Gönderen Konu: Lozan! 129.Madde eklendi!  (Okunma sayısı 18703 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı berkay26

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 769
    • Profili Görüntüle
Lozan! 129.Madde eklendi!
« : 04 Mayıs 2010, 22:05:11 »
Lozan'da Çanakkale şehitlerini İngiliz'e teslim etmiştik

İsviçre, Lozan masasını verecek kimse bulamayınca bize hediye etti. Eh artık anlı şanlı bir müzede sergileriz nasıl olsa. Üzerindeki mürekkep lekelerini -tabii hâlâ duruyorsa- çocuklarımıza mikroskopla gösterip bu masada nasıl bir zafer destanı yazıldığını filan anlatırız gururla. (Kimse sormaz ama bana kalırsa masanın konulacağı en uygun yer, İsmet İnönü'nün mezarı veya Pembe Köşk'ün bir salonudur.)

Şimdi lütfen aşağıdaki fotoğrafa dikkatle ve ibretle bakın. Ne görüyorsunuz? Birkaç genç kız, askerlerimizin önüne atılıyor ve çiçek veriyor, değil mi? Güzel.



Peki nerede çekilmiş bu fotoğraf? Bir şehrin kurtuluşu olduğu belli de nerenin kurtuluşu olabilir sizce? Ne İstanbul'un kurtuluşudur, ne de hatta Hatay'ın kurtuluşu. Fotoğraf, Çanakkale'ye Türk askerinin giriş anını gösteriyor.

Çanakkale'yi, 1915'te geçirmediğimiz İtilaf kuvvetlerine Mondros'la açmıştık. Ancak 1918'de başlayan 'hukukî işgal'in Lozan'la bittiğini sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Çünkü Lozan'ın 129. maddesinde Boğazlar'ın British Empire'a, yani İngiliz İmparatorluğu'na terk edileceği belirtiliyordu. Bununla da yetinilmiyor, aynı maddenin 2. fıkrasında bir lütuf olarak bizim bölgeye müfettiş göndertebileceğimiz belirtiliyordu. Bir de eğer Çanakkale Boğazı'nı ziyaret edecekler 150 kişiyi aşarsa Türk hükümetine önceden haber verilecekti.

Sizin anlayacağınız, Çanakkale Boğazı'ndaki 8 kilometre eninde bir şerit 1936 Temmuz'una kadar Lozan gereği İngiliz işgali altındaydı. Fakat bunu ders kitaplarımız nedense es geçer ve Montrö birden bir Anka kuşu gibi gelip kuruluverir inkılap tarihi kitaplarımıza.

Sevgili tarihçiler! Montrö ile elde ettiklerimizi anlatıyorsunuz. İyi güzel de, demek ki, Lozan'da bazı eksik ve gedikler vardı, bunları neden gözlerden gizliyorsunuz?

İşte fotoğrafta gördüğünüz, askerlerimizin önüne atılıp çiçek veren genç kızlar, Lozan'ın ardından tam 18 yıl süren uzun bir esaretten kurtuluşun sevincini yaşıyorlardı.

Bazıları yazıp çiziyor. Özellikle genç okurlarım da bunların etkisinde kalıp soruyorlar: Efendim, Lozan'da gizli maddeler varmış, bazı sözler verilmiş. Bunları açıklar mısınız?

Bu sevgili kardeşlerime soruyorum: Lozan Antlaşması'nı kaç kere okudunuz? Bugüne kadar baştan sona okuyanına rastlamadım desem yalan olmaz. Okusalar zaten pek çok gizli sanılan 'söz'ü metinde çatır çatır yazılı görürlerdi. Okumadığımız bir metinde yazılmayan bilgileri merak eden tuhaf bir toplumuz vesselam.

İşte Çanakkale şehitliğini gezerken gördüğünüz İngiliz, Anzak vs. mezarlıkları ile devasa anıtları bu işgal döneminde yaptırılmıştır ve Montrö'de bize devredilirken de mezarlıkların o ülkelerin kendi toprakları olduğu açıkça belirtilmiş, buralara dokunamayacağımız vurgulanmıştı. Şimdi o anıtlara dokunmamız yasak. Değerli dostum Fethi Murat Doğan'ı da yıllardır uğraştıran, "Türk anıtları neden diğerlerine oranla küçük yapılmış?" sorusunun cevabı da burada gizli.

Daha da iç yakıcı olan gerçek şu ki, Çanakkale'deki bütün o savaş alanı, tabii ki Türk şehitlikleri de, 1918-1936 yıllarında İngiliz askerlerinin insafına terk edilmiş, atalarımızın kemikleri İngiliz çizmeleri altında ezilmiştir.

Öte yandan İngilizler kendi mezarlıklarını pırıl pırıl döşerken ve Gelibolu'yu bizim Hayber'deki "Türk mezarı"mız gibi vatanlarının bir parçası haline getirirlerken, Lozan'da zafer yazan delegelerimiz Türk şehitliklerinin korunması veya en azından bizim toprağımız olarak tanınması için bir madde koymayı dahi akıllarına getirmemişlerdir. Gelin görün ki, İngilizler, Montrö'de Çanakkale'yi boşaltmayı kabul ederken, 1915'te bu topraklara gömdükleri gençleri bahane ederek kendilerinden izin almadan müfettiş göndermemizi bile istememişler, bunu dahi şarta bağlamışlardı.

Böylece son yıllardaki şahlanış olmadan önce Çanakkale'deki Türk şehitliğinin (daha doğrusu "Osmanlı şehitliği"nin) arz ettiği perişanlığın gerçek sebebini anlamaya başlıyoruz.

Bence İsviçre Lozan'daki masayı vermekle iyi etmedi. Çünkü böylece Lozan'ın hesaplaşması yeniden başlayacak. Hazır masa da gelmişken, oturup konuşalım şu yarım kalmış hesapları diyecek birileri.

İşte 21 Ağustos 1923 günü TBMM kürsüsünde var gücüyle haykıran Tekirdağ milletvekili Faik Öztrak'ın sesi kulaklarımıza İsrafil'in surunu üflüyor sanki. Tutanaklardan aktarıyorum:

"Fakat efendiler, İngilizlere bırakılan bu topraklardaki muazzez şehitlerimizin hatıralarına ne dersiniz? Onların ölülerinin mevcut olduğu bu yerlerde bizim de yüz binlerce şehidimizin kanları ve kefenleri mevcuttur. Vatanımızı istilaya gelmiş olanlara karşı bu imtiyazları vererek bu şehitlerimizin aziz hatırasını nasıl rencide edebiliriz?"

Tutanaklar, Faik Bey'in sözlerinin Meclis'te "çok doğru" sesleriyle onaylandığını ve Niğde milletvekili Hazım Bey'in oturduğu yerden şöyle laf attığını kaydediyor: "Evet... Maksatları başkadır. Bir gün bu memleketi ölülerle bile istilayı düşüneceklerdir."

"Cumhuriyet'in ilk yıllarında Çanakkale şehitleri için herhangi bir anma töreni düzenlenmeyişinin asıl sebebi nedir?" diye soranlara gülümseyerek cevap veriyorum. Bu, o topraklarda gözümüzün olduğu anlamına gelirdi de ondan.

Şimdi Çanakkale zaferini kutlamayı İngilizlerden ve Anzaklardan öğrendik desem, çoğunuzdan tepki alacağımı biliyorum. Ama tarihin aynası böylesine acımasızdır.

En iyisi şu Lozan masasını birkaç günlüğüne bana verin de, başında şehitlerimiz adına doya doya ağlayayım.

MUSTAFA ARMAĞAN

MADDE 129

Türk Hükümetince kullanımı bırakılacak toprak parçalari arasında, özellikle İngiliz İmparatorluğu için, 3 sayılı Haritada gösterilmiş olan Anzak (Arı Burnu) bölgesindeki toprak parçalari da bulunmaktadır.

İngiliz İmparatorlugunun yukarıda adı geçen toprak parçasından yararlanması asagıdaki sartlara baglı olacaktır:

1. Bu toprak parçasi, Barış Andlaşmasıyla belirtilen amacindan baska herhangi bir amaçla kullanilmayacaktir; bu yüzden, hiç bir askerlik ya da ticaret amaciyla, ya da yukarıda belirtilen asil amaci disinda kalan baska herhangi bir amaçla kullanilmayacaktir;

2. Türk Hükümetinin, bu toprak parçasını -mezarlıkları da kapsamak üzere- denetlemege her zaman hakkı olacaktir;

3. mezarlıklari korumakla görevli sivil bekçilerin sayisi, mezarlık basina bir bekçiden çok olmayacaktir. mezarlıklar disindaki toprak parçasi için ayrica bekçiler bulunmayacaktir;

4. Bu toprak parçasinda, ister mezarlıklar içinde ister disinda, ancak bekçiler için kesin olarak gerekli konutlardan baska konutlar yapilmayacaktir;

5. Bu toprak parçasının kıyısında, insan ya da yük yüklemegi ya da karaya çikartmagi kolaylastirabilecek, hiç bir rihtim, dalga kiran ya da iskele yapilmayacaktir;

6. Bu toprak parçasını ziyaret için gerekli bütün islemler yalniz Boğazlar'in iç kıyısında yapilabilecek ve bu toprak parçasina Ege Denizi kıyısından girmege, ancak bu islemlerin tamamlanmasindan sonra izin verilecektir. Türk Hükümeti, mümkün oldugu kadar basit olmasi gereken söz konusu islemlerin, Türkiye'ye gelecek öteki yabancilarin bagli tutulacaklari islemlerden daha külfetli olmamasi ve gereksiz her türlü gecikmeye yol açmayacak kosullar altinda yapilmasini, işbu Maddenin öteki hükümlerine halel gelmemek sartiyla, kabul eder;

7. Bu toprak parçasını ziyaret isteginde bulunan kimseler silahli olmayacaklardir; Türk Hükümetinin, bu yasagin uygulanmasini denetlemege hakkı olacaktir;

8. Türk Hükümeti, 150 kisiyi asan ziyaretçi topluluklarinin girişinden, en az bir hafta önce haberli kilinacaktir.

Çanakkale tamamen 1936 Möntro Anlaşmasıyla bırakılmıştır.Yani Türk milletinden her zaman gizlenmiştir!
« Son Düzenleme: 10 Mayıs 2010, 16:13:42 Gönderen: kobebeko »
 

Çevrimdışı Bersun

  • Paşa
  • *
  • İleti: 9564
  • Paralel Yetkili Abiniz
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2010, 22:10:15 »
ne diyelim ki?
 

Çevrimdışı berkay26

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 769
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2010, 22:10:58 »
Ne demek istersen
 

Çevrimdışı Speedy

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1874
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #3 : 04 Mayıs 2010, 22:50:33 »
Yahu bari şu tarih bölümüne siyasi tartışma çıkartacak konular koymayın. rlywrd*
“Bugüne kadar beyazlar bizi birçok söz verdiler , hatırlayamadığım kadar çok , ama biri dışında hiçbirini yerine getirmediler ; topraklarımızı alacaklarını söylediler ve aldılar”
Kızıl Bulut(Mahpiu Luta)
 

Çevrimdışı Anatole France

  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3208
  • Macht geht vor Recht
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #4 : 05 Mayıs 2010, 16:51:46 »
Bu adamın yazısı olduğunu daha baştan anlamıştım. Ismarlama tarih yazan bir, zaten Tarihçi de değil.
Denn nur Eisen kann uns retten...
 

Çevrimdışı berkay26

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 769
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #5 : 05 Mayıs 2010, 17:07:09 »
Bu adamın yazısı olduğunu daha baştan anlamıştım. Ismarlama tarih yazan bir, zaten Tarihçi de değil.
Sen kaynaklarıyla bu yazının tersini ispat et!adam araştırıyor en azından Tarihçi değil deme hakkın yok tbrk*
 

Çevrimdışı Anatole France

  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3208
  • Macht geht vor Recht
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #6 : 05 Mayıs 2010, 17:16:33 »
Tarihçi değil zaten. Buna hakkım var. Tarihçiyse nereden mezun?
Birincisi bunun için kaynak gerekmez.
Lozan söylendiği gibi süper olmasa da olabilecek en iyi anlaşmalardandır o durumda.
Hala neyi kurcalıyorsa.
Sonuçta o gün alamadığını ilerde almadı mı Mustafa Kemal ya da Türkiye Cumhuriyeti...eee hala neyin tartışması bu...Şehiltleri bilmem kime bırakmışız. O zaman Abdulhamidde atasının mezarını almak için hiçbir şey yapmadı(Kanuni-Mcaristan) Bırakın bu işleri yav. tarih felan değil bu.
Denn nur Eisen kann uns retten...
 

Çevrimdışı Speedy

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1874
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #7 : 05 Mayıs 2010, 18:08:31 »
Tarihçi değil zaten. Buna hakkım var. Tarihçiyse nereden mezun?
Birincisi bunun için kaynak gerekmez.
Lozan söylendiği gibi süper olmasa da olabilecek en iyi anlaşmalardandır o durumda.
Hala neyi kurcalıyorsa.
Sonuçta o gün alamadığını ilerde almadı mı Mustafa Kemal ya da Türkiye Cumhuriyeti...eee hala neyin tartışması bu...Şehiltleri bilmem kime bırakmışız. O zaman Abdulhamidde atasının mezarını almak için hiçbir şey yapmadı(Kanuni-Mcaristan) Bırakın bu işleri yav. tarih felan değil bu.
+ milyon tbrk*
“Bugüne kadar beyazlar bizi birçok söz verdiler , hatırlayamadığım kadar çok , ama biri dışında hiçbirini yerine getirmediler ; topraklarımızı alacaklarını söylediler ve aldılar”
Kızıl Bulut(Mahpiu Luta)
 

Çevrimdışı berkay26

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 769
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #8 : 05 Mayıs 2010, 18:12:00 »
Arkadaşlar bana tarih öğretin ya bunlar tarih değil ya hani!

İsmet İnönü'yü Atatürk göndermişti değil mi bu arada? En büyük hatasını yapmış tbrk*
 

Çevrimdışı KHAN

  • Onursal Üye
  • *
  • İleti: 1848
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #9 : 05 Mayıs 2010, 18:37:13 »
Hazır arkasında rüzgar varken istediğini yazıyor

Mahareti şimdiye kadar eleştirilmeye bile cesaret edilememiş tarihi meseleleri kurcalamak mı?

Hayır bence mahareti eleştirecek yönünü bulamadığı tarihi konulardan saçma sapan detaylar yakalayarak bunları tarihi değiştirmiş olaylar gibi sunmak yada herkesin zaten saygı duyduğu bir şahsı masal kahramanına çevirmek

Evet Mustafa'nın mahareti olsa olsa bunlar olabilir

« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2010, 18:41:03 Gönderen: KHAN »
 

Çevrimdışı Loki

  • Paşa
  • *
  • İleti: 5684
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #10 : 05 Mayıs 2010, 18:41:20 »
Hazır arkasında rüzgar varken istediğini yazıyor

Mahareti şimdiye kadar eleştirilmeye bile cesaret edilememiş tarihi meseleleri kurcalamak mı?

Hayır bence mahareti eleştirecek yönünü bulamadığı tarihi konulardan saçma sapan detaylar yakalayarak bunları tarihi değiştirmiş olaylar gibi sunmak yada herkesin zaten saygı duyduğu bir şahsı masal kahramanına çevirmek

Evet Mustafa'nın mahareti olsa olsa bunlar olabilir



+1

Çevrimdışı shl_61

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 128
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #11 : 05 Mayıs 2010, 18:45:04 »
 Mustafa Armağanın kendisi edebiyatçıdır.Fakat edebiyatçı olması onun tarih hakkında yazı yazamayacağını ve tarihçi olmaması yazdıklarının yanlış olduğunu söyleyemeyiz.Tarihi edebiyatla da öğretmek mümkündür ve böylesi daha güzeldir.Nereden mezun olduğunu bilmiyorum ama kendisi prof.dur.Gerçi prof olması da o kadar önemli değildir.
    Lozanla alakalı değil ama Mustafa Armağanla alakalı olarak konuya şöyle yaklaşmakta mümkün.Akademik tarih okumak herkesin ilgisini çekmez.Bu işi edebiyatçıların yapması tarih bilinci için daha münasiptir.Fakat gerçeklerden uzaklaşmamak kıstasını da unutmamak gerek.Uzun sözü kısası balık hafızasından kurtulması için toplumun tarih bilincine ihtiyacı vardır.Tarih bilinci içinde Mustafa Armağan gibi edebiyatçılara ihtiyaç vardır.
    Devrim dönemini Lozanı değerlendirmekte bu tarih bilinci içerinde bulunduğundan ne olup ne olmadığı da önemlidir.Güzellikleri ve eksiklikleri ile...Aksi takdir tarih boyunca olan özgür düşünce geleneğimiz ve toplum hafızamız kaybolmaya başlar.Gerçi ne yazık ki başlayan bu süreç bitmek üzere....
 

Çevrimdışı KHAN

  • Onursal Üye
  • *
  • İleti: 1848
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #12 : 05 Mayıs 2010, 18:51:01 »
Tamam tarihçi olmasın demiyoruz madem edebiyattan tarihçiliğe geçmiş gitsin Tarihi-Roman yazsın o zaman kimsede bu eleştirileri yapmak zorunda kalmaz

Ama resmi tarihi tarihi roman şeklinde yazmak tarihe ihanettir koskoca 2.Abdülhamid'i masal kahramanına çevirdi,sanki o yazmadan önce kimse Abdülhamid'i bilmiyordu

Bu arada Atatürk'ü de masal kahramanına çeviren yazarlarımız olduğunu söylemeden geçemeyeceğim

Ayrıca bu ülkenin Mustafa gibi tarihçilere ihtiyaç olduğu demogojiside sıktı artık,sanki ülkemizdeki bütün tarihçiler yalancı birtek Mustafa doğrucu
« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2010, 18:51:26 Gönderen: KHAN »
 

Çevrimdışı Loki

  • Paşa
  • *
  • İleti: 5684
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #13 : 05 Mayıs 2010, 18:51:36 »
Tamam tarihçi olmasın demiyoruz madem edebiyattan tarihçiliğe geçmiş gitsin Tarihi-Roman yazsın o zaman kimsede bu eleştirileri yapmak zorunda kalmaz

Ama resmi tarihi tarihi roman şeklinde yazmak tarihe ihanettir koskoca 2.Abdülhamid'i masal kahramanına çevirdi,sanki o yazmadan önce kimse Abdülhamid'i bilmiyordu

Bu arada Atatürk'ü de masal kahramanına çeviren yazarlarımız olduğunu söylemeden geçemeyeceğim

Ayrıca bu ülkenin Mustafa gibi tarihçilere ihtiyaç olduğu demogojiside sıktı artık,sanki ülkemizdeki bütün tarihçiler yalancı birtek Mustafa doğrucu

+1

ottoman

  • Ziyaretçi
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #14 : 05 Mayıs 2010, 19:15:13 »
Her zaman ben psikolojik savaşı savunmuşumdur.

Çanakkale den bir kesit ti. Bir tablo resmi.
Aslında ilk gördüğüm de evim için süper bir tablo diyordum. Ama hiç de öyle değildi.

Atatürk ün resmi vardı tabloda bu benim için çok güzel bir şey di ama Atatürk ün altında ki at ve Askerlerin altında ki at aşırı iri ve yapılıydı.

İşte o yüzden o tabloyu almadım :D

Biz o savaşı kazanırken ayağımız da çarık yoktu.

Babaannem min babası 1898 doğumlumluymuş. Daima anllattığı bir şey varmış. 3 tane savaşa girmiş. (Heralde bunlar cephedir.)
Birisin de aynı şöyle anlatmış. Babam hep böyle annlattığını söyler
"Benim giyecek kıyafetrim ok ki adam gibi silahım olsun. Küflenmiş taşlanmış ekmekle karın doyururduk. Son savbaşta ağaçların arasındaydık. Yalnız dım yanımdakiler ölmüştü. Benim silahım bir tane atıyordu oda tutukluk yaparak. Ağaçların içinden gavur askeri ateş ediyordu. Kurşunların ardı arkası kesilmiyordu. Ben de mermilerimi bitrmemek için eteşi kestim. Bekledim dedim elbet bu adam beni öldü sanacak ileleyecek. kurşun sesleri kesilmiş adam ağacın kavuğundan çıkmış adam . büyük babada o adamı vurmuş.
"Büyükbabanın  anllattığı en son şey ise adamın silahını elime alınca savaşı kazanmışcasına sevindim."

İşte o sözler geldi aklıma. Biz bu savaşı en zor durumumuz da kazandık. Biz açtık, hayvanlarımız açtı. Nerde bulacaktık öyle iri yarı hayvanları.

Biz bu savaşı en zor günümüz de kazandık dedim kendi kendime. Bu portre bizi o savaşta en zor günümüz de olduğumuzu göstermiyor diye de almadım. Çoçuklarım bilsinler açken bile, en zor günümüz de bile , umutların kaybolduğu günde bile dünyaya kafa tutabilidğimizi. dünyaya kafa tutabildiğimizi. :D

Benim babaannemin babası savaşmış. dedemin babası (babamın babasını babası ) o zaman küçükmüş.
« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2010, 19:23:31 Gönderen: ottoman »
 

Çevrimdışı shl_61

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 128
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #15 : 05 Mayıs 2010, 19:19:56 »
    Hayır Mustafa Armağan Tarihçi değil tarih anlatıcısı.Edebiyatçının dili ile tarihçinin dili arasında oldukça fark vardır.İstisnalar vardır mesela Halil İnancık.Halil hocanın dili ile mesela Yılmaz Öztuna'nın dili arasındaki fark gibi.Mustafa Armağanın yaptığı daha farklı tarihe edebiyat katmak duygu ile işlemek.Bunu tarihçi yapamaz yapmaz.Bunu edebiyatçı yapar.Fakat bunu yapan tarihçi olmaz.Bildiğim kadarı ile Armağanında tarihçiyim diye bir iddası yok.Dediğim gibi Armağan tarihçi olmadığından onun gibi tarihçilere ihtiyaç olduğu gibi bir demogoji de yok.En azından kendi adıma.Mustafa Armağan gibi edebiyatçılara ihtiyacımız var.
    2.Abdülhamit bir masal kahramanı yaptı mı tartışılır ama oradaki durum Sultan Hamit hakkında müsbet yaklaşımın eksikliğinden kaynaklı bir serzeniş gibi geliyor bana.
    Aslın Atatürk olsun diğer bir çok tarihi kişileri roman içinde yazmak farklı onları bir edebiyatçının kaleminden dinlemek farklı.Aslında burda anlaşıyoruz.Tarihi roman çok farklı bir durum olması lazım.Bence onunda en güzel ve ünlü örneklerinden biri Sefiller.
    Konudan konuya geçiyorum ama aklıma geldi bizim sefilerimiz olmalı.Lisede orta okulda okunacak tarihi romanlara da ihtiyacımız var.
    Velhasıl kelam Armağan tarihçi değil.Ama tarihi edebiyatçı kaleminden okumak güzel.Tarihi roman farklı bir durum oda gerek.
    Son söz bu mesajda resmi tarihin Türkiye de olduğunu da düşünmüyorum.Devletin böyle bir propagandası en azından şu an için yok.Olsa güzel olur hatta.
 

Çevrimdışı KHAN

  • Onursal Üye
  • *
  • İleti: 1848
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #16 : 05 Mayıs 2010, 19:25:41 »
Yani tekrar tekrar söylemiş olacağım ama Mustafa Armağanın tarih yazmasına kimse birşey diyemez elbette yazsın ama dediğin gibi edebiyatçı olarak tarih yazsınki bunada tarihi roman denir ama Mustafa Armağan bunun tam tersini yapıyor

2.Abdülhamid hakkında nasıl istiyorsan bir tarihi roman yazarsın kimsede çıkıp bir şey diyemez çünkü o senin doğrularındır,senin o tarihi şahsiyeti algılayış biçimindir

Ama Mustafa Armağan her yazdığını resmi tarih doğruları gibi yazıyorki bu kabul edilemez,zaten ideolojik yazdığını herkes biliyor
 

Çevrimdışı shl_61

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 128
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #17 : 05 Mayıs 2010, 19:44:15 »
   Kesinlikle katılıyorum Mustafa Armağan ideolojik yazıyor zaten bunun için kaynak değil.Bu konuda hem fikiriz.Yukarda biraz dağınık yazdım ondan anlaşılamadım galiba ;D tarihi roman değilde edebiyatçı kaleminden tarih yazıyor diyebiliriz yaptığı şey için.
   "2.Abdülhamid hakkında nasıl istiyorsan bir tarihi roman yazarsın kimsede çıkıp bir şey diyemez çünkü o senin doğrularındır,senin o tarihi şahsiyeti algılayış biçimindir."Bunda haklısın ama tarihçi isen böyle yapamazsın.Onun için Armağan tarihçi değil.
    Konu farklı yere kayıyor ama mesala tarihi roman "Buhara Yanıyor".Kardeşim okuyordu merak ettim oturdum okudum.Mesela orada da Yavuz Bahadır velihattı öyle anlatırken övüyor.Ama Anadolu Selçuklularına yaptıklarından dolayı Türk dünyasının birleşememesi hatasını görmezden geliyor.Beyazıttın Timur karşısındaki Memluklara karşı takındığı tavır gibi.Herneyse işte romanlarda olaylara iyi kötü diye yaklaşıyorlar.Aynı zamanda edebiyatçının kaleminden tarih yazanlarda ;D aynı durumda.Fakat tarihçi farklıdır o olayları ortaya koyar.Kişisel görüşlerini yansıtmadan yorumlamaktır.
    Aslında bu kadar uzun uzun anlatmaya çalıştığım Armağan gibi olsun onun tam zıttı görüşteki edebiyatçılar olsun yazsınlar ki tarih gündemde kalsın.İnsanları tarihe yaklaştırsın.Toplum hafızası Halil Hocalarla İlber Hocalarla Yılmaz Hocalarla zaten oluşacaktır.Onun için niye mi bu adam gibi eleştiriler ağır olur bence.
Not:Yanlız herşeye rağmen bence yabancı yazarların türk tarihi ile ilgili edebi olsun tarihi olsun yazılarından oldukça sığ ve yanlış içerikli olduğundan köşe bucak kaçınılmalıdır. ;D
 

Çevrimdışı Speedy

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1874
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #18 : 05 Mayıs 2010, 19:45:20 »
Yalan mı gerçek mi?

Bakın Napoléon ne demiş tarih hakkında.

''Tarih, üzerinde herkesin anlaştığı bir yalandır.''
“Bugüne kadar beyazlar bizi birçok söz verdiler , hatırlayamadığım kadar çok , ama biri dışında hiçbirini yerine getirmediler ; topraklarımızı alacaklarını söylediler ve aldılar”
Kızıl Bulut(Mahpiu Luta)
 

Çevrimdışı shl_61

  • Yeni Çeri
  • *
  • İleti: 128
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lozan!
« Yanıtla #19 : 05 Mayıs 2010, 19:59:43 »
Aslında doğru tarihi galipler yazar.