Gönderen Konu: Yazı Dizisi Avrupa Birliğinin Tarihçesi  (Okunma sayısı 138 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kerem1249

  • Hedefinden asla sapma
  • Yönetici
  • Orgeneral
  • *
  • İleti: 3235
  • Beğenildi: 150 kere
  • Eşsiz gözlerin, senden başkası yok benim için.
    • Profili Görüntüle
    • Kerem1249 Blogu
Avrupa Birliğinin Tarihçesi
« : 17 Eylül 2018, 13:20:25 »
Birleşmiş Avrupa ülküsü, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp ülkelerin hükümet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce, sadece filozoflarla önsezili kimselerin düşüncelerinde yaşıyordu. Avrupa Birleşik Devletleri hümanist ve barışçı bir hayalin parçasıydı. Avrupa yüzyıllarca, sık sık yaşanan kanlı savaşlara sahne oldu. 1870-1945 yılları arasında Fransa ve Almanya üç kez savaştılar. Bu savaşlarda birçok insan yaşamını kaybetti. Bu felaketler üzerine bazı Avrupalı lider ve düşünürleri, barışın sürdürülebilmesinin tek yolunun, ülkelerinin ekonomik ve siyasi yönlerden birleşmesi olduğu fikrine vardılar. Avrupa'da ulusal uzlaşmazlıkları aşabilecek bir örgütlenmenin kuruluşu İkinci Dünya Savaşı sırasında totaliter yönetimlere karşı savaşan direniş hareketlerinden kaynaklandı.

Schuman Planı


İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupalı devlet adamlarının Avrupa'da kalıcı bir barış oluşturma çabaları hız kazandı.Robert Schuman (Fransa Dışişleri Bakanı), Eski Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri Jean Monnet'in tasarısına dayanarak, 9 Mayıs 1950 tarihinde, Avrupa Devletlerini, kömür ve çelik üretiminde alınan kararları bağımsız ve uluslarüstü bir kuruma devretmeye davet etti. Schuman Planına göre, Avrupa'da bir barışın kurulabilmesi için Fransa ve Almanya arasında yüzyıllardır süregelen çekişmenin son bulması gerekiyordu. Bunun yolu ise, söz konusu kurumun gözetiminde, ortak kömür ve çelik üretimini sağlamak ve bu örgütlenmeyi tüm Avrupa devletlerinin katılımına açık tutmaktı.

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)
Schuman Deklarasyonunun bir sonucu olarak, 1951 yılında, Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda'dan oluşan 6 üye ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kuruldu. Söz konusu Topluluğun Yüksek Otoritesi'nin ilk başkanı ise, Schuman Deklarasyonu'na ilham veren bu fikrin sahibi Jean Monnet oldu. Böylece, savaşın ham maddeleri olan kömür ve çelik, barışın araçları oluyor; dünya tarihinde ilk defa devletler kendi iradeleri ile egemenliklerinin bir kısmını ulusüstü bir kuruma devrediyordu.

Roma Antlaşması ve Avrupa Ekonomik Topluluğu
Altı üye devlet, 1957'de, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler. Böylece, kömür ve çeliğin yanısıra diğer sektörlerde de ekonomik birliği kurmak amacıyla, 1957'de Roma Antlaşması imzalanarak Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kuruldu. AET'nin amacı, malların, işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir ortak pazarın kurulması, ve en nihayetinde siyasi bütünlüğe gidilmesiydi.

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM)
Avrupa Ekonomik Topluluğu gibi, Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) da 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren Roma Antlaşması ile kuruldu. Topluluğun amacı, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla ve güvenli biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla üye devletlerin araştırma programlarını koordine etmek olarak belirlendi.

Füzyon Antlaşması ve Avrupa Toplulukları
1965 yılında imzalan Füzyon Antlaşması (Birleşme Anlaşması) ile, yukarıda adı geçen üç topluluk (Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu) için tek bir Konsey ve tek bir Komisyon oluşturularak, bu Topluluklar, Avrupa Toplulukları adı altında anılmaya başlandı.
Gümrük Birliği
Mamul mallarda gümrük vergileri, planlanandan önce 1 Temmuz 1968'de kaldırıldı; özellikle tarım ve ticaret politikaları olmak üzere ortak politikalar 60'ların sonunda yerli yerine oturmuştu.

İlk Genişleme Dalgası
Altılar'ın başarısı Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda'yı Topluluk üyeliğine başvurmaya yöneltti. General de Gaulle yönetimindeki Fransa'nın 1963'de ve 1967'de İngiltere'nin üyeliğine karşı iki kez veto yetkisini kullandığı çetin bir pazarlık dönemini takiben, bu üç ülke 1973'te üye oldular.

1980'ler: Topluluk Güneye Doğru Genişliyor
Topluluk 1981'de Yunanistan'ın, 1986'da da İspanya ve Portekiz'in katılmalarıyla güneye doğru genişledi. Böylece, üye sayısı 12'ye ulaştı.

Avrupa Tek Senedi
Dünyadaki durgunluk ve mali yükün paylaşımı konusundaki iç çekişmeler 1980 başlarında bir "Avrupa karamsarlığı" havasının doğmasına neden oldu. Ancak, 1984'ten sonra bunun yerini Topluluğun canlandırılması konusunda daha umutlu beklentiler aldı. Jacques Delors başkanlığındaki Komisyonun 1985'te hazırladığı Beyaz Kitaba dayanarak Topluluk 1 Ocak 1993'e kadar tek pazar oluşturmayı kendisine hedef edindi. Avrupa Tek Senedi, 17 Şubat 1986'da Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, Lüksemburg ve Portekiz tarafından, 28 Şubat 1986'da ise Danimarka, İtalya ve Yunanistan tarafından imzalandı.

1987 yılında yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar kapsamlı bir biçimde değişikliğe uğradı.

Maastricht Antlaşması ve Avrupa Birliği
Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından 3 Kasım 1990'da iki Almanya'nın birleşmesi, Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyet denetiminden kurtulmaları ve demokratikleşmeleri, Aralık 1991'de de Sovyetler Birliği'nin çözülmesi Avrupa'nın siyasi yapısını baştan aşağı değiştirdi. Üye Devletler bağlarını güçlendirme kararlılığıyla, temel özellikleri 9-10 Aralık 1991'de Maastricht'te toplanan Avrupa Birliği Zirvesi'nde kararlaştırılan yeni bir Antlaşmanın müzakerelerine başladılar. Maastricht Antlaşması, diğer adıyla Avrupa Birliği Antlaşması, 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu antlaşma ile 1999'a kadar parasal birliğin tamamlanmasına, Avrupa vatandaşlığının oluşturulmasına ve ortak dış ve güvenlik ile adalet ve içişlerinde işbirliği politikalarının meydana getirilmesine karar verildi.

Maastricht Antlaşması ile üç sütunlu Avrupa Birliği yapısı oluşturuldu. Bu yapının ilk sütununu Avrupa Toplulukları (AKÇT, AET ve EURATOM), ikinci sütununu "Ortak Dışişleri Güvenlik Politikası", üçüncü sütununu ise "Adalet ve İçişleri" oluşturuyordu.

Yeni Bir Genişleme: Avusturya, Finlandiya, İsveç
1995 yılında, Avusturya, Finlandiya İsveç'in katılımıyla, Avrupa Birliği'nin üye sayısı 15'e yükseldi.

Ekonomik ve Parasal Birlik
Avrupa ortak para birimi olan Euro, 1 Ocak 2002 tarihinde resmen tedavüle girerek, 12 ülkede kullanılmaya başlandı.

Son Genişleme Dalgaları
2004 yılında, Avrupa Birliği'nin tarihindeki en büyük genişleme dalgası gerçekleşti ve 10 yeni ülke (Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya) Avrupa Birliği'ne katıldı. 2007 yılında, Bulgaristan ve Romanya'nın katılımıyla AB'nin üye sayısı 27'ye yükseldi. 2013 yılında Hırvatistan'ın katılımıyla Avrupa Birliği Üye Devlet sayısı 28'e ulaştı.

Lizbon Antlaşması
Avrupa Birliği'nin derinleşme sürecindeki son önemli aşama, 2007 yılında imzalanan ve 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması ile gerçekleşti. Bu antlaşma ile, temel olarak, AB'nin karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıkların giderilmesi ve Birliğin daha demokratik ve etkili işleyen bir yapıya kavuşması hedeflendi. Bu hedef doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidilerek, Avrupa Topluluğu'nu kuran Antlaşmanın adı "Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma" olarak değiştirildi.

T. C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığından alıntıdır.
« Son Düzenleme: 17 Eylül 2018, 13:21:32 Gönderen: kerem1249 »
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 

Çevrimdışı bbjx

Ynt: Avrupa Birliğinin Tarihçesi
« Yanıtla #1 : 08 Kasım 2018, 21:57:25 »
AB'nin son zamanlardaki başlıca gündem maddesi Brexit'i de eklemek gerekebilir bu yazıya duruma göre.Çünkü ilk defa gerçekleşecek(ya da gerçekleşmeyecek) bir durum söz konusu.Birleşik Krallık'ın AB'den çıkış sürecinde bir çok kırılmalar olabilir.AB'nin işlevsellik kaybetmesi beklenebilir.Ya da AB'den yeni ayrılmalar yaşanabilir.Bu durumların komplo teorilerini üretmek için henüz erken.Fakat Brexit'in nasıl sonuçlanacağı AB için önemli bir konu.
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

 

Çevrimdışı kerem1249

  • Hedefinden asla sapma
  • Yönetici
  • Orgeneral
  • *
  • İleti: 3235
  • Beğenildi: 150 kere
  • Eşsiz gözlerin, senden başkası yok benim için.
    • Profili Görüntüle
    • Kerem1249 Blogu
Ynt: Avrupa Birliğinin Tarihçesi
« Yanıtla #2 : 08 Kasım 2018, 22:00:37 »
AB'nin son zamanlardaki başlıca gündem maddesi Brexit'i de eklemek gerekebilir bu yazıya duruma göre.Çünkü ilk defa gerçekleşecek(ya da gerçekleşmeyecek) bir durum söz konusu.Birleşik Krallık'ın AB'den çıkış sürecinde bir çok kırılmalar olabilir.AB'nin işlevsellik kaybetmesi beklenebilir.Ya da AB'den yeni ayrılmalar yaşanabilir.Bu durumların komplo teorilerini üretmek için henüz erken.Fakat Brexit'in nasıl sonuçlanacağı AB için önemli bir konu.
Bana göre Brexit yalnızca "Birleşik" Krallığa zarar verecek. İskoçlar halkoylamasında hayır dediler, yakında da bağımsızlık konusunda evet diyecekler, ve böylelikle monarşinin ekonomisi olmasa da siyasal yapısı zarar görecek.

Dünyayı yöneten Britanya, ileride resmen İngiltere olabilir.
Biz Türkler tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük timsali olmuş bir milletiz.
Mustafa Kemal Atatürk

1881~
O'nu sonsuzluğa uğurlayışımızın 80. yıldönümünde tükenmez bir özlemle anıyoruz.
 

Çevrimdışı bbjx

Ynt: Avrupa Birliğinin Tarihçesi
« Yanıtla #3 : 08 Kasım 2018, 22:06:41 »
Bana göre Brexit yalnızca "Birleşik" Krallığa zarar verecek. İskoçlar halkoylamasında hayır dediler, yakında da bağımsızlık konusunda evet diyecekler, ve böylelikle monarşinin ekonomisi olmasa da siyasal yapısı zarar görecek.

Dünyayı yöneten Britanya, ileride resmen İngiltere olabilir.


Birleşik Krallık daha önce böyle bir halk oylamasını 70'li yıllarda yapmıştı sanırım.AB'den çıkmak konusunda.O zaman olumlu bir yanıt çıkmamıştı.Fakat bence bu sefer de bu halkoylamasının yapılması gereksizdi.Siyasi bir söylemle ortaya çıkan Brexit daha sonra çok ciddiye alınarak halka sunuldu.Katılım oranı da çok düşüktü bu oylamaya.Sonrasında pişman olmuş olacaklar ki bir çok yürüyüşler yapıldı.Ancak bu durumun BK içinde bir bölünmeye gideceğini sanmıyorum.Çünkü eğer AB bu bölünmeyi desteklerse büyük bir hata olacaktır.Her AB ülkesi içerisinde mutlak surette azınlıklar var.En günceli Katalan'lar.Dolayısıyla böyle bir söylem olduğunda AB'nin yapacağı en makul şeyin buna karşı olduklarını belirtmek olacağını düşünüyorum.Zira mikro milletçiliğin revaçta olduğu günümüz siyaset meydanlarında çok tehlikeli olaylara mahal verilebilir.Fransa da böyle bir ayrılıkçı hareketin kıskacında kalabilir.
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

 

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.