Gönderen Konu: Darbeler ve 12 Eylül  (Okunma sayısı 3852 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı stone417

  • Konsolos
  • *
  • İleti: 889
  • What does not destroy me,makes me strong
Darbeler ve 12 Eylül
« : 18 Şubat 2011, 14:12:48 »
      12 Eylül 1980 darbesi,20.yüzyıl Türkiye tarihindeki 4.askeri darbedir.Birincisi 1908 Temmuz'undaki tarihimizde 2.Meşrutiyet olarak bilinen ihtilaldi.Bu anayasal hareketin üzerinden 1 yıl geçmemişken,31 Mart 1909'da İstanbul'daki kanlı çatışma,Selanik'ten yürüyen düzenli ordunun küçük taburundan ve yardımcısı sivil çetecilerden oluşan küçük Harekat Ordusu'nun başkente gelip duruma hakim olmasıyla bastırıldı.Balkan savaşı sırasındaki Babıali baskını dediğimiz,gerçek anlamdaki 3.dünya tipi bir hükümet darbesiyle 2.Meşrutiyetin çalkantılı tarihi devam etmiştir.Her 3 olayda da aktörler hemen hemen aynıdır.Çekirde İttihat ve Terakki Cemiyeti'dir.Son darbede Babıali'ye giren silahşörler ve başlarındaki Enver Bey,Harbiye nazırı Nazım Paşa'yı katlettiler,sadrazama silah zoruyla istifa yazdırdılar.Dahası Enver Paşa'nın görülmemiş bir cüretle silahlı şekilde padişahın karşısına geçip Mahmut Şevket Paşa'yı sadrazam tayin ettirmesiyle darbecilik geleneği doruğa çıkmıştır.
     
     O kadar kanlı çatışmalar ve pahalı tedbirlerle kaldırdığımız yeniçeri ihtilali geleneği,maalesef daha 19. yüzyılın 2.yarısında Sultan Abdülaziz'i deviren Hüseyin Avni Paşa'nın hükümet darbesiyle yeniden dirilmişti.Sultan 2.Abdülhamit'in diktatör rejimi bu kırılmanın devamını ancak 32 sene geciktirebilmiştir.
     
     2.Meşrutiyet darbeler zinciriyle 10 sene kadar sürmüştür,sonunda Adriyatik'ten Basra körfezine kadar uzanan bir imparatorluğun cenaze namazı kılınmıştır.Elbette ki imparatorluklar yıkılır ama bu yönetimin bilgisizliği işi çabuklaştırıp savaşı getirmese Arabistan daha onurlu ve oturaklı bir idareyle bağımsız olur,asıl unsur Türk halkıda 20.yüzyıla daha hazırlıklı ve savaşta kaybetmediği kadroların yapıcılığı ile girerdi.
     
     Cumhuriyetin kurucu öncü kadroları İttihatçılığı daha yakından tanıdığı için ve hatta bir ara muhalif harekete üye oldukları için bu talihsiz olaylardan yeterince ders çıkarmıştı ve askerin siyasete karışmasına son derece temkinliydiler.Askerlikle idari görevler arasında kesin sınırlar çektiler,askerlerin vekil olamaması gibi kanunu tedbirlerin yanında usta politik manevralarla askeri müdahaleleri önlediler.
     
     1960 darbesi siyasetin değişen ortamına ayak uyduramayan Türkiye'nin siyasi ve idari kadrolarının ortak hatasıdır.İnsanlar Ankara ve İstanbul'daki öğrenci hareketlerinden korktu,iktidar ve muhalefet ise çok partili hayatı sağlıklı götürme olgunluğundan uzaktı.Abartılı ve çiğ bir siyaset güdülüyordu,muhalefetin çıkışları da iktidarın tedbirleri kadar olgunluktan uzaktı.Mayıstan sonraki Yassıada safhası iç açıçı olmayan görüntüler ortaya çıkardı.Sonuçları itibariyle kırgın bir yönetici sınıf ve onların çocukları sonraki dönemde siyaset yaptılar.
     
     1960'tan sonra yeni partiler,yeni siyasi dernek ve tartışmalarla Türkiye'nin yeni bir anayasal döneme girdiği görülüyordu.Hiç kuşkusuz ki bazı safdil hatalar hayatı zorlaştırıyordu.Anayasa mahkemesi dünyada örneği az bulunan bir kuruluştu,özlendiği gibi kurulup işlediğini söylemek mümkün değildi.Cumhuriyet Senato'sunun ise kendinden beklenen görevi yapamadığı bir gerçekti.Anayasayı tamamen değiştirip yenisini yapmak 27 Mayıs döneminin getirdiği bir heyecandı.1982 anayasasıda başka bir heyecanlı ama tepkici grubun eseridir.Oysa rahmetli Tahsin Bekir Balta ve bazı arkadaşlarının üstünde durduğu gibi 1924 Anayasası'nı tasnih ve yeniden ilavelerle yürürlükte tutmak daha isabetli olurdu.
     
     1971 Askeri darbesi genelde siyasi partileri kapatmadı.Ne var ki Türkiye insanları evlerine kadar giren bir terör dalgasına maruz kaldı.Hükümetin çok iyi teşkil edildiği söylenemezdi.Başbakan yardımcısı,çıkartılacak yeni ceza kanununun geriye dönük uygulanacağı gibi vahim hukuk hatası içeren tehditlerle siyasi partileri ve meclis dışı grupları terörize etmeyi amaçlıyordu,ama gerçekte hükümet güçsüzdü ve bakanlar arasında fikir birliği yoktu.
     
     Bu dönemde ekonomide bir bitkinlik olduğu görülüyor ve siyasi bakımdan insanlar huzursuz kılınıyordu.Sonraki dönemin bakanlarından Altan Öymen'in uçak kaçırma suçuyla tutuklanması,operasyonlardaki acemiliğe bir örnektir.Bu örneklerin sayısı çoktu.Ankara hava kirliliğine siyasi kirliliğinde eklenmesi sonucu entellektüeller tarafından adeta boşaltıldı.İstanbul ve İzmir'e göç başladı.Başkentin kültürel hayatında bir düşme görüldü.Dönem içinde siyasi muhalefet Bülent Ecevit tarafından CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'ye ve askerlerle işbirliği yapan diğer siyasetçilere karşı yürütüldü.Hiç şüphesiz bu muhalefet serbest seçimlerde Ecevit'e en büyük başarıyı getirdi.Darbeci rejim,Genelkurmay Başkanı Orgeneral Faruk Gürler'in muhakkak görülen cumhurbaşkanlığının,değişik kesimlerden politikacıların ortaklaşa çabası sonucu engellenmesiyle sona erdi.

    Yukarıda serbest seçimden bahsettik.Serbest seçim Türkiye'deki askeri darbelerin sonunu getiren  ve bizzat işin başındaki askerlerin mutlaka uydukları bir yükümlülüktür.Bunun da nedenlerinden birisi ordudaki terfi sistemi ve hiyerarşidir.Hiç kimse ilelebet askeri komuta mevkinde kalamaz ve bu da sivil hayata geçişi hızlandıran süreçleri besleyen bir devlet ve toplum geleneğidir.

    1973 seçimlerinden sonra umutlarla birlikte kanlı ve çatışmalı bir dönem başladı.Çatışmaların üniversiteleri tahrip ettiği açıktır.Bu çatışmaların arkasında üniversite yönetimi ve öğretim üyelerinin rolü hiç yokken en çok onlar suçlandı.Etrafta ölüm listeleri dolaşıyordu.En acı verici olay Ord.Prof. Bedri Karafakioğlu gibi sağla solla ilgisi olmayan veya Ümit Doğanay,Cahit Orhan Tütengil,Bedrettin Cömert gibi siyaset sahnesine çıkmayan hocaların öldürülmeleriydi.
   
   Güvensizlik ve cinayet üniversite hocasından taşradaki öğretmene,siyasi parti yöneticisinden fabrikatöre,partiliden bakana herkesi kurban diye yutuyordu.Silahlı çatışmanın ortasında kalanların serseri kurşunlara hedef olması kaçınılmazdı. 2.Dünya Savaşı'nda Stalingrad Savaşını yaşayan bir hoca "Orada bile bu kadar korkmamıştım"dedi.Maraş ve Çorum gibi mezhep çatışması görünümlü iç savaş provaları,maalesef hükümetle ordu arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden asayiş ve sıkıyönetim konusunda gereken ani tedbirlerin alınmasını ve en başta sıkıyönetiminin ilanını geciktiriyordu.TBMM ise Cumhurbaşkanını seçemiyordu ki olayların önüne geçecek bir Milli Hükümet kurulsun. Türkiye'yi 12 Eylül darbesine sürükleyen olaylar ve kurumsal çatışmalar böyle gelişti.


    Yazı İlber Ortaylı'nın Türkiye'nin Yakın Tarihi adlı kitabından alıntıdır.
     

 

Çevrimdışı bir_dost

Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #1 : 18 Şubat 2011, 14:42:48 »
Yazı güzel, yalnız katılmadığım bir nokta var.

Alıntı
2.Meşrutiyet darbeler zinciriyle 10 sene kadar sürmüştür,sonunda Adriyatik'ten Basra körfezine kadar uzanan bir imparatorluğun cenaze namazı kılınmıştır.Elbette ki imparatorluklar yıkılır ama bu yönetimin bilgisizliği işi çabuklaştırıp savaşı getirmese Arabistan daha onurlu ve oturaklı bir idareyle bağımsız olur,asıl unsur Türk halkıda 20.yüzyıla daha hazırlıklı ve savaşta kaybetmediği kadroların yapıcılığı ile girerdi.

İlber hoca maalesef Enver Paşa ve İttihat Terakki konusunda objektif davranamıyor. Daha önceki birçok yazısında Osmanlı'nın Cihan Harbi'ne girmesinden ötürü Enver ve İTC'yi eleştiren, suçlayan ifadeleri olmuştu.
Benim bu paragraftan anladığım I.DS'ye girmesek Arabistan, Levant, Irak gibi bölgelerin elimizde olacağı anlamı çıkıyor. Hâlbuki savaşa girememek gibi bir lüksümüzün olmadığını eminim ki İlber hoca da biliyordur, ancak neden böyle düşünüyor anlam veremiyorum.

Bu arada yazı yazarken virgül ve noktadan sonra bir boşluk bırakmalısın.
« Son Düzenleme: 18 Şubat 2011, 14:43:25 Gönderen: bir_dost »
 

Çevrimdışı stone417

  • Konsolos
  • *
  • İleti: 889
  • What does not destroy me,makes me strong
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #2 : 18 Şubat 2011, 15:04:30 »
İlber hocanın kişisel görüşü öyle düşünüyorsa vardır bir hikmeti  :) ama bende savaşa katılmama olasılığımız olduğunu düşünüyorum 1.savaştan çok daha büyük olay 2.dünya savaşına bile o kadar baskıya rağmen katılmadık.( Sonlara doğru girdik ama fiili mücadelede bulunmadık.) ama tarih maalesef keşkeyle olmuyor böyle olmuş inşallah hayırlısı olmuştur. :)
 

Çevrimdışı ♠ace♠

  • Equites
  • *
  • İleti: 55
  • Die With Your Boots On
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #3 : 18 Şubat 2011, 15:12:18 »
     O kadar kanlı çatışmalar ve pahalı tedbirlerle kaldırdığımız yeniçeri ihtilali geleneği,maalesef daha 19. yüzyılın 2.yarısında Sultan Abdülaziz'i deviren Hüseyin Avni Paşa'nın hükümet darbesiyle yeniden dirilmişti.Sultan 2.Abdülhamit'in diktatör rejimi bu kırılmanın devamını ancak 32 sene  geciktirebilmiştir.


İlber Hoca doğrudan onu belirtmemiş ama ben yeniçeri ayaklanmaları ile Cumhuriyet dönemi askeri darbelerini de pek çok yönden benzer buluyorum. Gerekçeler, söylemler, icraatler özünde hep aynı, sadece çağın getirdiği bir üslup değişikliği var.
 

Çevrimdışı fatih pasha

  • Tribunus Militus
  • *
  • İleti: 1985
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #4 : 18 Şubat 2011, 15:53:26 »
İlber Hoca bir programda şöyle demişti:

"1. Dünya Savaşı'nın dışında kalmak kolaydı, 2. Dünya Savaşı'nın dışında kalmak ise zordu. Türkler olarak yine zoru başardık."
"Dostlarım! İlerlersem beni takip edin! Geriye dönersem beni öldürün! Ölürsem intikamımı alın!" - Henri de la Rochejaquelein
Norðhymbriscra Ealdgesege
U-38'in Harp Ceridesi
 

Çevrimdışı Annibal

Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #5 : 18 Şubat 2011, 15:53:54 »
İlber Hoca, savaş olmasaydı Hicaz'ı ve dolaylı yoldan Suriye'yi muhakkak elimizde tutacağımızı düşünür, açık açık da söyler. Savaş olmasa tabi tutardık ama nihayetinde savaş oldu. Savaş öyle ya da böyle olacaktı bu konuda İTC'nin bir kabahati olamaz. Onların tek kabahati savaşa giriş zamanlamamız, giriş şeklimiz ve savaşta uygulanan taktikler olabilir. Ancak tarihte "keşke" ya da "ama"larla muhabbet edilmez, bunu da yine en çok kendisi söyler.
« Son Düzenleme: 18 Şubat 2011, 15:54:16 Gönderen: Annibal »
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı stone417

  • Konsolos
  • *
  • İleti: 889
  • What does not destroy me,makes me strong
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #6 : 18 Şubat 2011, 16:50:39 »
Hicaz konusunu neredeyse bütün programlarında söylüyor.Birde Kudüs taraflarını bırakmazdık diyor.Kudüs bir nebze Hicaz zor olurdu düşünceme göre arada mesafe çok büyük çünkü.
 

Çevrimdışı Annibal

Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #7 : 18 Şubat 2011, 18:50:24 »
Mesafeyle ilgisi yok, savaş çıkmasa her halukarda tutabilirdik bu konuda ben de İlber Hoca'ya katılıyorum ama savaşa girmeyebilir miydik, bence imkansızdı.
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı stone417

  • Konsolos
  • *
  • İleti: 889
  • What does not destroy me,makes me strong
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #8 : 19 Şubat 2011, 13:28:44 »
Arada toprak bağlantısı olucaksa mesafenin önemi yok doğru ama kara bağlantısı olmassa ben zor olur dedim.Kara bağlantısı olduğu sürece mesafe sorun olmaz.Nitekim olmuyordu da Hicaz Demiryolu bunun için yapıldı.
 

ottoman

  • Ziyaretçi
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #9 : 19 Şubat 2011, 13:43:03 »
İlber Hoca bir programda şöyle demişti:

"1. Dünya Savaşı'nın dışında kalmak kolaydı, 2. Dünya Savaşı'nın dışında kalmak ise zordu. Türkler olarak yine zoru başardık."

Çok güzel bir söz oldu.


Mesafeyle ilgisi yok, savaş çıkmasa her halukarda tutabilirdik bu konuda ben de İlber Hoca'ya katılıyorum ama savaşa girmeyebilir miydik, bence imkansızdı.

Savaşa girmeyebilirmiydik değilde.Acaba Savaşa Almanya ve Avusturya nın Yenileceği Garanti olmuş olan bir zaman da Bulgaristanı Bahane ederek Avusturya- Macaristan ve Bulgaritan'a savaş açabilimiydik? Bence olabilirdi ve karlı çıkardık. En azından Abd bunu yaptı ve Karlı çıktı.(Ama erken Davrandı gibi)
 

Çevrimdışı Karahan

  • Vulnerarius
  • *
  • İleti: 407
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #10 : 19 Şubat 2011, 23:26:11 »
Savaşı kazanıp kazanımlar elde etse bile Osmanlı eski gücüne gelebilirmiydiki? Toplum ve devlet o kadar gerideyken çok ciddi reformlar yapılması gerekirken- kaldı ki diğer devletlerin Osmanlı'nın güç kazanmasına izin vericeğini hiç zannetmiyorum- bence Osmanlı'nın bekası o ya da bu şekilde çok sürmezdi.
 

ottoman

  • Ziyaretçi
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #11 : 20 Şubat 2011, 12:16:03 »
Savaşı kazanıp kazanımlar elde etse bile Osmanlı eski gücüne gelebilirmiydiki? Toplum ve devlet o kadar gerideyken çok ciddi reformlar yapılması gerekirken- kaldı ki diğer devletlerin Osmanlı'nın güç kazanmasına izin vericeğini hiç zannetmiyorum- bence Osmanlı'nın bekası o ya da bu şekilde çok sürmezdi.

Bir ve İkinci Dünya Savaşı Ülkeler için Dönüm noktasıdır. Olağının tersi bir durumda kimsenin ne olacağını bilmesi imkansız...
 

Çevrimdışı Karahan

  • Vulnerarius
  • *
  • İleti: 407
Ynt: Darbeler ve 12 Eylül
« Yanıtla #12 : 20 Şubat 2011, 20:25:33 »
Osmanlı büyük kazanımlar sağlamış olsa dahi devlet her konuda geriye düşmüştü. Sadece savaş kazanılarak biryerlere gelinmez. Bu karışık durumda ortaya Türkiye Cumhuriyeti çıkıyor. En azından kısa bir süre diliminde iyi bir gelişme sağlanıyor. Sistemler yeniden oturtuluyor.
 

 

Foruma ilişkin tüm bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 14 gün içerisinde yanıt verilecektir.