Gönderen Konu: Yıldırım Bayezid'in Soytarısı : Habeşi Arap  (Okunma sayısı 6472 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı HeroSK

  • Kaptan
  • *
  • İleti: 973
  • Subutai - Destroyer of Nations
Yıldırım Bayezid'in Soytarısı : Habeşi Arap
« : 04 Mart 2011, 20:51:05 »
Yıldırım Bayezid’ın soytarısı: Habeşi Arap


Soytarı denince akla komik insanlar gelir ama hükümdarların en yakınında bulunan soytarılar tarihte bir çok defa önemli roller oynamışlardı.

Osmanlı’da  Yıldırım Bayezid’in soytarısı Habeşi Arap, Türk Hukuk tarihine damgasını vurmuş ve 80 kadar kadıyı diri diri yanmaktan kurtarmıştı.

Sarayda soytarı bulundurma geleneği Mısır’da Beşinci Hanedan dönemine kadar uzanır. Sonraları bu gelenek diğer ülkelere de yayılmış ve İslâm tarihinde Abbasiler döneminden itibaren sarayda soytarı bulundurulmaya başlanmıştı.

Özellikle Harun Reşid’in soytarısı meşhurdu ve Ortaçağ Avrupası’nda da soytarı şenlikleri düzenlenirdi. Osmanlı Devletinde sarayda soytarı bulundurma geleneğini Yıldırım Bayezid başlatmıştı. Saray soytarıları genelde Arap veya Habeşi kökenli kişilerden seçilirlerdi.

Soytarılar ya esir pazarlarından alınır ya da saraya hediye edilirdi. Cüceler, kamburlar, hadım edilmiş olanlar içlerinden en çok rağbet görenleriydi.

Dördüncü Murad döneminde soytarılar saray teşkilatında Seferli Koğuşuna bağlanmışlar ve Tanzimat döneminde soytarı geleneği tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Soytarının on parmağında on marifet olmalıydı. Zira sinirli zamanlarında padişahı güldürmeleri, yeri geldiğinde ise anlattıkları ya da yaptıklarıyla düşündürmeye sevk etmeleri gerekirdi.
Soytarıların hükümdarı güldürebilmeleri ve istekte bulunabilmeleri için onları çok iyi tanımaları ve gizli yönlerini bilmeleri lazımdı.

Hükümdara bu kadar yakın olan soytarıların güvenilir kişilerden seçilmelerine özen gösterilirdi. Yıldırım Bayezid’in soytarısı Habeşi Arap bütün bu özelliklere sahipti.

Yıldırım Bayezid dönemi, Osmanlı tarihinde birçok kurumun temellerinin atıldığı ve eski kurumların sağlamlaştırıldığı bir devirdi. 13 yıllık hükümdarlığı sırasında doğu ile batı arasında mekik dokuyan ve devletin sınırlarını Tuna’dan Fırat’a kadar genişleterek merkezi bir devlet kurmayı başaran Yıldırım Bayezid, sert bir kişiliğe sahipti. Bu sebeple devlet yöneticileri hükümdarın emirlerine itiraz edemezler, zor durumlarda sultanın soytarısını devreye sokarlar ve Habeşi Arap’ın kendi yöntemleriyle sorunları halletmesini beklerlerdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Bey, Karaca Hisar’ı fethettikten sonra Dursun Fakîh’i “kadı”, yani “hakim” olarak tain etmiş, böylece Dursun Fakîh Osmanlı tarihinin ilk kadısı olmuştu. Osmanlı İmparatorluğu’nda kadı sadece şer’i mahkemelere başkanlık etmez, belediye ve noter işlerini de yerine getirirdi. Kadılar bu çok geniş görev alanlarına karşı maaş almazlar, üstelik görevde uzun süre kalmadıklarından geçim sıkıntısına düşerlerdi.
Medrese hocaları ise medreselerin vakfından belirli bir maaş alırlar ve ağır bir suç işlemedikleri taktirde daima görevde kalırlardı. Ayrıca toplum nezdinde itibarları daha yüksekti. Durum böyle olunca medrese talebeleri  15. Yüzyıla kadar kadı olmayı pek istemezler ve hatta aralarında “Kadılık cehennemden bir hasır yerdir” sözü yaygınlaşmıştı.

Kadılar bu zor şartlar yüzünden zaman zaman gayrimeşru yollara başvuruyorlar ve halkın sırtından haksız kazanç elde ediyorlardı. Bu dönemde halk arasında bir çok kadı fıkrası uydurulmuş ve şikayetler Yıldırım Bayezid döneminde had safhaya ulaşmıştı. Bayezid şikayetlerin artması üzerine sayıları 80’i bulan kadıların Yenişehir’de bir evde toplanmasını ve evle beraber hepsinin yakılmasını emretmişti. Devletin ileri gelenleri,  Sultan Bayezid’in sert tabiatından dolayı bu haksız ve acımasız emir karşısından seslerini çıkaramamışlardı.

Artık tek çare kalmıştı ve o da Yıldırım Bayezid’in soytarısıydı. Veziriazam Çandarlı Ali Paşa ve diğer devlet görevlileri, meselenin halli için hemen Yıldırım’ın soytarısı Habeşi Arap’a müracaat etmişler ve kadıları kurtarırsa büyük servet vermeyi vaat etmişlerdi.

Devlet adamlarının isteği üzerine soytarı hemen bir elbise ve ayakkabı giyerek Yıldırım Bayezid’in huzuruna çıkmıştı. Bayezid soytarısını gördüğünde “Bre bugün gayet acele etmişsin, maksadın nedir?” diye sormuş, soytarı da “Bugün Sultan’ımdan bir nesne dilerim , ama korkarım” diye gönül okşayıcı bir cevap vermişti.  Bayezid, “Korkma söyle, benden ne dilersen dile” diye cevap vermiş, beklediği cevabı alan soytarı, “Bizans’a elçi gitmek istiyorum” demişti. Bu garip istek karşısından şaşıran Bayezid, Bizans’a ne yapacağını sormuş, soytarı da “ Gideyim Tekfurdan papazlar isteyeyim” diye cevap vermişti.

“Papazları ne yapacaksın?” diye soran Yıldırım Bayezid’ bu sefer “Kadıları yok edelim, papazlar kadı olsun” demiş, Sultan “Bre it Arap! Kadılığı papazlara vereceğime kendi kullarıma veremem mi?” diye çıkışmıştı. Soytarı da “Kulların okumuş değildir. Papazlar ise nice zahmet çekmişler, okumuşlardır” şeklinde iğneleyici bir karşılık vermiş, bu cevaba daha da sinirlenen Yıldırım, “Bre Arab! Öyleyse bu kadılar okumamış mıdır ?” diye sormuştu.

Soytarı üzerine düşeni yaptığını düşünerek sorunun cevabını ancak Veziriazam Ali Paşa’nın verebileceğini söylemiş ve Bayezid’in huzurundan çekilmişti. Ali Paşa hemen hükümdarın huzurunda çağrılmış ve Yıldırım “Ey Ali! Bu kadılar şimdi okumuşlar mıdır ?” diye sormuştu. Ali Paşa “Sultanım okumadık kişi kadılık edebilir mi ?” cevabını vermiş, bunun üzerine Sultan “Okumuşlardır da niçin okuduklarını tutmazlar da kötülük ederler?” diye sormuştu. Fırsatı yakalayan Ali Paşa sevinerek, “Sultanım, bunların parası azdır ve başka gelirleri de yoktur” diye karşılık vermişti. Sultan, bu cevap üzerine meselenin sebebini anlamış, verdiği idam kararını geri almış ve kadıların maaşlarına da zam yapmıştı.

Yapılan değişikliklerle  kadılar miras taksiminde bin akçeye yirmi akçe ve her şer’i mektup için iki akçe almaya başlamışlardı. Bu kanın Fatih dönemine kadar yürürlükte kalmış, bir soytarının yaratıcı zekası Yıldırım Bayezid’i kararından vazgeçirmiş kadıların canını kurtarmasının yanında gelirlerinin armasını da sağlamıştı. Soytarının marifeti Türk hukuk tarihinin gidişatını değiştirmişti ve bu arada soytarı Habeşi Arap da tabii ki büyük para kazanmıştı.

Soytarıların zor durumlarda devlet adamlarının yardımına koşması sadece bu hadiseyle sınırlı değildi. Timur tehlikesinin yaklaştığı dönemde asabı giderek bozulan  Yıldırım Bayezid, bir divan toplantısında haklarında şikayet olan ve ilerini düzgün yapmayan devlet görevlilerinin hepsinin idamını emretmişti. Yıldırım’ın sinirli halleri karşısında çaresiz kalan devlet adamları yine soytarı Habeşi Arap’ın kapısını çalmak zorunda kalmışlardı. Soytarı, devletin ileri gelenlerinin ricalarını ve çil çil akçeleri reddetmeyerek çözüm için kolları sıvamış ve hemen Sultan’ın çadırına gitmişti.

“Hey Sultanım! Bunların hepsini öldür, aman verme, ne hain kimselerdir bunlar” diyen soytarısının sözlerine şaşıran Yıldırım, bu görevlilerin bilmediği başka suçlarının da olduğunu zannetmiş ve “Bre Arap! Niçin?” diye sormuştu. Soytarı da “Hey Sultanım, bunlar neye gerektir? İşte Timur Han askerini çekim üstümüze geliyor. Bunları öldür, sonra sen sancak getir ben davul çalayım, varalım Timur ile uğraşalım.  Biz ikimiz Timur’a yeteriz” şeklinde Bayezid’i yıldırım gibi çarpan ve verdiği emirden vazgeçiren bir karşılık vermişti. Yine soytarı kendi usulünce Sultanı yatıştırmasını bilmiş devlet görevlilerini kurtarmıştı.
Canını tehlikeye atarak devlet adamlarının hayatlarının kurtulmasını sağlayan soytarının hayatı tehlikeye girdiğinde ise devlet görevlileri kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Yıldırım bir sahrada çadır kurdurarak istirahat ederken yanında duran soytarısına çadırın önündeki yüksekçe bir ağacı göstermiş ve “Bre Arap! Beni seversen bu ağacın tepesine çık” deyince, efendisini eğlendirmek isteyen soytarı bir solukta ağacın tepesine çıkmıştı.

Biraz daha eğlenmek isteyen Yıldırım, muhafızlarına “Beni seviyorsanız ağacı kesin” diye emir vermişti. Soytarı ağacı kesmeye başlayan askerlerin her balta darbesinde ağaca biraz daha sarılmış ve aşağıda daha önce canlarını kurtardığı devlet adamlarından yardım istemişti. Devlet adamları ise Sultan’ın en neşeli anında zevkini kaçırmamak için soytarının isteğini duymazlıktan gelmişlerdi.

Yıllarca başkalarının canını kurtaran soytarı, yine işin başa düştüğünü görerek ağacın yıkılacağı anda, donunu çıkartmış ve muhafızların üzerine pislemişti. Üstleri başları pislenen muhafızlar etrafa kaçışırken soytarı da bu durumu fırsat bilip hemen aşağıya inmişti. Bu vaziyet karşısında hükümdar olmak üzere tüm devlet görevlilerinin gülmekten gözlerinden yaşlar gelmişti. Canını kurtaran soytarı hemen devlet adamlarının yanına gelmiş ve “Bilmem ben ne yapayım sizin gibi vezirleri, bir b…kum kadar sözünüz geçmedi” demiş ve yine taşı gediğine oturtmuştu.

Uğur Demir-Hürriyet Tarih 24 Mart 2004. Syf 11-13
 

« Son Düzenleme: 04 Mart 2011, 20:59:01 Gönderen: HeroSK »
g]
 

Çevrimdışı Ömer

Eu4 için Antik dönemde geçen mod yapımında bana yardım etmek isteyen mesaj atsın.

Steam'den beni ekleyip yanıt alamamış ya da eklemek isteyen üyeler bana PM atarak Steam ismini yazarsa sevinirim.

[Mod] Eşit Alan Projeksiyonu - [Mod] Eski Dünya Müziği - Tarihi ve Coğrafi Harita Siteleri
 

Çevrimdışı c.

  • İmparator
  • *
  • İleti: 6076
Sonu güzelmiş  :D
 

Çevrimdışı kyrafionn

  • Godhlauss
  • Filozof
  • *
  • İleti: 1574
Mükemmel. ;D
-İnançsızlık-
 

Çevrimdışı TheDoctor

  • Kral
  • *
  • İleti: 4385
Güzel bir yazı olmuş. :D
 

Çevrimdışı Delete®

  • Filozof
  • *
  • İleti: 1554
Sonu güzelde bir soytarının padişahın yanında devlet görevlilerinin üstüne s...abileceğini sanmıyorum  ;D
 

Çevrimdışı Annibal

Sonu bana da inandırıcı gelmedi ama neyse.
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı PANZER GENERAL

  • İmparator
  • *
  • İleti: 7181
  • MR.KEY
Adam soytarı beyler. tbrk*
 

Çevrimdışı Loki

  • İmparator
  • *
  • İleti: 7103
Sonu güzelde bir soytarının padişahın yanında devlet görevlilerinin üstüne s...abileceğini sanmıyorum  ;D

O padişah anlayışı Tiksindiğim Süleyman zamanında geldi Osmanlıya , Önceden ilim irfan Bektaşi Şeyhlerin sözlerini dinlemek , Adalet kavramı vardı sonradan içine ettiler.


Yazıyı yeni gördüm çok hoşuma gitti eline sağlık  ;D

Çevrimdışı Michael Wittmann

  • Kral
  • *
  • İleti: 3021
  • Gözümü kapatıyorum, Halep düşüyor...
Çok harikaydı. tbrk*
 

Çevrimdışı Furkan Ali Tunca

  • İmperium
  • *
  • İleti: 2675
  • Furkan Ali Tunca
Bu dünyada 2 şeyden nefret ediyorum.
1-Irkçılık
2-Yahudiler :P
 

Çevrimdışı Reichstag

Güzelmiş  :grin12:


 

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • İmperium
  • *
  • İleti: 2697
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
 Uzun süredir her gördüğümde okuyasım geliyor. Unutamayacağım bir yazı.
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...





















 

Çevrimdışı Gregory

Parafoxfan, tarihin tozlu topic'lerinde kalmış gizli hazineler vol-ii.


 

Çevrimdışı fff7

Hortu Gregory yapmış nasılsa :)
Son kısmı hariç iyidi.Okumanızı tavsiye ederim.
 

Çevrimdışı Gök Börü

Guzel hikaye kim yazdiysa helal olsun.
 

 

Foruma ilişkin tüm bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 14 gün içerisinde yanıt verilecektir.