Gönderen Konu: Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (Hyang'ın Yolu) (Anketli)  (Okunma sayısı 24419 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı xxMount Bladexx

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 415
    • Profili Görüntüle
Günümüzdeki Kore gibi olucak desene bana göre harika bir anlatım tarzın var bayağı beğendim
We are not trust

Çevrimdışı Frederik Barbarossa

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1408
  • The North Remembers...
    • Profili Görüntüle
Harika bir bölümdü  tbrk* Japonya'ya açılacaksan ordu durumunu az daha arttır derim  :wry:
Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Stratejilerdeki başarısızlığım için endişelenmeyin beyler. Ben bu bölümleri oynayalı 2 hafta oluyor ve hala yedek olarak birkaç bölümlük ekran görüntüsü var. Şimdiye kadar facia yaşamadım. Olur da daha sonraki bölümlerde yaşarsam hikayeye uydururuz. 1 savaşta istediğimi alamadım diye bırakmam. Hem belki daha güzel olur.

Bilinçli olarak kaybedilecek bir savaşa mı girsem napsam. Çok aklıma yattı.

Çevrimdışı Frederik Barbarossa

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1408
  • The North Remembers...
    • Profili Görüntüle
Stratejilerdeki başarısızlığım için endişelenmeyin beyler. Ben bu bölümleri oynayalı 2 hafta oluyor ve hala yedek olarak birkaç bölümlük ekran görüntüsü var. Şimdiye kadar facia yaşamadım. Olur da daha sonraki bölümlerde yaşarsam hikayeye uydururuz. 1 savaşta istediğimi alamadım diye bırakmam. Hem belki daha güzel olur.

Bilinçli olarak kaybedilecek bir savaşa mı girsem napsam. Çok aklıma yattı.
O zaman yeni bölümü isteriz  evil*
Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.

Çevrimdışı Shqiptar

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 506
  • Zivela Jugoslavija !
    • Profili Görüntüle
Oynayışın Harika. Eski anlatım uslubun daha güzeldi, şimdi ciddileşmişsin. BU arada ben de fazla yorum yazmayı sevmiyorum. Ama, buralardayım, haberin olsun. Ha, bu arada, Başarılar.  :popcorn:

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Kore'nin Söyleyeceği Birşey Var!

Kabul etmeliyim son zamanların en zor gününü geçirdim. Karşımdaki tüm bakanlar, danışmanlar tedirgin bakışlarla sözlerimi dinliyordu. Onları hiç böyle görmemiştim, Manchu Savaşları'nda bile. İçimde bir şüphe oluştu desem yalan olmaz. Ama birşey değişmedi. Ordu, sefere çıkmak için hazırlanmaya başladı. Donanmamız Japon anakarasına mümkün olduğu kadar yaklaşıp bilgi almaya çalışıyor. Nakliye gemilerimiz başkentteki limanda demirlenmiş durumda. Uesigu ise savaşa katılacağımız anı bekliyor. Daha fazla beklemeyecek.

Çıkartmayı yaparken de çok zorlanacağımızı sanmıyorum. Halihazırda Japon ordusu ve donanması yara almış durumda. Bizim de savaşa dahil olmamızla yıkılışı hızlı olacak.




Japonya'daki savaşın ve ortaya çıkarabileceği sonuçların ülkemiz için büyük bir tehdit oluşturduğunu, derhal sonlandırılmadığı anda düzeni sağlamak için askeri gücümüzü kullanacağımızı Japon Shogunu'na iletiyoruz. Diplomatçı çocuk geldiğinde eli titriyordu. Bu diplomatların da işi zor yav. Sen git koskoca shoguna kendi sarayında şekil yap sonra Kore'ye tek parça dönmeyi düşün. Şükür shogun insaflı adammış da sadece pis pis bakıp 'Yürü git işine bre manyak. Küçücük çocuğun söylediği laflara bak ya.' diyerek göndermiş.

Eh sonuçta biz gerekeni yaptık. Artık askeri operasyon meşrulaştı.



Hemen ardından Uesigu'ya bir ulak göndererek savaşa dahil olacağımızı iletiyoruz. Manevraların eşzamanlı olması için savaş boyunca durmadan bilgi paylaşımı yapılacak. Bu müttefikliği de resmiyete dökmemek için bir nedenimiz kalmadı.


Artık 1. Japon-Kore Savaşı'nı başlatmanın zamanı geldi. Tarihler 9 Ocak 1467'yi gösteriyor. Bizim dahil olmamızla bu karışıklık sadece Japon İç Savaşı adıyla anılmayacak. Belki Ejderhalar Savaşı deriz ha? Çok karizmatik olmadı mı?


Diplomatçı çocuğu son bir kez Uesigu'ya gönderiyorum askeri geçiş izni almak için. Gelmene gerek yoktu be cigerim direk geçin gezin istediğinizi yapın sormanıza gerek yok, demişler. Garip bir samimiyet anlayışları var bu Japonların.


Savaşın ilk aşaması Japon Adaları'na çıkmak olacak. Elimizde sınırlı imkanlar var. Donanmamız neredeyse sadece hafif ticaret gemilerinden oluşuyor. Bunlarla askerlerin nakliyatını gerçekleştirmemiz mümkün değil. Nakliye gemilerimizin sayısı da sınırlı. 1 seferde sadece 3 bin askeri nakledebiliriz. Bu düşman topraklarına çıkartma yapmak için yeterli değil. Destek birlikler gelene kadar öncülerimiz yok olur, tutunma noktası kazanmamız imkansız. Tek çare müttefik Uesigu topraklarında toplanıp daha sonra harekete geçmek olacak.

Karar verildi, ocağın son günlerinde başkentten 3 bin askerimle beraber ayrıldım. Uzun bir süre geri gelemeyeceğim. Gemi daha uzaklaşmadan, herşey net gözükürken son bir kez inceledim şehrimi. Çok çılgın bir yer yav.

Birkaç haftalık deniz yolculuğundan sonra Uesigu kontrolündeki Settsu şehrine yaklaştık. Tüm birlikler gelene kadar sakin bir şekilde bekleyeceğimizi sanıyordum ama savaş bizi daha karaya çıkmadan karşıladı. Japon ordusu bu önemli liman şehrini kuşatma altına almış, Uesigu ise derhal harekete geçmişti. Karşılıklı dalgalanan siyah-beyaz ve sarı-kırmızı sancakların arasında sadece birkaç yüz metre vardı. Hızla limana yanaşıp savaş alanına yöneldik.

Uzatmaların oynanmadığı ve verilen ek sürelerin birer dakika olduğu karşılaşmada konuk takım 3-0 galip kaldı. Ayrılmadık tabi, kazandıktan sonra niye ayrılalım.



Bu rahat kazanılmış ilk savaşla birlikte Uesigu-Kore Birleşik Orduları gerçek gücünü gösterdi. Japon birliklerinin hızla geri çekildiğini gördüğüm anda başkent Kyoto için harekete geçtim. Başkentlerinin kontrolümüzde olması savaşın devamında bize büyük bir avantaj sağlayacaktı. Zaten az sayıdaki birliklerimle yapabileceğim başka birşey yoktu.


Bir yandan Kore'deki birliklerimizi Japonya'ya naklederken diğer yandan yeni birliklerin eğitimine başladık. Savaşı kazanmak için daha fazla askere ihtiyacımız vardı. Manchu ordusu ise denizlere açılmayacak topraklarımızı koruyacaktı. Arkamızda güvenebileceğimiz bir ülke olması içimi rahatlatıyor.


Kyoto kuşatması başlayalı birkaç ay geçiyor. Kuşatmayı sürdüren 6 bin Kore, 3 bin Uesigu askeri var. Yeni birliklerimiz henüz yola çıkmadı. Bu sırada beklemediğim birşeyle karşılaşıyoruz. Japon ordusu oldukça hızlı toparlanmış ve bu sefer yalnız değiller, daimyolar da ordularıyla beraber yanlarında. Tüm düşman birlikleri eksiksiz bir şekilde karşımıza çıkıyor. Henüz bunun için hazır değildim. Yapabileceğimiz tek birşey var, geri çekilme olmaksızın savunmak, savunmak, savunmak. Neredeyse 1 ay süre çatışmada düşman birlikleri artık yeni bir saldırı yapamayacak duruma geliyorlar. Mızraklarımız ve kalkanlarımız onların aşamayacağı bir engel. Geri çekilmekten başka bir seçenekleri kalmıyor.


Ne yazık ki geri çekilen düşman birliklerini takip edecek durumda değiliz. Ama bize tekrar saldırmaları için daha çok zamana ihtiyaçları olacak. Yeni gelen birlikleri yeni kuşatmalar için görevlendiriyorum. İlk düşen şehir ise Kyoto oluyor.


Küçük bir düşman birliğini yakalamayı başarıyoruz. Kolay bir zafer oluyor, ayrıca aylardır girdiğimiz ilk çatışma.


Japon orduları Uesigu üzerine yoğunlaşmış durumda. Bu da bizim düşman topraklarında rahatça gezinmemize imkan sağlıyor. Hiç bir sıkıntı yaşamadan yeni bir bölgeyi daha düşürmeyi başardık.


Uesigu'dan sevindirici bir haber aldık. Shogun, savaşın gidişatı yüzünden Uesigu'da yaşayan Japon halk üzerindeki otoritesini kaybediyor. Dışarıdan destek almadan da yeni bir isyanın başarılı olabilmesi imkansız. Müttefiğimizin topraklarında istikrar yeniden sağlanmış durumda.


Japon kuşatmasının bitmek üzere olması Uesigu'yu harekete geçiriyor. Daha üstün bir orduyla kuşatma birliklerine saldırıyorlar ama büyük bir tehlike altındalar. Düşman ordusunun geri kalanı sadece birkaç günlük uzaklıkta. Biz ise düşmanın savaş alanına ilerlemesini engellemek zorundayız.


Düşmanı Kyoto dolaylarında yakalamayı başardık. Beklemedikleri şey ani bir hücuma kalkmamızdı. Kısa sürede dağılıp kaçmaya başladılar. Uesigu ise yardımımız sayesinde savaşı kazanmayı başardı. Birbiriyle uyumlu hareket eden ordular savaşın kazanılması üzerinde ne kadar etkili olduğunu kanıtlıyor.


Kaçmaya başlayan düşman birliklerini takip edip eksik kalmış olan zaferimizi tamamlıyoruz. Onlar toparlanana kadar bir süre daha kuşatmalara odaklanabiliriz. 2. Kyoto Muharebesi'nden sonra ordumuz bölünüp çevre şehirlere yayılıyor.


Güneyde bulunan ordumuzdan iyi haberler geliyor. 2 hafta aralıkla 2 bölgeyi ele geçirdiklerini rapor ediyorlar. Daimyolar da hızla kan kaybetmeye başladı.


Ben Kore'den ayrılalı bir buçuk yıldan fazla olmuştu. Bilmediğim topraklarda bilmediğim şehirleri ele geçiriyorum, bilmediğim ordularla karşılaşıyorum. Bu savaşın sonu artık yakınlaştı ama asıl tehlikeli günler geliyor. Savaş sonrası bölgede dengeyi sağlamak zorundayız. Eğer denge sağlanmayacaksa ağır basan taraf Kore olmalı. Bunu yapmak için de yardıma ihtiyacım olacak. Oğlum yola çıktı, birkaç gün içinde geleceğini umuyorum. Gerçek birer Koreli olarak bu Japonlara gerçek güç neymiş göstereceğiz.
« Son Düzenleme: 07 Haziran 2014, 12:21:10 Gönderen: FANBOY »

Çevrimdışı Frederik Barbarossa

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1408
  • The North Remembers...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (07.06.2014)
« Yanıtla #66 : 07 Haziran 2014, 20:39:39 »
Harika bir bölümdü Japonya'dan hangi şehirleri koparmayı düşünüyorsun  evil*
Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.

Çevrimdışı erman95

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 339
  • Mareşal Erwin Rommel
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (07.06.2014)
« Yanıtla #67 : 07 Haziran 2014, 20:45:50 »
Bol aksiyonlu harika bir bölümdü  :ceasaryes:
Japonya için aklınızda ne tür planlar var ?

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (07.06.2014)
« Yanıtla #68 : 07 Haziran 2014, 21:08:14 »
Sadece Japonya değil diğer büyük sayılabilecek ülkeler için de genelde tek bir taktik üzerinden ilerliyorum. Parçala, vassalla, kendine kat. Bu şekilde mümkün olduğu kadar yönetim puanı biriktirip Avrupalılardan çok uzakta kalmamaya çalışırım. Sonra bir bakmışsınız Papa'nın karşısında Kore ordusu.... Tabi henüz hayal bunlar  :D

Yada o kadar uzak geleceğe gitmeye gerek yok. Belki Kore-Ming savaşları olur da 4 hanedanı birden kururum. Olmaz mı?  :)



Olur mu öyle şey yav. Ming'in varisi yokken ne uğraşıcam hanedanlarla.

Çevrimiçi krall1

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 446
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (07.06.2014)
« Yanıtla #69 : 08 Haziran 2014, 02:32:30 »
gerçekten güzel ilerliyorsun takipteyiz :popcorn:
"You always were an unruly child. I adored that about you."

Çevrimdışı Gök Börü

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 854
  • ATSIZ
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (07.06.2014)
« Yanıtla #70 : 08 Haziran 2014, 18:07:30 »
Guzel hikaye.

Çevrimdışı Frederik Barbarossa

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1408
  • The North Remembers...
    • Profili Görüntüle
Hikaye beklerken yaşlandık  :-X
Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.

Çevrimdışı "Tarıklı"

  • (Tarıklı)
  • Sipahi
  • *
  • İleti: 704
    • Profili Görüntüle
Benim oyunumdaki gibi genişleme idea'larınla Alaskaya doğru kolonileştirebilirsin. Yanılmıyorsam Dip Tec 12. gibi Alaskaya çıkarsın oradan da Kaliforniya'ya doğru inersin zatan batılı bir devletide görünce Batılılaşırsın.

Çevrimdışı mixedindustry

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 567
  • Deutschland, einig Vaterland!
    • Profili Görüntüle
Bayağı güzel bir ülke olarak devam ediyorsun.Açıkçası Kore ile bu kadar büyüyeceğin aklıma hiç gelmezdi. Ben Kore'yi küçümsemekle hata etmişim.

Ayrıca stratejilerinde de iyisin. Devam et
Marxist-x----Revisionist
Political Left--x------Political Right
Open Society--x----Closed Society
Market Socialism-----x-Planned Economy
Hawk Lobby----x--Dove Lobby
Interventionism---x---Isolationism
Religious Policy: Secularism
Citizenship Policy: Full Citizenship
War Policy: Pro Military
Ideology: Communist
Consciousness: 7.00(+0.0115)
Millitancy: 5.00 (+0.00015)

Çevrimdışı Shqiptar

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 506
  • Zivela Jugoslavija !
    • Profili Görüntüle
Yeni bölümü bekliyoruz  :popcorn: Üzme bizi  :(  :wall:

Çevrimdışı yns139

  • Azab
  • *
  • İleti: 18
    • Profili Görüntüle
Yeni bölümü bekliyoruz  :popcorn: Üzme bizi  :(  :wall:

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Japonya'da Yeni Düzen

Saatlerdir çadırda subaylarla beraber durum değerlendirmesi yapıyoruz. Aslında bu aralar her gün her saat durum değerlendirmesi yapıyoruz. Yapacak başka birşey kalmadı koskoca Japonya'da. Bir iki hafta önce yakaladığımız Japon komutanının üzerinde Japonya Haritası bulmuşlar. Üzerinde tüm kaleler, kasabalar, köyler, madenler çizili. Askerlere sağdan soldan çakıl taşı toplattım. Çağırıyorum subayları çadıra, diziyoruz taşları haritanın üzerine. Planda değişiklik yapıyormuş gibi oradan oraya sürüklüyorum hepsini. Onlar da kendi fikirlerini paylaşıyormuş gibi birkaç taş kaydırıyor. Zaman geçiriyoruz öyle, kendimizi büyük komutanlar gibi hissediyoruz.

Hafiften bir atlı sesi duymaya başlıyorum. Buralarda çok alışık olmadığım için dikkat kesiliyorum. Gittikçe yaklaşıyor. Çadırın önüne geldiğini farkettiğimde ses kesiliyor ve birkaç saniye içinde içeriye hızla bir asker giriyor. Oğlum göndermiş olmalı diye düşünüyorum. Zaten bu sıralarda gelmiş olmalıydı. Hızla dizlerinin üstüne çöküp başını önüne eğiyor. Konuşmaya çalışıyor ama nefes nefese kaldığı için anlamak güç. Zorlukla birkaç kelimeyi seçebiliyorum: Efendim... Oğlunuz.. Oğlunuz saldırıya uğradı..

'N-Nasıl?' diyebiliyorum sadece. Japonya'ya yanında birkaç bin askerle gelmiş. Karaya çıktıktan sonra yola koyulmuşlar. Birkaç günlük yol ilerleyip sahilden uzaklaştıktan sonra kaybolmuşlar sanırım. Koskoca ordu kaybolmuş!! Ne yazık ki önce müttefik değil düşman sancaklarıyla karşılaşmışlar. Düşman yaklaşırken Hyang, orduyu savunma pozisyonuna getirmiş. Adamlarından birine de kendi atına verip batıya doğru ilerlemesini söylemiş. Ulak bize ulaşana kadar binlerce Kore askerini görmeden geçmiş olmalı. Ama onu bunun için suçlayamam.

Nerede olduklarını sordum. Bilmiyormuş ama bize ulaşana kadar hiçbir yere sapmadan düz bir istikamette ilerlediğini söyledi. Derhal çadırdan çıkıp sağa sola bakınıyorum. Başka at bulamadığım için ulağın atına atlayıp yola koyuluyorum.  At fazlasıyla yorulmuş ve nefes nefese. Ne yazık ki durmaya vakit yok. Tüm akşam ve gece boyunca aralıksız atımı sürüyorum. Sabaha karşı uzaklardan siyah-beyaz sancakları görüyorum. Yoksa Uesigu?

İyice yaklaştığımda oğlumu bir elinde kılıcı diğer elinde şarap dolu testiyle gördüm. Önce sağlı sollu iki tokat atıp sonra nefesini kesercesine sarıldım. Olanlar belli. Ulak yola çıktıktan sonra Uesigu orduları yardıma gelmiş olmalı. Oğlumun böylesine bir zaferi kazandığı için gururluyum ama hala güvenimi kazanmış değil. Bir dahaki sefer orduyu yönetmesine izin vereceğimi sanmıyorum. Her şeye rağmen bu zafer onun.



Kampa döndüğümde güzel haberlerle karşılaşıyorum. Donanmamız, Japon balıkçı teknelerini avlamış. Şaşırtıcı bir haber değil.


Başkentten gelen mesajda savaştan kaçan binlerce Japon'un Kore'ye yerleştiği yazıyor. Keşişler, yüce Konfüçyus'a inanmayan bu sefil yaratıklara Kore'de yer olmadığını söylüyormuş. Sefil senin anandır, yazıp aynen gönderiyorum. Hadi diyelim keşişlere hak verdim, hepsini geri göndereceğiz. Japonları Korelilerden nasıl ayırmayı planlıyor bu adam? Onca Japon'un arasına bir o kadar da Koreli karışmaz mı? Herkes birbirinin aynısı bu memlekette. En iyisi hiç bulaşmamak. Bırakın kalsınlar.


Canım sıkıldı, çağırdım yine subayları çadırıma. Haritayı masanın üstüne koyup toplandık etrafına. Tam taşları dizicez, subaylardan teki 'Durun!' diye bağırıyor. 'Efendim, ne zamandır yüce Kore ordularını çakıl taşlarıyla temsil ediyorsunuz. Sizin için tahtaları yontup bu figüranları yaptım. Artık bunları kullanırsanız beni çok mutlu edersiniz.' Bir an şaşırdım, uzattığı figüranları görünce bir daha şaşırdım. Çılgın çocuk seni. Bildiğin güzel yontmuş adam. Nasıl bu kadar güzel boyamış onu hiç bilmiyorum. Hele eve bir dönelim, bu adam generalliği haketti. Neyse, artık bunları kullanıyoruz. İşte Japonya'daki yeni figüranlı durum.


Japonlar, artık şehirleri savunmak için bu kadar acı çekmenin bir anlamı olmadığını farkediyorlar. Savaşı kaybettiklerini öğrenmeleri güzel. Birkaç hafta arayla 4 bölge elimize geçiyor.


(Hadi Kyoto'ya bir yere kadar alıştım da böyle bölge isimleri mi olur yav)

Kore ticareti güç kazanmaya devam ediyor. Artık kakao da bizden sorulur!


Savaş devam ettikçe tüm günümü bu subaylarla harcıyorum. Baya da yakınlaştık aslında. Geçen yine oturduk ateşin etrafına muhabbet ediyoruz, nasıl oldu bilmiyorum ama konu bilinmeyen topraklara geldi. Şu figüranları yapan subay başladı konuşmaya. 'Hep bilinen dünya diyoruz ama bilinmeyen hakkında bir fikrimiz yok. Daha birkaç yıla kadar Timurlardan, Avrupa diyarından haberimiz yoktu. Belki dünya bu kadar değildir. Belki daha çok büyük diyarlar vardır. Japon adalarından sonra uçsuz bucaksız okyanus var. Ama ya bu okyanusun arkasında bir o kadar uçsuz bucaksız da toprak varsa. Hadi bu kadar uzağı geçtim, daha Manchu askerlerinin nereye gittiğini bilmiyoruz. Yav biz neden buralara gidip, görüp, ne varmış öğrenip geri gelmiyoruz?'

Ulan bu adam harbiden çok zeki. Biz nasıl daha önce düşünemedik bunu. Ne dediyse aynen yapılmasını emrediyorum. Bir başkente dönelim, sarayda karşımdaki odayı vericem bu adama.



Sabah çadıra bir asker geldi. 'Sana bir çılgın bir de normal haberim var Kralım!' dedi. Önce normal olanı soruyorum. Yeni bir bölgeyi daha ele geçirmişiz. Harbiden de anormal birşey yok.


Çılgın olanı sorarken aslında heyecanlı değildim. Yarı açıp gözlerimle askeri dinliyorum. Japon Shogunluğu'nun Uesigu'yla barış anlaşması yaptığını duyduğum gibi gözlerim açılıyor. Hızla çadırdan çıkıyorum. Böyle birşey nasıl olur?

Derhal Japonya'da bulunan önemli komutanları ve oğlumu savaş konseyine çağırdım. Onların düşüncelerini almadan büyük bir karar vermek istemiyordum. Herkes en az benim kadar şaşkın. Hainler, kendileri için kârlı bir anlaşma önermiş olmalı ki bize haber vermediler. Karşı çıkacağımızı biliyorlardı. Tartışmalara başlamadan önce barış anlaşmasının şartlarını soruyorum. Uesigu'nun bağımsızlığının tanınması, büyük miktarda toprağın devredilmesi ve yüklü bir savaş tazminatı. Ve en önemlisi, henüz kazanılmaya başlanmış Kore prestijinin ayaklar altına alınması.



Kyoto Görüşmeleri

Konseyden çıkan karar açık, Kore yapılan bu anlaşmayı tanımayacak. Yaşanan bu büyük krizi aşmak için tüm tarafları Kyoto'ya çağırıyorum. Görüşmeler süresince hiçbir kuşatma kaldırılmayacak, hiçbir asker mevkisini terketmeyecek. Askeri gücümüz, bu görüşmelerdeki en büyük silahımız. Ayrıca Kyoto'da Kore bayrağının dalgalanması da bana güven veriyor.

Birkaç gün içinde tüm taraflar yüksek mevkilerdeki temsilcilerini gönderiyorlar. Herkes birbirine gergin bakışlar atarken görüşmelere başlıyoruz. Çok geçmeden Uesigu'nun hainliği ortaya çıkıyor. Önce Japon temsilcisi söze başladı; Shogunluğumuzun, hem Kore'yi hem Uesigu'yu temsil eden heyetle imzaladığı anlaşma açık. Devam eden Kore kuşatmaları bu anlaşmayı ihlal ediyor. Derhal askerlerinizi Japon topraklarından çekmenizi istiyoruz.

Duyduklarım karşısında beynimden vurulmuşa döndüm. Uesigu temsilcisine dönüp sakinliğimi korumaya çalışarak konuşmaya başladım; Bu anlaşmada Kore devletine ayrılmış bir bölüm yok. Nasıl olur da bizim adımıza anlaşma imzalarsınız? Temsilcinin cevabı sanki beni kışkırtmaya yönelikti. 'Kore askerlerinin buraya, müttefiklerine barışı ve düzeni sağlarken yardım etmek için geldiğini sanıyordum. Kore istediğini aldı. Artık sizin topraklarınızı tehdit eden bir güç yok. Aksine müttefikliği sürdürmek isteyen yeni bir devlet var. Eğer isterseniz aramızdaki bağları hanedan evliliği ile güçlendirmek isteriz.' Yanında hazır mı taşıyor bilmiyorum ama konuşmasına devam ederken cebinden Royal Marriage anlaşması çıkartıp bana uzattı.



Kağıdı parçalayıp önüne fırlattım, dayanamayıp bağırmaya başladım; 'Kore devleti, kendisi için hiçbir yararı olmayan bu anlaşmayı tanımayacak. Bizi görmezden gelip böylesine bir harekette bulunmanız apaçık ihanettir!' Temsilci cevap verdi, 'Kore'nin istediği Japon adasından bir toprak parçası mıydı? Ya da belki askerleriniz için birkaç üs? Hayır! Japonya, Japonlara aittir! Hiçbir dış kuvvet bizim topraklarımızda hak iddia edemez! Bu anlaşma geçerliliğini sürdürecektir, şimdi lütfen askerlerinizi alıp şehirden ayrılınız. Tüm adayı boşaltmak için 2 ayınız var.'

Bu ne küstahlık, diye haykırdım. 'Koskoca Kore'yi karşınıza aldığınızın farkında mısınız? BİR GECE ANSIZIN 9 KYOTO! 10 SETTSU! 11 KOZUKE!' Sesim yükseldikçe masaya gittikçe güçlenen bir şekilde vurarak konuşmaya devam ettiğimi farkettim. Uesigu temsilcisi şaşırmış gibiydi; 'Gücünüz yetmez! Hiçbirinizin gücü Uesigu ordusunu yenmeye yetmez!' Kalbim sıkışmaya başladı, artık böylesine bir gerginlik için fazla yaşlıydım. Bu büyük müttefik nasıl bir anda bize sırtını dönmüştü? Nasıl bu hale gelebilmiştik? Son kalan nefesimi kullanarak tüm gücümle bağırdım; BİZİM KILICIMIZIN ULAŞTIĞI YERE SİZİN OKLARINIZ BİLE ŞEY EDEMEZ! Tartışma iyice 'Sen kimsin lan!' muhabbetine doğru giderken kapıya doğru yöneldim. Salondan çıkmadan önce son bir kez Japon temsilcisine baktım. Yüzündeki ifadeyi asla unutamam, nasıl bir ortama girdiğini sorguladığı açıktı.

Kaleden çıkarken neler dediğimi düşünmeye başladım. Harbiden ben ne dedim yav. Ulan koskoca ülkenin itibarını iki paralık ettik. Hele o son söylediklerim neydi ben bile bilmiyorum. Neyse, artık yapacak birşey yok. En azından kimin hangi tarafta olduğu belli oldu.

Birkaç gün sonra Uesigu'nun askeri geçiş hakkını ve müttefikliğini iptal ettiğini öğrendik.



Resmi düşmanımızın elindeki son kale de Kore kontrolüne geçiyor. Artık ne yapacağımıza karar vermeliyiz.


Uesigu, tüccarlarımıza amborgo uygulamaya başlıyor. İşte şimdi beni kızdırdınız. Ne yaparsanız yapın. İsterseniz bana beyaz barış imzalatın. İsterseniz tazminat ödetin. İsterseniz askerlerimi kılıçtan geçirin. Hatta başkenti yakın yıkın. Ama asla, asla tüccarlarıma dokunmayın!!


Kalan son düşman kadırgalarını okyanusun dibine gönderiyoruz.


Japon Adaları, yakın bir zamanda sakinleşecek değil. Durum şimdilik bize karşı gibi duruyor. Ordularımız, yeni ve daha büyük bir savaşa girmeden önce dinlenmek zorunda. Şu an Uesigu'ya savaş ilan etmek çılgınlık olur. Onların da böyle birşeye kalkışacaklarını sanmıyorum. O yüzden Japonya'yla yapılan tek taraflı barış anlaşmasını tüm dünyaya duyuruyoruz. Shimazu'da Kore'ye bağlı bir hükümet kurulacak ve her ay haraç ödenecek. Ayrıca istikrarsızlığa karşı bölgede bulunması zorunlu olan Kore ordusu için, Harima Kore'ye devredilecek. Kabul veya ret etmeleri gibi bir durum yok. Onlara bu seçeneği sunmadık.


Durum Japonya'da oldukça gergin gözüküyor. Belki de yeni girdiğimiz dönemin adı Soğuk Savaş olur ha, ne dersin? Hani böyle sıcak çatışmaya girmiyoruz, durmadan restleşiyoruz ya o yüzden soğuk. Beğenmedin mi? Canın sağolsun. Ama bir gün başkası kullanır bu ismi de sonra dersin ulan niye biz kullanmadık diye. Haberin olsun dedim.
« Son Düzenleme: 13 Haziran 2014, 11:53:44 Gönderen: FANBOY »

Çevrimdışı barkardes

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1599
  • Fakirin Fekeresi
    • Profili Görüntüle
Güzel bölüm.Soğuk savaş başlıyor  :smoking:

Çevrimdışı FokluGeneral

  • (Hermann Fegelein)
  • Sekban
  • *
  • İleti: 1051
  • Bülent Ecevit (1925-2006)
    • Profili Görüntüle

Çevrimdışı samuray ahmet

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 238
  • Mirajane-Devil Form
    • Profili Görüntüle
İyi güldürdün yav. Sonraki bölümlerinde böyle olması dileği ile.  :ceasaryes: