Gönderen Konu: Sovyet Rusyası'nın Sağlık Sistemi  (Okunma sayısı 6464 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Amiral

  • İmperium
  • *
  • İleti: 2853
  • Uncle Junior
« Son Düzenleme: 19 Ocak 2011, 00:29:14 Gönderen: süperman »
You heard about the Chinese Godfather? He made them an offer they couldn't understand.
-Uncle Junior
 

Çevrimdışı bir_dost

Şizofren tedavisi mükemmelmiş.  ;D
SSCB'nin sağlık sistemi hakkında ne doğru şeyi bence Gorbaçov söylüyor. Glasnost'ta kişi başına düşen doktor sayısında dünyada birinci olduklarını ancak en kötü hizmetin de kendilerinde olduğunu itiraf ediyordu. Bu sözün üzerine fotoğraflar iyi gitti bak şimdi.  :)
 

Çevrimdışı Annibal

Çünkü kişi başına doktor sayısı birşey ifade etmiyor. Komünist sistem herkese iş bulmak zorunda. Verimliliği yok.
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı Ragnarr Loðbrók

Soveyet Rusyası olmuş başlık.
 

Çevrimdışı Franz

Ha Sovyet ha Soveyet hada Sovüyet  :cool4:
Culture: Bishopish
Religion: Walterizm
Ideology: Fringeist
Many that live deserve death. And some that die deserve life. Can you give it to them? Then do not be too eager to deal out death in judgement.
 

Çevrimdışı Ragnarr Loðbrók

Oha fhallamhı ? Ha valla ha fhallamhı ne fark eder ?
 

Çevrimdışı Annibal

süperman heyecanlı bir arkadaş. Her haberi "Oha, habere bak lan!" şeklinde verdiği için olabilir bu tarz şeyler, mazur görün :P
« Son Düzenleme: 19 Ocak 2011, 00:00:52 Gönderen: Annibal »
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı Kemal

  • Eski adım ForEquality
  • Filozof
  • *
  • İleti: 1521
  • Zafere Kadar!
Sovyetler keşke bürokrasi diktasına dönüşmeseydi adi revizyonist akım Sovyetler'de esmeseydi, Sovyet bugün hala ayakta olurdu kim bilir belki devrimi daha çok yere yayabilirdi. Yurttaşlar sağlıklı yaşama hakkına sahiptiler her türlü sorunları ceplerinden tek kuruş çıkmadan giderilirdi, bir evde çocuk doğduğu zaman 2 yıl boyunca o eve her gün 2 şişe süt bırakılırdı ah Sovyet ah...
« Son Düzenleme: 19 Ocak 2011, 00:04:26 Gönderen: ForEquality »
 

Çevrimdışı Annibal

Adam 40 yıllık Sovyet :D
"Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, orada güneş batıyor demektir"
 

Çevrimdışı Amiral

  • İmperium
  • *
  • İleti: 2853
  • Uncle Junior
süperman heyecanlı bir arkadaş. Her haberi "Oha, habere bak lan!" şeklinde verdiği için olabilir bu tarz şeyler, mazur görün :P
;D
You heard about the Chinese Godfather? He made them an offer they couldn't understand.
-Uncle Junior
 

BySeco

  • Ziyaretçi
Şizofreni tedavisi:


 ;D  ;D
« Son Düzenleme: 27 Ocak 2011, 08:59:54 Gönderen: BySeco »
 

Çevrimdışı Temüroğlu

  • Kral
  • *
  • İleti: 3348
O elektrik tedavisi yasak değil miydi ?
 

Çevrimdışı der Metz germeister

  • (Stonewall)
  • İmperium
  • *
  • İleti: 2156
  • Sieg Hell No!
Allahmı? allah ne ararla forumda.
« Son Düzenleme: 07 Haziran 2013, 13:03:03 Gönderen: der Metz germeister »
 

Çevrimdışı Kemal

  • Eski adım ForEquality
  • Filozof
  • *
  • İleti: 1521
  • Zafere Kadar!
Beni Sovyet doktorlarına emanet ediniz.   :P
 

Çevrimdışı c.

  • İmparator
  • *
  • İleti: 6076
Şizofreni tedavisi:


 ;D  ;D
Bu tedavinin mantığı nedir?
 

Çevrimdışı dikkat!

  • Kral
  • *
  • İleti: 3451
  • Kişisel İleti
 Bir filmde de adamı aynalarla dolu bir odaya atıyorlardı. (gerçi adamın hastalığı şizofreni değildi ama doktorlar öyle sanıp böyle bir tedavi uyguluyorlardı :P ) Ne kadar işe yarar bilmem.
İmza:
İmzanız, gönderdiğiniz her iletinin altında gösterilir. BBC etiketleri ve gülücük kullanabilirsiniz.
İmzanızdaki resimlerin genişliği 800 pikselden fazla olamaz
 

Çevrimdışı Franz

Şizofreni olmasa bile böyle olur kardesim :D
Culture: Bishopish
Religion: Walterizm
Ideology: Fringeist
Many that live deserve death. And some that die deserve life. Can you give it to them? Then do not be too eager to deal out death in judgement.
 

Çevrimdışı sosyalist muhendis

  • Misyoner
  • *
  • İleti: 19
Ynt: Sovyet Rusyası'nın Sağlık Sistemi
« Yanıtla #17 : 17 Şubat 2011, 17:54:10 »
Bazı arkadaşlarımız ilginç bir şekilde Sovyet sağlık eleştirisinde bulunmuş.Üzülerek söylüyorum ki bilgisiz bir şekilde.Sovyet sağlık sistemi Sovyetler birliği varoldukça dünya tarafından taktir gördü.En azılı düşmanı bile sağlık konusunda boyun eğmek zorunda kaldı bu sistemin.Hangi ülkenin fabrikalarınıun yanında havuzlu rehabilitasyon merkezi kuruldu ki.Hayali bile güç şimdi bunun.Dünyada bir çok ilk sovyet tıppının başarı oldu.Bunun en uç noktası olan anestezisiz,hipnoz yöntemiyle doktorun kendi kendini ameliyat etmesi gibi ekstrem örneklerin SSCB'de görülmeside tesadüf değildir.Sovyetlerde sağlığın özensiz olduğu sapmasıda ancak Gorbaçev'den beklenirdi zaten.Sovyetlerde bir hekim günde ortalama 15 hasta bakar, ortalama altı ev ziyareti yapardı.Yani şçyle baktığınızda bu sayı şuanki sistem hastanelerinde hele ki paranız yoksa bir doktorun sizinle ilgilenceğinin çok çok üstündedir.Bugun bir hekimin bir çok ülkede 100'lerce hastaya bakrığı düşünülürse.Ekonomik ve teknolojik açıdan da tatmin edici olan bu sağlık sistemi nasıl ve neye göre örnek verilebilir.

Eğitim sistemine ise girmek bile istemiyorum.SSCB'de hekimler 30'larda on yıllık temel eğitim üzerine beş yıl, 1947’den sonra altı yıl, eczacı ve diş hekimleri beş yıl, hemşireler yedi yıllık temel eğitim üzerine üç yıl, ebeler ise temel eğitim üzerine iki yıl eğitim almıştır. SSCB’de tıp fakültesinden mezun olan bir hekim klinik alanındaki uzmanlık için, bir yıl süre ile öğretim üyelerinin yönetiminde hastane koşullarında ilk mezuniyet sonrası eğitimini alıp, üç yıl süre ile alanda deneyimli hekimlerle birlikte çalıştıktan sonra uzman olmaya hak kazanmıştır.

Bugun diploma al para kazan mantığının aksine eğitim hep birinci planda tutuldu sovyetlerde.Hastayı kazanca değil sağlığa ulaştırma birinci plandaydı.Bir dipnot eklemek gerekirse.Bu eğitim sürecinde doktorlar ve stajerler mesleğe başlamış kadar ücrette kazanıyorlardı.

Bugun Gorbaçev'den alıntı yaparak Sovyetleri eleştirmek Damat Ferid Paşayı örnek alıp Türkiye'yi eleştirmekten farksızdır.

Umarım yardımcı olabildim...
 

Çevrimdışı Kaan✰

Ynt: Sovyet Rusyası'nın Sağlık Sistemi
« Yanıtla #18 : 17 Şubat 2011, 19:41:10 »
@sosyalist muhendis çok güzel yazmışsın kardeşim. ;)
 

Çevrimdışı Lafferty

  • Filozof
  • *
  • İleti: 1338
Ynt: Sovyet Rusyası'nın Sağlık Sistemi
« Yanıtla #19 : 17 Şubat 2011, 20:05:50 »
Soğuk Savaş'la birlikte Rusların zihnin kontrolü alanında kaydettikleri ilerlemelere karşılık CIA da zihin kontrol tekniklerine olan ilgisini ve bu konudaki araştırmalarını yoğunlaştırdı. Dehşet veren araştırmalarda, psikotropik ilaçlar kullanılarak beyin yıkama ve insan zihnini kontrol etme deneyleri yapıldı. Vietnam Savaşı sırasında sorgulanan insanları itirafa zorlamak için aynı yöntemler kullanıldı. Belki de tüm bunlar arasında en rahatsız edici olanı, belgelerin büyük bölümü sonradan CIA tarafından yok edildiği için ve ilgili kişilere ulaşılamadığı için insan kobaylar üzerinde yapılan deneylerin gerçek boyutlarının bilinmiyor olması. Zihin kontrolü deneyleri arasında en acımasız ve en geniş kapsamlı olanı 50'li yıllarda başlayıp 70'lere kadar süren ünlü MKULTRA projesiydi. Üniversitelerde, hapishanelerde, akıl hastanelerinde, yetimhanelerde ve uyuşturucu bağımlıları rehabilitasyon merkezlerinde yürütülen deneylerin yanı sıra kentlerin olası bir saldırıya karşı ne kadar dirençli olduğunu ölçmek için kalabalık yerleşim birimleri de kimyasal ve biyolojik maddelere maruz bırakıldı.

1953
ABD ordusu, kimyasal maddeleri dağıtmak konusunda ne kadar etkin olduklarını belirlemek amacıyla Fort Wayne, Minneapolis, Winnipeg, St Louis ve Leesburg, Virginia'da çinko kadmiyum sülfür gazıyla yüklü bulutlar saldı.

Ordu, Donanma ve CIA'nın ortaklaşa gerçekleştirdiği deneylerde New York ve San Francisco'da yaşayan on binlerce kişi solunum yoluyla bulaşan mikroplara maruz bırakıldı.

CIA, MKULTRA projesini başlattı. Resmi olarak 11 yıl süren bu araştırma programı, zihin kontrolünde kullanılabilecek ilaçların ve biyolojik silahların üretimi ve denenmesi için tasarlanmıştı.

1955
Geniş kitlelere biyolojik maddeleri bulaştırabilme yeteneğini ölçmek isteyen CIA, ordunun biyolojik silah cephaneliğinden alınmış bir bakteriyi Florida'daki Tampa Körfezi'ne saldı.

1956
Amerikan ordusu, sıtma mikrobu taşıyan sivrisinekleri Georgia'nın Savannah ve Florida'nın Avon Park bölgelerine bıraktı. Her deneyin ardından kendilerini kamu sağlığı görevlileri olarak tanıtan ordu ajanları mikrobun kurbanlar üzerindeki etkilerini inceledi.

1960
Savunma Bakanlığı, Avrupa ve Uzakdoğu'daki halklar üzerinde LSD'yle ilgili saha denemeleri yapılması için onay verdi. MKULTRA kapsamında Avrupa'da yapılan deneyin kod adı Üçüncü Şans Projesi, Asya'dakine de Derbi Şapkası Projesi denildi.

1964
CIA ve Savunma Bakanlığı, ortaklaşa, zihin kontrol tekniklerinin araştırıldığı MKSEARCH Projesi'ni başlattı. Aynı yıl resmen sona erdirilmiş gözüken MKULTRA Projesi aslında MKSEARCH Projesi'yle birleştirilmişti. MKSEARCH Projesi, davranış ve algı bozukluklarına yol açan kimyasallar (uyuşturucular) yoluyla insan davranışlarını yönlendirme çalışmalarına verilen ad.

1965
Philadelphia'daki Holmesburg Eyalet Cezaevi'ndeki tutuklulara, ABD'nin Vietnam Savaşı'nda bitki örtüsünü ve ormanları yok etmekte kullandığı yüksek oranda zehire sahip Portakal Gazı'nın kimyasal bileşeni olan dioksin verildi. Tutukluların daha sonra kanser taramasından geçirilmeleri, Portakal Gazı'nın başından beri kanserojen bir madde olduğundan kuşkulanıldığını gösterdi.

1966
CIA, yine MKULTRA'nın devamı olan Proje MKOFTEN'ı başlattı. Bu, belli kimyasalların insanlar ve hayvanlar üzerindeki zehirleyici etkilerini araştıran bir projeydi.

ABD ordusu tarafından New York kenti metrosuna Bacillus subtilis mikrobu verildi. Ordu bilim adamlarının bakteriyle dolu ampulleri havalandırma ızgaralarına atmaları sonucu bir milyonun üzerinde insan bu zehirli havayı soludu.

1967
CIA ve Savunma Bakanlığı, yine biyolojik ve kimyasal silahları denemeyi amaçlayan MKNAOMI Projesi'ni hayata geçirdi.

1969
Savunma Bakanlığı'ndan Dr. Robert MacMahan , 5-10 yıl içerisinde, ''insanın bağışıklık sistemine saldıran ve hiçbir ilaçla tedavi edilemeyen sentetik bir virüs geliştirmek için'' Amerikan Kongresi'nden 10 milyon dolar ödenek talep etti.

1970
Ödeneğin sağlanmasının ardından CIA gözlemi altında yürütülen proje, ordunun çok gizli biyolojik silah tesisi olarak bilinen Fort Detrick'teki Gizli Operasyonlar Bölümü'nde başlatıldı. Burada, AIDS benzeri virüsleri ayrıştırmak için moleküler biyoloji teknikleri kullanıldığı yolunda spekülasyonlar giderek arttı.

ABD, DNA'larındaki genetik değişiklikler ve varyasyonlar nedeniyle hassas olan belli etnik grupları hedef almak ve yok etmek amacıyla tasarlanmış ''etnik silahları'' geliştirme çalışmalarını yoğunlaştırdı (Military Review, Kasım 1970).

1975
Fort Detrick'deki Biyolojik Silah Merkezi'nin virüs bölümüne Fredrick Kanser Araştırma Tesisleri adı verilerek Ulusal Kanser Enstitüsü'nün (NCI) denetimine verilir. ABD Donanma sı'nın burada kansere neden olan virüsleri geliştirmek amacıyla özel bir virüs kanser programı başlattığı tahmin ediliyor. Bilim adamları burada, aynı zamanda, hiçbir bağışıklığın bulunmadığı bir virüs ayrıştırdılar. Bu virüse sonradan HTLV (İnsan T- hücresi Lösemi Virüsü) adı verildi.

1977
Senato'da yapılan oturumlarda 239 yerleşim bölgesinin 1949-1969 yılları arasında biyolojik maddelerle zehirlendiği doğrulandı. San Francisco, başkent Washington, Key West, Panama Kenti, Minneapolis ve St. Louis bu bölgelerden sadece birkaçı.

1978
Salgın Önleme Merkezi (CDC) tarafından gerçekleştirilen deneysel Hepatit B aşılama çalışmaları New York, Los Angeles ve San Francisco kentlerinde başladı. Araştırma denekleri bulmak için verilen ilanlarda özellikle çok eşli eşcinsel erkekler arandığı vurgulandı.

1981
İlk AIDS vakalarının New York, Los Angeles ve San Francisco'daki eşcinsel erkekler arasından çıktığı doğrulandı. Bu vakaların ortaya çıkması AIDS'in Hepatit B aşısı yoluyla bulaştığı yönünde spekülasyonların da yayılmasına neden oldu.

1985
Öldürücü bir koyun virüsü olan VISNA HTLV'ye (İnsan T-hücresi Lösemi Virüsü) çok benzediği ortaya çıktı. Bu benzerlik, iki virüsün ortak evrimsel ilişkisine işaret etmekteydi.

1986
Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları'na (83: 4007-4011) göre HIV ve VISNA virüsleri, HTLV ile neredeyse aynıydı (ufak bir kısım hariç yüksek oranda benzerlik taşıyordu). Bu bilgi, HTLV ve VISNA virüslerinin, doğada hiçbir bağışıklığı bulunmayan yeni bir virüs ayrıştırmak amacıyla birleştirilmiş olabileceği spekülasyonlarını doğurdu.

Kongre'ye sunulan bir rapor, ABD hükümetinin ürettiği bu yeni virüslerin, aralarında dünyada bilinen hiçbir tedavisinin bulunmayacağı şekilde genetik mühendislik yoluyla üzerlerinde oynanmış virüslerin ve kimyasal maddelerin bulunduğu gerçeğini ortaya koydu.

1987
Savunma Bakanlığı, biyolojik silah geliştirilmesini yasaklayan uluslararası bir sözleşme bulunmasına karşın, ülke çapında 127 tesiste ve üniversitede araştırma çalışmalarını sürdürdüğünü kabul etti.

1994
Houston'daki MD Anderson Kanser Merkezi'nden Dr. Garth Nicholson, ''gen izleme'' adı verilen bir teknikle, Çöl Fırtınası Operasyonu'ndan dönen askerlerin birçoğunda, biyolojik silah yapımında kullanılan bir mikrop olan mycoplasma incognitus'un değiştirilmiş bir cinsini keşfetti. Moleküler yapısının yüzde 40'ına HIV protein tabakası katılmış olması mikrobun insan yapımı olduğunu göstermektedir.

Senatör John D. Rockefeller , Savunma Bakanlığı'nın en az 50 yıldır yüz binlerce askeri personeli deneylerde kobay olarak kullandığını ve bilinçli olarak tehlikeli maddelere maruz bıraktığını açıklayan bir rapor yayımladı. Bu maddelerin arasında, hardal gazı, sinir gazı, radyasyon ve Körfez Şavaşı sırasında kullanılan kimyasallar bulunuyor.

1995
ABD Hükümeti, insanlar üzerinde tıbbi deneyler gerçekleştirmiş Japon savaş suçlularına ve bilim adamlarına biyolojik silah araştırmalarıyla ilgili bilgi karşılığında maaş ve dokunulmazlık teklif ettiğini kabul etti.

Dr. Garth Nicolson , Körfez Şavaşı'nda kullanılan biyolojik silahların Houston, Teksas ve Boca Raton Florida'da üretildiğini ve Teksas Cezaevi'ndeki tutuklular üzerinde denendiğini gösteren kanıtları ortaya serdi.

1996
Savunma Bakanlığı, Çöl Fırtınası'na katılan askerlerin kimyasal maddelere maruz kaldığını kabul etti.

1997
Seksen sekiz Kongre üyesi, biyolojik silah kullanımı ve Körfez Savaşı Sendromu ile ilgili soruşturma açılmasını talep eden bir mektup imzaladı.

Manhattan Projesi Nagasaki'yi yerle bir etti

Almanya'da Adolf Hitler'in iktidara gelmesiyle Yahudi kökenlilere yapılan baskılar sonucu, aralarında dünyaca ünlü Nobel ödüllü fizikçi Albert Einstein'ın da olduğu çok sayıda değerli bilim adamı çareyi ABD'ye sığınmakta buldu. İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken, Başkan Franklin Roosevelt'e mektup yazan ünlü fizikçi, Nazi rejiminin yakında atom bombası yapabileceği uyarısında bulundu. Roosevelt, Einstein'ın uyarısını dikkate alarak, atom bombası geliştirilmesini öngören 'Manhattan Projesi'ni devreye soktu. Ne var ki Einstein, atom bombasının yapımında rol almadığı gibi, buna açık bir dille de karşı çıkmıştı. Ancak Almanya'nın 7 Mayıs 1945'te teslim olmasının ardından atom bombası yapma işinde korkulduğu kadar ciddiyetle uğraşmadıkları ortaya çıktı. Bu proje çalışmaları sonunda ABD, yaptığı atom bombalarını, Japonya'yı teslim olmaya zorlamak için, Hiroşima ve Nagazaki'ye attı.



 ALINTIDIR.
Ayrıca o gördüğünüz herşey tedavi olmayabilir.Her şey göründüğü gibi değildir Rusların yaşama olsalığı(yaralanan veya ruhsal olarak sağlıklı olmayan) olmayan eski askerlerini soğuk bir ortamda bekletip sonra diriltmesi üzerine yapılan çalışmalardan tutun Amerika'nın 2.Dünya savaşı sonrası Guantanamo ve Latin Amerika ülkelerinde yaptığı bel soğukluğundan tutun bir çok hastalığı mahsum insanlar üzerine denemesi ....

 

 

Foruma ilişkin tüm bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 14 gün içerisinde yanıt verilecektir.