Gönderen Konu: Türk Tarihi ve Kültürü  (Okunma sayısı 2061 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Haklarında Az Şey Bilinenler -Çiğil,Yağma,Yemek Boyları-
« Yanıtla #60 : 04 Eylül 2017, 11:34:54 »
Çiğil
Çiğiller Türk boyları arasında fazla bilinmeyen boylardan birisidir. Divan-ü Lügat-it Türk, Çiğiller hakkında şöyle diyor;
 “Çiğil, Üç Türk boyunun adı.
 Bu boyun ilki göçebe bir halktır; Barsgan’ın ötesinde küçük bir yöre olan Kayas’ta ikamet ederler.
 İkinci boy Taraz (Talas) kenti yakınlarındaki, Çigil adlı dar bir bölgede yaşar. Bu adın özgün kaynağı bu bölgedir. Derler ki, Zülkarneyn, Argu ülkesine geldiği zaman bulutlar çeşmelerini açmış ve yollar çamur içinde kalmış. Bunu gören Zülkarneyn, Farsça “in çigune (çigil) ast” yani bu nasıl çamur demiş (Bu çamurdan kaçış yok demiş) bu nedenle o bölgede bir bina yapılmasını emretmiş; Bir kale inşa edilmiş ve adına Çigil denilmiş. Bölge böyle adlandırılmaya başlayınca, bölgede yaşan yerleşik Türkler de Çigili olarak adlandırılmaya başlamış ve bu ad yayılmış. Ülkeleri bu kaleye çok yakın olan Oğuzlar, sürekli olarak Çigillerle savaşmaya başlamış ki ikisi arasındaki düşmanlık bugüne kadar gelmiştir. Oğuzlar, Çiğil giyinmiş bütün Türkleri böyle kabul eder, buna göre Ceyhun’dan, Kuzey Çin’e kadar olan bölgedeki bütün Türkler Çigildir ki bu yanlıştır.
 Üçüncü boy Kaşgar’da birkaç köyde yaşar. Bu köylerin halkına da Çigil denir. Bunlar bir yerden çıkarak göç ederek dağılmışlardır.

Aynı şekilde Kaşgarlı Mahmut şu şekilde bir yazıya da yer veriyor;
 “Çigil, Tuhsı, Yagma, Ograk, Çaruk, Çömül, Uygur, Tangut sonra Hıtay gelir ki bunların ülkeleri Çin’dir.

Ebu Dülef ise Çiğiller hakkında şöyle yazıyor;
 “Ardından Çiğil kabilesine geldik. Bunlar, yalnız arpa ve koyun eti yerler. Deve kesmezler, sığır eti yemezler ve bu cins hayvan ülkelerinde bulunmaz. Bunların giyimleri sof ile kürktür. Bunların içinde pek az Hristiyanı vardır.
 “Çiğiller umumiyetle parlak yüzlü insanlardır. Bunların nikâh hususunda nikâh mezhepleri, kendileri Zerdüşt olmamakla beraber Zerdüştler gibi geniştir. Kızları, kız kardeşleri ve sair mahremleri ile izdivacı kabul ederler. "Süheyl", "Zühal", "Cevza", "Benatı Naiş", "Cedi" yıldızlarına taparlar. "Şarayi Yemaniye" yıldızına "Rabbül Erbab" derler.
 “Bunlar geniş yürekli insanlardır. Kendilerinde fenalık fikri yoktur. Civarında bulunan bütün Türk uruğlarının gözleri bunlardadır.
  “Bunların hükümdarları yoktur. Fakat emniyet, huzuru kalp ve asayiş mevcuttur. Bunların bulundukları ülkeyi kırk günde kat ettik.
 Çinlilerin, Çiğiller hakkında yazdıkları onların dinlerine çok düşkün olduklarını ve önce Mani ardından Nestoryani inançlarını kabul ettiklerini yazar.
 Aynı şekilde Çiğil boyuna mensup kişilerin Türkiye'ye yerleştikleri hakkında bilgiler vardır. Türkiye'de Çiğil isimli yerleşimler vardır ve bu yerleşimlerde yaşayan kişilerin bu boya mensup olduğu düşünülmektedir.

Yağma
Divan-ü Lügat-it Türk’te haklarında sadece “Bir Türk boyu. Bunlara Kara Yagma denir.” Şeklinde bir bilgi verilir.
 Yağma boyu, sürekli Karluk ve Türklerden bir bölük olan Yimek'lerle Batı Göktürk Kağanlığı'na karşı savaşmışlardır. Aslında Yağma boyu, Çin ve Araplar için tehlikeli bir düşman olarak görülmüştür fakat haklarında fazla bilgi yoktur.
Yimek
Yine hakkında fazla bilgi olmayan Türk boylarından birisidir. Divan-ü Lügat-it Türk Yimeklerle ilgili “Yemek, bir Türk boyu. Biz onları Kıpçak sayardık, ancak Kıpçaklar kendilerini ayrı bir topluluk olarak görürler." diye geçer.
 Ye ve Maek olan iki kabile'nin birleşmesinden oluştuğu bilinir. Yemeklerin, Mançurya’da yaşadıkları biliniyordu.
 Şehnamede Batı Yemeklerin Göktürkler'de yaşadığı söylenir. Göktürk kaynaklarında Yemekler yer almaz. Yemek kabilesinin göç etme sebebi Mançurya dağındaki bir yanardağ faciasıdır. Yanardağ faciasından büyük yara alan Yimekler dağıldılar. Bunu fırsat bilen Moğollar Yimeklere saldırdılar.



Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #61 : 06 Eylül 2017, 11:52:45 »
Eline sağlık.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #62 : 06 Eylül 2017, 12:13:53 »
Eline sağlık.

Çok teşekkürler. Yakında yeni bir yazı yazacağım. Dün yazacağım yazıyı yolculuk sebebiyle yazamamıştım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Oğuz Kağan Destanı - Oğuz Boylarının Ataları
« Yanıtla #63 : 09 Eylül 2017, 11:29:33 »
Oğuz Kağan Destanı - Oğuz Boylarının Ataları
Oğuz boyu belki de Türk boyları arasında en çok dağılmış olan boydur. Çin’de yaşayan Salarlardan, Balkan Türkmenlerine ve Gagauzlarına hatta Almanya’da yaşayan gurbetçilerimize, hatta ve hatta Amerika’ya giden öğrencilerimize kadar, tarihte gerek savaşlarla, gerek göçlerle, gerek farklı sebeplerle farklı yerlere yerleştik. Oğuz boyu Anadolu’da yaşayan Türklerin çoğunluğunu oluşturur. Oğuzlar ile ilgili daha ayrıntılı yazılarımız gelecek.
 Oğuzlar konusuna girmeden önce Oğuz Kağan Destanı’na göz atalım.
(aç/kapa)

Bir de Divan-ü Lügat-it Türk'te geçen Türkmen tanımına bakalım;

(aç/kapa)
Oğuz Kağan Destanı ve Kaşgarlı Mahmud’un Türkmen tanımı arasındaki en büyük benzerlik ikisinde de. Halaç boyunun isimlendirilmesinin aynı şekilde anlatılmasıdır. İkisinde de Halaç boyu “Kal Aç” kelimesinden türemiştir. Aynı şekilde net bir şekilde Oğuz Kağan Destanı ve Kaşgarlı Mahmud Halaçları ne tam olarak Oğuz ne de tam olarak Oğuz olmayan bir boy olarak anlatmamıştır.

22 Oğuz ve 2 Halaç Boyu
Bazı kaynaklar Oğuzları 22 boy bazıları 24 boy olarak yazar. Bizim en çok kabul ettiğimiz 24 Oğuz boyu olduğu yönündedir. Ancak Divan-ü Lügat-it Türk 2 Halaç boyundan bahseder fakat isim vermez. Günümüzde biz bu 2 Halaç boyu günümüzde İran’da yaşayan Halaç Türklerinin boyları olabilir. Bu Türklerin dili bizden daha farklıdır. Aynı zamanda Anadolu’ya gelenleri de vardır. Ancak günümüzde bizim 24 olarak saydığımız Oğuz Boylarının içinde Kaşgarlı’nın bahsetmediği Kargın ve Yaparlu boyları vardır. Bu iki boy belki de Kaşgarlı’nın bahsettiği Halaç boyları olabilir. Bilemeyiz. Az önce de bahsettiğimiz gibi Oğuz Kağan Destanı ve Kaşgarlı Mahmud Halaçları ne tam olarak Oğuz ne de tam olarak Oğuz olmayan bir boy olarak anlatmamıştır. Bu durumda ortaya birkaç farklı teori çıkabiliyor. Oğuzların arasında Oğuzlaşmış da olabilirler. Ya da Oğuzların içinden boylar da olabilir. Günümüzde İran’ın içlerinde Halaç adı verilen bir Türk topluluğu yaşamaktadır ve bu topluluk Kaşgarlı’nın sözünü ettiği Türk topluluğudur. Ancak iki boy değil tek boy şeklinde yaşarlar. Yani Kaşgarlı’nın yazdığı iki Halaç Boyu hakkında teoriden öteye gitmemiz çok zor. Ancak az önce bahsettiğim şekilde Anadolu’ya diğer 24 Oğuz Boyu ile beraber gelen Kaşgarlı’nın Oğuz boyları arasında saymadığı Kargın ve Yaparlu boyu bu iki Halaç Boyu olabilir. Günümüzde Türkiye’de pek çok Halaç-Kalaç isimli köy vardır.

Eski Atalar
On Uygurlar, ondan önce Dokuz Oğuzlar ve ondan önce Ting-Lingler olarak adlandırılan atalarımız ilk olarak Hunlar döneminde ortaya çıkmışlardır. Ting-Lingler Motun Kağan dönemi Hunlara bağlanmıştır. Hunlarla beraber Avrupa’ya gitmiş daha sonra tekrar Asya’ya dönmüşlerdir. Göktürklerin altına Tieleler olarak girip burada Dokuz Oğuzlar olarak adlandırılmışlar, daha sonraki dönemlerde boy sayısının dokuzdan ona çıkmasıyla On Uygur adını almışlardır. Bu sonradan Dokuz Oğuzlara katılan Uygur boyu, Uygur Devletini kurduktan sonra diğer Dokuz Boy dağılmış, Uygurlarla yaşayanları kendilerini Uygur olarak adlandırmış, Batıya göç edenler günümüz Oğuz Boylarını oluşturmuştur.

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #64 : 09 Eylül 2017, 11:54:19 »
Aynı kalitede devam ediyor, teşekkürler.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #65 : 09 Eylül 2017, 12:05:03 »
Aynı kalitede devam ediyor, teşekkürler.
Ben teşekkür ederim şehir değiştirdim ve biraz işler zorlaştı o yüzden bu bölüme o kadar özen gösteremedim. Beğendiyseniz ne mutlu bana.

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 422
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #66 : 09 Eylül 2017, 13:41:08 »
Güzel yazı. Bir şey sorcam. Şimdi Dokuz Oğuzlarla 24 Oğuz boyu arasında bir bağ var mı niye Oğuz kelimesini kullandılar? Bir de Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olduğu hakkında iddaalar var. Senin fikirlerin neler?
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #67 : 09 Eylül 2017, 14:09:12 »
Güzel yazı. Bir şey sorcam. Şimdi Dokuz Oğuzlarla 24 Oğuz boyu arasında bir bağ var mı niye Oğuz kelimesini kullandılar? Bir de Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olduğu hakkında iddaalar var. Senin fikirlerin neler?

 Yukarıda bu konudan bahsetmiştim ancak sizin için biraz daha açayım. Dokuz Oğuzların bir kısmı günümüz Uygur Türklerini, bir kısım ise günümüz Oğuz Türklerini yani bizim atalarımızı oluşturdular. Hatta bazı kaynaklar Seqiz Oquz (Sekiz Oğuz) isimli Dokuz Oğuzların atalarından da bahseder ancak haklarında fazla bir bilgi yoktur ve kaynaklar kısıtlıdır. Oğuz kelimesinin kökenine değinmek istiyorum Oğuz müttefik, boy gibi manalara gelir. Zaten az önceki yazımızda şöyle yazıyordu;
Alıntı
Eski Atalar
On Uygurlar, ondan önce Dokuz Oğuzlar ve ondan önce Ting-Lingler olarak adlandırılan atalarımız ilk olarak Hunlar döneminde ortaya çıkmışlardır. Ting-Lingler Motun Kağan dönemi Hunlara bağlanmıştır. Hunlarla beraber Avrupa’ya gitmiş daha sonra tekrar Asya’ya dönmüşlerdir. Göktürklerin altına Tieleler olarak girip burada Dokuz Oğuzlar olarak adlandırılmışlar, daha sonraki dönemlerde boy sayısının dokuzdan ona çıkmasıyla On Uygur adını almışlardır. Bu sonradan Dokuz Oğuzlara katılan Uygur boyu, Uygur Devletini kurduktan sonra diğer Dokuz Boy dağılmış, Uygurlarla yaşayanları kendilerini Uygur olarak adlandırmış, Batıya göç edenler günümüz Oğuz Boylarını oluşturmuştur.

Zülkarneyn'in Türk ve Oğuz Kağan olması mevzusuna gelirsek bu tarihi yazılarla kesin bir şekilde reddedilmiştir. Çünkü yine bir önceki yazımızı dikkatli okursanız. Oğuzların Zülkarneyn ile karşılaşmasından bahsediliyor. Üstelik bu kaynakta Oğuzlar 22 boy ve 2 Halaç boyu olarak geçiyor. Bu durumda Zülkarneyn Oğuz Kağan olamaz. Çünkü Oğuz Kağan, Oğuzların atasıdır. Oğuzlarla karşılaşan birisi değildir. Üstelik Türkler, Zülkarneyn ile savaşıp onu yenmişlerdir. Birde Çiğil yazımızda Divan-ü Lügat-it Türk'te geçen şu yazıyı yazmıştık;
Alıntı
Derler ki, Zülkarneyn, Argu ülkesine geldiği zaman bulutlar çeşmelerini açmış ve yollar çamur içinde kalmış. Bunu gören Zülkarneyn, Farsça “in çigune (çigil) ast” yani bu nasıl çamur demiş
Zülkarneyn Farsça konuştuğuna göre ordusu Farsça bilmektedir. İslam tarihçileri Zülkarneyn'in, Makedon Aleksandros olduğu konusunda hemfikirdirler fakat Divan-ü Lügat-it Türk'te Çin Seddi'nden Zülkarneyn Seddi şeklinde bahseder. Kuran-ı Kerim'de de Zülkarneyn'in bir Sed inşa ettiğini yazar. Yani bana sorarsanız Zülkarneyn toprak genişliğine bakıldığı takdirde Sasani, Çin Seddi'ne bakarsak Çin İmparatoru olabilir. Ancak Oğuz Kağan değildir. Bu düşünce kişiden kişiye değişebilir.

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 422
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #68 : 09 Eylül 2017, 14:19:20 »
CEvap için teşekkürler. Peki Kırgızlarla Oğuz boylarının ortak ataları kim? Ne zaman ayrılıyorlar yani? Bu arad verdiğin Wattpad sayfası bulunamadı diyor.
« Son Düzenleme: 09 Eylül 2017, 14:20:45 Gönderen: alemdar1227 »
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #69 : 09 Eylül 2017, 14:25:45 »
CEvap için teşekkürler. Peki Kırgızlarla Oğuz boylarının ortak ataları kim? Ne zaman ayrılıyorlar yani? Bu arad verdiğin Wattpad sayfası bulunamadı diyor.

Wattpad'a bir daha bakarmısınız bende gözüküyor ama yine de linki yeniledim. Soruya gelince Kırgızlar ve Oğuz Boylarının ortak atası İskit ve Sarmat boyları içerisindeki Türk kökenli Sakalar. Ondan önce Orta Asya'nın kültürleri var Andronovo, Anav vb. Ancak Oğuz ve Kırgızlar Hunlar döneminde ayrılıyorlar. Hun İmparatorluğunun hakimiyeti altında Ding-Ling olarak geçen Oğuzların ataları ve Kırkızlar vardı.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
iskitler Türk Mü ? - Avrupa Hunları
« Yanıtla #70 : 09 Eylül 2017, 14:27:23 »
(aç/kapa)
iskitler Türk Mü ?
Evet arkadaşlar en çok tartışılan ve genelde cevaplardan pek tatmin olunmayan bir soru. Öncelikle iskitlerden bahsedelim. iskitler bir halk değil bir halklar konfederasyonudur. Pek çok milletten kişilerin katılarak oluşturduğu bu konfederasyonda çoğunlukla irani Uluslar, Tötonik Uluslar ve Sakalar olarak bilinen Türkler vardır. iskitler hakkında Antik Çağlarda yazılan şeyler genelde çok kısıtlıdır, dillerinin irani, Türki ve bazı antik Roma yazarlarınca Tötonik bir dil olduğu hakkında görüşler vardır. Avrupa Hunlarından'da Romalı Tarihçiler, iskit olarak bahsederler ve günümüzde Ağaçeri Türkmenleri olarak bildiğimiz topluluk. iskit daha doğrusu Hun kökenlidir [1][2]. (Eğer ilgi gelirse Hun konusunu açabilirim). Bu topluluktan eski yunanda Agatzeri olarak bahsedilir. O dönem ki Ağaçerileri, bu gün olduğu gibi ormancılıkla uğraşıyorlardı hatta Ağaçerilerin tarihi yolculuklarına bakıldığı takdirde nasıl Türkmenleştikleri görülebilir [3].
 iskitler az önce de bahsettiğim gibi içlerinde Türki, Farsi, Tötonik pek çok ulusu barındırıyordu. Hatta Pontus Steplerinde (Kırım Steplerinde) yaşayan göçebe ulusların çoğuna iskit deniyordu. Aynı şekilde iran'ın kuzeyinde yaşayan iskitlerde vardı. iskitlerle alakalı olarak Sarmat olarak bilinen bir ulustan bahsetmeliyiz bu ulus, iskitlerin daha güneyinde yaşayan ve günümüz Laz, Bazı Çerkes ve Gürcü Boyları, Yine irani Kavimler ve Türkleri içinde barındıran bir başka konfederasyondu [4]. Bizim Atalarımız şu an Türkçe denilen dilin köknini oluşturan Ön Türkçe'yi (Belki daha da eski bir Türkçeyi) konuşan, daha sonraki zamanlarda daha doğuya göç ederek birlik olacak Sakalardı. Günümüzde Saha Türkleri dediğimiz Türk boyunun, Yakutistan'da yaşadığını (Zaten Yakutlarla, Sahalar aynı halktır) biliyoruz. Turan Şahı, Efrasiyab'ı yani Alp Er Tunga'yı bilirsiniz, Divan-ü Lügat-it Türk'te adı geçen bu kişi bir Türk hakanıdır ve iranlılara karşı verdiği savaşlarla bilinir [5]. Hatta Selçuklular gibi pek çok Türk hanedanı soyunu Alp Er Tunga'ya dayandırmıştır. Kısaca yukarıda anlattıklarım dolayısı ile iskit kavminin içinde Saka adı ile anılan Türklerin olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında iskitler yoğun oranda Fars ve Töton halklarını da içinde barındıran bir boylar konfederasyonuydu.

Avrupa Hunları
Öncelikle Avrupa Hunları'ndan bahsetmeden evvel kısaca Asya Hunları ve hakimiyeti altındaki Türklerden bahsedeyim. Asya Hunları'nın kurucu hanedanının bir iskit hanedanı olduğu düşünülür. Bu arada Hunlar döneminde Türkler ilk defa farklı boylara ayrılmıştır. Bu boylarsan en bilineni Oğuz Türklerinin atası Ting-Lingler ve Kırgızların atası Kırkızlardır. Hunlar Mete Han döneminde zirve yapmış ancak zaman geçtikçe kabiliyetsiz liderler çıkmaya başlamış ve devleti Çin'e bağlı bir ekonomi ile yönetmeye başlamışlardır. Taa ki Ho-Han-Yeh, Çin'e bağlanmayı önerene kadar. Ho-Han-Yeh'in kardeşi Çi-Çi karşı çıkmış ve devlet ikiye bölünmüştür. Ho-Han-Yeh'in yönettiği taraf Çin'e bağlanmış, Çi-Çi'nin yönettiği taraf ise bir süre bağımsız kalmış ardından Çin tarafından ilhak edilmiştir. Hunları asıl dünya tarihinde önemli kılan şey ise Avrupa akınlarıdır. Hun efsaneleri, içlerinden birinin bir geyiği kovalarken, bir atsineği tarafından güdülen bir koyun gördüğünü ve oralarda bir çobanın kendisine Avrupa'yı anlattıgını söyler [6]. Romalı Tarihçiler, Hunlardan iskit Prensleri şeklinde bahseder ve Balamir hakkında kaynaklar olan ilk liderleridir bunu yanında Balamir'den önce başka Hun hükümdarları da vardır hatta bunlardan birinin ismi Boks'tur.Avrupa Hunları'nın iskit kökenli olduğundan bahseden Romalılar, Agatzeri olarak geçen Ağaçerilerin bir Hun boyu olduğunu kaydetmiştir. Ağaçerileri, Doğu Roma adına savaşıyorlar ve bazıları Anadolu'ya kadar geliyordu. Hunların akınlarını tanrıların cezalandırması olarka gören Roma halkı yavaş yavaş tekrar eski putperest dinlerine dönüyorlar ve tanrılara kurban sunuyorlardı. Romalılar, Hunlardan kısa boylu, çok kıllı, kafkas tipli, sakalları çıkmasın diye çocukken yüzlerini bıçaklarla kesen bir kavim olarak bahsederler fakat burada bazı abartılar olduğu bellidir [7]. Öncelikle Hunların kafkas tipli olarak geçmelerinden, Batılı kavimlerle karışmalarının bir kanıtı olarak bahsedebiliriz. Çünkü Asya Hunları Evenki-Mongoli bir tipe sahipti (Genellikle badem göz, seyrek vücut kılı, renkli göz, özellikle yeşil. Uzun veya orta boy) Ancak Attila'nın yani Avrupa Hunlarının efsanevi liderinin kısa boylu, güneşten yanmış ve bronzlaşmış bir tene sahip, çok hafif çekik gözlü, kafkas fenotipli birisi olduğu biliniyor [8]. Avrupa Hunlarının toprakları genel olarak Almanya, Kırım arasında yayılmış olarak bilinse de bir Romalı tarihçi yazısında kadim Hun topraklarının İberya'dan Doğu Avrupa'ya uzandığını yazıyor. Attila tahtı bir süre kardeşi Bleda ile beraber yönetmiştir. Yine eski Latin ve Yunan kaynaklarından bunun daha önce de Hunlar arasında gerçekleşmiş bir yönetim sistemi olduğunu, daha önce de defalarca iki Han tarafından yönetildiğini biliyoruz. Attila'nın kardeşini öldürmesi ile ilgili olarak ise pek çok farklı tahmin vardır bunlardan en çok rağbet göreni taht kavgasıdır fakat, kurban edilme ihtimali de vardır.  Romalı tarihçiler Hunların kökeni hakkında pek fazla yorum yapmamışlar ancak sonraki Latin kaynakları onların kesin bir biçimde Türk olduklarını söylemiştir. Bunun yanında bazı Romalılar onları Avar olarak adlandırmıştır. Bunun sebebi Hunlar ile aynı kültüre sahip Avarların, Avrupa'ya gelmesidir. Dönemin Hristiyan alemi ise, Hunlardan bazen Nemrut'un çocukları bazen de Gog-Magog olarak bahsediyor, Attila'yı ise deccal olarak görüyorlardı. Attila, Avrupa'ya çok uzun süre korku salmıştır. Hatta Aquilia Şehri Kuşatması da çok ünlüdür. Hunların tüm saldırılarını savuşturan bir kumandan surlara heykeller koymak yolu ile Hunları kandırıp halkı şehirden çıkartmıştır. Hunlar şehre saldırınca içeride kimsenin olmadığını görerek şehri yıkmışlardır. Papa gelip Attila'nın ayaklarına kapanmıştır. Ancak evlilik gecesi gerdekte zehirlenerek öldürülen Attila, Hunları bir karanlığa terk etmiştir. Hunlar Avrupa'da bir daha kudretleriyle anılmamışlardır.   



[1] Dr. İsmail Engin, Tahtacılar, Tahtacı Kimliğine ve Demografisine Giriş, Ant Yayınları, 1998.

[2],[3],[6],[7],[8] William Herbert, Attila,2011 (Priscus ve diğer Romalı Tarihçilerin yazılarını içerir Hunlar ile ilgili bence en sağlam kaynaklardandır çünkü bizzat o dönemde yaşamış kişilerin yazdıklarını içerir)

[4] Ana Britannica, 1987

[5] Divan-ü Lügat-it Türk, (Bende Fuat Bozkurt'un derlediği bir kopyası var)

[9] Wright, David Curtis (2011). The history of China.


Çevrimdışı kerem1249

  • Konsilyer
  • Yönetici
  • *
  • İleti: 2132
  • Leo Galante
    • Profili Görüntüle
    • Wizard101 Türkiye
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #71 : 09 Eylül 2017, 14:31:53 »
Yeni yazı ne zaman gelecek?
Bir daha bu kadar aptal olmayacağına söz ver bana, tamam mı? Hayatını yaşlı bir adam daha çok yaşasın diye riske atmamalıydın...

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #72 : 09 Eylül 2017, 14:37:24 »
Yeni yazı ne zaman gelecek?
En erken bu akşam gelir. Yarına da kalabilir.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Uygur İmparatorluğu ve Uygur Kültürü
« Yanıtla #73 : 09 Eylül 2017, 20:19:53 »

Uygur İmparatorluğu
Orhun yazıtlarında ilk defa 717 yılında gerçekleştirdikleri ayaklanmalar dolayısı ile bahsedilen Uygurlar, Çin kaynaklarına isimlerini çok daha eski çağlarda yazdırmışlardır. Göktürk Devleti’nin zayıfladığı dönemde Bayırku, Tongra, Bugu, On Uygurlar (Dokuz Oğuzların torunları) birleştiler ve fırsat buldukları zaman Göktürk devletini yıktılar. Mayan-Çor (Bayan Çor) Kağan ile siyasi olarak kuvvetlendiler, Tengri Bögü Kağan ile Maniheizm’i kabul ederek Asya’nın parlayan yıldızı haline geldiler, Kutluğ Bilge Kağan ile zirveye ulaştılar ancak Uygurlar 821 yılında gerilemeye başladılar. Takvimler 840 yılını gösterdiğinde ise Uygur Devleti, Kırgızlar tarafından yıkıldı. Kansu Uygurlarının bir kısmı Çin’e sığınıp orada önemli yerlere gelmeyi başarıp kendilerine özerk bir devlet kurdular. Çin hanedanı ile evlilikler sayesinde akraba olan Uygurlar bunu siyasi yönden kullanmaya başladılar.  Ancak Kansu Uygurları çalkantılı dönemlerden geçerek yavaş yavaş güçlerini kaybettiler ve en sonunda Moğol Hâkimiyetinden kaçamadılar.
 Turfan Uygurları ise, Kansu Uygurlarından farklı olarak, İlk Uygur Devleti yıkılmadan önce hükümdar olan Hakanın yeğeni Mengli’yi hükümdar seçerek Tibet’in kuzeyinde bağımsız bir devlet kurdular. Çin, Tibet Devleti’ne karşı bir tampon bölge görmesi düşüncesiyle Turfan Uygur Devleti’nin bağımsızlığını tanıdı. Bu devlet 1209 yılında Cengiz Han’a bağlandı hatta hükümdarları Cengiz Han’ın kızı Al Hatun ile evlendi. Çağatay Hükümdarı, Tarmaşirin'in müslüman olmasıyla İslamiyet yavaş yavaş Uygurların içinde yayılmaya başladı. Koço Uygurları 14. yüzyılın sonuna kadar Budizm'den vazgeçmeseler de. Hızır Kağan dönemi, Koço'nun fethiyle Budist Uygurların sayısı azalmaya başladı. Uygurlar, Timur'un ölümünden sonra ise küçük hanedanlara bölünüp parçalandılar.

Uygur Kültürü
Uygurlar, Dokuz Oğuzların soyundan gelen bir Türk boyudur. Uygur boyu diğer Türk boylarından farklı olarak edebiyat ve uygarlığa geçişi kendi kültürünü kaybetmeden yapmaya çalışmıştır. Ancak bu ne kadar başarılı olmuştur, Çin kültürünün etkisinde ne kadar kalmışlardır. İşte bu tartışılır.
 Uygurlar ilk dönemlerde Han (Kağan) unvanını kullansalar da sonralardan yöneticilerine “İdik Kut (Sonsuz Mutluluk)” unvanını vermeye başlamışlardır. Uygurlar tarih boyunca bağlı oldukları devlette kültürel sebeplerden dolayı kendilerini göstermişlerdir.
 Uygurlar farklı sebepler dolayısıyla Mani dinini seçmişlerdir. Bu sebeplerden bazıları Ticari ve Siyasidir. Halkın bir kısmı Tengriciliğe inanmaya devam etmiştir. Bunun yanında Uygurlar içerisinde Budizm’de yayılmaya başlamıştır.
 Mani dini Uygurların savaşçı ve göçebe bir ulus olmalarını engellemiştir. Kültürel gelişmeye teşvik eden Mani dini, Uygurları savaştan uzaklaştırmış, bunun yanında müzik ve resim gibi sanat alanlarında gelişmelerini sağlamıştır.
 Uygurların minyatür resim sanatında oldukça geliştiğini biliyoruz. Hatta bazı tarihçilerce bu minyatür sanatı Fars ve Hint minyatür sanatının kökenini oluşturuyordu. Özellikle Turfan’da yapılan kazılarda çıkan sayısız resim bulunmuştur. Resimlerin çoğunda bulunan kişi resimleri Uygurların dış görünüşü hakkında bir bilgi verebilir bizlere. Uygurların Çinlilere göre daha az çekik gözlü, kumral – kahverengi ve bazen siyah saçlı olduklarını bu resimlerde çıkarabiliriz.
 Uygurlar o yıllardan kağıdı kullanmaya başlamıştı. Hatta Araplar kağıdı Uygurlardan öğrenmişlerdir. Aynı şekilde matbaayı da Uygurlar, Çinliler vesilesiyle öğrenmişler ve kullanmışlardır. Soğd yazısını değiştirip kendilerine bir alfabe üretmişlerdir ve bu alfabe daha sonra Cengiz Han’ın Moğolları tarafından kullanılmıştır.
 Uygurlar döneminde Türkler yerleşik hayata geçmişlerdir. Beşbalık, Karahoço, Yarkent, Kulca, Komul ve Çerçen gibi pek çok Uygur şehri bu dönemde kurulmuştur. Uygurlar tüm şehirlerini 20 metre uzunluğunda surlarla çeviriyorlardı. Bu sayede şehirleri dış saldırılara karşı daha korunaklı oluyordu.
 Uygur sanatında, Çin sanatının çok büyük etkisi bulunmaktadır. Aynı şekilde ticaret yaptıkları Tibet ve Fars kavimleriyle de kültürel benzeşmelere sahiptiler. Zaten Uygurların dini olan Mani dini Zerdüştlükten bozma bir dindi.
 Uygurların heykelciliği ise Orta Asya’da yapılan en iyi heykellerdendi, insan boyunda heykeller, hatta 10-15 metreyi aşan heykeller bile yapabiliyorlardı. Uygurlarda tiyatro ise Budizm’i yavaş yavaş benimsedikten sonra gelişmeye başlamış ve İslamiyet’ten sonra da bu tiyatro kültürü Uygurların içinde yaşamaya devam etmiştir. Uygurlarda tek eşlilik hâkimdi ve Tengri dinini bırakan diğer Türk boylarının aksine kadın ve erkek tamamen eşitti. Akla gelebilecek hiçbir alanda kadın-erkek hakları diye bir ayrım yoktu.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Göçebe Yönetim Sistemi
« Yanıtla #74 : 10 Eylül 2017, 14:08:51 »
Göçebe Yönetim Sistemi
Tarihin gelmiş geçmiş en özgür insanları belki de. Göçebeler. Çoğu kişi Göçebeliği Asya’ya özgü bir yönetim sistemi olarak tanımlar. Fakat aslında bu büyük bir yanlıştır. Asya kökenli Türkler, Moğollar, Mançular ve bazı Çin boyları gibi göçebe ulusların yanı sıra. Afrika, Avrupa ve Amerika kıtasında da tarihin belli dönemlerinde göçebe insanlar yaşamıştır. Türk göçebeleri ve Moğol göçebeleri ise tarihin en çok söz ettiği göçebe gruplarıdır.
 Türklerde göçebelik aslında yönetici sınıfın değil alt sınıfın yaşam tarzıdır. Türklerde genel olarak Kara Budun adı verilen alt taba göçebe hayata sahipti. Asil ve soylu sınıf genelde Göktürklerin başkenti Ötüken veya Altan Ordo’nun başkenti Saray gibi yurtlardan –Göçebe Çadırlarından- oluşan ve göç etmeyen şehirlere sahipti. Bazen bu şehirlerin etrafı surlarla çevrilebilirdi hatta bazen başkent olarak işgal edilmiş şehirler seçilirdi. Yani Türklerde göçebelik yaşam tarzıydı, tüm devlet göç etmiyordu.
 Aslında Türklerde çoğu devlet kurulduktan sonra yerleşik yaşama geçmiştir. Bunlara en büyük örnekler, Yunan ve Roma tarihçilerinin Avarların, Avar Halkası adını verdikleri şehirlerde yaşadıklarını. Hunlarında aynı şekilde Avarlarla aynı tarzda şehirlerde yaşadıklarını ve hatta Attila’nın onları büyük bir salonda karşıladığını yazmaları gibi.
 Göçebe yerleşimler ise birkaç farklı isimle anılırlardı;
Oymag (Oymak) = Binlerce çadırdan oluşan göçebe yerleşim.
Avul (Aul, Ağul) = Göçebe köy, genelde Kazaklar, Kırgızlar gibi Kıpçaklar bu tip yerleşimlere sahiptir. Daha doğrusu bu şekilde adlandırıyorlardır.
Oba = Tek veya birkaç aileden oluşan göçebe yerleşim.
 Aslında göçebelik Türk yaşam tarzını anlatmaya çok uygun değildir, genelde Türklerin sahip olduğu göçebelik Konar-Göçer bir sisteme sahipti. Mevsimlik olarak göç ediyorlardı, sürekli bir göç halinde değillerdi.
 Göçebe devletlerin çoğu düzgün bir veraset sistemine sahip olmadığı için veya bazen etnik karışıklıklar dolayısıyla yıkılmıştır. Genelde göçebe devletler iki farklı yönetim biçimine sahiptiler;
1-) Devlet Kağanın tüm çocukları arasında bölünür ve Kurultay kardeşlerden birini Ulu Kağan ilan ederek tüm kardeşlerin devletlerini onun uydu devleti haline getirirdi. Mesela Altan Ordo Ulusu, İlhanlı Ulusu gibi Cengiz Han’ın soyundan gelen devletlerin Yuan Hanedanı’na bir dönem bağlı olması gibi.
2-) Kurultayın seçtiği bir kardeş tüm devlete sahip olurdu.
 Bu yönetim sistemlerinden ilki genelde çok sorunlar çıkarırdı fakat ikincisi etkiliydi. Ancak göçebe bir devletin ömrünü kısaltan daha başka şeyler vardı;
 Ulusçuluk; Aslında milliyetçilik, ulusçuluk modern düşüncelerdir. Ancak Türkler (Bu düşünce Moğollarda da vardı) kendi milletlerinin Tengri tarafından görevlendirilmiş en önemli Ulus oldukları ve bu sebeple her Türkün yönetimde hakkı olduğu düşüncesiydi. Osmanlı Devleti’nde çıkan Türkmen isyanları, Dokuz Oğuzların, Göktürklere İsyanı, Kırgızların Uygurları yıkması vb. şeyler buna örnek gösterilebilir.
Asimile; Aslında Türkler genel olarak göeçbe kültür dolayısıyla sentezci bir ulustur. Diğer uluslarla kendilerini sentezleyerek ayakta kalmayı başarırlar. Sentezcilik elbette ki günümüzde yapıldığı takdirde bir milleti yok edebilecek bir şeydir, ancak o dönemler için devletlerin ayakta kalmasını sağlayan bir etkendi, çünkü o zamanlarda günümüzde olduğu gibi bir milliyetçilik yoktu. Ancak bu sentezcilik sadece toplu şekilde yaşayan Türk boylarında geçerli olmuştur, en önemli kültürel özelliklerini bu sayede kaybetmemişlerdir, fakat dağınık halde yaşayan ve diğer Türklerden ayrı kalmış olan Avarlar, Bulgarlar gibi Türkler kısa sürede asimile olmuşlardır.
 Göçebe yönetim sisteminin elbette ki artıları da vardı. En önemli artısı, insanların birbirlerini kollama gereği duyması ve bu sebeple komşuluk, akrabalık ilişkilerini en ön planda tutmasıdır, bunun yanında bozkırda hayatını devam ettirebilmek için avlanmak ve savaşmak zorunda olan insanların diğerlerine göre daha kuvvetli olmasıdır. Siyasi artısı ise yayılımcı politikada gayet iyi olmasıdır.

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 422
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #75 : 10 Eylül 2017, 14:17:16 »
İki güzel yazı daha. O zamanlarda da Çinlilerin bu kadar çok nüfusları var mıydı? NAsı bu kadar kalabalık oluyorlar?
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #76 : 10 Eylül 2017, 14:31:03 »
İki güzel yazı daha. O zamanlarda da Çinlilerin bu kadar çok nüfusları var mıydı? NAsı bu kadar kalabalık oluyorlar?
Çok teşekkür ederim. Soruya gelince Yine Kaşgarlı'nın ve Orhun Kitabeleri'nin yazılarından yola çıkarak bu soruya Evet cevabını verebiliriz. Sayıları belki bu günkü gibi milyar değildi ancak gayet fazlaydı. Özellikle tarih geçtikçe insan nüfusunun arttığını düşünürsek. Şunu da söylemek mümkün ki Çinliler farklı uluslardan kişileri de içlerinde eritiyorlardı. Yani nüfuslarının bu kadar çok olmasına şaşırmamak gerek.

Çevrimdışı kerem1249

  • Konsilyer
  • Yönetici
  • *
  • İleti: 2132
  • Leo Galante
    • Profili Görüntüle
    • Wizard101 Türkiye
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #77 : 10 Eylül 2017, 15:03:25 »
Gizli faaliyetler ve İngiliz Sinsiliği gibi kavramları ortaçağda, Asyadan gitmeden başarabilseydik bugün Çin ana karasında kendini xx ulusundan olarak nitelendiren birçok devlet olabilirdi. Çin'in birleşik, büyük ve kalabalık olması dünya için bir kayıp.
Bir daha bu kadar aptal olmayacağına söz ver bana, tamam mı? Hayatını yaşlı bir adam daha çok yaşasın diye riske atmamalıydın...

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #78 : 10 Eylül 2017, 15:38:41 »
Gizli faaliyetler ve İngiliz Sinsiliği gibi kavramları ortaçağda, Asyadan gitmeden başarabilseydik bugün Çin ana karasında kendini xx ulusundan olarak nitelendiren birçok devlet olabilirdi. Çin'in birleşik, büyük ve kalabalık olması dünya için bir kayıp.
Çok doğru.

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #79 : 11 Eylül 2017, 12:36:07 »