Gönderen Konu: Truman Doktrini  (Okunma sayısı 5618 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Swift

  • Dük
  • *
  • İleti: 1306
  • Hadi Güle Güle
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #20 : 31 Temmuz 2014, 19:17:52 »
Bir de şöyle bir durum söz konusu, ABD'nin eskiden sömürge olan bir çok Arap devleti de dahil Türkiye gibi çoğunluğu Müslüman ülkelerde sürekli ülkeyi yöneten Müslüman olamaz tavrı içinde koyun bir azınlık var. Örneğin ABD'de başkanlar İncil üzerine yemin ederken mesela Fas Cumhurbaşkanı başkanlık yemininde Kuran'dan ayet falan okusa hemen kendi ülkesinde de dünyadaki diğer çoğunluğu Müslüman ülkelerde de "Laiklik elden gidiyor, dinciler gidiyor"a bağlayan bir kesim var ne yazık ki.
Fakat bu kişiler bu İsrail veya ABD'nin din ile alakası sorulunca "işte onların devlet yapısı öyleymiş" derler fakat Müslüman ülkelere nedense kızarlar.
Benim derdim dinin siyasetle alakasından ziyade medya eliyle yaratılmış yarı koyun-insan toplulukları. Böyle kesimler hep sapına kadar yanlı medyaların, bulunduğu ülkelerde bulunur. Bunun en büyük örneği bence Türkiye'dir.
« Son Düzenleme: 31 Temmuz 2014, 19:18:10 Gönderen: Swift »
düke düke dol dozet yu ve düke düke dal dozetyu ve düke düke dal dozeyet yu deki düşke düke dal duzet yuvediüke dükedal dozet yuvedakdallyöz

-Kendinize iyi bakın.
 

Çevrimdışı Kurt Knispel

  • Arşidük
  • *
  • İleti: 5353
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #21 : 31 Temmuz 2014, 19:28:37 »
Kurtuluş Savaşı öncesi ABD'nin mandamız olmak istemediği ile ilgili bir şey paylaşmıştım bende forumda bulursam koyarım. Belki manda ve himaye düzgün anlatılsaydı bu millete şimdi daha iyi olurduk :P

Edit: Mandamız olmayı istememelerinin sebebi de o dönem bölgede aktif olan dostları İngilizler ile aralarını bozmak istememeleri.
« Son Düzenleme: 31 Temmuz 2014, 19:39:24 Gönderen: Quad Cannon »
 

Çevrimdışı Ülgen

  • Burjuva
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #22 : 12 Ağustos 2014, 05:28:17 »
Bu plan ile Türkiye soğuk savaşın içine çekilmiştir, evet o zamanlar için belki bir zorunluluk olarak görülüyordu, toprak kaybetmemiz engellendi ama soğuk savaşın etkisi Türkiye için yıkıcı olmuştur. Özellikle Türk siyaseti için. Anti-Komünizm ve Anti-solcu politikalar Türkiye'de Demokrat Parti gibi bir partinin iktidara gelmesine ön ayak olmuş ve Türkiye'de Demokrasi tamamen çökme noktasına gelmiştir, 1960 Darbesi ile Demokrasi tekrar ülkeye hakim olmuştur ama Demokrat Parti'nin halefleri maalesef güçlenerek günümüze kadar gelmiştir (Bkz: AKP)
 

Çevrimdışı Annibal

Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #23 : 12 Ağustos 2014, 10:58:33 »
Darbeyle demokrasi mi gelmiş? O da güzel.
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı Ülgen

  • Burjuva
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #24 : 12 Ağustos 2014, 23:57:12 »
60 darbesinin Türkiye deki diğer darbelerden farkı gerçekten demokrasi için yapılmış olması ve DP nin resmen diktatörlüğe varan uygulamalarına son vermesidir. DP lilerin asılmasıni savunamam belki ama darbenin demokrasiyi geri getirdiği su götürmez bir gerçek.
 

Çevrimdışı Turgay

  • Dük
  • *
  • İleti: 2089
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #25 : 13 Ağustos 2014, 14:52:45 »
Seçilmiş başbakanı asmanın neresi demokrasiye hizmettir? Menderes diktatörleştiyse demokrasinin vereceği refleks; ordunun yönetime el koyup, partileri kapatıp diktatörleşen başbakanı asması mıdır? Bu mudur demokrasiden anladığımız?

Demokrasinin vereceği refleks; daha diktatörleşmeye başladığı anda dinlemeyerek çiğnediği devlet kurumlarınca önünün tıkanmasıdır. Mesela yargıyı çiğneyerek birşey yaptığında yargının davalarla karşılık verdiği, anayasayı yoksayarak birşey yaptığında anayasa mahkemesi karşılığını verdiği bir sistem. Anayasa mahkemen yok mu? 46-60 arasında süper über demokratların aklına gelmedi anayasa mahkemesi de yönetime el koyan ordu mu kurdu anayasa mahkemesini? O zaman tuz kokmuş demektir. Zaten bu konuda yarım yamalak gelen demokrasi başımıza büyük belalar açtı derken kastettiğim de buydu. ABD eliyle alelacele zorlama bir demokrasi getirirsen, anayasanı koruyacak bir güç koymadan yetkileri verirsen ya diktatörleştiğin siyasiye boyun eğmek zorunda kalırsın ya da darbe yapmak zorunda kalırsın ki hala yaşadığımız budur. Demokrasi demek milletin önüne sandığı atmak değildir; demokrasi demek hükümetleri denetleyecek, yanlış yollara saptığında yani kanunların dışına çıktığında sivil olarak müdahale edecek denetim mekanizmalarını oluşturmaktır. Anlayacağınız bizde hiç demokrasi olmadı, kısa vadede de olacak gibi görünmüyor ki bunun belki de en büyük sorumlusu burada konuştuğumuz doktrindir.
 

Çevrimdışı Ülgen

  • Burjuva
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #26 : 13 Ağustos 2014, 15:34:19 »
Dediğim gibi asılması bir hataydı. Fakat Demokrasi dediğimiz sadece sandık değildir, sandık sizi demokrasiyle gelen bir Başbakan da yapabilir, seçilmiş bir Diktatör de yapabilir. Demokrasi bu yüzden sadece sandık değildir, Demokrasi herkesin eşit haklara sahip olduğu, azınlıkların da ötekileştirmediği ve onlara da aynı hakları tanıyan bir yönetim sistemidir.

O seçimle gelen Adnan Menderes CHP'nin mal varlığına el koyup seçimlere katılmasını önlemeye çalışmadı mı, bu demokratik bir hareket midir ? Değildir yani seçimle gelmiş birini görevden almak ta Demokrasiye hizmet olabilir.

İkinci paragraflarında söylediklerine katılıyorum fakat Türkiye'nin sosyolojik durumuna baktığında zaten böyle bir şeyin mümkün olmadığını görürsün.

Türkiye'de devrimler ve cağdaşlaşma hareketleri diğer ülkelerin gibi Halktan Baştakilere doğru değil Baştakilerden Halka doğru yapılmıştır, yani halkta zaten demokrasi anlayışı yoktu, ve bu demokrasiyi korumak konusunda da yetersiz kalıyordu. İşçiler organize olmamıştı, sendikalar sağlıklı değildi, çünkü işçi sınıfı yeni yeni oluşuyor, işçiler bilinçli olmuyordu.

Tüm bu aksilikler doğrultusunda Demokrasiyi koruma vazifesi maalesef Ordu'ya kalmıştı, Ordu'nun ülke yönetimine karışmasına en çok karşı olan kişilerden biriyim, çünkü Askeriye'nin eğitimi ülkeyi korumak ve harp yapmak üstünedir, ülkeyi yönetmek üstüne değil, dolayısıyla alacağı bu görevde başarısız olur. Fakat dönemin koşullarına baktığımızda demokrasiyi koruma görevinin askere verilmesi yapılabilecek en doğru şeydi, maalesef asker 60 darbesinden sonraki darbelerde bu yetkisini kötüye kullanmıştır, orası ayrı bir konu.
 

Çevrimdışı Annibal

Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #27 : 13 Ağustos 2014, 16:58:55 »
Söz konusu darbe olmasaydı muhtemelen Demokrat parti seçimlerden mağlup çıkacaktı. Bunu o zamanki analistler söylüyor. En kötüsü de insanların darbenin demokrasiye hizmet ettiğini düşünmesi. Aynı zihniyet 5-6 sene önce yine ordu göreve pankartlarıyla sokağa inmişti. Doktorlar, avukatlar bilimum okumuş aydınlar, "bilinçlenmiş" ya da "bilinçlendirilmiş" kesimlerdi bunlar. Bazıları hala Batılı olduğumuzu iddia edebilir, senin aydının bu kafadaysa sen Batılı falan olamazsın en fazla Mısırlı kadar olursun. Onlar da iktidarı Sisi'ye verdiler.
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı ALERHATE

Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #28 : 13 Ağustos 2014, 17:22:03 »
.
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2014, 10:33:43 Gönderen: ALERHATE »
Großdeutsches Reich - Lebensraum für Deutschland (NAB) - (AAR)
United States of America - Democracy Protector of the World (AAR) 14. BÖLÜM 2. KISIM YÜKLENDİ

Akıllılar dövüşmeden önce kazanırlar, cahiller kazanmak için dövüşürler. - Zhuge Liang
Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister. - Napoléon Bonaparte
Ancak, kendi kendini idare edebilen akıllı insanlar hürdür. - Horace
Acının ödülü tecrübedir. - Eshilos
 

Çevrimdışı Turgay

  • Dük
  • *
  • İleti: 2089
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #29 : 13 Ağustos 2014, 18:31:30 »
Demokraside silahlı kuvvetler asla siyasetin parçası, yönlendiricisi veya koruyucusu olamaz. Silahlı güç emniyet ve kanunların koruyucusu olur (ya da karşı taraftansa terörist olur, yani bazılarının sandığı ve beklediğinin aksine muhalefet de olamaz).

Rejimi kanun yerine silah ve kaba kuvvetle koruma çabası otokrat yönetimlerde olur. İstediğimiz sivil denetimli, iktidara veya güce göre değil kanunlara göre hareket eden bir devletse, ordunun siyasete müdahalesi asla güzel birşey değildir. Zaten sonrasında şiraze kaymış, ülke demokratikleşme yerine giderek otokratlaşma eğilimi göstermiştir.
 

Çevrimdışı Ülgen

  • Burjuva
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #30 : 13 Ağustos 2014, 19:50:20 »
Sivil denetimin olması için sivillerde demokrasi bilincinin oluşması gerektiğine ve Türkiye de demokrasi bilincinin yukarıdan aşağıya doğru aşılanmaya çalışıldığını söylemiştim.

Türkiye de devrimi olması gerektiği gibi halk değil aydınlar yapmıştır. O aydınlar da bunu arkalarında ordu kuvveti bulunduğu için yapabilmistir.

60 darbesi ülkeyi otokratlatmamistir aksine buna engel olmaya çalışmıştır,  otokratlastiran DP ve halefleridir. Orta çağ anlayışı olan din eksenli siyaset anlayışı çağdaşlaşmamiza engel olduğu gibi demokratiklesmemize de engel olmuştur. Demokrasi olan bir ulkede zaten solculuk vatan hainligi anlamına gelmezdi.


Özetle söylediğin suçun failleri 60 darbesini yapanlar değil onlar gayet demokratik bir anayasa bırakmıştır arkalarında söylediğin suçun failleri zaten demokrasi bilinci tam oturmamis halkın dini duygularını somuren muhafazakâr sağcı iktidarlardir
 Ayrıca evet gerçek bir demokraside askerin müdahalesine gerek yoktur ama Türkiye deki demokrasi o zamanlar ne oturmuş bir demokrasi ne de gercek bir demokrasi idi.
 

Çevrimdışı Baris

Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #31 : 23 Ağustos 2014, 02:22:22 »
Eski bir konu ama şöyle bir ekleme yapayim:
Orta doğululu aydınların bana göre batılı meslektaşlarına göre daha cesaretli olmak zorunda olduğu veyahut olması gerektiği&olduğu durumlar mevcut.

Mısır açısından gizli ve açık zaman dilimine yayılan asıl muharebe İhvanü'l-Müslimin vs ılımlı laik Müslüman kesim, Kıpti ve sol kesimdir.
Burada tabikide başta Sisi darbesi olmak üzere geçmiş dönemde cam kafeslere atılan ve işkenceyle yargılanan İhvanü'l-Müslimin yandaşları veyahut milisleri askeri darbenin haklı tarafını oluşturmayacaktır. Fakat tehdit hissedildiği zaman bu tür hareketler askeri bağlantısı olmaksızın halk kitleleri tarafından anlaşılır ve bir şekilde yön bulur.

Bizim ülkemizdeki genel basın bu duruma 5 gömlek fark biçer bende 3,5 'dan 4 gömlek fark var derim bu toplumlarla.  ;)
 

Çevrimdışı satisfaction baby

  • Senyör
  • *
  • İleti: 261
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #32 : 25 Ağustos 2014, 22:27:07 »
57 seçimlerinde CHP'nin başında İnönü değil de başka biri olsaydı da DP mağlup ayrılırdı deniliyor.

Türkiye'de yapılan darbelerin, 1960 hariç, hepsi aşırı gerekliydi bana göre. Ben darbe yandaşı değilim ama olaylara objektif bakıyorum. Daha doğrusu kalıplar içinde konuşmuyorum. (Kemalizm, İslam evet demokrasi, devletçilik evet, laiklik...) Kaldı ki 60 darbesinden sonra kurulan çoğu kurum başarıyla yönetilseydi Türkiye bugünkünün 2-3 katı güçlü bir devlet olabilirdi. Mesela 60 darbesi sonrası DPT'na İngiltere'den ve Batı'dan ziraatçılar geitirlmiş ve tarımda devrim yapılamk istenmişti. Yine 60 darbesi sonrası ağaların toprakları elden alıncaktı ama başarılı olunamadı çünkü meclisten oylamalar bir türlü geçmedi. Sebebi ağaların meclis içinde güçlü olamaları. Mesela G. Kore ve Singapur'a baktığınız zaman bu devletlerin ikisi de diktatörlükle yükselmişlerdir. Türkiye'de ise askeri rejimlerin vizyonu darlığından mıdır, yoksa farklı düşüncelerinden midir bilinmez oradaki adımların hiçbirini burada atmadılar. Türkiye'deki rantçı beyaz türkler hep kazanan taraf oldu, darbelerde.
Fransa'da (eski bir asker olan) De Gaulle dönemindeyse ikinci bir atılım yaşadı Fransa. Nükleer atılımın mimarı da De Gaulle'dü. İngiltere'yi ekonmide yine o sollamıştı. Kore ve Singapur'da da aynı olay. Singapur bugün Dünya'nın en işlek limanına sahip. Londra'yı geçtiler ya da ikinciler. Mitterrand da solcuydu ama o da devlet geleneğini biliyordu. Bizde şu solu bir öğrenemedik. Türkiye'de tek sol SHP'dir diyorum, Deniz Baykal'ın CHP'sinin sol olduğunu söyleyenler çıkıyor. SDP'nin falan söylemlerine bakıyorum, BDP'yle aynı söylem. Yazık vallahi. Birleşin o zaman birader, niye kasıyorsun.

1970 darbesi neden gerekliydi? 68 olayları tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Almanya ve Fransa'da da çok sert müdahaleler oldu. Türkiye'de de bu müdahaleden geri kalmadı. Sivas'tan tutun da İstanbul'a kadar her yerde anarşi vardı ve önlenemiyordu. Sonuç olarak da asker müdahalesi o günkü Dünya şartlarında gerekliydi ve sol terör örgütleri çökertildi, liderleri asıldı ve birçoğu da hapse girdi. Ordu'da bile anarşi o dönem yükselmiş, bugn son derece sakin mesela. Sağolsun Ecevit 74'te hepsini salıncaya kadar ülke rahattı. 70 sonrasıysa aynı olaylar vuku buldu ve Maraş katliamı, Çorum katliamı gibi hadiseler yaşandı. Ardından bir askeri darbe daha. Darbe sonrası enflasyon az da olsa düştü yine, ama istenilen Türkiye oluşturulamadı. (Ecevit demişken, Rahşan affıyla birçok katili yine sağolsun o salmıştı.) Ondan önce Demirel'in ülkeyi liberalizme doğrusu kaydırmak istemesi ve darbenin hemen sonrası gelmesi beni işkillendiriyor. Çünkü bu ülkede serbest piyasayı istemeyen bir gurup var. Eğer serbest piyasa olursa daha az soyacaklar çünkü. Bugün darbe isteme sebepleri de o. İsteyen tayfaya bakın, hepsi beyaz türkler. Yılmaz Özdil, SÜheyl Batum, Muharrem İnce, Emine Ülker Tarhan. Emine hanım yaşına göre güzel kadın bu arada. Bir yorum vardı aklıma geldi şimdi. Ülkenin ilk ve tek milf cumhurbaşkanı olur yazmıştı biri. Ne abazan milletiz ama haklı adam.

28 Şubat zaten ayrı bir olay, onların savunulacak oturup tartışılacak bir tarafı yok. TUSİAD, iş adamalrı, askerler el ele vermişler, bazı şeylerden rahatsızlık duymuşlar balans ayarı çekmişler(!) Şimdi TUSİAD'a ayar çekiliyor, ben de zevkle izliyorum. Gerçi parayı TUSİAD yiyordu, şimdi MUSİAD yiyor o ayrı. Fakir hep fakir.

Türkiye'yi 60-2000 arası hep aynı kadro yönetti. Ecevit-Demirel-İsmet Sezgin-Köksal Toptan-Cindoruk-Erbakan vs.. Şimdi bir 40 yıl bu tayfa yönetir. Sonumuz hayrola, G. Doğu'da Gazi Paşa'nın heykelini lağma atmışlar. İçişleri bakanımız çıkmış "heykel diktilerse ne var abartacak" demiş. Devlet geleneğini bilmeyen bir gurup bir yanda, devlet geleneğini bilip rantçılara yediren bir gurup diğer yanda. Yok mu vatanperver bir adam ulan şu memlekette diyor insan. Kaçıp gideceğim şu ülkeden.

https://eksisozluk.com/bu-ulkenin-adinin-turkiye-olmasi-yanlis-bir-sey--4518845?p=1

Türeyen tiplere bakın. Kadının ismini bilen varsa yazsın bu arada.
« Son Düzenleme: 25 Ağustos 2014, 22:34:36 Gönderen: satisfaction baby »
 

Çevrimdışı ALERHATE

Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #33 : 26 Ağustos 2014, 00:25:33 »
.
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2014, 10:33:56 Gönderen: ALERHATE »
Großdeutsches Reich - Lebensraum für Deutschland (NAB) - (AAR)
United States of America - Democracy Protector of the World (AAR) 14. BÖLÜM 2. KISIM YÜKLENDİ

Akıllılar dövüşmeden önce kazanırlar, cahiller kazanmak için dövüşürler. - Zhuge Liang
Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister. - Napoléon Bonaparte
Ancak, kendi kendini idare edebilen akıllı insanlar hürdür. - Horace
Acının ödülü tecrübedir. - Eshilos
 

Çevrimdışı Ülgen

  • Burjuva
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #34 : 28 Ağustos 2014, 22:16:49 »
Alıntı
57 seçimlerinde CHP'nin başında İnönü değil de başka biri olsaydı da DP mağlup ayrılırdı deniliyor.

Kusura bakmayın ama bunu söyleyen kimse ben şahsen onun Türkiyenin ve dünyanın o dönem ki sosyolojik yapısı ve konjonktürü hakkındaki bilgisini sorgularım.

Türkiye'nin İsmet İnönü'nün değerini anlaması lazım, bu ülkede Atatürk kadar onun da emeği vardır. İsmet paşa yerinde başka biri olduğunu düşünsenize, ülkenin lideri ölmüş ve tüm güç sorgusuz, sualsiz kendisine kalmış, muhalefet yok, ülke ona Milli şef gözüyle bakıyor. Sizce kaç insan böyle koşullardayken çok partili demokrasiye geçmeye müsaade eder  ? Aynı koşullarda başka bir lidere bakalım isterseniz, hem de aynı dönemden olsun. Stalin. Stalin ile ismet paşanın iktidara geldiğindeki koşullara bakarsanız ne kadar benzerlik olduğunu görürsünüz, fakat izledikleri yol İsmet paşanın Türkiye için neden bu kadar değerli olduğunu göstermeye yetmektedir.

60 darbesinin gerekliliği konusunda, 60 Darbesi yapılması zorunlu olan bir darbeydi, hem de diğerlerinden kat ve kat fazla gerekliydi. Bu arada bir düzeltme yapmak istiyorum 12 Mart darbe değil, muhtıra olarak geçmektedir.
 

Çevrimdışı Re-Doom

  • Kont
  • *
  • İleti: 851
  • GeneralTzschück
« Son Düzenleme: 01 Kasım 2015, 00:24:29 Gönderen: Re-Doom »
wow, such protest, much democracy, very ban, wow.
 

Çevrimdışı kafkafkaf

  • HOI3
  • Senyör
  • *
  • İleti: 309
  • Hoİ 3 Silahlanma Bakanı
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #36 : 03 Ekim 2014, 18:42:39 »
Kusura bakmayın ama bunu söyleyen kimse ben şahsen onun Türkiyenin ve dünyanın o dönem ki sosyolojik yapısı ve konjonktürü hakkındaki bilgisini sorgularım.

Türkiye'nin İsmet İnönü'nün değerini anlaması lazım, bu ülkede Atatürk kadar onun da emeği vardır. İsmet paşa yerinde başka biri olduğunu düşünsenize, ülkenin lideri ölmüş ve tüm güç sorgusuz, sualsiz kendisine kalmış, muhalefet yok, ülke ona Milli şef gözüyle bakıyor. Sizce kaç insan böyle koşullardayken çok partili demokrasiye geçmeye müsaade eder  ? Aynı koşullarda başka bir lidere bakalım isterseniz, hem de aynı dönemden olsun. Stalin. Stalin ile ismet paşanın iktidara geldiğindeki koşullara bakarsanız ne kadar benzerlik olduğunu görürsünüz, fakat izledikleri yol İsmet paşanın Türkiye için neden bu kadar değerli olduğunu göstermeye yetmektedir.

60 darbesinin gerekliliği konusunda, 60 Darbesi yapılması zorunlu olan bir darbeydi, hem de diğerlerinden kat ve kat fazla gerekliydi. Bu arada bir düzeltme yapmak istiyorum 12 Mart darbe değil, muhtıra olarak geçmektedir.
Özür Dileyerek Konuyu Hortlatıyorum Ama Söz Hakkı Doğmuştur.
İsmet İnönunun Bu Ülkede Emeği Vardır Ama Askeri Olarak Oda Atatürk Onu Seçti Diye.
İsmet İnönü Askeriyeden Başka Hiç Bir şey Bilmez, Türkiyenin Başına Gelmiş İlk Saçma Liderdir Kendisi.
İsmet İnönü Atatürk'ün Yerine Geçmeye Çalışmıştır( Parada Fotolar Falan Filan)
İsmet İnönü İle ATATÜRK'UN Kavgalı Olduğu Ve Onu Sürgün Ettiğini Söyleyen Tarihciler var ATAMIZ VEFAT Edince Ordu Tarafından Milli Şeflik Kendisine Hediye edilmiştir. İsmet İnönü Ne Devlet Yönetmekten Anlar nede Diplomasiden Adam Lozan Konferansına Gidiyor Galip Devleti Temsilen ( Niye Onun Gittiğini Hala Anlamış Değilim ) Sadece Musulu İstiyor Petrollerinden Dolayı. Zaten Bizim Olan Bölgeleri İstemiyor (on iki ada, kıbrıs ,batum,yunan adaları yunanistandan savaş tazminatı ingilizlerden osmanlı zamanında çalınan gemilerin parasını VS.) Bunlarda Hukuken Hakkımız Vardır.
İsmet Paşa ABD'nin Baskısından Dolayı Demokrasiye Geçmiştir, Normalde Geçesi Yoktur.
 

Çevrimdışı Georgy Zhukov

  • Burjuva
  • *
  • İleti: 24
  • Reds are coming.
Ynt: Truman Doktrini
« Yanıtla #37 : 04 Ekim 2014, 00:32:22 »
Asmalı Konak ile Zerda vardı bir aralar.

Şaka bir yana uzun uzun yazıp göndermemiştim ancak bu mesajla birlikte tekrar yazmak zorunda hissettim kendimi.

ABD'nin dümen suyuna girmemiz kısa vadede bazı ufak kazançlar getirmiş gibi görünse de uzun vadede tam bir yıkım getirdi.

-ABD iç işlerimize karışma hakkı kazanmış oldu. Tam bağımsızlık için verdiğimiz onca mücadele taça çıkmış oldu.

-Başta köy enstitüleri olmak üzere cumhuriyetin taşraya ve halka inme projelerini komünizm bahanesiyle birer birer yoketti.

-Cumhuriyet kazanımları tam yerine oturmadan, daha doğru düzgün bir jenerasyon bile yetişmeden zorlama bir demokrasi geldi. Çarpık başlayan demokrasi haliyle hala yerine oturamadı.

-Demokrasi de özgür bir demokrasi olmadı zaten. Sol görüşlü biri (Ecevit) seçildiği gibi ambargoları ve tehdit mektuplarını yaşadık.

-Kominizm tehlikesine karşı darbe yapmak hak oldu. Dümeni elinde tutan ABD, komünizm tehlikesine karşı askeri müdahaleleri destekledi. Siyasetimiz hımbıllaştı. Darbeler yüzünden herhangi bir sivil denetim sistemi oluşamadı.

-Küba Füze Krizinde görüldüğü gibi nükleer tehlikeyle burun buruna kaldık. Şükür korkulan olmadı ancak korkulan olmadı diye bu sorumsuzca idareye iyi oldu diyemeyiz.

-Komünizm ile mücadele kapsamında din bir silah olarak kullanıldı. Cumhuriyetin vazgeçilmez unsuru laiklik tamamen çiğnenirken belli başlı cemaat ve tarikatler siyasete girdi ve çok güçlendi. Ülkemizde İslam, kendisiyle çok fazla çelişen emperyalizmin boyunduruğuna girerken; eşitlik, paylaşımcı yaşam, aydınlık ve bilimsel ilerleme gibi İslamla örtüşen argümanları savunanlara savaş ilan etti. Batı dünyasının orta çağına giriş yaptık.

Soğuk savaş döneminde tarafsız kalabileceğimizi zannetmiyorum. Seçilen tarafın da çok büyük bir önemi yok. Tabi paktlara dahil olursun, taraf seçer, anlaşmalarda taraf olursun. Burada önemli olan ipleri bu kadar bırakmak, kırmızı çizgilerini çekip yeni düzene uyumla ilerleyememek, kontrolü tamamen kaybetmek.

Aynen katılıyorum.
Roses are red
Violets are blue
Soviets marching from east
What can we do?
 

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.