Gönderen Konu: Kore Savaşı  (Okunma sayısı 11328 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kwlf

  • Mülkiyetçi
  • *
  • İleti: 401
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #40 : 24 Mayıs 2010, 01:24:53 »
Annibal, belirttiğin cümle vahim olduğu kadar da komik.Ancak belli bir ideolojiyi destekleyen insanlar böyle komik cümleler yazar, biz de bakar bakar güleriz.

Yani arkadaş yanlış anlamasın ama lütfen konulara bakarken biraz daha rahat olsun.Amacı ideolojisini desteklemek değil, mümkün olduğunca objektif, sağlıklı bir analiz yapmak olmalı.
Belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir
 

Çevrimdışı Baranduin

  • Filozof
  • *
  • İleti: 1004
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #41 : 25 Mayıs 2010, 18:29:44 »
Kore Savaşına katılmamızın olumlu tarafı; Türk askerinin gücünü ve savaş potansiyelini tüm dünyaya bir kez daha göstermiş olduk.Bir süngü hücumuyla, karınca sürüsü gibi üstümüze akarak bizi kuşatmak isteyen Çin ordusunu dize getirmiş olduk.NATO tarafından askerlerimize madalyalar verildi.Dünyada adımızdan birkez daha söz ettirmiş olduk.

Bu durumda ABD'nin bizi NATO'ya almaması komik olurdu.Aynı şekilde bizimde NATO'ya girmememiz geleceğimizi riske atmamız anlamına gelirdi.

Fakat Amerikalıların gözünde Türkiye, NATO'ya girdikten sonra ABD'nin olası bir savaşta feda edeceği ileri bir karakol olmaktan öteye gidememiştir.

Yani; NATO'ya girmemizin bizim açımızdan hem iyi sonuçları oldu hem de bize zarar veren kötü sonuçları oldu.NATO'ya girmeseydik daha kötü sonuçlarla da karşılaşabilirdik.Biz NATO'ya girmekle iki kötünün en az kötü olanını seçmiş olduk.

Girmek ya da girmemek bütün mesele budur  ;D
 

Çevrimdışı Red Dragon 2

  • Misyoner
  • *
  • İleti: 10
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #42 : 03 Haziran 2011, 02:44:16 »
Tartışmayı dikkatlice okudum ve yeni bir üye olarak belki benimde söyleyecek birkaç sözüm olabilir diye düşündüm.Sanırsam birçoğumuz NATO'nun Sovyet yayılmacılığına karşı Türkiyeyi koruduğunu kabul ediyoruz.Kabul etmeyenler ve NATO'ya girerek ABD kuklası olduğumuzu söyleyen arkadaşlara sadece bir şeyi hatırlatmak istiyorum.Şu an dünya üzerinde ve Uluslararası Alanda veto hakkımızın bulunduğu tek birlik Kuzey Atlantik Paktı'dır.Bu sebeple şuan herhangi bir konuda ABD ve diğer NATO üyesi ülkelerden birinin NATO'ya getirdiği bir öneriyi yada NATO ya girmek isteyen bir ülkenin başvurusunu kendi çıkarlarımıza uymadığı gerekçesi ile reddedebilir ve bundan yarar sağlayabiliriz.Buna örnek olarak 1966 yılında Fransa NATO'nun askeri kanadından çıktığında yakına kadar onu veto ederek geri almamamız gösterilebilirdi ancak ne yazık ki Avrupa Birliğine girme konusunda bu kozu kullanmak yerine Fransayı askeri kanada kabul ederek bu kozu elimizden kaçırdık ama bu başka bir tartışma konusu.
Yani biraz uzattım ama toparlarsak her ne kadar NATO emperyalistlerin kurduğu bir düzenin parçası olsa da bizde bu düzene uyum sağlayıp bundan elde edeceğimiz çıkar ve ayrıcalıklara odaklanmalıyız.

Bir hatam varsa mazur görün daha foruma alışamadım.  :-\
« Son Düzenleme: 03 Haziran 2011, 02:47:15 Gönderen: Red Dragon 2 »


Uploaded with ImageShack.us
 

Çevrimdışı Şarklı Yağız

  • Filozof
  • *
  • İleti: 1602
  • Isoroku Yamamoto
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #43 : 03 Haziran 2011, 10:53:58 »
Konuyu ve tartışmayı daha yeni gördüm ve şunu söylemek istedim.

Atatürk zamanında Sovyetlere karşı geldiğimizi ve bunu tek başımıza yaptığımızı söylüyorsun.Peki şunu aklına getirdinmi herkes Atatürk gibi bir lider ve siyasetçi olabilirmi.Bunuda düşünün.İsmet İnönü zamanında 2.Dünya Savaşı vardı.Hiç bir ülke Türkiye'yi düşünmezdi bu sırada iyi bir denge politikası izledi.Sonra Menderes yönetimi geldi.Sovyetler'in baskıları arttı.Boğazlar konusunda ayrıcalık ve Kars,Ardahan,Artvin'i istedi.Menderes'in yapabileceği bir şey yoktu.Sovyetler eskisinden daha güçlüydü Almanya'yı yenmişti ve önünde kimse duramazdı.(Amerika dışında.)İzliyebileceğimiz bir denge politikası yoktu.Ancak Nato'ya girildikten sonra arkamızı sağlama aldık ve denge politikası izlemeye başladık.Asla Sovyetler ile olan ilişkilerimizi koparmadık.Ayrıca Nato'ya üye olmamız sağladığı avantajlardan biride veto hakkımız tabi ki bunun düzgün kulanılıp kulanılmadığı aşikar.O dönemde yaptığımız tek hata Kontragerilla'ya izin vermek oldu.Hala acısını çekiyoruz.

Ancak siz o dönemde ülkenin başında olsaydınız.Kars,Ardahan ve Artvin'i Sovyetler'e kuzu gibi verirmiydiniz yoksa Kore'ye askermi yollardınız?

Ben olsam ne yapacağım belli bu topraklar kanla alındı kanla verilir.Türk nerede olursa olsun vatan toprağı için can vermeye hazırdır.
Aşırı düzen arayışları ütopiktir ve sonucu her zaman  totaliterliktir, diktatörlüktür. Adına Komünizm, Faşizm, Kapitalizm, Anarşizm, Dincilik ne derseniz deyin bu değişmez. Sadece diktatörlüğe giden yol farklı olacaktır.
 

Çevrimdışı Karahan

  • Mülkiyetçi
  • *
  • İleti: 407
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #44 : 03 Haziran 2011, 13:30:16 »
Aslında yazmayacaktım zaten Kore Savaşı ile ilgili olay açıklanmış ama dayanamadım...
Devlet politikalarını ahlaki temeller üzerine oturtmaya çalışan biri demekki siyasetten hiç anlamıyor. Yukarıda zaten yeterince açıklanmış NATO olayı. Her ideolojinin kendine taraftar toplamaya yarayan çekici yanları vardır, ama devlet politikalarına bakıldığında ideolojilerin öncelik olmadığı ortaya çıkar. Ha ne olur? Bu ideolojilerin popülist yanlarına kendini kaptırmış birileri birileri tarafından kullanılır.
« Son Düzenleme: 03 Haziran 2011, 13:30:59 Gönderen: Karahan »
 

as12atay

  • Ziyaretçi
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #45 : 29 Eylül 2011, 17:19:20 »
       KORE SAVAŞI'NIN ÇIKIŞI

      İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'nin Japonya'ya savaş ilanı üzerine Amerika Savunma Bakanlığının "38 nci paralelin kuzeyindeki Japon kuvvetlerinin Sovyetlere, güneyindekilerin de Amerikan Komutanlığına teslim olmaları" önerisi üzerine Sovyet kuvvetleri 12 Ağustos 1945'te Kuzey Kore'yi, Amerika kuvvetleri de 8 Eylül 1945'te Güney Kore'yi işgal etti. 38 nci paralelin ara hattı olarak ilan edilmesi üzerine Kore artık güney ve kuzey olmak üzere ikiye bölündü.



      Kore anlaşmazlığı, 25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Kore'nin, Güney Kore askerlerinin 38 nci paralel boyundaki sınırı geçtiklerini ileri sürerek, sınırı teşkil eden 38 nci paralel boyunca saldırıya geçmeleriyle sıcak savaşa dönüştü. Bu durum karşısında Amerika'nın isteğiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 25 Haziran 1950'de toplantıya çağrıldı. Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırmakla barışı bozmuş olduğuna karar verdi.

       Birleşmiş Milletlerin saldırıyı durdurmak ve anlaşmazlığı barış yoluyla çözmek amacıyla yaptığı girişimleri hiçe sayan Kuzey Kore, taarruzu başlatarak Seul'ü ele geçirdi. Bunun üzerine 27 Haziran 1950'de Birleşmiş Milletler, üyelerini Güney Kore Cumhuriyeti'ne yapılan saldırıyı karşılama ve bu bölgedeki milletlerarası barış ve güvenliği geri getirecek yardımlarda bulunmaya çağırdı. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu on altı devlet Birleşmiş Milletlerin çağrısına cevap verdi ve bu devletlerin gönderdiği yardımlardan Birleşmiş Milletler Kuvvetleri teşkil edildi. Kore'deki Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Başkomutanlığına 24 Temmuz 1950'de Amerikalı General Douglas Mc Arthur atandı.

      TÜRKİYE'NİN KORE SAVAŞI'NA KATILIŞI

       Birleşmiş Milletlerin yaptığı çağrı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu durum dikkate alınarak TBMM'nin 30 Haziran 1950 tarihli oturumunda gündeme getirilerek kabul edildi.

       25 Temmuz 1950'de alınan karar doğrultusunda; Genelkurmay Başkanlığı Kore'ye gönderilmek üzere; bir komutanlık karargâhıyla, üç piyade taburundan ve gerekli yardımcı birliklerden meydana gelen bir tugay ile 241 nci Piyade Alayını görevlendirdi. Yurdun çeşitli yörelerinde bulunan birliklerden oluşturulan tugayın komutanlığına Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, kurmay başkanlığına Yarbay Selahattin TOKAY, 241 nci Piyade Alay Komutanlığına Albay Celal DORA atandı.


       Ankara'dan Kore Savaşı'na gitmek üzere İskenderun'a hareket eden Mehmetçiği uğurlama töreninde son derece duygusal anlar yaşandı. Törende kimler yoktu ki annesinin kucağında henüz bir yaşını doldurmamış bebekten, değneğine dayanarak torunlarını savaşa gönderen seksenlik ninelere kadar her yaştan insan, Kore yolcularının anaları, babaları, hayat arkadaşları, nişanlıları, evlatları...

       İskenderun'da da askerî, mülkî erkân ve halk bando eşliğinde Türk Tugayını törenle uğurladı. 25, 26, 29 ve 30 Eylül, 2 Ekimde hareket eden gemiler Süveyş Kanalı-Kızıldeniz-Mendep Boğazı-Seylan Adası'nın merkezi Colombo-Singapur-Filipinler ve Formoza Adası deniz yolunu izleyerek 21 günde Kore'nin güney doğusunda bulunan Pusan Limanına ulaştı.


       Gemileri terk eden her kafile kamyonlarla tren istasyonuna, oradan da vagonlara bindirilerek limanın 85 km. kuzeybatısındaki Taegu şehrine hareket etti.



       KORE'DE YAPILAN MUHAREBELER

       Türk Tugayı 8 nci Amerikan Ordusuna bağlandı. Tugaya "North Star- Kutup Yıldızı" kod adı verildi.

       7 Kasım'da Türk Tugayına ilk olarak Seul'ün 46 km. kuzeybatısındaki Munson bölgesinin emniyetini sağlama görevi verildi. Tugay öncelikle 25 nci Amerikan Tümeninin geri bölgesini emniyete aldı ve Tümenin Sunchon bölgesinde toplanmasını sağladı.


       Bu sırada Tugayın 9 ncu Amerikan Kolordusunun ihtiyatını teşkil etmek üzere 22 Kasım'da Kunuri'ye hareket etmesi bildirildi. 26 Kasım günü Kunuri'de toplanmasını henüz tamamlamamış olan Türk Tugayına Tokchon bölgesinde bulunan 9 ncu Kolordunun ve 8 nci Ordunun sağ yanını korumakla görevlendirildi. Tugay plân gereği 27 Kasım sabahı Tokchon istikâmetinde sarp ve ormanlık bir arazide ileri yürüyüşüne devam ederken 9 ncu Kolordu Komutanlığından bir emir aldı.



       Emre göre; Tugay Tokchon'a gitmeyerek önceki gece konaklanılan Wawon'un doğusunda kalacak ve yolu burada kapatacaktı. Emirde ayrıca Tugayın takip ettiği yolun kuzeyindeki Chongsangni'de bir alay kuvvetinde düşman görüldüğü bildirildi. Bu durum karşısında Tugay Wawon boğazına dönmek ve Tokchon-Kunuri yolunu Wawon Boğazında kapama kararı verdi.

       28 Kasım 1950 sabahı başlayarak devam eden Çin Ordusunun taarruzu akşama kadar devam etti. Düşmanın kuşatma hareketi başarıyla karşı konularak geçici olarak durduruldu.

       28/29 Kasım gece yarısı ani saldırıyla karşılaşıldı. Düşman bu saldırıyla Sinnimni'ye ve bu köyden Kaechon'a giden yola hakim oldu, 1 nci ve 2 nci Taburların arasındaki irtibatı kesti. 29 Kasım günü Tugay komutanı ilerde kalan bu kuvvetlerin geriye çekilmeleri için Sinnimni'ye bir taarruz yaptırdı. Amerikan birlikleri de bu taarruza yardım etti. Sonuçta Sinnimni geri alınamadı ancak bu hareket ilerideki tepelerde bulunan birliklerin geri çekilmelerine yardım etti.

       29/30 Kasım gecesini çarpışarak geçiren Türk Tugayı 30 Kasım günü Kunuri'ye ulaştı. Türk Tugayı 28 Kasım 1950'de Wawon'da bir gün, 28/29 Kasım 1950'de Sinnimni bölgesinde bir gece, 29 Kasım 1950 de Sinnimni-Kaechon bölgesinde bütün bir gün düşman kuvvetlerine karşı fedakarlıkla savaştı ve ağır zayiat verdi. Sonuçta 8 nci Amerikan Ordusuna düzenli olarak çekilme için gerekli zamanı kazandırdı. Türk Tugayı böylece zorluklarla dolu ilk muharebe görevini şerefle yerine getirmiş oldu.

       Türk Tugayı 6 Ocak 1951'de Chonan'da 20 gün ihtiyatta kaldıktan sonra Sarı Denizden Japon denizine kadar uzanan savunma mevziinin bir kısmını elde geçirmekle görevlendirildi. Bu görev için 24 Ocak'ta Chonan'dan hareket eden Türk Tugayının yapacağı muharebenin mahiyeti, tertibat ne olursa olsun düşman mevziine cepheden taarruz etmekti ve netice süngü ile alınacaktı. Sonuçta 26 Ocak 1951'de Kumyangjangni kasabası, 156 rakımlı tepe ve 25 Ocak 1951'de de düşmanın direnek halinde tahkim ettiği 185 rakımlı tepe ele geçirildi.


       Bu büyük bir başarı idi ve Türk Tugayı'na bu başarılı muharebelerinden dolayı Amerikan Kongresince Mümtaz Birlik Nişanı ve beratı verildi. Ayrıca Güney Kore Cumhurbaşkanınca, bu başarılarından dolayı Türk Silahlı Kuvvetlerine Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı verildi.

       1950-1951 yıllarında kesin sonuç alınamadı ve taraflar karşılıklı olarak savunmaya geçerek taarruz harekatını durdurdu.

       1950 yılında Kore'ye giden 1 nci Türk Tugayı Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı 1951 yılında Tümgeneralliğe terfi ettiğinden, 16 Kasım 1951'de görevini 2 nci Değiştirme Tugayı Komutanı Tuğgeneral Namık Arguç'a devir ve teslim etti.


       Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Aralık 1951'de ihtiyata alındı. 2 nci Değiştirme Tugayı 24 Şubat 1952'de ordunun doğu kanadında mevzilenen 10 ncu Amerikan Kolordusunun emrinde 8 ay düşman mevzileriyle temas halinde ve daimi düşman ateşi altında savaştı. 2 nci Değiştirme Tugayı Ağustos 1952 tarihinde Kurmay Albay Sırrı Acar komutasındaki 3 ncü Değiştirme Tugayı'na görevi devretti. 20 Ağustos 1952 ve 3 Mayıs 1953 tarihleri arasında ihtiyata alınan Türk Tugayı, tahkimatın tamamlanması işleri ve eğitimle meşgul oldu. Bu arada mütareke müzakereleri de devam ettiğinden cephede büyük oranda muharebeler olmadı.


       28 Mayıs 1953'te yapılan muharebelerde Türk Tugayı muharebe ileri karakol mevzilarinin savunulması ve kaybedilen yerlerin geri alınması ile görevlendirildi. Bu muharebelerde 151 şehit, 239 yaralısı olan 3 ncü Kore Değiştirme Tugayı yurda döndükten sonra 28-29 Mayıs muharebelerinden dolayı "liyakat nişanı" ile taltif edildi.

       6 Temmuz 1953'te 3 ncü Değiştirme Tugayının yerini 4 ncü Değiştirme Tugayı aldı.

       Kore Savaşı ancak 27 Temmuz 1953'te Sovyetlerin Amerika'nın yapmış olduğu önerileri kabul etmeleri ile son buldu.

       Türk Tugayı savaşın sona ermesinden itibaren Kore'de kalmaya devam etti. 1960 yılında bir bölüğe indirildi ve 1965 yılında ise sembolik anlamda bir manga bırakıldı. O da daha sonra yurda döndü.

       Kore Savaşı 1922-1950 yılları arasında savaşa katılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri için önemli bir imtihan niteliği taşımış ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstün muharebe yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir. Türk ulusu batı bloğunun hürriyet ve demokrasi mücadelesinde güvenilir bir müttefik olduğunu kanıtlamış ve bu bloğun ortak savunma sistemi olan NATO'ya dahil olmuştur.

       Savaşın başından itibaren stratejik noktalarda görev alan Türk tugayları kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirmiş ve katıldığı muharebelerde; 37 subay, 26 astsubay, 658 er olmak üzere toplam 721 şehit,. 2147 yaralı, 346 hasta, 234 esir ve 175 kayıp vermiştir.



       462 Türk şehidi Güney Kore'de Seul-Pusan Kasabası yakınlarındaki Tanggok mezarlığı içerisinde bulunan Pusan Şehitliği'nde bulunmaktadır.


       Bu savaş, Türk askerinin yalnız kendi memleketi için değil dünya barışını koruma adına vatanından binlerce kilometre uzaklarda da ne büyük fedakarlıkla savaştığını Üsteğmen Mehmet Gönenç örneğinde olduğu gibi canı pahasına savunmada bulunduğunu dünyaya göstermiştir. Tüm şehitlerimizi şükranla anıyoruz...

http://www.tsk.tr sitesinden alıntıdır
Tam adres : http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/kore_savasi/kore_savasi.htm
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2011, 17:26:25 Gönderen: as12atay »
 

Çevrimdışı orgazmator

  • Misyoner
  • *
  • İleti: 22
  • Give Ireland back to the Irish
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #46 : 02 Kasım 2011, 18:27:12 »
Yugoslavya 2 pakttan birisine üye olmasa bile Sovyet paktına yakındı yani bir savaş durumunda ( ABD saldırısı durumunda ) yanında Sovyetler olurdu, ama bizde böyle bir durum olsaydı 2.D.S'daki tarafımız nedeniyle yalnız kalırdık. ( Yine ABD savaşı. )
Ek olarak taraf olmayan bertaraf olur diye bir söz vardır belki duymuşsundur.
Tarih boyunca türlü denge politikası izleyen atalarımızı bir göz önüne aldım da ne yani 2 d.s ki gibi denge politikası izleseydik ne olurdu ? Ekmek karne ile mi satılırdı ? Kıbrıs ta 7 düvele rest çekip Ayşe tatile çıksın demedik mi? Eeee ne oldu ABD başta olmak üzere coğu ülke bize ambargo koydu fakat hala ayaktayız...Küba yı göz önüne alalım denge politikasını bırak adamlar kafa tutuyor kapitalistlere ve sonuç 200 küsür ülke tarafından ambargo yiyorlar fakat şu an sefalet içinde de değiller kaldı ki şu an onlara bakan yardım eden bir komintern blok yok...Taraf olmayan bertaraf olur ne kadar doğru bir sözdür şimdi bir gözden geçir bence...
Fa, fa fašista

nemoj biti ti jerbo ću te ja draga ubiti
 

as12atay

  • Ziyaretçi
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #47 : 02 Kasım 2011, 18:31:07 »
Küba'nın sefalet içinde olmadığını nereden biliyorsun ?
Ayşe Tatile çıksın dedikten sonra ülke ekonomisi ne oldu ?
 

Çevrimdışı orgazmator

  • Misyoner
  • *
  • İleti: 22
  • Give Ireland back to the Irish
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #48 : 02 Kasım 2011, 18:36:04 »
Küba'nın sefalet içinde olmadığını nereden biliyorsun ?
Ayşe Tatile çıksın dedikten sonra ülke ekonomisi ne oldu ?
İnternet..televizyon..yazılı medya herkes mi yalan söylüyor be kardeşim ? Sefalet halinde değil işte illa gidip görmem mi lazım..Unicef e göre çocuklarda yetersiz beslenme görülmeyen tek Latin Amerika ülkesi ayrıca ve buna benzer şeyler uzar gider....
Peki biz ekonomimizi düzeltemedik mi? Halkın uç derecede yokluk çektiği bir dönem miydi?
Fa, fa fašista

nemoj biti ti jerbo ću te ja draga ubiti
 

as12atay

  • Ziyaretçi
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #49 : 02 Kasım 2011, 18:41:37 »
Küba'ya 200 ülke ambargo uyguluyor ama nasıl oluyorsa oraya giden belgesellerde bolca yüklü gemiler var. Sadece Çin gibi bir ülke ambargo uygulamasa yeter zaten.
Ayşe tatile çıktıktan sonra bozulan ekonomi tekrar düzeldi tabi ki burada haklısın ama birde şöyle düşün ; Eğer ki bize ambargo uygulanmasa şuan ne olurdu ?
( Konu sapmaya başladı daha fazla cevap vermeyeceğim saygısızlık olarak algılama )
« Son Düzenleme: 02 Kasım 2011, 18:42:10 Gönderen: as12atay »
 

Çevrimdışı Nyderrath

  • İmperium
  • *
  • İleti: 2682
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #50 : 09 Kasım 2011, 22:20:59 »
^^
Sızlamak nedir dostum  :'(.
Tam bir katliam.
You feel the shaking of the ground,
a billion candles burn around.
Is it your birthday?
 

Çevrimdışı Reichstag

Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #51 : 10 Kasım 2011, 10:45:57 »
Konu Kore Savaşın'dan Kıbrıs'a gitmiş  :D

 

Çevrimdışı metehan21

  • Amiral
  • *
  • İleti: 68
  • Yeni bir üyeyim.
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #52 : 15 Şubat 2012, 11:36:35 »
Aslında yazmayacaktım zaten Kore Savaşı ile ilgili olay açıklanmış ama dayanamadım...
Devlet politikalarını ahlaki temeller üzerine oturtmaya çalışan biri demekki siyasetten hiç anlamıyor. Yukarıda zaten yeterince açıklanmış NATO olayı. Her ideolojinin kendine taraftar toplamaya yarayan çekici yanları vardır, ama devlet politikalarına bakıldığında ideolojilerin öncelik olmadığı ortaya çıkar. Ha ne olur? Bu ideolojilerin popülist yanlarına kendini kaptırmış birileri birileri tarafından kullanılır.

devlet ideolojileri tamamen ahlaka dayanmaz.ama ahlaka dayanmayan siyaset olmaz.devlet ahlaka dayanmazsa yapacağı tek şey zulüm olur.ben anarşist olarak devlete devlet ideolojilerine karşıyım ama siyaset yapıyorsan ahlakı bir kenara atamazsın.
 

Çevrimdışı Umut

  • (AlbertDS)
  • Kaptan
  • *
  • İleti: 672
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #53 : 15 Şubat 2012, 13:46:33 »
Bir keresinde wikide Selahadin Eyyubi'nin kürt kökenli olduğuna dair bir yazı okumuştum.Bunu değiştirmek istediğimde az daha wikiden ceza yiyordum.  ;D

Yine bir keresindede Avrupada oynayan, kaliteli bir futbolcunun kariyerini merak edip wikiden araştırdığımda o futbolcunun zamanında Anadolu takımlarından birisinde oynadığını görmüştüm.(Hiç oynamadığı halde)
:D zaten Selahaddin Eyyubi gelmiş geçmiş en büyük kürt komutandır..
 

Çevrimdışı fatih pasha

  • Filozof
  • *
  • İleti: 1985
Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #54 : 15 Şubat 2012, 15:08:28 »
:D zaten Selahaddin Eyyubi gelmiş geçmiş en büyük kürt komutandır..

Konu çok dağılmış, daha da dağıtmak istemiyorum ama kim diyor arkadaşım Kürt diye?

Kürtçüler sarılmışlar Şerefname'ye "orada ismi geçenlerin hepsi kürttür" diye.

Selahaddin'in kardeşlerinden birinin adı Turanşah, birinin adı Tuğtekin, birinin adı Tacülmüluk Böri, birinin adı Şahinşah. Çocuklarına öz be öz Türk ismi veren ilginç bir kürt ailesiyle karşı karşıyayız.

Selahaddin'in annesi Mahmud bin Tokuş'un kızkardeşidir. Harim emiri Mahmud bin Tokuş tarihin kaydettiği üzere ve adından da anlaşıldığı gibi Türktür. Babası Arap mı, Kürt mü, Türk mü bilinmiyor. Kızkardeşi Rabia Hatun, Erbil Atabeyi Gökbörü ile evlidir. Ağabeyi Şahinşah'ın hanımının adı Kutlukız Hatun'dur, Türktür. Selahaddin'in kendi hanımı Amine Hatun b. Üner de Türktür.

Selahaddin Oğuzlar'ın Avşar boyundan gelen Zengiler'in idaresindeki Halep Atabeyliği'nin devlet kademelerinde terbiye edilmiş ve Türk devlet geleneğini burada öğrenmiştir. Kendi Eyyubi Devleti ve ordusunu da burada öğrendiklerine göre tertip etmiştir.

Hala kalkıp bu büyük komutana "Kürttü" demek sadece ama sadece etnik kaygılarla oluşan bir art niyet ürünüdür veya cehalet belirtisidir.
« Son Düzenleme: 15 Şubat 2012, 15:10:03 Gönderen: fatih pasha »
"Dostlarım! İlerlersem beni takip edin! Geriye dönersem beni öldürün! Ölürsem intikamımı alın!" - Henri de la Rochejaquelein
Norðhymbriscra Ealdgesege
U-38'in Harp Ceridesi
 

Çevrimdışı Umut

  • (AlbertDS)
  • Kaptan
  • *
  • İleti: 672
Ynt: Kore Savaşı
« Yanıtla #55 : 15 Şubat 2012, 15:11:51 »
Ben cok yerde arastırmıstım ve etrafımda bu konuda bilgili kişilere sormuştum kürtü felande değilim sorduğum kişilerde değildi ama herkez kürt diyorduki buda bişeyi degiştirmesede dediğim gibi bana zamanında cok anlatmıslardı.Ama aklımda kalan şeylerden teki kürt olduğunu herkezden duyduğumdur.Neyse konuyu dağıtmayalım.
« Son Düzenleme: 15 Şubat 2012, 15:16:05 Gönderen: AlbertDS »
 

Çevrimdışı Franz

Ynt: Kore Savaşı-Korean War
« Yanıtla #56 : 15 Şubat 2012, 16:00:13 »
:D zaten Selahaddin Eyyubi gelmiş geçmiş en büyük kürt komutandır..
Obama, albert einstein bunlar da kürt...
Eyyubi suriye kökenli arapdır hatta arap berberidir... lütfen okumadan gelip buraya saçma ve bir o kadar komik mesajlar atmayın...
Bazılarına göre safevi devleti bile kürttür ne alakaysa utanmasalar abd'yi kürtler buldu diyecek bazıları
gidip bir prof'a sor bizim gibi insanların bildiği küçük bir noktadır.. burdakileride yalan bilgilerle kandırmayın lütfen
Culture: Bishopish
Religion: Walterizm
Ideology: Fringeist
Many that live deserve death. And some that die deserve life. Can you give it to them? Then do not be too eager to deal out death in judgement.
 

 

Foruma ilişkin tüm bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 14 gün içerisinde yanıt verilecektir.