Gönderen Konu: Thatcher’a veda--İlber Ortaylı  (Okunma sayısı 1329 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kurt Knispel

  • Arşidük
  • *
  • İleti: 5353
Thatcher’a veda--İlber Ortaylı
« : 30 Mayıs 2013, 12:57:20 »
Dindar bir bakkalın kızıydı. Dikkatli ve titiz bir öğrenciydi. Oxford onun gibi bir talebenin başvurusuna dayanamadı. İyi diplomalı, partide dikkat çeken bir genç hatundu. İyi kazanan bir kocayı da buldu. Günün birinde İngiltere başbakanlığı onun belki hayalinde bile değildi. Ama insan yükseldikçe yükseliyor...


Belki de Margaret Thatcher’a en büyük cezayı ona yaşlılığında gereken ihtiram ve vefayı göstermeyen Britanyalılar verdiler.

Pazartesi öğlen vakti “veda ettiğini” Birleşik Krallık Hükümeti resmen ilan etti. Britanya’nın eski başbakanlarından Barones (kendisine tevdi edilen unvan) Margaret Hilda Thatcher hakkında bundan evvelki haberler her sabah gazetesini almak için kısa bir yürüyüş yaptığı ve kendisine kimsenin fazla iltifat etmediğiydi. Seçmenleri dahil halk kendisini sevmiyor. Ama takdir edenlerin sayısı fazla; iki duyguyu ayırt etmek de Britanyalılara mahsus. İngilizler adamın gözünün yaşına bakmaz. İhtilal yapmazlar ama sevmediklerini fena yaralarlar.
Niye sevmedikleri de tartışılır. İkinci Büyük Harb’in sıkıntısını Churchill’e fatura ettiler; sanki sıkıntısız bir harp mümkündü. Burada aşırı bir pragmatizm ve gerçekçilik de rol oynar; “Savaşı sayenizde şan ve şerefle bitirdik. Bundan sonra ekmeğimizin yanında rosto verecek başka başbakan istiyoruz. İşçilerin lideri Mister Clement Attlee’yi tercih ettik” der gibiydiler.

İngiltere acaba çürüyor muydu?

Thatcher’dan önceki İngiltere’nin içinden ne kadar çürüdüğü tartışılır ama bir durgunluk ve bir pespayeliğe doğru gittiği açıktı. İkide bir görülen grevlere çöpçüler de katılıyordu. Şehirlerin mahalleleri, işlek turistik hatlardaki demiryolu istasyonları umumi çöplüklere dönmüştü. Mesken bölgelerdeki çapulculuk ve çirkinlik İngiliz tabiatını bile gölgeliyordu. Grevler kaçınılmazdı ve grevci işçiler için de çare yoktu. Çağdaş teknolojinin dışında kalmış maden ocakları, eskiyen sanayi sonucu fakirleşen ve asabı bozulan proletaryanın bebeleri umumi taşıt araçlarını tahrip ediyor, futbol maçları futbolun kızgınlığından çok başka şeylerin acısını çıkartan holiganların hadiseleriyle altüst oluyordu. Uyuşturucu kullanımı hep artıyordu. Polise de güven kayboluyordu. Genelde sosyal yardıma fazla bir şey denemez ama özel olarak astarın yüzünden pahalıya çıktığı anlaşılıyordu. 18’inci yüzyıl sonundan beri “leading industrial nation” yani öncü sanayi ülkesi denen ve Venedik-Floransa’dan sonra iktisat tarihinin bankacılık zirvesindeki Britanya üretemez duruma düşmüştü. İngiltere acaba çürüyor muydu?
Muhafazakarlar atılımı bir bakkalın kızı sayesinde yaptılar. Britanya’da herkes okula gitmek için didinmez. Hayatı kazanmanın başka yolları da vardır. Ama iyi okulda okumak isteyenlerin paralısı yanında bilhassa kabiliyetli ve gayretli olanı mutlaka bir yerlere girer.
1925 yılında taşrada Lincolnshire’da doğan Margaret Thatcher bir muhafazakar ve dindar bakkalın kızıydı. Birçok benzeri gibi hayatından memnun, dindar, İngiltere’sine ve hükümdarına sadık aile politikayı önce bakkalda ve partide yapıyordu. Baba bölgenin Methodist Kilisesi’nde vaazlar da veriyordu. Margaret Thatcher da dini ve politikayı öyle öğrendi. Önce partide sonra da gençlik kollarında da çalıştı. Dikkatli ve titiz öğrenci olarak iyi İngiliz okullarındaki eğitimin yanında bu okullardaki spor, müzik, şiir dersleriyle yetişti. 1950’lere kadar Avrupa’nın liseleri, Türkiye’ninkiler de dahil, az sayıdaki öğrenciye eğitim verirler ama iyi yetiştirirlerdi.

Kimya okudu, iktisat kursuna gitti

Oxford 1946’da Thatcher gibi bir talebenin başvurusuna dayanamazdı. Kimya okuyup iktisat gibi kurslara da gitti. İktisat dalında Nobel alan Friedrich Hayek’ten etkilendiği söyleniyor. Müdahaleci, sosyalist ekonomiye ruhen karşıydı. İnsanın hissi neyse, mantıkî gerekçelerini de bulur. Hele İngiltere gibi bin çeşit teorisyenin ve fikir kulübünün olduğu memlekette herkesin düşüncesi kendi rayına oturur. Thatcher mutlaka iyi diplomalı, partinin yerel örgütlerinde ve merkezde dikkati çeken bir genç hatundu. İyi kazanan bir kocayı da buldu. İnsanlar yükseldikçe yükselir. Gününün birinde İngiltere başbakanlığı onun belki hayalinde bile değildi ama rampalar atlandıkça planını kurup gerçekleştirdiği açık.

İnsanların isyanına hiç aldırış etmedi

Birleşik Krallık’ın eğitim bakanı oldu. İlk işi okulda dağıtılan sütü kesmek oldu.
“Cadı geldi” dediler. Cadı ise
“10 penny’lik sütün 1.5 pound’a mal olduğunu” söylüyordu. “Bunu kim ödeyecek?” Bu
basit soruyu hep soruyordu. Muhtemelen babasına bakkalda yardım ettiği vakitten beri en çok kullandığı ve duyduğu cümle buydu. Pekala aynı ilke hayatın
ve devletin her kademesinde yaygınlıkla uygulanabilirdi. Süt krizi geçmemişti ki madenlere el attı. Kapatıverdi. İşsiz kalanın ve çıldıranın haddi hesabı yoktu, aynı soruyu soruyordu. Hiç sempatik biri değildi. Karşısındaki çaresiz insanların isyan ve protestosuna aldırış etmedi. Daha doğrusu protestolarını izledi, Britanya Adaları’nda isyan devrinin birkaç asır geride kaldığını biliyordu. Oxford Üniversitesi’nde beni bir gün konferans vermeye davet eden ünlü iktisatçı dostum; “Nefret ettiğim tip, biliyorum batacağız ama yavaş yavaş batmak dururken bu kadın neden milletin canını yakıyor anlaşılır gibi değil” demişti. Aldığı can yakıcı tedbirlerin Britanya’nın iktisadi felaketini epeyce tehir ettiği anlaşılıyor. Falkland Adaları’na saldıran Arjantin’e ise verdiği ani cevap Arjantin’in batışını sağladı. Anlaşma teklif eden Reagan’ı dinlemedi. Bir şeyin farkındaydı, dış politikada İngiltere’nin tavsiyeleri her zaman daha geçerlidir.

“Londra’nın metrosunu Londralılar öderler”, “Merkezi hükümet desteğiyle Oxford’da talebe okutulmaz” gibi sloganlar onun düsturu gibiydi; ama şaşılacak tedbirlerle yaygın değilse de eşitçi eğitim politikasına yol açan programları uygulattı. Birçok uygulamasında “Seçmen ne der?” endişesine kapılmadı. Bu onun sağlam ve örnek yanıdır. En basit örnek; Britanyalı holiganların kıta Avrupa’sında sebep olduğu futbol cinayetine “Hayvanlar” diye tepki gösterdi ve Britanya’yı uzun süre beynelmilel turnuvalardan federasyon kararlarını beklemeden kendisi çekti.
Sovyetler Birliği’nin yıkılacağına bütün Batılı muhafazakarlar gibi iman etmişti ve bunu açıkça da söylerdi. Bu ülkede demokrasi ve halka saygı olmadığı için Batı’nın önüne geçen bir silahlanma ve yayılma stratejisi uyguladıklarını tekrarlıyordu. Sovyetler’in kendisine iğneli olarak taktıkları “demir leydi” lakabını herkes çok tuttu, o da benimsedi.

Denizaşırı bir “abla” gibiydi

Ömrü içinde Komünist dünyanın çatladığını, Sovyetler’in yıkıldığını gördü. Doğu Avrupa, Doğu Blok’u ülkeleri olmaktan çıktı. Diğer yandan Avrupa Birliği’nden de uzak kalmaya, ortak para birimine, gümrük tedbirlerine katılmamaya özen gösterdi. Bu soğuk duruşunda haklı olduğu bugün anlaşılıyor. Özalcı politikaların aksine bugünkü Türk hükümeti de
tıpkı İsveç, Danimarka ve Çekoslavakya gibi aynı
politikayı izliyor.

Türkiye’nin muhafazakar hükümetlerini de hayran bırakan denizaşırı bir “abla” gibiydi. Thatcherizm bugün kutsanıyor mu? Kutsanmasa bile en azından hücum edilmez oldu. Aslında bu tip liberalizm, devamlılık kabiliyeti olmayan, süreli uygulanacak bir sistem gibi görünüyor. Belki de Thatcher’a en büyük cezayı ona yaşlılığında gereken ihtiram ve vefayı göstermeyen Britanyalılar verdiler. Demokrasinin ana vatanındaki tepkiler bize çok garip gelse de bazen örnek olmalı.


Milliyet Pazar ekinde yazdığı bir köşe yazısı. Paylaşmak geç oldu sizlerle  :operator:
 

Çevrimdışı Babür

  • (Oxford)
  • Şövalye
  • *
  • İleti: 150
  • İSENG4RD
Ynt: Thatcher’a veda--İlber Ortaylı
« Yanıtla #1 : 30 Mayıs 2013, 14:20:26 »
Ah ah ne iyi öğrenciydi.
 

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Arşidük
  • *
  • İleti: 2697
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
Ynt: Thatcher’a veda--İlber Ortaylı
« Yanıtla #2 : 04 Haziran 2013, 01:48:56 »
 ;D ;D ;D
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...





















 

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Arşidük
  • *
  • İleti: 2697
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
Ynt: Thatcher’a veda--İlber Ortaylı
« Yanıtla #3 : 04 Haziran 2013, 01:57:04 »
 Paylaşmakla iyi ettin bu yazıyı. Pek gazete takip edemiyorum.
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...





















 

Çevrimdışı by_bush

Ynt: Thatcher’a veda--İlber Ortaylı
« Yanıtla #4 : 18 Ağustos 2016, 20:02:19 »
Hitler'in kız kardeşi :)
▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼▼
ULUSUM ULUSLARIN EN YÜCESİ
▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲▲
 

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.