Gönderen Konu: İptal Edildi Ben Japon değilim!!! (Sıradan Bir Kore Hikayesi) (Hyang'ın Yolu) (Anketli)  (Okunma sayısı 29252 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kodazot

Tuzaklar göz dolduruyor... :smoking:
Xfire:Kodazot
Steam:Kodazot
Legend Of Kodazot
I come in revenge
 

Çevrimdışı samuray ahmet

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 252
  • Mirajane-Devil Form
    • Profili Görüntüle
Buda güzel. Devamını bekliyorum. :popcorn:
 

Çevrimdışı mojo.reyiz

  • Azab
  • *
  • İleti: 49
  • Ein Volk, ein Reich, ein Führer
    • Profili Görüntüle
"Ne mutlu Türk'üm diyene!." Mustafa Kemal Atatürk
 

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Aklımda bir fikir var, 5. bölümü çıkarmadan önce onu paylaşmayı düşünüyorum. Takip etmeye devam edin gençler.  :)

Çevrimdışı Frederik Barbarossa

Gözümden yaş geldi. Harika bir hikaye  evil*
Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.
 

Çevrimdışı Wayfear

Arkamda dost Fransız tümeni olmasındansa önümde Alman ordusu olmasını tercih ederim.

George S. Patton
 

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
5. Bölüm yakında gelecek ama konu pek umursanmadığı için açıkçası yazasım gelmiyor. Beyler neredesiniz? 2 yorum atın bari.  :disappointed:

Edit: O zaman 5 yarın diyelim.
« Son Düzenleme: 03 Haziran 2014, 20:41:05 Gönderen: FANBOY »
 

Çevrimdışı barkardes

Ben takip ediyorum.Sadece "Güzel bölüm" yazarak geçmeyi sevmediğimden diyeceğim bir şey varsa yorum olarak atıyorum.Benim gibi takip edip de yorum yazmayan birçok kişi vardır .Sen yaz güzel yazıyorsun  tbrk* .
 

Çevrimdışı Frederik Barbarossa

Sen yaz hele harika yazıyorsun. Bakıyorum yeni bölüm için her gün ama girilmediğini görünce  :fpalm:
Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.
 

Çevrimdışı Kodazot

Sırft japon olmadığın için ilgi çekemiyor olabilirsin. Yorum attım işte açıkçası Kore isen apaçık donanma savaşları pekliyorum baldır küldür... :smoking:
Xfire:Kodazot
Steam:Kodazot
Legend Of Kodazot
I come in revenge
 

Çevrimdışı krall1

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 447
    • Profili Görüntüle
takip ediyoruz, gerçekten kaliteli hikaye yazıyorsun. ben japonya ile oynarken ilk kore düşüyor ama sen dayanırsın  evil*
"You always were an unruly child. I adored that about you."
 

Çevrimdışı samuray ahmet

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 252
  • Mirajane-Devil Form
    • Profili Görüntüle
 

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Bir Ulusun Yükselişi

Kraliyet Salonu'nda tek başımayım. Büyük masanın benim için özel yapılmış köşesinde altın işlemeli sandalyemde oturuyorum. Karşımda onlarca, belki yüzlerce boş sandalye var. Masanın üzerine ipek bir kumaş serilmiş ve belirli aralıklarla gümüş şamdanlar dizilmiş. Tabak veya çatal kaşık yok çünkü akşam yemeği henüz bitmişti. Daha sonra tavandaki devasa avizenin üzerinde yanan mumların söndürülmesini istemiştim. İnanır mısın, avizenin hediye edildiği günü hatırlıyorum. 2. Manchu Savaşı'ndan sonraydı. 'Yüce Ming İmparatoru Qizhen Zhu'nun, sizin sadık müttefiğiniz olarak zaferinizden kelimelerle tarif edilemez bir sevinç duyduğunu iletmekten ve Ming-Kore dostluğunun uzun yıllar devam etmesi temennisiyle bu naçizane hediyeyi size sunmaktan büyük onur duyarım, saygıdeğer Kore Kralı Do Yi. Bu avize özel olarak Ming'in en iyi ustaları tarafından Asya'nın en değerli taşlarıyla işlenmiştir.' Evet, çok iyi hatırlıyorum. Aynen böyle söylemişti huzurumdaki Ming elçisi. Bu cümleyi takılmadan nasıl tek seferde söyleyebildi hala bilmiyorum.

Önümdeki şamdanın 3 mumundan çıkan cılız bir ışık salonun tüm köşelerine ulaşmaya çalışıyor fakat yetersiz kalıyor. Benden iki adım uzakta kalan her yer karanlık. Bu gece hava kapalı olmalı ki ay ışığını da göremiyorum. Oysa salonun renkli camlarının üzerine titizlikle işlenmiş motifleri tekrar tekrar izlemekten büyük keyif alırdım. 'Yüce Kore Generali Do, Manchu ordularını yerle bir ederken...' 'Japon elçileri, Kore Kralı Do'nun karşısında, onun kudretinden korkarak tir tir titrerken...' 'Ming İmparatoru, Yi Hanedanı'nı bizzat ziyaret etmek için geldiği başkentte, Büyük Salon'da, ziyafette...'

Salon karanlık ama bu karanlığı ve sessizliği seviyorum. Çünkü aklımdaki sorunlardan kurtuluyor ve biraz sakinleşme fırsatı buluyorum. Belki yarın sabah büyük bir karar vermek zorunda kalacağım, ülkenin geleceğini kökünden değiştirecek bir karar. Sonu yıkımla, karanlıkla, acı bir sonla veya bilinen dünyanın, Asya'nın en korkulan, en güçlü, en büyük ülkesi ünvanının kazanılmasıyla bitebilir. Evet, yarın sabah Kore tarihinin en büyük kararını vereceğim. Ama daha sabaha çok var ve bu gece benim. Bu geceyi tam olarak istediğim gibi, kendimle baş başa geçireceğim.

Eğer izin verirsen sana bu noktaya nasıl geldiğimizi anlatmak isterim. Ne? Nasıl hangi noktada olduğumuzu bilmezsin? Merak etme boynunu vurduracak değilim. Aslında cahillerin artık Kore halkında bulunmadığını sanıyordum ama senin gibi birkaç kişi gözden kaçmış olabilir. Bugün 1 Ocak 1467.

Yükseliş Yılları diyorlar Kore'nin şu an içinde bulunduğu döneme. Hem de hızlı bir yükseliş. Son savaşın bitimiyle, 1458 yılının sonunda girilen barış dönemi Kore için büyük bir nimetti. 8 yıldır gösterdiğimiz durmak bilmeyen ilerleme Asya'nın yarısında hayranlıkla diğer yarısında şaşkınlıkla izleniyor. Şu an bilinen dünyanın hiçbir köşesinde bulunamayacak teknolojilere, tekniklere ve silahlara sahibiz. Halkımız zenginleşti, bilim yaygınlaştı. Eski geleneklere bağlı kalmak adına gelecekten kopmaya çalışan insanlara Kore'de yer yok. Biz kimsenin ulaşamadığına ulaştık.

Ama bu Yükseliş Yılları bitmek üzere. Yarından itibaren bu ulus yeni bir döneme girecek. Adı ne koyulacak bilmiyorum. Hatta geleceğimizin ne olacağını da bilmiyorum. Ama Asya'nın bu kadar uzak köşesinde neler olduğunu biliyorum. Ahh!! Sen de hissetmiyor musun, duymuyor musun bu kokuyu? Tüm Japon Adası üzerine hakim.. Ve rüzgarlar, bu koyu dumanı hızla masum yarımadamıza da getiriyor. Kan ve Ölüm Kokusu, hızla Kore'ye geliyor. Sen de hissetmiyor musun?


__________________________________________________________________________________________________________________

Ah şu 1458'in sonları.. Ülkedeki her taşı olması gereken yere koymuş, eksik bir şey bırakmamıştım. Yani öyle sanıyordum. Durmadan kapıma gelen keşiş artık halkı bana ve yaptıklarıma karşı kışkırtmaya başlamıştı. Alimlerimizin çalışmalarının dinimizle ters düştüğünü halka yaymaya başlamış. 3 tane askeri, keşişe tapınağa kadar eşlik etmekle görevlendirdim. Bu hatayı tekrar etmemesi onun için iyi olacak.


Oiratlıların müttefikliği bozmasından sonra tehlikenin farkına vardım. Onlar da bizim gibi bölgede yükselen bir güçtü. Yükselmeye devam etmeden önce bir daha düşünmeleri için onlara gerekli mesajları verdik.


Manchu henüz toparlanmış değil ama isyancıların hakkından gelmek üzereydi. Kendi başlarına ayağa kalkmayı başarmaları açıkçası benim de işime gelmişti.


Oirat ile geçen bu gergin diplomasi trafiğinden sonra onları ulusumuzun büyük bir tehtidi ilan etmek yanlış olmazdı.


Bir yanda büyük bir devleti karşımıza alırken diğer yanda bir başkasını yanımıza alıyorduk. Uesigu, Kuzey Japonya'nın büyük bir kısmını kontrolü altına almış ve üzerindeki Japon Shogunu'nun otoritesini atmıştı. Evet, işte aradığımız kan bu. Eğer onlara destek verirsek Shogun otoriteyi tekrar sağlamayı başaramaz ve Japonya bir iç savaşa sürüklenir. Belki de oğluma asla öğretemeyeceğim şey düşene tekmeyi vurmak. Yapabiliyorsan neden yapmayasın ki? Komşularımızın yaşadığı problemden neden kendimize bir fayda sağlamayalım?


Tapınak görevlileri, keşişler ve onlara destek veren birkaç insan başkentin göbeğinde Kore Kralı'nın otoritesine, benim otoriteme karşı toplanmaya başladı. İstedikleri hazinenin neredeyse yarısının tapınağa bağışlanması, alimler konusunda keşişlerinin isteklerinin kabul edilmesi ve tapınağın ayrıcalıklara sahip olmasıydı. Bense red cevabını subaylarımdan biriyle, yanında 120 askerle beraber gönderdim. Nereye kadar sürecek bu durum?


Aradan çok geçmedi, başkent kötü bir haberle sarsıldı. Yıllarını Kore'ye hizmet etmek için adamış büyük bir adam hayata gözlerini yummuştu. Sakin bir cenaze töreninin ardında boşalan koltuğa Sinseong'u atadım. Devlet yönetirken duygusal olamazsın. Ve herhangi bir aksaklık yaşamayı istemiyordum.


Oirat'ı milli düşmanımız ilan ettikten sonra çok zaman geçmedi, cevapları gecikmemişti. Oirat Hanlığı, kendilerine bağlı Moğol Hanlığı'nı bünyelerine kattıklarını açıkladı. O zamanlar onları açık bir savaşta yenebileceğimden şüphe duyuyordum. Ne yazık ki hala duyuyorum.


Biz de cevap vermekte gecikmedik. Yeni askeri teknolojilerimizle onlara sayılarla değil kaliteyle üstünlük kurduk.


Avrupa diyarından birkaç insanın Ming'i ziyaret ettiğini öğrendim. Aslında Avrupa neresi hala hiç birimiz bilmiyoruz. Garip görünüşlü garip dillerde konuşan ama teknolojiye hükmetmeyi bildikleri gözlerinden bile okunan birkaç adamdı. Derhal bu adamların Kore'ye getirilmesi için emir verdim. Tapınak, bu adamların doğru yolda olmadığını ve eğer yaptıkları işlere ortak olursak bizim de onlarla birlikte lanetleneceğimizi açıkladı. Tapınaktan gelen bu mesajı yırtıp yere atmaktan başka birşey yapmadım.


Yeni askeri teknolojimizi kullanmanın vakti gelmişti. Kore boyunca, 8 vilayete birden, askeri yapıların inşa edilmesini emrettim. Hazineye yükü büyüktü ama karşılığını alacağımızdan emindim.


Bu Avrupalıların teknolojilerine akıl sır ermez. Yaptıkları çalışmalar ilk sonuçlarını vermeye başladı bile. Eğer bu adamların yaşadığı bir ülke varsa o ülkeyi bulmalıyız. Hem de en kısa zamanda.


Bu hızlı gelişmeler Kore'deki tüm üst düzeyin dikkatini çekmişti. Birşeyleri doğru yapıyorduk ve bozulmamasını istiyorduk. Nasıl devam edebileceğimizi tartışmak ve karar vermek için büyük bir toplantı düzenledik. Alınan karar daha da dikkat çekiciydi; gelecek teknolojiyle beraber altında,vergide,ticarette,nüfusta,askerde yani yeni topraklardaydı ve yeni toprakları ele geçirmek için sadece başka devletlerle savaşmak yetmezdi. Henüz devlet kurulmamış topraklara gidecek ve orada kalacaktık. Sonsuza kadar...


Avrupa diyarı burası mı bilmiyorum ama yeni bir devletle karşılaştık. Kendilerine Timurlar diyorlar. Garip bir isim, daha önce böyle birşey duymamıştım. Ülkeleri bilinen dünyanın en doğusundan da doğuda, bizim Kore'mize aylarca uzakta yer alıyor. Kim bilir belki dünya bu kadar değildir. Belki Avrupa diyarından başka diyarlar da vardır. Belki hepsi A ile başlayıp A ile bitiyordur. Ama bu kötü birşey değil sanırım. Yüce Kore Kralı için ele geçirilmesi gereken daha çok toprak, hükmedilmesi gereken daha çok insan demek. Ama beni korkutansa Timurların sahip olduğu orduydu. Ming'ten bile daha güçlüydüler. Nasıl olurdu bu? Güce olan sevdam beni bu Timurlarla yakınlaşmaya itti. Gelecek birkaç yıl boyunca diplomatlarımız karşılıklı görüşmelerde bulundu ama açıkçası bizi umursamadırlar. Aslında ne biliyor musun? Eğer ben Timur Hanı olsaydım ben de umursamazdım. Ama en azından 'Yine mi geldi bu Japonlar.. He diyin gönderin şu elemanları.' demezdim. Çok ayıp ettiler çok...


Japon Adası'nda gerginlikler yükseliyor ama sana o zamanları daha iyi göstermek isterim. Kuzeyde Uesugi bağımsızlığını ilan etmiş durumda. Güneyinde ise Shogun ve ona bağlılıklarını sürdüren 3 daimyo daha var. Sınırlar her gün değişiyor. Uesugi için son bir duraklama zamanı... Ve daha sonra Japonya'nın gerçek hakimi olduğunu ilan etmek için karşında hiçbir engel kalmamış olacak.


Konfüçyus'un hala üzerimdeki desteğini çekmediğini gösteren bir olay gerçekleşiyor. Keşişlerin gerçekten yoldan çıktıklarını ve dinim için yanlış birşey yapmadığımı anlıyorum. Artık içim rahat ve bu konuda bir endişem yok. Peki ne mi olmuştu? Kore'ye hakaretler ve tehditler yağdıran, gövde gösterisi yaparcasına ordusunu sınırboyunda gezdiren Oirat Hanı, bir gece ansızın ölmüştü. Ve Konfüçyus biliyor ki savaşın eşiğindeydik. Şükürler olsun Koreli kanının dökümesine gerek kalmadı. Ama yine de tedbiri elden bırakmamıştık.


Hazine yeterince doluydu ve devletimiz için harcamaktan çekinmiyorduk. Tüm Kore vilayetlerinde bu sefer hanlar ve pazarlar kurulmaya başlandı. Ticaretimizin gelişeceğine şüphe yok.


Ve yine tapınakçılar... Alimlerin çalışma odalarını, devletimizin yüce kütüphanelerini basıp buldukları kitapları yakmaya başlamışlar. Derhal Kraliyet Ordusu'nu harekete geçip kontrolü sağlaması için görevlendirdim. Tüm gericiler yakalandı ama bu sefer öylece gitmelerine izin verecek değildim. Liderleriyle beraber birkaç kişinin boynunu vurdurdum. Kalanlarıysa ellişer kırbaç yiyecek ve bir yıl boyunca krallığımıza bağlı arazilerde karın toklğuna çalışacaklardı. Onları zindana atmak yetmezdi. Acaba cehaletle verdiğim bu savaş yaşanmasaydı şimdi nerede olurduk? Ha? Hiç düşünmemiştim bunu..


Ve daha sonra... Evet, daha sonra o gün geldi. Japon İç Savaşı'nın gerçekte başladığı tarih.. Bu isyanı Uesigu'ya karşı Japon Shogun'unun çıkardığını bilmeyen yok. Aslında Uesigu'yu yenmek için bir iç isyanın desteğini almaları gerektiğini bilmeyen de çok yok. Ama bu bile yeterli olabilir mi? Ya Kore orduları karşısında.. Hiç bir Japon karşımızda durabilir mi?


Shogun resmi olarak saldırmamış olsa da bunu yapması an meselesiydi. Uesigu'ysa bu savaştan en az zararla çıkmak için bizim desteğimizi bekliyordu. Ki değişen birşey yok, hala bekliyorlar. Hızlı bir görüşme sonrası mevcut ordumuzun ve hazinemizin durumunu kontrol etmiştim. Bu savaşa sonuna kadar hazırdık.


Japon İç Savaşı'na dahil olma fikrinin ortaya çıktığı ilk günlerde müthiş bir tepkiyle karşılaştım. Bazı danışmanlarım ve bir kısım idareciler savaştan kesinlikle uzak durmamızı savunuyordu. Konuşmalarının altında gizli olarak da benim birkaç yıldır sürdürdüğüm otoriter havadan duyulan rahatsızlık vardı. Ülke geleceği hakkındaki bazı kararlarda etki sahibi olmak istediklerini açıkladılar. Kılıcımı çekip yüzlerine doğrulttuğum zaman onların fikirlerini değiştirmekte çok zorlandığımı söyleyemem.


Sonraki günlerde savaş hazırlıklarına başlandı. Güney Japonya üzerinde hakkımız olduğunu iddia etmekten çekinmedik. Bu karışık ortamda kimse karşı çıkamazdı zaten.


Diğer yandan hem üzücü hem sevindirici bir haber alıyoruz. Ming veliahtı bir kaza sonucu ölmüş ve uzun bir süre tüm dünyadan gizlenmişti. Eğer mevcut imparator yeni bir varis dünyaya gelmeden ölürse, Ming tahtı Yi hanedanına ait olacak. Belki bir gün tahtı ele geçiririz ama o gün bu gün değil.


Aylardır beklenen gün geliyor ve Shogun resmi olarak Uesigu üzerine savaş ilan ediyor. Gerçekleşmesinden emin olunan ve sadece resmiyete dökülmesi beklenen olayın sesleri, Kore sarayının koridorlarında beklediğimden daha fazla yankılanıyor. Saray tam bir kaos içinde. Savaşa dahil olmalı mıyız sorusu her dakika tekrar tekrar soruluyor ve herkes kendine göre cevabını veriyor. Son sözü söyleyecek kişi benim ama ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Zaman daralıyor.


Saraydaki karışıklık sokağa da yansıyor ve tapınakçılar fırsatı kaçırmadan halka bir bildirge yayınlıyor. Kore askerinin Japonya'ya gitmesinin gereksiz olduğunu ve eğer gidilirse ölen Kore askerlerinin kanlarının benim ellerime bulaşacağını, asla bu günahı ödeyemeyeceğimi söylüyor. Halkı ise beni desteklememeleri, destekledikleri taktirde bu günaha ortak olacakları yalanıyla kışkırtıyor. Halka açık alanda idam cezası vermekten çekindim ve kırbaç cezasına çarptırıldığını söyledim. Şehirden uzak bir yerde yüzlerce defa kırbaçlandı ve sonunda acıya dayanamadı. Ölüsünü açıkta bırakmamaları için uyarmıştım. Bu gergin anlarda böyle bir provokatör ihtiyacımız olan en son şeydi ve cezanın abartı olduğunu söyleyemezsiniz.


Yatırımlara ara vermedik. Ülke kıyısı boyunca her şehire liman inşa ettik. Donanmamız ve denizlerdeki ticaretimiz için büyük bir avantaja sahip olmak üzereyiz.


Bugünlere gelene kadar atlattıklarımız kolay şeyler değildi. Ama bizi bekleyen şeyin büyüklüğü kıyaslanamaz bile. Japon İç Savaşı başlayalı birkaç ay oluyor. Eh tabi, bu 8 yılın bir çırpıda gözümün önünden geçmiş olması anlamına geliyor. Ama şu an gözümün önünde başka birşey var. Büyük Japon Adaları...


Sanırım artık ne karar vermem gerektiğini biliyorum. Yarın ise tüm saraya bunu açıklamalı ve hepsinin desteğini almalıyım. Destek vermeyenler ise saraydan uzaklaştırılmalı. Ayrıca bu Kore'de yıllardır süre barışın, Yükseliş Yılları'nın son birkaç gününü yaşıyoruz demek. Sanırım gün doğmadan önce başkentin boş sokaklarını biraz gezeceğim. Japonya'da yıllarca savaşmak zor olacak.

Ah şu Yükseliş Yılları... Seni çok özleyeceğimi sanmıyorum.
« Son Düzenleme: 04 Haziran 2014, 22:39:04 Gönderen: FANBOY »
 

Çevrimdışı samuray ahmet

  • Tımarlı Sipahi
  • *
  • İleti: 252
  • Mirajane-Devil Form
    • Profili Görüntüle
 


Çevrimdışı Jay-Jay Okocha

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 2809
    • Profili Görüntüle
Yeri gelmişken belirteyim, bende Arap değilim.
Çevrenizden 3-5 kız bulun da getirin şu foruma
 

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Tam 2.5 saat gecikmiş olabilirim..  :-[  Bu kadar uzun sürmemeliydi ama eksik birşey bırakmak istemedim. Ve gençler sizden ayrıca bir isteğim var. Her yeni bölüm çıkardığımda ilk mesajı editliyorum ve böyle yeni mesajda yazmak istediklerimi oraya yazıyorum. Herkesin ilk mesaja baktığından emin değilim o yüzden bunu yazıyorum. Kontrol ediyorsunuz değil mi?? Etmiyorsanız da artık etmeye başlayın.

Çevrimdışı Kurt Knispel

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 2290
    • Profili Görüntüle
 

Çevrimdışı barkardes

Önceki komik anlatım sanırım ülkenin bilim seviyesinin yükselmesi sonucu gitti.Ama şimdiki anlatım da en az onun kadar iyi.Güzel bölüm  tbrk*
 

Çevrimdışı FANBOY

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 168
    • Profili Görüntüle
Önceki komik anlatım sanırım ülkenin bilim seviyesinin yükselmesi sonucu gitti.Ama şimdiki anlatım da en az onun kadar iyi.Güzel bölüm  tbrk*

Aynı mizahı sürdürmem biraz zor olacak gibi duruyor çünkü artık tıkandım gibi. Devam etmeye çalışırsam tadı kaçacaktı ve aynı şeyleri tekrar etmekten öteye gitmeyecekti. Aklıma gelen hiçbir şeyi atlamam hikayeye eklemeye devam ederim yine de.

Hikayede de Do biraz değişmeye başladı. İlk bölümdeki 'Ben burada ne yapıyorum yav?' havası gitti. Ölmeden önceki son yıllarında da oğlunun bile ondan korkmaya başladığı bir diktatör olacak. Bu da spoiler olsun. Yani sonuçta ,en azindan Do ölene kadar, anlatım yavaş yavaş ciddileşecek. Komikliği de yaşadığı olaylarla sunmaya devam ederim. Devamında ipe giden daha çok adam görebilirsiniz.

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.