Gönderen Konu: Kişi Ali Balseven (1948-1973)  (Okunma sayısı 97 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı battle4royal

Ali Balseven (1948-1973)
« : 14 Eylül 2018, 03:09:32 »
Acıyı çok sevmesinden dolayı arkadaşları ona ''Biber Ali'' lakabını vermiştir. 1948 Kahramanmaraş doğumludur. Fakir bir ailenin çocuğudur. Ankara Ziraat Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyken 28 Mayıs 1973 günü öldürülür.
Türkçü bir teşkilat olarak Kurtuluş Parkı’na egemendirler ve ''kurtuluş takımı'' diye anılırlar. O dönem MHP’ye çöreklenen dinci bir grup bu bölgede egemen olmak istediğinden dolayı aralarında sürtüşme başlar. Bu dinci grup, Ali Balseven’in arkadaşı Fehmi Yücesoy’u silahla vurur. Ali Balseven arkadaşı Fehmi Yücesoy’u hastanede ziyaret ettikten sonra Cebeci’ye giderken Kurtuluş Parkı’nda mangal yapan iki arkadaşını görüp onlara katılır. Bu dinci grup kalabalık bir şekilde pusu atar. ''ülkücü içki içer mi lan?'' diyerek saldırırlar. Ali Balseven’i sırtından şişleyerek kahpece öldürürler.

Kendisine ait tek fotoğraf aşağıdadır. Elinde gazete okuyan da Ali Güngör’dür.

 
Milliyet gazetesi
''MHP’den istifa eden komando şişlenerek öldürüldü.''


Barış gazetesi - 30 Mayıs 1973
"üniversiteli bir genç öldürüldü."


 yeni ortam gazetesi - 30 Mayıs 1973
 ''Ankara’da sağcıların kavgasında bir kişi öldürüldü.''
 
 kendisi ve öldürülmesiyle ilgili en sağlam yazı arkadaşlarıyla konuşulup bilgi alınarak hazırlanan aşağıdaki yazıdır:
 
 ''Dava adamlığının en belirgin ilkelerinden birisi de mert olmaktır. Mertlik ise genelde yüreğin zenginliğinden, cebin fakirliğinden gelir. Ali Balseven 1948 yılında çok fakir bir aileye evlat olduğu için mertlik nişanını göğsüne takmıştı. Ailesi gerçekten çok fakir ve Müslüman Sünni inancında kimselerdi. Gençlik yıllarında Türkiye’de baş gösteren olaylar neticesinde Türkmen oluşunun gururu ve onuru ile genç ülkücüler teşkilatına katılmıştı. Ülkü için o teşkilat arasında hizmet verip çalışıyordu. Neticesinde Ankara ziraat fakültesini kazandı.
 
 Okumak için Ankara’ya üniversiteye gittiğinde bir arkadaşı vasıtasıyla ülküye gönül vermiş kişilerin arasına katıldı. Bilgili, kültürlü, eli açık ve çok iyiliksever bir kişi olması neticesiyle kısa sürede kendisini tanıtmıştı. Arkadaşları ile yıldırım Bayezid yurdunda hem fikirsel hem de fiziksel olarak ülkü adlı geline çeyizler diziyorlardı. Acıyı çok sevmesi neticesiyle arkadaşları ona 'Biber Ali' lakabını uygun görmüşlerdi ve onun yaptığı kuşbaşı etli acılı bulgur pilavının tadına bakmayan da kalmamıştı.
 
 Biber Ali teşkilatçı bir Türkçüydü ve kendi bölgelerine hakim olan karşıt görüşlü kişileri bile alt edebilecek düzeyde sistemli ve pratik çalıştığından dolayı bu ekip meydana çıktığında komünistler meydandan çekilirdi. Altı üstü on beş yirmi kişilik teşkilat yüzlerce komünisti dize getirebiliyordu. Kurtuluş Parkı, Ankara siyasal, Ankara hukuk fakültesi gibi alanları kontrol altına alabilen mangal yürekti onlar. Biber Ali'nin yüz siması görüldüğünde düşman korkar, dost ise sevinirdi. Çünkü onun sessiz, anlayışlı tane tane konuşan, güven verici yapısı onu dostlarına çok sevdirmişti. Düşmanlarına verdiği korku ile 'kurtuluş takımı' adlı Türkçü bir teşkilat o bölgeyi yönetimine almıştı. Meydan onlarındı.
 
 Biber Ali öylesine tanınmıştı ki zamanında Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel başkanı Alparslan Türkeş ile yüz yüze görüşebilen bir kişi olmuştu. Alparslan Türkeş vaktiyle güreş şampiyonumuz Gazanfer Bilge’nin oğlunun düğün takısını takması için Biber Ali ve bir arkadaşını İstanbul’a yollamıştır.
 
 Bir keresinde ise Alparslan Türkeş Kahramanmaraş’ta bir yakınını ziyaret etmek isteyince Biber Ali bölgeyi iyi bilen bir kişi olduğundan yine görev almıştır ve öncesinden Kahramanmaraş yolunu tutmuştur. Alparslan Türkeş’in geçeceği güzergâh riskli bir bölge olarak düşünüldüğünden dolayı güvenliğin tam sağlanması gerekmektedir. bir otobüsün kiralanmasına karar verilir, otobüsün kiralanması için herkesin eşit miktarda para katması gerekmektedir. Ali Balseven ise katması gereken o parayı bile tanıdığı bir esnaftan borç alarak ödemiştir. Velhasıl Alparslan Türkeş güvenli bir şekilde gitmesi gereken mevkiye ulaştırılır, etrafta güvenlik olarak yine aynı ekip çatılara mevzi alırlar. o esnada sağanak bir yağmur başlar, etrafı kontrol eden Türkçüler bardaktan boşanıyor gibi yağan yağmurda ıslanmaya başlarlar. Türkeş beğ bu durumu fark edip ıslanmamaları için talimatta bulunur. Fakat Biber Ali ve arkadaşları görev aşkından ötürü Türkeş beğin güvenliğini yağan yağmura rağmen bulundukları yerden ayrılmayarak sağlamışlardır.
 
 Ali Balseven çok fakir bir hayat yaşamasına rağmen çok mert ve çok insancıl bir kişidir. Gelir kazanmak için 1969 ve 1971 yıllarında vekil öğretmenlik yapmıştır. Zeki, çalışkan ve araştıran bir kişi olması neticesiyle inandığı davanın türkçülük davasının İslamcılık ile birleşmesinden rahAtsızdı. O arkadaşları ile Kurtuluş Parkında içki içer kimi zaman piknik yapardı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin meşhur kongresinde bozkurdun yerini üç hilal aldığı zaman partiden yolu ayrılan birçok kimse olmuştu. Ali Balseven ise arkadaşları ile beraber partiden ayrılmayıp hizmete devam etmişler, parti içerisinde Türkçülük fikrini yaşatma kararı almışlardı. Partideki ayrışmada başrol oynayan Atsız Ata ile irtibatı kesmeyip sürekli yazışmalar yapmaktadırlar. Partide olan olayları Atsız Ata’ya mektup yazarak bilgi veriyorlardı. Böylece ayrışma sonrasında Atsız ata parti hakkında bilgilere ulaşabiliyordu.
 
 Yıldırım Bayezid yurdunda iken bir gün kendi bölgelerine parti tarafından Adıyamanlı İslamcı kimseler yerleştirildi. Kurtuluş takımında huzur bozulmuştu. Yeni gelen bu kişiler kavga çıkartabilecek hareketler yapıyordu, iyi niyetli değillerdi. Biber Ali'nin çevresi İslamcı görüşte olmadığından dolayı onların piknikleri ya da içki içmeleri artık hoş karşılanmıyordu. Biber Ali'nin yanında Çorum’dan gelmiş olan Alevi bir Türkmen arkadaşı da vardı. Yeni gelen ekibin Alevi kişilere karşı olduğu da aşikârdı. Ali Balseven Sünni bir ailenin çocuğu olmasına rağmen bu durumda 'ben de Aleviyim' diyebilecek derecede Türkçü bir ahlak ile donanımlıydı. Adıyamanlı ekip kurtuluş takımının bölgedeki kuvvetinden rahAtsız olmaya başlamıştı, çeşitli atışmaların sonunda 25 mayıs günü Biber Ali'nin arkadaşlarından Fehmi Yücesoy tabanca ile vuruldu. Fehmi Yücesoy’un vurulması işleri daha çok kızıştıran bir hal almıştı, artık fikri tartışmalar bitmişti. Fehmi Yücesoy yaralı olarak Hacettepe’ye kaldırıldı. Durumu kritik olduğundan dolayı bir müddet hastanede yatmak zorunda kaldı.
 
 Biber Ali ve arkadaşları üç gün sonra Fehmi Yücesoy’u hastanede ziyaret etmek istediler. Ziyaret esnasında Fehmi Yücesoy yoğun bakımda olduğundan dolayı pek bir şey konuşamamışlar ve arkadaşları ile Cebeci’ye gitmeye karar vermişler. Vaktiyle Kurtuluş Parkı’ndan Cebeci’ye kestirme olarak tabir edilen patika bir yolu kullanmaya karar kılmışlar.
 
 ah Kurtuluş Parkı, ah cebeci,
 sana geliyordu Biber Ali,
 canımızı almışsın Cebeci,
 hani Biber Ali, hani mertlik...
 
 Cebeci’ye bir yol gider Kurtuluş’tan,
 gitti Biber Ali kahpe bir pusudan,
 kahpe pusuyu bir bozaydı yaradan,
 yaşardı Biber Ali, yaşardı mertlik...
 
 Tanıdık bir yoldu o patika, yol üzerinde mangal yapan iki arkadaşa rastladılar. Mangal yapan arkadaşları aynı zamanda bira içiyorlardı o esnada çok kalabalık bir tayfa pusuya düşürmüştü onları, birden etrafı sardılar. Biber Ali tanıyordu bu kişileri. Etrafını saranlar partinin içinde fikir yürütmeyen, sadece safım bu partidir diyebilen, bilgisiz, sebepsiz yere kavgalara giden cahil kişilerdi. bir kişinin 'ülkücü içki içer mi lan?' sorusuyla başladı itiş kakış olayı. Piknik esnasında hazır olan şişle sırtından şişleyip katlettiler Biber Ali'yi.
 
 Gazlı şiş adamı felç eder tabi ki, ama şiş Biber Ali'nin tam kalbine isabet etmiş, onun mert canını oracıkta almıştı, Türkçülerin umudunu bir serseri, bir gazlı şiş öldürmüştü. Saldıranlar ne Türkçülük nede İslamcılık bilen kişilerdir. Biber Ali ile hiç bir alıp veremedikleri yoktur. Bir tezgâhta can vermiştir Biber Ali, bir pusuda... Biber Ali'yi şişleyen kişi bu olay üzerine tutuklanmış bir süre hapiste yatmıştır. Nasıl ve ne şekilde olduğu bilinmeyen bir sebeple durduk yere serbest kalmıştır.
 
 Biber Ali'nin ölümü üzerine Atsız ata bir makale ile onu katledenlerin serseri olduğunu bildirmiştir. MHP çatısından hiç bir ses çıkmamıştır. Biber Ali'nin arkadaşları olayları tam Atsız Ata’ya bildirmek isterken Atsız ata hapis edilmiştir. Atsız ata hapisten çıktığında çok bitkin ve çok zorlu bir hayata başladığı için olayın üstüne gidememiştir. diğer kurumlardan da pek bir ses çıkmayınca Biber Ali'nin ölümü sol görüşlü kişilerin rant malzemesi olmuştur.
 
 Sol görüşlü kişiler bu olayların Türkçülük ve İslamcılık çatışması olduğunu belirtseler de Biber Ali'nin Alevi olduğunu yayıp, Alevi kimseleri kendi yanlarına çekmek ve MHP çatısından uzaklaştırmak istiyorlardı. Biber Ali Hanefi bir ailenin oğluydu, her uygun Türkçünün söyleyebildiği gibi Hanefi ailenin Alevi çocuğuydu. Her şeyden evvel fikirlerini başka fikirlerle sentezlemeyen Türkçü bir dava adamıydı.
 
 Mertliğine, insancıllığına, eli açıklığına, sözüne, andına, andasına yakışır biçimde şehit oldu. Kurganı Kahramanmaraş şeyh adil mezarlığındadır. Ruhu şad, mekânı Türk uçmağı olsun.''
 
 Samet Aksakal
 
 kaynak:
 Fehmi Yücesoy
 Fahrettin Öztoprak
 Ertuğrul Ardıç
 Ahmet Yılmazer
 Mehmet Sipahi


NOT:Yazı ekşi sözlükten olup tarafımca düzenlenerek eklenmiştir.
« Son Düzenleme: 14 Eylül 2018, 03:21:02 Gönderen: battle4royal »
 
Sıralanan üye(ler) bu iletiyi beğendi: 25itroy25

 

Forumdan uzaklaştırmalara itiraz, yasal talepler veya uygunsuz içerik bildirimlerinizi İletişim Sayfamız üzerinden yapabilirsiniz. 3 gün içerisinde yanıt verilecektir.