Anket

Kıbrıs Adasının akıbeti ne olmalıdır?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti şu anki gibi durmalıdır. Birleşik Krallık askeri üsleri de kalmalıdır.
KKTC resmi olarak (zaten Dünyanın gözünde Türkiye'ye bağlı) Türkiye'ye bağlanmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti'de mevcut sınırlarıyla kalmalı. BK askeri üsleri de kalmalıdır.
KKTC ve Kıbrıs Cumhuriyeti birleşmelidir, Birleşik Krallık askeri üsleri de adadan bu birleşmede çekilmelidir.
Tüm Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlanmalıdır.
Tüm Kıbrıs Helen Cumhuriyeti(Yunanistan)'a bağlanmalıdır.

Gönderen Konu: Dünya Kıbrıs'ın geleceği  (Okunma sayısı 4033 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Furkan 65

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #120 : 31 Ekim 2017, 07:01:09 »
Rum kesiminin idaalara göre kuzeyde doğalgaz bulunmuş.
 

Çevrimdışı ketolar

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #121 : 31 Ekim 2017, 10:20:03 »
Nerede bulmuşlar söylesinler bari geçen ay 270 tl elektrik faturası ödedik.
 

Çevrimdışı makinist fanlari

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #122 : 21 Mart 2018, 20:51:23 »
Bütün adayı bize devretmeliler ki aldıkları (ve bizim de öyle tip tip bakıp seyrettiğimiz) 18 adayı denklesin.
üff abi süper ya harika ya kalktı resmen ya şu güzelliğe baksana hoi4 muhteşem olacak :D
Malesef Sadece Sikkime General olabiliyorsunuz.
 

Çevrimdışı battle4royal

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #123 : 21 Mart 2018, 22:13:29 »
Ada mevcut nüfus sınırları korunarak birleşmelidir. Yani 2 özerk bölgeli bir Kıbrıs Cumhuriyeti olmalıdır.

Çevrimdışı kerem1249

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #124 : 03 Mayıs 2018, 09:13:40 »
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkesinin ve Birleşik Kıbrıs'ın garantörlüğünden Türkiye'nin ayrılmasını istedi.

Keşke Kıbrıs'da da erken seçim olsaydı da bu adam bir an önce görevinden alınsaydı. Yazık diyorum açıklamalarına...
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 

Çevrimdışı battle4royal

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #125 : 03 Mayıs 2018, 12:31:45 »
Kıbrıs'ın başındaki adam Türkiye'nin başındaki adamlara paralel söylemlerde bulunuyor. Türkiye'nin başında bir dönem daha milli bir hükumet bulunmazsa, Kıbrıs elden çıkacaktır. Milli demişken "yerli ve milli" cinsinden değil. Gerçekten milli.

Çevrimdışı kerem1249

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #126 : 03 Mayıs 2018, 12:44:28 »
Kıbrıs'ın başındaki adam Türkiye'nin başındaki adamlara paralel söylemlerde bulunuyor. Türkiye'nin başında bir dönem daha milli bir hükumet bulunmazsa, Kıbrıs elden çıkacaktır. Milli demişken "yerli ve milli" cinsinden değil. Gerçekten milli.
350.000 nüfuslu bir adada "Cumhurbaşkanı" olması da bana göre mantıksız. Türkiye'nin yapması gereken birleşimi ilan etmek. Kumarhaneleri ise tüm yurtta serbest bırakabiliriz, eskisi gibi mafyalarla anılacağını sanmıyorum.
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 

Çevrimdışı battle4royal

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #127 : 03 Mayıs 2018, 12:52:57 »
İlhak bana pek mantıklı gelmiyor. Önemli bir entegrasyon sorunu ortaya çıkar trafikten eğitime kadar.

Çevrimdışı Domuz

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #128 : 11 Mayıs 2018, 15:25:26 »
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkesinin ve Birleşik Kıbrıs'ın garantörlüğünden Türkiye'nin ayrılmasını istedi.

Keşke Kıbrıs'da da erken seçim olsaydı da bu adam bir an önce görevinden alınsaydı. Yazık diyorum açıklamalarına...

tayyip gidince böyle konuşmaz. tayyip şu an 15 sene öncesinin türkiye'sini andıran bir laikliğe sahip kıbrıs's şu an ki türkiye'ye benzetmeye yani bir ortadoğu bataklığı haline getirmeye çalışıyor.
I used to be an adventurer like you... Then I took an arrow in the knee.                                                                                                                                                  So you can cast a few spells? Am I supposed to be impressed?                                                                                                                                                  Let me guess someone stole your sweetrole.                                                                                                                                                  Hey, you mix potions, right? Can you brew me an ale?
 

Çevrimdışı Winchester 34

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #129 : 21 Mayıs 2018, 23:04:37 »
Orası öyle, Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla birleşmeyi bile bizden çok istiyorlar. Ancak Türkiye etkili bir politika yürütürse zaten nüfusunun çoğunun aynı zamanda Türkiye vatandaşı olduğu minik bir ada semti hala bağımsız hareket edemez.
Şuan hayatta gelmezler.Çünkü ekonomi yönetim berbat.
 

Çevrimdışı kerem1249

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #130 : 15 Aralık 2018, 20:34:32 »
Kıbrıs Başkanı, Türkiye ve KKTC'ye rağmen doğalgaz arayacaklarını duyurdu. Ancak Türk Deniz Kuvvetleri bölgede göz açtırmıyor.
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 

Çevrimiçi Eq1NoX

  • Genel Moderatör
  • Şövalye
  • *
  • İleti: 223
  • Beğenildi: 42 kere
  • "Kılıç bak, koca bir tarih göçüyor!"
Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #131 : 16 Aralık 2018, 01:07:08 »
Tüm Kıbrıs, Türkiye'ye verilsin saçma olmuş. Kıbrıs adasında Rumlarda mevcut ve Rum kesiminde yaşıyorlar. Tüm Kıbrıs'ı almak saçmalık. Rumlar isyan edebilir. Ayrıca başımızda zaten krallar gibi yaşayan suriyeliler var. Bir de Rumları çıkarma :)
 

Çevrimdışı Afrandez

Ynt: Kıbrıs'ın geleceği
« Yanıtla #132 : 28 Aralık 2018, 21:26:11 »
Güzel bir konuymuş. Anketi de varmış madem, yazayım bir şeyler. Peşinen uyarayım; yazı uzun ve pek çok tepkiye hedef olacak bir yazı.



Kıbrıs'ın konusunda benim şahsi düşüncem adanın artık birleşmesi yönünde. İrredentist düşünceler halen var olmakla birlikte artık etkili değil. Maalesef adanın birleşmesinin önündeki engel Rumlar değil, Türkiye.

Evet, eskiden sorun o dönemde etkin olan EOKA'ydı. Makarios da bir enosisçi olmakla birlikte EOKA'nın aksine adadaki Türklerin yavaş yavaş gitmelerini sağlamaya çalışıyordu. Parasını veriyor; Avustralya'ya ya da İngiltere'ye, nereye gitmek isterse oraya gönderiyordu. EOKA ise bildiğimiz üzere Türkleri öldürmek yoluyla enosisi gerçekleştirmeye çalışıyordu. 1967'de Yunanistan'da yapılan askeri darbe Makarios'un konumunu tehlikeye düşürdü ve 1970'lerle birlikte Makarios ve Cunta karşı karşıya geldi. Ocak 1974'te Grivas öldükten sonra EOKA doğrudan Cunta'nın emrine girdi ve 1973 sonunda yapılan yeni bir darbenin sonucunda Yunanistan'da işbaşına gelen General Ioannes; 15 Temmuz 1974'teki darbeyi düzenledi. Sonrası zaten harekata gidiyor.
Bu noktaya kadar Türkiye'nin suçlu olduğu bir nokta yok. Sorun harekattan sonra başlıyor. Şöyle ki; harekat hakkını veren 1960 Garanti Antlaşması garantörlerin neyin garantörü olduğunu şu şekilde açıklıyor:

(aç/kapa)

Şu kesin ki Türkiye'nin yaptığı harekat tamamen yasal ve bu durum 1979 yılında Yunan Temyiz Mahkemesi tarafından dahi onaylandı. Fakat Türkiye'nin harekat sonrasında yapması beklenen şey altı çizili bölüme uygun bir şekilde düzeni yeniden tesis etmekken yapılan şey ordunun orada varlığını sürdürmesi yoluyla bir devlet kurulmasını sağlamak ve -biraz da hükümet teşviğiyle- Türkiye'den insan göndermek oldu. "Ganimetleme" adı altında pek çok hırsızlık yaşandı, boşaltılan Rum mal ve mülkleri yağmalandı, o dönemde Türkiye'de olmayan fabrikalar soyuldu vs. Daha kötüsü bütün bunlar adada taraflar arasında yapılan nüfus mübadelesine yönelik anlaşmanın uygulanmasından önce başlandı. Bu durum Kıbrıslı Türklerin Türkiye'den gelenlere yönelik nefretinin temel sebeplerinden biri.

Elbette bunun istisnaları oldu; gelenlerin bir kısmı adadaki yaşama adapte olunca ada konusundaki siyasi düşüncelerini değiştirdi. Mesela küçüklüğümü geçirdiğim köyde bir adam vardı, adaya gelmeden önce MHP'nin militanı gibi bir şeymiş. Fakat adaya geldikten sonra birleşmenin adada iyi bir çözüm olacağına karar vererek orada birleşmeye yönelik bir program savunan CTP'yi desteklemeye başlamış. Bunun gibi pek çok örnek bulunabilir.

Mesele sadece bu da değil; Türkiye'de şu anda iş başında bulunan hükümet Kuzey Kıbrıs'ın şu anda daha da sıkıntılı bir noktaya gelmesine sebep olmakta. Mevcut politikaları ve durumu incelediğimiz zaman KKTC'nin Türkiye'nin gölgesi olmadan iş yapamadığı ortaya çıkıyor. KKTC'ye pek çok şey Türkiye'den geliyor, birkaç yerel firmanın gayreti dışında neredeyse hiç bir üretim bulunmuyor. Üretim söz konusu olmadığı için ülkenin ekonomisi yok, dolayısıyla ekonomik bağımsızlığı yok. Haliyle "Türkiye olmazsa KKTC bir hiç" diyenler de haklı çıkıyor.



Birkaç yıl önceki Crans-Montana görüşmelerinin iptal olmasının sebebinin Türkiye olduğu daha o zaman ortaya çıktı; hem de bütün konularda uzlaşma sağlanmış, BM Genel Sekreteri antlaşmanın imzalanacağı yeri dahi ayarlamışken. Fakat planlanan törene birkaç saat kala Türk heyeti reddedilmesi doğal iki talepte bulundu.

  • Adaya götürülen suyun Baf Barajı'na götürülmesi ve giden suyun dağıtımının Türkiye eil ile yapılması
Gerçekte Türkiye'den adaya borularla götürülen suyun sadece bir kısmı şebekelere verildi; giden suyun büyük bir kısmı altyapının işletilmesi sorunu sebebiyle denize akıtılıyor. Normal şartlarda bu suyun denetimi KKTC eliyle yapılmalıdır; fakat Türkiye bunu kendi eliyle yapmak istiyor ki bu durum KKTC'nin -olmayan- egemenlik haklarının ihlalidir. Ada birleşirse bu durum Birleşik Kıbrıs'a karşı da bir ihlal olur. Bu talep adanın egemenlik haklarının ihlali olduğu için reddedildi.

  • Türk vatandaşlarının Yunan vatandaşları ile aynı haklara sahip olması
Bahsedilen haklar şunlar; serbest dolaşım, serbest yatırım, serbest oturum ve serbest mal-mülk edinme. Sıkıntı şu ki bu haklar Yunan vatandaşlarına keyfi olarak değil, AB üyeliği kapsamında verildi; yani bir Alman da bu haklara sahip, bir İsveçli de. Bu hakların Türk vatandaşlarına tanınması Türkiye'yi gayrıresmi ve etik olmayan yollarla AB üyesi yapmak oluyor. Ayrıca Türkiye'den gidecek muhtemel nüfus daha yeni birleşecek adanın stabilitesini daha da bozacaktır.

Bunlar reddedilince Türk heyeti imza törenine katılmayacağını söyledi ve tören iptal oldu. Adanın birleşmeye en yakın olduğu zaman da böylece geçmiş oldu.



Annan Planı'nı soracak olursanız reddi Türkiye ile alakalı değildi. Sebebini şöyle açıklayayım; ortada bir işletme var ve iki kişi bu işletmeyi ortak yöneteceksiniz. geliri ve işletmek için gereken parayı 100 lira olarak alalım; siz ortaya 90 koyar ve ortağınız ortaya 10 koyarsa işletmeyi açarsınız. Fakat bunun kazancını yarı yarıya bölüşürseniz ortaya 90 koyduğunuz için zarar edersiniz ki bu da sizin işinize gelmez. Rumlar Annan Planı'nı bu sebeple reddetmişti, mesele söylendiği gibi toprak meselesi değildi.

Buraya kadar anlattıklarım adadaki durumu açıklama çabamdı. Belirttiğim gibi her türlü tepkiye açıktır.



Şimdi anketteki oyumun başlıca sebeplerini açıklayayım:
  • En temel sebep adada artık silahlı çatışma gibi bir tehlike yok. "Birleşirsek Rumlar o zaman bizi kesip enosisi gerçekleştirecek" diye uçuk bir durum da yok.
  • Ekonomik olarak birleşme kazanç sağlayacaktır. Zaten turistik açıdan cazip bir yer, birleşme sonucunda adanın cazibesi daha da artacak, özellikle Maraş'ın yeniden inşa edilmesinin etkileyeceği ekonomik büyüme ile birlikte ekonomik anlamda Kıbrıs önemli bir yer sahibi olacaktır.
  • Birleşme aynı zamanda anne veya babasından biri Türkiye'den gelmiş olan pek çok Kıbrıslı Türk gencin zorlanarak alabildiği vatandaşlık hakkını almasını da sağlayacaktır, dolayısıyla AB vatandaşı olarak çok avantajlı bir konuma ulaşacaklardır.

Bunlar gibi daha pek çok avantaj söz konusu. Politik anlamda Türkiye, Yunanistan ve BK bir şeyler kaybedecektir, fakat kazanç Kıbrıs'ın kendisine olacağı için pek de sorun değil.

(aç/kapa)
Semper fidelis ad decretorium victoria
 

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.