Gönderen Konu: Türk Mitolojisi  (Okunma sayısı 826 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Türk Mitolojisi
« : 11 Eylül 2017, 13:49:22 »
Türk Tarihi ve Kültürü yazısının, alt yazısı diyebiliriz. Türk mitolojisinde yer alan imgeler ve semboller burada yer alacak.

Konular

1)------> İtbaraklar
2)------> Svastika-Öz Tamgası
3)------> Balballar ve Eski Türklerde Cenaze Töreni
4)------> Tengrizm'de Kam
5)------> Tuğrul ve Konrul Kuşu
« Son Düzenleme: 14 Ekim 2017, 14:07:23 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
İtbaraklar
« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2017, 13:50:32 »
İtbaraklar, Türk mitolojisinde köpek başlı insanlar olarak geçen bir topluluktur. Mitolojide, Oğuz Kağan’ın İtbaraklar ile yaptığı savaşlar geçmektedir. Aslında İtbaraklar gerçek bir topluluğun yansıması olabilirler. Oğuz Kağan ile ilgili destanların önemli bölümlerinden birisi de İtbaraklara karşı yapılan savaşlardı. İt günümüze kadar gelmiş eski Türkçe bir kelimedir. “Köpek” manasına gelir. Barak kelimesi de aynı şekilde “Siyah Tüylü Köpek” demektir.
Destanlara göre İtbarakların memleketi, Kuzey-Batıya uzanan bir yerdeydi. Oğuz Kağan, İtbaraklarla savaşmış fakat mağlubiyete uğrayıp çekilmek zorunda kalmıştı. Oğuz Han savaştan çekilerek bir adaya gitmiş. Bu adada ölen askerlerinden birinin hamile eşi doğurmak üzereydi. Kadın bir ağacın kovuğuna giderek orada çocuğunu doğurmuş, Oğuz Kağan çocuğun sağlıklı ve kuvvetli bir şekilde doğduğunu görerek çocuğa “Kıpçak” adını vermişti.
Türk mitolojisinden etkilenmiş diğer mitlere bakacak olursak Macarlar (Macarlar tam manasıyla Hun soyundan değildir. Bu konuyu Türk Tarihi ve Kültürü konusunda bir sonraki yazımızda açıklayacağız.) Tazıdan türediklerine, Moğollar Barak olarak geçen bir köpekten türediklerine inanırlar. Oğuz Kağan destanı zamanla efsaneleşmiş bir olayı kendi epik anlatımıyla bize sunmuş olabilir. Burada Barak olarak geçen ulus aslında kendilerini köpek soyundan gören Moğollar olabilirler. Moğollar bu köpeğe Nukay Eçeğe derler. Nukay Moğolca Köpek demektir ve pek çok Moğol kumandanının Nokay, Nukay, Nogay gibi isimler aldıkları bilinmektedir (Nogay Türkleri isimlerini Nogay isimli bir Moğol kumandanından almışlardır. Bu kumandan Moğol kökenlidir. Nogaylar, Moğol değillerdir. Bu konuyu yine Türk Tarihi ve Kültürü konusunda açacağız)
Avrupa efsanelerinde de köpek başlı insanlar geçer. Aslında genel olarak çoğu kültürde farklı hayvanlara manalar yüklemek olduğu için bu çok doğal bir şeydir. Ancak Avrupa kültüründe Kurtadam daha yaygın bir figürdür.
 Günümüzde Anadolu’da Barak Türkmenleri vardır. İsimlerini büyük ihtimalle bu köpek isminden almaktadırlar. Türk mitolojisinde Oğuz Kağanla savaşmaları dışında kutlu bir yere sahiptir Baraklar.
Anadolu Aleviliği için çok önemli bir isim olan Barak Baba’nın ismi de bu köpeğin isminden türemektedir. İlginç bir şekilde Barak Baba, bir dönem Moğollara şeyhlik yapmıştır ve öğretilerinde Moğol Şamanizmi’nin izleri görülmektedir. (Moğollar Tengrizm’i Lamaizm ile birleşik –Senkrete- bir şekilde kabul ederler. Bu sebeple Türk Tengrizmi’nden farklıdır)
« Son Düzenleme: 11 Eylül 2017, 13:52:02 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Agnostik

  • Vive la Révolution
  • Global Moderatör
  • *
  • İleti: 581
  • "Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu biz öldürdük!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #2 : 11 Eylül 2017, 14:07:24 »
İlgi gelirse sabitlenecektir. Çok güzel yazmışsın. Teşekkürler :)
Gel ki geceler çatlasın, gel ki şafaklar tutuşsun...

Osmanlılar benim bildiğim İrlandalı. Öyle duydum yani ben. Benim duyduğum o şekilde. İrlanda'dan Anadolu'ya göç eden bir aile. Sonra burada Müslümanlığı seçip devlet kuruyorlar. Ujmin İrlanda'da bir pagan rahibin adıymış, oradan geliyor isimleri, sonra Anadolu'da Ujmin olmuş Osman. İrlandalı yani bunlar.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Svastika - Öz Tamgası
« Yanıtla #3 : 11 Eylül 2017, 14:15:42 »
Öz Tamgası veya farklı deyişlerle Öd, Od, Ög, Oz tamgası eski çağlardan beri neredeyse tüm uluslar tarafından kullanılmış olan bir kültürel semboldür

Arnavutluk’ta bulunan bir İlir betimlemesi. Atın kıç tarafında bir Svastika çizilmiş.

Budistlerde Svastika sembolü

Hindularda Svastika sembolü

Japonlardan bir Svastika sembolü

Türk dünyasından Svastika sembolü

Gördüğünüz gibi dünyanın pek çok yerinde Svastika sembolü kullanılmıştır. Svastika’nın çıkış yeri net olarak Hindistan’dır. Svastika’nın en önemli manası Tanrı’ya tam manasıyla erişmektir. Neredeyse Svastika’ya sahip olan tüm kültürlerde bu mana çıkarılmıştır. Günümüzde hala bazı şamanlar bu sembolü kullanmaktadır.

Oz tamgalı davulları ile kamlar
Kubilay Han’ın kemerinde de bu Oz Tamgası dediğimiz sembol bulunmaktadır. Fakat aslında çoğu kişi bunu yanlış yorumlamaktadır. Böyle söylememin sebebi Kubilay Han’ın zaten Budist olmasıdır. Kemerindeki sembol ise Oz Tamgası olarak değil Svastika olarak yapılmıştır.

Kemerinde Svastika ile Kubilay Han
Peki, Oz Tamgası’nın, Türk kültüründeki yeri nedir. Bu konuda bazı farklı rivayetler vardır. Bunlardan birisi Svastika sembolünün, Ön Türkler tarafından İ.Ö 4000 yıllarında Hindistan’a götürüldüğüdür. Ön Türklerin bir kısmının Kuzey Hindistan’a gittiği yönünde bazı rivayetler olsa da o dönemlerden kalma Türklere ait bir yazılı, görsel eser olmadığı için, bu tahmin şu an için romantik bir milliyetçilik düşüncesinden öte bir şey değildir. Bir diğer rivayet ise sadece tesadüf olduğu, şekli dolayısıyla birbirine benzediğini öne sürer fakat tüm kültürlerde neredeyse aynı manaya gelmesi bu sembolün bir tesadüf sonucu yayılmadığını gösterir. Peki Svastika Türk kültürüne nasıl geçti, neden Avrupa’ya yayıldı, Japonlar dahi bu sembolü birkaç yerde de olsa neden kullandı ?
Bu sorulara cevap verebilmek için İ.Ö 4000li yıllara gitmeliyiz. İndus Vadisi’nde ortaya çıkan bir uygarlık ilk defa Svastika olarak bilinen sembolü eserlerine işliyor. İndus Vadisi Uygarlığı bilinen ilk İzole dine sahip. Günümüz Hinduizm’i olan bu din aynı zamanda dünyanın en eski dini.
İndus Vadisi Uygarlığı kaybolduktan uzun zaman sonra İ.Ö 6. Yüzyılda, Hindistan’da yeni bir din yayılmaya başlıyor. Budizm. Budizm de aynı Hinduizm gibi Svastika’yı kendine sembol olarak alıyor.
Büyük İskender İ.Ö 4. İran’ın ötesine geçmiştir. Civardaki Budist ve Hindu kültür dolayısıyla Svastika Makedonlara geçmiştir (Günümüz Bulgar kökenli Makedonlar değil eski Rum kökenli Makedonlar). Makedon askerlerinin kasklarında Svastika’ya rastlanmasının sebebi büyük ihtimalle budur.
Zaman ilerledikçe Budizm giderek yayılmıştır. Fakat Budizm’in kendi içinde bulunan bir sembol, belki de dönemin Hintlilerinin haberi dahi olmadan, İskender ve Rumlar sayesinde Avrupa içlerine kadar ilerlemiştir. İskender’in Makedonları tarafından, İskender'den  sonra kurulan Batlaymuslar sayesinde Mısır’a ve oradan Araplara geçmiştir. Bu sayede günümüz İslam dininde bu sembole rastlayabiliriz. Batlaymuslar ile Mısıra, Kuzey Afrika’ya ve belki de İberya’ya kadar ilerleyen Svastika, Asya’da ise dönemin saldırgan ulusları ve Budizm’i ülkesinde istemeyen Çinliler yüzünden uzun süre doğu Asya’ya yayılamamıştır.
Hun devri geçtikten ve Göktürkler yıkıldıktan sonra dışarıdan gelen yeni fikirlere açık ve kendi içlerinde zayıf bir Rönesans yapmış olan Uygurlar inandıkları Zerdüşt mezhebi Maniheizm sayesinde Budistleri hoşgörüyle karşılamıştır. Bu nokta çok önemlidir çünkü Türk tarihinde Svastika, Uygurlardan sonra görülmeye başlamıştır. Özellikle Uygur Devletini kuran Türklerin torunu olan bizler bu tamgayı diğer Türk boylarına göre daha fazla benimsemişizdir. Hatta günümüz Orta Asya Türk halkları bu tamgayı bizim kadar bu yüzden sahiplenmezler. Orta Asya’ya nazaran Anadolu’da bu tamgaya daha fazla rastlarız, İskender’in halefleri vasıtasıyla Arap yarımadasında da görülmeyen başlayan ve İslam’ın da içinde motif olarak yer alması üstüne bizim kültürümüze de Budistlerle girmesi tamgayı, İslam ile karşılaştıktan sonra tam manasıyla benimsememize neden olmuştur.
Bu sembolün Moğollara geçişi ise Budizmi kabul etmelerinden sonra gerçekleşmiştir. Özellikle Kubilay Han, Budizmi resmi din yapınca Svastika, Moğolların çok yaygın kullandığı bir sembol haline gelmiştir. Japonya’ya ise Zen Budizmi sayesinde gelmiştir.
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2017, 19:29:35 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #4 : 11 Eylül 2017, 14:16:23 »
İlgi gelirse sabitlenecektir. Çok güzel yazmışsın. Teşekkürler :)
Ben teşekkür ederim :)

Çevrimdışı kerem1249

  • Konsilyer
  • Yönetici
  • *
  • İleti: 2141
  • Leo Galante
    • Profili Görüntüle
    • Wizard101 Türkiye
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #5 : 11 Eylül 2017, 15:09:10 »
Mitoloji ilgi çekici bir konu, hem de Türk Mitolojisi. Eline sağlık takipteyim güzel yazılar geliyor.
Bir daha bu kadar aptal olmayacağına söz ver bana, tamam mı? Hayatını yaşlı bir adam daha çok yaşasın diye riske atmamalıydın...

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #6 : 11 Eylül 2017, 15:12:38 »
Mitoloji ilgi çekici bir konu, hem de Türk Mitolojisi. Eline sağlık takipteyim güzel yazılar geliyor.

Çok teşekkür ederim. Yakında yeni yazılar da gelecek.

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #7 : 11 Eylül 2017, 23:08:53 »
Takip.

Çevrimdışı mami2003

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 425
  • Ejder Yalçın
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #8 : 13 Eylül 2017, 15:40:44 »
Yazı gerçekten harika.Konuyu açıpta okumaya üşenmeneneler size tavsiyem mutlaka okuyun. Okuduğunuz zaman bilginin damarlarınızda gezdiğini hiseddeceksiniz.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #9 : 13 Eylül 2017, 16:18:24 »
Takip.

Yazı gerçekten harika.Konuyu açıpta okumaya üşenmeneneler size tavsiyem mutlaka okuyun. Okuduğunuz zaman bilginin damarlarınızda gezdiğini hiseddeceksiniz.

Çok Teşekkürler :D

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Türklerde Balballar ve Cenaze Törenleri
« Yanıtla #10 : 13 Eylül 2017, 20:16:34 »
Balballar
Balballar hakkında çoğumuz az çok bir şeyler biliyoruz. Balballar ölen kişinin ardından yapılan mezar taşı diyebileceğimiz heykellerdir. Bir kişi ne kadar önemli birisiyse balbalları da o kadar çok olurdu. Balbal kültürü İslamiyet sonrası dahi Türklerde devam etmiştir. Hatta günümüzde Anadolu’da hala bu kültürü devam ettiriyoruz. Aşağıda İslamiyet öncesi dönemlerden kalma balbalları görüyorsunuz;

Sağdaki balbal bir Kuman balbalıdır. Kumanların sanat alanında ne kadar geliştiğini yaptıkları balballardan dahi anlayabilirsiniz, diğer balbalların aksine el, kol ve börkü gayet belirgin.

Aşağıdaki balballar Anadolu’da bulunan balballardır;
Balbal kültürünün İslamiyet sonrası devam ettiğini gösteren en büyük kanıtlardır. Bunlar dışında bir de köylerde görebileceğiniz sarıklı balballar vardır;

Bu balballar İslamiyet’in etkisiyle halkın başına sardığı sarık eklenerek yapılmış balballardır. Ancak eski balbal kültürünün gayet hoş ve belirgin bir örneğidir. Günümüzde balbal yapılmıyor olsa da mezar taşları balbal niteliğindedir. Genelde mezarlarda gördüğümüz kitap şeklinde olan veya taşa farklı şekiller kazılarak yapılan mezar taşları bize özgüdür. Çoğu ulusun aksine biz eski balbal kültürünün bir izi olarak mezar taşlarımız şekilli ve yerden yüksek yaparız;


 
Eski Türklerde Cenaze Törenleri

Eski Türklerde insanların kötü ruhlar yüzünden öldüğüne inanırlardı. Eski Türkler insanların öldükten sonra ruhlarının kuş olup uçtuğuna inanırlardı. Hatta günümüzde "Uçmag" olarak geçen kelime aslında "Ölmek" manasına gelir.
Roma tarihçileri bize Hunların cenaze törenlerinden kısaca bahsediyor. İlginç bir şekilde sonraki dönemlerde yaşamış olan farklı Türk boylarında Hunların cenaze törenleriyle çok benzer türde törenler düzenlenmişti. Roma tarihçileri Hunların cenaze törenlerinde yüzlerini bıçaklarla kestiklerini bunun “Gözyaşımız Kanımızla beraber akıyor” manasına geldiğini bize aktaran Romalı tarihçiler yine bu tür cenaze töreninin her zaman düzenlenmediğini sadece önemli kişilerin veya büyük bir aileden gelen kişilerin cenazesinde yapıldığını aktarıyorlar.


Göktürklerde aynı şekilde Hunlar gibi ölüyü yurtunun* içine koyarak atlarıyla yedi defa yurtun etrafında dolaşırlar ve yine yüzlerini bıçaklarla keserlerdi. Ölünün kullandığı tüm eşyaları ateşte yakarak külünü ölünün yanına gömerlerdi. Ölünün defnedildiği gün akrabaları yüzlerini keserek ağlarlardı.
 Uygurlar ise diğer Türk boylarının aksine cesetlerini yakarlardı. Ölen kişinin ardından akrabaları saçlarını keserler ve yüzlerini boyarlardı. Kağanların ise cesetleri yakılmaz, eşiyle beraber gömülürdü.
 İbn-i Fadlan, Oğuzların defin törenleri hakkında şöyle demiştir; “Oğuzlarda biri ölürse büyük bir çukur kazılır. Ölüye kıyafetler giydirilir, yayını-silahını yanına koyarlar. Eline bir kadeh tutuştururlar (Genellikle And Kadehi*2) ardından çukuru topraklarla kubbe şeklinde döşerler. Oğuzlar kişinin servetine göre yüz ile iki yüz kadar at keserek etlerini yerler. Atın başını, ayaklarını ve kuyruğunu kargılara asarlar. Bu ceset parçaları ölen kişinin atıdır. Bu atla Tengri’nin Yeri’ne*3 gider. Kişinin öldürdüğü kişi kadar heykel*4 yaparak mezarın üzerine koyarlar.
 Ölen kişinin ardından yemek vermek günümüze kadar gelmiş bir gelenektir. Ölen kişinin ardından sığıtçı denilen ağlayıcılar ağlarlar, çığırırlardı.



* Göçebe çadırlara verilen isim.
*2 Balbalların elinde görülen kadehlerdir.
*3 Türklerde cennet manasına gelir.
*4 Balballardan bahsediliyor.

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 429
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #11 : 13 Eylül 2017, 20:39:38 »
Güzel yazı teşekkürler ilk resimdeki sağdaki kuman balbalının üstünde kıyafet mi var?
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #12 : 13 Eylül 2017, 20:53:41 »
Güzel yazı teşekkürler ilk resimdeki sağdaki kuman balbalının üstünde kıyafet mi var?
Teşekkürler. Soruya gelince sağ omzunda ve göğsünde gözüken kabartılar sanki zırh varmış gibi gösteriyor.

Çevrimdışı mami2003

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 425
  • Ejder Yalçın
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #13 : 13 Eylül 2017, 21:53:05 »
Yarın sabah yapacağım ilk şey bu muhteşem olduğunu düşündüğüm yazıyı okumak olacak  :yes:

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #14 : 13 Eylül 2017, 22:18:24 »
Yarın sabah yapacağım ilk şey bu muhteşem olduğunu düşündüğüm yazıyı okumak olacak  :yes:

Çok teşekkürler.

Çevrimdışı mami2003

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 425
  • Ejder Yalçın
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türklerde Balballar ve Cenaze Törenleri
« Yanıtla #15 : 14 Eylül 2017, 09:55:45 »
Roma tarihçileri bize Hunların cenaze törenlerinden kısaca bahsediyor.

Tarihimizi romalılardan mı öğreniyoruz ?

yüzlerini bıçaklarla keserlerdi.

Bu ne cesarettir Yarabbim.

(aç/kapa)

« Son Düzenleme: 14 Eylül 2017, 09:56:47 Gönderen: mami2003 »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türklerde Balballar ve Cenaze Törenleri
« Yanıtla #16 : 14 Eylül 2017, 10:41:16 »
Tarihimizi romalılardan mı öğreniyoruz ?

Bu ne cesarettir Yarabbim.

(aç/kapa)
Evet özellikle Hun tarihinin çoğu kısmını Romalılardan öğreniyoruz çünkü neredeyse Kaşgarlı Mahmud'a kadar Türk tarihi ile ilgili yazılı kaynak olarak sadece Göktürk Anıtları var. Onlarda da kültür anlatılmıyor bu sebeple Göktürk tarihini yine Çin ve diğer uluslardan öğreniyoruz. Atalarımız bize kendi yazılı kaynaklarını bıraksalardı böyle olmazdı :)

EDİT: Spoileri görmemişim :D iltifatınız için çok teşekkürler bu gün içerisinde bir tane daha yazmayı düşünüyorum.
« Son Düzenleme: 14 Eylül 2017, 11:46:04 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Tengrizm'de Kam
« Yanıtla #17 : 16 Eylül 2017, 11:32:02 »

Tengrizm din olarak Şamanist dinler grubundadır. Bu sebeple Tengrizm de, diğer Şamanist dinler gibi Tanrı’yla, kamlar aracılığıyla iletişim kurulan sisteme sahiptir.
  Tengrizm’in kamları, sadece din adamı değil aynı zamanda şifalı otlar, bitkiler ve bazen ruhlar aracılığıyla insanları iyileştiren bir tür doktor, bazen ise öğretmendir.
  Rivayete göre Tengri ilk kamı yarattıktan sonra onun yurtunun önünde büyük bir ağaç yeşertmiştir, bu yüzden bir kişi kam olduktan sonra bozkıra bir ağaç dikerdi.
 Buradan net bir şekilde Türkler için gözlerine kutsal gözüken şeylerin genelde doğada yer alan kaya, dağ, ağaç gibi şeyler olduğunu görebiliriz. Günümüzde hala bu kültür Türk halklarının yaşadığı yerlerde görülür. Özellikle Anadolu’da ağaca çaput bağlamak oldukça yaygındır. Öyle ki çoğu köyümüzde ağaçlara çaputlar bağlanır, dilekler tutulur.

Kamlar genelde ayinlerini davul ve çeşitli müzik aletleriyle yaparlardı. Dans dünya üzerindeki çoğu pagan ve Şamanist kökenli kültürde Tanrı ile iletişime geçmek için kullanılan bir eylemdir. Türkler de aynı şekilde ateş etrafında dönerek dans ederler ve Tanrı ile iletişime geçerlerdi.
 Tengrizm’de kamlar ikiye ayrılırdı Ak Kamlar ve Kara Kamlar. Ak Kamların çoğunlukla iyi ruhlarla, tanrılarla iletişime geçtiklerine inanılırdı. Kara Kamların ise tam tersi kötü ruh ve tanrılarla iletişime geçtiklerine inanılırdı. Ancak iki Kam sınıfı da Türk halkları tarafından saygıyla karşılanırdı.
Kamlar genelde özel kişilerden seçilirdi. Bir kişinin kam olabilmesi için, çeşitli şeyler (periler, devler diğer insanların göremediği garip yaratıklar) görmesi veya çok ateşli bir hastalık geçirip bu hastalığı atlatmış olması gerekir. Özellikle kamların davulu çok özeldir ve bir kamın davulu asla başka bir kişi tarafından kullanılamaz. Yine kam davulu bir kişi adına başkası tarafından yaptırılamaz o zaman kam davulu olmaz. Kişi davulunu kendisi yapmalıdır.
Çoğunlukla Kam davulu aşağıdaki simgeleri taşırdı ancak simgeler zaman içerisinde değişip farklı şekillere de girmiş olabilir. Hatta yine boydan boya fark bile edebilir;

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #18 : 16 Eylül 2017, 15:25:05 »
Eline sağlık.

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 429
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Mitolojisi
« Yanıtla #19 : 16 Eylül 2017, 15:28:38 »
Güzel yazı. Acaba ateşli hastalık geçrmesinin sebebi ne? Tanrı ölümden döndürerek ona lütuf verdi gibi bir şey mi?
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.