Bağlanılan Hatırlatmalar

  • Komnenos Hanedan: 12 Temmuz 2012 - 18 Temmuz 2012

Gönderen Konu: Δυναστεία Κομνηνών - Komnenos Hanedanı  (Okunma sayısı 12502 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Emperor

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1918
  • The Mad Baron
    • Profili Görüntüle
Δυναστεία Κομνηνών



Oyun: Crusader Kings II
Versiyon & DLC: 1.06b & Sword of Islam
Başlangıç Tarihi: 26 Aralık 1125
Zorluk: Normal
Modlar: Balansegang, Additional Objectives, Lupus Agnum
Hanedan: Komnenos
Ünvanlar: Duchy of Nikaea, County of Nikomedeia





1057 Yılında Anadolu'da isyan eden Isaac Komnenos Hades Savaşı olarak da bilinen savaşta İmparator VI. Michael'ı devirmiş ve yine aynı yılın sonbaharında Piskopos Michael Keroularios tarafından giydirilen tacı ile I. Isaac, Komnenos Hanedanı'nın ilk imparatoru olarak Doğu Roma İmparatorluğu'nun başına geçmişti. 1059'da Isaac'ın tahtan feragat etmesinin ardından oğlu Ioannes tahte geçmeyi reddetmiş ve bu süre içerisinde farklı hanedanlardan birkaç İmparator sırayla tahta geçmişti. Bu yıllar imparatorluğun en zayıf düştüğü zamanlardan biriydi. Önce Normanlar Güney İtalya'yı ele geçirmiş, yine aynı yıllarda Türkler Manzikert (Malazgirt) savaşında Bizans ordusunu hezimete uğratmışlardı. Peçenekler Tuna'yı geçmeye başlamış ve gözü doymaz Normanlar Yunanistan'ı tehdit etmeye başlamışlardı. İşlerin en kötüye gittiği zamanda Komnenos Hanedanı kontrolü yeniden ele geçirmiş ve Alexios amcasının yıllar önce bıraktığı tacı tekrar giymişti. Bu gelişme 'Komnenos restorasyonu' adını alacak gelişmeleri tetiklemiş ve İmparator Alexios üst üste başarılar kazanmaya başlamıştı.

Alexios önce Venedik'in deniz gücünü Normanlara karşı kullanmayı başarmış ve Yunanistan'ı tehdit eden maceraperest Robert Guiscard ve oğlu Bohemund'a karşı mücadele etmiş ve Alman İmparatoru'nu da kullanarak bu tehlikeye bir son vermişti. Ardından Peçeneklerin akınlarını durdurmak için Kumanları kullanmış ve Levunion Savaşı'nda Peçenekleri mağlup etmeyi başarmıştı. Alexios diplomasi konusundaki yeteneğini her yerde gösteriyordu, akıllı anlaşmalar ile iki tehlikeyi savuşturan imparator şimdi dikkatini Anadolu'ya vermişti. Bu sebeple Papa II. Urban'a yardım çağrısında bulunmuştu ve aynı yılın sonunda Clermont Konseyi'de konuşan II. Urban Hristiyanlara kutsal topraklarını ele geçirmelerini emretmişti. Bunun ardından İmparator Alexios batıdan gelen düzensiz ve tehlikeli grupları kendi askerleri ve tuttuğu paralı askerler refakatinde hızla Anadolu'ya geçirmeye başladı. 1097'de iyice güçlü bir hale gelen haçlı orduları Dorylaeum Savaşı'nda Kılıç Arslan ve Danişmend Gazi'yi mağlup ederek Alexios'a Batı Anadolu'yu tekrar ele geçirme şansını tanımıştı.


İmparator Alexios, Godfrey de Bouillon ve diğer asilleri Blakernai Sarayı'nda ağırlarken

Bu şansı iyi değerlendiren Alexios kaybedilen toprakları büyük bir kısmını hızla geri almış ve imparatorluğunu güçlü bir konuma getirmişti. 1118 yılında Alexios'un ölmesi ile yerini II. Ioannis almıştı. O da babası gibi kaybedilen toprakları geri alma hırsıyla Güneybatı Anadolu'yu ele geçirmiş ve ardından tekrar sorun olmaya başlayan Peçenek akınlarına karşılık vermeye başlamıştı. 1122'de Beroia Savaşı'nda Peçenekleri ağır bir şekilde mağlup eden Ioannes ilgisini tekrar Anadolu topraklarına vermeye başlamıştı...




Bölümler:

Dük Nikephoros Komnenos (1125- ):

-Dük Nikephoros'un Evliliği
-Ikonion Muharebesi (1130)
-İmparator Ioannes'in Ölümü
-Taht Mücadelesi

« Son Düzenleme: 12 Temmuz 2012, 01:46:31 Gönderen: Ömer »
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!
 

Çevrimdışı lordlombak

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 126
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #1 : 06 Temmuz 2012, 00:05:00 »
Alexios Komnenos,takipteyim, iyi bir giriş olmuş umarım devamı da güzel olur.
 

Çevrimdışı Amiral

  • Sekban
  • *
  • İleti: 2491
  • Uncle Junior
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #2 : 06 Temmuz 2012, 00:06:19 »
Takipteyim.
You heard about the Chinese Godfather? He made them an offer they couldn't understand.
-Uncle Junior
 

Çevrimdışı bir_dost

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 3106
    • Profili Görüntüle
Ynt:
« Yanıtla #3 : 06 Temmuz 2012, 00:10:57 »
Alem buysa Alexios Kommenos.  :P Takipteyim, umarım gerçek Alexios'tan daha iyi iş çıkarırsın.
 

Çevrimdışı Bersun

  • Paşa
  • *
  • İleti: 9566
  • Paralel Yetkili Abiniz
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #4 : 06 Temmuz 2012, 00:15:21 »
Komnenos kardeşliği 8| Takipteyim.

Alem buysa Alexios Kommenos.  :P


Nedensiz güldüm. ;D
 

Çevrimdışı Emperor

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1918
  • The Mad Baron
    • Profili Görüntüle
Ynt:
« Yanıtla #5 : 06 Temmuz 2012, 00:23:57 »
Alem buysa Alexios Kommenos.  :P Takipteyim, umarım gerçek Alexios'tan daha iyi iş çıkarırsın.

Gerçekten bunu okuyunca ben de nedensiz bir şekilde güldüm. Romanos Diogenes'in kayıp oğluyum diyerek garip gurup tipler orduları ile ortaya çıkıp beni biçmezse başarılı olmayı umuyorum. :D
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!
 

Çevrimdışı Quaim

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 4082
  • Faber est suae quisque fortunae
    • Profili Görüntüle
    • YokÖyleBişi Blogum
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #6 : 06 Temmuz 2012, 01:45:12 »
Takip dostum, güzel duruyor. Bekliyorum devamlarını.
Doğruların peşinden giden geminin rotasını fırtına bile değiştiremez.
 

Çevrimdışı Ragnarr Loðbrók

Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #7 : 06 Temmuz 2012, 01:47:57 »
Κρατήστε το μήνυμα ;) ;) ;)

μεταφράσεις αφήσετε
 

Çevrimdışı venom41

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 189
  • As You Wish - Saaya...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #8 : 06 Temmuz 2012, 02:13:16 »
Κρατήστε το μήνυμα ;) ;) ;)

μεταφράσεις αφήσετε

Allahu Ekber.
 

Çevrimdışı oguz350

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 557
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #9 : 06 Temmuz 2012, 04:09:50 »
güzel bir şey çıkar bundan tbrk*

başlığı Türkçe yazsaydında Komennos hanedani olduğunu bir kaç kişi daha anlasaydı:)
 

as12atay

  • Ziyaretçi
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #10 : 06 Temmuz 2012, 04:21:54 »
güzel bir şey çıkar bundan tbrk*

başlığı Türkçe yazsaydında Komennos hanedani olduğunu bir kaç kişi daha anlasaydı:)
ÖM ile bize küfür mü ediyon yoksa yazdım başlıkta Komennos hanedanı yazıyor cevabı geldi :D
 

Çevrimdışı venom41

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 189
  • As You Wish - Saaya...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #11 : 06 Temmuz 2012, 04:40:10 »
güzel bir şey çıkar bundan tbrk*

başlığı Türkçe yazsaydında Komennos hanedani olduğunu bir kaç kişi daha anlasaydı:)

Aynen, asıl önemli olan şey başlık. Bence başlığı türkçe hikayeyi o malum bilmediğim dilde yazmalıydın. Sonuçta çoğu kişi meraktan giriyor ve okumuyor  :D
 

Çevrimdışı Emperor

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1918
  • The Mad Baron
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #12 : 06 Temmuz 2012, 14:33:13 »
Nikephoros II Komnenos (1125-1129)

Salonda herkes yerini almış servis edilecek yemekleri bekliyordu. İmparator Ioannes de masanın başındaki yerini almıştı, sağında daha ufak bir sandalyede en büyük oğlu Alexios hemen solunda da kardeşi Adronikos vardı. Daha sonra masanın iki yanında dükler, kontlar ve en arkalara doğru da piskoposlar ve metropolitler yer alıyordu. Yazın av için uygun konumdaki Blakernai sarayına geçen imparator kışı da burada geçirmeye karar vermiş ve Büyük Saray'daki saray eşrafını ve uşaklarını buraya taşıtmıştı. Bugün de sarayında verdiği ziyafetine pek çok soylu ve ileri gelen katılmıştı. Ama bu gün en büyük ilgiyi masanın hemen başlarında oturan iki ihtiyar topluyordu. İmparator bizzat onların kadehlerinin doldurulmasını emrediyor, daha ihtiyarlar boş kadehlerini masaya koymadan uşaklar hemen yetişip bardağa şarap boşaltıyorlardı. O sırada alımlı ve güzel kıyafetler giymiş bir kız kapıdan içeri girdi ve masadakilere imparatorun ziyafetine katıldıklarından ötürü minnettarlığını sundu ve hemen ardından salondan ayrıldı.


Basileus Ioannes II. Komnenos

"Bu güzellik abidesi kim? Yoksa yüce imparatorumuz ziyafetinde bizim için bir melek mi çağırttı?" dedi masanın hemen sağ ucunda oturan ihtiyar.

İmparator kıkırdadı. "Kız kardeşimi hatırlayamacak kadar yaşlandın mı yoksa ailemizle bu kadar mı az ilgileniyorsun amca?" dedi İmparator Isaac.

"Hem ne zamandır düşünüyorum, artık bir aile kurup, kendine bir varis bulma zamanın geldi Nikephoros amca. İstersen seni onunla evlendirebilirim." diye ekledi.


Dük II. Nikephoros

Nikephoros'un hemen karşısındaki ihtiyar gürültülü bir kahkaha patlattı. Gülerken elindeki kadehi masaya vuruyor içindeki şarap etrafa saçılıyordu. "Bizim Nikephoros evlenecek ha? Hem ayrıca Patrik Ioannes buna ne der?"

İmparator iki ihtiyara yanına yanaşmalarını işaret etti ve sessizce konuştu "O herifi oraya ben getirdim, emredersem seninle Nikephoros amcamı bile evlendiririm, hem de Hagia Sophia'da bizzat benim şahitliğimde."

İhtiyar yine kahkaha atmaya başladı, güldükçe ağzındaki kuzu budu parçaları önündeki sofraya yayılıyordu. Nikephoros sırıttı ve "Konstantinos fazla gülme sonra yine altına kaçıracaksın." dedi. Bu sefer gülme sırası ondaydı.


Dük Konstantinos

"Benden üç yaş küçüksün diye kendini genç mi sanıyorsun Nikephoros? Yoksa benim kullandığım fahişeleri yatağına aldığında mı uyduruyorlar bu hikayeleri? Senin gerçekten evlenmen lazım!" dedi Konstantinos. Ve tekrar imparator dahil hepsi kahkahalara boğuldu.

"Konstantinos amcam haklı amca, bence teklifimi değerlendirmelisin." dedi imparator Ioannes ve ekledi "Hem sana Prusa topraklarını da veririm kardeşimin dırdırından kaçmak istediğinde orada ava çıkarsın. Geyik avlayanlar oranın çok bereketli olduğunu söylüyor."

Son cümle ortama bir anda sessizlik getirmişti, İmparator I. Alexios'un hayatta kalan son iki kardeşi olan bu iki ihtiyar her ne kadar birbirini seviyor görünse de aralarında her zaman bir rekabet olmuştu. İmparatorun toprak vermeyi ima etmesi bile aralarında soğuk rüzgarlar estirmişti. Konstantinos'un yüzündeki gülümseme ve kahkahaları gitmiş, ihtiyar gözlerini kısmış ve kendini şarap içmeye vermişti. Nikephoros'da sessizce önüne bakıyordu. İmparator bu duruma gayet şaşırmıştı, amcalarına baktı ve şaşkın bir suratla diyecek birşey bulamadan öylece kalakaldı...


İmparator Alexios'un sadece iki kardeşi hayattaydı.

Ziyafet bittiğinde herkes kendi topraklarına geri dönmüştü. Dük Nikephoros imparatorun teklifini kabul etmiş ve onun kız kardeşi ile evlenme kararı almıştı. Şimdi kendi sarayının hemen arkasındaki şapelde ufak bir evlilik merasimi yapılıyordu. Düğüne fazla bir katılım yoktu, konuklar yerlerini alır almaz tören başladı. İmparatorun kızkardeşi Zoe güzel kıyafetler içinde salona teşrif etti ve Nikephoros hemen orada onun koluna girdi. Ardından piskoposun yanına beraberce yürüdüler. Karşılıklı yeminlerini ettiler, konuklar onları alkışlarken piskopos onlar için dualar etti ve onları kutsadı. O sırada imparatorun elçisi yanlarına geldi ve dükten izin alır almaz getirdiği mektubu yüksek sesle okumaya başladı:

"Sevgili amca, kızkardeşim Zoe ile yaptığınız evliliği kutlar ve size iyi şans getirmesini dilerim. Yanınızda olamadığım için üzgünüm. Doğacak çocuklarınıza bırakman için Prusa Kalesi'ni ve ona bağlı toprakları tüm gelirleriyle beraber sana bahşediyorum. Topraklarını bırakabileceğin bir erkek evladının olması dileğiyle, İmparator Ioannes Komnenos."



Dük Nikephoros sarayının etrafındaki korulukta eşi ile gezintiye çıkmıştı. Birkaç saat ağaçlıklarda vakit geçirmişler ve akşamüstü saraya dönmüşlerdi. Daha sarayın kapısında onları hazinedar Markos karşıladı.

"Efendim Konstantinopolis'den atlılar geldi, imparatordan haber getirmişler. Atlarını ahıra aldığımızda ağızları köpürmüştü; ne haber getirmiş olurlarsa olsunlar acil bir haber olduğundan eminim lordum. Onları büyük salona aldırdım, sizi bekliyorlar." dedi. Dük hemen büyük salona yöneldi.

İçeri girdiklerinde orada bekleyenler hemen ayağa kalktı ve başlarıyla Dük Nikephoros'u selamladılar. Adamların lideri gibi gözüken ağır zırhlı olanı öne çıktı ve miğferini çıkardı. Nikephoros onu tanımıştı, bu imparatorun ikinci oğlu Andronikos'tu. Adam hemen konuşmaya başladı.

"Saygılar amca, babam yani yüce imparatorumuz doğudaki dinsizlerin üzerine yeni bir saldırı başlattı. Hedefi onların yeni payitahtı olan Ikonion. Sana toplayabildiğin bütün adamlarını toplamanı ve imparatorluk ordusuna en kısa sürede katılman gerektiğini söylememi emretti." dedi.

"Anlıyorum. Hemen adamlarıma gereken emirleri vereceğim. Şimdi gidebilirsin evlat, tanrı seni korusun..." dedi dük.

"Seni de amca."

Adam ayrılır ayrılmaz Nikephoros yanındakilere "Bu çocukta garip birşeyler hissediyorum, sanki kafasında birşeyler kuruyor gibi" dedi ve ardından gereken emirleri verdi.


Sultan Mesud

Savaş beklenenden iyi gelişiyordu. İmparator 25.000 kişilik bir ordu kurmuş ve hızla düşmanın üzerine yürümüştü. Türkler onu karşıladığında ikiye birden fazla bir üstünlüğe sahipti. Çarpışma sabah saatlerinde başlamıştı, Türkler kanatlardan atlı okçuları ile saldırıyor ve hızla geri çekiliyorlardı. İmparator şaşkın şekilde orduyu bir ileri bir geri hareket ettiriyordu. Ordusunun kanatları iyice yıpranmaya başlamıştı. Dük Nikephoros ordunun sol kanadını almıştı. Atı ile sağa sola hareket ediyor, etrafa küfürler saçıyordu. Sonunda atı ile öne çıktı ve bağırmaya başladı.

"Bunlar bir savaş nasıl bitirilir bilmiyor. Askerler beni takip edin!"

Ordunun sol kanadı atını dörtnala koşturan Nikephoros'un arkasından geliyor ve sol kanat gittikçe ortaya doğru dönüyordu. Nikephoros öyle büyük bir hınçla önden gidiyordu ki arkasındaki adamlar da cesaretlenmiş savaş naraları atmaya başlamışlardı. Hatta ordunun diğer kanatlarından kopan bazı süvari grupları da onun kanadına katılmaya başlamıştı. İmparator şaşkın şekilde olanları izliyor, sesini dahi çıkarmıyordu. Nikephoros sol kanadı aynı bir bıçak gibi Türk ordusunun iki kanadının ortasına yani düşmanın merkezine saplamıştı. Bir anda affalayan düşman ordusu geri çekilmeye başlamış, imparatorun verdiği hücum emriyle harekete geçen diğer askerlerin de dahil olmasıyla bozguna uğramışlardı. Bu çarpışma savaşın sonucunu da büyük ölçüde tayin etmişti...



Sultan Mesud Ikonion'u vermeye razı olmuş barış sağlanmıştı. Konstantinopolis'de zafer büyük törenler ile kutlanıyordu. Hagia Sophia'da dualar okunmuş, askerler hipodromda imparatorlarını selamlamışlardı. Ardından Büyük Saray'a geçilmişti. İmparator tebrikleri kabul ediyor, diğer soylular da kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Bir süre sonra imparator sessizlik sağlanmasını emretti ve oğlu Adronikos'u yanına çağırttı.

"Oğlum! Savaşta gösterdiğin yararlardan ötürü düşmandan geri aldığımız topraklarımızı sana veriyorum. Artık sen de bir dük olarak bana bağlılığını bildirmelisin!"

Adronikos hemen diz çöktü ve hızlıca yemin etti. Daha yeni ayağa kalkıyordu ki hemen imparatorun sağ arkasında duran ağabeyi Alexios ile göz göze geldi. Alexios dişlerini sıktı ve her ne diyecekse sözlerini yuttu. Bir hışımla arkasına döndü ve salonu terketti. Salondakiler kendi aralarında fısıldaşmaya başlamışlardı bile, Dük Nikephoros sessiz kaldı ama endişesi gözlerinden okunuyordu...



Fatımiler'in kutsal toprakları geri aldığı haberleri gün geçtikçe yayılıyordu. Dük Nikephoros'a da bu bilgi verilmişti. Birkaç gün önce aldığı bu duyumun ardından Nikephoros kötü şeylerin olacağını söylemiş fakat etrafındakiler ona biraz daha iyimser olmasını temenni etmişlerdi. 1129 baharında çalışma odasında oturan Dük Nikephoros önündeki raporlara bakıyor ve hemen yanındaki kalın deftere birşeyler not ediyordu. Mürekkep hokkasını eline almış diğer elindeki tüyü onun içine batırırken uşağı içeri girdi.



"Efendim kara haberler var!"

"Neden bahsediyorsun, sakin ol be adam!"

"Lordum Fatımiler! Bizim için geliyorlarmış! Orduları çoktan yola koyulmuş bile, Kudüs'ü alan halife daha aldığının haberi etrafa yayılırken ordusuyla çoktan yola çıkmış bile!"

Dük Nikephoros dizinde bir ıslaklık hissetti, başını aşağı çevirip baktığında paçalarından mürekkep damlaları damlıyordu. Kendine gelmek için birkaç saniye nefes aldı.

"Atımı hazırlayın, Konstantinopolis'e gidiyorum!"


[/b]
« Son Düzenleme: 06 Temmuz 2012, 14:42:58 Gönderen: Emperor »
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!
 

Çevrimdışı Bersun

  • Paşa
  • *
  • İleti: 9566
  • Paralel Yetkili Abiniz
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #13 : 06 Temmuz 2012, 14:43:48 »
Fatımilerin İznik'te ne işi var? ;D
 

Çevrimdışı venom41

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 189
  • As You Wish - Saaya...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #14 : 06 Temmuz 2012, 14:48:18 »
Ooo çok güzel yazmışsın. Tam dengeli olmuş yazılarla resim sayılarının oranı. Devamını beklerim.

Fatımilerin İznik'te ne işi var? ;D

Benim oyunda tüm yunana invasion çekiyordu    uyk*
 

Çevrimdışı Emperor

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1918
  • The Mad Baron
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #15 : 06 Temmuz 2012, 14:50:07 »
Fatımilerin İznik'te ne işi var? ;D

Paradox klasiği, bu tarihlerde baya oyun oynadım ve %80'inde Fatımiler Anadolu'da bir yerler almaya çalışıyordu. Neyse en azından başkente falan saldırmadılar ona da şükür...
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!
 

Çevrimdışı Quaim

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 4082
  • Faber est suae quisque fortunae
    • Profili Görüntüle
    • YokÖyleBişi Blogum
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #16 : 06 Temmuz 2012, 15:09:19 »
Hehehe. Güzel olmuş gölüm, çok beğendim.
Doğruların peşinden giden geminin rotasını fırtına bile değiştiremez.
 

Çevrimdışı Loki

  • Paşa
  • *
  • İleti: 5684
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #17 : 06 Temmuz 2012, 15:34:52 »
Takip.

Çevrimdışı Amiral

  • Sekban
  • *
  • İleti: 2491
  • Uncle Junior
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #18 : 06 Temmuz 2012, 15:38:32 »
Alıntı
İmparator iki ihtiyara yanına yanaşmalarını işaret etti ve sessizce konuştu "O herifi oraya ben getirdim, emredersem seninle Nikephoros amcamı bile evlendiririm, hem de Hagia Sophia'da bizzat benim şahitliğimde."

;D

Sıkılmadan okudum, çok güzel gerçekten.
You heard about the Chinese Godfather? He made them an offer they couldn't understand.
-Uncle Junior
 

Çevrimdışı Loki

  • Paşa
  • *
  • İleti: 5684
    • Profili Görüntüle
Ynt: Δυναστεία Κομνηνών
« Yanıtla #19 : 06 Temmuz 2012, 15:43:06 »
Alıntı
"O herifi oraya ben getirdim, emredersem seninle Nikephoros amcamı bile evlendiririm, hem de Hagia Sophia'da bizzat benim şahitliğimde."

Şuan okuyorum buraya bende çok güldüm  ;D  ;D  ;D  ;D Hunharca güldüm

bakınız:
http://www.youtube.com/watch?v=k_PMR0jCZP0