Sağlığınız için #evdekalın.

Bağlanılan Hatırlatmalar

  • 2010'un En : 06 Ocak 2011 - 12 Ocak 2011

Gönderen Konu: Norðhymbriscra Ealdgesege (TAMAMLANDI)  (Okunma sayısı 47558 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı zulmetefza

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #40 : 17 Haziran 2010, 09:22:57 »
Kız olursa damadın alır artık intikamını vs. :)
 

Çevrimdışı Annibal

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #41 : 17 Haziran 2010, 10:37:18 »
yav haçlı seferi falan olmayacak mı?
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı fatih pasha

  • Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 2004
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #42 : 17 Haziran 2010, 11:12:57 »
Kız olursa damadın alır artık intikamını vs. :)

Eğer tahtı bırakacak erkek varisim olmazsa oyun biter. Damat o zaman ne istiyorsa yapsın.
"Dostlarım! İlerlersem beni takip edin! Geriye dönersem beni öldürün! Ölürsem intikamımı alın!" - Henri de la Rochejaquelein
Norðhymbriscra Ealdgesege
U-38'in Harp Ceridesi
 

Çevrimdışı 1. İsmail

  • Yrd. Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 1082
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #43 : 17 Haziran 2010, 11:16:15 »
gayet güzel gidiyor inş. haçlı seferide olur
 

Çevrimdışı Bersun

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #44 : 17 Haziran 2010, 11:24:51 »
Ailecek severek izliyoz :P çok güzel yazıyosun tbrk*
 

Çevrimdışı Destroyer

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #45 : 17 Haziran 2010, 22:28:38 »
sayende oyunu yeniden kuruyorum
oyunlarindunyasi.com
 

Çevrimdışı Off_line

  • Sağlık Müdürü
  • *
  • İleti: 328
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #46 : 17 Haziran 2010, 23:33:38 »
Bende uzun zamandir kuruluydu ,gaza getirdiler benide:)))
bide iyi yaziyor ya:)
 

Çevrimdışı fatih pasha

  • Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 2004
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #47 : 18 Haziran 2010, 14:06:50 »
7. BÖLÜM: KRAL WILLIAM’IN ATEŞLE İMTİHANI

1067 yılının yaz ayları Northampton’da durağan geçiyordu. Waltheof hayatından memnundu. Ingred hamileliğe alışmaya başlamıştı. Northampton’da halkın hayat standartları kötü sayılmazdı. Ama bölgenin bir çok yeni tesise ihtiyacı vardı. Hazinede yeterli para olmadığı için bunların inşaatlarına başlanamıyordu. Waltheof yaz aylarında sık sık adamlarıyla ava gidiyordu. Ara sıra da çevre bölgelerin lordlarının düzenlediği av partilerine iştirak ediyordu. Bu davetlere katılsa da, komşu lordlarla ilişkileri samimi olmaktan çok resmiydi.


Yine bir Temmuz günü, York Dükü Robert de Beaumont’un düzenlediği bir av partisine katılmıştı. Av partisinde ondan başka davetli lord yoktu.  Çoğunlukla Leicester ve Lincoln bölgesinin asilleri vardı. Av esnasında, öğle yemeği yemek ve atlarını dinlendirmek için ormanda bir dere kenarında mola vermişlerdi. Waltheof su içmek için yanındaki adamından matarasını istemişti. O sırada Dük Robert yanına geldi. Robert, Waltheof’la aynı yaştaydı ama yaşından büyük gösteriyordu. Waltheof’un tanıdığı diğer Normanlar’a göre de daha görgülü sayılırdı. İngilizcesi de gayet iyiydi.

York Dükü Robert de Beaumont

“Eee, Oxford? Ne düşünüyorsun?”

Waltheof adamlarından birinin uzattığı matarayı aldı.

“Öğleden sonra daha şanslı olacağımızı sanıyorum, sevgili York.”

Robert gülümsedi. Waltheof matarayı kafasına dikti.

“Avımızdan bahsetmiyorum sevgili Oxford. Krallığın genel durumu hakkında ne düşünüyorsun?”

Waltheof böyle bir soruya hazırlıklı değildi. Özellikle de güçlü bir Norman lordundan gelmesine hiç hazırlıklı değildi.

“Tanrı kralımızı korusun.” diyebildi.

“Amin. Peki ya kralımızın varisi Robert Curthouse hakkında ne düşünüyorsun?”

Waltheof henüz 12 yaşında bir çocuk olan Normandiya Dükü prensle hiç tanışmamıştı ve kraliyet ailesi hakkında sorulan bu sorulardan da rahatsız olmuştu. Yanlış bir yorum yapmaktan korkuyordu. Böyle olunca ortalama cevaplar vermeye devam etti.

“Kendisiyle hiç tanışmadım. Ama eğer bir gün, Tanrı korusun, kralımıza bir şey olursa, yeni kralımız o olacak.”

Robert de Beaumont önce güldü, sonra ciddileşti.

“Sana onun hakkında ne düşündüğümü söyleyeyim, Oxford. Hiç bir halta yaramayan gerzeğin teki. Kendi babasından bile nefret eden şımarık bir velet. Kafasını Tanrı ile bozmuş o peltek velet bu krallığın başına geçecek en son kişi.”

Waltheof duydukları karşısında şok olmuştu. Diğer yandan bunun bir tuzak olduğunu düşünüyordu. Robert onu aklınca tuzağa düşürmeye çalışıyordu. Ama bu oyuna gelmeyecekti.

“Hiç tanışmadığım ve şu anda burada olmayan birinin arkasından konuşmak istemiyorum York.”

William'ın oğlu, taht varisi, Normandiya Dükü Robert Curthouse de Normandie

Robert, Waltheof’un oturduğu kayanın yanında başka bir kayaya oturdu.

“Sen bu ülkenin bir lordusun Waltheof. Oxford Düküsün. İngiltere’nin başına kimin geçeceği hakkında fikir belirtmek senin en doğal hakkın.”

Waltheof ortalama cevaplar vermeye devam etti.

“Ben William’ın huzurunda onun kararlarını destekleyeceğime dair yemin ettim. Sen de öyle. Eğer kendi varisi olarak Robert’ı gösteriyorsa, bu kararını desteklemek bizim görevimiz.”

Robert sinirlenmişti. Ya da Waltheof’u kandırmak için öyle görünmeye çalışıyordu.

“Şu an tüm İngiliz lordlarıyla temas halimdeyim Oxford. Çok güçlendik. William’a baskı yapacağız. Bizans, Kastilya ve İsveç’te uygulanan veraset sistemine geçeceğiz.”

Waltheof bu ülkelerde uygulanan “seçici veraset” sisteminden haberdardı. Kral öldüğünde, ülkedeki en güçlü lord tahta geçiyordu. Ancak şu anda ülkedeki en güçlü lord Morcar Leofricson’du. Hemen arkasından kardeşi Eadwin Leofricson geliyordu. Robert ise üçüncü sıradaydı. Waltheof Robert’ın neden böyle bir girişimde bulunduğuna anlam verememişti. Robert devam etti:

“Kuzeyde doğal olarak Leofricsonlar’ın desteği tam. Haliyle, taht varisi olma fırsatını kaçırmak istemiyorlar. Hereford, Shrewsbury, Kent ve Surrey de bu uygulamaya destek veriyorlar. Sen de bize destek verirsen eğer, William geri adım atmak zorunda kalır. Hepimizi karşısına alıp bir iç savaş başlatmak istemeyecektir. Ağustos ayında William son altı ayda yapılanları görüşmek üzere tüm lordları Londra’ya çağırıp konseyi toplayacak. O zaman bu konuyu gündeme getireceğiz. Ama senin de desteğin gerekiyor.”

Waltheof duyduklarına hala inanamıyordu. Ülke iç savaşın eşiğindeydi. Bu krala ihanetti ve o, bu ihanetin bir kaç tanığından biriydi. Krala çok saygısı olduğundan değil, ama ihanetin bu boyutta olmasından ürkmüştü. Yine de sordu:

“William’dan sonra tahta sen oturamayacaksın Robert. Morcar veya kardeşi Eadwin kral olacak. Onlardan sonra da tahta kimin geçeceğini tanrı bilir.”

Robert güldü.

“Sence böyle büyük bir riski, lanet bir Saxon tahta otursun diye mi alıyorum? O iki kardeş belki çok güçlüler ama diplomasiden anlayamayacak kadar budalalar. Benim planımda onların yeri William’ı yasayı değiştirmeye zorlamalarından ibaret. Yasa değiştikten sonra onların icabına bir şekilde bakacağım.”

Waltheof “sinsi piç” diye düşündü.

“Eğer size destek vermezsem ne olur York?”

Robert rahatsız edici bir edayla gülümsedi.

“Eğer bize destek vermezsen sevgili Oxford, biz de bu işi sensiz yaparız ve yine başarılı oluruz. Tanrı şahidimdir, William ölüp de tahta geçtiğimde, Northamptonshire’daki topraklarını üzerindeki herşeyle beraber elinden alırım. Lanet elma ağaçlarını bile! O zaman belki İskoçya’daki üvey kardeşinin yanına gidip oraya yerleşebilirsin. Tabi o Galyalı barbarları ezip, orayı ele geçirdiğimiz zaman oradan da ayrılmak zorunda kalırsın. O zaman da belki Danimarka’daki kayınpederinin yanına gidip oraya yerleşirsin.  O bir halta yaramayan ülkeyi işgal edeceğimizi sanmam.”

Waltheof sinirden kıpkırmızı kesilmişti. Yerinden kalktı ve adamlarına hazırlanmalarını söyledi. Atına binerken Robert yanına yaklaştı.

“Düşünmek için Ağustos’a kadar zamanın var Oxford. Bu konu orada gündeme gelecek. Kararını William’ın huzurunda açıklarsın.”

Waltheof bir müddet Robert’a gözlerini dikti ve sonra cevap vermeden adamlarıyla dört nala Northampton’ın yolunu tuttu.

Aradan bir hafta geçmişti ama Waltheof hala Robert’la girdiği konuşmanın etkisinden kurtulamamıştı. Ülkede bir iç savaş çıkma ihtimali uykularını kaçırıyordu. Robert bir yandan haklıydı. Eğer bahsettiği lordlar kendisine destek veriyorlarsa, William asla onlara karşı duramazdı. Robert de Beaumont’un tahta gidiş yolu açılır, bu da Waltheof için sonun başlangıcı olurdu. Temmuz ayının son haftası William’ın elçisi  Northampton’a geldi ve William’ın davetini iletti. 3 Ağustos’ta tüm lordlar Londra’da toplanacak ve kendi bölgelerinin son altı aylık verilerini William’a ileteceklerdi. Tabi lordların büyük bir kısmının ajandası farklıydı. Onlar mevcut veraset kanununu değiştirmesi için William’ı bir iç savaşla tehdit etmek üzere orada olacaklardı.

Ağustos ayının ilk günü sabah erkenden Waltheof ve 20 kişilik maiyeti Londra’ya doğru yola çıktı. Waltheof yanına 16 asker, 4 de katip almıştı. Ancak hala ne yapacağı konusunda kararsızdı. İki gün süren ve düşüncelerle dolu yolculuğun ardından 2 Ağustos günü gece geç saatte Londra’ya vardılar. Waltheof kimseyle konuşmadan kalede kendisine ayrılan odasına çekildi.

Sabah askerlerinden birinin oda kapısına vurmasıyla uyandı. Askerin getirdiği kahvaltıyı yedi ve William’ın konseyi toplayacağı salona indi. Girişte duran muhafız içeriye Waltheof’un geldiğini anons etti. Salonda William’ın tahtı kapının tam karşısındaydı. Tahttan kapıya kadar olan boşluğa ise lordlar için ayrılan koltuklar karşılıklı olarak konulmuştu. Lordların yarısından fazlası koltuklarına oturmuş birbirleriyle sohbet ediyorlardı. Koltukların krala en yakın olan iki tanesinin sağ tarafında olana taht varisi oturur, sonra sırasıyla en güçlü lorddan kontlara doğru devam ederdi. Yani böyle olunca ilk koltukta Robert Curthouse, karşısında Robert de Beaumont oturacaktı. Sonraki iki koltuğa Leofricson kardeşler karşılıklı oturacaklardı. Üçüncü sıranın sağındaki koltuğa da en zayıf dük olan Waltheof oturacaktı. Waltheof’dan sonra da diğer kontlar gelecekti. Waltheof karşılıklı oturan lordların arasından, ilgi dolu bakışlar altında ağır adımlarla yürüdü ve koltuğuna oturdu. Katipleri de onun koltuğunun arkasında, odanın kenarında kendilerine ayrılan yerlere oturdular. Diğer düklerden hiç biri henüz yoktu.  

Bir müddet bekledikten sonra Leofricsonların ve Robert de Beaumont’un isimleri anons edildi. Üç lord birbiri arkasına salona girerek kendi yerlerine yöneldiler. Waltheof’un yanından geçerken kendilerine bakan Waltheof’a gülümsemeyi de ihmal etmediler. Yerlerine oturduktan sonra da kendi aralarında konuşmaya devam ettiler. Bir kaç dakika geçmemişti ki Robert Curthouse salona girdi, yanında William’ın tercümanı Ealmund Butler vardı. Robert kimseyle konuşmadan kendine ayrılan yere oturdu. Hemen ardından da kralın ismi anons edildi. Tüm lordlar ayağa kalktılar ve başlarını öne eğdiler. William ağır adımlarla lordlarının arasından yürüdü ve tahtına oturdu. Tercümanını yanına çağırdı ve konuşmaya başladı:

“Asil lordlarım. Davetime icabet ettiğiniz için size teşekkür ediyorum. Umarım yolculuklarınız rahat geçmiştir. Fazla vakit kaybetmeden işimize başlamayı öneriyorum. Söyleyecek bir şeyi olan var mı?”

Lordlardan ses çıkmadı.

“O zaman başlayalım.”

Lordlar arkalarında duran katiplerinden son altı ayın durum raporlarını istediler. Sırayla ellerindeki verileri okuyacaklar ve topraklarındaki genel durumu kısaca anlatacaklardı. Bunlar toplanan vergiler, hasat durumu, yapılan altyapı çalışmaları, diplomatik ilişkileri gibi bilgilerdi. Saxon lordlarından raporların kısa başlıklar altında en sade şekilde çıkarılması istenmişti. Böylece William’ın tercümanı raporlar okunurken daha rahat tercüme yapabilecekti. Norman lordlardan böyle bir şey istenmemişti çünkü onlar raporlarını Fransızca yazacaklardı. İlk sırada Normandiya Dükü Prens Robert Curthose vardı. Henüz çocuk yaşta olduğundan, okuma işini onun yerine katibi yapacaktı.

Ara vermeden, saatler süren okumaların ardından en son lord da raporlarını William’a sunmuştu. Waltheof bazı yerlerde neredeyse uyuyacaktı. Çünkü Fransızca bilmiyordu ve lordların ekserisi Norman’dı. William ise tüm lordlarını büyük bir dikkatle dinlemiş, hepsi hakkında görüş bildirmişti. Örneğin Waltheof’a altyapı çalışmalarına başlaması için gerekirse vergileri artırmasını tavsiye etmişti. William’ın katipleri de tüm bu süreç boyunca gerekli notları aldılar.

Son lordun da raporunu dinleyen William ona Fransızca fikirlerini belirtmiş ve kendi de gerekli notları aldırmıştı. Böylece toplantı noktalanacaktı. Waltheof toplantının asıl konusuna gelindiğinin farkındaydı. Ama bundan kralın haberi yoktu.

“Asil lordlarım. Sunduğunuz bilgiler için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Böylece krallığımın genel durumu hakkında daha detaylı bir bilgi sahibi oldum. Sizleri daha fazla yormak istemiyorum. Bu yılki konseyimizin toplantısını tamamlamadan önce, ekleyecek bir şeyi olan var mı?”

Waltheof’un kalp atışları daha da hızlandı. Göz ucuyla Robert de Beaumont’a bakıyordu. Heyecandan karın kasları kasılmış, karnına bir ağrı saplanmıştı. Tüm bu süre göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti belki ama Waltheof için Robert’ın konuşmaya başlaması sanki yıllar almıştı. Robert Fransızca bir şeyler söyledi.  William başıyla onayladı. Herhalde konuşmak için izin istemişti. Robert konuşmaya devam etti. Robert konuştukça William’ın suratı soğuk bir ifadeye bürünmüştü. Robert hiç oralı olmadan konuşmaya devam etti. William arada bir oğlu Prens Robert’a ve Morcar’a bakıyordu. Prens Robert da, York Dükü’nü şaşkınlık içinde dinliyordu. Robert bir müddet daha konuştuktan sonra eliyle konseydeki lordları işaret etti.

William konseydeki lordlara soğuk bir bakış attı ve lordlara hitaben bir şeyler söyledi. Papaz Ealdmund çevirdi:

“York Dükü mevcut veraset yasalarımızın seçici veraset yasasına değişmesini talep ediyor. Diğer lordlar arasında da bu önerisini destekleyenler olduğunu söyledi. Bu öneriyi destekleyen lordlarımdan ellerini kaldırmalarını rica ediyorum.”

Robert'ın önerisine destek veren lordlar

Ellerini ilk kaldıranlar Morcar ve Eadwin Leofricson kardeşler oldu. Sanki en başından beri William’ın bunu söylemesini bekliyor gibiydiler. Diğer lordlar birbirine bakıyordu. Robert gözlerini diğer lordlar üzerinde gezdiriyordu. Dudaklarında hafif bir tebessüm belirmişti. Sonra sırasıyla Surrey, Kent, Hereford ve Shrewsbury kontları ellerini kaldırdılar. Diğer lordların ellerini kaldırmaya niyetleri yok gibiydi. Robert bakışlarını Waltheof’a çevirdi. Waltheof ne yapacağını bilemez halde başını öne eğdi. Son bir aydır bu anın kabusuyla yaşamıştı ve şimdi karar anı gelmişti. Görüldüğü kadarıyla yeterli destek sağlanmıştı. William her halükarda bu öneriyi kabul etmek zorunda kalacaktı. Waltheof başını kaldırdı. Önce William’a, sonra Robert’a baktı. İkisi de ona bakıyordu. Waltheof yavaşça sağ elini havaya kaldırdı ve başını öne eğdi. Robert’ın suratındaki tebessümün geniş bir gülümsemeye dönüşmesini görememişti. Böylece Normandiya Dükalığı hariç tüm dükalar ve dört kontluk veraset yasasının değişmesi yönünde fikir beyan etmişlerdi. William tam anlamıyla köşeye sıkışmıştı. Bu öneriyi reddetmesi demek, iç savaş başlatmak demekti. Kabul etmesi ise destansı bir şekilde oturduğu tahtı kendi soyundan bir varise devredememesi demekti. Lordların havada duran elleri William konuşmaya başlayınca indi.

Waltheof da kanunların değiştirilmesinden yana karar vermişti.

“Görüyorum ki, bu öneri bir çok lordum tarafından destekleniyor. Ancak böyle önemli bir kararı şu an vermem mümkün değil. O yüzden bana düşünmem için biraz zaman vermenizi isteyeceğim.”

Robert gülümseyerek William’a baktı.

“Tabii ki lordum.”

William’ın suratı kıpkırmızıydı. Robert’a bakmadı. Bir müddet düşünceli şekilde oğlu Prens Robert’a baktı. Sonra hızlıca konsey toplantısının tamamlandığını söyleyerek yerinden kalktı ve salonu terketti. Oğlu Prens Robert da babasının arkasından salonu terketti. Kral salonu terkederken lordların hepsi ayağa kalkarak başlarını öne eğmişlerdi. William’ın salondan çıkmasıyla Robert ve Leofricson kardeşlerin üçü birden biribirlerine bakıp gülümsediler. Lordlar ve maiyetleri salonu yavaş yavaş terketmeye başladılar. Waltheof bir müddet daha koltuğunda oturdu ve az önce olanları ve bundan sonra olacakları düşünmeye başladı.

Waltheof’un bundan sonra olacakları düşünmesine akşam itibariyle gerek kalmamıştı. Çünkü William, akşam danışmanlarından biri aracılığıyla yayınladığı bir duyuru da, Salik kanuna göre düzenlenmiş, ünvanların babadan en büyük çocuğa geçmesini öngören mevcut veraset sisteminin, ünvanların en güçlü lorda geçmesini öngören seçici veraset sistemiyle değiştirildiğini bildirmişti. Böylece iç savaş önlenmiş ve İngiltere’nin yeni taht varisi Northumberland Dükü Morcar Leofricson olmuştu. İngiltere’yi fethedip “fatih” lakabını alan William’ın eli kolu bağlanmıştı. Ancak şöyle bir durum vardı. William, eğer kendi oğlu Prens Robert’a krallık içinde başka ünvanlar verirse, Prens Robert tekrar bir numaralı varis olabilirdi. Ama şu anda bunu yapması, Morcar’ın arkasına diğer lordları alarak savaş başlatmasından başka bir işe yaramazdı. Waltheof iç savaş tehditinin ortadan kalkmasıyla rahatlamıştı. Yeni kanun onu etkilemiyordu çünkü kendisi Northampton Kontu ve Oxford Dükü ünvanlarından başka ünvana sahip değildi. Elinde de sadece Northamptonshire vardı. Kendinden daha fazla toprak sahibi kontlar mevcuttu. Veraset sıralamasında yer almıyordu bile.

Eski veraset yasası

Yeni veraset yasası.

Yeni taht varisleri sırasıyla Morcar, Eadwin ve Robert olmuştu.

Waltheof ertesi sabah maiyetiyle birlikte Londra’dan ayrıldı. Dün yaşadıklarının gerçekliğine hala inanamıyordu. İngiltere’nin kaderi dün gözleri önünde değişmişti. “Tarihi bir olaya tanıklık ettim diye” düşündü.  İleride tarih kitapları bu toplatıdan bahsedeceklerdi muhakkak. “Ama,  peki ya senden bahsedecekler mi?”

Kendi kendine sorduğu bu sorudan ürperdi. Ama sormuştu bir kere ve soru kafasının içinde sanki asla durmayacakmış gibi yankılanmaya devam etti:

“Peki ya senden bahsedecekler mi Waltheof?”
« Son Düzenleme: 18 Haziran 2010, 14:56:34 Gönderen: fatih pasha »
"Dostlarım! İlerlersem beni takip edin! Geriye dönersem beni öldürün! Ölürsem intikamımı alın!" - Henri de la Rochejaquelein
Norðhymbriscra Ealdgesege
U-38'in Harp Ceridesi
 

Çevrimdışı Anatole France

  • Profesör Doktor
  • *
  • İleti: 3498
  • Macht geht vor Recht
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #48 : 18 Haziran 2010, 14:17:00 »
Vay bee süper yazıyorsun. huh2*
Denn nur Eisen kann uns retten...
 

Çevrimdışı 1. İsmail

  • Yrd. Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 1082
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #49 : 18 Haziran 2010, 14:59:24 »
off süper yav
« Son Düzenleme: 18 Haziran 2010, 14:59:36 Gönderen: 1. İsmail »
 

Çevrimdışı Bersun

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #50 : 18 Haziran 2010, 15:04:10 »
 :o
 

Çevrimdışı Ömer

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #51 : 18 Haziran 2010, 15:05:31 »
Seçici veraset sistemi lordları birbirine düşürecektir. Bu da uzun vadede kralın elini güçlendirir. :)
Eu4 için Antik dönemde geçen mod yapımında bana yardım etmek isteyen mesaj atsın.

Steam'den beni ekleyip yanıt alamamış ya da eklemek isteyen üyeler bana PM atarak Steam ismini yazarsa sevinirim.

[Mod] Eşit Alan Projeksiyonu - [Mod] Eski Dünya Müziği - Tarihi ve Coğrafi Harita Siteleri
 

Çevrimdışı zulmetefza

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #52 : 18 Haziran 2010, 23:30:37 »
Waltheof bu sitedeki en iyi hikayenin başrolü olarak tarihe çoktan geçti haberi yok garibimin :)
 

Çevrimdışı Off_line

  • Sağlık Müdürü
  • *
  • İleti: 328
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #53 : 18 Haziran 2010, 23:41:44 »
Aynen oylecok guzel yaziyor,oyunu yasayarak yaziyor.

Yalniz bu election sizi ic savasa surukler;)
 

Çevrimdışı fatih pasha

  • Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 2004
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #54 : 21 Haziran 2010, 13:49:14 »
8. BÖLÜM: İÇ SAVAŞ VE LEOFRICSON KARDEŞLERİN SONU

Londra’da yaşanan tarihi olayın üzerinden üç ay geçmişti. Kral William’ın kararı ülke genelinde çok dramatik bir etki yaratmamıştı. Bir kaç günlük şaşkınlığın ardından herkes normal hayatına dönmüştü. Waltheof için de durum aynıydı. Northampton’da soğuk bir sonbahar yaşanıyordu. Belli ki, bu kış çok soğuk geçecekti. Bereketli bir hasat mevsiminin ardından yiyecek sıkıntısı yaşanmayacak gibi görünüyordu.

Ekim ayının son günydü. Waltheof erken kalkmış ve çalışma odasına geçmişti. Yazın toplanan vergilerin hesaplarını inceliyordu. Aradan bir kaç saat geçmişti ki,çalışma odasının kapısına vurulmasıyla irkildi.

“Gir!”

Kapı yavaşça açıldı ve eşi Ingrid içeri girdi.

“Günaydın lordum.”

Waltheof eşine gülümsedi.

“Günaydın Ingrid. Uyandığından haberim yoktu.”

Ingrid’in yüzünde telaşlı bir ifade vardı.

“Haberler kötü lordum.”

Waltheof sandalyesinde doğruldu.

“Nedir?”

“Az önce kuzeyden gelen bir tüccardan öğrendiğimiz kadarıyla Morcar ve Eadwin bağımsızlıklarını ilan etmişler ve William’a savaş açmışlar. Kendi topraklarındaki askerlerinin tamamını da silah altına almışlar.”


Waltheof duyduklarına inanamıyordu. Morcar ve kardeşi Eadwin tahtın ilk iki sıradaki varisiydiler. Buna rağmen William’a savaş açma gafletinde bulunmuşlardı. Akıl alacak gibi değildi. O anda Robert’la av partisi sırasında yaptığı konuşma aklına geldi. Robert “Yasa değiştikten sonra onların icabına bir şekilde bakacağım.” demişti. Yoksa bunu mu kastetmişti?

“York Dükü Robert’tan bir haber var mı?”

“Hayır lordum. Ama Shrewsbury de bağımsızlığını ilan etmiş. Ancak isyana katıldığına dair bir haber henüz yok.”

“Bu bir isyan değil Ingrid.”

Ingrid şaşkınlıkla Waltheof’un yüzüne baktı.

“Lordum?”

Waltheof yavaşça ayağa kalktı. Masadaki parşömenleri katlayıp raflara koyarken Ingrid’e döndü.

“Bu bir iç savaş.”

Sonunda iç savaş patlak vermişti

Evet, bu bir iç savaştı. Robert’ın söylediği her şeyi haklı çıkaran bir iç savaş. Morcar ve Eadwin güçlü olsalar da, uzun vadede William’a karşı koymalarına imkan yoktu. William er ya da geç kuzeye yürüyecek ve iki kardeşin başını ezmeden Londra’ya dönmeyecekti. Özellikle veraset yasası değişikliği yüzünden William’ın iki kardeşe karşı olan nefreti herkesçe biliniyordu. Sonuç itibariyle, Leofricsonlar, diplomasiden anlamayan budalalar olduklarını göstermişlerdi. Mağlup edilip, tüm toprakları ellerinden alınınca da taht varisi York olacaktı. Waltheof York’un bu kadar şeytani bir plan yapabildiğine hala inanamıyordu. Kafasında tek bir soru vardı: Leofricson kardeşler neden bu isyana kalkıştılar?

Bu soruya verebileceği tek bir mantıklı yanıt vardı. O da, Leofricson kardeşlerin veraset yasasının değişmesiyle ülkede ortaya çıkan huzursuzluk halinden faydalanma istekleriydi. Ta en başından beri William öldüğünde tahtın kendilerine kalacağına inanmamışlardı. Robert kendilerine gelip, William’ı kanunları değiştirmeye zorlamayı teklif ettiğinde bunu bir fırsat olarak görmüşlerdi. Amaçları taht varisi olmak değil, bir iç savaş başlatmaktı. Ancak kanunların değişmesinden sonra, ülkede yeterince huzursuzluk olmamıştı. Böylece Morcar ve Eadwin isyan bayrağı açtıklarında tek başlarına kalmışlardı. İttifak halinde oldukları Shrewsbury bile sessiz sedasız bağımsızlığını ilan etmiş ve isyanın dışında kalmayı tercih etmişti.

İlerleyen haftalarda herhangi bir hareketlilik yaşanmadı. Waltheof da İngiltere’nin geri kalanı gibi bu işe karışmamaya karar vermişti. Kış gelmişti zaten. Orduların sefere çıkmalarına imkan yoktu. İki taraf da en iyi ihtimalle baharı bekleyeceklerdi. Bu sırada İskoçya’da durumlar karışıktı. Kral Mael, güney ve kuzeyin kontrolünü tamamen kaybetmişti. Güney ve kuzeydeki lordlarının tamamı bağımsızlıklarını ilan etmişti. Mael, Waltheof’un üvey kardeşiydi. Waltheof’un annesi, babasının ölümünden sonra bir İskoç lorduyla evlenmiş ve bu lorddan olan oğlu da İskoçya tahtına oturmuştu. Ama Waltheof’un üvey kardeşiyle hiç bir ilişkisi yoktu.

İskoçya'da durumlar hiç iyi değildi

Kış ayları geçmişti. 1068 yılının Mart ayı geldiğinde Chester’da toplanan krallık ordusunun isyancıların üzerine yürüdüğü haberi geldi. William hala güneyde asker toplamaya çalışıyordu. Normandiya’dan getirdiği bir ordu da kuzeye yürümüştü. Tüm bu olaylar yaşanırken, Waltheof’un gündemi başkaydı. 5 Mart 1068 günü sabaha karşı baba olmuştu. Doğan kız çocuğuna Ælflæd ismi verilmişti. Ingrid ona bir erkek varis veremediği için üzgündü.


“Üzgünüm lordum.”

Waltheof yatakta yatan karısının yanına eğildi ve alnını öptü.

“İkimiz de henüz genciz. Bir erkek varis sahibi olmak için hala vaktim var. Şimdi dinlen biraz.”

Kuzeyde William ve isyancı lorldlar arasında çatışmalar sürüyordu ama hala belirsizlik hakimdi. William güneydeki birliklerini hazırlayamamıştı. Eğer o birliklerini hazırlayıp kuzeye gönderse, isyanı bastırması en fazla bir kaç ay alırdı. Yaz gelmiş ve havalar ısınmıştı. Waltheof yine günlerini avlanarak geçiriyordu. Haziran ayının son günlerinde Ingrid’in hamile olduğunu öğrendi. Ingrid Waltheof’a mutlu haberi verirken “Bu sefer erkek olacak lordum. Tanrıya gece gündüz dua edeceğim.” demişti.


Yaz ayları hızla geçmiş ve sonbahar gelmişti. Eylül ayı başlarında bir ulak Waltheof’a Evreux Kontu’ndan bir mesaj getirdi. Evreux Kontu Waltheof ile ittifak yapmak istiyordu. Tabi bu ittifakın kime ne faydası olacağı meçhuldü. Kanalın öte yanından gelen bu ittifak önerisinin tek bir anlamı olabilirdi. O da Evreux’nün bir isyan hazırlığı içinde olabilme ihtimaliydi. Kendisi Normandiya’da isyana başlayınca Britanya’da William’ı oyalaycak bir müttefiğe ihtiyacı olacaktı. Tabi bu sadece Waltheof’un fikriydi. Buna rağmen Evreux’ye ittifak önerisini kabul ettiğini bildiren bir mektup yazarak ulakla geri yolladı.

Evreux Kontu'nun şaşırtıcı ittifak önerisi

Ekim ayı geldiğinde Waltheof danışmanlarıyla bir toplantı yaparak topraklarındaki mevcut durumu görüşmüştü. Toplantıda asıl konu Northumbria’da bir senedir süren isyandı. Waltheof’un Northumberland dükalığı üzerinde hak iddiası vardı ancak hiç bitmeyeceğe benzeyen bu isyan yüzünden Waltheof’un bu iddiası artık destek görmüyordu. Waltheof bunun için gerekli çalışmaların yapılmasını danışmanlarından istedi. O topraklar ailesine aitti ve Waltheof’un vazgeçmeye niyeti yoktu.

Waltheof ata yadigarı topraklarından vazgeçmeyecekti

Kış gelmişti. 1069 yılının Ocak ayında York Dükü Robert bir turnuva düzenlemişti. Ülkenin dört bir yanından cesur savaşçılar nam ve şereflerini ortaya koymak için Leicester’a akın etmişlerdi. Kış olmasına rağmen, krallığın dört bir yanından onlarca savaşçı gelmişti. Bir çok lord da turnuvayı izlemek için Leicester’a gelmişti. Galler ve İskoçya’dan bile savaşçılarla lordlar turnuva için gelmişlerdi. Waltheof da Northampton’dan turnuvaya katılan savaşçılarla birlikte Leicester’a gitmişti. Turnuvalar büyük bir heyecanla başlamış, müthiş dövüşlere sahne oluyordu. İkinci turda, Waltheof’la birlikte gelen Northamptonshire’lı bir savaşçı ile Galler’den gelen bir savaşçı karşılaşmıştı. Galli savaşçı Deheubarth Dükü Maredudd Dinefwr’ın muhafızlarından biriydi. Kıyasıya bir mücadelenin ardından Waltheof’un savaşçısı dövüşü kazandı. Waltheof sevincini ellerini çırparak göstermişti. O sırada kale avlusunda kurulan arenada hemen iki sıra yanında oturan Maredudd ile göz göze geldi. Waltheof Maredudd’a doğru seslendi:

Deheubarth Dükü Maredudd

“Savaşçın güzel dövüştü ama en sonunda birinin kazanması gerekiyordu.”

Maredudd’un sinirli olduğu herhalinden belliydi. Bozuk ingilizcesiyle cevap verdi:

“Evet sonunda kazanan aşağılık bir Saxon oldu!”

Waltheof’un yüzündeki gülümseme silindi.

“Evet aşağılık bir Saxon senin Galyalı savaşçını yendi. Senin de bildiğin gibi, insanlar hayvanlarla dövüşünce genelde insanlar kazanır.”

Maredudd iyice kızardı.

“Dua et burada York Dükü’nün misafiriyim. Yoksa bu laflarını sana yedirirdim.”

“Merak etme Dinefwr, Galler’deki topraklarını ele geçirip ünvanını elinden aldığım zaman sana yemeğe gelirim.”

Waltheof’un bu sözleri derin bir sessizlik yarattı. Waltheof bağımsız bir dükün ünvanında ulu orta  hak iddiasında bulunmuştu. Diğer izleyicilerin şaşkın bakışları altında arenayı terketmişti. O günden sonra cüretkarlığı ile tanınacaktı.

Waltheof Deheubarth Dükalığı ünvanında hak iddia etmişti.
Waltheof'un hak iddiaları
Bundan böyle cüretkarlığı ile tanınacaktı

Kış geçip gitmiş, bahar gelmişti. 21 Mart 1069’da Waltheof’un uzun zamandır beklediği şey gerçekleşmişti. Ingrid bir erkek çocuk dünyaya getirmişti. Waltheof o kadar mutluydu ki, çocuğun ismini Ingrid’in koymasına izin verdi. Waltheof’un varisinin adı, yaygın bir Danimarkalı ismi olan Bo olmuştu.  Waltheof buna aldırış etmemişti. Ne de olsa kendi babası da aslen Danimarkalıydı.


Yaz ayları gelmiş ve geçmişti. Kuzeydeki isyanda hala belirsizlik hakimdi. William asıl kuvvetlerini hala kuzeye göndermemişti. Leofricson kardeşler de belirleyici bir muharebeye girmekten kaçınıyorlardı. William asıl kuvvetleriyle kuzeye gelince ne yapacakları merak konusuydu. Noel gelmiş ve kutlamalar başlamıştı. Bu sırada Danimarka’dan bir ulak Svend’in kızına yazdığı mektubu getirmişti. Ingrid babasına çok düşkündü. Sık sık mektuplaşıyorlardı. Waltheof da gelen ulaklardan bölgedeki haberleri dinlerdi. Waltheof akşam ulağı salonuna davet etmiş ve ondan yeni haberler olup olmadığını sormuştu. Salonda başka kimse yoktu. Ulak sıradışı bir durum olmadığını söyledi. Bir müddet Waltheof’u ilgilendirmeyen yeni evliliklerden ve doğumlardan bahsetti. Ulak sözlerini bitirince, Waltheof belindeki para kesesinden bir gümüş para çıkardı ve ulağın önüne attı.

“Şimdi biraz gerçek haberlerden bahset bakalım.”

Ulak gülümsedi. Parayı belindeki kesenin içine attı.

“Lordum ilginizi çekecek bir haber var ama hoşunuza gideceğini sanmam.

“Anlat bakalım.”

“Kayınpederiniz Kral Svend, kuzey İngiltere’deki isyana karşı takındığınız umursamaz tavrınızı eleştiriyor.”

Ulak durdu ve Waltheof’un gözlerinin içine baktı. Waltheof başını salladı.

“Devam et.”

“Sizin şerefli bir şekilde, kendi halkınızın tarafını tutup William’a karşı savaşmamanızı korkaklık olarak nitelendiriyor.”

Waltheof gülümsedi.

“İhtiyar budala. Geri döndüğün zaman, ona cesaret ve aptallığı birbirinden ayıramayacak kadar cahil olduğunu söyle.”

Ulak şaşırdı.

“Lordum?”

“Benim aynen böyle söylediğimi kendisine iletirsin.”

Ayağa kalktı ve kapıya yöneldi.

“Sana iyi geceler.”

Waltheof yatak odasına giderken kendine kendine mırıldanıyordu:

“Lanet ihtiyar!”

Waltheof'un içinde kayınpederine karşı bir nefret oluşmuştu

Böylece 1069 yılı da geride kalmış 1070 yılına girilmişti. Kış sert geçmiş ancak herhangi bir kıtlık yaşanmamıştı. Mart ayı gelip de karlar erimeye başlayınca William’ın güneydeki kuvvetleriyle Northumbria bölgesine yürüdüğü haberi ulaşmıştı. Leofricson kardeşlerin sonu gelmişti. Northumbria topraklarına giren William’ın ordusu, isyancıları her girdikleri muharebede mağlup etmişti. Normalde savaşta esir alınan soylular fidye için tutsak alınır, soylu olmayan diğer askerler ise kılıçtan geçirilirdi. Ancak William, kuzeyde barış yapıp, fidye isteyecek bir soylu aile bırakmamaya kararlıydı. Savaşta hayatlarının bağışlanacağını düşünen soyluların tamamı teslim alındıktan sonra hemen oracıkta başları vurularak idam edilmişti. Kuzeyin tüm büyük şehirleri kuşatıldı. Hiç ümitleri kalmayan Leofricson kardeşler ise canlarını kurtarmak için bir gemiye binip İskandinavya’ya kaçtılar.

Kuzeyin güçlü lordları artık yoktu

Böylece William kuzeydeki iki büyük Saxon lordunu ortadan kaldırmış oldu. Leofricsonların bir daha Britanya’ya ayak basmaları neredeyse imkansızdı. Shrewsbury  isyana katılmadığı için, ona dokunulmamıştı ve bağımsız bir kontluk olarak kendi haline bırakılmıştı. Bir tarafında Galliler, diğer tarafında William ile hayatta kalma ihtimali çok yüksek değildi. Tüm bu yaşananlardan ise en karlı çıkan York Dükü Robert olmuştu. Leofricson kardeşlerin ortadan kaldırılmasıyla, İngiltere’nin en güçlü lordu olmuş ve William’ın veraset sıralamasında en tepeye yükselmişti.

Üç yıla yakın süren iç savaş böylece sona ermişti.
« Son Düzenleme: 21 Haziran 2010, 14:14:58 Gönderen: fatih pasha »
"Dostlarım! İlerlersem beni takip edin! Geriye dönersem beni öldürün! Ölürsem intikamımı alın!" - Henri de la Rochejaquelein
Norðhymbriscra Ealdgesege
U-38'in Harp Ceridesi
 

Çevrimdışı Anatole France

  • Profesör Doktor
  • *
  • İleti: 3498
  • Macht geht vor Recht
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #55 : 21 Haziran 2010, 14:16:10 »
Yine mükemmel olmuş. Bundan sonra William'ın Gallere bir sefer düzenlmesini bekliyorum artık.  :)

Seni okuduktan 5 dk. sonra oyun açıyorum. Maalesef sonuç hep aynı.  ;D
« Son Düzenleme: 21 Haziran 2010, 14:21:30 Gönderen: Anatole France »
Denn nur Eisen kann uns retten...
 

Çevrimdışı 1. İsmail

  • Yrd. Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 1082
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #56 : 21 Haziran 2010, 14:17:22 »
vay be
peki leofricson kardeşlerin toprakları kime bağlandı.
keşke william geldiğinde onunla birlikte asilere karşı savaşsaydın.
belki hak ettiğin toprakları sana verirdi.
 

Çevrimdışı fatih pasha

  • Doçent Doktor
  • *
  • İleti: 2004
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #57 : 21 Haziran 2010, 14:21:40 »
vay be
peki leofricson kardeşlerin toprakları kime bağlandı.
keşke william geldiğinde onunla birlikte asilere karşı savaşsaydın.
belki hak ettiğin toprakları sana verirdi.

Topraklar William'ın eline geçti. Leofricsonlar'ın vassalları lordlarıyla aynı kaderi paylaşmadılar. Toprakları ellerinde kaldı.

William ile birlikte savaşmayı düşündüm ama topraklar her halükarda ona gidecekti. Belki Morcar yenildiği anda, William Eadwin ile uğraşırken Morcar'la barış imzalayıp topraklarını alabilirdim ama aynı topraklarda William da hak iddia ettiği için ileride William'la savaşmak zorunda kalırdım. Bu da küçük dükalığımın sonu olurdu.  :)
"Dostlarım! İlerlersem beni takip edin! Geriye dönersem beni öldürün! Ölürsem intikamımı alın!" - Henri de la Rochejaquelein
Norðhymbriscra Ealdgesege
U-38'in Harp Ceridesi
 

Çevrimdışı Dadakoğlu

  • The show must go on
  • Onursal Üye
  • Profesör Doktor
  • *
  • İleti: 4522
  • Beğenildi: 2 kere
  • Dadak Paşa
Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #58 : 21 Haziran 2010, 15:57:13 »
Çok güzel olmuş, tebrikler. İlk defa okuduğum için en baştan başladım. 2 saat oldu herhalde, bayağı okudum ama sonunda bitti. Hikaye bitince kitap olarak basılsa kimse oyun olduğu anlamaz. :)

Şimdi birkaç sorum var.
Üzerinde bayrak bulunmayan yeşil renkli şehirler krallığın mı oluyor? (En son resim)
Kaçan kardeşler şuan hayatta mı? ve (hayattaysalar)  herhangi bir unvanları var mı?
Bağımsızlık ilan etme nasıl oluyor? Savaş açınca direk bağımsız mı oluyorsun?
Çocuklar evlendikten sonra kendiliğinden mi oluyor?
Eventler bu kadar az mı?
Kayın pederinin oğlu yoksa topraklarında hak iddia etme durumun var mı?

Hikayeye dair sorularım ise şunlar.
Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?
Waltheof'a ne oluyor? Son zamanlarda neden bu kadar cesur?
« Son Düzenleme: 21 Haziran 2010, 15:57:45 Gönderen: Dadakoğlu »
 

Çevrimdışı Ömer

Ynt: Norðhymbriscra Ealdgesege
« Yanıtla #59 : 21 Haziran 2010, 16:19:07 »
Leofricson kardeşler neden isyan etti?
Eu4 için Antik dönemde geçen mod yapımında bana yardım etmek isteyen mesaj atsın.

Steam'den beni ekleyip yanıt alamamış ya da eklemek isteyen üyeler bana PM atarak Steam ismini yazarsa sevinirim.

[Mod] Eşit Alan Projeksiyonu - [Mod] Eski Dünya Müziği - Tarihi ve Coğrafi Harita Siteleri
 

 

Foruma ilişkin tüm bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 14 gün içerisinde yanıt verilecektir.