Gönderen Konu: Türk Tarihi ve Kültürü  (Okunma sayısı 2062 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi
« Yanıtla #20 : 31 Ağustos 2017, 13:01:26 »
Çok bilgilendirici yazıyorsun. TEşekkürler.

Sağolun ben teşekkür ederim.

Çevrimdışı Noman Man

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 747
  • Etnik döküntülere geçit yok !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi
« Yanıtla #21 : 31 Ağustos 2017, 13:02:21 »
Macarlar hakkında bir yazı güzel olabilir.
Hardcore denemesi mi grup denemesi mi yoksa zenci gücü mü bu fikir nedir açıkla bize :)
Paradoxfan gelişiyor..

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi
« Yanıtla #22 : 31 Ağustos 2017, 13:44:20 »
Macarlar hakkında bir yazı güzel olabilir.

İleride yazabilirim.

Çevrimdışı Gök Börü

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 854
  • ATSIZ
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi
« Yanıtla #23 : 31 Ağustos 2017, 15:50:50 »
Çok bilgilendirici bir konu,teşekkürler :)

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi
« Yanıtla #24 : 31 Ağustos 2017, 15:58:07 »
Çok bilgilendirici bir konu,teşekkürler :)
Sağolun ben teşekkür ederim.

Çevrimdışı mami2003

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 425
  • Ejder Yalçın
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi
« Yanıtla #25 : 31 Ağustos 2017, 16:50:32 »
Çok bilgilendirici bir konu,teşekkürler :)

Çevrimdışı kerem1249

  • Konsilyer
  • Yönetici
  • *
  • İleti: 2132
  • Leo Galante
    • Profili Görüntüle
    • Wizard101 Türkiye
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #26 : 31 Ağustos 2017, 17:28:26 »
Çok bilgilendirici bir konu,teşekkürler :)
Bir daha bu kadar aptal olmayacağına söz ver bana, tamam mı? Hayatını yaşlı bir adam daha çok yaşasın diye riske atmamalıydın...

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Tengricilik
« Yanıtla #27 : 31 Ağustos 2017, 17:51:41 »

(aç/kapa)

Tengricilik
Gök Tanrı’nın dini. Tüm göçebe Asyalıların ortak inancı. Tengrizm’in tarihsel gelişimini aslında ilk başlarda Sakaların temelini attığı bir inanç olabilir. Tengrizm, ilk başlarda kabilesel farklı inançların Hunlar dönemindeki bir birleşmeyle sentezlenmesi sonucu günümüzde Tengrizm olarak geçen Tengri inancı olarak ortaya çıkmıştır. Tengri, Ön Türkçe’de gök demiştir. Hatta Orhun kitabelerinde de Tengri kelimesi hem tanrı hem de gökyüzü manasında kullanılmıştır. Tengrizm inancının Asya Hunlarında daha kendine özgü bir inanç iken, Attila döneminde diğer Avrupa dinlerinden bazı özellikleri ödünç almıştır. Hatta Tengrizm’in, İslam’a benzetilmesinin en büyük sebebi de budur. Çünkü Tengrizm, Attila döneminde Hristiyanlığın da etkisi altında kalmış bu yüzden Tengrizm’in bazı hikâyeleri Hristiyanlığa ve dolayısı ile İslam’a benzer noktalar taşır.

İnanç Sistemi
Tengrizm inancı sık sık Şamanizmle karıştırılır ancak bu yanlış bir önermedir. Tengrizm Şamanizm’in bir branşıdır. Ancak Şamanizm değildir. Şamanizm inancıdır, ancak Şamanizm değildir. Mesela temel olarak bir Müslümanın mezhebim yok demesiyle aynı şeydir. Tengrizm’de şaman ağırlıklı değil Tanrı ağırlıklı ibadetler yapılırdı. Tengrizm’de önce, birbiriyle akraba olan tanrılara, ardından doğal nesnelere tapınılırdı. Farklı kültlere inanılan ve kabileden kabileye farklılık gösteren bir inançtı.

Adaklar
      
Adaklar genelde iki farklı şekilde yapılırdı birinde hayvan yatırılarak karnı açılır ve içerideki damarı kesilmek suretiyle öldürülürdü. Hayvana mümkün olduğunca az acı verilmeye çalışılır çünkü hayvanın tekrar doğacağı düşünülürdü. Genelde beyaz renkli atlar tercih edilirdi. Diğer tip adak ise hayvan kullanılmadan yapılan adaktır Bu  adak olarak özel seçilmiş çeşitli gıda malzemeleri, içki, tütün, silah, ev eşyaları ve at yarışları ile güreş gibi farklı şeyler kullanılır. Yıldırımın düştüğü noktada gençler, Tengri'nin hoşnutluğunu tekrar kazanmak için güreşler ederler. Ama her gün yapılan ve en sık rastlanan adak, bir tas kımızdan Gök'ün dört yönüne doğru biraz sıçratarak o içkiyi böylece Tengri'ye, adayıp gerisini bir dikişte içmektir.

Hunlardan Gelen Bir Tören
      
Cenaze törenlerinde eski Roma tarihçileri Hunların yüzlerini bıçaklarla kestiklerini yazmıştır. Hatta bazı romalı tarihçiler insanların yüzlerindeki kesikleri sakalları çıkmasın diye yapıldığını da zannetmiştir. Bu yüz kesme olayı cenaze sahibine kan ağlıyoruz mesajını vermek içindir. Geri kalan cenaze törenleri ise inanılan külte göre yapılır örneğin gömülür, yakılır ve benzeri işlemler uygulanır.

Kamlar   
   
 Tengrizm’de, Kamlara yani şamanlara tapılmaz ancak büyük saygı gösterilir. Üzerlerine manyak adı verilen bir kıyafet giyen bu şamanlar genelde farklı çalgılarla (ıklığ, kopuz, davull gibi) Tengri’ye dua ederler.

Tanrılar ve Kökenleri
   
Tengrizm özünde 3 ana tanrı barındırır. Bunun yanında Yakutların, Altayların inandığı farklı tanrılar vardır.
3 Ana Tanrı      
Umay Ana
   
Umay Ana bereket tanrıçasıdır. Umay ana dişi olarak betimlenmiştir. İyilikler yapar. Doğacak çocukları belirler. Üç boynuzu, Beyaz elbisesi, Yere kadar uzanan beyaz, gümüşten saçları vardır. Görünümü yaşlı değil, orta yaşlıdır. Kuş kılığına bürünebilir. Yaşam ağacının sahibidir. Çocukları korur. Yeryüzüne bereket dağıtır. Etrafına ışık saçar. Kimi zaman kızarak insanları korkutabilir. Çocuğu olmayanlar kendisine kurban adarlar   
Ülgen Han
      
Yakutlar gibi bazı Türk boyları Ülgen Han’ı, Kayra Han’ın, diğer Türk boyları da Göktanrı’nın oğlu olarak görürler. Kayra Han’ın oğludur. Altın Dağ’da, altın kapısı olan altın bir sarayda yaşar. Altın bir taht üzerinde oturur. Kayra Han’dan sonra ikinci derecede öneme sahiptir. Gök cisimlerini yönetir. Göğün hâkimidir. Dünyayı taşımaları veya destek olmaları için üç tane balık yaratmıştır. Elindeki topuzu, yaşam ağacının köklerine benzer ve öylesine dallı budaklıdır. Biri sağında ve diğeri solunda iki ak Güneş bulunur. Mani dinine inanan Uygurlarca Ahura Mazda ile aynı kişi olarak anılmıştır. İsimleri Karakuş Han, Karşıt Han, Pura Han, Burça Han, Yaşıl Kan, Kanım Han, Baktı Han olan 7 oğlu ve Ak Kızlar olarak geçen dokuz kızı vardır. Altaylara göre May Ana ve May Ata’nın babasıdır.
Erlik Han
Bazı rivayetler kendisinden Ülgen’in oğlu diye bahseder. Erlik Han lanetlenmiştir, Tanrı ve yarattığı dokuz dallı çam ağacının dokuz dalından kendi halkını türetir. Erlik bu halk benim olsun der.tanrı da ona git kendi halkını kendin bul deyip Erlik'i geri çevirir. Tanrının halkının bu agacın yalnız doğuya bakan 5 dalından istifade etmelerine izin verilmiştir. Kalan dört dal yasaklamıştır. Erlik gidip bu halkı baştan çıkarır. Erkek olan Törüngey ile dişi olan Eje, Erlik'in şu sözüne kanarlar "Bu dört dal aslında size yasak değildir, meyveleri de pek tatlıdır. Dilediğinizce yiyin." Erlik sonra ağaca bekçi bulunan yılan uyurken ağzına girer ve ağaca çıkar, Ece'ye müsaade ettiğini söyler. Bunun üstüne Ece meyveden yer, Törüngey'in de agzına sürer. Tanrı durumu fark eder ve Erlik'i yer altına gönderir. Eje'ye "Sen benim sözümü tutmadın bundan sonra gebe kalasın ve doğum sancıları çekesin" der. Yılana "Sen benim sözümü tutmadın, bundan böyle Şeytan diye bilinesin, herkes seni ezmeye öldürmeye çalışsın" der. Törüngeye "Sen benim sözümü tutmadın, 9 kızın 9 oğlun olacak ve hepsinden sen sorumlu olacaksın, insan neslini sen çoğaltacaksın"der. Bu efsane büyük olasılıkla Hunlar Avrupa’ya gittikten sonra orada Hristiyanlık ile karşılaşıp dinlerine ekledikleri bir efsane olabilir. Çünkü bu efsane diğer bazı efsanelerle çelişir. Zaten halihazırda başka dinlerden bazı özellikleri kendi dinine katan Avrupa Hunları, bu efsaneyi de dinlerine kazandırmış olabilirler.
 Karaş Han, Matır Han, Şıngay Han, Kömür Han, Badış Han, Yabaş Han, Temir Han, Uçar Han, Kerey Han isimli 9 oğlu vardır bunlara Kara oğlanlar denir. Altay şamanizmine göre Erlik'in oğulları yer altına inen şamana yol gösterirler. Erlik ve oğulları için zayıf ve hasta hayvanlar kurban edilir. Çünkü Altaylılar'ın inançlarına göre Erlik, kötü kurbanlardan hoşlanır. Erlik'e asla at kurban edilmez. Ayrıca, Erlik'i simgeleyen şeyler ve tasvirler yapmak yasaktır. Erlik Han'ın oğulları her zaman babaları gibi kötü değildir. Bunlar, kötü ruhlardan insanları korurlar. Kızları olan Kara Kızlar kuttörenleri sırasında kamları baştan çıkarıp, onların başarısız olmalarına neden olurlar. Erlik ile iletişime geçen şamanlara Kara Kam denir. Dolganlarda anlatılan bir efsaneye göre, Erlik han Mamutları yeryüzünden alıp yeraltı alemine götürmüştür. Mamutlar orada Erlik Han'a hizmet etmek zorundadırlar. Eğer bir Mamut oradan kaçıp tekrar yeryüzüne ulaşmaya çalışırsa derhal buz kesilip ölür.      
 
Kayra Han
      
 Kayra Han genellikle baş tanrı olarak bilinen tanrıdır. Gök Tengri’nin oğludur ve pek çok kavme göre en yüksek tanrıdır. Sadece Türk veya Moğol kavimleri değil Sibir kavimleri de bu tanrıyı en üst rütbeli tanrılardan biri olarak kabul eder. Kayra’nın dört oğlu vardır; Ülgen, Yer Tengri, Mergen, Kızagan. Ülgen iyiliğin (bazı yerlerde Bayülgen diye de geçer), Yer Tengri hakkında fazla bir şey söylenmez, Kızagan intikamın, Mergen bilgeliğin tanrısıdır.
Kara Han
      
Kayra Han ile karıştırılsa da aslında farklı bir kişiliktir. Kara Budunun önderidir. Soylu olmayıp da han olmayı temsil eder. On oğlu Dokuz kızı vardır. Aynı zamanda Kara Han’ın, Oğuz Kağan’ın atası olduğu da söylenir.
Akça Han
      
Kara Han’ın karşıtıdır. Soyluluğu temsil eder. Anadolu’da da Ağca Bey isimli bir hikaye vardır;
“Ağca Bey yazlarını Akdağ yaylalarında geçirir. Çok istediği halde bir erkek çocuğu olmamıştır. Çok güzel olan tek kızının isteyeni çoktur fakat Ağca Bey kimseyi kızına layık görmez ve bakar ki kızını beylerden kurtarmanın yolu yoktur onu erkek kılığına sokar. Cirit, güreş, at koşturmada erkekleri geçer. Bahar gelince günün birinde sürülerini Akdağa çıkaran bir çoban herkesin uykuya daldığı dolunaylı bir gecede kavalını öyle bir üflerki, kız sese uyanır. Sese doğru gider ve görünce çobana sevdalanır ama atına atlayıp gider. Çoban il il gezer ama kızı bulamaz. Ertesi yıl yine Akdağ'a gelir. Kız Çobanın kavalını duyar duymaz atına atlayıp kaval sesine doğru gider ve çobanın yanına varır. Yıllarca bu böyle devam ederken fırtınalı bir günde kavalın sesini duyar atına atlayıp sese doğru gider ama ses her defasında değişik yerden gelmektedir. Rüzgarın oyunundan şaşıran kız atını bir sağa bir sola sürer. Kaval sesi gitgide uzaklaşmaktadır. Kız deliye döner ve Akdağın tepesine yönelir. Bir uçuruma geldiğinin farkına varmadan aşağıya Ak Irmağa düşer. Çoban da yiter gider, bir daha kimse ondan haber alamaz.”
Ayzıt
   
Ayzıt güzellik ve aşk tanrıçasıdır. Kuğular biçim değiştirmiş kutsal kızlar olarak kabul edilir bu yüzden kuğular kutsaldır. Ormanlarda dolaşmayı sever. Ak bir kalpağı, çıplak omuzlarında ak bir atkısı vardır. Çocukları ve hayvan yavrularını korur. İnsanlara sevgi ilham eder. Sarayının kapısında ellerinde gümüş bakraçlar ve gümüş kamçılar bulunan yasakçıları (bekçileri) vardır. Bu yasakçılar kötü insanları içeriye almazlar. Ayzıt’ın kızları vardır. Onlar da kuğu kılığına bürünebilirler.
Gün Ana
      
Güneş tanrıçası olarak görülebilecek kutsal bir varlıktır. Bu inanca göre gün ana insanların ilk büyük annesi ve Ay Dede ilk büyük babasıdır. Göğün yedinci katında oturur.
Ay Ata
      
Ay Tanrısıdır. Ay dede olarak da geçer. Ay ata insanların ilk büyük babasıdır.
Andır Han
      
Ateşi korur. Bazen kızarak yeryüzünde yangınlara neden olur. Elinde bir meşale ile betimlenir. Saçları ateştendir. Gözleri alev saçar. Heybetli ve kaslı bir görünümü vardır.
Satılay
      
Kötülük tanrıçası. İnsanların dengesini bozar, yoldan çıkarır ve ruh hastalıkları getirir. Çaresiz insanları intihar etmeye ikna eder.
Kış Han
      
Daha çok Yakutlar arasında inanılan Türk mitolojisine ait bir figürdür. Ayaz Ata gibi çocuklara hediye vermenin sembolüdür. Anlatılanlara göre Kış Kağan, mavi, siyah ve beyaz renkli bir cübbe giyer. İyi kalpli ve uzun sakallı bir yaşlıdır.
Erdeney
      
Türk ve Altay mitolojisinde Haber Tanrısı. Tanrıların haberlerini insanlara iletir. Habercileri ve ulakları korur. Uçan beyaz bir atı vardır. Elçilerin başlarına zarar gelmesine engel olur. İletilen haberlerin olduğu gibi, değiştirilmeden yerine ulaştırılmasının önemi sembolize edilir.
Kambar Ata
   
Türk mitolojisinde At Tanrısı olarak görünür. Atları korur, eğlenceyi sever.[1] Yılkıcı/Yılkışı (At Sürüsü Sahibi) Kambar Ata olarak söylenir. İslam sonrası Kamber motifi ile özdeşleşmiştir. İskitlerden bu yana Türklerle iç içe bir etkileşim halinde bulunan Taciklerde Yağmur ve Yıldırım Tanrısı olarak görünür.

Od Ana
   
Ocağı ve içindeki ateşi korur. Kırmızılar giymiş yaşlı bir kadındır. Ateşin yalımıyla dalgalanan kırmızı ipekten bir kaftanı vardır. Genç al bir kısrak üzerinde gezinir. Uzun kırmızı saçları vardır, saçları örülüdür ve ateşin yalımlarını simgeler. Göğüsleri çok büyüktür. Ocak evin tam ortası ve kalbidir. Od Ana, genel olarak evlerdeki ve çadırlardaki ocakları ve ateşini korur.

Tengriciliğin Tarihi Gelişimi      
Sakalar’ın Dini
   
Sakaların kabilesel dinleri büyük ihtimalle Tengrizm’in kökenini oluşturuyordu. Büyük ihtimalle her kabilenin kendi tanrısı veya aynı tanrıların farklı özellikleri vardı.
Hunlar’ın Dini
      
Tengrizm, Asya Hunları döneminde ilk defa Tengri dini olarak ortaya çıkmış olmalı. Tengri adını verdikleri gökteki bir tanrıya tapıyorlardı ve kam adı verilen şamanları vardı.
Avrupa Hunları’nın Dini
      
Avrupa Hunları, Doğu Avrupa’da karşılaştıkları kavimlerin ve dönemin Aryan Hristiyanların dinini Tengricilik ile sentezlemiş olabilirler. Böylece diğer semiti inançlarda bulunan bazı hikayeleri kendi dinlerine katmışlardır.
Tengricilik
      
Hunlardan sonra gelişmiş olan ve Hülagü Han’dan sonra yavaş yavaş yok olmaya başlamış olan Tengrciliktir. Günümüzde hala bu inancı sürdürmeye çalışan halklar olsa da büyük oranda Sibir şamanizmiyle karışıp eski Tengrici özelliklerini sürdürürler.
Modern Tengricilik
      
Neo-Paganist dinler gibi eski Tengriciliği yaşatmak amacıyla reform yapılmış yeni dindir. Günümüzde Tengrici olduklarını söyleyen kişilerin çoğu bu modern Tengriciliğe inanırlar çünkü eski Tengriciliği yazılı olarak tam manasıyla bilmemekteyiz. Modern Tengricilik ilk defa Tataristan’da "Bizneng yul" olarak ortaya çıkmış iken sonradan "Tengirçilik” adıyla anılır olmuştur. Zamanla Tengricilik, halkın arasında yaygın olan bir heves olmaktan çıkmış, devlet tarafından desteklenmeye ve enstitüleri kurulmaya başlanmıştır. Böylece 1997 yılında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te Tengrici bir topluluk kurulmuş ve en son verilere göre 500.000 resmî üyeye sahiptir. Tengriciliğin Kırgızistan'da bulunan başka önemli bir kuruluşu da "Tengir Ordo" (Tengri'nin Ordusu)'dur. Bu kuruluş, Kırgızistan'ın parlamentosunda milletvekili olan Dastan Sarygulov tarafından kurulmuş ve yine kendisi tarafından yönetilmektedir. Ayrıca Tengricilik araştırma merkezidir. Bu kuruluş, İstanbul Üniversitesi'nin Türk Dünyası Araştırma Merkezi ile bir işbirliği yapmaktadır. Tengir Ordo'nun çalışmalarına zamanla diğer Türk halklarının da ilgisi artmış ve Orta Asya'da çok kez basına yansımıştır.

« Son Düzenleme: 02 Eylül 2017, 14:18:21 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Agnostik

  • Vive la Révolution
  • Global Moderatör
  • *
  • İleti: 553
  • "Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu biz öldürdük!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #28 : 31 Ağustos 2017, 18:18:14 »
İslamın yaratılış hikayesiyle Tengrinin yaratılış hikayesinin birbirine ne kadar da benziyormuş.
Gel ki geceler çatlasın, gel ki şafaklar tutuşsun...

Hearts of İran

Çevrimdışı alemdar1227

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 422
  • Gelecek sene YKS'ye kadar ara veriyorum.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #29 : 31 Ağustos 2017, 18:18:59 »
Çok faydalı bir yazı daha. Bunları arşiv halinde saklasan güzel olur.
- Zamanla artan sadece iki şey vardır : 1. Ölüm korkusu  2. Kaybettiklerimiz.
- Bazen delirmek en akıllıca seçimdir.

Ne mutlu Türküm diyene!
                              
Kendinize iyi bakın. 24 Haziran 2018'de buradayım.

Çevrimdışı Hynkel

  • Müsellem
  • *
  • İleti: 60
  • Yol ver Türk'ün bayrağına.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #30 : 31 Ağustos 2017, 18:22:43 »
Yazılı bir eser bırakılsaydı acaba Tengricilik ile ilgili ne gibi öğelerle karşılaşırdık çok merak ediyorum.
Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #31 : 31 Ağustos 2017, 18:25:18 »
İslamın yaratılış hikayesiyle Tengrinin yaratılış hikayesinin birbirine ne kadar da benziyormuş.

Evet çok benziyor.
Alıntı
Bu efsane büyük olasılıkla Hunlar Avrupa’ya gittikten sonra orada Hristiyanlık ile karşılaşıp dinlerine ekledikleri bir efsane olabilir. Çünkü bu efsane diğer bazı efsanelerle çelişir.

Çok faydalı bir yazı daha. Bunları arşiv halinde saklasan güzel olur.
Sağolun teşekkürler :D her yazıyı bilgisayarımda yazıyor düzenliyor, kaydediyor buraya atıyorum.

Yazılı bir eser bırakılsaydı acaba Tengricilik ile ilgili ne gibi öğelerle karşılaşırdık çok merak ediyorum.

Tengricilikle ilgili son yazım değil daha bir kaç yazı daha yaza bilirim. Çünkü bu konu sadece Tarihi değil kültürel, inançsal yazılarda barındıracak.

EDİT: Ben pek düzgün cevap verememişim :D. Aslında yazılı eserler bırakılsaydı muazzam şeyler çıkabilirdi. Çünkü gerçeten içinde büyüleyici öğeler içeriyor.
« Son Düzenleme: 31 Ağustos 2017, 18:30:23 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #32 : 31 Ağustos 2017, 18:31:08 »
Bilgilendirici bir yazı daha, eline sağlık.

Çevrimdışı kerem1249

  • Konsilyer
  • Yönetici
  • *
  • İleti: 2132
  • Leo Galante
    • Profili Görüntüle
    • Wizard101 Türkiye
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #33 : 31 Ağustos 2017, 18:33:50 »
Bu görüş herkes için değişebilir, ancak bana göre Türklerin dini Tengricilik'te kalsa idi şuankinden daha güçlü bir devlet konumunda olurduk. İslâm öteki dünyada bizi kurtarabilir, ancak bu dünya için Tengricilik daha kullanışlı olacaktı.

Eline sağlık @SteppeWarrior :) Çok güzel yazı.
Bir daha bu kadar aptal olmayacağına söz ver bana, tamam mı? Hayatını yaşlı bir adam daha çok yaşasın diye riske atmamalıydın...

Çevrimdışı Agnostik

  • Vive la Révolution
  • Global Moderatör
  • *
  • İleti: 553
  • "Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu biz öldürdük!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #34 : 31 Ağustos 2017, 18:35:26 »
Bu görüş herkes için değişebilir, ancak bana göre Türklerin dini Tengricilik'te kalsa idi şuankinden daha güçlü bir devlet konumunda olurduk. İslâm öteki dünyada bizi kurtarabilir, ancak bu dünya için Tengricilik daha kullanışlı olacaktı.

Eline sağlık @SteppeWarrior :) Çok güzel yazı.

+1. Keşke öz dinimizi kaybetmeseydik diyorum ara sıra. Kafa patlatıyorum, ne gibi şeyler olurdu diye.
Gel ki geceler çatlasın, gel ki şafaklar tutuşsun...

Hearts of İran

Çevrimdışı Hynkel

  • Müsellem
  • *
  • İleti: 60
  • Yol ver Türk'ün bayrağına.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #35 : 31 Ağustos 2017, 18:39:31 »
Önünde sonunda asimile olurduk bana göre. Ha şimdi de asimile olmamış değiliz ama Tengricilik = Göçebe Kültürü ve göçebe kültürü asimile olmaya çok açıktır. Birde tütün adanıldığını yazmışsın fakat hatırladığım kadarıyla tütünün anavatanı güney amerika.
« Son Düzenleme: 31 Ağustos 2017, 18:41:28 Gönderen: Hynkel »
Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #36 : 31 Ağustos 2017, 18:44:54 »
Bilgilendirici bir yazı daha, eline sağlık.

Sağolun

Bu görüş herkes için değişebilir, ancak bana göre Türklerin dini Tengricilik'te kalsa idi şuankinden daha güçlü bir devlet konumunda olurduk. İslâm öteki dünyada bizi kurtarabilir, ancak bu dünya için Tengricilik daha kullanışlı olacaktı.

Eline sağlık @SteppeWarrior :) Çok güzel yazı.

Elbette ki ben zaten büyük ihtimal yazdım. Ancak mantıklı bir görüştür. Çünkü Attila'nın Tanrı Mars'ı kabul ettiğini biliyoruz. (Mars Roma tanrısıdır)

+1. Keşke öz dinimizi kaybetmeseydik diyorum ara sıra. Kafa patlatıyorum, ne gibi şeyler olurdu diye.

Kim bilir.

Önünde sonunda asimile olurduk bana göre. Ha şimdi de asimile olmamış değiliz ama Tengricilik = Göçebe Kültürü ve göçebe kültürü asimile olmaya çok açıktır.

Asimile kelimesini kullanmak pek doğru olmaz. Asimilasyon tam manasıyla kökenini bilmemektir. Biz şu an sentez bir durumdayız. Ama elbette bu "sentezleşme" hiç hoş bir şey değil. Göçebe uluslar ise dediğiniz gibi asimile olmaya açıktır ancak hepsi asimile olacak diye bir şey yok. Milli benliklerini kaybetmemek için uğraşırlarsa kaybetmeyeceklerdir. Ancak o dönem milliyetçi düşüncelerin olmadığını varsayarsak bu durum biraz zor. Bu sebeple Tengrici olsaydık asimile olurduk demek çok kesin bir yargı olur.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Divan-ü Lügat-it Türk’te Tengricilik Üzerine Terimler
« Yanıtla #37 : 31 Ağustos 2017, 23:06:02 »
Madem Tengricilik konusu ilginizi çekti kısa bir yazı daha yayınlayayım dedim.

Divan-ü Lügat-it Türk’te Tengricilik Üzerine Terimler

Kaşgarlı Mahmud Divan-ü Lügat-it Türk'te şöyle diyor;

“Kafirler göğe Tengri derler. Yine bu adamlar büyük bir dağ, bir ağaç gibi gözlerine ulu görünen her şeye Tengri derler. Bu yüzden bu gibi şeylere yükünürler. Yine bunlar bilge kişiye Tengrigen derler.”

Divan-ü Lügat-it Türk tengricilikle ilgili şu terimleri içeriyor;
Yagış; İslam’dan önce Türklerin adak için yahut Tanrı için kestikleri kurban.
Egit; Nazar değmesine karşın çocukların yüzüne sürülen bir ilaç.
Abaçı; Umacı, çocukları korkutmak için “Abaçı Keldi”, yani umacı geldi denir.
Abaqı; Göz değmemesi için bostanlara, bahçelere dikilen korkuluk
Arwaş; Birlikte afsun söylemek “Qam arwış arwadı: Kam (Şaman) büyü yaptı”
Çıwı; Bir cin türüdür. Türkler savaş söz konusu olduğunda, savaşın iki tarafının ülkelerinde yaşayan cinlerin, elbette bu tarafların hakanlarının lehine, insanların savaşından önce kavgaya tutuştuğunu ve bu savaşı hangi cin taifesi kazanırsa onun ülkesinin de savaşı kazanacağına inanırlar. Türk askerleri savaştan önceki gece cinlerin attığı oklardan sakınmak için çadırların içine saklanırlar.
Iduk; Kutsanmış, mübarek herhangi bir şey.
Irq; Gaipten haber vermek, fal bakmak. (Qam Irqladı; Kam kehanette bulundu)
Isrıq; Çocukları perilere ve göz dokunmasına karşı okumak için söylenir. Perilere karşı çocuğu efsunlamak için ilaç yapılırken çocuğun yüzüne “Isrıq, Isrıq” denir. Bu “Ey peri ısırılmış olasın” demektir.
Kösgük; Kem gözlerden korunmak için bahçelere vb. dikilen korkuluk.
Qam; Şaman
Qaş; Beyaz ya da siyah renkli bir tür şeffafımsı taş (yada taşı). Bunun beyaz olanı, yıldırım düşmesine, susuzluğa ve şimşek çarpmasına karşı bir koruma sağladığı inancıyla yüzüğe takılır.
Qovuç; Cin çarptığına dair bir belirti. Cin çarpan adamın yüzüne soğuk su atılır ve “Qovuç qovuç” denir. Daha sonra sedefotu ve ödağacıyla tütsülenir. Bence bu Türklerin, “Git cin, kaç cin” anlamında kullandıkları “Qaç qaç” sözünden gelir.
Qovuz; Qovuçun farklı bir söylenişi. (Oğuz Lehçesi). Yel qovuz bitiği; Cin çarpmasına karşı muska.
Monçuk; Ata takılan değerli taş, muska gibi şeyler. (Aynı zamanda Attila’nın babasının ismidir.)
Temür; Bunun başka bir anlamı daha vardır. Kırgız, Yabaku ve Kıpçaklar başka biriyle ittifak yaptıklarında ya da yapılan bir anlaşmaya taraf olduklarında kınından sıyrılmış bir kılıcı onun önüne koyarak  “Bu kök kirsun qızıl çıqsun; (Anlaşmayı bozarsam) bu (demir) gök (mavi) girsin kızıl (kana boyalı) çıksın” derler. Bu onların kılıç tarafından katledileceği. Çünkü büyük kudrete sahip olduğuna inandıkları demirin onlardan intikam alacağını anlatır.
Tigi (Tegi); Geceleri işitilen hışırtı sesi. Türkler, ölülerin ruhlarının her yıl bir gece toplandığını ve sağken yaşadıkları yerleşimlere gidip ailelerini ziyaret ettiklerine inanırlar. Geceleyin bu sesi duyan her kimse ölür.  Bu, Türkler arasında yaygın bir inançtır. Evlendikten sonra ailesini ziyarete gelen bir kadını anlatmak için “tegdi keldi; O (tegip geldi) ziyarete geldi” kullanılır.
Uçguk; Uçuk, ingi.
Umay; Doğum yaptıktan sonra kadının rahminden çıkan bir şey, Bu bir keseye benzer ve çocuğun “rahimdeki eşi” olarak adlandırılır.  Şu atasözünde de geçer “Umayqa tapınsa, ogul bulur; Umay’a tapan kimse çocuk sahibi olur” kadınlar bunu bir uğur belirtisi olarak kabul eder.
Yarın; Kürekkemiği. Türklerin bunun için şöyle bir atasözü vardır. “Yarın bulgansa el bulganur; Kürekkemiği zayıflarsa (güçten düşerse) ülke de zayıflar”
Yat; Taşlarla yağmur ve rüzgar getirmek için yapılan büyücülük.
Yatla-; “Yatçı yatladı; yada taşı kullanan yadacı yada taşı ile afsun yaptı.”
Yel; Cin “El yelpindi” denir. Adama yel (cin) çarptı denir.
Yelpin-; Cin çarpmış “Oğlan yelpindi” denir ki “Çocuğa cin çarpmış demektir.”
Yelpik; Cin çarpması, yele uğraması, yüzüne soğuk su serpilir sonra “Kovuç kovuç” denir.
Yelvi; Büyü (Büyücüye yelviçin denir)
Yelbüke; Ejderha, şu savda dahi gelmiştir “Yedi başlı yelbüke; Yedi başlı ejderha”
Yog; Ölü gömüldükten sonra üç yahut iki güne kadar verilen yemek
Yogla-; Ölü için yemek vermek Türklerin geleneği böyledir.
Yog Basan; Ölümden sonra yedi gün verilen yemek.



Divan-ü Lügat-it Türk'ten alınmıştır.
« Son Düzenleme: 02 Eylül 2017, 14:18:38 Gönderen: SteppeWarrior »

Çevrimdışı Heinz Guderian

  • Achtung,Panzer! | CKII
  • Bölüm Moderatörü
  • *
  • İleti: 1244
  • Crusader Kings 2 Bölüm Moderatörü
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #38 : 01 Eylül 2017, 00:26:02 »
Faydalı bir şekilde devam ediyor, eline sağlık.

Çevrimdışı SteppeWarrior

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 69
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Tarihi ve Kültürü
« Yanıtla #39 : 01 Eylül 2017, 00:27:47 »
Faydalı bir şekilde devam ediyor, eline sağlık.

Teşekkürler mümkün olduğunca faydalı bir şekilde paylaşımlar yapmaya çalışıyorum :D