Gönderen Konu: 1. Dünya Savaşı Sonrası Fransa ve Britanya  (Okunma sayısı 858 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı The New Kaiser

1. Dünya Savaşı Sonrası Fransa ve Britanya
« : 26 Kasım 2017, 17:56:10 »

1. Dünya Savaşı Sonrası Fransa ve Britanya

   Paris’in düşüşüyle beraber Sendikacıların Almanlar tüm ülkeyi işgal etmeden önce savaşı bitirme çabaları Genel Grev’in kanlı olaylara dönüşmesine yol açtı. Polisle yapılan çatışmalar ülkenin çoğu yerinde isyana dönüştü.  Bu belirsizlik hali, olayların Almanya ile yapılan ateşkese göre Geçici Hükümet’in Fransız Ordusunu terhis ettiği 1919 sonbaharında doruk noktasına ulaştı. Geçici Hükümet’in devrimi bastırmasından korkan Sosyalist Partisi, Parlamentoyu boykota başladı ve daha radikal Liberallerden oluşan İşçi Konfederasyonu ile kendisini müttefik ilan etti.

    Bu kararın ardından Bolşevik Jakobenler, parti üyelerini sınıf düşmanlarını sonsuza kadar yok etmek için bir kışkırtma girişiminde bulunarak Geçici Hükümeti Proletaryanın düşmanı ilan etti. Lenin’in devrimlerinden ve Beyazlar ve Kızılların arasındaki Rus İç Savaşının patlak vermesinden ilham alınarak işçi erkek çeteleri ve Jakoben dava sempatizanı askeri birlikler Aristokrasilerin ve üst sınıflara saldırıp mülklerini yağmalamaya başladı. Her ne kadar bu yağmalamaları önlemek istedilerse de İşçiler Konfederasyonu Partisi, Jakobenleri engellemekte başarısız olduğundan Geçici Hükümet karşı-devrim girişiminde bulunmak için “tepki birliklerini” toplamaya başladı.

    Devrimin başarısız olmasını istemedikleri ve aynı zamanda Jakobenleri nüfuzunu sınırlamak için İKP, “Geçici Hükümet ve Karşı-Devrim güçlerine” savaş açtı ve ülkenin tamamını kontrol etmek için harekete geçti. Paris’te tüm kontrolü ele geçirdikten sonra resmi olarak 1919 kışında Almanya ile Loren bölgesinin kalanının ilhakını ve yeni Flandre-Valon devletinin meşruluğunun tanınması, aynı zamanda yüklü bir savaş tazminatının kabul edilmesi koşuluyla bir barış antlaşması imzalandı. Almanlarla yapılan barışın akabinde İKP, Sosyalistler, Jakobenler, Anarşistler ve radikal Liberallerle beraber yeni bir anayasa taslağı oluşturmaya başladı.



    Dünya Savaşı’ndan sonra Britanya İmparatorluğu’nun deniz aşırı topraklarındaki düzen bozulmaz iken; Britanya, anakarasındaki halkının tüm inancını ve desteğini kaybetmişti. 1925’te Güney Galler’deki kömür yataklarında bir grup işçi eylem yapmaya başlayınca askeri birlikler düzeni sağlamak amacıyla yollandı. Fransa örneğinde olduğu gibi Esnaf Birliği Kongresi (TUC) tarafından genel grev çağrısı yapıldı. Daha sonra “Ulusal Güvenlik Hükümeti”, içinde savaştan sonra dağıtılmış deniz ve kara kuvvetleri askerlerinin bulunduğu grevcileri bastırmak amacıyla askeri harekât emrini verdi. Ayaklanmadan 6 hafta sonra Kraliyet Ailesi’nin büyük bir bölümü ve büyük toprak sahipleri ile beraber ülkeyi yönetmekte olan politikacılar da Kanada’ya tahliye edildi. Devrimci gruplar tarafından kurulmuş geçici hükumet, parlamentoyu dağıttıktan sonra Britanya Birliği’ni ilan etti.

    Kanada ve Ternöv dominyonları İmparatorluğa sadık kalacaklarını belirtildi. 1925 genel seçimlerinde Sör Mackenzie King’in Liberalleri gücü elinde tuttu. V. George ve Kraliyet Ailesi’yle beraber gelen mülteci Britanyalı politikacılar yeni bir siyasi krizin doğmasına neden oldu. İlerici Kanada Partisi, medyadaki muhafazakârlar tarafından saldırıya uğrarken sokaklarda Sol ve Sağ kanatların destekçileri arasında çatışmalar yaşanmaktaydı. Bu olaylar üzerine Kraliyet Kanada Atlı Polisi düzeni sağlarken Başbakan King, olağanüstü hâl ilan etti. Kral, İmparatorluğun kaybettiğini biliyordu fakat bunu kabul etmek siyasi bir intihar olacağından yeni bir İmparatorluk politikasına girişti. Dağılmayı önlemek amacıyla Karayipler ve Avustralasya birleştirildi. Sürgündeki Britanya hükümetinin varlığı Kanada’ya ve kralın gücüne karşı bir tehdit olduğundan Sıkıyönetim Yasası sayesinde King, yeni Yasama Birliği Yasası’nı yürürlüğe getirdi ve kendisinin yöneteceği yeni bir hükümet için bu iki Kanada ve Britanya hükümetlerini birleştirdi.

    Devrimden sonra Hindistan kargaşaya sürüklendi: prensler, racalar, milliyetçiler ve sendikalistler kontrolü ele geçirebilmek üzere savaşmaya başladılar. Britanya Hindistan ordusu kurtara bildiği kadar raja kurtararak Delhi’de bir araya geldi. Hintlilerin tekrar desteğini alabilmek amacıyla yerli bir prensi tahta çıkardılarsa da bu Bharitiya Komünü ve Asiller Federasyon’unun kurulmasını engelleyemedi.

    1924 yılında Yeni Zelanda ve Avustralya bir siyasi birlik olarak birleştirildi ve böylece İmparatorluğun bu kısmında düzen korunmuş oldu. Buna rağmen Kraliyet donanmasının korumasının olmaması ve çıkan ayaklanmalar nedeniyle Pasifikte kalan İngiliz kolonilerinin Almanların işgal etmesine karşılık verilememiştir.

    Alman İmparatorluğu bir dünya krizini önlemek bahanesiyle Britanya İmparatorluğu’nun birçok stratejik bölgeleri işgal etmişti. Fakat daha sonra Britanya İmparatorluğun kaybettiği bu isyanın büyümesi üzerine Almanya kolonilerdeki varlığını kalıcı hale getirdi. Almanlar Afrika’daki toprakları ele geçirdikten sonra bu sömürgeleri “Mittelafika” adı altında birleştirildi.
Bizim kültürümüzün niyeti kişiyi bağımsız kılmak değil, bir başkasına, genellikle bir otoriteye bağımlı kılmak. O nedenle kendini bağımsız kılma çabalarını, kültürümüz anormal davranışlar olarak gösterirler. Böyle çabalar içine girenler toplum içinde alay konusu olurlar, bir tür sırıtırlar.
Doğan Cüceloğlu
 

 

Foruma ilişkin her türlü bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 14 gün içerisinde yanıt verilecektir.