İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - KIZILORDU

Sayfa: [1]
1
1453-1836 / Osmanlı Dengesini Sarsan Darbeler(Yazı Dizisi)
« : 31 Ocak 2015, 18:10:58 »
Osmanlı Dengesini
Sarsan Darbeler

1550 yıllarına doğru dünyada ve Avrupa'da oluşmaya başlayan tarihsel koşullar, özellikle bazı ülkelerin görülmemiş bir sıçrama yaparak bütün bir Doğu medeniyetini tehdit etmesine; Amerika'ya, Afrika'ya ve yeni topraklara yayılmasına yol açmıştı. Batıdaki oluşum şöyle özetlenebilir: 15. yüzyıldan itibaren yer yer büyümeye başlayan sermaye ve zorladığı teknik gelişmeler, başka etkenlerle birleşince, derebeylik düzeninin temelleri sarsılmış, kilisenin baskısı hafiflemiş, toplumlar bu tutucu güçlerin etkisinden kurtuldukları oranda ilerlemeye başlamışlardı.

-I-
AVRUPA HÜCUMA HAZIRLANIYOR
Avrupa'daki bu gelişmeyle beraber şehirleşme hareketi de hızlanmıştır. Şehirlerde biriken servet 'iş vermek' gücüne ve olanağına kavuşunca serfleri (yarı hür köylüleri) sürekli şekilde tarım kesiminden çekmiş, onların hukukî özgürlüğünü sağlamış, dolayısıyla, kurmakta olduğu sanayi için gereken bol ve ucuz işgücüne kavuşmuştur. Zanaatlardaki ilerleme, uzmanlaşma, yapı tekniğinin ve su değirmeninin yaygınlaşması feodal düzenin kısıtladığı ekonomik faaliyetlerin kasabalarda gelişmesini sağlamakta, servet birikmekte, şehirler zanaat ve ticaret yığınakları olarak hızla büyümektedir.
(aç/kapa)

2
Tarih / Devletin Ferdiyetçiliğe Karşı Tutumu
« : 31 Ocak 2015, 16:14:40 »
Devletin Ferdiyetçiliğe Karşı Tutumu

"İslamiyetin ana prensibi, dinin ana ülküsü, devletin ana ülküsü adalettir. Sınıflaşmaya, dolayısıyla
adaletsizliğe yol açan mülkiyet meselesini İslam çözümlemiştir. Kuran'a göre mülk Allah'ındır.
Mülkiyet Allah'a ait olunca, o zaman sınıfsız bir devlet oluyor; devlet hiçbir sınıfın devleti olmuyor."


Prof. Cahit Tanyol'un bu yargısı daha çok teoriyle ilgili olmasına rağmen, meseleye ışık tutmaktadır.
Gerçekten, Osmanlılarda sınıfsal ayrışım daha çok devlet görevlerinin paylaşılması ve toplumsal
işbölümü biçimlerinden etkilenmiştir. Özellikle 16. yüzyıla kadarki dönemde belirli bir görev grubuna
dahil olmak, örneğin 'Sancakbeyliği', topraktan sağlanan artık-değere sahip çıkmanın başlıca yolu
olmuştur. Ancak bu sahip oluş, bağımsızlıktan ve süreklilikten prensip olarak yoksundu; belirli bir
görevin karşılığı olarak o görevin devamlılığıyla sınırlıydı. Yani dar anlamdaki bir mülkiyetin
dokunulmazlığını ve sorumsuzluğunu, artık-değere bu biçimde sahip olmak sağlamıyordu.
Osmanlılar üretim araçlarının mülkiyetiyle sınıf ve adalet arasındaki ilişkiyi, şüphesiz görmemişlerdi.
Ancak, İslami anlamda bir adaleti sağlamak isteyen devlet, bireysel ekonomik güçlerin toplum
düzenini ve eşitliği sarsan niteliklerini, adeta sezgileriyle fark etmiştir.
Burada gözden kaçmaması gereken nokta, söz konusu toplum düzenini korumakla, devlet görevini
yürütenlerin aslında kendi bütünlüklerini ve çıkarlarını koruduklarıdır.

Osmanlı devletinde egemen güç olarak beliren saray ve yüksek bürokrasi, ekonomiyi sıkıca
denetleyen politikalarıyla ve sosyal yaşantının en uzak köşelerine uzanan denetimleriyle, kendi
devamlılıklarını ve bir yönetici zümre olarak kendi bütünlüklerini güvenliğe almaktadırlar.
İslam ilkelerinin ve bu sezgilerin ışığında kurulan Osmanlı ekonomik düzeni, devlete geniş kapsamlı
görevler yüklemiş, özel girişimi sınırlamıştı. Bu düzende üretim araçlarının özel mülkiyeti vardı ama,
ancak belirli alanlarda geçerliydi.
Çağın tek önemli üretim aracı olan toprak konusunda Osmanlılar İslam uygulamasından da ileri
gitmişlerdi. Araplarda da var olan mirî rejimi genelleştirmiş, kesinleştirmişlerdi. 1550 yıllarına kadarki
uygulama, devlet mülkiyetinin özel mülkiyet zararına yaygınlaşması yönündedir. Bu tarihe kadar
'Malikâne' tipindeki topraklar sürekli olarak devlete katılmış; "şer'an her türlü saldırıdan uzak kalması
gerekirken, özel mülk ve vakıflar timara dahil edilmişlerdir." Özellikle Fatih Mehmet, çok sayıda
mülkün toprağını hazineye geri almış, bu durum çeşitli tepkiler de çekmişti. Fatih'in 20 bin kadar köyü
ve çiftliği amacından sapmış vakıfların ve kişilerin (çoklukla ulema ve yönetici) elinden aldığı, oğlu II.
Beyazıt döneminde ise, gelişmenin aksi yönde olduğu belirtilmektedir. Toprak mülkiyeti kural olarak
devlete ait olmakla beraber, kuralın sınırları Sultanların siyasetine göre farklılık gösterebilmektedir.
Nitekim II. Beyazıt sonrasında özellikle büyük savaşların yarattığı asker ihtiyacı nedeniyle, Fatih
döneminin devletçiliğine dönülmüştür. Yavuz Selim ve Kanunî Süleyman'ın (son yıllar dışındaki)
uygulaması bu yöndedir; Prof. İnalcık'ın verdiği bilgiye göre, 1528 yılında toprağın % 87'si devlet
mülkiyetindedir. (The Ottoman Empire, Sayfa 110)

Osmanlı ekonomik düzeninin var olması ve işlemesi için devlet belirli görevlerle yükümlüdür.
Cemaatin güvenliğini, eşitliği ve adaleti sağlamak amacıyla ferdiyetçiliğin başıboş davranışlarını
sınırlamak; toprak mülkiyetini elinde tutarak üretim düzenini korumak ve derebeylerinin filizlenmesini
önlemek; imalatı ve zanaatı denetlemek; esnafı örgütlemek; iç ve dış ticareti düzenlemek, büyük
şehirlerin iaşesini emniyete alarak kıtlığa ve karaborsaya imkân tanımamak; narh sistemleri, ortak am-

barlar ve piyasa denetlemeleriyle halkın aldatılmasını engellemek, güçlü bir vakıf sistemi kurarak
kamu hizmetlerini, sosyal yardım ve dayanışmayı bir ölçüde sağlamak, vb. Prof. Ö. L. Barkan'ın
özetleyişiyle, "...İktisadî kuvvetlerin, devletin kontrolden âciz kalacağı bir şiddetle boşanarak mevcut
cemiyet nizamını tahrip etmesi tehlikesinden toplumu ve ferdi korumak."(43)

Kaynak: Türkiye'de geri kalmışlığın tarihi, İsmail Cem
43- Ö. L. Barkan, zikreden: M. Sencer, a.g.e s. 58
(aç/kapa)

3
Europa Universalis IV / Doğu Roma Modu
« : 01 Aralık 2014, 02:01:46 »
Arkadaşlar özellikle Doğu Roma(bizans) üzerine yoğunlaşılarak hazırlanmış modlar hangileridir bilgi verirmisiniz? Benim gibi Doğu Roma tarihine ilgili arkadaşlar için burada bilgi verilmesi hem yararlı olur hemde bizlerin oyunu daha zevkli hale gelir. Şimdiden teşekkürler tbrk*

4
Europa Universalis IV / Papalık Sistemi
« : 26 Kasım 2014, 22:04:10 »
Arkadaşlar yeni papalık sistemi nasıl oluyor tam çözemedim ben? Önceden ne güzel kardinaller vardı papalığın ruhani yönetimini ele alabiliyor düşmanlarımızı afaroz edebiliyor ya da haçlı seferi çağrısı yapabiliyorduk şimdi ki sistemi çözemedim. Fransa olarak papalık etkim %100 katoliklerin koruyucusuyum aynı zamanda ama papalığın yönetimi hep portekizde, avusturyada yada papalık devletinde oluyor. Bir türlü anlayamadım yeni sistemin rehberi falan yok mu ???

5
Europa Universalis IV / Orduları birleştirmek
« : 20 Mart 2014, 20:07:54 »
Merhaba arkadaşlar Europa Universalis oyununda yeniyim oyunu çok beğendim ama yeni olduğumdan daha tam olarak kavrayamadığım meseleler var. Mesela Osmanlıyla oynadığımda bazı eyaletlere diğer noktalardan çok sayıda birlik yığıyorum ancak bu birlikleri tek bir ordu haline getiremiyorum. Bir eyalette 20 farklı birim varsa ve bu birimlerin tamamını başka bir noktaya nakledeceksem mecburen hepsini teker teker yollamak zorunda kalıyorum bu işlemde epey zahmetli oluyor. Aynı durum gemiler içinde geçerli. Acaba kara ve deniz kuvvetlerini tek bir kuvvet haline getiremiyormuyuz? Ancak bir kenti kuşattığımda birlikleri birleştirebiliyorum bunun haricinde birlikleri birleştirme imkanımız yok mudur?

Sayfa: [1]