Gönderen Konu: Rumeliden Yükselen Hilal  (Okunma sayısı 857 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı emresen99

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 111
  • Yeni bir üyeyim.
    • Profili Görüntüle
Rumeliden Yükselen Hilal
« : 14 Eylül 2016, 16:22:46 »
                                            Fotoğraflar PNG formatındadır.JPG'ye çevirmeye fırsatım olmadı.

Süleyman Çelebi, babasının Türk hakanı Timur'a esir düşmesinden sonra, devletin başına geçmek için diğer karındaşlarıyla savaşa tutuşmuş, sonunda da karındaşı Mehmet ile anlaşmaya vararak Rumeli topraklarını kendisi yönetmeye başlamış, bu sebeple de Rumeli Sultanı olarak anılmaya başlamıştır. 1402 yılında başlayan hükümdarlığı 1444 yılına kadar devam etmiş, sonrasında ise oğlu Orhan devletin başına geçmiştir. 42 yıllık saltanatında Türk hakanı; Konstantinopolis'i alarak muzaffer komutan sıfatına erişmiş, yanı sıra da Mora ve Atina'yı da topraklarına katmıştır. Sultan bu toprakları aldıktan sonra ise yoğun bir Türkleştirme çabası içine girmiştir. Bu çaba sonucu da Yunan kimliği ülkeden sökülmüş, yerine şanlı Türk kültürü empoze edilmiştir.

(aç/kapa)

Sultan Orhan ve oğlu Muhammed; tıpkı ataları gibi birer padişahlar olacakları belliydi.

(aç/kapa)

Tarih 12 Kasım 1444'ü gösterdiğinde, daha yeni padişah olan Orhan; ataları gibi devletini genişletmeye karar verdi. Babasının Türkleştirme politikası işe yaramış, ülkede Türk kültüründen farklı tek kültür Bulgar kültürü kalmıştı. Sultan zamanı geldiğinde buraları da Türkleştirmeye söz verdi. Ataları gibi atının sırtına atladı ve arkasına da kendisi gibi 8000 yiğidi alarak Arnavutluk topraklarına doğru harekete geçti. Serdarı olan Abdülmecit ise Eflak sınırına doğru harekete geçti. Eflaklar bizi; kendini bizden daha yüce görür gibi düşman ilan etmişti. Bunun hesabı sorulacaktı.

(aç/kapa)
(aç/kapa)

Tarih 11 Aralık'ı gösterdiği zaman, Sultan, Arnavutluğa savaş ilan etti ve sınırlarından içeri doğru hareket etmeye başladı.

(aç/kapa)

Sultan daha ilk savaşında ilk yenilgisini almıştı. İskender Bey yaman bir savaşçıydı ve Arnavutluk dağlarını kullanarak savunmada harika bir iş çıkardı. Sultan Eflak sınırına gönderilen Abdülmecit beyi yanına çağırdı ve orduyu birleştirerek bi daha yürüdü.

(aç/kapa)
(aç/kapa)

İskender Bey kendi topraklarından ayrılarak Yanya topraklarına inip kuşatmaya başlamıştı. Bunu gören padişah orduyu tekrar üzerine sürdü.


(aç/kapa)


Savaş kazanılmıştı ama daha fazla kayıp verilmişti. Sultan orduyu ikiye bölerek kaçan Arnavut askerlerini takip etmeye başladı. Diğer orduyu da aynı şekilde Eflak sınırına geri yolladı.

(aç/kapa)
(aç/kapa)

Eflak sınırına gelen ordunun başına Sultan Orhan geçti ve askerlerinin tamamen toparlanması için bekledi.Ordu toparlanmıştı ve savaşmaya hazırdı. İlk zamanki gibi hata yapmak istemeyen Sultan, Targovişte kalesine direk saldırmak yerine, etrafından dolaşarak saldırmak istedi çünkü kale ile kendi toprakları arasından Tuna nehri akıyordu.Bu yüzden ordusunu Silistreye sürdü.

(aç/kapa)

6 Eylül günü sultan savaş ilan etti.

(aç/kapa)

Ordusu 24 Eylülde Targoviş kalesine varacak ve herşey o muhabere ile belli olacaktı.
ve tam bir zafer! Sultan kendi komutasındaki askerlerle Eflak beyinin ordusunu paramparça etmişti.Sultan kalenin daha çabuk düşmesi için Abdülmecit beye ulak yolladı ve yardım istedi. Abdülmecit bey ise 4000 askerini kale kuşatmasında bırakarak yardıma geliyordu.

(aç/kapa)
(aç/kapa)

Buzau ve Craivoa toprakları bize geçmişti.

308 günün sonunda Targovişte düşmüştü. Sultan kendilerine tabi olmalarını ve 113 kasa altın sunarak barış teklifini yolladı ve Eflak beyi kabul etti. Türk'ün gücünü her bir insan görecek! 474 günlük kuşatma ardından da Arnavut kalesi düşmüştü. Sultan o toprağı kendisine katacaktı kararlıydı ve dediği gibi de yaptı. Arnavut artık Türk toprağıydı.

(aç/kapa)

Sultan her ne kadar Osmanlı devleti ile arasında kan bağı olsa da birgün savaşacaklarını biliyordu. Anadolu toprakları daha birleşim içindeydi ve bu Sultan Orhan'ın canını sıkıyordu. Kendisi; Osmanlı devletini kendine düşman bellemiş Memlüklere ittifak isteği yolladı. Bu sebeple Osmanlı devletinin işi kolay bitecekti.

(aç/kapa)

Sultan çok geçmeden Osmanlı devletine savaş açtı ve kendisine toprak vermesi koşuluyla Memlükleri de çağırdı. 26 Kasım 1446 da savaş ilan edildi.

(aç/kapa)

Orhan, Kocaeliyi kuşatıyordu ve serdarı olan Abdülmecit de Bursa topraklarını kuşatıyordu. Bursa çok önemliydi çünkü babası burada doğup burada büyümüştü.

(aç/kapa)

Antakyada Osmanlı ve Memlük güçleri karşı karşıya gelmişti. Bu savaş önemliydi çünkü Osmanlı bütün güçleri ile buradaydı.

(aç/kapa)

Savaşı üstün olmasına rağmen Memlük ordusu kaybetti. Sultan bunun haberini alınca güldü, sebebi ise Memlüklere toprak vermek istemiyordu ve bu da tuzu biberi olmuştu.


(aç/kapa)


Kocaeli kalesi düşmüştü ve Anadolu topraklarının yolu açılmıştı.

(aç/kapa)

24 Kasım 1447 de Halepte yapılan savaşı Osmanlı kaybetmişti. Sultanın keyfine diyecek yoktu. Adeta çocuk gibiydi duramıyordu yerinde. Bu arada Bolu kuşatması da bitmiş, bir başka Anadolu kalesi olan Ankara topraklarına geçilmişti

(aç/kapa)

Kalan 5000 kişilik Osmanlı kuvveti de Bozok ovasında yenilgiye uğratıldı. Osmanlı topraklarının başı boştu artık.

(aç/kapa)

5 Kasım 1448 yılında barış imzalandı. Bu anlaşmaya göre sultanın alacakları bu şekildeydi;

(aç/kapa)

Bu zafer ile Konstantiniyye ticareti bize geçmişti. Sultan devletin toparlanması için kısa bir süre savaşa ara verdi.

Arkadaşlar ilk hikayem olacak bu yüzden hatalarım olabilir. Yorumlarınıza göre devam edebilirim.




Çevrimdışı Warwars

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 301
  • Such forum much theme many mods wow
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rumeliden Yükselen Hilal
« Yanıtla #1 : 14 Eylül 2016, 18:49:11 »
Güzel olmuş. Ülkenin idealari ne ?