İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - fear34

Sayfa: [1] 2
1
Paradoxplaza'da dolaşırken böyle bir mod buldum. Aslında mod "A Song of İce and Fire" serisini konu alıyor. Fakat ülkemizde henüz bu serinin çevirisi olmadığından ve sitedeki pekçok kişi diziden dolayı Westeros'u bildiğinden böyle bir başlık attım. Neyse gelelim modumuza.





Modda iki senaryo var. Bu senaryoları diziye spoiler olacağı için söylemiyorum. Ama zaten resimler herşeyi anlatıyor.

Hanedanlar, evlilikler, traitler, özel Westeros haritası, özel Westeros eventleri moda eklenmiş. Bizim sadece oyuna girip Baratheon, Lannister, Stark ya da bir başka aileyi seçip savaşa başlamamız gerekiyor.

Peki ya ejderha soyundan gelen deli kralın güzel kızı Deanerys Targeryen'e ne olacak? İleride Dotrahki'ler Moğollar baz alınarak oyuna eklenecekmiş.

Kaynak
İndirmek için

2
1836-1919 / Ermeni Tehciri Hakkında
« : 22 Mayıs 2011, 05:18:19 »
1890lara hatta daha eskisine kadar uzanan Ermeni Sorunu Fransa ve Rusya'nın kışkırtmalarıyla 1. Dünya Savaşı'nda akılalmaz noktaya gelmiştir. Öyleki o yıllarda Osmanlı askerlerine, köylerine, Ermeniler tarafından yapılan saldırılar sıradan bir haber gibi karşılanmaya başlanılmıştır.


Sivas iline bağlı Merzifon kazasında ele geçirilen Ermeni çetecilere ait silah ve bombalar.


Pekçok cephede güç bela mücadele veren Osmanlı Devleti bu soruna çözüm bulmak için 24 Nisan 1915'te Ermeni ileri gelenlerini tutuklamıştır. Lâkin bu icraatta soruna çözüm olmamış, Ermeniler taşkınlıklarına ve ihanetlerine tüm hızlarıyla devam etmişlerdir. Talât Paşa'nın önerisiyle Tehcir Kanunu 27 Mayıs 1915'te çıkartılmıştır.


27 Mayıs 1915 tarihli geçici tehcir kanunu

Sefer vaktinde, hükümetin icraatlarına karşı gelenler için askeri çevrelerin alacağı tedbir hakkında geçici kanun.
Madde 1 ; sefer vaktinde ordu, kolordu, tümen ya da müstakil mevki kumandanları tarafından hükümet işlerini, memleket müdafaasını, asayişin muhafazasını bozacak tertiplenme, muhalefet ya da silahla tecavüz görürlerse askeri kuvvetleri ile en şiddetli surette bu tecavüz ve muhalefeti imhaya görevli ve zorundadırlar.

Madde 2; Ordu, kolordu, tümen ya da müstakil mevki kumandanları askeri düzene karşı, casusluk, ihanet ettiği hissedilen şehir ve taşra halkını, tek başına ya da topluca diğer yerlere sevk ve iskan edebilirler.

Madde 4; Kanunun yürütmesi Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı'na verilmiştir. ( Enver Paşa)



*Takvim-i Vekayi 19 Mayıs 1331.
*Kanunu ben kendim çevirdiğimden bazı yerlerde eksik ve hata olabilir.



Tehcir Hakkında İçişleri Bakanı Talât Paşa'nın notları...


Sevk Olunan Ermeni Mikdarı
Vilayet ve Sancaklar          Naklolunan nüfus
Ankara Vilâyeti                   47.224                 
Erzerum Vilâyeti                   128.657
Adana Vilâyeti                   46.031
Bitlis Vilâyeti                  109.521
Halep Vilâyeti                    34.451
Hüdavendigar Vilâyeti(Bursa)     66.413
Diyarbakır Vilâyeti             61.002
Sivas Vilâyeti                 141.592
Trabzon Vilâyeti              34.500
Mâmüretülâziz Vilâyeti(Elazığ)     74.206
İzmit Sancağı                     54.370
Canik Sancağı(Kastamonu)       26.374
Karesi Sancağı(Balıkesir)     8.290
Karahisar Sancağı(Afyon)      7.327
Kayseri Sancağı         47.617
Maraş Sancağı        27.101
Niğde Sancağı          5.101
Konya Sancağı         4.381

                             
Yekûn                    924.158


Ermeni Nüfusun tehcir sonrasındaki genel hesabı(1916)
A:Tehcire tabii tutulmayan, eski yerinde kalan Ermeniler
B:Tehcire Tabi tutulup, yeniden yerleşen Ermeniler
C:1913 Yılındaki Ermeni Nüfus

                   A         B            C
Ankara         12.766        410        44.661
Niğde          193           850        56.115
Kayseri        6.650         4.257      47.974
Adana          12.263        4.257      51.723
Sivas          8.097         948        141.000
Hüdavendigar   2.821         178        59.038
Erzurum        0             0          125.657
Bitlis         0             0          114.704
Van            0             0          67.792
Diyarbekir     0             0          56.166
Elâziz         0             0          70.060
Diğer          -              -             -
                                             
             97.247         106.910      1.032.614
İstanbul     80.000                      80.000
                                             
                    177.247             1.112.614
                    106.910
                    --------
                    284.157

Yani;
Tehcir öncesi Ermeni nüfus 1.112.614
Tehcire tabii tutulan nüfus 924.158
Tehcir sonrası Ermeni nüfus 284.157'dir.
Arada müthiş bir fark vardır. Bu farkın sebebi, katliam, ölümler vs. değildir. 1916 yılında bütün doğu vilayetlerinin elimizden çıkmış olması, Ermenilerin Avrupa, Güney Amerika ve Rusya'ya göç etmesi bu farkı yaratmıştır.



Talât Paşa'nın kendi düştüğü not;
1913 yılındaki Ermeni Gregoryen nüfusu 1.187.818 ve Ermeni Katolik nufüsü 63.967'dir ve ikisinin toplamı 1.256.403 olarak gösterilmiştir. Mevcud olan bütün nüfus kayıtlı olmadığı için gerçek mikdar 1.500.000 olacağı gibi bugün mevcud olan yerli ve yabancı Ermenilerin 284.157 mikdarına ihtiyaten %30 ilave etmek iktiza eder. Ve bu takdirde gerçek mevcud 350.000 ile 400.000 arasonda bulunmuş olur.



*Murat Bardakçı - Talât Paşa'nın Evrâk-ı Metrûkesi kitabından alınmıştır.




3
Evde oynarken 1914 modunun bana saçma gelen bazı özellikleri değiştirdim. Forumda 1914 modu oyuncularınında faydalanması için paylaşıyorum. Daha pekçok yenilikler yapmayı planlıyorum. Sizlerdende fikir alabilirim. Sizden bir diğer isteğim bu çalışmada emek olduğunu bilip yorum yapmanız.


30 Ekim 1914'te Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya Harp İlanı coşkulu halk karşısında okunuyor.


Dosyayı indirmek için tıklayınız. Ayrıca bu pakette tek değişiklik Osmanlı Devletinde değil, İranda da çok büyük değişiklikler yapıldı.

Ayrıca oyunu daha da keyifli hale getirebileceğini düşündüğüm Mehter Marşları ile de oynayabileceksiniz. Kotalı arkadaşların canını sıkmamak için ayrıca veriyorum. C/Program Files/Paradox Interactive/1914 modunun yüklü olduğu klasör/music dosyasını siliniz. Buradan indirdiğiniz Mehter Marşları klasörünün adını music diye değiştiriniz ve C/Program Files/Paradox Interactive/1914 modunun yüklü olduğu klasöre atınız. İyi oyunlar.


Teknoloji takımları, bakanlar, askerler, core topraklar, skin, fabrika, yeraltı zenginlikleri, bazı ülkelerin haritadaki renkleri vs. gibi değişiklikler var. Yaptığım bütün değişiklikleri hatırlamıyorum çünkü bu paketi forumda yayınlamak için falan yapmamıştım. Kendi oyunuma ayrı bir zevk katsın diye yapmıştım. Ama sizde indirirseniz eminim Osmanlı'dan ve İran'dan daha da zevk alacaksınız.

4


Oyun: Hoİ2 Arma 1.0
Mod:  1914 "The First World War"
Senaryo: 1897 " Imperial Zenith "
Devlet: Osmanlı Devleti
Hedef: Paxottomana
Ayarlar: Full İC Take Over açık, Teach Team Take Over açık, diğer ayarlar varsayılan



Fasıllar
Methal{giriş}



                
                                                   METHAL

      19. Asır milletimiz için facialarla doluydu. Hele 1293 Harbi tarihimizin en berbat hatıralarını oluşturuyordu. İngilizlerin ve Almanların yardımıyla Berlin'de mağlubiyetimizi hafifletmiştik. Daha yeni tahta geçen Abdülhamid için saltanatının zor geçeceği daha başından belli oluyordu.


Padişahımız Abdülhamid-i Sâni

        O yıllarda düşman sadece dışarda değildi. İçerde de düşman vardı. Üstelik bunlar kendilerine "JönTürkler" diyor, merkezleri Paris'ten vatansever gençleri zehirliyor, ülkenin batı himayesine girmesi için uğraşıyorlardı. Bunlara müsamaha yoktu.

         Yine şairin "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez" demesi içimizdeki husumeti çok güzel yansıtıyordu. Rumlar, Bulgarlar, Sırblar hatta "Millet-i Sıddıka" Ermeniler bile istiklal hayalleri kuruyorlardı. Ve çoğu başarmıştı. Sıra bizim 500 yıllık vatanımız olan topraklardaydı. Ordaki gayrimemnunsınıf devletimizden ayrılan bu şer devletlere katılmak istiyordu.

          Yüce Çınar herkesi gölgesinde yaşatabilirdi. Tıpkı 400 yıldır olduğu gibi. Bu gafiller bunu unutmuşlardı. hedefimiz bunu gafillere tekrar hatırlatmak...

        



*Methal Osmanlıca'da giriş demektir.

Hikaye'ye katılmak isteyenler adlarını falan söylesin. Hatta mümkünse özelden resimde atsınlar.
        

5
Crusader Kings / Crusader Kings Hileleri
« : 09 Eylül 2010, 03:01:42 »
Oyun esnasında F12 tuşuyla konsolu açıp, alt kısımda yer alan hileleri girebilirsiniz:

Hepsi denenmiştir.

gold - Para   :sombrero:
prestige - Şöhret  8|
piety - Dindarlık  :J

Hileli oynamak kötüdür ama Haçlı Seferleri'ne gidenler gold'u kullansa fena olmaz hani.  &)

Norevolts : İsyanlar çıkmaz.
Difrules: Savaşta yenilmezsiniz.(askerler gider fakat moralden dolayı asla kaybetmezsiniz)
Fullcontrol: Herkezsin askerlerini yönetirsiniz.

die: O an seçilmiş olan karakter ÖLÜR
charevent [event numarası]: Hepimiz biliyoruzdur
nofog: Adından belli, sisi ortadan kaldırır
showid: Şehirlerin ID numarasını gösterir 
charevent 7084 yaparsanız o an olan kuşatma başarı ile sonuçlanır 
charevent 5100 yaparsanız stability +1 olur 
charevent 7084 yaparsanız o an olan kuşatma başarı ile sonuçlanır 
charevent 7037 başkente 20 ingiliz askeri gelir.
charevent 7039 başkente 75 fransız askeri gelir.
charevent 7038 başkente 25 alman askeri gelir.

6
Arkadaşlar Warband multi yapalım. Saatini isteklere göre ayarlarız ama bana 14.00-20.00 arası her saat uyar. Kimler gelecek bekliyorum.

1.131 ile oynuyoruz.

Hamachi ağı:
Paradox Yiğitleri
Ağ şifresi:
1453

7
Arkadaşlar bu oyunu pekçok defa yükledim, hiçbir şey anlamadan sildim. Bu sefer şeytanın kafasını gözünü bacağını kırmam gerekiyor. Bana yardım eder misiniz? Forumda 2 gündür çok methediliyor. İlk olarak ne yapmam gerkiyor. En iyi hangi ülke ile anlarım. ( Arnavutluk ile başlarım diye düşünüyorum ama tavsiyelerinizi bekliyorum. ) Oyunda ekonomi, diplomasi var mı bunlardan bîhaberim. Lütfen yardım edin.

8
Arkadaşlar çok büyük sorun var. Ben bir devletin paralı askeri oldum ama artık onların himayesinden çıkmak istiyorum. Lakin konuşma penceresinde böyle bir seçenek yok. Yardım edin lütlen ne yapmam gerekiyor.

9
Böyle herşeye konu açmaya oldukça karşıyım. Şu nedir şu nasıl olur gibisinden hiçbir konu açmamışımdır. (Ne twt'de ne burda) Oyunları kendim uğraşarak öğrenirim. Ama şu anda acaip sıkıştım. Acil yardım etmeniz gerekiyor. Osmanlı Mod Projesi için yardım almam gerekiyor. Başka konuya yazdım ama cevap gelmedi. Verilen cevapları ilk mesajda toplarım. Böylece konu herkese yardımcı olur. Neyse fazla uzattım;

Birisi iktisadî, ticarî, dinî, vatandaş ve savaş politikalarının hepsinin ne olduğunu yazarsa çok iyi olur. ( Osmanlı Mod Projesi için)

Söyle yazmanızı istiyorum;
İktisadî Politikalar
Laisesz Faire - Türkçesi - Ne işe yarar - Kimler destekler - kmler köstekler - vs.
State Kapitalizm - Devlet Kapitalizmi - Ne işe yarar - Kimler destekler- Kimler köstekler - vs.
...

10
1836-1919 / Resneli Niyazi Bey Hakkında
« : 19 Ağustos 2010, 15:48:06 »


Resneli, II. Meşrutiyet’i ilan eden kadrodadır. Enver Bey’in yoldaşıdır. Resneli, 1873’te Makedonya’da elmasıyla meşhur Resne’de doğar. Elma, muhallebi ve tulumba tatlısıyla büyüyen Resneli, Manastır Askerî İdadisi ve Harbiye mezunudur.



“Didar-ı hürriyet” kurtarılıyor, zincirleri balyozla kıran iki yiğit, Biri Enver Bey, diğeri Resneli Niyazi

O yıllarda gençler arasında Abdülhamid düşmanlığı pek prim yapar. Bayrak merasimlerinde “padişahım çok yaşa” yerine “padişahım baş aşşa” diye bağırırırlar. Niyazi de bunlardan biridir.



Başındaki şapkanın üzerinde “Vatan Fedaisi” yazmaktaydı. Türk Yunan Harbinde bölüğüyle kendinden 5 kat kalabalık düşman birliğini esir almayı başarır ki (Beşpınar) henüz 24 yaşındadır. Kendisine Padişah yaverliği ünvanı verilmek istenmiş ancak kendisi ,kazaskerin 13 yaşındaki oğluna da aynı ünvan verilmesi üzerine bunu reddetmiştirResneli iyi bir askerdir, bölgesindeki Bulgar komitacılarına nefes aldırmaz. Kalpağında “Hürriyet ya da ölüm” yazıyordu. Bu, savaşırken etkilendiği Makedon çetelerinin sloganıydı: “Sloboda ili smrt”.


Resneli içten pazarlıklı değildir, bu yüzden en riskli eylemleri üstlenir, karartır gözünü, bizzat fedailik yapar. Gün gelir dağa çıkma kararı alır ki henüz dokuz aylık evlidir, bakmak zorunda olduğu kız kardeşleri vardır sonra. Arnavut asıllıdır, Bektaşidir, havalide çevresi geniştir. Sultana muhalif isimlere ulaşmakta zorlanmaz. Türklerden, Arnavutlardan hatta Sırp, Bulgar, Ulah ve Rumlardan topladığı 160 adamıyla Manastır Dağlarını mekân tutar.
Kışladaki silahları ve cephaneleri de yanına alır, kasadaki 550 sarı liraya el koyar.


Aylardan Temmuzdur, geceler sıcak... Bu gerilla muhabbeti serüvenci gençleri pek sarar. Ateş başında keyf yapar, köyleri kasabaları basar, devlet gibi vergi salarlar (haraç mı deseydik acaba?). Gün gelir sayıları bini bulur, civarda kuş uçsa haberleri olur.
Bu arada İstanbul’a “Vatan Fedaisi” “Milli Ohri Taburu Komutanı” gibi garip imzalarla telgraflar yollar, cümleye “filan zamana kadar Meşrutiyet ilan edilmezse...” diye başlar.

İşte o hesap. İstanbul’daki paşalar da “çiviyi çivi söker” der, reylerini “üstüne gidilmesinden” yana kullanırlar.

Abdülhamid Han her zamanki gibi ihtiyatlıdır, başmabeyincisine “niye telaşlanıyorsun canım” der “dağdaysa dağda, eşkıya takibine çıkmış olamaz mı acaba?”
- Ama efendim, o tavır, o üslup, telgraflar ortada...
Abdülhamid Han büyütmez, bölge zordur, sıkıntılıdır zira. Neticede genç bir insan, asabı bozulmuş olabilir pekâlâ.
Resneli'yi yakalayıp İstanbul'a getirsin diye yine bir Arnavut olan Şemsi Paşa’yı Manastır`a yollar. Paşa o gün raporunu göndermiş, postaneden çıkmaktadır ki Mülazım Atıf (Cumhuriyet döneminde “Kamçıl” soyadını alacak, iki dönem mebus yapılacaktır) tarafından şehit edilir. Üstelik suikastçı onca korumaya rağmen elini kolunu sallayarak kaçar.
Henüz bunun akisleri sürerken Selanik Merkez Komutanı Nazım Bey saldırıya uğrar. Evet o yaralanmasına rağmen yaşar ama Alay Müftüsü Mustafa Efendi kurtarılamaz. Müftü Efendi güpegündüz vurulmuştur, kollukçular seyrine bakar. 17 Temmuz’da Erkan-ı Harbiye (Genel Kurmay) Mirlivası Osman Hidayet Paşa subay ve erbaşlara nasihat vermektedir ki konuşturmazlar. İkibin kişinin önünde kurşun atar, ağır yaralarlar. 19 Temmuz’da Debre Valisi Hüsnü Bey şehid edilir ve işin çivisi çıkar.
Sultan Abdülhamid bu defa Müşir Tatar Osman Paşa’yı havaliye gönderir, ancak isyancılar, 2 bin kişiyle gelip Resne’yi basar. Koca Mareşali yaralamakla kalmaz, ite kaka dağa kaldırırlar.
Zor günlerdir vesselam, Sultan kimi tutsa elinde kalır. Yolladığı subaylar karşı cenaha geçer, devlete meydan okurlar. Doğrusu İttihat ve Terakki’nin komitacılıktaki başarısı inkar olunamaz. Düşünebiliyor musunuz, yöreye sevkedilen askerler daha İzmir’den gemiye binerken ablukaya alınır, yol boyu işlenip militanlaştırılırlar. Hasılı isyan lodoslu havada çıkan orman yangınını andırır, bir anda Makedonya’yı sarar.

Abdülhamid Han en sonunda direnemez. Yıllarca istibdatla yönettiği ülkede artık hürriyete izin vermenin vakti geldiğini anlamıştır.
Resneli Niyazi bir anda “Hürriyet Kahramanı” olur. Uğruna şiirler yazılır, türküler yakılır. Boy boy kartları basılır, kurtarılan hürriyet dilberleri (devrin ressamları tombul kadınlardan hoşlanıyor olmalılar), kırılan zincirler filan...

Niyazi Bey dağda geçen günlerinde bir geyik yavrusu bulmuş ve özenle bakmıştır ona. Takdir edersiniz ki bon bon ve lati lokum ottan kökten daha lezzetli şeylerdir, garibin kimyası bozulur, peşi sıra dolanmaya başlar. Örgüt kurmayları hadiseyi efsaneleştirir, hayvancağıza kutsallık yakıştırırlar. Zavallıya “Rehber-i hürriyet” gibi tumturaklı bir ad takar, geçerken selâma dururlar.
Neyse zikr olunan geyik İstanbul’a getirilir, Gülhane parkında ziyaretçilerini ağırlar. Gazetelerde “Şehrimizi şereflendirdi” manşetleri... Akıllı uslu adamlar bile gelir bağlılıklarını sunarlar.
O yıl doğan oğlan çocuklarına ekseri Enver ve Niyazi adı konur, kızlara ise Maral (geyik). Benzer isimler yüzünden nüfus memurları saç baş yolar. Said-i Nursi dahi tebrik için Selanik’e koşar, bıraktığı mektuba “Ey zamanın Rüs-tem-i Zal’i” gibi bir giriş yazar. İltifat, iltifat, iltifat... Genç isyancıyı yere göğe sığdıramaz.
Ve sloganlar: “Niyaziler, Enverler, hamiyetli askerler!” “Yaşasın Meşrutiyet, Hürriyet, Uhuvvet ve Müsavat” “İleri ileri! Arş arş arş!”
Ortalıkta Karikopoulo Efendi’nin Niyazi Bey uğruna bestelediği Neşide-i Hürriyet marşı çınlar. Doğrusu bu kadarını Resneli de beklemiyordur, şaşkınlığı uzun süre üzerinden atamaz. Gittiği her yerde kürsüler kurulur, alayiş öyle güçlüdür ki kendi sesini duyamaz.


Resneli Niyazi istese çok yükselebilir, öyle ya Postacı Talat’ın Dahiliye Vekili  olduğu bir ülkede rahatlıkla vezirlik nazırlık kapar. Teşkilatta sözü dinlenir, tahsilse tahsil, masonluksa masonluk, sonra Britanyalı dostlar...
Ancak İttihatçıların makam mevki hususunda ne kadar hırslı, ne kadar acımasız olduklarını bilir, ayaklarına dolanmaz. Resne’de de sultandır zaten, kahramanlığın tadını çıkarmaya bakar.
İşi gücü bırakıp Prespe Gölüne nazır bir saray yaptırır. Zikrolunan binanın resmini Paris’ten gelen bir kartpostalda görmüştür, ustalar zemine taaa Konysko köyünden taşınan kayınları çakar, sağlam bir temel atarlar. Muhteşem bina Yunanistan ve İtalya’dan getirilen seçme malzemelerle tamamlanır. Peki para? Nema problema!

Genelde giriş kapısının üzerindeki balkonda oturur, keyfle kahvesini yudumlar. (Şu an “Dragi Tosiya” adıyla anılan saray Makedonlara hizmet sunar)
Meşrutiyet ile birlikte bir taklitçilik furyasıdır başlar. (Kendi ifadesiyle) “Selma Hanım da Madam Anjel gibi sosyete salonlarında Fransız jönlerine kırıtmayı uygarlığın gereği sayar. Vals, dans, reverans...” Resneli’nin Meşrutiyetten umduğu bu değildir, “bizar” olduğunu saklamaz. Hatıratında ısrarla inançlı bir insan olduğunu tekrarlar, gel gelelim hocalara da dokundurmadan duramaz. Zihinler karışıktır, ortalık toz duman!


Niyazi Beyin hasretle beklediği, uğruna ömrünü verdiği Meşrutiyet henüz 5 yaşındadır ki Balkanlar elden çıkar.
Çekile çekile Adriyatik’e varan Resnelinin tutunacak dalı kalmaz. Avalonya limanında İstanbul vapurunu beklemektedir ki... Dan Dan Dan!
Hem de en yakınından!
Şu çetecilerin iğrençliğine bakın ki onu kendi korumasına vurdurturlar (1913), genceciktir oysa, yaşı kırka varmamıştır daha...
Niyazi Bey muhafızına döner, gözlerini iri iri açıp sorar: “Neden?”
Tetikçi bu, nedenini mi bilir? “Vur” derler, sıkar!
Doğrusu bazı beyler onu İstanbul’da görmekten hoşlanmaz. Devlet kademelerinde Alman muhipleri ağırlıktadır, bir İngiliz yanlısı ile uğraşamazlar.
Caniyi ittihatçı liderlerden Esat Toptani ile İsmail Kemal’in azmettirdiği söylenir, ki onlar da Arnavut’turlar. Ayarın inceliğine bakın, kan davası olmasın diye kardeşi kardeşe kırdırırlar.
Daha da acısı henüz Resneli’nin naaşı soğumadan “ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti Niyazi” (daha edepsizleri de var) sözünü yayar, karizmasını kazırlar.
Bir zamanlar selama durdukları geyiği de kasaba yollar, ne izini, ne tozunu bırakırlar. Halbuki Cihan Harbi yaklaşmaktadır, memleketin Niyazi Bey gibi muhariplere ne kadar da ihtiyacı vardır o sıralar...


Refik Halid Karay - (“Bir Ömür Boyunca” kitabından)


Resneli Niyazi Bey'in geyiği hakkında;

Henüz on dokuz yaşında idim, ben onu gördüm. Gazetelerdeki ismi “Gazal-i Hürriyet” idi; bu ismi, İttihat ve Terakki komitesinin, ensesine arkasından bir kurşun yerleştirerek öldürttüğü muharrir arkadaşım Ahmet Samim koymuştu. Kendisi “Servet-i Fünun” üslubunda yazdığından “Hürriyet geyiği” diyememişti.

Şu var ki, “Gazal” bizim ceylan veya ahu adlarıyla adlandırdığımız çöl hayvanıdır; geyik ise dağ ve ormanda yaşayan soğuğa dayanan bambaşka hilkatte bir mahluktur. Ne yapayım ki, muharrir onun Arapça karşılığını bilemediği, bulamadığı için “gazal” deyip işin içinden çıkmış. Halk bu “gazal-i hurriyet” ismini tutmadı, “Niyazi Bey geyiği” demekte devam etti.

Şimdi vakaya gelelim: Hürriyet kahramanı Niyazi Bey, istibdat idaresine karşı koyanlarla beraber çetesi başında ve dağ sırtlarında pür silah, kalpağın üzerinde “Ya hürriyet ya ölüm” yazılı, dönüp dolaşırken, -rivayet bu ya- bir geyik zuhur eder, yanlarına gelir, yaltaklanır ve aralarına katılır. Artık birlikte gezip tozmakta, kasabalara girildikçe, telgrafhaneler basıldıkça da yine peşleri sıra yürüyüp koşmaktadır.

Nihayet II. Abdülhamit rejimi yıkılır, geyik de öbür hürriyetseverler ve mücahitler gibi İstanbul’a gelir. Gelir de arkadaşları gibi refah yüzü görür, bir saray ahırına mı sokulur, önüne yonca demetleri, sütle yoğrulmuş kepek, arpa yahut yulaf mı konulur? Hayır, zavallıyı alıp “Direklerarası” köşesindeki “Letafet” apartmanına götürdüler. Alt katta, ışık girmez, hava almaz bir bodrum bölmesine kapattılar.

İşte Niyazi Bey’i hürriyet arkadaşlığıyla destekleyen bu aziz hayvancağızı ben o bodrumda ziyarete gittim. “Cemiyet-i Mukaddese” menfaatine-ne ayıp şey değil mi?- bir kuruş mukabili ahaliye seyrettiriyorlardı.

İçeriye girince, yaş gübre ve mayhoşlaşmış kuru ot kokusundan genzim yandı, gözlerim sulandı. Önce karanlıktan ne tarafta durduğunu sezemedim; loşluğa alıştıktan sonradır ki, kenarda bir kıpırdama fark ettim. Artık iyice görüyordum. Biçareyi kalın kirli bir iple dipteki kazığa bağlamışlar. Önünde nemli ot kırpıntıları ve boyaları yer yer dökülmüş porselen eskisi, çamurlu tortu ile sıvanmış bir leğen… Güya su kabı!

Hürriyet Geyiği’nin yüreği öyle burkulmuş, kara ve iri çok güzel gözleri öylesine mahzun, malihülyalı ki içim sızladı. Bu gözlerde Resne Dağları’nın ve eski hürriyetinin hasreti yanıyordu; belki nedamet de vardı, cinsdaşlarını bırakıp insanlara katıldığına, hürriyet dağdağsına karıştırıldığına, fırsat elde iken kendilerinden ayrılıp dağ yolunu tutmadığına, yanındakilere güvendiğine pişmandı. Hayır tabiidir ki, geyik hayvan aklıyla bu muhakemeleri yapamıyordu, ama muhakkak ki sıla acısı çekiyordu, pınar suyu ve taze çimen gözünde tütüyordu.

Niyazi Bey’le Enver Bey, hürriyet remzi(simgesi), mucizesi, propaganda vasıtası olan geyikleri bu durumda sızlanırken, İstanbul caddelerinden geçtikçe alkışlanıyorlar; civar tiyatrolarda kantocu kızlar beyazlı kırmızılı kurdelalarla süslenip:

“Yaşasın Niyazi’yle Enverler

Yaşasın hamiyetli askerler”

diye cıyak cıyak bağırıyorlardı. “Gazal’ı-Hürriyet” bu seslere kulaklarını dikmekten de vazgeçmiş, bir deri bir kemik kalmış, son saatlerini yaşıyordu.

Asıl acayibi atlamak, sıçramak, numara ve marifet yapmak gibi tek hüneri olmayan hürriyet geyiği halkın alakasını da çekmemiş, müşteri ve Mukaddes Cemiyet menfaatine para toplayamamıştı. Karnını doyurmak ve bekçi bulundurmak fuzuli sayıldı, bir gün ahırın kapısını örttüler. Rejim değişikliğinin ilk mahzuru bu “Gazal-i Hürriyet” olmuştu.

Ölmüş müydü? Yoksa kesilip eti bir Beyoğlu lokantasına satılmış mıydı? Bilmem. Fakat o devirde, mesela Tokatlıyan gibi maruf lokantalarda, geyik değilse de av etleri arasında karaca bulundurmak adeti; belki dirisinden umduğu faydayı temin edemeyen hürriyetperverelerin bir uşağı, Meşrutiyet tarihinde yer eden şu bedbaht geyiğin ölümünden birkaç mecidiye kazanmıştı!

İnkilapların bilhassa insanlar arasında nice acı çekenler türetmesine ve kendim de onlardan biri olmama rağmen ara sıra hatırladıkça, hele çöllerde ceylan sürülerine rastladıkça aklıma hep bizim Meşrutiyet tarihinin bodruma tıkılıp kazığa bağlanmış ip tasmalı, bir nevi kalebent haline sokulmuş bahtı kara “Gazal-ı Hürriyet” gelirdi.

Zaten onu o halde gördükten sonradır ki, Meşrutiyet ve Hürriyet mefhumuna, hususiyle elebaşılarına karşı izanım da, imanım da sarsılmıştı. Galiba Ahmet Samim’de de aynı tesiri yapmıştı ki geyik hakkındaki makalesi rejimin ilk tenkidi olarak tarihe geçti ve iki yıl sonra bu değerli gencin hayatına maloldu. Ben, iki fasılda-dile kolay- yirmi bir sene süren gurbetzedeliğe rağmen yine de hafif atlatmış sayılırım!

Doğrusunu isterseniz-yeri belli olsaydı-hürriyet geyiğinin kemiklerini Abide-i Hürriyet’in içine değilse de civarına gömmek icap ederdi. O, ayrıca bir zamanlar beraber dolaştığı arkadaşlarının; ne katillere, ne kitlelere, ne harplere ve perişanlıklara karışmadan silinip ortadan kaybolması itibariyle, en masumu idi.


Kaynaklar
Türk Meşhurları Ansiklopedisi
1908 Devrimi - Aykut Kansu
Refik Halit Karay - Bir Ömür Boyunca

http://www.euractiv.com.tr/politika-000110/article/31-mart-ans-ittihatlarn-hrriyet-geyii-refik-halid-anlatyor-009562
Vikipedia
http://atlantisece.blogcu.com/resneli-niyazi/3894867

11
1836-1919 / 1908 Meclis-i Mebusan Seçimleri
« : 19 Ağustos 2010, 14:39:21 »
1908 Genel Seçimleri


23 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilan edilmesinden sonra Kasım-Aralık aylarında seçim yapıldı. 4 Aralık 1908’de 3. Meclisi Mebusan açıldı. İttihat ve Terakki yaklaşık 60 destekçisiyle çoğunlunluktaydı. 1911’de tek bir mebusluğu ilgilendiren, ancak siyasi yankıları yüksek olan bir ara seçim yapıldı.



20. Asır başında Rumeli'nde Osmanlı Vilayet Sınırları



20. Asır başında Anadolu'da Osmanlı Vilayet Sınırları




Seçim Sistemi
Kanun-i Esasi'ye göre
65. madde, her 50.000 erkek nüfusa bir mebus seçileceğini,

66. madde seçimlerin gizli olacağını,

67. madde ise, mebusluk ile hükümet memuriyetinin bir şahısta birleşemeyeceği,

68. maddesinde kimlerin mebus seçilemeyeceği yazılmıştır. Buna göre;
Osmanlı vatandaşı olmayanlar,
yabancı devlet imtiyazına sahip olanlar,
Türkçe'yi mümkün mertebe yazamayan ve okuyamayan kişiler ya da hiç bilmeyenler,
30 yaşını bitirmemiş olanlar,
seçim esnasında bir kimsenin hizmetinde bulunanlar,
iflas ile mahkum olup itibarları iade edilmemiş olanlar,
kötü ahlak ile tanınanlar,
suçuna karar verilmiş olup bu karar kaldırılmamış olanlar,
medeni haklardan mahrum olanlar,
yabancı devlet vatandaşlığı iddiasında bulunanlar mebus olamayacaklardır.

69. madde mebus seçimlerinin 4 yılda bir yapılacağını,

70. maddesi ise seçimlere meclisin açılış tarihi olan Teşrin-i Saniden (Kasım) en az 4 ay önce başlanılacağını hükme bağlamaktadır.


Uygulama
Oy verme işlemi en uzak köylerden başlatılarak, her gün 300 birinci seçmen oy kullanacaktı. Seçmenler mahalle veya köy esasına göre davet edilecek, başlarında imam, papaz, haham veya muhtar bulunacaktı. Sandık kurulu, sandık başına gelen seçmenlere sayıları kadar arkası mühürlenmiş pusula verecek, bir iki saat sonra yeniden gelmesini isteyecektir. Seçmenler isimleri yazdıktan sonra yine topluca sandık başına belirtilen zamanda gelecek, imam ve papaz tarafından padişaha dua edildikten sonra oy pusulaları sandığa atılacaktı (Madde 34). Oy kullanma işlemi bu şekilde devam edecek, kendi köyü oyunu kullandıktan sonra gelen seçmen oy kullanamayacaktı (Madde 37).

Seçimler bittikten sonra sandıklar açılacak ve oylar tek tek sayılarak müntehib-i saniler belirlenecekti. Bu müntehib-i saniler belirlenen günde kaza merkezlerinde hazır bulunarak mebusları seçecekti (Madde 46). Kazalardan gelen sonuçlar sancak merkezlerinde toplanarak kazanın mebusları belirlenecek ve mazbata verilecekti. Kazanın mebusları vilayet gazetelerinde ilan edildiği gibi aynı zamanda Dahiliye Nezaretine de bildirilecekti.




Açıklamalar
Aşağıda mebusların ilişkisi bulunan partiler yazılıdır. Lakin seçime sadece İttihat Terakki ile Fırka-i Ahrar girmiştir. 1912'ye kadar mebusların ilişkisi olan partiler vardır.

İttihad Terakki Cemiyeti ( İTC )
Fırka-i Ahrar ( FA )
Osmanlı Demokrat Fırkası ( ODF )
Mutedil Hürriyetperveran Fırkası ( MHF )
Ahali Fırkası ( AF )
Osmanlı Sosyalist Fırkası ( OSF )
Hürriyet İtilaf Fırkası ( HİF )
Bunların haricinde "Bağımsız" ( BAĞ ) veya Monarşist ( MON ) Mebuslar vardır.

Bazı mebusların yanlarındaki rakamlar ise;
(1) Ölüm nedeniyle sandalyenin boşalması
(2) İstifa nedeniyle sandalyenin boşalması
(3) Seçim mazbatasının Meclis'te reddedilmesi
(4) Sandalyenin ara seçimle doldurulması

Vilayetlerin yanındaki rakamlar ise o vilayetin çıkaracağı mebus sayısıdır.






Kosova Vilayeti (17)


Üsküb Mutasarrıflığı[Skopje] (4)

Alexandre Paritz - Sırp - BAĞ
Mehmet Necib[Draga] - Arnavut - İTC
Théodore Pavloff - Bulgar - HİF
Hoca Said Efendi - Arnavut - FA

İpek Mutasarrıflığı[Peja] (4)

Bedri Bey - Arnavut - BAĞ
Ahmet Hamdi Efendi - Arnavut - HİF
Ali Haydar Bey - Arnavut - BAĞ
Hafız İbrahim Efendi - Arnavut - İTC, BAĞ

Seniçe Mutasarrıflığı[Novi Pazar] (1)

Hasan Muhiddin Bey - Arnavut - FA, HİF

Priştine Mutasarrıflığı[Prishtina] (4)
Hasan Fuad Paşa - Arnavut - FA, HİF
Mustafa Hamdi Efendi(2) - Arnavut - İTC
Volçetrinli Hasan Bey - Arnavut - FA, MHF, HİF
Sava Stoyanovich - Sırb - FA
Şaban Paşa(4) - Arnavut - BAĞ

Prizren Mutasarrıflığı[Prizren] (3)

Mehmet Emin Efendi - Arnavut - BAĞ
Süleyman Şeref Efendi - Arnavut - BAĞ
Prezlinli Yahya Bey - Arnavut - FA, HİF

Taşlıca Mutasarrıflığı[?} (1)

Ali Vasfi Bey - Arnavut - FA, HİF


İşkodra Vilayeti(3)

İşkodra Mutasarrıflığı[Shkodër] (2)

Murtaza Bey - Arnavut - HİF
Şakir Bey(1) - Arnavut - BAĞ
Rıza Bey(4) - Arnavut - HİF

Draç Mutasarrıflığı[Durrës] (1)
Esad Paşa[Toptani] - Arnavut - İTC


Yanya Vilayeti(7)

Yanya Mutasarrıflığı[Ioannina] (2)
Dimitraki Kingos - Rum - BAĞ
Konstantin Sourlas - Rum - BAĞ

Ergiri Mutasarrıflığı[Argyrocastro](2)
Yannakis Mammapoulos - Rum - FA
Müfid Bey - Arnavut - FA, HİF

Berat Mutasarrıflığı[Berat](2)

Aziz Paşa[Vrione] - Arnavut - FA, HİF
İsmail Kemal Bey - Arnavut - FA, MHF

Preveze Mutasarrıflığı[Preveza ] (1)
Azmi Ömer[Akalın](2) - Türk - İTC
Hamdi Bey(4) - Arnavut  - İTC


Manastır Vilayeti(10)

Manastır Mutasarrıflığı[Bitola] (4)
Janaki Dimitrijecvich - Sırb - BAĞ
Traianos Nallis - Rum - FA
Pantché Doreff- Bulgar - OSF
Mehmed Vasıf Bey - Arnavut - FA, HİF

Debre Mutasarrıflığı[Debar] (1)

İsmail Bey (1) - Arnavut - BAĞ
Dukacınzade Mustafa Basri Bey(4) - Arnavut - FA, HİF

Elbasan Mutasarrıflığı[Elbasan] (1)

Hoca Abdullah Mahir Efendi(1) - Arnavut - BAĞ
Hacı Ali Efendi(4) Arnavut - İTC, HİF

Görice Mutasarrıflığı[Goritza](2)

Philip Mishi - Ulah - BAĞ
Şahin Taki - Arnavut - ODF


Selanik Vilayeti(12)

Selanik Mutasarrıflığı[Thesaloniki] (6)
Yorgaki Artas - Rum - FA
Mehmed Cavid Bey - Türk - İTC
Yorgos Honaios - Rum - İTC
Mustafa Rahmi[Aslan] - Türk - İTC
Dimitri Vlachoff - Bulgar - OSF

Drama Mutasarrıflığı[Drama] (2)
Agah Bey - Türk - FA
Rıza Bey - Türk - İTC

Serez Mutasarrıflığı[Serres](4)
Hristo Dalchev - Bulgar - OSF
Yusuf Naşid Bey(2) - Türk - FA
Dimitris Dingas - Rum - BAĞ
Mithad Şükrü[Bleda] - Türk - İTC
Derviş Ragıp Bey(4) - Türk - İTC


Edirne Vilayeti(12)

Edirne Mutasarrıflığı(3)

Asım Bey(1) - Türk - BAĞ
Mehmed Talat Bey[Paşa] - Türk - İTC
Rıza Tevfik[Bölükbaşı] - Türk - İTC, FA, HİF
Faik[Kaltakkıran](4) - Türk - İTC

Dedeağaç Mutasarrıflığı[Alexandroúpoli] (1)
Süleyman Bey - Türk - İTC

Gelibolu Mutasarrıflığı(1)
Stephan Narli - Rum - BAĞ

Gümülcine Mutasarrıflığı[Komotini] (3)
Mehmed Arif Bey - Türk - İTC
Hasan Fehmi Bey - Türk - BAĞ
İsmail Hakkı Bey - Türk - FA, AF, HİF

Kırkkilise Mutasarrıflığı[Kırklareli](2)
Mustafa Arif[Kocabaş] - Türk - İTC
Emrullah Efendi - Türk - İTC

Tekfurdağı Mutasarrıflığı[Tekirdağ](2)
Hacı Mehmed Adil [Arda](2) - Türk - İTC
Agop Babiguian - Ermeni - İTC
Agop Boyadjian - Ermeni - İTC



Dersaadet(10)
Manyasizade Refik Bey(1) - Türk - İTC
Mustafa Asım Efendi - Türk - İTC
Ahmed Rıza Bey - Türk - İTC  Meclis Başkanı
Albert Fraggi[Vitali] - Musevi - BAĞ
Bedros Haladjian - Ermeni - İTC
Ahmed Nesimî Bey - Türk - İTC
Krikor Zohrab - Ermeni - FA
Constantin Constantinidis - Rum - BAĞ
Hüseyin Cahid[Yalçın] - Türk - İTC
Pantoleon Cosmidis - Rum - FA
Mehmed Rıfat Paşa(4)(2) - Türk - İTC
Tahir Hayreddin Bey(4) - Türk - FA, HİF


Çatalca Mutasarrıflığı(1)
Dimitris Zaphiropoulos - Rum - FA

İzmit Mutasarrıflığı(3)
Anastas Mihailidis - Rum - BAĞ
Ahmed Müfid[Saner] - Türk - HİF
Hafız Rüşdü Efendi - Türk - FA

Biga Mutasarrıflığı(2)
Arif İsmet Bey(1) - Türk - İTC
Seyyid Ali Rıza Efendi(1) - Türk - BAĞ
Demircizade Mustafa Bey(4) - Türk - BAĞ
Atıf[Kamçıl](4) - Türk - İTC


Hüdavendigâr Vilayeti(18)

Bursa Mutasarrıflığı(4)
Ömer Fevzi Hoca - Türk - BAĞ
Hafız Ahmed Hamdi Efendi - Türk - FA
Abdullah Sabri[Karter] - BAĞ
Bursalı Tahir Bey - Türk - İTC

Karahisar-ı Sahib Mutasarrıflığı[Afyon](3)

Rıza Paşa - Türk - İTC
Hoca Mehmed Kamil[Mitas] - Türk - BAĞ
Kethüdazade Salim Bey - Türk - BAĞ

Ertuğrul Mutasarrıflığı[Bilecik](2)
Mehmed Sıdkı Bey - Türk - İTC
Mehmed Sadık Bey - Türk - BAĞ

Kütahya Mutasarrıflığı(4)
Abdullah Azmi[Torun] - Türk - İTC
Hatibzade Ahmed Cemal Bey - Türk - İTC
Hasan Efendi - Türk - ?
Mustafa Safvet Paşa(2) - Türk - BAĞ
Hocazade Rasih Efendi - Türk - MON
Ahmed Ferik[Tek](4)- Türk - İTC

Karesi Mutasarrıflığı[Balıkesir](5)

Hoca Ali Galib Efendi - Türk - BAĞ
Muharrem Hasbi Efendi - Türk - BAĞ
Abdülaziz Mecdi[Torun] - Türk - BAĞ
Şefik Efendi(2) - Türk - BAĞ
İbrahim Vasfi Efendi - TÜrk - FA, AF, HİF
Konstantin Savapoulos(4) - Rum - BAĞ


Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti(5)

Rodos Mutasarrıflığı(1)
Théodore Constantinidis - Rum - BAĞ

Limni Mutasarrıflığı[Lemnos] (1)

Mihaliki Coufis - Rum - ?

Midilli Mutasarrıflığı[Lésvos] (2)

Mihaliki Saltas - Rum - BAĞ
Panayotis Bostanis - Rum - BAĞ

Sakız Mutasarrıflığı[Hios] (1)
Mihaliki Tchélébidis - Rum - BAĞ


Aydın Vilâyeti(16)

İzmir Mutasarrıflığı(6)
Aristis Paşa Yorgandjioglu - Rum - İTC
Stephan Ispartaliyan - Ermeni - BAĞ
Pavlis Carolidis Rum - BAĞ
Nesim Masliah - Musevi - İTC
Çelebizade Seyyid Bey - Türk - İTC
Mehmed Said Efendi - Türk - BAĞ

Aydın Mutasarrıflığı(2)
Hocazade Süleyman[Bilgen](2) - Türk - İTC

Karesi Mutasarrıflığı[Balıkesir](5)

Hoca Ali Galib Efendi - Türk - BAĞ
Muharrem Hasbi Efendi - Türk - BAĞ
Abdülaziz Mecdi[Torun] - Türk - BAĞ
Şefik Efendi(2) - Türk - BAĞ
İbrahim Vasfi Efendi - TÜrk - FA, AF, HİF
Konstantin Savapoulos(4) - Rum - BAĞ


Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti(5)

Rodos Mutasarrıflığı(1)
Théodore Constantinidis - Rum - BAĞ

Limni Mutasarrıflığı[Lemnos] (1)

Mihaliki Coufis - Rum - ?

Midilli Mutasarrıflığı[Lésvos] (2)

Mihaliki Saltas - Rum - BAĞ
Panayotis Bostanis - Rum - BAĞ

Sakız Mutasarrıflığı[Hios] (1)
Mihaliki Tchélébidis - Rum - BAĞ


Aydın Vilâyeti(16)

İzmir Mutasarrıflığı(6)
Aristis Paşa Yorgandjioglu - Rum - İTC
Stephan Ispartaliyan - Ermeni - BAĞ
Pavlis Carolidis Rum - BAĞ
Nesim Masliah - Musevi - İTC
Çelebizade Seyyid Bey - Türk - İTC
Mehmed Said Efendi - Türk - BAĞ

Aydın Mutasarrıflığı(2)
Hocazade Süleyman[Bilgen](2) - Türk - BAĞ
Mehmed Ubeytullah[Hatiboğlu] - Türk - İTC
İsmail Sıdkı Bey(4) - Türk - MHF, HİF

Denizli Mutasarrıflığı(2)

Gani Bey - Arnavut - İTC
Ahmed Muhib Efendi  - Türk - BAĞ

Menteşe Mutasarrıflığı[Muğla](2)

Halil[Menteşe] - Türk - İTC
Hamza Hayati[Öztürk] - Türk - İTC

Saruhan Mutasarrıflığı[Manisa](4)
[Ali] Haydar Bey - Türk - İTC
İlhami Bey - Türk - BAĞ
Mansurizade Mehmed Said Bey - Türk - İTC
Tokadizade Şekib Bey - Türk - BAĞ


Konya Vilâyeti(13)


Konya Mutasarrıflığı(5)
Mehmed Emin Efendi - Türk - BAĞ
Kürdzade Hacı Mustafa Efendi - Türk - BAĞ
Müftüzade Hoca Salim Efendi - Türk - FA, HİF
Mehmed Vehbi[Çelik] - Türk - BAĞ
Şeyhzade Zeynelabidin Efendi - Türk - AF, HİF

Burdur Mutasarrıflığı(1)
Ömer Lütfi Efendi - Türk - AF

Hamid-i Âbad Mutasarrıflığı[Isparta](2)

Hacı Eşref Bey - Türk - BAĞ
Süleyman Sami Bey - Türk - BAĞ

Niğde Mutasarrıflığı(3)
Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi - Türk - İTC
Muhiddin Efendi - Türk - BAĞ
Yorgaki Kurtogli - Rum - BAĞ

Teke Mutasarrıflığı[Antalya](2)
Elmalılı Mahmud Hamdi[Yazır] - Türk - İTC, AF
Ebuzziya Tevfik Bey - Türk - İTC

Devam edecek...


Kürt Mebuslar;
Serdarzade Mustafa[Atay] - Karahisar-ı Şarki Mutasarrıflığı
Hafız Ahmed Ziya Efendi - Erzerum Vilâyeti
Ömer Lütfi Fikri Bey -  Dersim Mutasarrıflığı
Pirinçzade Arif Bey -  Diyar-ı Bekir Vilâyeti
Pirinçzade Fevzi Bey - Diyar-ı Bekir Vilâyeti
Babanzade İsmail Hakkı - Bağdat Vilâyeti

Kürt a da Türk olması muhtemel mebuslar
Kırdarzade Hacı[Mehmed]Ali Bey - Kerkük Mtasarıfflığı
Rıza Efendi - Diyar-ı Bekir Vilâyeti



Anadolu, Kıt'a Arabistan'ı ve Trablusgarp mebusları kısa süre içinde eklenecektir.

İstediğiniz mebus ile ilgili soru sorabilirsiniz. Size gereken kaynaklara varıncaya dek cevap veririm.

Kaynak
Aykut Kansu - 1908 Devrimi - İletişim Yayınları
http://www.rumeliplatformu.com/?p=711

12
Anket yenilendi, oy vermeyi unutmayın!!!



Oyun Sonrası Raporlar

Sardinya
Sardinia-Piedmont ile hayatımda yaşamadığım tecrübeyi yaşadım. 60k ordum vardı. Parma'ya savaş açtım ve aldım. Avusturya onun yanında girdi, Avusturya'nın 50k yakın ordusunu yok etmişimdir. Hep parça parça ordu yolluyorlardı bende yok ediyordum. Venediğe kadar aldım ama sonra Fransa ve Rusya bana savaş açtı. Bende beyaz barış yaptım orduları geri çektim. Modena, Portekiz, İki Sicilya ( ki adamlar Mısır'dan Adana'yı almışlar) Prusya ve adını hatırlayamadığım ne kadar küçük ülke varsa hepsi bana savaş açtı. Gemilerimi yok ettiler, Sardinya adasını ele geçirdiler. Fransızların 45k ordusu vardı. Benim 55k orduyu üstlerine sürdüm, 2-3 çatışmadan sonra ordularını yok ettim benimde 20k adamım kaldı. Modena'yı falan aldım, ülkeme çıkartma yapanları def ettim. Ama Avusturya bana savaş ilan etti, ülkeye dört bir taraftan girdiler, en çok toprak kazanan Yunanlılar oldu. Benim orduyuda birkaç yıl içinde yok ettiler. Ulan dedim bir İtalya'yı kurdurmanız alacağınız olsun dedim, çıktım.
(BİTTİ)
Osmanlı

(DEVAM EDİYOR)


İran


İran'ın son hali. Oyun öyle manyak geçiyor öyle manyak geçiyorki anlatamam. Bir sürü ülke cumhuriyete geçti. Kuzey Alamn Konfederasyon'u kuruldu ama adamlar Avrupa'nın ortasını komple aldılar. ( Avusturya hariç)

İnfamy 66.5 ;D Bütün devletler sıra sıra savaş açıyorlar. Bahreyn'e adam çıkartıyorlar, bende gemilerimi körfeze çıkartıyorum, ne adamlarını çekmelerine izim veriyorum ne de takviye yollamalarına. Şu anda Bahreyn'de 45k Fransız, 9k İngiliz askeri mahsur durumda. Bu olay daha öncede tekraralanmıştı.

Rusya ise başka bir alem; adamlar bana saldırdılar ordularının hepsini yok ettim. Hiç onlardan toprak falan almaya kalkışmadım. Bu sahne iki kere tekrarlandı. Üçüncü savvaş açışlarında orda bayağı adamım var diye ben saldırıyım dedim, daha toprak alamadan takviye birlikler geldi çok asker kaybettim. Askerleri geri çektim, Bir ara Khoy'u kaybetsemde geri aldım, şu anda o sınırda fortlar ve 150k asker Rusların saçma taaruzlarını püskürtüyor.

Ekonomi ise tam bir felaket. 280k borç var. Mahvoldum, bittim, öldüm, geberdim.

280 Asker çıkarma limitim var, bunlardan 85'ini ( yaklaşık öyle bişidi, zaten resimde görürsünüz) çıkartım. Asker kaybedince çok hızlı bir şekilde yerine yenisi geliyor. Bu konuda tek porblemim generallerimin çok kabiliyetsiz olması. :( 15 tane ordum var sadece 5'inde yetenekli generaller var.

Great Power olmak için gerekli Askeri ve Prstij skoru var. Bir tane araştırmayı yaptım. 4 tane araştırmayı yapınca Cvilized olucam. Ondan sonrada çok kolay Great Power olurum bu halimle Great Power sıralamasına girebiliyorum. Civilized olunca da hayvan gibi sanayiye abanıp borçları ödücem.

Şu anda Fransa, İngiltere, NGF, Rusya ve onların 100 tane müttefkiyle savaştayım.
(DEVAM EDİYOR)


Avusturya
Avusturya AAR

Avusturya ile öncelikle sanayileşmeye ve orduyu standardize etmeye çalıştım. Prusya-Rusya sınırlarına ağırlık verdim. Oralara fort koydum.

İlk hedefim aslında Sardinia ya da Prusya idi. Ama olaylar öyle geliştiki ben bile ne olduğumu şaşırdım. 1850'ye kadar savaş olmadı.

Ben kendimi geliştiriyordum, derken Rusya Osmanlı'ya savaş açtı. Fırsat bu fırsat dedim Rusya'ya savaş açtım. Savaş sebeblerine Sırbistan'ın İlhak edilmesini ekledim.

Osmanlı Devleti daha savaşın başında bozgunlara uğradı. Ruslar'ın savaş sebebi olan Kars Vilayeti'ne tümden girilmiş, Erzurum şehride düşmüştü.

Bende Rus sınırındaki yiğitlerimle Polonya'yı, Rus sınırı boyunca yer alan 10'dan fazla şehir ele geçirdim. O sırada Rusya seferberlik ilan edince anladım zokayı yicez, bende seferberlik ilan ettim. Bu ordumun mevcudiyeti 100k'yı buluyordu ve kurmay kadroma güveniyordum.

Derken Ruslar önce Polonya'daki askerlere saldırdılar. Burda başlarda galibiyet aldım ama Ruslar çok takviye getirince geri çekilmek zorunda kaldık. Varşova'yı ve onun altındaki bir şehri koruyacaktık.

Ukrayna Cephesinde ise; Ruslar hem seferber olmuş birliklerini getirdi, hemde Plevne'yi işgal eden 30k adamını kuzeye çıkardı. Burada inanılmaz savaşlar oldu. Bizim ordu çok büyük kayıplar vererek kazanıyordu. Ama ben ordu mevcudiyeti azaldı diye bütün orduları birleştirdim. Ruslar bir bir şehirlerimi kuşatıyordu bende tek ordumla bunları savunmaya gidiyordum...

Sırp Cephesinde ise Sırbistan'ın Osmanlı'dan aldığı Novi Pazar ile tüm Sırbistan işgal edildi. Dha sonra yapılan Viyana Anlaşması ile Sırbistan'ın ilhakını tüm dünya devletleri tanıdı.

Doğu Cephesi'nde ise Ruslar hayvan gibi gelmiyorlardı. O cephede 20k Avusturya askeri vardı. Osmanlıların desteği ile 30k Rus askeri yok ettik. Erivan'ı falan kuşatmaya aldık, sonra gelen takviyelerle Ruslar bizi püskürttü.

...Tekrar Kuzey Cephesine bakacak olursak 1853 olmuştu yıl ve savaşta çok büyük kayıplar vermiştik. Polonya'dan tamamen çekilmiştik, o taraftaki ordularımız Ruslara karşı 3'e ! gibi az bir oranda savaşıyordu. Ukrayna'da ise Stry şehirnde muazzam bir savaş yaşandı. Avusturya ülkesindeki bütün askerleri savaş boyunca buraya sevk etti. Ruslar 160k biz 130k ( en yüksek rakamlar savaşın başında 15k-20k idi) mevcudiyetine sahiptik. Maalesef ömrümdeki en büyük hezimeti yaşadım. Ordumuzun 113k kaybı vardı. Buna rağmen Ruslar sadece 35k adam kaybetmişti.

Bunun üstüne artık daha fazla dayanamayacağımızı anladık, Rusları Prag'a davet ettik. Buada yapılan görüşmelerden sonra Rusların Kars'ı alabileceklerini onayladık. ( Bu sırada Doğu Cephesi'nde biz öndeydik)


Bizim savaşımızdan sonra Kuzey Germen Konfederasyon'u kuruldu ve Fransa'ya karşı iki kere savaş açtı. İkisine Fransa kazandı ve Statüko korundu. Bizde bu savaşlarda ilkinde Sardinya'ya ikincisinde İsviçre'ye saldırdık.

1867'de Ruslar yine Osmanlı'ya saldırdı. Bu sefer Ordumuz modernize olmuştu. Sadece Barış vaktinde Rus sınırında 120k adam vardı. Ruslar bu sefer Giresun'u istiyorlardı. Ruslara yine savaş açtık ve bu savaş geçenki gibi olmadı. Doğu cephesinde 60k Batı Cephesi'nde 40k askeri vardı. Bu askerleriyle Silistre'yi falan alsada bu askerlerini yok ettik. Kiev'e kadar aldık. Ama doğu cephesinde Musul'a kadar inmişlerdi. WS bu yüzden düşüyordu. Derken Ruslar bizi St. Petersburg'a davet etti. Orada Giresun'daki emellerinden vazgeçeceklerini bildirdiler. Bizde memnuniyetke kabul ettik.

Ardında pek fazla şey yaşanmadı. 1870'lerde Osmanlı Devleti içinde çok büyük isyanlar başlamıştı. İsyancılar Osmanlı'nın Rusya güdümüne girmesine öfkeliydiler. Avusturya olarak isyancıların devletin %90'ınnı ele geçirdiği görünce Osmanlı'ya savaş açtık. Onları aşağıladık ve Bosna Vilayetini aldık. Aslında daha da alırdık ama infamy 23 olmuştu.




İşte Avusturya'nın 1881'deki hali.

(Not iflas eden fabirkaları biliyorum ama ss aldım çıktım oyundan yeni oldu onlar düzelticem htırlatmayınız.)


1881 Yılı itibariyle Düvel-i Muazzama
(Not iflas eden fabirkaları biliyorum ama ss aldım çıktım oyundan yeni oldu onlar düzelticem htırlatmayınız.)

(DEVAM EDİYOR)


Oyunlar bunlar, bunları daha da detaylıca anlatacağım.



Rehber Tarzı Şeyler

Genel Ekonomi Tavsiyeleri
Her ülkede redif( irregular ) fırkaları var onları mutlaka terhis edin. Savaşta kaybetmekten, barışta paranızı yemekten başka birşey bilmezler.

Ben vergilendirmeyi şu şekilde yapıyorum;
Diyelimki zengınden %10 alıyorum;
Fakir:% 30
Orta gelirli:% 20
Zengin:% 10
oluyor.

Diyelimki zenginden %20 alıyorum
Fakir:% 40
Orta gelirli:% 30
Zengin:% 20
oluyor.

Bu sürekli böyle devam ediyor. Dikkat ettiğim nokta gelirimin artıda olması. İlk yıllarda borç alabilirsiniz ama ödemeniz tavsiye olur. Yoksa bir sabah saray-ı hümayûnunuzdan uyandığınız zaman pencerelerinizden toplarını size yöneltmiş gemileri görebilirsiniz.

Diğer gelir kaynağı ise Gümrük Vergileri.
İlerleyen yıllarda çoook gelir sağlar ama onları arttırırsan halkının refah seviyesi duser. Hani solda pasta varya orda durumları yazıyor. İşte ora sınıf %50sı luxury needs falan diyor işte o düşer. O düşerse hiçte seksi şeyler olmaz. Gumruk en son kullanacagınız yöntem olmalı ben genelde %1 ya da %3 yapıyorum. Eğer halkın durumu kotuyse eksiye düşürdüğümde oluyor.

Osmanlı ile ilgili tavsiyeler
Beyler öncelikle ayık olun. Redif( İrregular) birlikleri kesinlikle terhis edin. Savaşta kaybetmekten, barışta paranızı yemekten başka birşey bilmezler. Bundan sonra ekonominiz düzelecektir. Mısır'a savaş açıp core olan topraklarınızı alabilirsiniz. İlhak etmeyin, SOI'nize alın daha faydalı olur. Infamy kazanmadan ülkeyi almış olursunuz. Avusturya Bosna için savaş açacaktır. Ama oyun boyunca dikkat etmeniz gereken Rusya. Adamlar tam baş belası. Moskof itleri Kars Vilayeti'ni almadan paçanızı bırakmayacaktır. Kars'ı alırlarsa Giresun için saldıracaklardır. Dediğim gibi ayık olun.

Sardinya ile ilgili tavsiyeler
Benimde başıma o tarz şeyler gelmişti. Ben Avusturya ve Fransa'yı teke tekte yenebiliyordum.

Sardinya adasında hiç asker kalmasın, hepsini Avrupa Anakarası'na çıkart. İtalya'daki devletleri SOI'ne almaya çalış. Eğer Avusturya senden önce kaparsa; Avusturya Prusya ya da Rusya ile savaşta olduğu zaman, Avustura'nın SOI'si olan devlete saldır. Avusturya'yı kolay yenersin. Infamy'nin düşmesini beklersin. ( Tabii çok uzun zaman geçmesi gerekiyor) Ardından Fransa'da çok fazla isyan olduğu zaman Papalık'a savaş açarsın.

Diğer devletleri ilhak etmeye gerek yok. Onlar SOI'inde kalsınlar. Eğer Avusturya senden önce davranamayıp hiçbir devleti SOI'sine alamazsa; Fransa'da çok fazla isyan olduğu zaman Papalık'a savaş aç.

Böylece kuzey İtalya senin ya da etki alanın altında olur.

Askeri mevzuatda pek zorlanmazsın ama sanayiide pek zorlanacaksın. Hiç işçi yok. Sardinya ile oynarken işçilerin olmamasından dolayı çok çekmiştim.

Avusturya ile ilgili tavsiyeler
Rusya ve Prusya sınırına adam yığın. Rusya Osmanlı'ya savaş açınca önünüzde iki seçenek olsun. Eğer Rus sınırında direnebileceğinizi düşünüyorsanız Rusya'ya Sırbistan'ı almak için savaş açın. Eğer direnemeyecekseniz Osmanlı'ya Bosna için savaş açın. Hatta işi ilerletip Osmanlı'nın elindeki Sırp ve Kradağ topraklarını alabilirsiniz. Sanayilerşmeye son derece müsait bir ülke. Hayvan gibi işçi var.


Politikalar
(Bu bölüm için süperman kardeşime teşekkür ederim.


İktisadî Politikalar

Laisez Faire
Devlet hiç bir işe karışmaz. Fabrika ve yol yapmazlar. Vergilerden en fazla %50 alırlar.
Liberal partiler destekler. Kapitalistlerin politikasıdır.



Interventionism
Müdahaleci politika.
Vergilere sınır koymazlar. Sosyal harcamalra en az %25, en fazla %75 ayırabilirsiniz. Kapitalistler laissez fair'e göre daha yavaş çalışırlar. Devlet yol yapabilir, fabrika açabilir.
Anarko Liberallerin ekonomik politikasıdır.



State Capitalism
Devlet kapitalizmi
Sosyalist partilerin ekonomik politikasıdır.
Vergilerden en az %50 alır. Devlet yol ve fabrika açabilir. Kapitalistler çok yavaş çalışır.



Planned Economy
Planlı Ekonomi.
Komunist partilerin devlet politikasıdır. Her şey devletin elindedir. Vergilerden en az %50, gümrük vergisinden ise en az %25 alırlar. Kapitalistler bu politikada asla iş yapmazlar, ülkeden göç edebilirler.


Dinî Politikalar

Sekülerizm
Laiklik.
Din ve devlet işlerini birbirinden ayrı tutan bir düşünce yapısı vardır.
Din asla bir partinin politikası olmamalıdır. Din sadece geleneksel bir öğe olarak görülür.
Anarko liberaller ve sosyalistler destekler.



Pluralism
Çoğulculuk anlamına gelir.
Din parti içinde aktif bir rol oynar. Ama diğe dinlere karşı da toleranslıdırlar.
Liberallerin politikasıdır.



Atheism
Ateizm.
Kilise devletin arasına giremez. Dinin özel bir şey olduğunu kabul eder.
Komunistlerin politikasıdır.



Moralism
Din ve devlet bir vücut gibidir. Kısacası din devletin içinde aktif bir role sahiptir. Azınlıklara ayrımcılık gösterir.
Gericilerin (reactionary) ve muhafazakârların (conservative) politikasıdır.


Askerî Politikalar

Jingoism
Aşırı milliyetçilik. Savaş yanlısı bir politikadır. Askeri harcamalara en az %50 bütçe ayırmanız lazımdır.
Gericilerin ve faşistlerin politikasıdır.



Pro Militiary
Asker yanlısı gibi bir anlama sahip.
Defence spendinge en az %25 ayırabilirsiniz. Muhafazakarların politikasıdır.



Anti Military
Savaş karşıtı politikadır. Defans harcamalrına en fazla %75 ayırabilirsiniz.
Liberallerin ve anarko liberallerin politikasıdır.



Pacifism
Savaş karşıtı politika diyebiliriz. Askeri harcamalara en fazla %75 ayırabilirsiniz.
Sosyalistlerin ve komunistlerin poliikasıdır.


Ticarî Politikalar


Protectionism
Yerli malı koruma politikasıdır.
Gümrükten en az %-25 en fazla %100 alır.



Free Trade
Serbest ticaret.
Amerika'da ki tüm partiler bu anlayışa sahiptir.
Devlet bu politikada yatırımcıları destekler. Gümrüğe en fazla %50 vergi koyabilir.




13
Victoria / Yeni Başladım
« : 08 Ağustos 2010, 14:34:57 »
Oyunu bundan önce 3-4 defa yülkledim anlayamadan sildim. Bugün yeniden yükledeim, ve azmettim bu sefer öğrenicem. TWT'de ve burada yayınlanan rehberleri okudum ama yeterli değil. Oyun çok karışık. Fabrika açmak, ordu kurmak istiyorum, bazı kaynaklar gerekiyor, anlıyorum. Ama bu kaynakları nasıl alacağız, fabrikaya nasıl koyacağız, onu anlamıyorum. Oyunu açar açmaz teknoloji geliştirdim, birşeyden anlamadığımdan başka birşey yapmadım. 1-2 yıl sonra ülke iflas etti heryerde isyanlar çıktı. Ben şimdi oyunu öğrenmek için hangi ülke olayım, demiryolu, fabrika nasıl basıcam, asker nasıl çıkartıcam bana anlatın lütfen.

Birde savaş açıp toprak almak istiyorum inanılmaz prestij düşüyor.

14
1836-1919 / Balkan Savaşları
« : 04 Ağustos 2010, 16:09:47 »
Bu linke kotalılar giremez

İnsanlar akın akın Babıali Caddesi'ne akıyordu. Gazete binalarının önü miting meydanı gibiydi. Herkes haberleri merak ediyor; birbirlerinin başları üzerinden uzanarak gazete binalarının duvarlarına asılan ve yeni haberlerin tebeşirle yazıldığı karatahtalara bakıyordu. Alemdar gazetesinin önündeki kalabalık birden coşku içinde dalgalandı. Karatahtada ilk zafer müjdelenmişti: Düşman ordusunun -ki o düşman Karadağ'dır- daha savaşın ilk saatlerinde verdiği zayiat yazıldı: 1200 ölü! Ne kolay bir zafer... Nitekim Tanin gazetesi de o gün savaşı 'Hele Şükür!' manşetiyle karşılamış ama Karadağ için 'pek küçük lokma' diye de hayıflanmıştı.
Aslında sadece Karadağ'ı değil, yüzyıllardır büyük güçlere karşı savaşmaya alışkın Osmanlılar, Karadağ'ı öne süren Balkan devletlerini de küçümsüyorlardı. En eskisi Yunanistan 82 yıllık bir devletti; 1830'da bağımsızlığına kavuşmuştu. En yenisi Bulgaristan'dı ve 34 yıl kadar önce kendi ayakları üzerinde yürümeye başlamış, Osmanlı'dan resmi bağımsızlığını sadece dört yıl önce elde etmişti. Sırbistan da öyle; Osmanlı bayrağı Belgrat kalesinden resmen 1867'de indirilmişti. Şimdi, Osmanlı egemenliğinin 500 yıllık boyunduruğundan ancak büyük devletlerin doğrudan müdahaleleriyle kurtarılmış bu küçük devletler, bir araya gelmiş Osmanlı'ya kafa tutuyorsa bunun ne hükmü olabilirdi ki. Ölüm döşeğindeki Osmanlı'nın bir fiskesi bunları susturmaya yeterdi; ola ki 'düvel-i muazzama' savaşa burnunu sokmasın...

O günlerin gazetelerinin 'harbi talep eden' manşetlerinin altında işte bu küçümseme eğilimi yatıyordu. Etkili yazarlardan Süleyman Nazif, Osmanlı'yı uyuyan bir aslana benzeterek 'Bırakın uyusun!' diye uyarıyordu düşmanları; zira 'Başını İşkodra dağlarına dayamış, ayaklarını Basra Körfezi'ne uzatmış, ... teneffüslerinde celadet-i masume intişar eden bu zararsız, hatarsız şir-i naimi uyandırmak tehlikelidir...' Ziya Gökalp ise tersine, uyandırılsın istiyordu: 'Vur eski kölesi utandır onu/ Bırakma uyusun uyandır onu!' Köprülüzade Mehmed Fuat da 'Cenk istiyoruz... Bak, yine açtık o hilali' diye başlayan bir şiir kaleme alıyordu. (Aynı Köprülüzade savaş başladıktan sonra 'Issız dağ başını duman bürümüş/ Yine Rumeli'ne düşman yürümüş/... Meriç'in üstünde köprü kurulur/ Düşman geçer, hep yiğitler vurulur/ Hepsini anlatsam dilim yorulur' diye bir matem şiiri yazacaktı.) Savaş taraftarı olmayan yok gibiydi, savaş zilletten kurtuluşun tek yoluydu sanki. (Meraklılara, Osmanlı toplumunun Balkan Savaşları öncesindeki ruh halini yansıtması bakımından o günlerin basınını ve edebiyatını değerlendiren Haluk Harun Duman'ın Balkanlara Veda, Basın ve Edebiyatta Balkan Savaşı adlı incelemesini hararetle tavsiye ederim.)
Peki durum neydi? Osmanlı ordusu sanıldığı ve istendiği gibi bu savaştan muzaffer çıkabilecek miydi? Olası bir başarısızlığın, Avrupa'daki toprakların tümünün kaybedilmesi demek olacağını herkes takdir ediyordu ama kimse buna ihtimal vermiyordu. İşte Osmanlı için pek küçük lokma sayılan Karadağ'ın İstanbul Maslahatgüzarı Plamenataz'ın, 8 Ekim 1912'de Osmanlı hükümetinin Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) Gabriel Noradunkyan'a tevdi ettiği savaş ilanının basın tarafından sevinçle karşılanmasının nedeni buydu. Nihayet beklenen olmuştu ama kimse Karadağ'ın efelenmesine ehemmiyet vermiyordu. Ne padişah, ne bakanlar, ne paşalar, ne basın, ne de halk. Karadağ'ın arkasında Balkan İttifakı olduğuna göre Bulgar, Sırp ve Yunan elçilerinin de savaş notalarıyla çıkagelmeleri an meselesiydi.
Beyoğlu'nda Yunan, Sırp ve Bulgar elçilikleri önünde toplanan halk, bu ülke bayraklarının aşağı indirilmesini bekliyordu. Ancak, Balkan devletlerinin harekete geçmesi için on gün daha beklemek gerekecekti.


Bu savaştan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı. Türklerin Anadolu'dan bile daha çok benimsedikleri coğrafya yabancı olacaktı. Köprülü Veles, Manastır Bitola, Cuma-i Bâla Baleavgrad, Vodina Edessa olacaktı. Türkler İmoaratorluklarını kaybetme provası vermişlerdi.

Alıntı
Son paragraf bana ait. Burda savaşla ilgili soru sorabilirsniz.

15
EUIII - Multiplayer / Krallar Vakti <^_^>
« : 31 Temmuz 2010, 21:07:25 »
Oyuncu alımı devam ediyor, herkesi bekleriz. Yeni katılanlar kalan ülkelerden seçim yapacaktır.

Devletler

İngiltere - fear34

Avusturya - FurkanBey
Osmanlı Devleti - king of kings
İran - osmanlı askeri
Moskova - stone417
Aragonya - shl_61
Burgonya - 1. ismail

1399-1411 Arası Dünya
1399-1411 Arası Avusturya
1399-1411 Arası Devlet-i Âli
1413-1423 Arası Dünya

1411 Yılı Kaydı
1411 Yılı Kaydı(Alternatif)

Oynayan kişiler hafta içi en geç saat 17.15'te hamachi ağda olmak zorundalar. Oyunumuz 17.30'da başlar. 4 Kişi 17.30'da hazırsa oyuna başlanır, diğerleri beklenmez.
Hamachi Ağ Adı : Krallar Vakti
Hamachi Ağ Şifre : 777


Kurallar

- Oyun 29 Nisan yamasıyla oynanacaktır. (HYTM)
- Başlangıç yılı 1399 dur.
- Enflasyon açık, şanslı uluslar kapalı, agresiflik agresif, kara ve deniz bölgelerini keşfedebilme 25 yıl olacak diğer kurallar varsayılan olarak oynanacaktır.
- Oyuna katılmak isteyenler devletini seçebilir. ilk seçim yapan, o devleti alır. Diğer oyuncular kalan devletler arasından seçim yapmalıdır.
- Belirlenmiş oyun zamanlarında gelemeyenlerin ülkesine saldırı yapılamaz, ancak o ülke saldırırsa savaş yapılabilir. Ayrıca o ülke ile evlilik yapabilir ve tahtını ele geçirebilirsiniz.
- Başlangıçta seçilmiş olan devlet değiştirilemez. Eğer devlet tamamen yıkılırsa başka bir devlet seçilebilir.
- Her oyuncu iki kere kez ülke değiştirebilir. (Yani 3 kere yıkılan oyuna veda eder.   )
- Savaşta War Score'u %70'ın üzerinde geri düşen devlet, War Score değerini aşmayan - ya da eşit olan - her türlü ateşkes antlaşmasını kabul etmek zorundadır.
- Oyuna üst üste iki kez katılmayan kişinin ülkesine saldırılabilir.
- Oyuna üst üste üç kez katılmayan oyundan çıkartılır.
- İlk oyuna mazeretsiz katılmayan oyundan çıkartılır.




16
1836-1919 / Martini
« : 09 Temmuz 2010, 13:57:00 »
Dedreli Hasan’ın ateş edip dağları inlettiği ve sesini Drama mahpusunda yatan dostlarına dinlettiği veya Hekimoğlu isimli eşkıyanın kendi nesli için aynalısını yaptırdığı tüfeğin hakiki adı, “Peabody-Martini-Henry” aslında. Biz “martin” deyip işin içinden sıyrılıvermişiz.

Bu tüfeklerden günümüzde Anadolu’da tek tük de olsa rastladığımız, üzerinde Sultan Abdülaziz Hanın tuğrası bulunan modellerinin ilginç bir öyküsü var. Bu öykü Amerika’da başlayıp Rumeli’ne, oradan Sibirya’ya ve oradan da Japonya’ya kadar uzanıyor.

1850’li yıllarda ordusunun tüfek ihtiyacını, başta İngiltere, Fransa ve Belçika olmak üzere Avrupa ülkelerinden karşılayan Osmanlı devleti, iç savaş (1861-1865) sırasında, silah sanayisi çok gelişen ABD’ne yöneldi.

İç savaşın başlarında Kuzeyliler ve Güneyliler ağızdan dolma tüfekler ile çarpışırken, savaşın son yılında Kuzeyliler, seri atışlı Henry tüfeklerini kullanmaya başladılar. Güneyliler bu tüfekleri , “Akşamdan doldurulup bütün gün ateş eden lanet Yankee tüfeği!” diye tanımlıyordu.

Ancak bu tüfeklerden sadece 10.000 tane üretilip Kuzey ordusuna verilebildi, savaş Kuzeyin zaferi ile bittiği için artık yeni silahlara ihtiyaç yoktu. Yenik Güney ordusu dağıtıldı, zaferi kazanıp ABD’nin birliğini yeniden sağlayan Kuzey ordusu ise ufaltıldı. Osmanlı devletinin aksine zayıf ve zararsız komşulara sahip ABD’nin büyük bir orduya ihtiyacı olmadığı gibi, tek uğraşı artık Kızılderilileri katletmekten ibaret olan bu ordunun, bu işi için modern silahlara ihtiyacı yoktu.

1872 yılında ingiliz ordusunda hizmete girer ve 1893 yılında şarjörlü lee-metford tüfeği çıkana dek kullanılır. Zulu savaşı vb. gibi koloni seferleri sırasında İngiliz başarılarının anahtarıdır. 1893 yılından sonra ise afrika sömürgelerinde oluşturulan polis kuvvetleri ile Hint ve Mısır ordularını donatır. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar bu birlikler tarafından kullanılır.

İngiliz Ordusu haricinde bu silahı benimseyen tek ülke Osmanlı İmparatorluğudur. Henry tüfeğinin daha geliştirilmiş bir modeli olan ve artık Winchester adını alan tüfekler için 1866’da ilk sipariş verildi. Seri atışlı, 44 kalibrelik ve 200 metreye yakın etkili menzili olan bu tüfekler, 93 Harbi (1877-1878) sırasında Osmanlı süvarilerince kullanıldı. Tüfekler özel olarak Osmanlı devleti için üretildiğinden nişangahlarındaki rakamlar Türkçe kazınmıştı.

Ancak Osmanlı devletinin uzun menzilli bir piyade tüfeğine ihtiyacı vardı. Bu konuda gerekli incelemeleri yapmak için Albay Rüstem Bey başkanlığında bir heyet 1869 yılında ABD’ne gönderildi. Bunu diğer heyetler izledi ve sonunda, ABD’nde üretimine yeni başlanan ve aynı anda benzer bir modeli de İngiltere’de İngiliz ordusu için üretilen “Peabody-Martini-Henry” veya bizdeki söylenişi ile “martini” tüfeklerinin alımına karar verirdi.


Martini tüfekleri, 1.300 metreye ulaşan etkili menzilleri, kalitesi ve kullanım kolaylığı bakımından, Osmanlı devletinin en büyük rakibi olan Rus ordusunda kullanılan benzer kategorideki 1867 model Krnka ve 1868 model Berdan tüfeklerinden daha üstün durumdaydı.

1871 yılında Amerikalı silah üreticisi ile kontrat yapıldı. Martini tüfeğinin tanesine 15 dolar ödenecekti, ayrıca her bir süngü için de 1,25 dolar daha ödenecekti. Böylece tüfeklerin tanesi 16,25 dolara geliyordu. 1872 yılından başlamak üzere beş yıllık bir süre içerisinde, 50.000 tanesi Mısır Hıdivi İsmail Paşanın hediyesi olmak üzere 600.000 adetten fazla Martin tüfeği Osmanlı ordusuna verildi. Bu tüfekler de Osmanlı ordusu için özel olarak üretildiği için nişangahlarındaki rakamlar Türkçe kazınmıştı. Ayrıca tüfeklerin sağ gövdesinde Osmanlı Sultanı Abdülaziz Hanın tuğrası ve onun altında da tüfeklerin seri numaraları (yine Türkçe) kazınmıştı.

93 Harbi (1877-1878) sırasında Martini tüfekleri görevlerini başarı ile yaptılar ama Plevne Savaşı sonunda 50.000 tanesi ve Kars Kalesinin düşmesi sonucu 40.000 tanesi Rus ordusunun eline geçti. Rus generaller bazılarının, “Düşman silahı kullanmak şerefsizliktir!” laflarına bakmayıp, kendi ellerindeki tüfeklerden daha üstün olan Martin tüfekleri ile askerlerini silahlandırdılar. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı sırasında Sibirya’daki bazı Rus birliklerinde hala bu silahlar vardı.

Ruslar ellerine geçen Türk Martinlerinin 9000 tanesini de, 1882 yılında Japonlara sattılar. Japonlar bu tüfeklerin üzerine İmparatorlarının mührünü kazıdılar, nişangahtaki Türkçe rakamların üzerine de Japonca rakamlar kazındı. Japonya ABD’ne saldırmadan bir yıl öncesine, 1940 yılına kadar bu tüfekler Japon Askeri Okullarında kullanılmaktaydı.

Osmanlılar ise kısa süre sonra Almanya’dan son model Mauser (Mavzer) tüfekleri almaya başladılar. Birliklere yeni Mauserler gönderildikçe, artık modası geçmeye başlayan Martinler depolara konulmaya başladı.

1890’ların başında Ermeni ayaklanmaya başlayınca, asi Ermeni çeteleri ile mücadele amacı ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Hamidiye Alayları kuruldu. Depolardaki Martin tüfekleri yeni oluşturulan bu birliklere dağıtıldı. Bugün Anadolu’da tek tük de olsa rastladığımız Martin tüfekleri, büyük olasılık ile Hamidiye Alaylarını oluşturan gönüllü yöre halkına dağıtılan silahlardır.

Yakında tek tük olsa bile rastlayamayacağız onlara.

Ama şu türküler hep kalacak:

drama koprusu hasan dardir gecilmez
soguktur sulari hasan bir tas icilmez
at martinini debreli hasan daglar inlesin
drama mahpusunda hasan karakedi dinlesin

mezar taslarini hasan koyun mu sandin
adam oldurmeyi hasan oyun mu sandin
at martinini debreli hasan daglar inlesin
drama mahpusunda hasan dostlar dinlesin

drama koprusu hasan dardir daracik
cok istemem yanko corbaci bin bes yuz liracik
at martinini debreli hasan daglar inlesin
drama mahpusunda hasan karakedi dinlesin

drama koprusunu hasan gece mi gectin
ecel serbetini hasan olmeden mi ictin
at martinini debreli hasan daglar inlesin
drama mahpusunda hasan dostlar dinlesin.


bir fırtına tuttu bizi deryaya kardı
o bizim kavuşmalarımız a yarim mahşere kaldı
o bizim kavuşmalarımız a yarim ahrete kaldı

yeni cezve yeni cezve kaynar kaynamaz oldu
o benim nazlı yarimin dilleri söyler söylemez oldu

yeni cezve yeni cezve kaynıyor ocakta
kasatura belimizde (a yarim) martınımız kucakta

mapsanede yata yata her yanlarım çürüdü
yollarına baka baka a yarim ela gözler süzüldü

Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım (da narimim) kendi nefsime

Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu geliyor aslan yürekli

Konaklar yaptırdım döşetemedim
Ünye Fatsa bir oldu başedemedim

Pencereden baktım kırat geliyor
Kıratın üstünde paşa geliyor

İster vali gelsin isterse paşa
Gelme paşa gelme ben atmam boşa

Çiftlice'nin muhtarı puşttur pezevenk
Hekimoğlu geliyor uçkur çözerek

Mangallarda yanıyor fındık kömürü
Çok canları yakıyor martin demiri

Ünye Fatsa arası ordu kuruldu
Hekimoğlu dediğin o da vuruldu




M1874 Type A Martini


M1874 Type B Martini






Güvenlik açık, ateşe hazır.

Güvenlik kapalı, ateş edemez.



kaynak trmilitary
meraklısı için     

17
Crusader Kings / feardan nağmeler(CK)
« : 06 Temmuz 2010, 02:53:52 »
Bu oyunu en iyi tarif edecek söz : karman çorman. Oyunu oynamaya çalıştım ama imkansız. 10 dk aval aval bakıntım etrafa. Ekrana istekler falan geldi kabul ettm. Asker falan çıkartabildim. Ama binalar kırmızı gözüyor bina inşa edemedim. Daha sonra baktım param 0'a inmiş, askerleri terhis ettim. Ama geliri nerden arttıracam bilmediğim gibi ekonomiyi yöneten biryer var mı onuda bimiyorum. Lütfen bana yardım edin.

18
Rome / Davet Ediyorum !!!!
« : 06 Temmuz 2010, 02:07:16 »
Böyle muhteşem bir oyunu forumda bu kadar az kişi mi oynuyor? Hepinizi oynamaya davet ediyorum. Bana istediğinizz soruyu sorun cevaplıyayım. Hatta egln multi yapalım. Oyun gerçekten o dönemi yansıtıyor.

Başka bir sorum oyunu oynayan arkadaşlara olacak. 1500'ler modu var mı?

19
Diğer Oyunlar / Guns Of August 1914 - 1918
« : 05 Temmuz 2010, 16:52:18 »
Guns Of August 1914 - 1918 oyununu bilen, gören, duyan, hisseden arkadaş var mı? Buna benzer (1. DS ile ilgili strateji ve yahut fps oyunu) var mı?

20
Osmanlı ile ilgili yaptığım tüm değişiklikleri buraya ekliyeceğim.

Osmanlı Devleti eklendi  
Osmanlı Devleti bakanları düzenlendi
Osmanlı Devleti komutanları düzenlendi
Osmanlı Devleti teknoloji takımları düzenlendi
Osmanlı Devleti sınırları ve talep ettiği şehirler düzenlendi
Osmanlı Devleti eventleri düzenlendi
Osmanlı Devleti vesaire düzenlendi

Sınırlar
Boyanan her yer Osmanlı toprağı ve Osmanlı'nın hak talep ettiği yerlerdir.


Sayfa: [1] 2