Gönderen Konu: Türk Tarihi ve Kültürü  (Okunma sayısı 2117 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Karahanlılar - Karluklar
« Yanıtla #80 : 11 Eylül 2017, 15:37:16 »
Karahanlılar
Karahanlı devleti, Uygur Kağanlığı 840 yılında yıkıldıktan sonra kurulmuş ve tüm bozkır boylarını birleştirmeye çalışmıştır. Karahanlı Devleti’nin kurucu Hanedanının belli bir ismi yoktur. Tarihi İslam kaynakları Karahanlı hanedanını Mulük-ul Hakaniyye, Haniyye, Al-i Hakan, Hakaniyan, Al-i Afrasiyab et-Türki gibi pek çok farklı isimle kaydetmiştir. Bu devlet Doğu ve Batı olarak iki farklı hükümdar tarafından yönetilmektedir. Batı Hakanı Talas Şehri’nde yaşayan Buğra Kara Hakan ünvanını taşıyordur. Doğu Hükümdarı ise Arslan Kara Hakan ünvanını taşıyor ve Kara-Ordu’da oturuyordur.
 Bu ikili yönetim sistemi Kara Hanlı Devleti’ni her zaman iç karışıklıklara sürüklemiştir. Satuk Buğra Kağan döneminde Müslüman olan Karahanlılar ikiye bölünmüş ve Batı Kağanı “Abdülkerim” Satuk Buğra Kağan, Doğu’da hüküm süren Kağanın üzerine cihada çıkmıştır. Satuk Buğra Kağan’ın ölümünün ardından tahta oğlu Musa çıkıp Doğu Karahanlıları yıkarak hanedanın Doğu kısmını yöneten kolunu yok etmiş yerine müslüman Karahanlıları getirmiştir.
 İlerleyen yıllarda Samanilerle anlaşmazlıklar yaşayan Karahanlılar Gaznelileri destekleyerek Samanilerin yıkılmasına sebep olmuşlardır. zamanla Harzemşahlar ile müttefik olsalar da bu müttefiklik çok kısa sürmüştür. Gazneliler, Karahanlı Devleti’nin zayıflamasını beklemiş ve zayıfladıktan sona da Türkmenlerden destek alarak Karahanlıların siyasi birliğine son vermiştir. Karahnlı devleti çok çalkantılı bir siyasi hayata sahip olmuş ve genelde fazla fetihler yapamamıştır. Karahanlı Devleti’nin, Türkler için önemi İslamiyeti, Türklere kazandırmasıdır.

Karluklar
Karluklar ilk İslamiyeti kabul eden Türk boylarından birisidir. Kaşgarlı Mahmud, Divan-ü Lügat-it Türk’te şöyle der;
                                   “Karluklar Oğuz değildir, ancak Oğuzlar gibi Türkmendir”
 Bu yazıdan aslında pek çok şey çıkarabiliriz, mesela Karluklarla, Oğuzların çok yakın olduğunu çıkarabiliriz. Fakat genel kanı o dönem Türkmen kelimesinin “Göçebe Müslüman Türk” demek olduğu yönündedir.
 Karluklar günümüz Türk halklarından özellikle Uygurları büyük oranda etkilemiştir. Hatta Türk dillerinin Uygur Grubuna, Karluk Grubu dahi denir. Fakat Uygur ve Karluk Türkleri birbirine çok yakın olsa da birkaç farklılık vardır. Karluklar Üç Oğuzların soyundan gelirler, Uygurlar ise bizim gibi Dokuz Oğuzların soyundan gelirler. Birbirine yakın kavimlerdir ancak günümüz Oğuz Türkleri, On Uygur (Dokuz Oğuz) boyunun Oğuz kolundan gelirlerken Karluklar eksi Üç Oğuzların tek boy haline gelmişidir.
 Karluk Türkçesi, Kaşgarlı tarafından Hakaniye Türkçesi olarak adlandırılmıştır ve Karluk Türklerinin kendilerine özgü bir destanları vardır. Bu destan aşağıda yazan Satuk Buğra Han Destanıdır;

"Hz. Muhammed kanatlı atı Burak'ın sırtında göklere yükseldiği "Mirâc Gecesinde" gök katlarında kendinden önceki peygamberleri görür. Bunlar arasında birini tanıyamaz ve Cebrail'e bunun kim olduğunu sorar. Cebrail :
" Bu peygamber değildir. Bu sizin ölümünüzden üç asır sonra dünyaya inecek olan bir ruhtur. Türkistan'da sizin dininizi yayacak olan bu ruh " Abdülkerim Satuk Buğra Han" adını alacaktır." Hz. Muhammed yeryüzüne döndükten sonra hergün islâmiyeti Türk ülkesine yayacak olan bu insan için dua etti. Hz. Muhammed'in arkadaşları da bu ruhu görmek istediler. Hz. Muhammed dua etti. Başlarında Türk başlıkları bulunan silâhlı, kırk atlı göründü. Satuk Buğra Han ve arkadaşları selâm verip uzaklaştılar. Bu olaydan üç asır sonra Satuk Buğra Han, Kaşgar Sultanının oğlu olarak dünyaya geldi. Satuk Buğra Hanın doğduğu gün yer sarsılmış, mevsim kış olduğu halde bahçeler , çayırlar çiçeklerle örtülmüştü. Falcılar bu çocuğun büyüyünce müslüman olacağını söyleyerek öldürülmesini isterler. Satuk Buğra Hanı, annesi : " Müslüman olduğu zaman öldürürsünüz." diyerek ölümden kurtarır.
 Satuk Buğra Han 12 yaşında arkadaşlarıyla birlikte ava çıkmağa başlar. Avda oldukları günlerden birinde kaçan bir tavşanın arkasından hızla koşarken arkadaşlarından uzaklaşır. Kaçan tavşan durur ve bir ihtiyar insan görünümü kazanır. Satuk Buğra Han'ın sonradan Hızır olduğunu anladığı bu yaşlı kişi ona müslüman olmasını öğütler ve islâmiyeti anlatır. Satuk Buğra, Kaşgar hükümdarı olan amcasından islâmiyeti kabul etmesini ister. Kaşgar Hanı, müslüman olmayacağını söyler. Satuk Buğra Han'ın işaretiyle yer yarılır ve hükümdar toprağa gömülür. Satuk Buğra Han hükümdar olur ve bütün Türk ülkeleri onun idaresinde islâmiyeti kabul ederler. Satuk Buğra Han, ömrünü müslümanlığı yaymak için mücadele ile geçirmiştir. Menkibelere göre Satuk Buğra Han'ın düşmana uzatıldığında kırk adım uzayan bir kılıcı varmış ve savaşırken etrafına ateşler saçıyormuş. 96 yaşında Tanrı'dan davet almış bu sebeble Kaşgar'a dönmüş ve hastalanarak burada ölmüştür."
[/spoiler]

Bu destandan farklı olarak dönemin Arap (veya Fars) tarihçisi İbn-ül Esir, Satuk Buğra Han’ın bir sabah uykusundan uyanır uyanmaz Müslüman olduğunu ilan ettiğini. Neden Müslüman olduğu sorulunca rüyasında Türkçe konuşan bir Arap gördüğünü, bu kişinin kendisine “Müslüman ol ki senin ve ulusunun yüzü dünya ve ahirette parlasın” diye seslendiğini, Satuk Buğra Kağan’ın bu sebeple Müslüman olduğunu yazmıştır.
 

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #81 : 12 Eylül 2017, 13:19:27 »
Eline sağlık.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #82 : 12 Eylül 2017, 15:11:13 »

Çevrimdışı mami2003

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 425
  • Ejder Yalçın
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #83 : 12 Eylül 2017, 17:37:52 »
Resim koyunca daha güzel görünmüş ellerine sağlık

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #84 : 12 Eylül 2017, 19:17:37 »
Resim koyunca daha güzel görünmüş ellerine sağlık
Teşekkürler artık yazılara resim koyacağım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Kuman Devleti - Kumanlar
« Yanıtla #85 : 13 Eylül 2017, 14:12:11 »

Kuman-Kıpçak Konfederasyonu
Kuman-Kıpçak Konfedersayonu 10. ve 13. Yüzyıllarda Avrasya Stepleri’ne hükmetmiş, Kuman ve Kıpçak boylarının birleşmesiyle oluşan bir boylar konfederasyonuydu.
 Ermeni Kronikçi Hetum, Altın Orda Devleti’ni, Kuman-Kıpçak Konfederasyonuyla eş tutmuştur. Aynı şekilde Hetum, Kumanya’nın bomboş topraklar olduğundan ve hiç ağaç bulunmadığından bahseder. İbn-i Batuta’da buradan “Vahşi ve Yeşil bir diyar” olarak bahsetmiştir.
 Kuman Birliği aslında tarihte varolmuş diğer Türk kökenli konfederasyonlar gibi kendi içinde farklı ulusları da barındırıyordu. Kumanlar fethettikleri topraklara kendi göçebelerini yerleştirerek o topraklarda kendilerine tam hakim oldukları bir tebaa oluşturuyorlardı.
 Moğol İstilası sırasında Kumanlar Cengiz Han’ın kuvveti karşısında duramamış ve 1241 yılında yıkılmıştır. Orta Asya’da varolan Kuman Türkleri yavaş yavaş diğer ulusların içinde erimeye başlamıştır ve asimile olmayıp özünü koruyan Kumanların çoğu diğer Kıpçak uluslarının içinde tam manasıyla Kıpçaklaşmaya başlamış, bir kısmı Kafkaslara göç etmiş bazıları Balkanlar’da yaşamaya devam etmiştir. Moğol baskınları sonucu ele geçirilen esirler Mısır’a satılmış ve hatta burada erkekler Memlük (Beyaz Köle) kadınlar cariye olarak kullanılmışlardır. Ancak Kumanlar bir süre sonra Eyyübilere isyan ederek Memlük Devletini kurmuşlardır. Günümüzde Mısır’da hala Kumanlar yaşamaktadır.

Kumanlar

 Kuman kültüründe At çok önemli bir yer tutuyordu. Kumanlar at ticareti yapıyorlar, atlarla yolculuk ediyorlar, savaşlarda ata biniyorlardı. Hatta Fransız kökenli Haçlı Şövalyesi Robert de Clari, Kumanları, “Hayvancılık Yapan Göçebe Savaşçılar” olarak tanımlamıştır.
 Kumanlar diğer Türk boyları gibi konar-göçer bir hayat sürmüşlerdir. Hayvancılık dışında demircilik, deri işlemeciliği gibi ticari faaliyetleri de sürdürüyorlardı.
 Kumanların yaşadığı coğrafya dolayısıyla su kaynakları tükendiğinde, atlarının belli yerlerindeki damarları keserek kanlarını içtikleri yabancı tarihi kaynaklarda geçmektedir ancak bunun Kumanları vahşi ve barbar olarak gösterme amacıyla yazılmış olma ihtimali de vardır.
 Genel olarak yedikleri yemekler darı, et ve çorba gibi yemeklerdi. Diğer göçebe boylar gibi sakatatlar da değerlendiriliyordu ve atların sütü sağılarak Kımız yapılıyorud.
 Yabancı kaynaklar, civardaki diğer uluslar için Kuman kadınları ile evlenmenin bir elitlik göstergesi olduğunu yazar. Yine yabancı kaynaklar Kuman kadın ve erkeklerinin sarışın, çekik mavi gözlü ve beyaz tenli olduklarını yazmıştır. Uzun bir dönem Bulgar kraliçeliği  yapmış olan ve V. Stephan’ın eşi olan Kraliçe Elizabeth, Kuman kökenlidir.
 Robert de Clari, Kumanların genellikle koyun derisi yelek giydiğini, kadınların korse takmadığını çünkü zaten vücutlarının Avrupalı kadınların aksine çok düzgün ve bellerinin ince olduğundan bahsetmiştir. Yine Robert de Clari Kadınların kıyafetleri genellikle önde ve arkada aşağıya uzanırken yırtmaç şeklinde ikiye bölünen uzun bir kıyafet ve içine pantolon giydiklerini bu şekilde atlara çok kolay binip erkekler gibi savaştıklarını. Erkek Kumanların ise genellikle kemer ile bağlanmış sarma kaftanlar giydiklerini yazmıştır. Giysiler genellikle al renktedir. Bunun sebebi tüm Türk uluslarında kırmızı rengin kutsal görünmesidir. Selçuklular gibi Kumanlarda kırmızı börkler giyerlerdi.
 Yabancılar Kumanların genelde yemin ederlerken bir köpeğin cesedini kılıçlarıyla yararak yemin ettiklerinden bahsederler. Hatta Macar Prensi, Kuman Prensesi ile evlendiği zaman bir kısım kumanlar bir köpeği kılıçlarıyla ikiye keserek Macaristan’ı canları pahasına koruyacaklarına yemin etmişlerdir.
 Kuman Kağanı’nın kişisel keşikleri –gardiyanları- “Böri” –Börü- olarak adlandırılırlardı. Bu eski Türk dillerine Kurt demekti.
« Son Düzenleme: 13 Eylül 2017, 14:27:49 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #86 : 14 Eylül 2017, 12:24:54 »
Eline sağlık.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #87 : 14 Eylül 2017, 12:31:12 »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Kangar Birliği - Türgiş Devleti
« Yanıtla #88 : 15 Eylül 2017, 16:21:55 »
(aç/kapa)

Kangar Birliği
Kangarlar günümüz Kazaklarını oluşturan boylardan birisidir. (Kanglılar ya da Kengerler şeklinde de geçiyor) İsmin kökeni hakkında farklı tahminler vardır. Bunlardan biri “Kang” kelimesinin “ata”, “er” kelimesinin de “insan” manasına geldiği yönündedir. Bir başka tahmin de Kangar kelimesinin “kağnı” manasına geldiğini belirtir.
 Göktürk Kağanlığı’nın yıkılmasından sonra Çin’e geçmiş olan Seyhun ve civarını (Güney ve Batı Kazakistan’ı) ele geçiren Kengerler burada kendilerine bir birlik kurdular. Bu birlik Kıpçak ve Kuman halklarını kendi bünyesinde barındırıyordu.
 Oğuz kabilelerinin yoğun göçleri sonucu Oğuzlar egemenliği ele geçirmeye başladılar. Arapların saldırıları sonucu iyice güçlerini kaybeden Kangarlar batıya göç ederek İdil ve Yayık nehirleri arasına yerleştiler. Burada tam olarak tutunamayınca Hazar topraklarına göç ettiler. Peçenekler tarafından saldırıya uğrayan ve kırılma noktasına gelen Kangarlar, Hazarlar tarafından Batı’ya göç ettirilerek Balkanlara gittiler.

Türgişler
Dulo Türk boyunun Çibi (On Ok) koluna mensup olan Türgişler ilk devletlerini 630 yılında Göktürkler yıkılınca kendi devletlerini kursalar da Tonyukuk kumandasındaki II. Göktürk Devleti’nin ordusu ilk Türgiş Devleti’ni yıktı.
 Tarihler 717 yılını gösterdiğinde zaten 18 yıl önce Üç Elig Han tarafından kurulan ve Göktürklere bağlı bir beylik olarak siyasi hayatını sürdüren Türgişler bağımsızlık ilan ettiler ve Sulu Çor Kağan, II. Türgiş Devleti’nin bağımsız ilk hükümdarı oldu.
 Sulu Çor Kağan hükümdarlık yaptığı tarihte, Asya’yı işgal etmekte olan Emevi kuvvetleri İran’a ve Orta Asya’ya girmişlerdi. Emevi ordusuna göre daha zayıf olan Türgiş ordusu, Bağa Tarkan (Ya da Kül-Çor) tarafından yönetiliyordu. Semerkant yakınlarında karşılaşan Emevi ve Türgiş kuvvetlerinin çatışması sonucu Emevi orduları bozguna uğradılar.
 Dönemin Çin hanedanı tarafından kışkırtılan Bağa Tarkan, Sulu-Ço’u katlederek tahta geçti. Çinlilerin kışkırtmaları yüzünden ikiye bölünen halk devleti iç savaşa sürükledi. Bu sırada Türgiş hakı Kara Türgişler ve Sarı Türgişler şeklinde iki gruba ayrılmıştı. İç savaş Bağa Tarkan’ın destekçisi olan Sarı Türgişlerin kazanmasıyla son bulmuştur. Ancak Türgişlerin bu ikiliğinden faydalanan Karluklar, Türgiş Devleti’ni yok etmişlerdir.

Çevrimdışı mami2003

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 425
  • Ejder Yalçın
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #89 : 16 Eylül 2017, 12:02:04 »
Harika bir konu eline sağlık.

(aç/kapa)

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #90 : 16 Eylül 2017, 12:38:09 »
Harika bir konu eline sağlık.

(aç/kapa)

 Lisede tarih dersleri çok dar ve genel işleniyor yani bu bilgiler seni hocanın gözüne girmeni sağlayabilir ancak sınavlarda bunlardan soru çıkar mı bilmiyorum.
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2017, 15:40:35 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Talkan ve Gürgen Olayları
« Yanıtla #91 : 16 Eylül 2017, 15:39:36 »
Katliam Gerçek mi?
Talkan ve Gürgen (Farklı kaynaklarda Curcan, Culcan, Cülcen gibi söylenişleri de mevcuttur) olaylarının aslında katliam sayılması kişiye bağlıdır. Kimisi “Olay” der kimisi “Katliam” der. Kimisi “Soykırım” der. Öyle ya da böyle Haccac ve Kuteybe Bin Müslim’in, kaynaklara bakıldığında en az 100.000 Türk’ü katlettiğini (En az 10.000 Türk’ün de esir edildiği) bilinmektedir. Hatta esir alınan Türklerin içinde Aşina (Göktürk) boyundan kişilerin olduğu da rivayet edilmektedir.

Olayların Sorumluları
Talkan ve Gürgen (Cürcen, Curcan veya Gürgen şeklinde söylenişleri de vardır) olayları din adına yapılmış büyük katliamlardan birisidir. Aslında Talkan ve Gürgen olaylarının asıl sorumlusu olan kişi Haccac isimli Emevi valisidir. Haccac yaptığı gaddar eylemler ile bilinirdi hatta sırf Türkler değil Farsiler ve hatta Araplar bile Haccac’ın zulmüne uğramıştır.
 Kuteybe Bin Müslim isimli Arap kumandan ise Talkan ve Gürgen’in görünen sorumlusudur ancak aslında Kuteybe, Haccac’ın piyonundan başka bir şey değildir.
 Kuteybe vali olduğu Horasan yakınlarında göçebe olarak yaşayan Türk boylarının üzerine yürüyüp yüzbinlerce insanın boynunu vurdurmuştur. Bunun yanında Kuteybe tahminen 90.000 Türk’ü(bazı kaynaklar 80.000 şeklinde bahsederler) esir edip Haccac’a yollamıştır. Bu Türk esirlerin hepsinin boynunun vurulduğu düşünülmektedir.

Olayların Sebebi
Talkan ve Gürgen olaylarının asıl sebebi Arap Emevi Devleti’nin, Orta Asya üzerinde hakimiyet kurması için bu civarda yaşayan halkları bastırma ve İslam’ı zorla yayma politikası yüzündendir.

Talkan ve Gürgen Katliamı’nın Türkler Üzerinde Etkisi
Sanılanın aksine Türkler bu katliamlar vasıtasıyla Müslüman olmamışlar hatta İslam’a daha uzak bir görüş sergilemişlerdir. 632 yılında tebliğler sonucu bir kısmı Müslüman olan Başkırtlar bile İslam’ı terketmişlerdir. Bu katliamların Türkler üzerinde çok büyük bir etkisi olmadığı olayların üzerinden uzun süre geçmeden (düz 40-50 yıl falan geçmeden) Türkler ve Arapların müttefik olup ve Çin ile çarpışmasından anlaşılmaktadır. Bu olayların aslı özüne inildiğinde Abbasiler ve Emeviler dönemi İslam şeriatının ne kadar farklı yorumlandığını görebiliriz. Emeviler dönemi sadece Türkler değil pek çok halk zulüm görmüştür. Bu, Emevilerin ne kadar aşırıcı ve harici olduğunu göstermektedir. Abbasiler ise İslam’ı daha ılımlı ve hoşgörülü bir politikayla yaymak için uğraşmış ve Türkler, Abbasiler döneminde İslam’a hoşgörü duymaya başlamışlar, hatta Arap kaynakları bu dönemlerde Aşina hanesine mensup Türk kumandanların Abbasi saflarında savaştığını yazmıştır. Bu yüzden Talkan ve Gürgen katliamlarının izi kolay bir şekilde Türkler üzerinden silinmiştir.

Cengiz Han’ın İntikamı Gerçek mi?
Bu rivayet kesinlikle doğru değildir. Cengiz Han’ın bu olayları annesinden öğrendiğini ve intikam almak için yemin ettiğini söylenir. Ancak Cengiz Han'ın bu olaylardan haberi bile olmamıştır. Zaten Cengiz Han toprak fethetme amacıyla İran'a girmiş, Araplarla karşılaşmamıştır bile.

Sonuç
Talkan ve Gürgen katliamları bize İslamiyet'in ilk dönemlerde ne kadar saldırgan politikalar izleyen yöneticilerin elinde olduğunu göstermektedir. Şayet 750 yılında Emevileri yıkarak kurulan Abbasiler, Türklere çok ılımlı yaklaşmış hatta Türklere rütbeler vererek devlet içerisinde önemli yerlere getirmiştir. Bunun üzerine 10.yüzyılda Tolunoğulları ve arkasından Akşitler, Mısır'da kurulan ilk Türk devleti olmuştur.
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2017, 17:07:16 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Agnostik

  • Vive la Révolution
  • Global Moderatör
  • *
  • İleti: 581
  • "Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu biz öldürdük!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #92 : 16 Eylül 2017, 18:53:20 »
Hocam elinize saglik. Musait olunca okuyacagim.
Gel ki geceler çatlasın, gel ki şafaklar tutuşsun...

Osmanlılar benim bildiğim İrlandalı. Öyle duydum yani ben. Benim duyduğum o şekilde. İrlanda'dan Anadolu'ya göç eden bir aile. Sonra burada Müslümanlığı seçip devlet kuruyorlar. Ujmin İrlanda'da bir pagan rahibin adıymış, oradan geliyor isimleri, sonra Anadolu'da Ujmin olmuş Osman. İrlandalı yani bunlar.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #93 : 16 Eylül 2017, 19:25:03 »
Hocam elinize saglik. Musait olunca okuyacagim.
Rica ederim.

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #94 : 17 Eylül 2017, 15:06:10 »
Eline sağlık.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #95 : 17 Eylül 2017, 15:11:26 »

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Tatarlar
« Yanıtla #96 : 14 Ekim 2017, 14:05:28 »
Tatarlar
İlk Tatarlar

İlk Tatarlar Çin kaynaklarında Hunlara bağlanmış bir boy olarak geçer. Eski Roma’nın Latin tarihçi ve filozofları Tartarlar olarak bahsettikleri Tatarları, Hunların atası olarak görmüşlerdir.
 İlk Tatarlar hakkında bize en doğru bilgiyi Göktürkler döneminde Otuz Tatar olarak geçen iki tatar grubundan bahseden Orhun Anıtları ve Çin kaynakları verir.
 Göktürk Kağanlığında Kırgız veya Oğuz gibi boylar kadar etkin olmasalar da Tatarlar, Göktürk Kağanlığı’nın yıkılmasıyla günümüz Tatarlarının atası ve bir boyu olan Bulgarların, bir kısmının İdil civarına, bir kısmının ise Balkanlara gitmesiyle tarih sahnesine hızlı bir giriş yapmışlardır.
Kubrat Han Tamgası
Tuna Bulgarları bir süre Balkanlarda hâkimiyetlerini sürdürdüler ancak Tuna Bulgarlarının, Hristiyanlığı seçmesi üzerine yavaş yavaş Rum ve Slav kültürüne adapte olması*1 ve Bulgarca’nın yavaş yavaş Türkçe’den uzaklaşması*2 buradaki Türk hâkimiyetini bitirdi. Artık Bulgarlar, Türklükten ayrılıp Slavca konuşan bir ulus haline geldi.

Bular Tamgası
İdil Bulgarları ise daha farklı olarak, İdil (Volga) nehrinin etrafına yerleşmişler ve çok uzun süre varlıklarını sürdürmüşlerdir. İdil Bulgarları, Moğol İmparatorluğu kurulduktan sonra, Moğol hâkimiyeti altına girmiş ve günümüz Tatarlarını oluşturmuşlardır.
 Bunun dışında Bulgarlar batıya giderken, günümüz Moğolistan’ına yerleşen, Ak ve Kara (Gereid, Kerait, Kerayit, Kireyt, Karay*3 veya Kereit) Tatar olarak bilinen Tatarlar yerleşmişlerdir. Bu Tatarlar daha sonraki dönemlerde tarih sahnesine çıkacaklardır.


Moğol İmparatorluğu’nun Kuruluş Sürecinde ve Sonrasında Tatarlar

Cengiz Han’ın babası Yesügey Bahadur’un kan kardeşi (Andası) olan Tuğrul Han, o dönem Moğolistan’ın en kuvvetli boyu olan Keraitlerin hükümdarıydı. Tuğrul Han, Nestoryani Hristiyanlığın bir takipçisidir ve kendi boyu çok uzun süre daha Hristiyan olarak kalacaktır.
 Yesügey Bahadur’un ölmesiyle dağılma noktasına gelen boyunu tekrar birleştiren Cengiz Han, Tuğrul Han’ın yardımlarından pek çok kez faydalanmış ve hatta Tuğrul Han’a pek çok kez “Han Baba” şeklinde hitap etmiştir.*4
 Cengiz Han kendi oğlunu, Tuğrul Han’ın kızıyla evlendirmek istemiş ancak Tuğrul Han bunu kabul etmemiştir. Tuğrul Han, giderek güçlenen ve kendisine rakip haline gelen Cengiz’i zayıflatmak istemiş bu yüzden evlilikle müttefikliklerini mühürlemeyi göze almak istememiştir. Nitekim Tuğrul Han, Camuka’nın yardımıyla Cengiz Han’ın üzerine yürümüş ancak başarısız olmuştur. Keraitler, Cengiz Han’a bağlanmışlardır. Kara Tatarların en çok bilinen boyu olan Keraitlerin kısa tarihi böyledir. Sonraki dönemlerde Kara Tatarlar, Moğollara bağlı bir ulus olarak Moğol ordusunda askerlik yapmışlardır. Anadolu’yu işgale gelen Moğol ordularıyla, Anadolu’ya yerleşen Kara Tatarlar, Timurla beraber tekrar Orta Asya’ya gitseler de bir kısım Kara Tatar, Timur’dan kaçarak tekrar Anadolu’ya dönmüştür.
 Kara Tatarların yani Keraitlerin Bulgar Kağanlığının kurulmasına yardımcı oldukları da düşünülmektedir. Kara Tatarlar günümüzde Anadolu ve İran’da yaşamaktadırlar. Kazakların bir boyu olan Argunlar ise Kara Tatar kökenli olduğu bilinen boylardan birisidir.
 Ak Tatarlar hakkında ise çok yaygın bilgiler olmasa da Ak Tatarların, Kara Tatarlara göre çok daha kültürel olarak gelişmiş olacakları düşünülmektedir.

Moğol İmparatorluğu Sonrası Tatarlar
İdil Tatarları
İdil Tatarları, bilinen Tatarların en kalabalık boyudur. Tatarlar 14. Yüzyılda hızla Müslüman olmaya başladılar, bunun yanında İdil Tatarları bölgenin en büyük kuvvetlerindendi. 16. Yüzyılın ilk yarısının sonlarında Kazan’ın, Rusların eline geçmesinin ardından Tatarlar, Rus hâkimiyetine girdiler. Aslında Ruslarca Moğolların Tatar şeklinde adlandırılması da Moğol ordusunun büyük bir bölümünün Tatarlardan oluşması sebebiyledir.*5
 Tatarlar gayet uzun bir süre Moğol ve Rus hâkimiyeti altında kaldılar ancak kültürlerini günümüze başarılı bir şekilde ulaştırdılar. 19. Yüzyıl ve sonrasında özellikle Bulgarizm düşüncesi İdil Tatarlarının kendilerini Bulgar şeklinde adlandırmasını da sağlamıştır.*6
 Sovyetler dönemi, Rusya’da yaşayan tüm Türk halkları “Tatar” olarak adlandırılmıştır. Sonraki dönemlerde bu düşünce değişerek Tatarlar dâhil tüm halklar direk “Türk” adıyla anılmış, ancak Ruslar bu halkların birlikteliğinden rahatsız olduğu için hepsini ayırmak üzere alfabelerinde ve isimlerinde değişiklik yapmıştır.*7

Hacıtarhan (Eştarhan) tatarları
Hacıtarhan Tatarları, 15 ve 16.Yüzyıllarda kurulan Aştarhan Hanlığı’nın kurucu Tatar boyudur. Haklarında ayrıntılı malumatlar yoktur ancak Hacıtarhan Tatarları, Nogayların tesirinde kalmışlardır ve diğer Tatarlara göre Nogaylara daha yakındırlar.

Litvanya Tatarları
Litvanya Tatarları Lehistan ve Litvanya’ya yerleşmiş olan Tatar boyudur. Tatarların 14. Yüzyılda Altın Orda topraklarından başlayan göçü 17. Yüzyıla kadar devam etmiş ve Litvanya’da bir Tatar nüfusun oluşmasına sebep olmuştur. Bu nüfus ilk başlarda dini anlamda sorunlar yaşasalar da yavaş yavaş Hristiyan olmuşlar ardından bölgeye gelen Müslüman Tatarlar sayesinde Müslüman olmuşlardır. İlk gelen Tatarların arasında Tengricilerin olduğu da bilinmektedir.
 17.Yüzyılın sonlarına doğru Polonya-Litvanya birliğine karşı bir Tatar isyanı çıkmış ancak kayda değer bir başarı sergileyememiştir. Litvanya Tatarları 18 ve 19.Yüzyılda giderek Leh kültürünü ve dilini benimsemeye ve asimile olmaya başlamışlardır.
Karaçay-Malkarlar
Karaçay-Malkar Tatarları, Kafkaslarda yaşayan Türk-Tatar halkıdır. Malkar kelimesinin Bulgar kelimesinden türediği yönünde pek çok iddia vardır. Bunun yanında Karaçay-Malkarların, Alan kökenli oldukların yönünde iddialar olsa da zayıf iddialardır.
 Karaçay-Balkarlar 19.Yüzyıla kadar sakinliklerini korusalar da 19.Yüzyılın başlarında sayısız ayaklanmalarla Rus yönetimine karşı çıkmışlardır. Rusların iskânları sonucu günümüzde Rusya’dan, Suriye’ye pek çok Karaçay-Balkar Türkü yaşamaktadır.

Nogaylar
Nogay ismi Moğol kumandan Nogay Han’dan gelmektedir. Bu boy Moğol ve Türk boylarının karışması sonucu ortaya çıkmış, Türkçe konuşan bir Tatar boyudur. Nogayların tarihte en etkili oldukların dönem 16. Yüzyıldır. Bu dönemde Ruslara ve Kırım’a karşı mücadele etmişlerdir.
 Rus hâkimiyetine girdikten sonra çeşitli zamanlarda ayaklanmalar çıkartan Nogaylar Rusya içlerine ve Anadolu’ya göç ettirilmişlerdir. (Balkanlara göç eden Nogaylar da vardır)

Kırım Tatarları
Kuman ve Bulgarların torunları olduğu düşünülen Kırım Tatarları, isimlerinden de anlaşılacağı üzere Kırım’da yaşayan bir Tatar boyudur. Kırım Tatarları özellikle Cengiz Han’ın torunlarının kurduğu Kırım Hanlığı’nın sakinleri olarak bilinmektedirler. Dilleri Anadolu Türkçesi’ne büyük oranda benzerlik gösterir. Bunun sebebi Osmanlı’ya bağlı olmaları ve Anadolu Türkleri ile büyük oranda yakınlıkları olmasıdır.
 Kırım Hanlığı, Osmanlı’nın yanında pek çok savaşa katılmıştır. Aynı zamanda Osmanlı’da, Kırım Tatarlarına karşı çok büyük bir saygı vardı. Törenlerde eğer Kırım Han’ı katılıyorsa, Padişah’ın yanındaki tahta otururdu. Osmanlı ve Kırım Hanlığı’nın ilişkilerine bakılırsa gerçekten bir kardeşlik düşüncesi olduğunu belirtebiliriz.
 Kırım Hanlığı’nın, Şahin Giray dönemi Rusya karşısında yok olan Kırım Hanlığı ile beraber Kırım Tatarları da Rusya hâkimiyeti altına girmişlerdir. Osmanlı dönemi zaten Tatar göçüne maruz kalan Balkanlara, Rusya dönemi de bir kısım Tatarlar göç etmişler ve Balkanlarda yaşayan Tatar nüfusu arttırmışlardır. Ukrayna’nın bağımsızlığı sonrası günümüzde Ukrayna’ya bağlı olarak yaşayan Tatarlar eski kültürlerini sürdürmektedirler.


*1 Özellikle günümüz Makedonyalılarında bu adaptasyon tam manasıyla görülmektedir
*2 Aynı şekilde Osmanlıca’nın da gramer yapısı Türk dil gramerinden farklılaşmaya başlamıştı ve son dönemlere doğru büyük oranda Farsça, Arapça, Fransızca kelimeyi bünyesine almaya başlamıştı. Ancak yerel halk eski dilini (şu an konuştuğumuz Türkçeyle neredeyse aynı Türkçeyi konuşuyorlardı ve) muhafaza ediyorlardı, bu yüzden Osmanlı, Türk kültüründen tamamen kopamadı.
*3 Günümüz Yahudi Karaylar Türkleriyle alakaları yoktur.
*4 Bu bilgi pek çok yerde yer alsa da gerçekliği hakkında kesin bir şey söyleyemeyiz.
*5 Türkler içinde aynı şey geçerlidir.
*6 Bu düşünce yanlış bir düşünce değildir. Gerçekten de İdil Tatarlarının köklerini İdil Bulgarları oluşturdu.
*7 Aslında bu isimler boy isimleridir ancak Rusya dönemi tam bir ayırma çalışması mevcuttur.
« Son Düzenleme: 14 Ekim 2017, 14:08:46 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #97 : 14 Ekim 2017, 14:19:13 »
Eline sağlık.

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 429
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #98 : 14 Ekim 2017, 17:59:33 »
Eline sağlık.

Bulgar tamgası ne kadar da dirilişteki o Simgeye benziyor.
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #99 : 14 Ekim 2017, 18:28:07 »
Eline sağlık.
Teşekkürler
Bulgar tamgası ne kadar da dirilişteki o Simgeye benziyor.
O "Dirilişteki Simge" 24 Oğuz Boyu'ndan biri olan Kayı boyunun tamgasıdır :D Bulgarların kullandığı Dulo (Farklı isimlendirmelere göre Tuğluk) Tamgası ile karıştırılabilir. Aynı zamanda bu tamga Dokuz Oğuzlar tarafından da kullanılıyordu.