Gönderen Konu: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği  (Okunma sayısı 689 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Furkan 65

Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« : 21 Temmuz 2018, 16:56:14 »
Bu konunun amacı hoi4 oyununda bulunan tarihi karakterleri bilgimiz doğrultusunda anlatmak ve oyunumuzdan tarih alışverişi yapıp bilgi kazanmaktır. Konumuza isteyen herkes katkı yapabilir. Sadece bu konunun altına yazmanız yeterli olacaktır.
Not: Karakterlerimiz sadece bir devlet lideri değil bir general, danışman vb. kişilerde tanıtılabilir.

Tanıtılan Kişiler
-Miklos Horthy
-Erwin Rommel
- III. Boris
-Josip Broz Tito
-Ion Antonescu
 
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2018, 15:09:42 Gönderen: Furkan 65 »
 

Çevrimdışı Dutchy

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #1 : 21 Temmuz 2018, 18:27:55 »
Gandhi olabilir mi? Oyunda var danışman olarak.
 

Çevrimdışı Furkan 65

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #2 : 21 Temmuz 2018, 18:38:51 »
Elbette olabilir  tbrk*
 

Çevrimdışı Meliheness4

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #3 : 29 Temmuz 2018, 21:02:44 »
Tarihi bilgiler mi yazacağız,oyun da bulanan şeylerle alakalı mı yazacağız ?
 

Çevrimdışı Furkan 65

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #4 : 29 Temmuz 2018, 21:57:47 »
İkiside ama amaç bir lideri tanıtmak olduğu için serbest takılabilirsin.
 

Çevrimdışı vakanüvis

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #5 : 29 Temmuz 2018, 22:04:44 »
Pc gelsin bu konuda şenlik var
Savaş, sonsuz yaptırım ister
-Cicero
 

Çevrimdışı Furkan 65

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #6 : 14 Ağustos 2018, 01:53:21 »
Geldiğine göre bekliyoruz @vakanüvis  ;)
 

Çevrimdışı vakanüvis

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #7 : 15 Ağustos 2018, 08:30:07 »
Geldiğine göre bekliyoruz @vakanüvis  ;)
Hatırlattığın iyi oldu cumaertesi şenlik var terslik olmazsa
Savaş, sonsuz yaptırım ister
-Cicero
 

Çevrimdışı Lilypad

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #8 : 05 Eylül 2018, 18:42:21 »
Macaristan'ın lideri, daha doğrusu Macaristan Kral Naibi Miklos Horthy:
Kendisinin yönettiği ve soylu biri olarak doğduğu ülke oyunda da görebileceğimiz gibi Macaristan ve bu ülke Horthy'nin genç yaşında bitik Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun bir parçası idi.
Genç Horthy erken yaşında Avusturya-Macaristan Donanma Akademisi'ne girdi ve Avusturya-Macaristan Deniz Kuvvetleri'ne bir teğmen olarak başladı. Büyük Savaş öncesi Osmanlı İmparatorluğu'da dahil olmak üzere kendisi bir takım ülkelerde diplomatlık ve İmparator Franz Joseph'e emir subaylığı yapmış, anlayabileceğimiz gibi savaş öncesi dönemde bir saygınlık kazanmış.
Savaş sırasında yüzbaşılığa terfi etti ve bir amiral oldu, daha sonra ise Avusturya-Macaristan Deniz Kuvvetleri'nin Genel Kumandanı oldu. Savaş sırasında kendisi ülkedeki genel kanının aksine İtalya ve Batı Balkanlar arasında yer alan Adriyatik Denizi'nde saldırgan bir tutum sergiledi, İtalya Krallığı Donanması'nı bir kaç kez mağlup etti ve Adriyatik Denizi'nin Akdeniz'e açılan kapısı olan İtalya toprağı Otranto Boğazı'na göz koydu ve orada bir savaş gerçekleşti, bu savaşı ise Szent İstvan Dretnotu'nun batışı yüzünden kaybetti ve ayrıca bu savaşta yaralandı.
İşte daha sonra herkesin bildiği gibi savaş kaybedildi ve Macaristan'da öğrencilerinden tutun askerlerine kadar insanlar sokaklara döküldüler ve monarşi yerine bir demokrasi istediler. Bu başarılı oldu fakat başbakanlığını Mihaly Karolyi'nin yaptığı hükumet istikrarlı ve vaatlerini yerine getirebilecek bir hükumet olmadığından ve kazanan taraf olan İtilaf Kuvvetleri altında ezildiğinden, bu sefer yine Avusturya-Macaristan ordusunda görev yaparken Ruslara esir düşen ve esirken Lenin'in Ekim Devrimi'ni destekleyerek Rusya'da serbest bırakılan devrimci Bela Kun ülkeye döndü ve halkın yeni hükumete nefretini ve güvensizliğini kullanarak Macaristan Sovyet Cumhuriyeti'ni kurdu fakat kendisi de bir Yahudi olan Kun Rejimi Yahudilere bir çok konuda ayrıcalık tanıdı ve bir terör rejimi başlatarak rejim karşıtlarını katletti. Daha sonra ise Çekoslovakya'nın bir parçası olan Slovakya'ya Macaristan'da gerçekleştirdiği devrimin aynısını yaymaya çalışırken İtilaf Kuvvetleri destekli Romen ve Çek orduları Macaristan'a girdiler ve Budapeşte'de Kun Rejimini devirdiler. Ardından bu kuvvetler tarafından terk edilen Budapeşte'de Ulusal Ordu'nun başına geçen Miklos Horthy halkın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndan bu yana ülkenin aydın kesiminin tamamını oluşturan ve tüm zenginliklere sahip olan Yahudilere beslediği nefretin Bela Kun ile birlikte perçinlenmesinden sonra bunu iyi kullanarak bir kahraman edasıyla Kral Naibi görevini üstlenerek ülkeyi yönetmeye başladı. Avrupa'da yoğun bir şekilde yayılan Anti-Semitist aşırı sağ eğilimli rejimlerin ilki Horthy Hükumeti idi, nitekim Amiral Horthy rejimini 1919 yılında restore etmişti.
Aşırı sağ eğilimli siyasi görüşlere sahip olmasından dolayı Mussolini'nin İtalyası'na ve Hitler'in Almanyası'na sempati ve yakınlık duydu. Kendisi de tıpkı Kun Rejimi'nin kızıl terörü gibi ülkede beyaz terör başlattı ve yine bir sürü masum insan gereksiz yere öldürüldü. Bir sürü bilim adamı ve Karl Polanyi gibi düşünürler ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Hitler'in Çekoslovakya'yı işgalinden sonra oyunda da görebileceğimiz gibi Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge olan ve sonradan o Yahudilerin katledildiği Karpat Rutenya bölgesi Horthy Macaristası'na bırakıldı. Yine oyunda da görebileceğimiz gibi çevre ülkelerinden başta Romanya'nın Transilvanya bölgesi olmak üzere Hitler sayesinde toprak kazanımları sağladı. Zaten Hitler Rejimi'ne duyulan sempati bu olaylarla birlikte 1941 yılında savaş sürerken bir müttefikliğe evrildi.
II. Dünya Harbi'nin sonlarına doğru Sovyetler Birliği'nin Almanları bastırması ve Balkan ülkelerini teker teker almaya başlamasından sonra Macaristan'ın da kapısına dayanan Kızıl Ordu ve Müttefiklere karşı teslim olmak ve Almanlara karşı saf almak istediğini belirttikten sonra başarılı Alman komandosu Otto Skorzeny tarafından yönetilen bir operasyon ile Macaristan'ın Budapeşte başkanlık sarayı basıldı ve Macaristan'ın bu girişimleri engellenerek Horthy Bavyera bölgesinde tutuklandı ve ailesinden koptu.
Amerikalı Kuvvetler tarafından kurtarıldıktan sonra ailesine kavuştu ve Nürnberg Mahkemeleri'nde tanıklık yaptıktan sonra Papa tarafından desteklenerek Bavyera'da bir süre yaşadı. Ardından kendi düşüncelerine benzer düşüncelere sahip ve II. Dünya Savaşı'ndan tıpkı komşuları Franco İspanyası gibi uzak duran ve daha çok futbol ile ülkeyi kontrol etmeye çalışan Antonio Salazar'ın yönettiği Portekiz'e yerleşti ve son nefesini de Portekiz'de verdi.
Bu bilgilerin çoğunun kaynağı ise oldukça samimi bir dille Amiral Miklos Horthy tarafından yazılan Almanca yayınlanan ''Ein Leben für Ungarn'' adlı otobiyografi kitabı. Daha sonra İngilizce'ye de ''A Life for Hungary'' adıyla çevrilen kitabın Türkçe meali ''Macaristan için Bir Hayat''.

Not: Macaristan Sovyet Cumhuriyeti'nin kurucusu Bela Kun Romen ve Çekler Macaristan'ı işgal edip kendisini devirdikten sonra Avusturya'ya gitti ve ardından Weimar Cumhuriyeti Almanyası'nda vuku bulan başarısız 1921 olaylarında rol sahibi oldu. Sonra ise yeniden Sovyetler Birliği'ne döndü ve Komintern'e yönelik çalışmalarda ve katkılarda bulundu. En son ise oyunda da bir focus ya da Türkçe odak olarak yer alan ve Sovyetler Birliği lideri Stalin tarafından yapılan Stalin rejimi muhalifleri Troçkistleri ülkeden temizlemeye yönelik ''Great Purge'' yani ''Büyük Temizlik'' sırasında Troçkist olmakla suçlandı ve 1939 yılında asıldı.
 
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: kerem1249, Eq1NoX, 25itroy25

Çevrimiçi kerem1249

  • Hedefinden asla sapma
  • Yönetici
  • Orgeneral
  • *
  • İleti: 3238
  • Beğenildi: 150 kere
  • Eşsiz gözlerin, senden başkası yok benim için.
    • Profili Görüntüle
    • Kerem1249 Blogu
Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #9 : 05 Eylül 2018, 19:35:16 »
@Lilypad güzel tanıtım teşekkür ederiz. Ayrıca foruma hoş geldiniz.
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: Lilypad

Çevrimdışı Lilypad

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #10 : 08 Eylül 2018, 22:45:05 »
@kerem1249 istirham ederim yorumunuz için. Ayrıca hoş bulduk.
 

Çevrimdışı sevolol12

  • Teğmen
  • *
  • İleti: 20
  • Heil Hitler
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #11 : 10 Eylül 2018, 14:19:45 »
Erwin Rommel müthiş bir adamdı gerçekten Nazi Almanyasının en iyi mareşalidir kendisi. Bu adamın ölümü beni çok duygulandırmıştır. Daha doğrusu ölüm nedeni. Bu yüzden sadece ölüm nedenini yazacağım. Bu adama ihanet edildi.. Her ne kadar Hitleri sevsemde yaptığı saçmalıkları göz ardı edemeyiz..


1944 yılının Haziran ayı Erwin Rommel, kendisine tahsis edilmiş olan makam aracına Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait bir Spitfire tarafından saldırı yapıldı. Bu saldırıda Rommel, kafasından yaralanmıştı.


[/size]Temmuz ayında Hitler’e karşı yapılan suikast sonucunda Wehrmacht’ta soruşturma başlatıldı. Görünüşe göre Erwin Rommel’e yakın isimlerin doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyordu. Bu esnada Nasyonal Sosyalist Almanya görevlileri, hastanede olan Erwin Rommel, kendisinin Nasyonal Sosyalist Almanya için yaptığı liderliği eleştirdiği raporlanıyordu. Her ne kadar Joseph Goebbels, Adolf Hitler’e yapılan suikastte Erwin Rommel’in rol oynadığına inanmasada Bormann, bundan emindi. İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Erwin Rommel’in eşine göre Rommel sonraki nesiller, savaşın iç sebeplerden dolayı (Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup ayrılan Almanya’nın, savaşın Alman olmayan iç mihraklar yüzünden kaybedildiği düşüncesi) kaybedildiğini düşünmesini istemediği için suikaste karşıydı. Suikast girişimi Hitler’in lehine sonuçlandıktan sonra General Carl- Heinrich von Stülpnagel, hastanede tam olarak kendinde değilken Erwin Rommel’in ismini vermişti. Daha sonra suikaste dahil olan başka bir Albay, gördüğü işkenceler sebebiyle Erwin Rommel’in suikastte rol oynadığını söyledi. Albay’a göre Rommel, suikastçilere “Bana güvenebilirler” demişti.[/color]
[/size]Daha sonra Hitler, Rommel’in bu sözünden haberdar olduktan sonra hayret etmiş ve Alman halkının gözde liderlerinden biri olan Erwin Rommel’in daha fazla yaşamasını istememişti. Bütün bunlar olurken Rommel, hastanede yaralı şekilde yatıyordu. Müttefikler yaklaşmaya başlayınca Rommel, başka bir yere götürüldü. Eski Almanya Kurmay Başkanı General Hans Speidel, Rommel’i ziyaretinden bir gün sonra yakalandı. Rommel, bu durumdan sonra tehlikenin farkına vardı. Keitel’in savaş sonrası mahkemede söylediklerine göre Hitler için Alman halkının çok sevdiği bir liderin yakalanıp Halk Mahkemesi önüne çıkarılması, bir skandaldı. Bu sebeple Keitel ve Hitler, Rommel’i ifşa eden ifadelerin ona anlatılıp Rommel’e iki seçenek sunmuşlardı. Bunlardan biri, Rommel’in halk mahkemesine çıkarılmasıydı. Diğer seçenek ise, kendisinin intihar etmesiydi. Eğer Rommel intiharı seçerse aile bireylerine bir şey yapılmayacak ve ona büyük askeri bir cenaze töreni düzenlenecekti. Daha sonra 14 Ekim 1944 tarihinde Hitler’in gönderdiği iki General Rommel’in evine ulaştı. Rommel’in evi zırhlı araçlarla kuşatıldı. Bu iki General, Rommel’e kendisine verilecek yeni görev ile ilgili görüşmek için Hitler’in şahsından yollandıklarını söylediler. Fakat görüşme konusunun bu olmadığı kısa sürede anlaşıldı. İki General ve Rommel çalışma odasına geçtiler. Rommel, Afrika görevinde giydiği deri ceketini tekrar giydi ve Feld-Mareşallik asasını eline aldı ve otomobile bindi (Generallerle birlikte). Otomobil ile bir orman içerisinde durdular. Otomobili kullanan SS personeli ve Generallerden biri otomobilden atladı. Bir General ve Rommel arka koltukta yalnız kaldılar. Daha sonra iki kişi otomobile döndüğünde Erwin Rommel’in cesediyle karşılaştılar. Rommel, 14 Ekim 1944 tarihinde hayata gözlerini yummuştu. Başhekim, Rommel’in kafatasında oluşan çatlaklardan dolayı beyin kanaması sebebiyle ölmüş olabilir dedi. Wilhelm Burgdorf, otopsi yapılmaması emrini verdi ve “Cesede dokunmayın, Berlin’de her şey hazır!” dedi. “Hitler’in İtfaiyecisi” olarak bilinen Mareşal Walter Model, Erwin Rommel’in Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından yapılan saldırı sebebiyle öldüğünü bildirdi ve “Ulusumuzun en büyük komutanlarındna birini kaybettik” dedi. Daha sonra Adolf Hitler, Erwin Rommel’in eşine telgraf çekerek “Kocanızın ölümüyle uğradığınız büyük felaket karşısında duyduğum içten yakınlığı lüften kabul ediniz. Rommel’in adı Kuzey Afrika’daki kahramanca savaşlardana hiçbir zaan ayrılmayacaktır.” diyerel taziyesini bildirmiştir. Rommel, askeri ve milli bir cenaze töreni ile gömüldü.[/color]
卍 Yaşamak isteyenler bırakın savaşsınlar ve bu mücadele dünyasında savaşmak istemeyenler, yaşamayı hak etmezler. 卍
 

Çevrimdışı Lilypad

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #12 : 14 Eylül 2018, 13:56:31 »
Bulgaristan'ın lideri, resmi olarak Bulgaristan Çarı III. Boris. III. Boris'i idrak edebilmek için ilk önce babasını ve Bulgaristan'ın ondan önceki ve sonraki durumunu öğrenmeliyiz. III. Boris'in babası I. Ferdinand'ın babası bir sürü küçük krallık ve prensliklerden oluşan Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Saksonya Krallığı'nın Kralı I. Friedrich Augustus'dur, I. Ferdinand onun en küçük oğludur. Ayrıca I. Ferdinand Fransa Kralı Louis-Philippe'nin torunudur. Bulgaristan'ın önceki kralı gözden düştükten sonra I. Ferdinand tahta geçmiştir. Bulgaristan uluslararası alanda tanınmayan bir ülke olduğu için I. Ferdinand Fransa'nın Bourbon Hanedanı'nın Parma kolundan prenses Maria Louisia ile evlenmiş ve oğlu Veliaht Prens Boris'i son Rus İmparatorluğu Çarı II. Nikolay'ın vaftiz babalığında vaftiz ettirerek, Katolik olmalarına rağmen siyasi kazanımlar için oğlu Boris'i Ortodoks olarak yetiştirmiştir. Bu gelişmeler de Bulgaristan'ın uluslararası alanda popülaritesini arttırmasına neden olmuştur. Bir de Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek'i ilhak ettiği sırada Bulgaristan varlığını Osmanlı İmparatorluğu'na da tanımak zorunda kalmıştır. Ayrıca I. Ferdinand yayılmacı bir politikaya sahip ve daha büyük bir Bulgaristan hayali kuruyor, Dobruca'dan Selaniğe ve Trakya'ya uzanan bir Bulgaristan. Bunun için Avrupa'nın hasta adamı Osmanlı İmparatorluğu'nun Rumeli topraklarını ele geçirmek amacıyla, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan ve Yunanistan'ın üye olduğu Balkan Birliği'nin kurulmasına I. Ferdinand öncü edenlerden biri oluyor. Gerçekleşen Balkan Savaşı ardından Bulgaristan diğer Balkan Birliği üyelerine göre daha fazla toprak alıyor ve toprak anlaşmazlığı yüzünden Sırbistan ile Yunanistan Bulgaristan'a karşı ittifak kuruyor. Bunun üzerine Bulgaristan Sırbistan ile Yunanistan'a saldırıyor, fakat ardından Romanya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu'nun da savaşa dahil olması üzerine II. Balkan Savaşı gerçekleşiyor ve Bulgaristan ilk Balkan Savaşı'ndaki toprak kazanımlarının büyük bir kısmını kaybediyor. Ayrıca bu sırada Veliaht Prens Boris Sofya Askeri Okulu'ndan mezun oluyor ve Balkan Savaşları'nda yer alıyor. Bu olay Bulgaristan'ın Alman İmparatorluğu yanında I. Dünya Harbi'ne katılmasında çok etkili oluyor. Bulgaristan I. Dünya Harbi'ne katıldığı sırada Veliaht Prens Boris Makedonya Cephesi'nde Bulgar Ordusu Genelkurmay İrtibat Subayı olarak görev yapıyor. Ardından yıllar 1916'yı gösterdiğinde Veliaht Prens Boris Albaylığa terfi ediyor ve Ordu Grubu komutanı August von Mackensen'in irtibat subayı olarak görev yapıyor. Ayrıca August von Mackensen hem Sırbistan hem de Romanya'nın savaşta devre dışı bırakılmasına öncülük ediyor ve önüne çıkan her orduyu yeniyor. Veliaht Prens Boris, mareşal Mackensen ve 3. Ordu korgenerali Stevan Toshev arasında vuku bulan anlaşmazlıkları çözmek için çok uğraştı. Veliaht Prens Boris tüm bunlardan sonra üst kademedeki Alman ve Bulgar komutanların saygısını kazanıyor ve 1918 yılına gelindiğinde generalliğe yükseltiliyor. Fakat Bulgaristan kaybeden tarafta olduğu için ve 1918 yılındaki başarısızlıklardan sonra I. Ferdinand tahttan çekilerek Almanya'da Bavyera'nın Coburg kentine yerleşerek orada hayatını kaybediyor. Ayrıca I. Ferdinand'ın tahttan çekilmesinde en etkili olan bir kişi de önceden mecliste Bulgar Halk Çiftçi Birliği'nin başkanı olarak yer alan, Almanya'da tarım okulunda okuyup, gazetecilikte yapan, her zaman köylülerin haklarını savunan fakat İtilaf Devletleri'ni desteklediği için ömür boyu tutuklanıp 1918'de hapisten çıkarılan Aleksandar Stamboliyski'dir. Başlattığı ayaklanmalar ile zaten savaşı kaybeden I. Ferdinand'ın tahttan çekilmesini sağlayarak Bulgaristan'da cumhuriyeti ilan eder. Fakat I. Ferdinand tahttan çekilmek zorunda kalsa bile ayaklanma bastırılır ve Veliaht Prens Boris, III. Boris olarak krallığı yeniden kurar, ama yine de Stamboliyski sonradan kurulan hükumette 1919 yılında yer alarak sonra yine 1919'da başbakan olur. Ardından Stamboliyski kaybeden Bulgaristan adına Bulgaristan'ın II. Balkan Savaşı ardından zar zor elinde tuttuğu toprakları bile Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya'ya (Antlaşmanın imzalandığı dönem ki eski adıyla Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı) imzaladığı Neuilly Antlaşması yüzünden bırakmak zorunda kalmıştır. Yine de Stamboliyski'nin partisi Bulgar Halk Çiftçi Birliği 1920 seçimlerinde çoğunluğu kazanır. Çiftçilerin haklarını sonuna kadar savunan Stamboliyski hükumeti aynı zamanda sanayileşme ve kentleşme karşıtı idi. Stamboliyski iktidarı Bulgar halkının %80'ini oluşturan köylülere toprak dağıttı, köylü kooperatifleri destekledi, oy hakkını yaygınlaştırdı, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması için çalıştı ve Bulgar halkının yargıya çok daha ucuz ve kolay ulaşmasını sağlayacak bir dizi reformlar gerçekleştirdi. Hatta bu reformlar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne de ilham kaynağı oldu ve köy enstitülerinin kurulmasında da bu yıllarda Stamboliyski iktidarı tarafından gerçekleştirilen Bulgaristan Köylü Hareketi'nden esinlenildi. Ayrıca Stamboliyski hükumetinin Neuilly Antlaşması'na titizlikle uyması sonucu savaş tazminatları bile azaltıldı. Öyle ki Çekoslovak ve Polonyalı köylü önderleriyle bağlar kurarak komünistlerin Kızıl Sendika Enternasysonal'ine (Diğer adıyla Profintern) karşı bir Yeşil Enternasyonal oluşturmaya çalıştı fakat başarısız oldu. Stamboliyski Yugoslavya ile de uzlaşılmasını sağlayarak Güney Slav Federasyonu'nu kurabilemek amacıyla 1922 yılında Niş Antlaşması'nı imzaladı. Stamboliyski 1923 yılında seçimleri yeniden kazansa da iç politikasındaki hamleleri, savaş karşıtlığı, Yugoslavya ile yakın ilişkiler kurması ve halkın silahlandırılmasını savunduğu için hem ordunun, hem de Makedonya Devrimci Örgütü olarak bilinen VMRO'nun düşmanlığını kazandı. 1923 yılında askeri darbeyle devrildi ve doğduğu köyün yakınlarında yakalanarak idam edildi. Ayrıca III. Boris'de Stamboliyski'nin devrildiği askeri darbede etkili oldu. Darbeden sonraki yıllarda da III. Boris bir takım suikast atlattı, hatta 1925 yılında birkaç gün arayla 2 suikastı atlattı. 1930 yılında İtalyan Prenses Giovanna ile evlendi ve Prenses artık Çariçe Giovanna olarak anılmaya başlandı, bu gelişme İtalya ile ilişkileri kısa süreliğine düzeltti. Fakat 1930'ların sonunda daha çok Almanya'ya yaklaştı ve Yugoslavya ile uzlaşmaya çalıştı. 1934'de Bulgaristan'da askeri diktatörlüğün kurulmasından sonra yeniden güçlenmeye başladı ve 1935'de gözde adamlarından Georgi Kyoseivanov'un başbakan olmasını sağladı. 1938'den sonra ölümüne kadar, resmi olarak diktatör değil de Çar olarak adlandırılsa bile, mutlak diktatör oldu. 1941 yılında Nazi Almanyası yanında II. Dünya Harbi'ne katıldı ve Yugoslavya ile Yunanistan'ın işgalinde yer aldı. Ardından Sovyetler Birliği'ne savaş açma konusundaki Alman baskılarına başarılı bir şekilde karşı koydu ve savaş açmadı. 1943 yılında Hitler'le sert bir toplantı gerçekleştirdikten sonra Sofya'ya döndüğünde kalp yetmezliği yüzünden öldü. Kalp krizi yüzünden mi öldü, yoksa zehirletilerek bir cinayete mi kurban gittiği kesinlik kazanmamıştır. Zehirletilme konusu hakkında 2 teori bulunmaktadır. Bunlardan biri Hitler tarafından daha itaatkar bir hükumet kurulması amacı ile zehirletildiği, diğeri ise ABD ve İngiltere ile iletişime geçmeye çalıştığı için Sovyet ajanları tarafından zehirletildiği olarak yer almaktadır. Tahta onun ardından tıpkı kendisi gibi Ortodoks olarak yetiştirilen ve vaftiz suyu Ürdün Nehri'nden hava kuvvetleri subayı ile getirtilen oğlu II. Simeon 6 yaşında iken geçer. II. Simeon henüz 6 yaşında iken tahta çıktığı için, babası Çar III. Boris'in kardeşi Amcası Prens Kyril, Başbakan Bogdan Filov ve Bulgar Ordusu'ndan Tuğgeneral Nikola Mikhov çarlık vekili olarak atandılar. Fakat daha sonra Bulgaristan Sovyetler Birliği'ne savaş açmamasına rağmen, 1944 yılında Mihver Kuvvetlere katıldığı gerekçe gösterilerek Sovyetler Birliği tarafından Bulgaristan'a savaş açılmıştır. Üç gün sonra Kızıl Ordu hiç bir dirençle karşılaşmadan ülkeye girmiştir. Ertesi gün 1944'de, Prens Kyril ve diğer çarlık vekilleri Sovyet destekli darbe ile tahttan indirildi ve gözaltına alındı. Ardından üç çarlık vekili, son üç hükumetin tüm üyeleri, Parlamento milletvekillerinin tüm üyeleri, ordunun başkanları ve seçkin gazeteciler 1945'de Komünistler tarafından infaz edildiler. Bu olaylardan sonra üç yeni vekil tayin edilirken, kraliyet ailesi üyeleri Çariçe Giovanna, Simeon ve kız kardeşi Maria-Louisia Sofya yakınlarındaki Vrana Sarayı'nda kaldılar. 1946 yılında Sovyet ordusunun huzurunda gerçekleştirilen referandum sonucu olarak %97 oranla Monarşi'nin kaldırılmasına ve cumhuriyetin kurulmasına karar verildi. Kraliyet ailesi Bulgaristan'dan sürgün edildi. II. Simeon'un annesi Çariçe Giovanna'nın ailesi İskenderiye'de yaşıyorlardı. Kraliyet ailesi ilk olarak trenle İstanbul'a, oradan gemiyle İzmir'e, oradan Hatay'daki İskenderun'a ve oradan da Mısır'ın İskenderiye şehrine gittiler. Orada annesi Kraliçe Giovanna'nın babası önceki İtalya Kralı III. Vittorio Emanuele ile birlikte sürgünde yaşadı. Simeon daha sonra Arnavutluk Veliaht Prensi Leka ile birlikte Mısır'daki Victoria Koleji'ni bitirdi. 1951 yılında İspanya'daki Faşist Franco rejimi ailesine İspanya'da sığınma hakkı verdi. Not: Prens Simeon daha sonra ABD'de Valley Forge Askeri Akademi'si ve Koleji'ne kayıt oldu. Sonra bir kez daha İspanya'da hukuk ve işletmecilik eğitimi aldı. Simeon iş adamı oldu ve 13 yıl boyunca, Fransız savunma şirketi ve elektronik grubu Technicolor SA'nın İspanya yan kuruluşunun başkanı oldu. Bankacılık, elektronik, otel ve ikram yani bir konuğu ağırlama gibi çeşitli sektörlerde danışmanlık yaptı. 1990 yılında komünizmin çöküşünün ardından birkaç ay sonra Simeon'a yeni bir Bulgaristan pasaportu verildi. 1996 yılında, monarşinin kaldırılmasından 50 yıl sonra, Simeon Bulgaristan'a döndü ve tezahürat yapan kalabalıklar tarafından karşılandı. Bulgaristan'da, Komünist döneminde kamulaştırılan çeşitli mülkleri Simeon ve ailesine iade edildi. II. Simeon Ulusal Hareket'in başına geçmiştir ve 2001'deki seçimlerde 240 sandalyeye sahip meclisten 119 tane sandalyeyi kazanmıştır (Fakat tek başına iktidara gelebilmesi için 121 sandalyeye ihtiyacı vardır) ve Bulgaristan'daki Türk kökenlilerin oluşturduğu, Sosyal Liberal ve Türk azınlıkların haklarını savunan Hak ve Özgürlükler Hareketi ile koalisyon kurmuştur. 2005 yılında II. Simeon'un partisi 2. parti olmuş ve Sergey Stanishev'in kurduğu hükumette görev almıştır.
 

Çevrimdışı Volcano

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #13 : 16 Eylül 2018, 00:25:52 »
Josip Broz Tito (7 mayıs 1892 kumrovec hırvatistan) fakir bir köyde ailenin yedinci çocuğudur.Babası Hırvat annesi Slovendir.Çocuklu fakirlik içinde geçen Tito, gençlik yıllarında Avusturya, Bohemya ve çeşitli işlerde çalışmış, çalıştığı yerlerde sendika faaliyetlerine katılarak Hırvatistan sosyal demokrat parti'de girmiştir.Zagrep'te 25 inci alay da askerlik hizmeti için silah altına alındı.Birinci dünya savaşı başladığında Sırbistan'a gönderildi.Bu savaşa karşı olduğunu söyleyerek propaganda faaliyetleri yaptığı için tutuklandı, hapse atıldı.1915 te serbest kalınca Karpat cephesinde tekrar savaşa katıldı.Burada gösterdiği cesaret sayesinde cesaret madalyası verildi.Rus ordusuna esir düşen Tito esir kampında Türklerle tanışmış ve Türkleri çok sevdiğini belirtmiştir.Rusya'da bolşeviklerin safında 1917 1920 devrime ait savaşlara katıldı. 1920 de Yugoslavya'ya geri döndü ve Yugoslavya komünist partisinin kurucuları arasında yer aldı.
Komünist partisi'ne bağlı yürüttüğü siyasi faaliyetlerden dolayı birçok kez tutuklandı.1937 ülkeden çıktı ve Avrupa'nın çeşitli yerlerine görevli olarak gitti.1936 da Paris enternasyonel tugayları'nın İspanya'ya geçişi organize etti.Bu çalışmalardan dolayı Yugoslavya komünist partisi genel sekreterliğinene getirildi.İkinci dünya savaşı çıkınca kurtuluş kongresi komitesi kurdu.İşgal kuvvetlerine ve onlarla işbirliği yapan çetelere karşı gerilla savaşı başlattı.Çevresindeki kişilere göre verirken ve iş yaparken sık sık tito sen bunu sen bunu yap dediği için arkadaşları kendisine esas ismi olan Josip Broz yanına Tito eklenererek bu lakabıyla meşhur oldu.Alman Nazi birliklerinin Yugoslavya'ya saldırmaları üzerine ülkesindeki komünist cepheyle birlikte direniş hareketini başlatan  olan Tito, farklı etnik ve dinsel gruplardan oluşan halkın birlik ve dayanışma duygularını hitab ederek örgütledi ve Alman güçlere karşı koyacak Partizan direniş grubu oluşturdu.Almanlara karşı başarıyla direnen Partizanlar, 1943 te Almanları geri püskürtmeyi başardı ve kurulan geçici hükümeti de aynı yıl Yugoslavya'nın  yapısını belirlemiş oldu.Tito 1945 yılında ülkenin yönetim şekline resmi olarak monarşiden federal cumhuriyeti çevirmeyi başarmıştır.Mareşal Tito sosyalist olmasına rağmen başa gelmiş ve Rusya'nın politikalarını uygulamaya ve Yugoslavya'yı herhangi bir dış gücün bağımlılığından uzak tutmayı başarmış ve bu yani ile batılı devletler ve ABD ile sıcak ilişkiler kurabilen ilk sosyalist lider olmuştur. 13 ocak 1953 tarihinde Yugoslavya devlet başkanı seçilen Tito 16 mayıs 1974 yılında yaşam boyu devlet başkanı ünvanı aldı.1980 yılında ölümüne kadar bu görevi sürdürdü.
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2018, 00:52:02 Gönderen: Liquido »
Arkadaşlar Altheir33 arkadaşımızı çok ciddiye almanıza gerek yok. Kendisi büyüyünce Kadir Mısıroğlu olmak istiyor, burada sadece pratik yapmak için var.
 ;D ;D ;D Güldüm gece gece ;D
 

Çevrimdışı Liquido

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #14 : 16 Eylül 2018, 00:58:02 »
Ion Antonescu
1904'te subay oldu ve hızla terfi etti. I. Dünya Savaşı'nda Romanya Genelkurmayı'nın Harekat Diresi Başkanlığını yaptı. 1919'da Macaristan Konsey Cumhuriyeti'nin bastırılmasında etkili oldu; savaştan sonra Paris ve Londra'da askeri ataşelik yaptı.

1933'te genelkurmay başkanı oldu fakat 1934'te istifa etti. Tümen komutanı olarak Piteşti'ye sürüldü. 1937-1938 yılları arası Savaş Bakanı oldu. 1938'de Kral II.
Carol ülkede korporatist bir diktatörlük kurduğunda da bu görevinde kaldı, ama birkaç hafta sonra Romanya'daki en büyük faşist grup olan Demir Muhafızlar
Mişcarea Legionară yakın olduğu gerekçesiyle bakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı ve iki kez tutuklandı, sonra serbest bırakıldı ve sürgüne gönderildi.

Romanya topraklarının üçte birinin Haziran-Eylül 1940'ta Mihver Devletleri ile SSCB arasında paylaşılmasından hemen sonra, 4 Eylül 1940'ta Nazi Almanyası'nın baskısıyla ve sınırsız yetkiyle başbakanlığa atandı. Antonescu, başbakan olur olmaz kraldan tahtını bırakmasını istedi; kendisini Conducator (şef) ilan ederek, faşist bir diktatörlük kurdu. Açıkça Mihver safına geçti ve Romanya'yı onların yanında savaşa soktu, Eylül 1940'ta Alman birliklerinin ülkeye girişine izin verdi. Oluşturduğu Ulusal Lejyoner Devlet kısa süre içinde Demir Muhafızlar'ın iktidara gelmesiyle sonuçlandı, Demir Muhafızların aracılığıyla kanlı bir temizlik harekatı başlattı. Ama örgüt üyelerinin hükümete karşı etkinlikleri ve işledikleri suçlar karşısında, 1941'de bu örgütü kapattı. Uygulamaya koyduğu reform programı ve Almanya'nın müttefiki olarak 1941'de Besarabya'yı geri alma amacı ile Sovyetler Birliği'ne savaş ilan etmesi, başlangıçta halktan büyük bir destek görmesini sağladı. Bundan sonra Mareşal oldu. Yönetimi, muhalefetin eleştirilerini belli bir serbestlikle dile getirmesine izin verdi. Antonescu döneminde Romanya, diğer uydu faşist yönetimler arasında Nazi Almanyası'na en az bağımlı hükümet görünümündeydi. Bununla birlikte, Sovyet topraklarına karşı girişilen ortak harekat tam bir bozgunla sonuçlandı, Rus cephesindeki kayıplar arttıkça Antonescu'nun halktan gördüğü destek de yavaş yavaş azaldı. 1942-1943 yıllarında bir özel barış anlaşması yapılması yolunda yapılan girişimler sonuçsuz kaldı.

Antonescu diktatörlüğüne karşı giderek güçlenen muhalefet, 1943'te siyasi planda etkili olmaya başladı. Böylece Ulusal Köylü Partisi, Liberal Parti, Sosyal Demokratlar ve Komünistler Romanya'yı savaşın dışına çıkarmak üzere Ulusal Demokratik Cephe adı altında birleşti. 1944'te SSCB ile nabız yoklama görüşmeleri yaptı. Sonunda, Kral Mihai'in emriyle 23 Ağustos 1944'te düzenlenen bir darbeyle iktidardan uzaklaştırılarak tutuklandı ve Sovyetler Birliği'ne gönderildi. Darbenin ardından ve II. Dünya Savaşı'nın bitmesinden sonra Romanya'nın komünist görevlilerine teslim edildi. Rumen Komünist Halk Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırıldı ve savaş suçlusu olarak kurşuna dizilerek idam edildi.
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2018, 15:12:47 Gönderen: Liquido »
Deutsche Frauen,Deutsche Treue,Deutscher Wein und Deutscher Sang
 

Çevrimiçi kerem1249

  • Hedefinden asla sapma
  • Yönetici
  • Orgeneral
  • *
  • İleti: 3238
  • Beğenildi: 150 kere
  • Eşsiz gözlerin, senden başkası yok benim için.
    • Profili Görüntüle
    • Kerem1249 Blogu
Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #15 : 16 Eylül 2018, 01:38:19 »
@Furkan 65 tanıtılan kişiler bölümünü güncelleyelim :)
@Liquido eline sağlık.
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 

Çevrimdışı 25itroy25

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #16 : 16 Eylül 2018, 15:08:36 »

Acaba yazı tipini değiştirebilirmisin yazı okumuyor. @Lilypad
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2018, 15:10:58 Gönderen: 25itroy25 »
Steam:itroy2003
Malesef Sadece Sikkime General olabiliyorsunuz.
 

Çevrimdışı Furkan 65

Ynt: Hoi4-Lider Tanıtma Etkinliği
« Yanıtla #17 : 16 Eylül 2018, 15:10:13 »
Tanıtılan Kişiler bölümü güncel.
 

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.