Rusya’yla 7 Temmuz 1807 tarihinde yapılan Tilsit Antlaşması ile Rusya da savaştan çekilmiş oldu.

V. Koalisyon

V. Koalisyon, Avusturya İmparatorluğu ve Büyük Britanya arasında 1809 yılı başlarında oluşturulmuştur.
10 Nisan-14 Ekim 1809 tarihleri arasında gerçekleşen V. Koalisyon Savaşı, Napolyon savaşlarının içinde en kanlı ve geniş çaplı olanlarıdır.
Arşidük Charles komutasındaki Avusturya ordusu 10 Nisan 1809 tarihinde Bavyera’ya saldırmıştır. Karşılıklı manevralar ve iki çatışmanın ardından V. Koalisyon Savaşı’nın ilk sert muharebesi gerçekleşmiştir. Napolyon kuvvetlerinin Aspern ve Essling kasabaları arasındaki Danube nehir geçişinde (köprübaşı) gerçekleşen Aspern-Essling Muharebes,, 21 Mayıs 1809 günü öğleden hemen sonra başlamış ve iki gün sürmüştür. İkinci gün, Napolyon’un Avusturya kuvvetlerinin merkezine karşı giriştiği güçlü saldırı, Avusturya hatlarını yarmıştı. Ancak savaşı hemen hemen kazanmışlarken Arşidük Charles’in son yedeklerini bizzat komuta ederek, cesaretle giriştiği saldırı durumu kurtarmıştır. Napolyon, köprübaşını kaybetmiş ve sonuç alamayacağı açıkça belli olan savaş alanından birliklerini çekmiştir.
5 Temmuz 1809 tarihinde başlayan ve yine iki gün süren Wagram Muharebesi ise Fransız ordularının zaferiyle sonuçlanmıştır.
14 Ekim 1809 günü imzalanan Viyana Antlaşması ile V. Koalisyon da fiilen sona ermiş oldu.


Fransa ve Müttefikleri - 1811

Rusya Seferi (VI. Koalisyon)

Rusya, V. Koalisyon’da yer almamıştır. Bu, Tilsit Antlaşması’nın sonucudur. İngiltere’nin uyguladığı deniz ablukası Rus ekonomisi için de ciddi sonuçlar yaratmaktadır. Rusya’nın Tiltis Antlaşması’nı yok sayarak taraf değiştirmesinde bu ekonomik sıkıntıların etkisi olmuştur. Rusya'nın savaşa girmesiyle savaşın seyri değişmiş, yenilmez olarak nitelendirdikleri Napolyon Orduları yenilgiye uğratılmıştır.
Napolyon’un Rusya Seferi’ne katılan ordunun mevcudu konusunda, farklı kaynaklarda, farklı rakamlar verilmektedir. Esasen, Rusya Seferi’ne çıkan Fransız ordusu, tarihin o güne kadar gördüğü en kalabalık ordudur. Yarıya yakını Fransız askerlerinden oluşmaktadır, diğerleri Fransa’ya tabi ülkelerin askerleridir.
7 Eylül 1812 günü gerçekleşen Borodino Muharebesi, Moskova’nın yaklaşık 110 km. batısında, Moskova nehri üstündeki köprübaşında yapılmıştır. Napolyon Ordularını durdurmayı başarmakla birlikte Rus Ordusu'nun kayıpları, mevzileri uzun süre elde tutabilecek durumda değildir. Kutuzov, geri çekilme kararı verir. Hiç bir askeri direnişle karşılaşmadan Moskova'ya giren Napolyon, Rus Çarı'nın bir barış antlaşmasına yanaşmaması, Rus Ordusu'nun imha edilmemiş olması ve kış şartlarında ordusunun ikmalinin neredeyse olanaksız hale gelmesi dolayısıyla Rus topraklarından geri çekilmek zorunda kalmıştır. Ordusunun büyük bir bölümünü bu geri çekilme sırasında kaybetmiştir. Rus Ordusu, onları sürekli olarak izlemiş ve yıpratmıştır.
Paris’e dönen Napolyon, ilerleyen Rus birliklerini Polonya topraklarında karşılamak için yeni bir ordu düzenlemiştir. 2 Mayıs 1813 tarihinde Lützen Savaşı’nda ve 20 Mayıs 1813 tarihinde Bautzen Savaşlarında Rus ordularının ilerleyişini durdurmayı başarmıştır.
Bu tarihlerde Koalisyon güçleri, “Trachenburg Planı” olarak bilinen bir strateji izlemeye karar vermişlerdir. Bu stratejiye göre daha küçük çaplı Fransız birlikleriyle savaşılacak, Napolyon’un yeterince yıpranması sağlanmadan onun komuta ettiği ordularla çatışmaya girmekten kaçınılacaktır.
1813 yılının Ağustos ayında Dresden Muharebesi'nde başarı kazanan Napolyon, bu başarısının sonuçlarını geliştirememiştir.
Leipzig Muharebesi, 16-19 Eylül 1813 tarihlerinde gerçekleşen, tarihte “Ulusların Savaşı” olarak da bilinen bir savaş olmuştur. Napolyon’un 195 bin kişilik ordusu, Koalisyon güçlerinin 365 bin kişilik ordusu karşısında tutunamamıştır. Napolyon, dört kolorduyu ve Alman prenslerinin desteğini yitirerek savaş alanından çekilmek zorunda kalmıştır.

Koalisyon Güçleri Paris’te

Ağırlıklı olarak Rus ve Prusya kuvvetlerinden oluşan koalisyon kuvvetleri Fransa’nın doğu sınırlarını aştıklarında, Wellingon komutasındaki İngiliz kuvvetleri de Pirene dağlarını aşarak Fransa topraklarında ilerlemeye başlamışlardır.
6 Nisan 1814 günü tahttan çekilen Napolyon, Elba adasına sürgüne gönderildi.

Sonuçları

Napolyon Savaşları tarihte görülmüş en büyük savaşlardan biridir. Savaşta ~Fransa ve Müttefikleri 1.000.000 ölü, ~Rusya 400.000 ölü, ~Prusya 200.000 ölü, ~Avusturya 300.000 ölü, ~İspanya 300.000 ölü ~Birleşik Krallık 311.806 ölü olmak üzere 2.511.806 asker ve toplam 1 milyon sivil de dahil edilirse 3.511.806 kişi hayatını kaybetmiştir.



Umarım çalışmamı beğenmişsinizidir.Bir daha ki bölümde Bütün Napolyon Savaşlarını Konu Alacağım sırasıyla :D

Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Emperor

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1573
  • The Mad Baron
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #1 : 26 Ağustos 2013, 04:46:59 »
Gayet güzel olmuş, eline sağlık. Napolyon Dönemi hakkında fikri olmayanlar için genel hatlarıyla iyi şekilde anlatmışsın. Konusu açılmışken birkaç kelam ekleyeyim. Örneğin;
(aç/kapa)

Burada 13 Vendémiaire (Miladi takvimle 5 Ekim) olayından bahsetmişsin. Osmanlı tarihi açısından da ilginç bir olaydır, Johan Wilhelm Zenkeisen'in Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'nde geçer; III. Selim döneminde orduda reform peşinde olan Osmanlı Fransa'dan askeri uzmanlar rica etmişti. Başvuranlar arasında bir isim göze çarpıyordu, Napolyon Bonapart. Ününü kurtarma ve yeniden gözde bir komutan olma hayalleri kuran Napolyon Osmanlı'da ordu tanzimatçısı olma düşüncesindeydi. Napolyon bu fikrinden kardeşi Joseph'e yazdığı mektuplarda da bahsetmiş ve hatta onu da yanında götürmek istediğini de eklemişti. Fakat bahsettiğim olaydan önce Osmanlı'ya gitme fikrinde olan Napolyon 5 Ekimdeki sokak savaşının ardından sivrilmiş ve aldığı rütbe ile de Osmanlı askerine topçuluğu öğretme fikri ortadan kaybolmuş oldu.

Yine ayrıca Napolyon'un mareşallerinden bahsetmen çok iyi olmuş, çoğu başarılı ve büyük komutanlardır fakat Napolyon'un isminin altında kaybolmuşlardır. Michel Ney'den bahsetmişsin, bana göre Waterloo Savaşı'nda çok büyük bir etkisi olmuştur bu komutanın.

Waterloo'da Napolyon'un ordusunun sol kanadını yöneten Mareşal Ney kendi emri ile İngiliz hatlarına doğru büyük bir süvari hücumuna kalkışmıştır. Piyade ve topçu desteğinden yoksun bu hücum çılgınca görünse de yine de başarılı olmuş fakat devamındaki karar bazı tarihçiler tarafından yenilginin sebebi olarak gösterilmiştir. Süvarileri ile kısa sürede düşmanın topçu hattına ulaşan Ney, İngiliz topçu tayfasının kaçması üzerine düşman toplarını gerisinde bırakmış ve hücuma devam etmişti. Topçuların arkasında anti-süvari konumu alan İngiliz askerlerine yine hiçbir piyade ve topçu desteği olmadan saldırmış ve sonucunda hezimete uğramıştı. Eğer Ney İngiliz toplarını ele geçirmiş haldeyken hücuma devam etmeyip Fransız süvarilerinde bulunan ve topların ateşleme mekanizmasına çakılıp onları etkisiz hale getiren çivileri kullanmış olsaydı savaşın seyri değişebilirdi. Yine bazı tarihçiler bunun Ney'in hatası olmadığını, süvarilerde yeteri miktarda çivi olmadığından dolayı bu işlemin yapılmadığını söylerler. Hatta bazı kaynaklarda Mareşal Ney'in elindeki kılıcı önünde boş duran bir İngiliz topuna sinirle savurduğunun görüldüğünden bahsedilir. İlginç bir ayrıntıdır...

« Son Düzenleme: 26 Ağustos 2013, 04:52:11 Gönderen: Emperor »
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!

Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #2 : 26 Ağustos 2013, 05:03:31 »
saol bilgilendirme için :D
Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Erich von Manstein

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 291
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #3 : 26 Ağustos 2013, 12:07:01 »
Hitler ve Napolyon'un sonu yanmış topraklar oldu :D
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart

Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #4 : 26 Ağustos 2013, 16:41:54 »
Hitler ve Napoleon gibi daha niceleri nice dehalar gitti ne yazık ki Hitler için pek aynısını söyleyemem ama Napoleon tam bir Strateji adamıydı ama ne yazık ki Rusya seferinde tükendi bir daha da kalkamadı.
Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Yalpagan

  • (Forbidden Love)
  • Sekban
  • *
  • İleti: 1128
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #5 : 26 Ağustos 2013, 16:55:48 »
Bi' ara okurum artık :)

Çevrimdışı Reichstag

  • (batufb94)
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3816
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #6 : 26 Ağustos 2013, 17:55:56 »
Rusları hep kurtaran kış zaten gerek Türklere gerek Fransızlara yada Almanlara karşı.


Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #7 : 26 Ağustos 2013, 19:49:50 »
Rusları hep kurtaran kış zaten gerek Türklere gerek Fransızlara yada Almanlara karşı.

Evet gerçekten de öyle ama II.Dünya Savaşında gelen Amerikan ve İngiliz Yardımları da Almanları baya engellemiştir yoksa Rusları eziyordu Hitler.
Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Erich von Manstein

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 291
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #8 : 26 Ağustos 2013, 20:10:20 »
Aynen.ABD ve BK Sovyetlere çok yardım etti.
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart

Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #9 : 26 Ağustos 2013, 20:39:01 »
Aynen.ABD ve BK Sovyetlere çok yardım etti.

Kaynaklarla kanıtlayabilirim bunu arkadaşlar hatta yoksa yok vatanseverlik filan geçin bunları Ameirkadan kaç tane Amerikalı asker geldi büyük brtitanya'dan dünyanın tüfek ve erzağı Rusya'ya gönderildi.Ayrıca Hitler 200 Tümen tahmin etmesine karşın Ruslar 360 Tümen olarak çıkmıştır ama kader şöyle ki Hitler 360 Tümenide yenmesine karşı kışın zor şartlar ekipman eksiği ve sovyetlerin durmadan asker ve yardım almaları bu durumu değiştirdi yoksa zamanın en iyi şeyleri Avrupa içinde Almanyadaydı birlikler full mekanize askerlerin ekipmanları harika bir biçimde zaten Vatanseverlik sadece bir hikaye kısaca.Bu geçtiğimiz yıllarda kanıtlandı yazdıklarım.
Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Erich von Manstein

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 291
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #10 : 26 Ağustos 2013, 21:10:14 »
Vatanseverlikde tamamen hikaye değil en azından Alman ordusu için böyle olmadığını söyleyebilirim.Alman Ordusunun sadece %25'ni motorize birlikler oluşturyordu.Doktrinsel anlamda ve askerlerin vatanseverliği Almanların başarısında çok büyük pay sahibi oldu.
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart

Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #11 : 26 Ağustos 2013, 21:22:21 »
Vatanseverlikde tamamen hikaye değil en azından Alman ordusu için böyle olmadığını söyleyebilirim.Alman Ordusunun sadece %25'ni motorize birlikler oluşturyordu.Doktrinsel anlamda ve askerlerin vatanseverliği Almanların başarısında çok büyük pay sahibi oldu.

Benim kastettiğim zaten Ruslar için Alman Ordusu çok büyük işler yaptı bence de :D
Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Erich von Manstein

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 291
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #12 : 26 Ağustos 2013, 21:24:55 »
Sovyetleri belirttiğinin farkındayım ama Sovyetler içinde vatanseverlik tamamen yok sayılamazdı :D
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart

Çevrimdışı Emperor

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1573
  • The Mad Baron
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #13 : 26 Ağustos 2013, 21:33:46 »
Kaynaklarla kanıtlayabilirim bunu arkadaşlar hatta yoksa yok vatanseverlik filan geçin bunları Ameirkadan kaç tane Amerikalı asker geldi büyük brtitanya'dan dünyanın tüfek ve erzağı Rusya'ya gönderildi.Ayrıca Hitler 200 Tümen tahmin etmesine karşın Ruslar 360 Tümen olarak çıkmıştır ama kader şöyle ki Hitler 360 Tümenide yenmesine karşı kışın zor şartlar ekipman eksiği ve sovyetlerin durmadan asker ve yardım almaları bu durumu değiştirdi yoksa zamanın en iyi şeyleri Avrupa içinde Almanyadaydı birlikler full mekanize askerlerin ekipmanları harika bir biçimde zaten Vatanseverlik sadece bir hikaye kısaca.Bu geçtiğimiz yıllarda kanıtlandı yazdıklarım.

Konuyu dağıtmak istemem ama bir yanlışı düzeltelim şurda. Birlikler full mekanize diyorsun fakat böyle birşey yok, ayrıca mekanize derken tekerlekli ve paletli olarak da ayırmak gerekir. Yolları olmayan Sovyetler gibi bir ülkede tekerlekli araçların pek bir faydası yoktu. Ama dediğim gibi konunun yeri burası değil, başka yerde tartışmak isterseniz tartışırım.
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!

Çevrimdışı The White Tower Guardians

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 135
  • Heart Of Iron 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #14 : 26 Ağustos 2013, 22:05:01 »
Ne zaman tartışma konusu açılsa ne yazık ki tartışmayı bilmeyenler tarafından berbat ediliyor ama özelden olabilir.Haklısın Empreror sana da katılıyorum Napoleon döneminden II.Dünya Harbine Geldik :D
Ben, Luftwaffe'in başıyım ama benim hiçbir Luftwaffem yok

Çevrimdışı Baris

  • Global Moderatör
  • *
  • İleti: 1027
    • Profili Görüntüle
Ynt: Napoleon Dönemi Fransası
« Yanıtla #15 : 27 Ağustos 2013, 02:50:43 »
Güzel bir konu.
Dönemle ile ilgili muharebelerin oyunlar açısından cazip bulunmasındaki nedenlerden biri gerçek strateji ve taktik öğelerini barındırması. Örneklerden biri Ney'in Napolyon'un emriyle Berlin'e doğru ilerlemesi. Destek olarak reservde bulunan muhafız, 6. Kolordu ve 1. süvari kolordusuna rağmen ilerleme esnasında Napolyon'un ulak göndermemesi sonucu ordunun sol kanadının Dennewitz bölgesinde ormanlık alanda gizlenmiş koalisyon süvarı birliğinin hücumuna uğraması. Süvarilerin arkasında gizlenmiş koalisyona ait düzenli ordularının hedefi olması da cabası. Napolyon'a güvenin sonucu ve süvari birliği sayısının yetersizliği sonucu olarak özetlenebilir bu yenilgi.

« Son Düzenleme: 27 Ağustos 2013, 02:55:11 Gönderen: Baris »