Gönderen Konu: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı  (Okunma sayısı 2526 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kurt Knispel

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1431
    • Profili Görüntüle
Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« : 30 Mayıs 2013, 12:46:34 »

Yavuz Sultan Selim’in hakkında şehzadeleri katlettiğine dair ispatlanamayan rivayetler vardır. Yavuz, Osmanlı monarşisinin ihtiyacı olduğu ölçüde despottu. Bu devri Rusya’nın Korkunç İvan dönemiyle benzeştirmek için sebep yok. Çağdaş tarihçiliğimiz Yavuz Sultan Selim Han’ı hâlâ çok yüzeysel olarak ele almaktadır

1520 yılının 21 Eylül’ünde Ortadoğu tarihinden ismi silinmeyecek Yavuz Sultan Selim Han bu dünyayı terk etti. 42 yaşında tahta geçmişti. Hakikaten tahta kendisi geçti. Rivayete göre son seferinde babası sulhsever Bayezid Hanı da yanında götürmüş ve resmi açıklamaya göre padişah-ı esbak eceliyle ölmüştür. O gün bugün Yavuz Selim Han’ı Korkunç İvan gibi tasvire meraklı yerli-yabancı tarihçiler bu olayı babanın zehirlenmesi olarak bildirirler.

II. Bayezid, Fatih Sultan Mehmed’in cenazesinin bile ortada kalmasına neden olan taht kavgasında, şehzade Cem’e karşı muhafazakar ve sulhsever takımın adayı olarak tahtı ele geçirmişti. Yeniçeriler ise Cem’i istiyordu. Cem yenildi. Ama II. Bayezid nefes alamadı, Memlûklar’la uğraştı. Papalığın ve Malta Şövalyeleri’nin Cem için sızdırdığı yüksek bilançoyu ödemekle kalmadı, Avrupa’ya karşı hareketsiz kaldı.

31 yıl Osmanlı memaliki, nisbi bir barış yaşadı. Önce Trabzon’da, sonra da Kefe sancağında sancak beyi olan Şehzade Selim bu dönemde hiç de sakin yaşamadı. Kafkas’ta Gürcülerle kapıştı. Kuban bölgesinde hakimiyet kurdu, bunlar bir sancak beyi şehzadenin işleri değildi; kendi başına karar verdiği cenklerdi.

Bazı tarihçilerin aksini söylemelerine rağmen Kırım Hanı Mengli Giray’ın kızı Hafsa ile evlendi. Tahta geçtiğinde kardeşleri Şehzade Korkud ve Ahmed’i katletmiştir. Âdet haline gelmekte olan şehzadeler arası iç harbi bu yolla önledi. Öbürleri de bilgin şehzadelerdi, bu da hayli bilgiliydi. Hanedanın içinde Fatih’ten sonra onun kadar Doğu’ya ve Batı’ya hakim bir Rönesans aydını gelmemiştir ama şu manzara çok göze çarpar; 1514’te Çaldıran’da feci yenilgiye uğrattığı Safeviler’den Şah İsmail, Türk şiirinin üstadıydı. Yavuz Selim Han da üstad olmasa dahi Fars edebiyatı gibi derin ve barok bir dalda kalem oynatacak kadar bilgiliydi. Memleketin içinde Dulkadiroğluları’yla uğraştı. Bugünkü Maraş ve havalisi onun sayesinde kazanıldı.

İki yılda imparatorluğa kattığı Mısır'dan Fırat havzasına uzanan Arap dünyası o kadar renkliliğine ve potansiyel problemlerine rağmen dört asırlık bir sulh dönemine girdi. I. Dünya Savaşı'ndan sonra gelen İngiliz ve Fransız mandası orada sadece huzursuzluk yarattı.

Vezirin yalan söylemesi Yavuz Selim Han’dan beri affedilmez bir olaydır. 1516’da Mercidabık’la bütün bugünkü Suriye, Ürdün, Filistin ve Lübnan ile ayrı bir parça olarak Haleb imparatorluk topraklarına katıldı. İstanbul’a dönmeden Mısır’a devam etti. Mısır böyle cengi az görmüştür. Kocaman topları ve orduyu Sina çölünden geçirdi. Birinci Harb sırasında Cemal Paşa çok daha modern yapılı orduyu Sina’da heder etmiştir. Rıdaniye Zaferi, Memlûk Sultanı Tomanbay’ın beklemediği bir kuşatmayla gerçekleşti. Selim Han, ateşli silahlar ordusunun bu dahi mareşali uyguladığı taktikle Moğolları bile def eden Memlûklar’ı ilk defa yeniyordu. Hicaz’ı ilhak etti. Ölümünden evvel Barbaros sahneye çıkmıştı. Cezayir Beylerbeyliği’ni ihdas etti. Mamafih Osmanlı’nın Kuzey Afrika’ya duhulü, oğlunun zamanındandır. Donanmaya ve gemiciliğe önem verirdi. Portekizlilerin ve İspanyolların tekelinde olan haritacılığa Osmanlı onun zamanında el attı.

Sert bir hükümdardı. Sadrazamlarını katletmekle ün yapmıştır. Bunun başlıca nedeni gereken emirleri yerine getirip uygulamaları gerçekleştirememek ama daha beteri icraatında başarısızlıkları gizleyip yalan söylemektir. Vezirin yalan söylemesi Yavuz Sultan Selim Han’dan beri Osmanlı ananesinde hiç affedilmez ve Tanzimat’a kadar süren siyaset cezasının başlıca nedenidir.
Elli yaşında ölmese muhtemelen İtalya’ya da ayak atacaktı.

Osmanlı İmparatorluğu Afrika ve Ortadoğu’ya yerleşti. İran ülkesinin ve Kafkasya’nın kapıları açıldı. Fatih’in gerçekleştiremediği Rodos’un fethine giriştiği biliniyor. Şirpençe denen zehirli çıbandan muzdaripti. Sinirli karakteri icabı çıbana kendi müdahale etti ve ölümü çabuklaştı. Elli yaşında ölmese, muhtemelen Balkanlar’ın ötesine ve İtalya’ya da ayak atacaktı. Devrinde Osmanlı hazinesi ve varidatı fevkalade yükseldi. Harcamalarda ise o derecede bir iktisada hakimdi. İstanbul dahil imparatorluk sathındaki Yavuz Selim devri camileri fevkalade mütevazıdır. Askeri harcamalar ise tam üst düzeydeydi. Klasik çağın büyük mimarları ve becerikli memur kadroları, hepsi onun devrinde serpilmiştir.

Yavuz Sultan Selim hakkında ispatlanamayan rivayetler vardır. Bunların bir tanesi Şehzade Süleyman’ı (Kanuni) rakipsiz ve mutlak aday olarak bırakmak ve iç savaşı önlemek için öbür şehzadelerini katlettiğidir. İspat edilemedi. Kardeşi Şehzade Korkut ve Ahmet ise Beyazıt vakasından sonra hanedanın korkulu rüyasına dayanır. Yavuz Osmanlı monarşisinin ihtiyacı olduğu ölçüde sert ve despottu. Yavuz Sultan Selim devrini Rusya’nın Korkunç İvan dönemiyle benzeştirmek için sebep yok. (Aslında İvan’ın lakabı olan Grozni de ‘müthiş’ değil ‘yavuz’ olarak çevrilmeli. Unvanlar da ve lakabı da benzerlikler acaba tesadüf mü?) Çağdaş tarihçiliğimiz Yavuz Sultan Selim Han hâlâ çok yüzeysel olarak ele almaktadır. Vesikalara dayanarak yapılan son tetkik Feridun Emecen’in “Yavuz Sultan Selim” adıyla neşredilen kıymetli çalışması ve hepimizin hocası Halil İnalcık’ın İslam Ansiklopedisi’ne yazdığı, beklediğimiz Selim I maddesidir.

Milliyet deki köşe yazısıdır.
 

Çevrimdışı TheInvasion

Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2013, 23:56:14 »
Paylaştığın için teşekkür ediyorum. :)

Benim anlamadığım bir şey var: Madem yeniçeri Cem'i istiyordu, Bayezid nasıl Cem'i yendi?

 

Çevrimdışı Kurt Knispel

  • Sekban
  • *
  • İleti: 1431
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #2 : 24 Temmuz 2013, 23:58:03 »
Ulema.
 

Çevrimdışı TheInvasion

Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #3 : 25 Temmuz 2013, 00:04:28 »
Ulema.
Tabi bir de Cem'e haber göndertmemelerini de göz önünde bulundurmak lazım. Belli yani iyi mareşal değil barış adamı istiyorlardı. Fatih bıktırmıştı çünkü... Sefer üstüne sefer...
 

Çevrimdışı no_afk

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 841
  • İşi bilecen,işe gitmiycen
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #4 : 02 Ağustos 2013, 15:13:04 »
Paylaştığın için teşekkür ediyorum. :)

Benim anlamadığım bir şey var: Madem yeniçeri Cem'i istiyordu, Bayezid nasıl Cem'i yendi?
İstanbul'a ilk gidip tahta geçen o olduğu için tüm ordu emrindeydi.Cem'in şehzade ordusundan çok daha büyük bir güç olduğu için çok zor olmadı yenmesi.
Dagli amici mi guardi Dio, che dai nemici mi guardo io.
italyan atasözü (meali=Beni dostlarımdan Tanrı'm korusun, düşmanlarımdan ben kendimi korurum.)
 

Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #5 : 19 Ağustos 2013, 10:30:51 »
Bu arada İlber Hoca da Yavuz'un büyük hayranıdır :D Katıldığı proğramlarda Yavuz'dan bahsederken gözleri hayranlıkla doluyor :D
« Son Düzenleme: 19 Ağustos 2013, 23:15:51 Gönderen: Erich von Manstein »
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart
 

Çevrimdışı Börklüce

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 2353
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #6 : 19 Ağustos 2013, 11:24:26 »
îbrêtlîk têspît kârdêş. bênîm dê gôzlêrîm dôlûyôr, hâyrânlîktân îçîm gêçîyôr.

gêçên bîr prôgrâmdâ îlbêr rêîs kêndîsînîn âğzîndân yâpîlân têspîtlêrî çôk sêvdîğînî sôylûyôrdû. bâyîlîyôrmûş, çôk dâ vârmîş bôylê tîplêr.
 

Çevrimdışı Reichstag

  • (batufb94)
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3021
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #7 : 19 Ağustos 2013, 11:36:01 »
Doğuda Türkmenleri sürüp kürtleri yerleştirip , alevileri öldürmesinden bahsetmemiş.

 

Çevrimdışı Şarklı Yağız

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 1127
  • Isoroku Yamamoto
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #8 : 19 Ağustos 2013, 20:13:46 »
Evet bıraksaydı da Türk milletinin bekası için İran alsaydı oraları. Alevileri öldürmesi insanlık açısından acıda olsa siyasi açıdan olması gerekendir.
Aşırı düzen arayışları ütopiktir ve sonucu her zaman  totaliterliktir, diktatörlüktür. Adına Komünizm, Faşizm, Kapitalizm, Anarşizm, Dincilik ne derseniz deyin bu değişmez. Sadece diktatörlüğe giden yol farklı olacaktır.
 

Çevrimdışı Loki

  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 5021
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #9 : 19 Ağustos 2013, 20:17:54 »
Evet bıraksaydı da Türk milletinin bekası için İran alsaydı oraları. Alevileri öldürmesi insanlık açısından acıda olsa siyasi açıdan olması gerekendir.

İran niye diyorsun ? Ak Koyunlular Kara Koyunlular İlhanlılar İran uzaylıda bizim haberimiz mi yok ? Arkadaş İran TÜRK TÜRK TÜRK TÜRK TÜRK TÜRK TÜRK HEPSİ TÜRK TÜRK TÜRK TÜRK niye şu saçma Osmanlıcılığı bırakmıyorsunuz bu zihniyet yüzünüden bu milletin yarısından fazlası gerizakalı yaratıklara döndü tarihinden haberi olmayan bir millet yarattınız Yavuz Sultan Selim'e toz kondurmayacağım diye. Gören sanacak Fransızlarla savaştık İran'da Alevi dediğiniz adamlar Kızılbaştır Kızılbaşta senden benden daha Türk demektir.

Uzaylılarla savaşmışız gibi göstermeyi bırakın artık yeter şu zihniyet yüzünden Arap ve İslam düşmanı birisi oldum zaten.

Çevrimdışı Börklüce

  • Nizam-ı Cedid
  • *
  • İleti: 2353
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #10 : 19 Ağustos 2013, 21:46:58 »
Türk milletinin bekası değil de Osmanlı'nın güvenliği için daha doğru.

Bir de ek bilgi; Selim Şah malum bölgede Kürtleri set olarak kullanırken Şah İsmail de Özbekler'e karşı Horasan'a Kürtleri yerleştirmiştir.
 

Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #11 : 19 Ağustos 2013, 23:19:33 »
Ozan bilgilendirme için teşekkürler :D Bazen sırf Selim Hanı kötülemek için anti Türkmen havası oluşturulmaya çalışılıyor.Bu durum için aslında güzel bir bilgi verdin.Şah İsmail de Selim Han da devletlerinin bekası için hareket etmiştir.Bunun üzerinden acıtasyon yapmaya gerek yok diye düşünüyorum.
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart
 

Çevrimdışı Şarklı Yağız

  • Sipahi
  • *
  • İleti: 1127
  • Isoroku Yamamoto
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #12 : 20 Ağustos 2013, 02:36:09 »
Zaten Türk milletinin bekası için derken öldürülen Türkmenleri kastetmiştim. Hatta için kullandım. Yanlış anlaşıldım sanırım. Yazımda o dönem için Türkçü düşünmesini eleştirmiştim. Sonuçta Osmanlı devletinin çıkarları için Kürtlerin gelmesi gerekiyordu. Türkler için o bölgeleri İran'a kaybetmek dönem için mantıksızdı demek istedim.
Aşırı düzen arayışları ütopiktir ve sonucu her zaman  totaliterliktir, diktatörlüktür. Adına Komünizm, Faşizm, Kapitalizm, Anarşizm, Dincilik ne derseniz deyin bu değişmez. Sadece diktatörlüğe giden yol farklı olacaktır.
 

Ynt: Yavuz Sultan Selim--İlber Ortaylı
« Yanıtla #13 : 20 Ağustos 2013, 19:05:06 »
Ben aslında genel bir durumdan bahsederek Ozanın yorumunu övmüştüm.Fakat senin yorumunla ilgili de biraz yanlış anlamıştım.Şimdiki yorumun daha açıklayıcı oldu :)
"1945'te Nürnberg'te görüştüğüm Alman generalleri arasındaki ortak kanı Manstein'ın sahip oldukları en iyi general olduğu ve başkomutan olarak onu görmeyi istedikleridir. Görünüşe göre o, operasyonel ihtimaller hakkında çok iyi bir sezgiye ve eşit derecede iyi çarpışma yönetme becerisine sahipti. Aynı zaman da tankçı olarak yetişmeyip de mekanize birliklerin potansiyelini onun kadar iyi görebilen başka bir general de yoktu. Kısacası o askeri bir dehaya sahipti."

B.H.Liddell Hart